![]() |
Santranç 2
Rakibini iyi tanı yıkılmadan başa gel İyi tanı sakın korkma güvenerek işe gel Yıkılmadan güvenerek ileriye yürürken Başa gel işe gel yürürken azimle coşa gel Yanlış yapma düşünerek işlerini bil getir Düşünerek nerde olursa sevdiğini bul getir İşlerini sevdiğimi bülbülüyle gül getir Bil getir bul getir gül getir gelirken neşe gel ATAROĞLUM samimi ol sakın girme riyaya Samimi ol gerçek söyle emek gider havaya Sakın girme emek gider mal mülk benzer rüyaya Riya havaya rüyaya girmeden beşe gel |
Savaşamaz
Sevdası olmayanın Gönlü ölür yaşamaz Acıyı tatmayanlar Tatlıya ulaşamaz Mayası temiz kişi Harama bulaşamaz Harama bulaşanlar Asla hür dolaşamaz Yufka yürekli olan Çetin yollar aşamaz Yağmur almayan ırmak Yatağından taşamaz Ülküsü yoksa eğer İleriye koşamaz Uğrunda can vermeyen Canana kavuşamaz ATAROĞLU insanı Sever hiç kin taşımaz Sabretmeyi bilmeyen Nefsiyle savaşamaz |
Sazım
Babam yollayınca beni gurbete, Sıkıca tutmuştum elini sazım. Senin ile gittim gurbetten öte, Gösterdin sevdamın yolunu sazım. Sapını taktırdım, teknen oydurdum, İçine muhabbet, sevgi koydurdum, Her yöreden türkülere doydurdum, Gezdirdim köyünü, ilini sazım. Cümle âleme senin ile seslerim, Göğsüne nakş olur tüm heveslerim, Toka takar güzel, güzel süslerim, Kıskandırır kızı, gelini sazım. Ne yana çevirsem döndün sen bana, Söyleştik sevgiyi hep kana, kana, Sevdamızı ilân ettik cihana, Neyleriz dünyanın malını sazım? Sadık dostlarını bırakıp gitme, Sen sen ol kimseye intizar etme, Gönüller yap, gönülleri incitme, Kırma Yaradan’ın kulunu sazım. Bendeki dertlerin hamalı sensin, Sırtımda gezersin, yamalı sensin, Gönül şehrimizin tellâlı sensin, Anlayan anlıyor dilini sazım. Ağır ol da mala, mülke satılma, Gir meydana bir kenara atılma, Muhannetler arasına katılma, Kırarlar tekneni kolunu sazım. Ataroğlu’m sevdasından vazgeçmez, Sırlarını senden gayriye açmaz, Akordun bozulmaz, düzenin kaçmaz, Yâr saçından taktım telini sazım. |
Sen gelmeyince
Hasretliğin yara açtı gönlümde Tuz bastım yarama sen gelmeyince Geçtiğin yollardan avuçlayarak Toz bastım yarama sen gelmeyince Görünce sevdiğim bana kızmasın Eller duyup dertli diye yazmasın Yakayım da dışarıya sızmasın Köz bastım yarama sen gelmeyince Günlerce bayıldım uyanamadım Gözüm açtım ama inanamadım Sinemde yangına dayanamadım Buz bastım yarama sen gelmeyince Ahbaplarım kaçtı ele dönüştü Göz yaşlarım doldu göle dönüştü Yaram kanadıkça sele dönüştü Bez bastım yarama sen gelmeyince Bana ne ki artık elin dilinden Bülbül haber almaz oldu gülünden Teselli bekledim sazın telinden Saz bastım yarama sen gelmeyince Istırap içinde yandıkça yandım Sanmasınlar ben bu dertten usandım Verdiğin mendili durdurur sandım Tez bastım yarama sen gelmeyince Niye dönmüyorsun bilmem ki niye Selam bekler Ataroğlu hediye Bu da fevasızdan yadigar diye İz bastım yarama sen gelmeyince |
Sensizliği düşündüm
Bu gece ben sensizliği düşündüm Yıldızlar aniden sönüverdiler. Çıkış var mı diye geriye döndüm. Perdeler ard arda iniverdiler Sen var iken her şey temizdi aktı. Ufkum geniş geleceğim parlaktı. Sen gidince herkes beni bıraktı. Yüz çevirip arka dönüverdiler. Parçalandım takla, takla yarıldım Ele değil ben kendime darıldım Sebeplere dönüp, dönüp sarıldım Hepsi sukut edip siniverdiler Bir kez göreyim de öleyim dedim. O nerdeyse bende geleyim dedim. Kârı zararımı bileyim dedim İşte halin diye dünü verdiler. Ben her şeyi baştan yeni istedim. Bülbülü ben bir gülşeni istedim Vallahi billahi seni istedim. Farkınız yok deyip, beni verdiler Ataroğlu’m dedim kalksın şu perde Perdeler kalkacak elbet bir yerde. Tamam, bu benimde yarısı nerde? Bu sefer de tutup seni verdiler |
Sev
Sevmek aşkın temeli, Seni seven ferdi sev. Mevlâ için sevmeli, Dermanı sev, derdi sev. Olma kötüye dalan, Yalandır geri kalan, Özü sözü bir olan, İnsanı sev, merdi sev. Bir vatanda bir bayrak, Parçalanmayı bırak, İnanca dayanarak, Türkü, Laz’ı Kürd’ü sev. Ataroğlu’m süzdüğün, Türklere dizdiğin, Vatan diye gezdiğin, Toprağı sev, yurdu sev. |
Sevdalar
Sevdalar Her gönülde ayrı renkte bitiyor, Sır yüklüdür, çözülmemiş sevdalar. Gözlerimde buram buram tütüyor, Türküleri yazılmamış sevdalar. Bir taraf sönerken yanar ötesi, Bir taraf habersiz tanır ötesi, Sevdalarım vardı sınır ötesi, Gurbet kaldı gezilmemiş sevdalar. Sevdalar yamaçta özlüyor düzü, Sönmez ama belki küllenir közü, Doludur gözleri, soluktur yüzü, Hangi çağda üzülmemiş sevdalar? Kimisinin tarlasında ekinmiş, Kilimlerde motif motif dokunmuş, Destan olmuş, dilden dile okunmuş, Hiçbir zaman ezilmemiş sevdalar. Bazısı karadır, yüreği çöker, Bazısı dumandır dağlara çeker, Bazısı diyemez boynunu büker, Daha çoktur çözülmemiş sevdalar. Birinde nazlıdır çiçek misali, Birinde oynaktır köçek misali, Havada, karada böcek misali, Bir kararda dizilmemiş sevdalar. Sevdalar var sırma saçta ve kaşta, Sevdalar var derin derin bakışta, Sevdalar var çeyizdeki nakışta, Antikadır, kazılmamış sevdalar Sevdalı sevdanın elinden nider, Ataroğlu bile elinde heder, Benimle beraber mezara gider, Ambalajı bozulmamış sevdalar. |
Sevdayı
Sevdayı sevdaya düşenler anlar Nasıl anlatayım size sevdayı Çile çekiciyle aşk çivisiyle Evvelden çakmışlar öze sevdayı Aslı peşi sıra Kerem getirmiş Mecnun Leyla’sını çölde yitirmiş Ferhat almış dağ başına götürmüş İndiren var mı ki düze sevdayı İlkbaharın çiçeği var alı var Yeşili var meyvesi var dalı var Yaz ayının arısı var balı var Neden bırakmışlar güze sevdayı Yakalanan iflah olmaz kurtulmaz Aklın kantarında sevda tartılmaz Küllenir ya asla üstü örtülmez Acep kim saklamış köze sevdayı Dağların inişi yokuşlarında İşlenen mendilin nakışlarında Seven sevilenin bakışlarında Sanki yapıştırmış göze sevdayı Nice diller döktüm kanmadı söze Çıkmış yükseklere inmiyor düze Yaşım geçip varsa dayansa yüze Gönül arzu eder taze sevdayı Ataroğlum sanma o da yanmadı Sevda uykusundan hiç uyanmadı Teknesi çatladı tel dayanmadı Keşge demeseydim saza sevdayı |
Sevdiğim
Mutlu bir yuva kurmuştuk, Her hâl uğradık nazara. Ben doğuştan çileliydim, Sen de çıktın bahtı kara. Zaman döner mi ki geri, Getirsem güzel günleri, Yazımız oldu zemheri, Hasret kaldık ilkbahara. Ümitler bekler sabahı, Akşama yükler eyvah’ı Almadık mazlumdan ah’ı Rast gittik bir intizara. Evelinden verdik karar, Seven sevdiğini arar, Sensiz hayat neye yarar? Beraber gidek mezara. Sancıdan yıkılır kaşlar, Gözünden dökülür yaşlar, Biri durur biri başlar, Dertler sende sıra sıra. Ataroğlu’m hatrın sorsa, Doya doya seni sarsa, Kaderinde çile varsa, Ben mi attım gülü zara? |
Sever
Ocaklar ateşi özler Bacalar tütmeyi sever Çiçekler baharı gözler Keklikler ötmeyi sever Biri bire eş yaparken İki, üç, dört, beş yaparken Çalışanlar iş yaparken Tembeller yatmayı sever Avare gönlünü eyler Geçmez akçe insan neyler Alim sözü özlü söyler Geveze atmayı sever Ak’a dönünce karalar Kapanır nice yaralar İnsan var kavga aralar Haylazlar çatmayı sever Yalan gerçekten kaçmayı Olur olmaz laf saçmayı Münafık sırrın açmayı Dost ise örtmeyi sever Çiftçiler tohum ekişi Terzi elbise dikişi Müşteri alış verişi Pazarcı satmayı sever Saçlı saçını örmeyi Cömert dağıtıp vermeyi Mecnun Leyla’yı görmeyi Leyla aratmayı sever Ataroğlum düz gitmeyi Çoban kuzuyu gütmeyi Zalim insan yok etmeyi Mevla’m yaratmayı sever |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:13 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.