www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:32 AM

Bahar
Yar göğsü gibi ak pak İstanbul.
Bekleyin karlar eriyecek.

O zaman da sıcak olacak buralar.
Saçımızda bahar meltemleri...

Çimenlerde açacak papatyalar,
Nisan yüklü bulutlar...

Güneş ısıtırken sabahları
Savaşsız uyansın yarınlar.

Dünyanın neresinde olursa olsun
Baharı yaşasın çocuklar!


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:32 AM

Bahar!
Önce sesin geldi, kıvrılan nehir gürültüsüyle.
Sadece, seni dinledim.
Sonra bir endam...
Yükselen başak sarılarında saçların,
Toprak kokusunda bereket.

Dokunuşunu hissetti çiçekler,
Ben serinledim.
Gözlerinden izler var çimenlerde,
Yüksek dağlarda kokun,
Sadece seni çektim içime.

Meltemi peşine taktın,
Kelebekler olup uçtun,
Ben ardın sıra baktım..
ve adını 'bahar' koydum.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:32 AM

Veda
Artık biliyorum yalnızlığı. Süpriz değildi bu ayrılık. Pembe bulutlara asılı kalamazdım daha fazla. Hayallerimi de çekemezdi zaten,göğe kurduğum sarmaşık merdivenler. Düşlerle gerçekler arasında gel-gitlerdeyken, sabun köpüğünden bakabildim hayata. İnan, canımı acıtmadı gitmelerin. Sen özgür *******in adamısın,bensiz sabahların. Göğsünde ki deli taylar gibi, dört nala yaşarsın aşkları. Gecenin kucağında, kızıl sevişlerde, kimbilir kaç çeşni bedenden düşmüştür terler tenine. İnan, paylaşmaktan korkmadım seni. Benim olmayacağını biliyordum zaten. Sadece büyümeyi öğretmeni istedim. Yıldız gözlerinde dolunay gibi olgunlaşmayı. Küçük yüreğimdeki büyük ateşten, bir kıvılcım sıçratabilsem gözlerine yeterdi.. Yine yangınında kaldı pembe düşlerim, isine bulandı ayrılığın. Yine koru elimde kaldı sevdanın. Sen bilmezsin, külleri bile acıtmakta canımı ya... neyse!


Sakın üzülme sevdam... küçüğün buna da güler geçer..

Sen mutlu ol, bu bana yeter.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:32 AM

Baharın Son Akşamları
Bugün tüm miskinliğini üstüme sermiş bahar. Bu sıcakta yataktan beni kaldıracak tek güç denizden gelen serin bir dalga olabilir.Şöyle beyaz beyaz köpükleriyle beni kavrayacak, tuzu hüznüme merhem olacak. Hele biraz da güneş düştüyse içine... deniz, huzur olacak. Evvelden tek huzurum gece gözlerin olurdu. Şimdi istediğim tek şey, hatırlamamak seni, gece olmamalı,yirmidört saat güneş kalmalı gökyüzünde ama nerdeeee? Belki de yazı bu nedenle seviyorum. Geç akşam oluyor ya, kış gibi zifiri karanlıkta olmuyor yıldızlar altında sokaklar...Penceremde dalıp gidiyorum lacivert temmuza. Bir de tenini unutabilsem, gün sıcaklığında ki esmer sevdanı.

Ömrümün kaçıncı yalnızlığına kucak açtığını bilmiyorum ilkbaharın. Kayan yıldızlarla tuttuğum dileklerin kaçının olduğunu. Belki de bir başkasının yıldızıdır hep ucuna takıldığım.Bu yüzdendir arzularımın tükenişi. Kendime bile sıralayamadığım özlemler kaç gecedir tutuşturmuştur kızıl şafakları. Bir kadeh şarap, slow bir şarkı ve tabloyu tamamlayan gözyaşı. Yine yatağımdayım anlayacağın. Güçsüzlüğüme şahit dört duvar. Yaşlarıma avuç açan yastığım ve beni koynuna alan sensizliğim. Susuyorum güneş ve kuşlar gibi, gün gibi uyuyorum.

Gözümü açıyorum ter içinde yatağım. Sabah güneşi mi, sensizlik kabusu mu sebebini bilmiyorum. Sabahımda, akşamımda,dört mevsim senin adın. Aşk senle bütünleşir gibi geliyordu ama biliyorum ki sensizlikmiş sevdanın güzeli. Ne kadar yakınsam da sensiz daha mutluyum inan gece gözlüm. Kızgınlığımın sınırları yok artık. Özlemlerimin çatısı çoktan çatladı. Gözpınarlarım da kurumak üzere. Hayırsız ismini anmamak için mühürledim dudaklarımı.

Sana ait bir tek ben varım. Böyle giderse onu da tüketir bu kara sevda Temmuz serilince üzerine. Yaza teslim olmak için çırpınıyor hüzünlerim. Yeni sevdalara yelken açacağım, yüreğime söz verdim. Yakamozlar düşüreceğim karanlık sulara, denizi boyayacağım lacivertlere dolunay altında. Asla siyah olmayacak hayatımda. Seni ve gece gözlerini serptim bulutlara.. Gün gelir yağarsın belki başka kurak savdalara.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:33 AM

Bakma öyle
Bakma öyle!
Böylesi sabahlardır bende yansıyan
Bulutlardır gülüşümde renk
Tenimde sıcak güneştir
Denizdir bazen ilimde umut
Dikenli tellerde çocuk yanımdır suskunluğum

Durma öyle!
Gülünce sen
Aralanır şehrin üstünde sis
Güneş düşer yedi yamaçtan
Süngerleşir göğsüm, tenim çeker
Ellerimde izmarit
Dumanında hayalin
Tütsülenir dudakların, canım çeker...susarım


Bakma öyle!
Sandık arasından çıkarıp anıları
Fırlatırım kağıt uçağımla
Ha gözlerimden düşmüş kağıda
Ha kağıt çakılmış toprağa
Aynı batar sancısı uzağında

Yasaklı yolların yedivereni
Yaprağında kelebekti aşk
Hangi mevsimindeyim söyle


Durma öyle!
Göğsünde yedi mevsim dikenim belki de
Her battığımda sevda açar kırmızı
Yorgun yıllar yara bere sözler içinde
Kadınım...
Tek sensin sığındığım

O zaman!
Çık da gel gözlerimdeki karanlıktan
Çatlak duvarların ardında
Toz duman anılardan
Çık da gel!
Sessiz çığlığımdan
Bir tını düşsün lal yemiş düşlerime
Üşüyen ellerimi tut sadece...
Gerisi bana yeter.

Sevgili NEG''e (N.Ege.Güral''a seslendirme için teşekkür ederim.)


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:33 AM

Balıkçı-m-






Sensiz ama sen dolu bir sabah daha yayılıyor şehire.

Nerdesin hiç bilmedim, ne teninde battı, ne gözlerinde doğdu güneş. Oysa hep göğsünün sıcaklığı vardı yanağımda. Ellerimi hiç başı boş bırakmadın. Yalnızlığıma ortak oldun saatlerce, bilmedin.
Benim, seni bilmediğim gibi! Kimdin? ?

Kalabalık ve şarap kokusunda, tokuşan kahkahalara şimşek gibi çaktın – bir andı – tok sesinin bir yumrukla boğazıma dayanması. Şaşkındım...hem de çok, ismin nasıl estiyse kulağıma, o gün bu gündür hala üşür yüzüme bıraktığın alevler, göğsümdeki kıvılcımlar hala uçuşur. Hiç gelmedi mi soluğuna seni sardığım tütün kokusu?
Dumanımda kimimdin?

Sensiz ama sen dolu bir sabah daha yayılıyor şehirde.

Adımlar dökülürken caddelere, seni kovaladığım düşlerim çekiliyor ayak izlerinde. Hangi kıyıda sus pussun şimdi?
Hangi balıkların izinde, yıldızlarla kalaylarsın yakamozları?

Deniz kenarından ne zaman geçsem, dalar giderim sebepsizce. Kıvrımlarında derinleşir ya rengi, yutar ya şehri tepe taklak... boğulur sanki yalnızlığım. Sen denizleri seversin, ben küçük balıkları. Ne ben balık oldum oltanda, ne sen deniz, ayaklarımda.... yok yok yine de sen denizsin, tenine kulaç attığım.

Dün gece... söylemeden kimseye bir şey yaptım. Lacivert ipin ucunu çektim hilalden ve mavi atlası kurtardım misinandaki iğneden. Bu sabah ağına dolaşmışsa güneşin etekleri, livarından çıkarsa birkaç yorgun martı şaşırma, baş aşağı getirdim maviyi.


Dün gece...dün gece sarhoştum ama ayık bir sevdaydı yüreğimde. Zik zaklar vardı saman yolunda, yıldızlar da sarhoşmuş ben gibi. İzlerini sürdüm, sana geldi balıkçı...ellerindeki pullar... bu pullar oltana takılan yıldızlardan mı?
Ben de bekler dururum o zaman dilek yıldızlarımı.

Bunun içinmiş, umudumdaki kırmızı lekeler.

Oysa, titrese de bitik mumun gölgesi dudağımda, söylemem gerekirdi seni sevdiğimi, söyledim, iyi de ettim. Daha ne kadar saklardım ki üç noktaların ardına arzularımı, yüzünü bilmeden hayalini nasıl çizerdim yastığımdayken. ******* hep göğsündü, başımı yasladığım. Düşlere düşerdim siyah saçlarında, öpüşen balıkları kıskanır, küçük buseler kondururdum sinene. Sen bilmezdin, deniz şahitti ellerimle sevişmeme.
Az saklamadım ki seni, az yazmadım, az çizmedim ki...azlarla, azar azar çoğalttım seni, şimdilerde sen çoğaldın, ben azaldım bende.


Sensiz ama sen dolu bir şehir, nerdesin hiç bilmedim. Kalabalık ve şarap kokusu sonrasında adımlar dökülürdü caddelere ve deniz kenarında buldum kendimi. Kimseye söylemeden bir şey yaptım. Sarhoş ve tir tir titreyişlerimde, sevdiğin bir renge buladım aşkı. Ne kırmızıydı, ne beyaz. Aşk lacivertti sende. Bana gelmen için boşuna toplamadım akşamdan mavileri...


Bu kez de benim için çık sulara balıkçı. Benim için çevir misinayı başın üstünde, hayallerimi sana bıraktım, nasılsa dönüştürürsün gerçeğe.

Bir gün ama bir gün teninde uyaracağım denizi.

Haydi şimdi rast gele.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:33 AM

Y o k
karelerde
yırtık mektuplarda
mor ısırıklarda isim

cismimde
parmak izleri
şimdilerde yüzü silik

tenim öksüz
tenim ıslak
tenim küs

giden hiç olmadım
kalanlar
kalıntılardı kader

keder;
ser açıp
sır emdiğim

ter döküp
ten biçtiğimdi
aşk denilen

dudağında
alaza sarar
adım

aşırdığım
bir avuç bulutta
özgürlük

sarhoş kentin
köprü ayağında
ezilmiş tütünde
söndük güneşle

kül rengi anlar
hırsızı hercailerin

gözlerim yankesici
kirpiklerim
emanet dikenli tellere

aynada
darağacında ruhum

düşleri ördüğün
saçlarım dökük

iki yakayı tutan ellerim
bu kördüğüm

ayaklarım asfalt
çıkmazlara

kendime dolanırım
bundandır
gölgemin sekmesi

duvarlarda
çatlak durur gece

bir bulvardan
akar denize kent

Esrarlı ölümlerdir
Sessizliğim

k i m l i ğ i m
y o k


08.01.08


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:33 AM

Eteklerimde bahar derdim….

Eteklerim yırtılmış şehre döndüğümde.
Yanaklarımda salkım söğüt dallarının çizikleri.
Parmak izlerin, ellerimde bir kor,
Sallanır çivisi paslı gönlümün dar ağacı.

Mülteciyim aşk diyarından…

Diz çöktüğümde önüne,
Bana da avuç aç ya Mevlam!
Bahardan kalma
Kan lekelerini silsin, ya da toz toprağımı
Tek dal üzerinde dans eden beyaz çiçeklerin.
Aşkı sende bulmak varmış,
Huzuru sende…

Bir ney sesine değişmişim
Bir kudüme, tambura
Yapmacık alkışları
İlahine değişmişim
Dans ederken söylenen şarkıları

Beni de kaldır ya Mevla’m
Çar çamur topraklardan
Arındırıp sun diğer elinde
Savurdukça bırak
Yorgunum inandıklarımdan
Sığındım sessizliğine

Bak ellerim iki göğsümde çapraz
Eteklerim yırtık da olsa
Başım eğik karşında
El et de yavaş yavaş açılsın
Saçlarımdaki kara yazma
El et de açıldıkça uçuşsun
Döndüğümde etrafında
Göğsümde saklı kelebekler
Yara bere de olsa

İki yumruğumun içinde
Vurdum pişmanlıkları başıma
Parmak aralarımda saçlarım
Sahte güllerin dikeni batık ayaklarımda.
Kabuk tutmuş dudaklarımda
Dua ettiğim isimler…
Yolmak için güç ver bana.



Çift kişilik uykuların
Çıplak düşlerinden uyanmam için
El ver Mevla’m bana
“Hamdım, piştim yandım”
Geldim bedensiz ruhumla kapına…
Mülteciyim aşk diyarından.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:33 AM

Balıkçının mezesi
Bu kaçıncı dökülen satırlarım pazar sabahlarına
Hep yeni umutlar belirir gözlerimde
Pazar olunca hiçbirinden eser yok
Yalnızlığımdan mı bu sessizliğim..
Bu sabahta güneş ıslanmıştı yağmurlardan
Kirpiklerime takılmıştı geceden arta kalanlar
Yarım sevdaların koynunda lacivert akşamlar
Yüreğim Marmara denizinin sularında
Kıvrım kıvrım deniz anaları etrafımda
Sevdayı, hayalleri taşırken maviliğinde süzülüşüm
Balıklarla oynaşmakta şimdi
Belki takılırım bir balıkçının oltasına
Sofrasını süslerim akşamında
Birde buzlu bir rakı yanına
Taş plaktan kalma nağmeler varsa anason kokusunda
Değmeyin keyfimize balıkçıyla
Belki kıyamaz yüreğimi katletmeğe
Belki sönük gözlerimden tanır bakışımı
Belki derdini döker sıktığı limonlu meze tabağına
Belki susar ve dalar rakının beyazına
Beyazında yüzüm
Anasonu sinmiş saçlarıma
Belki farkeder ürkek dudaklarımı
Oltasının yüreğime saplandığını
Açtığı yarayı belki görür
Üzerime damlatır sihirli yaşlarını
Kimbilir destanlar gerçekleşir sevdanın gizeminde
Deniz kızı olurum ellerinde
Bir yıldız takılmıştır saçlarıma
Saçlarım bukle bukle parmaklarını saklar arasında
Sunar şefkatini
Belki süslerim hayallerini
İşte bir pazar daha...
ama ben gene yalnızım
Sensizlik odamda
Ben bir balıkçının oltasında
Takasında
Hayalleriyle dönüş yolunda
Süslerim anason kokan gecesini
unutma ama
hep kaçan balık büyük olurmuş
Sen kaçırdığının farkındamısın
Deniz tadında sevgimi...


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:33 AM

Bir ıhlamur çiçeği düştü saçlarıma
Ellerinin kokusunu hatırlattı
Ve şefkatini

Fransız sokağından geçerken
Pencerelerde hercailer
Gülüşünü hatırlattı
Çakmak çakmak sırıttı arnavut taşları

İtalyan yokuşundan şöyle boğaza karşı
Nargilesi tüttü yaşlı şairin
Susan yanımı çağırdı

O kadar renkliydi ki yaşam
Ve herşey yerli yerindeydi ki
Düşünmek gerekmezdi yazmak için
Çiçeği, denizi,sevgiyi, ölümü
Sunulmuş kaleme noktalar, virgüller
Yeşildi bahar
Şarkılar güzeldi
Aşklarsa hep tadımlık
Saatler hep tek başımalık

Siyah beyaz olmalıydı fotoğraflar
Sabahı istediğim renkle dolmalıydı
Taş plaklar bestelenmeyeni çalmalıydı
Sadece benim için anlatılmalıydı masallar

Kum saatinden kelimeler akmalıydı
Birikmeliydi şiirler

Kırılan aynanın parçalarında
Büyüdükçe çoğalan sevgiler yeşermeliydi
Çoğaldıkça büyüyen...

Bir ıhlamur çiçeği düştü yağmurda saçlarıma
Yağmurlar ‘sen’ kokardı, ıhlamur çiçeği ‘hasretin’

Şimdi güneşin altında elimde kuru bir dal
Göğe doğru bakıp, bekliyorum bulutları
Yağmurla geldiği gibi giden
Can yarımın kokusunu arıyorum


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:21 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.