![]() |
Yaş destanı
Ruhlar aleminden gelen bir yolcu Doğar doğmaz sevilmeye başlanır Üç ayı dolunca güler yüzüne Bir yaşında hem dillenir dişlenir Altısında kalem tutar elleri Dokuzunda tam açılır dilleri On birinde tomurcuktur gülleri On iki de aynalardan hoşlanır On üçün de alıngandır çok küser On dördünde düşündükçe ter basar On beşinde kavak yelleri eser Gece gündüz hayellenir düşlenir On altı da ben bilirim sanarak On yedi de alev alev yanarak On sekiz de fırıl fırıl dönerek Türkü söyler şiirlere işlenir On dokuz da kapıları çaldırır Yirmisinde hallerini bildirir Yirmi bir de bir yuvayı doldurur Düzen tutar düğün kurar eşlenir Otuzunda geçinmenin derdinden Minnet alır namerdinden merdinden Çocuk doğar birbirinin ardından İki iken üç dört olur beşlenir Otuz beşte çoluk çocuk derdi var Otuz yedisin de biter ilk bahar Kırkında tutarsa işleri ayar Kıskanılır etrafından taşlanır Kırk birinde artık gönlü yokalır Ah çektiği günler geride kalır Ellisinde ağrıları çoğalır Elli beşten sonra çabuk yaşlanır Altmışı geçince kalırken naçar Önüne gelene derdini açar Altmış beş dedi mi torunlar kaçar Şu bizim ihtiyar derler dışlanır Yetmişinde zor hal hatır sorulur Kulak duymaz anlatanlar yorulur Sofra bile ayrı yere kurulur Gelin damat surat asar kaşlanır Yetmiş beşte beklemekten bıkarlar Her sözüne her an karşı çıkarlar Seksenin de ölse diye bakarlar Kimse kalmaz etrafında boşlanır Seksen beşte toprak açar kucağı ATAROĞLUM görmez herkes bu çağı Ha söndü sönecek derken ocağı Selalar duyulur gözler yaşlanır |
Yaş destanı 2
Eğer dilemişse Cenabı Mevla O’nun tarafından ol denilecek Anne karnı Cennet ne hoş ne âla Bekliyoruz haydi gel denilecek Gün erer haftaya haftalar aya Sabreder anası gün saya saya Ağlayarak ayak basar dünyaya Bak işte kavuştuk gül denilecek Sır olmaktan çıkar göz ve kaşımız Doğar doğmaz başlar hemen yaşımız Ana sütü en lezzetli aşımız Kudretten geliyor bal denilecek Yaratan Mevlâ’dır kaderi yazan Böyledir töremiz böyledir düzen Sol kulağa kamet sağına ezan Sen de bu isimi al denilecek Üç yaşında oyuncağı bozacak Gâhi ağlayacak gâhi kızacak Yedisinde okuyacak yazacak Ne tatlı konuşur dil denilecek Talebesin okumaya başlarken Yavaş, yavaş çocukluğu boşlarken Dokuzun da zarar ziyan işlerken İyiyi kötüyü bil denilecek Çalışmasan daim geri kalırsın Eğriyi doğruyu artık bulursun On bir on iki de reşit olursun Geçirme namazı kıl denilecek On üçün de eli çok kıskanırsın On dördünde etrafını tanırsın On yedi de çok güçlüyüm sanırsın On dokuz da adam ol denilecek Yirmiyle yirmi beş durma zamanı Artık bir karara varma zamanı Bu aralar yuva kurma zamanı Yârsın yârenini bul denilecek Dikkatli git sen gücünü bitirme Otuzunda gam yükünü götürme Helâl kazan haram lokma getirme Meyve vermez sonra dal denilecek Otuz beşten sonra koş ardından yet İbadeti tam yap bolca dua et Delilik kırkında bulur nihayet Hani sende olgun hal denilecek Kırkbeşinde anlar geriye bakan Daima anılır eser bırakan Yokmudur zekatın yok mu sadakan Dağıt fakirlere bol denilecek Ellisinde daha çoktur be dersen Nefsinin peşinde uyup gidersen Altmışın da hala küfür edersen İhtiyarın huyu kel denilecek Kimin ruhu elmas kimin ki kömür Altmış beş sonrası fazladan ömür Her an gelebilir çağıran emir Bilmem nerde biter yol denilecek Yetmişinde kulak düzgün duyamaz Baş ayağa ayak başa uyamaz Artık iki ayağın seni dayamaz Bastonun üçüncü el denilecek Seksen yaş nasip mi acep her kula Seksen beş dedi mi uğurlar ola Azığı hazırla bekle çık yola Ol denildi mutlak öl denilecek Ataroğlu’m hayat bizi yoracak Cansız beden musalla da duracak İmam cemaate dönüp soracak Mevlâ’ya oldu mu kul denilecek |
YAYLALARIN ÇAĞRISI
Yaylalardan haber geldi sevdiğim Çiğdemlerim sarı lalem al diyor Nevruz, nergis sümbüllerim karıştı Kar eridi çiçeklerim bol diyor Kekliklerim kayalardan seslendi Derelerim kar suyuyla beslendi Serçelerim düğün yaptı süslendi Yuvalandı ağaçlarda dal diyor Çamlarım sevdalı bitmez sızım var Pınarlara su gönderen gözüm var Meleşiyor koyun ile kuzum var Geç kalma ha tam zamanı gel diyor Yoldaş ara obaların göçünden Bir tel yolla sevdiğiyin saçından Ardıçların meşelerin içinden Kıvrım, kıvrım bana gelir yol diyor Gelmezsen dostluklar sürer mi böyle Uzaktan uzağa gönlünü eyle Sen aşıksın bana bir türkü söyle Gönlümdeki kederimi al diyor ATAROĞLU söyleşirsin tel ile Gelsen seni karşılarım gül ile Seher vakti esen serin yel ile Gelemezsen bari selam sal diyor |
Yazsınlar
Dostlar ben ölünce mezar taşıma Fani hayat burda bitti yazsınlar Türlü keder çile geldi başına Hepisine sabır etti yazsınlar Derdi çoktu ama dışa vurmazdı Kısa söyler dinleyeni yormazdı Hiçbir yere surat asıp varmazdı Ağlayanı gülümsetti yazsınlar Benim mezar taşım uzunca olsun Bütün hayatımı içine alsın Sözüm insanlara bir eser kalsın Kitaplara cümle kattı yazsınlar Ağlarken gülerdi garip huydaydı Düğündeydi dernekteydi toydaydı Şehire gelse de kökü köydeydi Yaylalarda kuzu güttü yazsınlar Çağrılara kulak verdi ulaştı Ulaşırken müşküllere bulaştı Saz omuzda diyar, diyar dolaştı Meclislerde söz dinletti yazsınlar Hayal eyleyerek düş eyleyerek Aşıklığı sanat iş eyleyerek Sazını sözüne eş eyleyerek Haldaşlara hal anlattı yazsınlar Milletine yaptı tüm övgüsünü Bilir töresini Türk görgüsünü Dilden düşürmedi yurt sevgisini Vatanını destan etti yazsınlar ATAROĞLUM sevmek kar idi onda Hayat bir muamma sır idi onda Çok gizli sevdalar var idi onda Bohçasıyla aldı gitti yazsınlar |
Yeşil gözlerden
Ona her bakışta gözüm kamaşır, Sanki nur saçılır yeşil gözlerden. Başka âlemlere, başka dünyaya, Kapılar açılır yeşil gözlerden. Ağlarken süzülür yaşın altında, Uyurken çok güzel düşün altında, Siyah zülfün, kalem kaşın altında, Sevdiğim seçilir yeşil gözlerden. Rüzgârı durdurur nazar vermesi, Beni kül eyledi bir kez görmesi, Eğer çekilmişse siyah sürmesi, Yaylaya göçülür yeşil gözlerden. Nuru bitmese de sönmese keşke, Tanıyınca düştüm bir büyük aşka, Onda hayal başka, düş onda başka, Göklere uçulur yeşil gözlerden. Vallahi tutuldum aşk kemendine, Kurban Yaradan’a, ol efendine, Ataroğlu sorar kendi kendine, Nasıl vazgeçilir yeşil gözlerden? |
Yetiştik
Ben köyde doğmuşum, babamız rençper, Kıra tohum eke eke yetiştik. Omuz zoru ile görülür işler, Alın teri döke döke yetiştik. Arıyı bilirdim, balı bilmezdim, Meyveyi bilirdim, dalı bilmezdim, Kilimi bilirdim, halı bilmezdim, Kara çula çöke çöke yetiştik. Sarhoş köçekleri şehirde gördüm, Yapma böcekleri şehirde gördüm, Naylon çiçekleri şehirde gördüm, Dağda çiğdem söke söke yetiştik. Sohbeti açardı bizde merhaba, Bacım şalvar giyer, bendeyse haba, Makine, makara nerdeydi baba? Kangal iplik büke büke yetiştik. Hepimiz beslerdi bir yaşlı peder, Evlâtlar çoğaldı, büyüdü keder, Ağam çalışmağa gurbete gider, Yollarına baka baka yetiştik. Her zaman ağlardı gülmezdi anam, Gözünün yaşını silmezdi anam, Deterjan, sabunu bilmezdi anam, Küllü suyu döke döke yetiştik. Ataroğlu’m bir anadan sağıldık, Büyüdükçe bir hanede yığıldık, Babam öldü, gurbet ele dağıldık, Bu sızıyı çeke çeke yetiştik. |
Yıllar
Akıncı misali geçip gittiler, Atın nallarında tozlanan yıllar. Batıdan doğuya akın ettiler, Dünya devranında hızlanan yıllar. Kimimizi başlamadan bitirdi, Kimimizi derdest edip götürdü, Sevinç bekler iken hüzün getirdi, Nice ümitlerle gözlenen yıllar. Nefesim daralır, boğaz hırıldar, Gözler kaynak gibi döker, şırıldar, Dudaklar büzülür, gönül mırıldar, Çıkar şiirlere gizlenen yıllar. Arkasından dalgın dalgın baktırır, Gözleri kısılır kaşın yıktırır, Yanık bir havayla türkü döktürür, Yüreklerde pişen, közlenen yıllar. Bazısının bilinmedi değeri, Bazısına dedim gelseydi geri, Bazısı da yaz gününde zemheri, Gözümde sislenen, buzlanan yıllar. Alnımdaki çizgilere bak hele, Bir tanesi şahit bin türlü hâle, İnanmazsan gel sor ak düşen tele, Beni de kocattı nazlanan yıllar. Sararmış yapraklar güz bıraktılar, Dişe değer birkaç söz bıraktılar, Tatlı anılarla haz bıraktılar, Şimdi resimlerde izlenen yıllar. Ataroğlu’m böyle olmamalıdır, Âşıkları dertli çalmamalıdır, Torunlara miras kalmamalıdır, Sazımda inleyen, sızlanan yıllar. |
Yine Biz Bizi Anlarız
Eller ne anlasın bizi Yine biz bizi anlarız Sebebim var dizi dizi Yine biz bizi anlarız Fark etmez uzun kısamız Aynıdır gönül yasamız Beraber neşe tasamız Yine biz bizi anlarız Gel başını sokma kuma Başkasından medet umma Belki azcık fark var amma Yine biz bizi anlarız Üstümüzde birdir çatı Birlikte bulduk rahatı Kuzey, güney, doğu, batı Yine biz bizi anlarız Bu birlikten ayrı kalma Yad ellerden akıl alma Elin kapısını çalma Yine biz bizi anlarız Ataroğlum bilir usül Toplanalım usul usul Aynı kitap aynı Resul Yine biz bizi anlarız |
Yine dosttan bir haber yok
Y İ N E D O S T A N B İ R H A B E R Y O K Göçmen kuşlar geldi gitti Yine dosttan bir haber yok Bekler iken sabrım bitti Yine dosttan bir haber yok Seher yeli selam götür Sağlığından haber getir Dayanacak takatim yok Artık hasretliği bitir Kuş olduysan dalıma kon Hasretliğe verelim son Ne bir mektup ne telefon Yine dosttan bir haber yok Tutuklumu odalarda Esir mi ki adalarda Televizyon radyolarda Yine dosttan bir haber yok Türlü türlü hayal kurdum Hesap yaptım kafa yordum Her çiçekten onu sordum Yine dosttan bir haber yok Kaç kez bulut göğe ağdı Kaç kez güz yağmuru yağdı Kaç kez güneş battı doğdu Yine dosttan bir haber yok ATAROĞLUM hep arardı Gelen günde umut vardı Yaşım geçti saç ağardı Yine dosttan bir haber yok |
Yollar
Ne zamandan beri varsın, Yaşın kaçtır sorak yollar. Bazısına müjde verir, Bazısına merak yollar. Kolların var sessiz, sakin, Kolların var akın akın, Kimisini eder yakın, Kimisini ırak yollar. Zalimleri kayırırsın, Sofra serer doyurursun, Sevenleri ayırırsın, Bu işleri bırak yollar. Birisini koyar yasta, Biri kalır ilk nefeste, Birisini eder usta, Birisini çırak yollar. Boşa çalış, boşa emen, Benden yana dönmez dümen, Başkasına çayır çimen, Bana çıktı çorak yollar. Ataroğlu’m bilsin hayrı, Başkasıyla olmaz gayrı, Her mekânda binek ayrı, Bilinmez son durak yollar. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:45 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.