![]() |
Epilepsi hakkında bilinmesi gerekenler
-------------------------------------------------------------------------------- Basit bir şekilde epilepsiyi tanımlarsak; beyindeki bir nöron grubunun anormal ve aşırı uyarılmasıyla karekterize klinik tablodur. Birçok olguda epilepsinin nedeni bilinmez. Epilepsiye neden olan olayların başlıcaları:kafa travmaları, felç, beyin tümorleri, enfeksiyonlar, toksik nedenler doğumsal anomaliler nörojeneratif hastalıklardır. Epileptik nöbet yakınması ile gelen hastada nöbetin saydığımız bu nedenlere bağlı olup olmadığını sorgulamak çok önemlidir. Çünkü duruma yönelik tedavi yapmak nöbeti ortadan kaldırılabilir ve sürekli ilaç alımından hastaları kurtarabilir. Epilepsi beynin bir bölgesinde sınırlı kalabildiği gibi beynin tüm bölgelerine yayılabilir veya sınırlı başlar ve buradan beynin tüm bölgelerine yayılabilir. Eğer epileptik uyarı sınırlıysa buna parsiyel nöbet, beynin tamamını etkiliyorsa jeneralize nöbet, beynin bir bölümünden başlayıp tamamını etkiliyorsa sekonder nöbet adını alır. Parsiyel ve jeneralize nöbetler birçok alt bölüme ayrılır. Örneğin parsiyel nöbette şuur kaybı yoksa basit parsiyel nöbet adını alır. Şuur kaybı olmadan atmalar otomatik hareketler duysal semptomlar olur şuur kaybı varsa kompleks parsiyel nöbet adını alır. Bu konuya daha fazla girmek istemiyorum çünkü epilepsinin sınıflaması çok uzun ve karmaşıktır. Anlaşılacak biçimde özetlersek beynin her noktasının bir fonksiyonu vardır ve uyarılan bölgeye göre klinik tablo şekil alır örneğin beynin frontal lobundan köken alan parsiyel nöbetlerde motor belirtiler ön plandadır. Gözlerin ve başın aynı zamanda gövdenin bir yana doğru dönmesi, gözlerin ve başın baktığı yandaki kolun havaya kalkması, bacaklarda pedal çevirme hatta yürüme ve koşma gibi karmaşık hareketler görülebilir. Beynin temporal bölgesinden kaynaklanan nöbetlerde; işitme, kötü koku gibi özel duysal semptomlar olur. Son bir örnek verecek olursam ;jeneralize epilepsinin bir alt grubu olan absans adlı nöbette hasta normal aktivasyonunu sürdürürken 2-15 sn bilinç kayıp olur. Sonra hastada kaldığı yerden aktivasyonuna devam eder.Bu nöbet genelde çocukluk döneminde görülür. Okul döneminde bu nedenle başarısız olabilirler. Nöbet anlaşılmazsa aile ve öğretmen tarafından dikkat toplayamama konusunda suçlanırlar. Doğru ilaca başlanırsa bu durum düzelir görüldüğü gibi epilepsinin birçok çeşidi vardır. Epilepsi herhangi bir sebebe bağlı değilse (travma,tümor v.s.) doğumla genç erişkinlik dönemi arasındadır. Bu yaştan sonra başlatan epileptik nöbetlerin altında tümor travma toksik neden vs gibi nedenler aramak gerekir. Tedaviye geçmeden önce çocuklarda çok sık görülen Febril Konvülzison adlı nöbetten çok kısa bahsetmek istiyorum. Febril konvülziyon genellikle bir enfeksiyon nedeni ile ateşi yükselen ve yaşları 3 ay 5 yaş arasında değişen çocuklarda görülen annelerin doktora genelde havale geçirdi diye tarif ettikleri nöbettir. Genelde 5 yaşından sonra iyi tedavi edilirse olmaz. Progrozu iyidir. Epilepsi nöbetiyle gelen hastayı iyi değerlendirilip bu nöbetin gerçek epilepsi nöbeti olduğu kanaatine varıldıktan sonra epilepsi tanısında en değerli inceleme olan EEG beynin elektriksel aktivitesinin kafaya yerleştirilen elektrotlarla bir kağıda veya bilgisayara yazdırma yöntemi hastaya uygulanır. EEG epilepsinin tanısında ayrıca tanısında ve tedavinin durumunu belirlemede çok değerli bir inceleme yöntemidir. Nöbetli bir hastada çok ender olarak EEG normal çıkar. Eğer epilepsiye neden olan başka bir neden düşünüyorsa diğer görüntüleme yöntemleri ve laboratuar tetkikleri istenmelidir. Tedavide en önemli konu epilepsinin hangi tür olduğunun tespitidir. Çünkü doğru ilaç kullanılmazsa herhangi bir fayda sağlanmadığı gibi nöbetlerde tetiklenebilir. Hastanın nöbeti doğru teşhis edilmiş ve doğru ilaç verilmiş ise ve 3-5 yıl nöbetsiz bir dönem geçmişse EEG de normal ise ilaç kesilebilir. Fakat ilaç kesildikten sonra ilk 6 ay içinde tekrar nöbet geçirme riski vardır. İlacını düzgün kullanmayan ve aniden kesen hastalarda status epileptikas denen en az 30 dakika süren nöbetler ortaya çıkabilir. Eğer bu süre uzarsa ve nöbetler ağırsa kalıcı hasar oluşabilir. Epilepside cerrahi ancak kısıtlı bazı epilepsi türlerinde kullanılır. Cerrahi sonucunda kontrol altına alınamayan nöbet kontrol altına almaya çalışılır. Hastalar cerrahiden sonra ilaçsız bir döneme girmezler. Yine ilaç kullanmaları gerekmektedir. Gebelik ve epilepsi geniş bir konudur. Tek cümle ile epileptik gebeler mutlaka epileptik ilaç kullanmalıdırlar. |
Kalp krizinden nasıl korunulur?
-------------------------------------------------------------------------------- Kalp ve damar hastalarının, egzersiz sayesinde ve stresi azaltarak kalp krizi riskini asgariye indirebileceği bildirildi. ABD'nin Kuzey Carolina eyaletindeki Duke Üniversitesi Tıbbi Araştırma Merkezi tarafından yürütülen bir araştırmada, egzersiz yapan ve rahatlama seanslarına katılan kalp ve damar hastalarının, kalp krizi tehlikesinin azalmasını sağladığı belirlendi. Amerikan Tıp Derneği'nin dergisi JAMA'da bugün yayımlanan araştırma sonuçlarında, kalp ve damar hastası 40-84 yaşlarında 92 erkek ve 42 kadın gözlendi. Araştırmada hastaların üçte birine rutin tıbbi tedavi uygulanırken, üçte biri rutin tedavinin yanı sıra 4 ay boyunca haftada üç kez 35 dakika boyunca uzman denetiminde aerobik yaptı. Araştırmaya katılan diğer hasta grubuna ise tüm bunlara ek olarak 4 ay boyunca haftada 1,5 saat stres azaltma seansı uygulandı. Araştırma sonunda, egzersiz ve rahatlama seansı yapan hastaların, diğer iki gruba oranla daha fazla güçlendiği ve kalp-damar risk belirleyicilerinin belirgin şekilde iyileştiği tespit edildi. |
Kırmızı acı biber ağrılara iyi geliyor
-------------------------------------------------------------------------------- Kırmızı acı biberde bulunan bir maddenin eklem iltihabı ve ağrılarında sürekli rahatlama sağladığı bildirildi. ABD'nin Boston şehrinde yapılan Amerikan Ağrı Cemiyeti'nin yıllık toplantısında kırmızı acı biberin eklem iltihabı ve ağrılarına karşı iyi geldiğini ispatlayan uzmanlar, kırmızı bibere acılık veren ''capsaicin'' maddesinden 1000 mikrogram (1 gr) enjekte edilen şiddetli eklem ağrısı çeken hastaların dayanılmaz ağrılarının büyük ölçüde azaldığını söylediler. Kırmızı acı biberde bulunan söz konusu maddenin ağrıları azaltmakla kalmayıp tesirini beş haftaya kadar sürdürdüğünü belirten uzmanlar, ağrılardaki azalma ve rahatlamanın muhtemelen daha uzun süre de devam edebileceğini ifade ettiler. Uzmanlar capsaicinin doğrudan ağrı bölgesine enjekte edilmesi durumunda daha tesirli olduğunu da belirttiler. |
Doğum ve hamilelikte skandal ölüm oranı
-------------------------------------------------------------------------------- Dünyada her yıl 500 binden fazla anne hamilelik ya da doğum sırasında ölürken, 4 milyon yeni doğan bebek de yaşamını yitiriyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Cenevre'de yayımlanan yıllık raporda, 500 bin kadının doğum yaparken ya da hamilelik sırasında ölmesi ‘skandal' olarak nitelendirildi. Raporda, bu ölümlerin önlenmesi için çok ucuz ve basit çareler bulunabileceği belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki aile sağlığı bölüm şefi Dr. Marie-Paule Kieny, ''bu duruma son verebilmek için yapılması gerekenler biliniyor. Çare aslında hem ucuz, hem de basit'' dedi. Kieny, hamile kadınların doğru beslenmeleri ve ağır işlerde çalışmamaları gerektiğini belirtti. Rapora göre, dünyada yılda 136 milyon doğum oluyor. Gelişme yolundaki ülkelerde kadınların yaklaşık üçte ikisi doğumda uzman yardımı alıyor. Az gelişmiş ülkelerde, özellikle de Afrika kıtasının güney kesimlerinde bu oran üçte birin altına iniyor. Doğumdan sonra iki saat süren kanama, ölüme götürüyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporuna göre, 0 bin annenin yanı sıra dünyada yılda 4 milyon yeni doğan bebek de hayatını kaybediyor. Bebek ölümlerinin çoğu, temizlik şartlarına uyulmamasından kaynaklanıyor. Dr. Kieny, bebeklerde ölümleri azaltmak için, ''bebekler yıkanmalı, sıcak ortama alınmalı ve doğumdan sonraki ilk saat içinde emzirilmeli'' dedi. Raporda, üye ülkelerden, sağlık personelinin eğitimi konusunda da daha fazla yatırım yapmaları istendi. |
Genital bölgede çıkan Herpes (uçuk) nedir?
-------------------------------------------------------------------------------- Dış üreme organlarında görülen uçuktur. Bulaşma yoluyla vücuda geçer. Genital bölgenin uçuk vürusu bulunan bir kimseyle teması sonucu bulaşır. Genellikle cinsel temas sonrasında oluşur. Genital bölgede yanma, ağrı, idrar yaparken ağrı duyma, ağrılı cinsel ilişki, akıntı, ateş yükselmesi ve lenf bezlerinde şişme görülebilir. Hastalık bir geçirildikten sonra zaman zaman vücudun direncinin düşmesine bağlı olarak tekrarlama (nüksleri) görülebilir. Lezyonları çok tipiktir. Başlangıçta içi su dolu toplu iğne başı büyüklüğünde çıkıntılar oluşur. Bunlar son derece ağrılıdır. Bir süre sonra üzerindeki epitel dökülür, kızarık küçük yaralar halini alır. Tek tek veya birkaç tanesi bir arada bulunabilir. Akıntı bol mikterde gri beyaz şeffaf bir sıvı haline gelir. Herpes enfeksiyonu özellikle gebelikte önemlidir. Akut herpes enfeksiyonu veya herpes nükslerinde lezyon mevcudiyetinde doğum kanallarından geçerken bebeğin herpes enfeksiyonu ile kontamine olması nedeniyle doğumdan sonra bebeğin boğazında enfeksiyon olması mümkündür. Bu nedenle bu durumda sezeryenle doğum ilk tercih edilecek yöntemdir. Genital uçuk tedavisinde kremler ve ağızdan alınan haplar kullanılır. Lezyonların üzerine sürülen kremler ağrıyı hafifletip rahatsızlık hissini azaltır. Ağızdan alınan haplar da semptomları azaltıp enfelksiyonun çabuk iyileşmesini sağlar. Fakat ne haplar ne de lokal kullanılan kremler hastalığın tam iyileşmesini bağlamaz. Aynı şekilde ilk geçirilen enfeksiyon sırasında yapılan tedavi daha sonraki nüksleri önlemez. Vücut direncinin düşmesiyle tekrar alevlenir. Bulaşmayı önlemek için lezyonların ortaya çıktığı dönemde ilişkide bulunmamak, temizlik ve hijyen kurallarına dikkat edilmeli, vücud direncini yükseltmek için beslenme ve vitamin almaya dikkat etmeli ve semptomları hafifletici ilaçlar alınmalıdır. |
Allerjik nezle nasıl anlaşılır?
-------------------------------------------------------------------------------- Allerjik nezle tanısı tipik hastalarda çok kolaydır. Bu işle ilgilenen uzmanlar hastayı görür görmez, daha adını sormadan, muayene etmeden bie hastanın alerjik nezlesi olduğunu anlayabilirler. Gerçekten de bu hastalıkta çok tipik bulgular saptanır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Ahmet Rasim Küçüusta, allerjik nezlenin nasıl anlaşılabileceğini Mynet okurları için derledi. ADENOİD YÜZ Uzun yüzlüdürler, üst çeneleri dar, alt çeneleri ise geriye doğrudur; elmacık kemikleri daha az belirgindir. Ağız sürekli açıktır. Burun kaşınmaktan dolayı kırmızıdır. AKTİVİTE Allerjisi olan hastalar, özellikle de çocuklar adeta yerlerinde duramazlar, sürekli hareket halindedirler: Ellerinde mendil eksik olmaz. ALLERJİK SELAM El ayası yüze dayanarak burun ucu kaldırılarak hem burun kaşınmış ve hem de burundan kısa süre de olsa rahat nefes alınması sağlanmış olur. Bu hareketi uzun süre (en az 2 yıl) yapanlarda burnun yukarıya doğru kıvrıldığı yerde artık ömür boyu devam edecek bir çizgi oluşur . Biz buna tıp dilinde supratip çizgisi diyoruz. YÜZ ÇARPITMA Bazı hastalar ise, burun ucunu hareket ettirmek, burun deliğinin birini olsun biraz açmak amacıyla üst dudak ve yüzün orta 1/3' ünün bir tarafa çekerek buruştururlar. GÖZLER ALTINDA MOR HALKALAR Alt göz kapaklarının altında koyu halkalar vardır. Nedeni, burundaki kanlanmaya bağlı olarak göz çevresindeki toplar damarlarda kan birikimidir. Tedavi görmeyen hastalarda tüm ömür boyu kalıcı bir özelliktir. Bazı alerjik çocuklarda ise alt göz kapağı derisinde yarım ay şeklinde kırışıklıklar vardır. İPEKSİ, UZUN KİRPİKLER Kirpiklerin ipeksi, uzun ve düzensiz olması da alerjik hastaların bir özelliğidir. KIZARMIŞ GÖZLER Gözler kızarmıştır, göz yaşı salgısı artmış da olabilir. Göz kapakları içinde veya köşelerinde salgılar (çapak) birikebilir. TAM KAPANMAYAN AĞIZ Ağız genellikle hafifçe açıktır. Ağız köşelerinde çatlaklar oluşabilir. Damağın çukurluğu artmıştır. Alt çene gelişimi sınırlı ve geriye doğrudur. Dişlerde çarpıklıklar da olabilir; diş çürükleri başka çocuklara göre daha fazladır. BURUN Burun delikleri çevresi, sürekli akıntı ve bunların silinmesinden dolayı tahriş olarak kızarmıştır. Burun içinde kabuklanmalar oluşabilir. Burun zarı (mukozası) ışıklı bir alet ile incelenir. Normal burun zarının renk ve nemliliği taze kesilmiş karpuz benzer. Alerjik olanlarda, renk daha soluk ve mavimsiye döner. Burnun arka tarafları ve yutağın görülebilmesi için fiberoptik rinoskopi yapılabilir, fakat bu her hastada gerekli bir inceleme değildir. Hastalar fiberoptik rinoskopiyi çok müthiş bir muayene sanırlar ‘Doktor, burnumun içini ta gırtlağıma kadar televizyonda bana gösterdi' diye iftiharla anlatırlar. YATAR YATMAZ BAŞI, SAÇ DİPLERİ TERLEYEN ÇOCUKLAR Bugüne kadar görmüş olduğum alerjik çocuklarda, dikkatimi çeken en önemli özelliklerden biri, bu çocukların özellikle geceleri baş, boyun ve saç diplerinin terlemesi idi. Terleme, genellikle çocuk yatar yatmaz ilk birkaç saat içinde olup sonra geçer. Anneler, yastıkların su gibi ıslandığını yastık kılıfı değiştirmek zorunda kaldıklarını söylerler. DİŞ GICIRDATMA Son yıllarda yapılan araştırmalar, diş gıcırdatmanın alerjik çocuklarda üç misli daha fazla görüldüğünü göstermektedir. Gıcırdatma, saman nezlesi, sinüzit, burun kemiği eğriliği, burun polipleri olanlarda daha fazladır. Bunlar genellikle geceleri ağzı açık yatan, horlayan ve salyaları akan çocuklardır. Bu çocuklarda kulak ağrısı ve kulak iltihaplarına da çok sık rastlanır. Allerjik çocuklardaki diş gıcırdatmalarının, Östaki Borusu' nun mukozasındaki ödemden dolayı orta kulakta negatif basınç oluşumuna bağlı bir refleks olarak geliştiği düşünülmektedir. |
Sigara kadınlarda doğurganlığı azaltıyor
-------------------------------------------------------------------------------- Hollandalı bilim adamlarının yaptığı araştırmaların sonuçları, günde bir sigara içen bir kadının doğurganlık şansının bile hiç içmeyenlere göre yüzde 28 oranında azalttığını gösterdi. Sonuçları, İngiltere'nin ünlü Human Reproduction dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, sigara içen kadınların sağlıklı doğum yapma şansları da üçte bir oranında azalıyor. Sigaranın kadının doğurganlık yaşını en az 10 yıl azalttığını da belirten Hollandalı bilim adamları, 30 yaşındaki sigara içen bir kadının, 40 yaşında hiç sigara içmemiş bir kadınla aynı doğurganlık problemlerini yaşadığını bildirdi. Bilim adamları, bebek sahibi olmak isteyen kadınlara, sonuçları ciddiye alıp bir an önce sigarayı bırakmaları tavsiyesinde bulundu. |
Kemik erimesine karşı en etkili silah soğan
-------------------------------------------------------------------------------- Özellikle yaşlılıkta ortaya çıkan kemik erimesi (osteoporos) hastalığına karşı en etkin ilacın soğan olduğu bildirildi. The Journal of Agriculture and Food Chemistry (Tarım ve Gıda Kimyası) isimli bilimsel dergide yer alan bir araştırmanın sonuçlarına göre, fareler üzerinde yapılan deneyler, beyaz kuru soğanda bulunan bir bileşimin kemikleri güçlendirdiğini ve kemik erimesini önlemede faydalı olduğunu ortaya koydu. Kemikleri sağlam ve sağlıklı tutmanın başlıca yolunun sağlıklı beslenme, içki ve sigaradan uzak durma ve şişmanlığı önleyecek ölçüde egzersiz yapmak olduğunu söyleyen araştırmacılar, kuru beyaz soğanda bulunan ve GPCS adını verdikleri bir bileşimin kemik erimesine karşı son derece etkin olduğunu kaydettiler. |
Yağlı balıklar vücuttaki iltihabı azaltıyor
-------------------------------------------------------------------------------- Harward Üniversitesi ve Brigham Üniversitesi bilim adamları, Omega-3 yağ asidi içeren somon ve uskumru gibi yağlı balıkların, vücuttaki iltihaba karşı savaştığını belirtti. Araştırmanın bulguları, 'Journal of Experimental Medicine' adlı dergide yayımlandı. Bilim adamları, insan vücudunda bulunan ve 'resolvin' adı verilen yağların iltihapla savaştığını, bunların da yağlı balıklardaki yağ asitlerinden sağlandığını belirtti. Bilim adamlarına göre, bu yağlar, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde de büyük önem taşıyor. Bu yağların, vücuttaki iltihap hücrelerinin, iltihaplı bölgede toplanmasının önüne geçtiklerini anlatan bilim adamları, aspirin kullanımının da 'resolvin' adı verilen iltihapla savaşan yağların artmasına katkı sağladığını açıkladı. Araştırmayı yapan grupta yer alan Dr. Charhes Serhan, bu bulguların Omega-3 içeren balık türlerinin tüketimini teşvik ettiğini de belirtti. |
Bahar çarpmasına dikkat
-------------------------------------------------------------------------------- Hava sıcaklıklarına bağlı olarak vücudun dengesinde meydana gelen değişiklikler, olumsuz durumlara yol açıyor. Uzmanlar, özellikle romatizma, astım, kalp, mide ülseri ve hipertansiyonu bulunanların, bahar aylarında özellikle çok dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı. Havaların ısınmasıyla birlikte metabolizmada oluşan değişiklikler, yorgunluk, halsizlik ve eklem ağrıları gibi şikayetleri de beraberinde getiriyor. Hava sıcaklıklarına bağlı olarak vücudun dengesinde meydana gelen değişiklikler olumsuz durumlara yol açarken, bu durumdan kurtulmak basit birkaç önlemle mümkün olabiliyor. Uzmanlar bahar mevsimlerinde havadaki elektrik yükünün arttığına dikkat çekerek, bu yüklerden pozitif olanların vücutta zindelik, nefatip olanların ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere sebep olduğunu belirtiyor. Taşıtların havayı kirletmesi, sanayi atıkları ve trafik keşmekeşe sebebiyle şehirdeki elektrik yükünün daha fazla olduğunu vurgulayan uzmanlar, bahar aylarında hava sıcaklıklarına bağlı olarak insan metabolizmasında oluşan değişikliklerin yorgunluğu arttırdığını ve bahar yorgunluklarının bir hastalık olarak tanımlanmamasına rağmen önlem alınmadığı takdirde kronikleşebileceğine dikkat çekiyor. Bahar aylarında özellikle romatizma, astım, kalp, mide ülseri ve hipertansiyonu bulunanların dikkatli olmaları gerektiği vurgulanırken, metabolizmada meydana gelen değişikliklerin özellikle bu hastalıkları olumsuz yönde etkilediği bildirildi. Astım, saman nezlesi ve ürtiker, bahar mevsiminde en çok şikayetçi olunan rahatsızlıkların başında geliyor. Bu hastalıkların en gözde belirtileri ise burun akıntısı, hapşırma, öksürme ve nefeste tıkanma olarak tanımlanıyor. Konunu uzmanları, astım ve alerjik hastalıkların bahar aylarında daha sık görüldüğüne işaret ediyor. Bu hastalıklara bahar aylarında daha sık rastlanmasının sebebi olarak ise, havaların ısınmasıyla birlikte atmosfer basıncındaki değişiklikler ve artık neredeyse bir kabus haline gelen havada uçuşan polenler gösteriliyor. Solunan havadaki nem miktarının farklılığı ve bu mevsimde soluduğumuz havaya karışan bitkilere ait polenlerin hastalıkta önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Uzmanlar, astıma ve alerjik hastalıklara ve özellikle saman nezlesi denilen hastalığa yol açan alerjilerin başında polenlerin geldiğini belirterek, özellikle çayır ve hububat polenlerinin ve yöreye göre ağaç polenlerinin alerjik hastalıkların ortaya çıkmasında önemli rol oynadığı görüşünü paylaşıyor. Uzmanlar, basit gibi görünen ancak kronikleşmesi durumunda ciddi tehlikelere yol açabilecek olan bahar hastalıklarının aslında basit birkaç yöntemle önlenebileceğine dikkat çekiyorlar. İnsanların kendi kendilerine alabilecekleri önlemlerden bazıları şöyle: - Alışılmış olan uyku ritimlerinde ani değişiklik yapmayın, yatış-kalkış saatlerinizi birden değiştirmeyin - Hayatınıza, giyim-kuşamınıza ve beslenmenize dikkat edin - Baharın başlamasıyla birlikte vücudun daha çok vitamine ihtiyaç duyduğunu unutmayın. Özellikle B ve C vitaminleri içeren sebze, meyveler, domates, patates ve kayısı yemeye çalışın - Günde ortalama 3 litre su için. Bunu yemek öncesi ve yatmadan önce azar azar yapın - Uyku ritmine dikkat edin ve rahat bir uyku için günlük bütün stresleri unutarak yatağa girin - Her gün sabahları en az 5 dakika yürüyün - Mevsimsel geçiş dönemlerinde alınan alkol miktarını düşürün. Alkolün vücudu olumsuz etkilediğini ve insanda daha çok bitkinliğe, yorgunluğa yol açacağını unutmayın." |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:48 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.