![]() |
Terk edeceğim bu kenti...
Tüm keşmekeşiyle kalacaksın bir başına.. Yanımda kalbini götüreceğim.. Ulaşamayacağın bir yerlerde saklayacağım onu.. Kalpsiz kalacaksın...Bensiz kalacaksın... Ve gözlerinde bir aşk hikayesi kalacak bana dair.. Bir damla yaş olup dökülecek sonra..Aşksız kalacaksın.. Yokluğun karanlık koridorlarında sis ve pusun ortasında kaybolacaksın.. Artık kapılar benim gelişimi çalmayacak.. Telefonunun melodisi bizim şarkımız olmayacak... Düşlerinde yaşadığın sevda masalının kahramanı ben olmayacağım.. İstesende dönmeyeceğim..Beklesende sevmeyeceğim.. Terk edeceğim seni.. Terk edeceğim bu kenti.. Oysa sevgi,sev-den değil;sen-den türedi diyordum.. Sense bunu anlamıyordun.. Senin gibi olacağım: tuhaf, ulaşılmaz ve puslu.. Sadece gitmek istiyorum..Seni hatırlatan her şeyden kaçmak.. Terkediyorum bu kenti ve seni.. Gidişim öyle bir oturacak ki yüreğine.. Öyle bi Hıçkırık saplacak ki boğazına.. Neden gittiğimi bilmeyişin çıldırtacak seni.. Adını koyamadığın için kahrolacaksın.. Ben söyliyim sana.. Adı:P pıNaR.. Soy Adı:ÖLÜM.. |
Söyleme Kimselere
Seni sevdiğimi söyleme kimselere Anlanamaz sevgi bu mu senle, söyleme Mühürle sözlerini, ağlama artık her şeye Benim yanımda ol sözler kalsın sende Yüreğini açma kimselere üzülürsün Yaptıklarımı anlatma, bilmesinler beni Kızmasınlar, ben çok ümit verdim Ümitlerini kimselere verme, söyleme Olmaz dediğimde ağlama, olmaz Olmayacak sen de biliyorsun, söyleme Sevgini yayma kalplere, sadece ellerimden tut Ümitlerini bana söyle, başkasına söyleme Çok fazla aklında tutma beni Sevgini çok büyütme artık, korkutma Küçük yüreğine büyük sevdalar sokma Gülümseyen bir yüreğin olsun, söyleme kimselere Söyleme kimselere aşkını, küçük kalbini Gözlerim yaşlı deme, tertemiz sevginde ağlama Beni kötü bil, ne dersen de ama Sev ve anı yaşa, ümitlerin benle gerçekse |
Bırakıp gitmek yoktu aşkımızda
Geri dönüş yoktu çıktığımız yolda Şimdi bıraktın beni Ve gideceğim diyorsun sessizce Peki git ama bilki ben öleceğim sensiz Soğuk köşemin en yalnız saatlerinde hayat yaşanmaz zaten sensiz Hani bir çocuk hayal etmiştik ya Kalbi tek; iki yaşantısı çift olan Ona benzetmiştik kendimizi Yada ona benzemek için uğraş vermiştik o öldü gidişinle Şimdi gidicekmişsin Git bırak beni düşünme Yaşamıyordum zaten Senin sayende yaşamaya katlanıyordum Sen gittin şimdi ben bu canı bırakırmıyım Senin arkandan dökerim canımı Çabucak dönesin beni sevesin Dönmesen bile seni nekadar sevdiğimi bilesin diye.... |
Kabuslara esareti mi reva gördün rüyalarıma?
Henüz bitmedi ki bende sevda Hala kahkahan çalar kulaklarımda Hala yakar iliklerimi keskin öpücüklerin. Kaldırımlar gitmene izin mi verecek dersin? Gidersen bunca günahı nasıl ödersin? Yersiz titremeleri mi reva gördün dudaklarıma? İklimlere ölüm getirdi ayrılık türküleri… Doğmamış günleri parçalıyorum avuçlarımda… Gözlerinde çırpınıyor ıssız denizlerin. Tenhalara çekilmiş o ateşli yeminlerin. Bu sessizlik sonum olmalı. Dakikalar yıllarımı eskitiyor ellerinde, Ölüm gelmeden zamanı nasıl durdurmalı? Uçsuz karanlığı mı reva gördün ufuklarıma? Ben sana müebbet mahkumken, Bu kelepçe asılmışken boynuma, Korku vermez artık, kırılsın kalem! Varsın akmasın kanım, yürek atmasın. Son isteğim: yağarken güz yağmurları, Darağacım, yar göğsüne çatılsın. Ver nefesini! Dinsin eylülün gözyaşları… |
kazandın işte mutlumusun şimdi
kazandın işte tebrikler gözlerimdeki son gülüşü de çaldın böylece ödülün benim yanağımı yakan gözyaşlarım oldu gülüm git hadi gitde beni sonsuz acılara yolla dayanırmıyım bilmeden yanıyorum ateşlerde yanıyorum sensizliklerde karanlıklar canımı yakarken , sensizlikle boğuşurum ben git be gülüm sende gidenlerde oldun ben yine sana ağladım hiç düşünürmüsün bitanem gözyaşlarımı o çok sevdiğin kara gözlerimden yaş aktığını o yaşların canımı yaktığını gidişlerin bana ağır gelip benim bu gidişlerde kaybolduğumu sesim yok nefesim yok artık saçlarımı okşardın ben dizlerine yatarken şimdi nasıl öksüz ellerim yak bu dünyamı giderken ben karanlıklarında yanayım git ama beni benden alarak git beni bende yok ederek git beni seni özlemeye mecbur bırakarak git seni sevdim diyişlerini özlerken vurduğun prangaları çözmeden git gitki ben öleyim git ki seni birdaha görmeyeyim |
bir yalanı sevmişim kanmışlığını doyasıya yaşadığım
Bir umut beslemişim olmıycağını bildiğim ama Asla umudumu yitirmediğim Eşim olacaktın zor günlerime yoldaşım En güzel günümüyse paylaşanım Yoruldun ve bıraktın yenildik sayende Sen git ama ben bu aşkı yaşatırım Sensizliği hissettirmem soğuk *******imde Ufacık çocuk kalbime Bir mektup yazdım kaybedilmişlere Başlangıcında senin adın var Bir haykırış yarattım kendi içimde Bütün dertlerimin içinde katkısı var Şu an bitmiş haldeyim fakat vazgeçmedim Herzaman böyleydi zaten Herzaman sana rağmen seni sevdim Gidebilirsin yüreksizlik senin elinde Ama cesaretlenipte ben aşığım dersen Canım kanım kalbim yüreğim gençliğim hayatım Kadınım emrine amade... |
Yüreğimin Sesi
Hiç bana sordun mu hayat nedir diye…? Peki bilir misin yaşamak isteyip de yaşayamamanın ya da yaşadığını bile bilmemenin ne demek olduğunu..? O halde dinle..! İşte bu; yüreğimin sesi... Öyle yorgun ve öyle bitkinim ki; Hayata dair tutunacak bir dal,karanlığın içinde bir ışık arıyorum Belki de bir ışık huzmesi...! Tünelin sonunu göremiyorum...oysa o “son”a ulaşmalıyım Sevgi adına,hayat adına,ardımda bırakabileceklerim adına... Titriyorum...üşüyorum yalnızlığın pençesinde İsimsiz sevdama sarılıyor,ağlıyorum... Ruhum isyanlarda Tükeniyorum yavaş yavaş...eriyorum Yakalamalıyım o ışığı..! yoksa bu isyan beni öldürecek... bedenim yorgun... bedenim perişan... Serseri bir kurşun misali,savruluyorum gönülden gönüle Yüreğim kırgın,kanadım kırık Güvenmiyor dostluklara...güvenmiyor sevgiye... Uyku girmez oldu gözlerime...küstü ******* bana Bırakmıyor yakamı yalnızlık... ******* bana düşman... ******* bana zindan... ******* bana tutsak... Gitmeliyim... yüreğimin seslendiği,götürdüğü yere gitmeliyim Uzakların yolcusu olmalıyım...çözmeliyim ruhumdaki karmaşayı Çıkmalıyım bu derin girdaptan...! Sanki bir rüyada gibiyim...Uyanmalıyım bu rüyadan... *******im huzursuz... *******im soğuk... Özlüyorum...toz pembe düşlerimi,hayallerimi özlüyorum Bırakın..! Yalnız bırakın beni...! Uzaklara gitmeliyim Bir yer var biliyorum...beni bekleyen... Hayır...hayır kaçmak değil bu Sonunu görebilmek...hayata mola vermek... Yokluğu acıtsa da yüreğimi, isimsiz sevdama dur diyebilmek |
bitti..
bir anda.. bir rüyadan uyanır gibi.. ölüm gibi... bitince canım çok acıyacak sanırdım.. öyle değilmiş. bir ah çekiyorsun,derin bir ah.. içinin alevi çıkar sanıyorsun,bu ah'la.. biraz kalıyor ama,her dokunuşunda yaksın diye içini.. ama yine de bitiyor.. bir şey biterken değil,bitene kadar acıtabilirmiş kalbimi.. en sevdiğim bir anda bir hiç oluverirmiş dünyamda. yarın yeni bir günmüş.. yarın yeni bir gün... yarınsız dünlerimde biri bana bunu anlatsa gülerdim.. yüzüne değil,gücenmesin diye içimden.. annem,ne zamandı bilmem ama bir zaman,böyle gülmenin ayıp olduğunu öğretmişti bana.. yalan söylemememi ve kimseyi üzmememi.. ah be annem.. yalan söyleyemediğim için üzdüğüm insanlar ne olacak? ya beni üzenler? ben kimseyi üzmek istemezdim ki neden elimden kayıp gitti dostlarım? şimdi karşılaşsam biriyle bir sokak başında.. hatırlamam niye küstüğümü sarılıveririm belki boynuna.. sanki gururum pek büyümemiş benimle,engellemez beni.. ne zaman ona iş düşse o saklambaç oynuyor kendi kendine.. elma desem de çıkmıyor saklı yerinden,armut desem de.. gururum duradursun saklandığı yerde, ben gece gözlü dev adamı aradım her yüzde.. buldum sanmıştım birinde,gözleri geceydi kapkara yüreğinin cüce olduğunu bilseydim, ben gururumla evcilik oynamaya giderdim belki.. gece gözlü bir anda girdi dünyama,tıpkı gidişi gibi ellerim ellerinden son kez ayrıldığında ben içimden ağlıyordum -özür dilerim anne- herkese iyiyim diye yalan söylerken.. her insanın bir tane gece gözlü dev adamı olabilirdi.. ben kendiminkini kaybetmiştim,bir daha hiç bulamayacasıya.. derin bir yalnızlık düşecek sanıyordum payıma.. ve ben hala her gidişte onun arkasından el sallıyordum.. bir gün gece bitti... güneş doğdu.. çirkin kurbağanın yakışıklı prense dönüşü gibi. yakından baktım gece gözlerine yıldızları sönmüştü.. dev sandığım aslında sadece bir cüceydi.. sonra... sonra işte.. böyle.. bitti.. ölüm gibi... |
Gerçekten Sevmek
O durmadan kaçıyor; sen ardından gitmiyorsan; o günün her saatinde saklanıyor, sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; o sana acıların en büyüğünü tattırıyor, sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; boşuna aldatma kendini, onu sevmiyorsun demektir. Elindeki içki kadehinde, dudağındaki sigarada , okuduğun kitapta, mırıldandığın şarkıda, söylediğin şiirde, gördüğün rüyada ve yaşaman için ciğerlerine doldurduğun havada o yoksa; Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; onu sevmiyorsun demektir. Renkler onunla değerlenmiyorsa, örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının, mavi maviliğinin farkında değilse, beyaz yalnız o giydiği zaman güzelliğini haykırmıyorsa, sabahları onu görünceye kadar güneş doğmuyorsa ve onsuz gökyüzü *******i aya, yıldızlara hasret değilse onu sevmiyorsun demektir. Sokakta gördüğün her yüzde ondan birşeyler aramıyorsan, güzel bir manzara, hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa, uykudan uyandığın zaman yaşamakta olduğundan önce onu hatırlamıyorsan, omuzlarına dökülmüş saçları, bir sis perdesinin ardında her zaman gülen, ışık saçan gözleri aklına gelmiyorsa, durup durup avuçlarının sıcaklığını özlemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Dünyada yaşıyan öteki insanların senin için hala bir değeri varsa, ona karşı tutumunu toplumun köhne ve manasız kurallarına göre ayarlıyorsan ve açık açık sanki var olduğunu haykırırcasına sevgini söylemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Yok o senin için herşeyden değerliyse, gözünü yumduğun anda onu görebiliyorsan, o bütün şarkılarda, bütün şiirlerde, bütün resimlerde ise, ona muhtaç olduğunu söylemekten utanmıyorsan, senin içten ve büyük sevgine karşılık vermiyeceğinden korkmuyorsan, bütün bencil duygularından sıyrılabilmişsen onun için herşeyi, ama herşeyi yapacak gücü kendinde buluyorsan, her hali sana ayrı ayrı güzel geliyorsa, karşısında kendini bir çocuk gibi hissediyorsan, istediği anda onun için ölebileceksen, onun için yaşıyorsan ve yine onun için bildiğin bilmediğin bütün düşmanlıklara karşı koyabileceksen, o her geçen dakika sende biraz daha büyüyorsa ve kendi kendine bile çok sevdiğini bütün samimiyetinle, inanmışlığınla itiraf edebiliyorsan, bir gün o seni hiç, ama hiç sevmediğini söylese bile, senin sevginde azalma olmayacaksa ve ölünceye kadar onu aşkların en ölümsüzü ile sevebileceksen; işte o zaman onu seviyorsun demektir. O sana sevmeyi, gerçek aşkı öğretti. Sen onu hep sevecek ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın. O, hiç senin olmasan bile, seni bir parça sevmese bile.. |
önceleri masum korkularım vardı benim...
gök gürültüsünden korkardım örneğin... sonra gürültülerin nedenini öğrenecek yaşa geldiğimde... kendimce yeni sebepler ekledim o seslerin arasına... aklımda kendi çaktırdığım şimşeklerin aydınlığında soru işaretleri... hangi arada geçtim basit evreleri de kaybetme korkusunu öğrendim bilmiyorum... gök gürültüsünün sesinden korkarken... bir bakmışım mavi gök hayallerimi kaybetme korkusu yağmurları kaybetme korkusu.. yani öğrendiğim ne varsa kaybetme korkusu kaplamaya başladı içimi... bunları düşünmeme yardımcı olan kalpleri yitirme korkuları vs vs... en ağırı da bu olmaya başladı sanırım... masum korkuların yerini kabuslar almaya başladı... gitmeler gelmeler yürek gelgitleri kısaca... dört yanımı sarmaya başlayınca ruhumun... gerçek korku neymiş öğrendim... korkmaktan korkmak neymiş onu da öğrenmiş oldum böylece... çıkış yolu olmalıydı her şeyin sonlandığını bildiğim bir dünyada hiçbir gök gürültüsünün sonsuza dek sürmeyeceğini ya da burada gök gürlerken birilerinin bir yerlerde bir deniz kıyısında güneşlenir olduğunu düşünüp tükettiğimi bilirim korkularımı... yani o kadar da korkmaya gerek yok diyerek şu an burada gök gürlemeli hepsi bu diye düşünerek... tıpkı kalbimin sarsılışlarında, gürlemeli gürleye gürleye yağmalı ve ardından doğacak parlak güneş için kalp toprağını yumuşatmalı diye diye kendimi avuttuğum gibi... çok şükür ki tüm korkular korkusuz hayaller,oyunlar ve hatta kandırmacalarla tükeniyor... o kadar çok korktum ki zamanında korkar sahiplenir korumaya çalışır saklarsam gitmez hayallerim benden sandım... korkarak sahiplendiğim ne varsa gitti düşünmeden sevdiğim yaşadıklarımsa en kötü ihtimalle en güzel anılarım olarak kalp ceplerimde duruyor... onun için şimdi korkmaktan korkmuyorum... bazen birazcık üzülüyorum gidenlere, |
Koştum...
Delicesine,yetişircesine, Dişimi tırnağıma takıp,tüm engelleri aşıp,sana gelircesine Sana koştum... Oysa taşlar bile durup durup önüme çıkıyordu.Her köşede biri ket vurmak için beni bekliyordu. İnanırmısın...rüzgar bile esmiyordu! Koştum... Sonuç?...yok Sebep?...hiç bilinmedi Zaten aşk delilik değil miydi? Bunca sene yanlış mı öğretildim? Gözünü karartıp saçma bi cesaret katmaktı hayata,durup dururken gülmekti,ağlamaktı,sabahlara kadar uyur-uyanır dolanmak evin içinde,her şarkıdan satırlar ezberlemek,uygun sözleri benimsemek...ve bitmez sanmak herşeyi,gitmez sanmak sevdiğini... Yine de koştum... Dur desem ne farkederdi? Gitmezmiydi? Gözleri birdaha bedenimin herhangi ücra bir köşesine değmezmiydi? Peki bu gidiş,onca gözyaşıma değer miydi? Ardınsıra takılıkaldı gözlerim Çekemedim önce.. Alışık değildim vedasız gidişlere Dağıldım,parçalandım hücrelerime Yaş döktüm,kan döktüm gözlerimden...içimden! Neye,kime hiç düşünmeden Belki ben sana hiç koşmadım Belki ben sana hiç ağlamadım Ne bileyim... Belki sen bana hiç aşık olmadın Sen giderken bir elvedaya razıyken Artık tüm gelişlerine yabancıyım... |
Ne şiirlerim oldu...
Ne duygular aktı satırlara... Hep sen dolu, çoğunlukla sana sevdalar biriktiren Bazen de hüzün dolu,karamsarlıklara teslim olmuş Ne şiirlerim oldu... Hepsine güzellik kattın Güzelliğini anlatmamda kelimeler yetersiz kalmıştı her zaman Gülüşünü,masum yüzünü,sevimliliğini nasıl anlatabilirim ki zaten Bu belki de hayranlıktı... Bir de keşke tanıyabilsem seni Güzel,masum yüreğini anlatabilsem şiirlerimde.. Bilmiyorum, okuyor musun şiirlerimi? Okuduğuna dair umudum var Belki ben uyduruyorum; Belki de okumanı istediğimden bu umudum. Ne hüzünlü *******im oldu ama hepsi senle doluydu Bilmem senin de aklına geldiğim oldu mu? Bir şeyi bilmemek ne kadar kötü Aslında bilmemekten daha zor olan öğrenememek. Ama unutma ki; Sen duymuyorsun diye sesim yok olmaz Sen görmüyorsun diye gözlerim rengini yitirmez Sen bilmiyorsun diye duygularım kaybolmaz Ama hoşlanmıyorsan hiçbir şey yapılamaz Çünkü göz,burun,yüz,tip değişmez Zevkler de herkes özgürdür, zorlanamaz. Ve inanmıyorsan sevgime de ve bana da, hiçbir şey yapılamaz En çok acı çektiren bu olur bana, Ne sevmemen, ne hoşlanmaman bu kadar acıtmaz yüreğimi! Sessizliğimin son sesiydi bu İkinci bir emre kadar sessizliğim susmuştur Ama bu susuş sana hayran bir susuştur Bir gün, gözlerim gözlerindeyken gerçekleri öğreneceğiz ikimiz de. İnanıyorum,istiyorum,umuyorum,hayal ediyorum... Bu hayalle yaşayacağım belki karanlıkta,belki hüzünlü ama olabildiğine sevdalı... |
Kararlıydım...
Sırt çantam bir hayli ağırlaşmıştı.. Geçmişin yükü olsa gerek... Kararlıydım... Kaç kırık kalp sığdırmıştım acaba çantama.. Kaç göz koymuştum üzeri yaşlı.. Hangi isimler üst üste gelmişti bilmiyorum... Kararlıydım... El yordamı ile doldurdum hepsini,bir kez daha görmek istemiyordum.. Karşı karşıya gelmek, geçmişe dair ne varsa hayatımda... Kararlıydım... Arkama bakıp,gözlerim nemli acı çekmekten bıkmıştım artık.. Hele birde ayaklarımın önüne bembeyaz bir sayfa serilmişken... Kararlıydım... Koşar adım uzun bir mesafe katettim.. Kaç bina,kaç cadde, kaç yürek geçtim.. Kaç dem bıraktım kim bilir... Kararlıydım... Geçmişimi dalga dalga başka bir kıyıya vuracak olan denizin kokusu çoktan nefesime karışmıştı... Kararlıydım... Eskiye dönüp ona zincirlenmektense sil baştan yazacaktım geçmişimi,yeni bir sayfaya... Kararlıydım... Liman,iskele siz ne derseniz deyin,hayat çizgimin üstünde yürüyordum.. Sona doğru olan her adım,kalbimde ayak izleri bırakıyordu... Kararlıydım... Onları da bir kerede söktüm aldım yüreğimden.. Artık onlar da elimde son yolculuklarına uğurlanacaklardı... Kararlıydım... Ufuk çizgisi ilk kez bu kadar anlam yüklü geldi bana... Kararlıydım... Artık geçmişimin ufuk çizgisi ben,benim ufuk çizgim de o olacaktı.. Hep uzaklardan "merhaba" diyecektik.. O da anlaşılırsa... Kararlıydım... Düşünmeme dahi fırsat vermeden,adımlarımın son bulduğu yerde savurdum sırt çantamı ,ayak izlerimi dalgaların içine... Kararlıydım... Dalgalardan biri usulca fısıldadı kulağıma.. "Nereye kadar sürükleyelim" diye... Kararlıydım... Dalga dedim ;"Ufuk çizgim olana kadar sürükle gitsin"... Ve beyaz sayfam.. Geçmişimi tek yönlü bir yola ittim.. Sadece gidiş olan... Dönüşü olmayan...! |
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum.
Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum! Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik… Sessiz ******* benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim... Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan… Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum… Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan. İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korktuğumu bilmiyor ki hiçbiri… |
Gidişin terk edisin degil aslinda, olurda bir gün büyük umutlarla dönersin diye beklemek öldürdü beni..
Bir hosçakal demeyi çok gördün benden... Zor geldi hosçakal demek sana, böylece birakip gitmek.. Daha kolaydi çünkü, arkanda birakip gittigini düsünmeden çekip gitmek, yakisti mi sana.. Yakisti mi gidiyorum demeden gitmek..Yakisti mi veda etmemek ve ardina dahi bakmadan çekip gitmek.. Yakisti mi ayrilikla yüzlesmemek..Gittigini bile söylememek.. Bir hosçakali çok gördün benden.. Ve sence bu kolay olandi, bunu seçtin... Bencildin, gene kendin için en iyi olani seçtin, baskasinin duygulari seni yine hiç ilgilendirmedi... Hosçakal demek zordu çünkü, veda etmeden gittin.. Sanki geri gelecekmis gibi gittin, ayrilikla yüzlesmeden gittin... Ayrilik aci verir çünkü, sanki ayrilmiyormusuz gibi terk ettin... Oysa beni gidisin degil, bir umutla gelirsin diye beklemek öldürdü.. Hosçakal dememistik.. Ayrilmamistik öyle ise, dönecektin, bir umut vardi hala, rüzgarda savrulan bir mum alevi gibi ciliz ama israrla yanan bir umut vardi.. iste beni o umut öldürdü, gidisin degil... Bir gün dönecek diye beklemeler öldürdü beni, baska gölgeleri, sana benzetmek eritti bedenimi, ayak sesleri, merdiven çikislarini dinledim senmisin diye... Kapi çalindiginda ben kostum, telefon çaldiginda,ilk çalista elim telefondaydi ilk zamanlarda...Gelmedin... Hosçakal da dememistin... Gitmistin... Ama veda etmemistin... Gidisin değil, beni döneceksin umudu ile beklemek öldürdü... Çok geç anladim bencildin... Artik hiçbir gölge sen degilsin, hiç telefon etmeyeceksin, dudaklarin adimi söylemeyi unutmustur artik, çalan kapilar ve telefonlara ben bakmiyorum kaç zamandir... Hosçakal demeden gittin... Kolayi seçtin... inaniyorum ki bir daha dönmeyeceksin... Yüregimde artik ne sevgi var, ne umut, ne de bir agri... Yüregimde taslasmis bir hosçakal var... Sana ait... Onu bir söyleyebilsem, sana veda edecektim... Bunca zamandir benden çaldigin hayallerimi, umutlarimi ve hayatimi geri isteyecegim... Ve sen.. Hiç anlamayacaksin, hiç bilmeyeceksin... Beni gidisinin degil, dönersin umudu ile yasamanin öldürdügünü... Hosçakal demek, ölmekten daha mi zordu. |
Hatırlamıyorum, ne kadar zaman oldu
Gözlerimi sensizliğe yatırmam Gündüzü terk eyleyip Yıldızlarla hüzün *******ine katılmam Gözlerim ne zaman alıştı sensizliğe ? Hatırladığım Yüreğim aynı acılar içinde Bekliyor hala seni, bıraktığın gibi öylece Hatırlamıyorum, kaç zamandır kulağım tetikte Umudun prangalandığı zamanlarda Yokluğuna forsa diyen acıları çektikçe Acaba kaçıncı sen sanış kapının çalan zilini Ve kaçıncı hüsran, kaçıncı ağlayış aynı eşikte Ellerim ne zaman alıştı, sensizliğin kapılarını örtmeye ? Hatırladığım Yüreğim örtemedi sana açık kapılarını Bekliyor hala seni, bıraktığın gibi öylece Hatırlamıyorum, senden sonra olanları Sigaraya ne zaman başladım Nasıl içtim bunca şarabı Olmazlara eklediğim aşk bakışlarını Baharın yaşandığı mevsimlerde Ruhuma vuran sensizlik ayazlarını Hatırladığım Titrediğim ******* boyu, karanlığı yorgan yaptım yokluğuna Ruhum alıştı ayazlara da, yüreğim alışamadı nafile Bekliyor hala seni, bıraktığın gibi öylece Hatırlamıyorum, güneşin öğlen ki halini Yıldızlar ve ay ne zaman arkadaşım oldu? Ve nasıl başladı Karanlığın hüznümü saklayan gece vakitlerinde Acıların yüreğime kurduğu çilingir sofrası şenlikleri Sarhoş olup, ruhuma çatmaları ve her gece nara atmaları Hatırladığım ******* boyu, kayan yıldızlardan, seni dilemem Çoktan öleceğim aslında çoktan lakin yüreğimde hala sen varsın ! Hatırlarım seni ölemem |
Doğuya baktığında gözlerin
İlk sabah güneşi eşliğinde Ve safran renginde, Duygularımı düşle, düşle ki ! Aksın yüreğin, senin gidişin Benim gözyaşım gibi Güneşin yansıması Kaplasın altın sarısı saçlarını. Hayalinde canlansın, ıslanmış yastığım. Ve satırların arasında, bulduğunda aşkımı Anla yastığımın neden ıslandığını ‘’Erkekler ağlamaz ’’ derdim ya ! Yalanmış ! Neden mi ? Gidişini gördüm gene düşümde. Ayrılığın hançeri vardı döşümde. Ben uğurlamaya gelirken seni, Seni ısıtan güneş, kavuruyordu beni. Boğazımda gitme diyemeyişimin düğümü O an başladı, senli hayallerimin ölümü. Bensiz bir kalabalığın içine yürüyordun. Heyhat ! Tarihi kilitliyor Gittiğin o güne, ruhumu gömüyordun. Ogün Temmuz’un altısı, Bana kalansa sevdamın son tortusu. Bu gün hala Temmuz’un altısı, Dedim ya kilitledin zamanı. Her sevda kilitlenecek mi bir güne! Aşk ne kadarda küçükmüş meğer. Küçücük bir günü sığdırıyorsa bir ömre. Ve sonbahar, yüreğim kadar temiz olsaydı Ve bir o kadarda çalarken sevdamın yeşilini. Razıydım birde kışlara kalmasaydı. Ayazında kurumasaydı, sevdamın son tomurcukları. Yürümüştün, Küçük bir kız çocuğu masumluğunda. Titreyen yüreğimi, hüzün ağaçlarının altında Bıraktın mezarlığın kapısına. Hala bir yer bulamadı kendine. Oysa küçük olan bendim, o koskoca cüssemle. Küçüktüm, bak sen gitmeyi becerdin, Ben bir ölmeyi bile beceremedim. Gökyüzü, yeryüzü ne varsa arasında kalan Sustu o gün, yada ben sustum hepsine Ne far eder ki, uzaksa yakın olması gereken Ve uzaklık çağırıyorsa hep yakın olması gerekenleri Heyhat ! Çoktan gömdüm ben çoktan Yüreğimdeki fesleğenleri, gömemezken kendimi Susmak değil midir bazen, gereğinden fazla konuşmak Yanılsamalara yatırırız gözlerimizi Ay mıdır güzelliği sunan, yoksa ışığı veren güneş mi ? Ağaçların arasında kalmışsa, yaşar mı papatya ? Güneşi görmüyorsa, kaplıyorsa düşen yapraklar üstünü Ne kadar yaşamaktır sizce Yaşamın mezbahasında beklerken Sıradaki hep sizden önceki ise Ve bakıp solgun donuk yüzünüze kasap Heyhat ! Dönüp gidiyorsa her seferinde Sizde özlemez misiniz ölümü ? Belki işitirsiniz artık, uzağa yakın olanlar Zamanıdır işitmenizin bitkin sesimi Benim yiten sesimdir o, ruhumun son sessiz çığlığı Yaşam mezbahasında kasabın henüz el değmediği. Son giden benden bir öncekiydi Giderken “ bu gün yedi temmuz dedi “ Gelmedi kilitleyen, kırdım kilitleri Ve duyuldu beklediğim ses Sıradaki bendim artık, hoşça kalın uzak olanlar |
ÖYLESİNE AĞLAMAKTAYIM....
Ben öylesine daldım gittim gözlerine, Öylesine yok oldu kederim senin ilik nefesinde... Öylesine mutlu oluyordum yanında... Düşünmeden, nedeni, niçini? Birleşen eller öylesine birleşmişti, Bir gün ayrılacaklarını biliyorlar gibi... Öylesine huzurluydum, öylesine bahardım yanında, Öylesine yaz *******inde esen ılık rüzgarlar gibi, içime doldun... Öylesine sevdim...ben öylesine sana aşık oldum... Öylesine içim çığlıklarla doldu... İçimde ki boşluğu sen öylesine doldurdun... Ben seni beklentisiz sevdim... Ben seni öylesine sevmek için sevdim... Sen benim, öylesine kahramanım olmuştun.... Ben öylesine sana aşık olmuştum... Ben zaten öylesine bekledim seni, gelip gelmemem önemli değildi... Biliyorsun öylesine başlamıştı her şey... Sadece yaşanmasını istediğimiz için yaşandı her şey... Öylesine...Beklentisiz... Bilirsin, ben zaten beklentisiz severim... Geç olsa da öğrendim... Bir şeyi daha öğrendim, Geç diye bir zaman dilimi yokmuş...’ İNSAN HER YAŞTA AŞIK OLURMUŞ... Zaten geç yada erken, öylesine başlamıştı her şey... Hani beklentiler yoktu?, hani beklentiler sevgiyi boğmuştu?... Şimdi , ben boğuluyorum... Seni çok sevdim... Gittiğinde, öylesine ağladım ki...Öylesine mutsuz oldum ki... SENİ ÖYLESİNE SEVMEMEMİŞİM, SANIRIM... Yoksa... Şimdi, öylesine mi ağlamaktayım..........? |
Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz *******i, Dolunaya baktığında hissettin mi hiç Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu, Ve acı bir şekilde farkına vardın mı, Kalabalık içinde sessizce dolaştığını… Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin; Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki, Tuttuğun el sana huzur verir de; Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın… Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun; Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın, Tek damla düşmesin diye çabalarsın; Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların, Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların, Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda… Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları, Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde, Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde, Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne, Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur… Duyguların ağır gelir; ezilirsin Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende, Teslim olursun ölüme, Sessizce… |
Yar?
Duyuyormusun? Bütün mumları yak..Ağacın altı aydınlık olsun.. Bir melodi..Damlalar ve sen... Sus konuşma.. Sadece gözlerime bak.. Konuşursam...isyan ederim.. Konuşursam...Sevdiğimi söylerim... Konuşursam...İnanki Gidemezsin.. Bavulunda boş bir köşe ayır bana.. Ne kadar güçlüyüm desem de sana, Bavuluna sığmak için küçülebilirim... Küçülecek kadar büyük sevdam.. Bir bavulda yaşayacak kadar isyanım var.. Korkuyorum... Korktuğum sadece rüzgar..Öyle sinsi ki bu gece..Hani dalsam bir ara gözlerine.. Kaybolsam..Alıp gotürecek seni.. Lanet olsun sana kalemim.. Susmuyorsun yine bu gece.. .. Ağlamak yok.. |
Sen beni hiç sevmedin ki...
Sevseydin,ayrılık yazmazdı bizim kitabımızda Hasretin zamansız pusuda beklemezdi, Öldürmek için beni. nefesimi kesen vuruşlara, Sebep olmazdı soğuk,alaylı sözlerin... Sen beni hiç sevmedin ki..sevseydin, Gölgem ağlıyor omzunda,onu görürdün, Odandaki her köşede, Nefes alışlarım var,onu duyardın... Gözyaşlarıma kıyamazdın, Can çekişmelerime dayanamazdın... Cellat olup sevgimin, Boynunu vurmazdın acımadan, Sen beni hiç sevmedin ki... Sevseydin Herşeyi ama herşeyi benimle birlikte, Omuzlardın.... Tutardık mutluluğun saçlarından, Sürüklerdik olduğumuz yere... Sevda şerbetini içerdik, Umuda yolculuk yapardık, Sevgi dolu bulutlara binip... Sen beni hiç sevmedin ki... Sevseydin, Şimdi şu an,silerdin gözyaşlarımı... Yanımda olurdun hiç düşünmeden... ikiz cocuklarimiza davetiye gönderirdik, nikah şahidimiz olurdu bütün şiirler... sen beni hiç sevmedin ki.. sevseydin, beni ayazda bırakmaz, gözlerine misafir eder, gamzelerinde uyuturdun.... |
Hayat....
Hayat; Seni kaç kişinin aradığı kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın da degildir. Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar,para,giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven ,mutluluk,şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir. İnsanların en acizi dost edinemeyen, Ondan daha acizi ise dost kaybedendir. |
adam olmaz dedin senden,
adam nedir dedim içimden.. ferketmezdi değişseydim, güvenseydim yada salıverseydimmmm... git..gideceksen bekleme...farklı degilsin sende.. gideceksen bekleme... git.. gideceksen bekleme.. başka birşey söyleme.. gideceksen bekleme.. artık olmaz dedin senle, çok eskitti beni bu hikaye.. tamam dedim, tamam kabul laf anlatılmaz ki gerçeğeee... git..gideceksen bekleme...farklı degilsin sende.. gideceksen bekleme... git.. gideceksen bekleme.. başka birşey söyleme.. gideceksen bekleme.. ben üşümem, sen geç benii sıkı giyin kandırma kendini.. bir şairin şiirinden ibaret tüm bildigim büyük ihtimalleee.. git..gideceksen bekleme...farklı degilsin sende.. gideceksen bekleme... git.. gideceksen bekleme.. başka birşey söyleme.. gideceksen bekleme.. |
Sorma Nedenini
Hepinize küstügümdür aslolan ne sa'sali bir gülüs var artik dudaklarimda ne mühr-ü mürüvvet ömrümün en demli, en anlamli akisinda... sadece yokluk mudur bu hüsrana sebep olan yoksa aslinda biz variz da dünya midir yok olan gözlerinde ne hayatin ta kendisidir sensiz yok oluslarimin nedeni? ya da bos ver unut gitsin sorma bana nedendi? ab-i hayatima girmisken bir zaman bir hayata vurmusken kendimi tam da her sey düzeldi derken bu düzensizligin nedenini ne simdi sen bana sor ne de ben sana sonra anlatayim ahinin tutusudur bu belli ne yapsam da okusam da dualarimi kesmez ki içimdeki ümitsizligin, ya da aklimdaki deliligi sen öyle salinsan da igreti bil ki hala inadina burada garip ve masum duruyor bir sevgili! ... |
O baslamisti seni seviyorum diye
Bende sevmistim ölesiye Gezip, dolasir, konusur kene Bende kanmisim onun her sözüne. Nerden bilirdim sonunun böyle gelecegini Bir anda beni terkede bilecegini O mavi gözlerin yalan söyleyebilecegini Bir anda dünyami yakabilecegini Bilmen simdi basksini severmi Onuda sonunda benim gibi edermi Yalniz sunu biliyorum Tek onu sevdim baskasini sevemiyorum |
Gözlerinden dökülen her damla
Katar önüne benide Sürükler yüreğimi acılara Sen ağlama bebeğim Ben zaten ağlıyorum Sensiz akşamlara Soğuk yatağıma Boş yastığıma. Düşündükçe ağlıyorum Sensiz geçen anlarıma Başı boş hatalarıma Cama vuran damlalara. Yağmur ne zaman yağsa Ve yanımda yıldız gözlüm olmasa Ağlıyoruz yağmurla Yokluğuna, hatalara Ve de acılara. Gözlerinden dökülen her damla Boğulur hıçkırıklarımda Karışır hıçkırıklarım Yağmurun hıçkırıklarına Ve yağmur ağlar gözlerime Gözlerim ağlar yağmura Yağmur gözlüm sen ağlama Ben ağlarım ikimizin adına |
aşk ölümcül bir hülyadır
anlayamadığım ey sarı gök bulutu, ey ıstırab gülşeni son bir karanfil gibi taşıyacağım seni kalbimin hüsnüyusuf mahrem bahçelerinde derindesin, rüya kadar derinde aşk ipek bir karanlıktır kollayamadığım gecenin bir vaktinde gelen çiçekler için tenhâsında kuşlar uçan sulara karışıp akmak isterim kan çölünün ıssız vâhalarından saâdet burcuna çıkmak isterim gitmeliyim buralardan seninle kalırsam, surları yıkmak isterim aşk gizemli bir şarkıdır dinleyemediğim ayrılığın arkasından duyulan gün doğuyor, neden gülemiyorum siyah bir tanyerinde beklemek yakışmaz bana geceyi eylül mü vurdu güllerimi, bilemiyorum aşk isyankâr bir korkudur sonlayamadığım gece yolculuğuna takılır ayakları özlem beyaz bir gül, açar bağrında yâr kokusu yayılsın diye kaldırımlara ölü ve gözüyaşlı bırakır çocukları arıbeyi konunca ruhun zümrüt taşına mor gülüşlü haramî çıkar dağlar başına diriltir sarı saçlı, kırılgan aynaları aşk veremli bir türküdür söyleyemediğim nağmeleri doruklardan yayılan anılar sehpasında takıyor boynumuza kırmızı urganları kötürüm bir vâdide geziyor kurbanları her aşkı dâre çeken vefâsız leylâsıdır alır avuçlarına, öper ısırganları aşk cefâ ülkesinde umudun rüyasıdır |
Yalnızlık Ağıtı
Eğlen sen benim için farketmez, Kafanı takma, düşünme beni, gez dolaş, Gül, hem de kahkahalarla gül ben ağlarken, Ben burada kendi kendimle, yeniden... Arayıp sorma, tabii ne gerek var, Ne de olsa merak etmedim seni, Sen orada nereleri gezeceğini düşünürken, Ben 'bugün neden aramadı' demem kendi kendime... Arkadaşların da vardır tabii senin şimdi orada, Bırakıp onları muhabbetin en koyu yerinde, On metre ilerideki telefon kulübesine gitmek olmaz, Hem ne olacak ki, özlesin biraz değil mi? Hayır tek sorduğum kendi kendime, Hatayı nerede yaptım, neden böyle oldu. Neden değersizim bu kadar gözünde, Hem bilmez misin, sesini duymadan zindan olur bana bu dünya. Yani, hiç mi özlemedin beni bebeğim, Hiç mi ihtiyacın yok gözlerime, Hiç mi duymak istemiyorsun sesimi, Haftalar oldu bekledim... Bekliyorum.. Neden gitmedi elin telefona, Yanmadın mı benim gibi yanlızlıktan, Yoksa artık orada sana, Benim yerime şarkı söyleyen mi var?... |
Biri ben zenginim dedi
Biri ben mühendisim dedi Biri ben gemiciyim dedi Öbürü yanaş da bir görelim dedi Biri züppeyim dedi Şapkayı öne eğdi Biri denizciyim dedi Denize gitti Biri havacıyım dedi Havaya gitti Biri karacıyım dedi Karaya gitti Biri güclüyüm dedi Herkesin gücüne gitti Biri ben hastayım dedi Doktorun hoşuna gitti Biri mal sahibiyim dedi Mal silkindi, yemin et dedi Biri gelirim var dedi Öbürü gelir misin dedi Biri ben barışıkım dedi Biri ben karışıkım dedi Biri ben yumuşakım dedi Biri ondan ilâcını istedi Biri ben işçiyim dedi İçeri girdi Biri ben de işçiyim dedi Dışarı gitti Biri ben güzelim dedi Güme gitti Biri canım sıkılıyor dedi Biri hay senin canına dedi Biri dedi ben pazarcıyım Pazara gitti Biri dedi ben mezarcıyım Mezara gitti Ben solcuyum dedi Sağcının biri Biri dedi ben dağcıyım Ben de avcıyım dedi biri Biri dedi ben yağcıyım Yağcılık meslek mi dedi biri Tüccarım ben dedi Tüccarın biri Şairim dedi yazarın biri Ben de yazarım dedi şairin biri Ben deliyim dedi Aklıllının biri Biri ben çok akıllıyım dedi Ve diye-diye delirdi söylenmiş ve söylenecek tüm merhabalara merhaba |
baştan sona bir yalanmışsın
hiç olmamış hiç yaşanmamalıymışsın ne acı bunu farkedemeyecek kadar körmüş gözlerim bu kadar yalanken benim gözüm aşktan başka bişey görmüyomuş ne acı kanmak mı belki aldandım yanıldım yaralandım çok kırıldım ama öğrendim......... Seni kazandığımı düşündüğüm her noktada aslında kaybetmişim. Rol yapmışsın sen, sevmemişsin beni hiç.. bu yaralamıyo inan beni sevip sevmen değil bu kadar yalan oluşun bi yalana sevdalanışım yaktı kavurdu yüreğimde bi yangın yanıyo şuan kor köze döner külede savrulur ama şunu bil bu ah peşini bırakmıcak bi ömür Rabbim çok büyük kimler düşmüyo hayat yolunda hep sana mı gülecek hep sen mi kazanacaksın sanıyosun gün olur bu devran döner, beni yaşadıklarımın aynısı başına geldiğinde anlıcaksın ben nerde yanlış yaptım geç çok geç ne bu dünyada ne ömür dünyada iki cihanda Allahım affetsede ben affetmem seni uzak dur bundan sonra benden bi hiç bile senden daha değerli bu güne kadar yüreğimde zerre insanlık vardı sana karşı bundan sonra bi damla sevgi bile kalmadı ne yaşarsan yaşa nerde ne yaparsan yap nefes alıp vermen kimin umrunda gez toz gününü gün et yaptıklarının yanına kar kalmayacak artık benim için öldün bu gün seni yüreğimde öldürdüm keske yapabılsem.. |
BEN SENİ SENSİZ SEVDİM
Ben seni severken Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmış Nereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim.. Göremesem de, rüyamdaydın, Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin Ve kimse seni oradan çıkaramayacak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı; Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasan da,bulutlar vardı, Sen olmasan da,günbatımları vardı, Sen olmasan da,denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,aynı sokakta, “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama; Ben seni sensiz sevdim... Ne olurdu sende beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni, Hani kıyamet koptuğunda... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!! |
dön ne olursun
neden böyle soğuk ve uzaksın, kışlar ve yıldızlar gibi, neden hazanlar istiyorsun, yüreğime ve ben neden hep böyle, küllenmiş yangınlar gibi, savruluyorum yerlerden yerlere, hüzünlü şarkılar söylettirme yüreğime, kabusları ne olursun, sokma rüyalarıma, dön ne olursun, yıldızlar gibi parlayan gözlerini özledim dudaklarını, tenini özledim anlasana insafsız sen yok ken ben ölmeyi özledim |
Havada nemli ve tuzlu bir serinlik
Karanfil yağları damacanayla Gül yağları, bergamut, lavanta Akşam güneşine bulandı Limanda boydan boya Ne dedilerse yaptım bavullar hazır Geçmişi sığdırdım içine Ağır değilmiş o kadar Geçiştirmişiz zamanı Ateş ve su ve güzelim deniz Buluşmuşlar arasıra Her yerden akıyor gün Suyun üstünde esintiler Bir yolculuk vaktidir şimdi Köklerinden koparak yolculuk Yerinde sayarak yolculuk Rüzgarlara karışıyor kalbim Yamaçların, yarların en ucunda Kızıl kuşlar gibi titreyerek Ey benim güzel aşkım Sen hiç kış görmedin ki Poyraz nedir, kar, tipi bilmezsin Yalnızlık bile Ağzının kenarında Açıveren çiçekti Bütün gece limanlarda Beni alacak tekneyi aradım Yabancı yıldızların altında Bir göktaşı gibiydim Işığım gitgide eksildi Unutmazsın beni bilirim Pencerene yine Beyaz bir gül bıraktım |
El oğlu,
Yüreğim yangınsa sana, gelme su serpmeye, Yanmaya er benimle... Anlamsaz dilimden, anlaşamazsak ya da Susmaya er benimle... Gece darsa kabuğuna,İnce bir örtüyse gökyüzünün karalığı, Aşmaya er benimle... " Yol yol uzanmak Ona, haritası yok ülkelerden. Kendine yabancılaştıkça daha çok yar olarak bürünülen yeni bir kimlikti aşk. Yolcusu çok bir handı. Acıtan beni içten içe narin bir candı. Tam uzanmak isterken sana yüreğim yandı. Ateş hattındayım, sor bir can nasıl dayandı. Bir yaraya çare sandı leyla seni, sana sadece kandı. Anlam kargaşında yitip giderken yürekten, akan sızım sızım kandı... Gören bu kederi bitmez sandı, Ay geceye yangınından, Bülbül güle yangınından utandı... Lakin kendine yabancılaştıkça daha çok yar olarak bürünülen yeni bir kimlikti aşk. Bir ruh kaybolup giderken çoklukta, Kalan bir yarım, Kalan bir yar, An'a uzandı... An dar, An anlamsız, Kazanan bir var sandı... Yanılındı... Saklı bir bilmeceydi aşk... Saklıydı... Saktı... Yaşayan var mıydı?vardı... |
Bilmek isterdim sevdiğim en çok seni bilmek isterdim.
Nerede olduğunu bilmek isterdim. Bilmek isterdim aklından geçenleri. Bilmek isterdim yaşamanın anlamını. İnsanların nereye yol aldıklarını, Sonumun ne olacağını bilmek isterdim. Dertlerimin dermanını bilmek isterdim İyi olmanın çaresini, Kendime güvenebilmenin nasıl bir şey olduğunu bilmek isterdim Şimdi nasıl olduğunu bilmek isterdim umut etmenin nasıl birşey olduğunu bilmek isterdim hayal kurmanın,cesaretin, mutlu olmanın nasıl olduğunu bilmek isterdim. Korkmamanın,cesur olmanın nasıl olduğunu bilmek isterdim Yanlışlarımı bilmek isterdim ve doğru olanlarını Sorularıma cevap bulmak isterdim Hayattaki karşılıklarına Bilmek yaşamaktan farklı birşeydir. Farkını bilmek isterdim. Neyi beklediğimi bilmek isterdim. En çok nedenini bilmek isterdim gitmenin,geri dönmemenin, hiç konuşmamanın, Yüzüme bakmayışının,elimden tutmayışının ve yaşadıklarımın nedenini bilmek isterdim. Gözlerine güvenmenin İnsanlara yeniden güvenebilmeyi öğrenmek isterdim Unutmayı,yaşamayı öğrenmek isterdim Benimle ağlamanın anlamını bilmek isterdim Paramparça hayatın anlamsızlığının nedenini bilmek isterdim Öğrenmek isterdim dostluğu,arkadaşlığı,kardeşliği,insanlığı İyi olmanın kötüden farkını bilmek isterdim Ve gerçekten iyi olabilmeyi Kendimi nerede bıraktığını Ve ona ne olduğunu bilmek isterdim kendimi bilmek ve öğrenmek isterdim. Zaaflarıma hükmetmeyi isterdim,acıları bitirmeyi,karanlıkları aydınlık yapabilmeyi isterdim. Yanında kalmayı isterdim sonsuza kadar. YIldızlara gitmenin yolunu bilmek isterdim Bu dünyadan kaçabilmenin,en azından bu şehirden Kendimden de kaçmanın bir yolunu bilmek isterdim Ya da kabul edebilmenin yollarını Olduğu gibi,yaşanıldığı gibi,gerçek gibi Düşlerin bittiği yeri bilmek isterdim, Hayallerimizin son bulduğu Ve nereye gittiğini düşlenenlerin bilmek isterdim Gittiğin yere gelmek isterdim ardından Kalmanın bedelini bilmek isterdim burada Dayanabileceğim son noktayı bilmek isterdim Bilmenin emin olabilmenin nasıl bir duygu olduğunu bilmek isterdim. Asıl aradığımın ne olduğunu bilmek isterdim Biliyorum önümde bir yol var yürümem gereken. İzin yok yürümekten vazgeçmeye. Sürünmeden yürüyebilmeyi isterdim Ayaklarımın üstünde dik olarak Bilmek isterdim özgür olabilme duygusunu Utançsız bir yaşamın nasıl olduğunu Pişmanlıkları kabullenmenin yolunu bilmek isterdim Gidenlerin ne hissettiğini bilmek isterdim Artık yabancı mısın bana bilmek isterdim Dedim ya sevdiğim en çok seni bilmek isterdim Ve aklından geçenleri............ Ardına bakmadan gitmeyi bilmek isterdim Yüreğin yanmadan,İçin acımadan,gözlerin dolmadan Ve bilmek isterdim elveda diyebilmenin insandaki gücünü. Bu ayrılık rüzgarından sonra çıkan fırtınayı dindirmenin yolunu bilmek isterdim Acılar denizinden boğulmadan çıkabilmeyi isterdim. Ve susturabilmek isterdim konuşan beni. Bir daha hiç konuşmadan. Sessizliğe gömülmek isterdim bir daha hiç uyanmadan Dostum diyen insanlarla dost olabilmeyi öğrenmek isterdim her şeyden şüphe duymamayı Doğru zamanlarda doğru şeyleri yapabilmeyi isterdim Ve hatalarımı daha kolay kabullenebilmeyi. Gitmek gerektiğinde verdiğim kararların arkasında durabilmeyi öğrenmek isterdim Her defasında geri dönmemeyi Bu SON dediğimde sonlandırabilmeyi öğrenmek isterdim Çelik bir iradeye sahip olmayı isterdim Ve onu kullanabilmeyi. Ve tüm isteklerimden vazgeçebilmeyi öğrenmek isterdim |
Bağlanmak, tutulmak, tüm zamanlarının onunla beraber geçmesini istemek ve ondan ayrı kalınca onunla beraber geçirdiğin zamanları düşünmek, istemek, arzulamak, *******i düşünmekten uyuyamamak, uyuyunca rüyada beraber olmak.
Onunla uyanmak, buluşurken heyecanlanmak ayrılırken hüzünlenmek, onu görmek için elinden geleni yapmak, görünce de konuşamamak, gözlerine bakınca aşkı ve korkuyu bir arada tatmak, telefon çalınca kalbinin çıkacakmış gibi çarpmasını hissetmek, damarlarında ki dolaşan kanı, giydiği elbiseyi ondan kıskanmak, bir insana duyula bilecek en güzel duyguları ona karşı hissetmek, onun için her şeyi yapmak ve bazı şeyleri yapmamak. Üzüldüğü zaman üzülmek, sevindiği zaman sevinmek, ona bir daha ayrılmayacakmış gibi sıkı, sıkı sarılmayı istemek, kimselerin olmadığı bir yerde çimenlere uzanıp yıldızları sayarken ne kadar mutlu olduğunu anlatıp “SENİ SEVİYORUM” diye bağırmak ve yankısını beraber dinlemek. Bağlanmak, hoşlanmak, tutulmak, istemek, arzulamak tek kelimeyle... “SEVMEK” |
GÜLMEK BU KADAR ZOR OLMAMALI...
İSYAN WAR AMA ALLAH"A DEİL... BAKTIM BAKTIM PENCEREDEN DALMIŞ GİTMİŞ RUHUM GÖKYÜZÜNE... BUNALIMIN ESİRİ OLDUM ÇIKTIM AĞLADIM HER GECE TEK BAŞIMA... YARALARIMA MERHEM OLACAK BİRİNİ BULAMADIM ARIORUM HALA... ÖLÜMÜ DÜŞÜNDÜM HER GECE BEDENİM YATSIN ARTIK CANSIZ WE BİRİNİ DÜŞÜNDÜM BENİ TUTSUN ÇEKSİN BU KIZ HEP ŞANSSIZ... BİLİORUM BENİ DÜŞÜNEN BİRİLERİ WAR EBEDİ SABRIM ABARTISIZ... YAŞIORUM HER GÜNÜMÜ DUPDURU SU GİBİ ÇOK CİDDİ YALANSIZ... ANLAM WEREMEDİM WEREMİORUM İNSANLAR YAPIOR HEP ROL... BENİM GİBİ İYİLER SAYIYO YERİNDE KÖTÜLER ALIOR HEP YOL... İYİ NİYETİME HEP KENDİMİ WERDİM DEĞİŞEMEZ ARTIK ÇOK ZOR... DURUMUMA BAKTIM KENDİNE DİKKAT DOSTLARI TANIMAK ÇOK ZOR... YALANCININ MUMU YANDİ SÖNDÜ,KULLAR GÖREMEDİ HEP KÖRDÜ... YAŞAMA SEWİNCİMİ KAYBETTİM WE TUTKUM KALMADI SÖNDÜ... ÇEWREME KENDİME BAKTIM İNANAMADIM MÜŞKÜL HAYRETE DÜŞTÜM... KALDIM YİNE TEK BAŞIMA BOMBOŞ DÜNYA AHRET HAYATA KÜSTÜM.... ( bana ait bir yazı değildir.) ALIŞMA BANA,NE YAPACAĞIM BELLİ OLMAZ, BUGÜN WARIM,YARIN BİRDEN YOK OLURUM... DOKUNMA BANA, KAPANMAMIŞ YARALARLA DOLUYUM,CANIMI ACITMA BİR YARADA SEN AÇMA... SEWME BENİ, YOĞUN DUYGULARIMDA KAYBOLURSUN, TUTUŞTURURUM... İSTEME BENİ, YASAKLARLA BOĞUŞURSUN, ENGELLERLE DOLUYUM... ÇÖZMEYE ÇALIŞMA SAKIN, SENİNLE KARIŞIR İİCE KÖRDÜĞÜM OLURUM... ANLAMA BENİ, BEN KENDİMİ ANLARIM,BEN BÖLE MUTLUYUM... AŞKI YAŞATMAMI İSTEME ASLA, BEN AŞKA YILLADIR İNANMIORUM... GÜWENİORSAN KENDİNE İNANDIR BENİ AŞKIN WARLIĞINA,SONUCUNDA ÖLE Bİ AŞK YAŞATIRIM Kİ, WAZGEÇEMESSİN ! TUTKUN OLURUM... YIKABİLİRSEN DUWARLARIMI, SAKIN BIRAKMA BENİ, TÜM TUTKULARIM WE GÜCÜMÜN ARKASINDA,HALA MİNİK Bİ ÇOCUĞUM, BÜYÜTEMESSEN.... KAYBOLURUM.... |
Yüregim...
Aglama artik ne olur Iyi olmak yetmedi gördün, neden bu atesin hala inatla ? Yapma artik ne olur. Aglamaktan ne hale geldik görmüyorsun? Özlemek bir güzel duygudur ki yanma artik yüregim. Yanma. Özle ,öyle kalsin. Kül etmeye çalisma. O benim için atmaktan vazgeçiren seni, gitti artik. Beni düsün biraz,yanma ne olur !!! |
Yazılmış tüm sözlerin şiirlerin hikayelerin ötesinden
Sana haykırmak istediklerim vardı. Senin asla bilemediğin hayata yenik düşmüş, çok isterdim sana her seferinde anlatmayı. Ama öyle dolambaçlı yolların ardında saklı kalmıştı ki sevdan. Ne sözlerim yetişti ömrüne, Ne kelimelerim varabildi gönlüne. Bütün bu yaşanmış yalanların ardından İçerimde ağlayan, Bedenimde kanayan, Özümde azap çeken bir sen hala var. Her nerede ne halt ediyorsan bil “ Gitmekle bitmiyor sevda ” |
Paranoyak düşler peşimde
Ansız düşmeler yükseklerden Geciken bir ceza ellerimde hayat Ecel, yokluğunla kaybedilen mükafat... Dönüşsüz bir yanlış, yalnızlık Hesabı sorulmamış, verilmemiş Şifresi kırık, yitik benliklerin Çözümsüz Çıkışsız Kaçışsız.. Pusatsızım yaşama karşı Dualarım kan revan Her haykırışım kabuk bağlamış birer yara Yine de ruhsatım yok isyana.. Beni sorgulayan bir ses duyuyorum şöyle: Takip edilmediğine emin misin? Söyle! Biliyor musun ki kim nekadar paranoyak? Ayak sesi gelmiyor takipçin yalın ayak.. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:46 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.