![]() |
Kanlı nacak
*******den bir gece Kan oluklu, keskin bir bıçak gibi indin uykularıma. Uyumak ne mümkün, uyunmaz Bu can, Seni sevmekten usanmaz. Bir kuru yaprağım Azgın dalgalar arasındayım İndin uykumun üstüne,kanlı bir bıçak Kafamda her şey karmakarışık her şey salkım saçak. Ben saldayım bulanık sularda Sen sandaldasın, sandalda Her gün bir yerde, her gün başka bir dalda. Işıltılarda görüyorum seni,yakamozlarda Gizlerde arıyorum seni,istiridyelerde. Alabora olmuş sandalın İşte,sende azgın sulardasın Yanıma gel yanıma Salıma çık salıma Akıntıya kapılıp, Gidelim çok uzaklara. İndin deliksiz uykumun üstüne İki ağzı keskin,kara bir bıçak gibi Şafak söktü Gün ışıdı,ışıyacak gibi Ve indin iki kuluncumun ortasına Kanlı bir NACAK gibi. 14.06.2005 Mazlum Zengin |
Kapat gözlerini
Kapat canım kapat gözlerini Saçlarına taç yapayım Benim tacım,gülden,çiçekten değil Yüreğimdeki sevgiyi takayım. Aç canım,aç gözlerini Bak aynaya canım, tacına Gülün,çiçeğin,ömrü az olur Benim tacım,sevgiden solmaz bir ömür. 03.06.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Kara bulutlar
Her yangın farklı yakar aşığın yüreğini Her kurşun farklı deler insanın ciğerini Aşık olmaya gör dostum Yüreğin yangın olur,ciğerin kurşun dolar Hani dağlar vardır ya ulu dağlar Bazen insanın üstüne,üstüne gelen dağlar Hani kara bulutlar vardır ya Ve insanın başına çöreklenen bulutlar Her aşkın bir yönü var dostum Ve hepsinin de farklı bir öyküsü Bir gül gibi solar,bir yaprak gibi düşer canlar Ve hepsinin de yanar bir şekilde ciğeri Ah bulutlar kara bulutlar Rahmet dolu kara bulutlar Nice sönen,biten güzel umutlar Aşkın,sevdanın, yalan üstüne kurulamayacağını bilen kara bulutlar. 27.06.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Kara Gözlüm
Kara gözlüm gözlerimin içine, Bakarsında delip delip geçersin. Parmaklarla saçlarımın içine, Tarak olur, Ahenk ile geçersin. Yüreğinle bana demir atmışsın, Zemheride cayır cayır yakmışsın, Açılmayan dost kapımı açmışsın, Kilit olup Frenk ile açarsın. Kara gözlerinle ışık saçarsın, Uzaklardan gelip sonra kaçarsın, Güzel yüreğinle sen bana yârsın, Temelime Mihenk ile göçersin. İkinci bahara sen çiçek oldun, Buram buram koktun kalbime doldun, Gökte arar iken ben yerde buldum, Turna olup Ahenk ile uçarsın. Mazlum sevdalanmış herkesler duysun, Sen benim gönlümde Güneş’sin, Ay’sın, Bırakmam ben seni artık sevdamsın, Kalbime Kepenk indiren dilbersin 23.06.2006 Mazlum Zengin |
Kara kınlı bıçak
Yağmur yağıyor dışarıda şakır-şakır Bir zafer türküsü gibi İsyanlarda kurdu kuşu yaratığı Yürü üstüne Hainin Zorbanın Derebeyinin Çıkar kınından kemik saplı bıçağını Dal beş kişi arasına, yalın Bundaki yürek bir başka, kardeş Korku bilmeyen bir ÇATALYÜREK Dışarıdaki yağmur dinmek üzere Bahar yağmuru sarı sıcak Zulamda yastığımın altındadır tek dostum Haine,Zorbayadır kara kınlı,kemik saplı bıçak. 15.05.2004 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Kara saban
Kara öküz, karasaban yan yana Yandı içim bir damla su yok bana Saban taşa geçti çıkmaz bir daha Arpa ektim bir sümbülü geçmedi Karşı çukur tarla taşlı ilmeli Tohumladım bire elli vermeli Saban ile bu tarlayı sürmeli Tohum saçtım rahmet ana görmedi Bademin kökünü çapayla kazdım Oturup gölgede şiirim yazdım Alıçlı’ yı gezip içime dizdim Çile çoktur savdım, kovdum gitmedi Buğalek, le öküz samı kırınca Mazlum sevdasını yele verince Ektiğini bire - iki derince Yoksulluğu dövdüm, sövdüm gitmedi 22.02.2006 Mazlum Zengin |
Karanlık yüzlüler
Can dostum al güneşi eline Vur karanlığın dibine-dibine Gün bu gündür vur ha vur Vur karanlıkların beline-beline Hak getire çağdaşlık ilim irfan Kara yüzlü, kara kalplidir şeytan At ölü toprağını üzerinden, canlan Vur gözüne,gözüne karanlık yüzüne Can dostum,bil özünü sözünü Taşı kendini çıkarma kara yüzünü Mavzer değil, al kalemi eline Vur güneşe doğru,del gökyüzünü. 02.04.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Kardelen
Saklanırsın beyaz örtü altına Hiç güneş görmeyen Kardelen misin? Henüz gelmiş on yedinin bağına Ak karın içinde Kardelen misin? Arapgir’den Alıçlı’ya yol olur Verdiğim dikenler sende gül olur Gözden uzaklaşıp sonra el olur Okul bahçesinde Kardelen misin? Kerneğe gidip de suyun içtin mi? Kaysı bahçesinde mışmış açtın mı? Kırmızıyı, turuncuyu seçtin mi? Yüreğim hoplatan Kardelen misin? Arguvan’ la Malatya’nın arasın Doktor bilmez kalpteki aşk yarasın Elbet bir gün bizim ele varasın Bana dert getiren Kardelen misin? Ben elliyim sende kırkın başında Bunca sene sonra durdun düşümde Kurban olam toprağının taşında Malatya şehrinde Kardelen misin? Beydağı’nın başı rüzgarlı yelli Orduzu suyunu içtiğin belli Saltan ve şalvarın yeşilli allı Gönlü güzel akan Kardelen misin? Şairin bedenden suyun çekmişsin Zamanında gözyaşını dökmüşsün Yaralayıp sonra yola çıkmışsın Mazlum’un gönlümde Kardelen misin? 18.02.2001 Mazlum Zengin |
Kardeşliğe Tuzaktayım
Bir uzun yolculuktan geliyorum Soğuk bir namluyu ısıtan, Bir kurşun tuzağındayım. Bir yaprağın, Yeri, toprağı kucaklama uzaklığındayım Rüzgârın kanatlarında Yüz üstü umutlarımın söndüğü andayım. Gözler, gözlerden süzülen damlalardayım Yanakları sessizce sıyırıp yakan Bir kaynaktan özgürlüğe koşup çağlayan Yüreğe saplanan hançer sıcaklığında Ve eller ellere kenetlenmiş, Güvercin beyazlığında ıslanmış mendiller Rüzgârın Güneş’e doğru estiği yandayım. Toprak, toprak sıcaklığındayım karanfillerle Rengârenk güllerle, nefeslerde, dillerde Güneş aydınlığından uzak Ve yüreklere daha yakın sislerde Üç kurşun kıskacında Barış ve kardeşliğe bir tuzak Ağlayan ürkek güvercinlere candayım 13.02.2007 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Kelepçeli kalem
Kalemlerimizde, Bir kelepçe mi var? Yazmak istediklerimizi yazmıyoruz, Gözümüzde, Bir kara gözlük mü var? Yazılan şiirlerimizi görmüyoruz. Yüreğimizde, Bir buz kütlesi mi var? Sevmek istediklerinizi sevmiyoruz, Ayağımızda, Bir ağır pranga mı var? Dostumuza, sevdiğimize gitmiyoruz. Kulağımızda, Bir tapa, tıkaç mı var? Çığlıkları, feryatları duymuyoruz. Aklımızda, Beyninizde bir sorun mu var? Şairleri, şiirleri katlediyoruz. Kıralım kardeşim, o kelepçeyi Kalemimiz özgür yazsın Gözümüz güzellikleri görsün Kalbimiz herkesi sevsin Ayaklarımız, dosta gitsin Mazlum ’u kulaklarımız duysun Kıralım o kelepçeyi, prangayı kıralım. 29.12.2005 Mazlum Zengin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:28 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.