![]() |
Sen bir yalandın benim kurdugum
Kendimi ben diye sende buldugum Hem göz yasın hemde gülüsün oldugum Sen bir yalandın benim kurdugum Durdu içimde zamansız ağlayan yalnızlık Sana ait o yaslar ellerimde bu kadarcık Girdigin o kapıdan aydınlıgını al ve cık Sen bir yalandın benim kurdugum Dostum dedigim neden niye beni üzüyor Adımlarım yolunu sasırmıs etrafımda gezıyor Benim mavilerim yalnız bende yasıyor Sen bir yalandın benim kurdugum Gölgen yokki kayıp gölge nedir bilmezsin Gölgeler içinde ben gibisin ama görmezsin Korkma!Karanlıgıma düşer düşer ölmezsin Sen bir yalandın benim kurdugum |
Bu kent! Bu sokaklar!
Gri bir özlem taşıyor kıyıdaki o banklar... Ahh... Hâlâ esaretin altında bu kent... Yarım bırakılmış bir besteydin sanki hiç kimsenin bilmediği. Hâlâ söyleniyorsun buralarda, melodin hiç dinmedi... Bilir misin bu kent tepeden tırnağa sen dolu. Her adımımda, her sokakta sen çıkıyorsun karşıma. Gün seninle başlıyor bu kentte... Önce güneş oluyorsun, derken kahvaltım, müziğim, çantam, saatim... Her şey sen oluyor birden. Gittiğim kafe, baktığım deniz, yaktığım sigara, her şey sen... Hâlâ söyleniyorsun dedim ya buralarda, kulağımdaki uğultu sen... Gözümdeki görüntü sen.. Yüreğimdeki gürültü sen... Hâlâ esaretin altında bu kent, burada yaşamak sen... Ve gün senle bitiyor elbet... Şimdi içimde hazin bir sonbahar gibi soluk hayalin! Ve artık yordu yüreğimi melodin.. Yeter! Sonu gelmedi mi bu esaretin? |
Baharın Desenleri
Ağaçtaki kırağılar dökülüyor Almus’tan yamaçlara Kuşlar uçuşuyor bir anda ses katmak için bahara Derenin buzulları çözülmeye başladı ertesi ertesine su şarıl şırıl sesleri desenliyor canlılığa Tepe de, çocuklar ve yine kuş cıvıltıları öfkesinde Gökyüzü berrak ve lekesiz Tokat’ın eteklerinde Gelinlik giymiş bir gelincik tabiat şahlığında Hepside boy verdi tabiatın ilk irkiliş canlılığında Biraz solumda karınca katarları Hızır gibiler Mizgin'liyorlar bize çalışanların kazanacağını Biraz sağımda tembeller uykuda hala Uyanmadılar onlar... Kaybetmeye hazır Nazır gibiler Kimileri daha kapanık Ağustos böceğini oynuyorlar Tıpkı ağaçtan kopuk Çürümeye mahkûm kavuklardalar İş’e yaramayan anlarla kuytulukları Küflenmiş yaprakların dibinde Uzun ölümlere yolculuk seçmişler Kesilen bir ağacın kütüğünde Bin Dersim çiçeğidir, Tohum dökerek irkilenler... Bir babacan yürek ansız, hesapsız ve kaygısız Er gibi doğacak, bir can misali pultusuz Namusluca toprağa düşerken Gökyüzünün berrak ve lekesiz şahitliğinde Almus'ta haykırabilmek var yine de... Yüreği gelinlik giymiş tabiat ana’nın Kollarında kan-revan içinde, Gidebilmek yine de... |
Sevgilim, ruhumun içi
Sen ki benim öbür yarım… Yalnız senle bahtiyarım. Gözlerim… Gözlerimin önündeki Dünya… eşim… Seninle ölmeliyim. Öperken ve koklarken duyduğum sen olmalısın. Seninle ölmeliyim. Beraber değiştirmeliyiz üstümüzdeki bu paçavra elbiseleri… gözlerimizin önündeki Dünya'yı… Ters dönmeli çamaşırlar çıkarken ve çırılçıplak kalmalıyız gecede Yağmurda, doluda, karda Isınmalıyız içiçe doymak ve ölmek seninle olmalı. Nefesini içime çekip, içimin tırtıllarını kozanla kaplamalıyım… Sen ipekten olmalısın. Ve ben tahtadan!… Sarılmalı, sarılmalıyız. Masallar anlatmalıyım sana Ateşin başında korku hikayeleri… filmler seyredip kahkahalar atmalıyız Piyango bileti almalı çocuklara gülmeliyiz Kavgalar etmeliyiz ve sonra ayrılıp birbirimizden Hiçbir şey olmamış gibi yeniden birleşmeliyiz. Saçların melekler saçı Bulutlar saçının tacı Bir Tanrı gibi yükseliyorsun trilyonlarca Sevgilim, ruhumun içi. Fakat seni bulmalıyım önce |
Dur demelerim fayda etmeyecek bu kez
bu kez dinlemeyeceksin gideceksin senden tek istediğim hani olur da aklına gelirsem eğer gülümsemen yüzünde gülümseme olarak kalmak istiyorum gitme demeler yetmeyecek biliyorum desem de gideceksin yalvarsam da gelmezsin senden istediğim şarkımız çalarsa , işitirsen bir yerlerde; durup dinlemen öylece dinlemen ve sadece geçirdiğimiz güzel günleri düşünmen bu gidişin gidiş değil bu bakışın hayır değil bu öpüşün mevsimi değil bu bilmeler faydamı sanki avutmuyor hiçbir şey artık sende anla dindirmiyor yaramı susturmuyor beni durdurmuyor hiç belki gözyaşı dökmüyorum ama içimdeki haylaz durmuyor daha hızlı çarpar oldu daha bir özler oldu seni gitme demeyeceğim desem de gideceksin atsam kendimi düştüğüm zifiri karanlıktır sadece tutsam ellerini çatlamış derilerdir öpsem dudaklarını yitip de gidişlerimizdir baksam gözlerine donuk iki renktir bitti işte son çırpınışlarımızdı belki yenik düştük zamana bizde yenildik aşka |
eğer sevgi buysa
sevgi içimin yanması, düşününce bıraktığın bir başıma bıraktığın heyecansa, içime attığın korsa, yakınımda iken dokunmamak, uzağımda iken benim olduğunu bilmekse, gözlerimde ki yaş, kalbimdeki özlemse, boşluklarımı doldurmansa sevgi, sana tapmamsa eğer, adını zikredip uyanmaksa, özlemle terbiye olmaksa hayatta, seni seviyorum. bakmaksa gözlerinin içine, kaybolmaksa renginde, eriyip bitmekse , 1 yudum mutluluğu sana da, bana da çok görmemekse, bazen canımın yanması , bazen ruhumun okşanması, bazen neşemsen eğer, seni seviyorum. bilmekse tüm engellere rağmen benim olduğunu, ve hissetmekse en derinimde, en mahremim en gizlimde seni, paylaşamamaksa kimseyle, kıskanmaksa her şey den ve herkesten, seni seviyorum. ve seni seviyorsam eğer sadece...... gel al beni gel taşı benliğine hapset gözlerine gel sımsıkı tut ve bırakma beni |
senın gözlerini göemekten aciz gözlerimin dünyaya bomboş bakmak mı?
ya da ellerini hissetmeden ellerimin baska gereksız somutlara dokunması mı? peki ya sadece bir nefesinle ısınabilecek vücudumun soğuğa karsı verdığı savaş mı? söyle sevdiğim neydi yaşamak? her sabah gözlerimi actığımda yanımda seni bulamamak mı? ve bunu bir kabus sanıp tekrar tekrar bakıp umuda yenilmek mi? kahrolurken her dakika sensizlikte kaybolurken yine seni sabretmek mi? anlat sevdiğim neydi yaşamak? senin hangi yönde olduğunu bilmeksizin adımlar atmak mı uğrunda? bastığım yerlerin neyden ibaret olduğunu görememek mi yoksa? yoksa zifiri karanlkta mı kalmak sabahın altısında? neydi sevdiğim neydi yaşamak? binlerce insan kalabalığı arasında yapayalnız kalıp seni aramak mı? saçma sapan uğultunun içinde sesini duyabilmek için gözlerimi kapamak mı? acı çekmek mi dipsiz bir kuyuda ararken seni ama sabretmek mi? unuttum sevdiğim neydi yaşamak? |
işaretler
Bir cümle hayatım İşaretleri bende Ardı ardına sıralı Bakışlarım Bir virgül Noktalı Ünlemdir Kalbimin her atışı Tırnak içinde gözyaşlarım Parantezde sancılarım Soru işaretidir Tüm kırgınlıklarım uzun *******de Uykumsa virgülüm Bu kısa cümlede Son noktadır ölümüm Artık bitse de Dolsa da şu ömrüm Üç nokta bırakacak geride Kabre gömülüşüm! |
senınle
bendım eskiden gözyaşlarıma bendim çocuk misalı hep kadere yenik düşen ve ben oluyordum mutsuz denizde boğulan yok artık onlar bende gülüyorum artık acılara dertlere ******* dostum aksamlar arkadasım degıl artık ve ben her gun biraz daha seninle yaşarıp büyüyorum...... |
tarif
bir bardak dolusu gülümseme ile baslayın bir kap dolusu dostluk ilave edin bir tutam yumusaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın bir kaşık ümit bir büyük porsiyon yardımlaşma cok miktarda ıkım ve bir tutam alcakgö¤¤¤¤uluk ile çırpın kuvvvetlendırmek için de bir corba kasıgı güvene ihtiyacınız olacak bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç iki ölçü aklı selim ve bir kac damla hosgoruyu azar azar ilave ederek sevgi ile karıstırın iki kaşık gülücük bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin şevk ile hiç durmadan karıstırın ve şükran ile tatlandırın yemegin adı mı? insanlııık... |
bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin..
bu parmaklıklar,bu demir kapılar,bu hava,inan... bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır.. hangi zorluğu yenememiş insanoğlu hele taşıyorsa bu insanca sevgiyi yüreğinde... güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim damla damla birikiyor insan,damla damla sevgilim... birgün akıp gideceğiz hayatta duvarlar yıkılacak açılacak bütün kapılar bilesin benim yüreğim sensin şimdi,seni vurur durur ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde. |
sevmek buymuş demekki..
sevmek vermekmiş en büyük parçanı özlemekmiş sevmek gece yastığa başına koyduğunda akan iki damla yaşmış.. sevmek zormuş sevdiğim özlemek zormuş sanki bedeninde binlerce bıçağın saplanmasıymış.... bir uzak kentte sensizliği yaşıyorum şimdi bazen iki cümle takılıyor boğazıma bazen sessiz çığlıklar kopuyor içimden üşüyorum sensiz,ellerimi ısıtan ellerin yok içimi eriten gözlerin yok bir ateş var sol yanımda birde sana verdiğim söz dudaklarımda... koşup sana gelmek istiyorum gücüm yok özlüyorum demeye lüzum yok gelsem yanına,kokunu içime çeksem ellerini alsam avuçlarımın arasına halim yok sevdiğim..halim yok.. böylemi yaşanırmış ayrılıklar böylemi koyarmış hasret insana bir bilsen nasıl muhtacım sana bir bilsen bu can ölümüne hasret sana bilirim sende sığamassın kendine gece sessiz sessiz ağlarsın hissederim dayan birtanem dayan birgün geleceğim bu yürek yarısına kavuşacak,bu beden yeniden hayat bulacak, bir sarılacağım sana ölüm bile ayıramıyacak!!!! |
sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara
yağmurlu havalara, bu kasvetli aksamlara... sen varken bakıp geçmezdim tren istasyonlarına otobüs duraklarına.. sen varken ayrılanlara ağlamazdım.. yıkılmazdım biten sevdaların ardından gidenlere küsmezdim kalanlara acımazdım.. sen varken böyle üşümezdim,titremezdim.. masumdum,çocuklar gibi böyle delirmezdim hele ölmeyi hiç düşünmezdim şimdi soruyorum sana; adı sevdaysa bu cehenneminn SEN YAKTINDA BEN YANMADIMMI? |
birgün gelirde unuturmuş insan
en sevdiği hatıraları bile bari sen hergece yorgun sesiyle saat onikiyi vurduğu zaman beni unutma! çünkü ben hergece o saatlerde seni yaşar ve seni düşünürüm hayal içinde perişan yürürüm sende karanlığın sustuğu yerde beni unutma o saatlerde serpilir gülüşün bir avuç su gibi içime,ey yar seninde başında o çılgın rüzgar deli deli esiverirse birgün beni unutma beni ayağımda çarık,elimde asa senin için şu yollara düşmüşüm senelerce sonra sana dönüşüm bir mahser gününe rastlarsa beni unutma!!! |
Karikatur bir gulduru sanatıysa dusunceden uzak olmayan,
Bende bir gulduru objesiyim..! Klavye sadece duyguları yansıtan bir aygıtsa, Benim klavyem yok..! Kitaplar insanı insan onuruna sahip yaptıysa, Ben yanlıs kitaplar okumusum..! Kartalar yuce canlılarsa, Ben zayıf bir kartalım..! Kadeh icinde bulunanı kolay sunmaya yarıyorsa, Benim kadehim ya bos ya da delik..! Karıncalar hedefin uzaklıgını hesaplamadan ise kalkısıyorsa, Bende bir karıncanın mantıgı var..! Koleler ozgurlugu umit edinmisler ve o yuzden calısıyorlarsa, Bende kole kadar bile inanc yok..! Kurbaga prenses opucugu ile prens olabiliyorsa, Beni opecek bir prenses hayal kırıklıgı yasayacak..! Kapılar ardındakini merak edenlerin onunde bulundukları objelerse, Benim ardımda merak edileceksey yok demekki..! Kurallar uyuldugunda huzur uyulmadıgında rahatlık saglıyorsa, Ben kuralları uygulama konusunda yeni bir bicime sahibim..! Kadınlar erkeklerden beklentileri dogrultusunda giyiniyorlarsa, Ben kadınları anlamıyorum..! Karada bir renk kırmızıda bir renk ise, Ben beyazı kurtarmaya cabalıyorum..! Kursun 2 taraf icinde farklı cozumler saglıyorsa, Ben kursunun son sahibi olmak istiyorum..! Karakterlerimiz kisilerin davranıslarına hosgoru duymamızı saglıyorsa, Benim daha fazla karaktere ihtiyacım var..! Kaynaklar gereklilikleri azaltıyorsa, Beni tamamlayan kaynak cok..! Kelimeler anlam zenginligini yitirmeye basladıysa, Bende burada bitiririm. |
GÖRMEDİK
DUYMADIK BİLMİYORUZ AŞIKIN TARİFİNİ SADECE KİTAPLARDAN OKUDUK AŞK ACI ÇEKMEK AŞK YANLIZ KALMAK AŞK TEMMUZUN ORTASINDA YAĞMURA HASRET KALMAK KUTUPTA GÜNEŞE HASRET KALMAK GİBİDİR AŞK AŞK ÖYLE BİŞEYDİR Kİ DENİZDE SUYA FIRTINADA RÜZGARA ÇÖLDE KUMA HASRET KALMAK GİBİDİR DÜN GECE UMUTLARIMI RÜZGARLARA FISILDADIM YARINLARIMI DENİZE BIRAKTIM YOSUN MİSALİ BİR ÇIĞLIK MİSALİ SALDIM GÖKYÜZÜNE HAYKIRIŞIMI İİÇİMDE FIRTINALAR KOPARKEN YANLIZDIM KİMSESİZ ve SENSİZ AŞKIMDI TEK TESELLİM BİRDE SEN........ |
Kendimi avutmak istercesine
Çocuksu hayallerle beslediğim Sımsıcak bir umut saklardım içimde Bir gün bir sokaktan dönerken, senle karşılaşırım hayaliyle Sana yanan, gönül hasretiyle kavrulan yüreğimde Sensiz, anılar biriktirirdim Sanki kollarımda sen varmışsın gibi sarılırdım hayata Sımsıkı tutardım tek bir anını kaçırmadan… Kazanmak için savaşmak dediğinde Başlamadan kaybetmiş kimse sancısında dinlerdim hep seni Hayatın sonu eğer umut haline gelmişse en mutlu zamanımda Kendimi tutamayarak ağlardım Ve hıçkırıklarımı kendi içimde saklardım Sessiz ağlamak, sensizken nasıl bir kederdir bilir misin ? Gözlerinde bilemediğim korku bir girdabında Dolambaçlı bir yola savrulurken anlayamamıştım Ellerimden kayıp giden senmişsin meğer Ve sonra, senden bana kalan Yalnızlık ve kedermiş… Artık ağlamıyorum,susuyorum… Sensiz olduğum zamanlarda sensizlikle beslediğim umudumu büyütüyorum Ve gökyüzüne bakıyorum… Puslu gökyüzleri aşk kıvılcımları ile aydınlanırken Bense kapkaranlık dünyamda hasret tohumları serpiyorum kalbime Ve sadece o günü bekliyorum Seni alıp yaşatacağım o günü … |
sana kızamam ben
gecikmişliğim senin suçun değil, biliyorum, benim erkenciliğimden.. beni tarih kitaplarında okuyorsun, beni bir geçmiş zaman eki yapıp, en sevdiğin cümlenin sonuna koyuyorsun ben seni dünde ararken, sen henüz gelmemiş bir yarında bekliyorsun.. sana kızamam ben senin gülüşüne sızılandım, ve seni bildiğim o gün, ansızın yitirişime hazırlandım bana hep hüznümü yaşarken dokunuyorsun. biliyorum, senin açmamış bir gülün var, ve yakınlaştıkça, o gülün özüne kokuyorsun.. sana kızamam ben en ölümcül ifadesidir aşkın, ağlamak. en çetin kavgasıdır yalnızlığa meydan okuyup, uykusuz bir gece de sabahlamak. uzaklığına alışamam senin, asıl zor olan, içinde bir uzaklık olduğuna alışmak. yani sevdalandığın yarın da yoksam, ve seni kaybettiğim bir umudun ortasında bulmuşsam, sen getir gerisini. bu nasıl yaşamak.? sana kızamam ben bu bir haksızlık değil, bu bir katliam. bu yüreğin en derin sancısı, dağılıp kaybolması aklın dimağın, sana söylemek istediğim sözler vardı, hepsi darmadağın! senin adın .......?! senin adın sonbahar, senin adın, geçmek bilmeyen bir kalp ağrısı. gitsen de gelmediğin bir yoldan, biliyorum, yok sonrası. |
Üzerine daha bir tek keLime yazmadan birazdan buru$turup atacağını biLdiğin
beyaz bir kağıt duruyordur önünde. ELinde ise çocukLuktan kaLma bir aLı$kanLıkLa arkasını kemirdiğin kara bir kaLem. Kara, kapkara, tıpkı içinde buLunduğun oda gibi. . . Bıçak gibi bir gidi$ti Arkanı döndüğünde SaLLanmadı sardunyaLarımın yaprakLarı Kesin we net Sadece bitti… Bir ağırLık çöker üzerine, buLunduğun yere sığamazsın. Görünürde hiçbir neden yoktur ortada. Boğazına sarıLanın kim, içini daraLtanın ne oLduğunu biLemezsin. Ama biLdikLerin de wardır eLbette; yaLnızsındır, için daraLıyordur, yüreğin burkuLuyor we sawunmasızsındır. . . BekLedim BekLeyi$Ler içinde KayboLu$umu seyrettim Seni sewmek Yeniden war oLmaktı Ben sensizLikte zamana yeniLdim… Hiçbir sesin anLamı yoktur. ÇaLan teLefonLara aLdırmazsın. Konu$mak bir eziyettir we derdini anLatmanınsa hiç ama hiçbir anLamı yoktur. Bakı$Ların bo$tur. Kendine biLe katLanacak durumda değiLsindir. Hiçbir $eyin o anda seni mutLu edeceğine inanmıyorsundur. . . Güne$ İnat etmi$ bir kere Doğmamak için Doğmayacak i$te… İLahi bir güç, hayatında değer werdiğin her kawramın içi bo$aLtıLmı$tır sanki. Ya$adığın kente de, o kentte ya$ayan dostLarının da, yakınLarının da yabancıLa$tığını dü$ünürsün. Hiçbir $ey gözetmeden, hiçbir $ey bekLemeden açtığın, hançerLenmiş yüreğinin kabuk tutmu$ yarası da, o yürekte duyduğun sızı da önemsizdir o an senin için. . . Güne$ bu eLbette doğacak Ba$ka suLarın Ba$ka ku$Ların Kanına karı$acak Sadece zamanını bekLiyor… Hayatımı tam da sorguLama zamanı diye dü$ünür, biLmem kaçıncı kez ruhunLa giri$tiğin sava$a hazırLanırsın önce. Ama anında wazgeçersin. Çünkü bir daha böyLe bir sawa$a girecek ne gücün wardır, ne de o sawa$ta arkanı yasLayacağın yüreğine we beynine güwenin. . . Dünya war oLdukça sürecek Bir MaSaLın kahramanLarıyız biz. Birbirimizin farkındayız We bu farkındaLık Can yakıyor. . . ”Neyse ya bo$Wer” dersin. “Bo$wer” irsin. . . Kırarsın kaLemi, buru$turursun kağıdı, koca bir yudum aLırsın kadehindeki zehirden, yasLanırsın arkana we güLümsersin. . . |
insanların çoğu sevmekten korkuyor
kaybetmekten korktuğu için... sevilmekten korkuyor kendisini sevilmeye layık görmediği için konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için... duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için.. unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi birşey vermediği için... VE ÖLMEKTEN KORKUYOR ASLINDA YAŞAMAYI BİLMEDİĞİ İÇİN.... |
Yürüyelim
Yürüyelim sevgilim.. yanına sevginide al unutma sakın buse mi gözlerimi kararttım kalbim seninle ve de Allahımı aldım yüreğime... yürüyeceğim. yaşayacağım.. yaşatacağım... kahverengi kadife ceketimi de alacağım.. üşürsen sana veririm hoş seni üşütmem ya ama belli mi olur belki üşürsün.. belki ayazdan etkilenirsin.. belki savrulacak gibi olursun rüzgarda tutarım seni tutarım seni kollarından sonra tekrar sarılırım usulca.. yürürüz birlikte.. ama bir fark var bir yerde ben ışıklı otobanlarda sen ise kalbimde...... |
suçum;
duygularımın dibinde nöbet tutmaksa eğer hiç hesapsız kitapsız sevmenin karşılığını bu ******** dünyanın kubbesinde kurduğun darağacında verceksem son dileğim sorulduğunda ilk seni seviyorum dediğin günki gibi seni seviyorum demen olurdu...... |
Bir tek şeyi unutma; seni sevdim ben...
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak, Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına, Beyazında akladım bulutunun, M@vi mavi sevdim seni, içim kan ağlayarak |
Bizi bilirsin
avuçla su içmeyi marifet biliriz, yenilmeyi bir de kendi sahamızda... bizi bilirsin saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz. limonla! tesbih yaparız, düş kırıklarından.. bizi bilirsin ağzının içinde oturmak isteriz. ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz ağzını... bizi bilirsin, yaşamak biliriz, vademiz dolduğunda avuçlarında gömülmeyi... |
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere Örtüsüdür bazı acıların Örter, örtülmez Savunur bir süre Ağlayanlar sevinmeli Sevin ağlıyabiliyorsan Acılar art arda dinmeli Durur bir nöbetçi gibi Durur bir bekçi gibi Zamana gülmeli-gülmeli. Sevin ağlıyabiliyorsan Unutmanın kardeşidir ağlamak Uyur uyanır yatağında duyguların Düşüncenin kucağında hep çocuktur Ağlamak. |
ELVEDA SEVGİLİM
Söyleyecek bir söz kalmadı artık Elveda sevgilim elveda sana Sonunda bizi de buldu ayrılık Elveda bir tanem elveda sana Sendeki resmimi yırtabilirsin Kalbinden aşkımı atabilirsin Beni de maziye katabilirsin Elveda sevgilim elveda sana Bu aşkı burada bitiriyoruz Bu sayfayı artık kapatıyoruz Mendiller sallansın ayrılıyoruz Elveda sevgilim elveda sana Bu gece son defa bakışacağız Bu gece son defa sarılacağız Ne yapsak çaresiz ayrılacağız Elveda sevgilim elveda sana |
BİR UMUT
Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin; Yitirmişsin neyin varsa birer birer. Bir sağlık,bir sevinç,bir umut... Onlar da neredeyse gitti gider. Dost bildiğin insanların yüzleri Aynalar gibi kapkara. Suyu mu çekilmiş bulutların? Dönmüşsün kuruyan ırmaklara. Taşlara düşen saat gibi, Ne artı, ne eksi. Bir sağlık,bir sevinç,bir umut Hikaye hepsi. |
Veda eder ağaçlar yapraklarına bu mevsim. Sevdalar inadına daha koyulur.
Ve doğanın hırkası sarıdır artık. Renklerin armonisi yaşanır ardı sıra. Yeşil kırmızıya, kırmızı sarıya bırakır yerini gün be gün. Hazin bir yitişin ilk çağrısı mıdır sonbahar yoksa, yeniden oluşum kozası mı? Ölü toprağı serpilmiş şehirlerin yalnızlığında uyanılır *******in sabahına. Kelebek bakışlarında hayal edilir okyanuslar... Bir bir yüzüne kapanmıştır kapılar kalabalığın. Kordon Boyundaki bank dost arar dertleşecek. Deniz üstü sohbetler özlenir olmuştur. Çilingir sofrasının kahkahaları yankılanır balıkçı iskelesinde. Ağaçlar yavaşça bırakır yaprağını yere, asi çiçekler bekleşir toprağın eşiğinde. Sayfa arasındaki gül yaprağıncadır hülyalar. Maviye, yeşile mersiyeler yazılır çatlamış dudaklarca. Ellerinde topaçları yaz çocukları, kaçışır her biri bir köşeye. Camdaki buğuya çizilince sıkıntıların resmi, son sıcağı da çekilince bedenden yazın, eylül kuşlarına yüklendiyse menevişler artık hazana akmaktadır zaman. Güneş, Kaf Dağının ardındadır umarsız. Ve bir seyyahın zulasında bir dahaki dönüşe ***ürülür umutlar. Beklemekse eğer yazgımız, hazanın sonunda elbet bahar olacak. |
Yüreğimden ayrılık şarkıları geçiyorsa ,
Gene adımlarım sana doğrudur. Kırmızı olur akşamlarım, Kırmızı felakettir derdin! Felaket ne demek... ... Odam mum ışığı, Denizin kokusunu özlüyorsam, Gene dümeni sana kırmışımdır Boğulur musum sana her geldiğimde öyle diyordun! boğulmak ne demek... ... ... ... Kaç dümen kırdım onun yolunda.. Kaç kez söyle düş bozgunu! Dumanım biraz sarı biraz kızılca Ondan kalan küllerim var Oynadıkça dağılıyor havaya titriyorum. bir o yok! Oysa ben kaç adım yakınında Soluğuna titredim bir tek onun haberi yok! geriye ölü bir suskunluk bırakacağım hiç açılmamış yaralardan kanayacak sancısı, ve gözleri ağır yaralı heryerde beni arayacak Boğulmak mı dedim? boğulmak budur işte kokum umulmadık düşecek yanına ıssız bir gece pişmanlık bir bir kemirecek ruhunu her bir öpüşte boğulmak nedir diye sormuştun boğulmak budur işte. değil mi? BOĞULMAK BUYMUŞ İŞTE. |
Gece,
Duvardaki gölgemle oynadım. Kuş oldum,uçtum sana, Nilüfer oldum,yavaşça açtım. "Seni seviyorum"yazdım, bozuk harflerle... Öpmek istedim,kendimi öptüm... Öptüm ken-di-mi... Dün gece duvardaki gölgemle oynadım. Her şey ikilenmiş bu gecede masam sandalyem kitaplarım Ellerim,başım,kollarım... Ya gözlerim?Ah yüreğim! Dün gece duvardaki gölgemle oynadım. Kuş oldum Nilüfer oldum Mum söndü Sen oldum |
Seviyorum diyordun..
Sana gore sevendin sen Bendeki sevgiden cok baska biseydi gozunde. Ben yagiyordum.... Yagiyordum ve cogaltiyordum denizimdeki sulari Gel-gitlerim oluyodu sozlerin. (geliyordum, gidemiyordum....!) Her sozunde doluyor Her bakisinda cekiliyordum... cekiliyordu sularim, sözlerim, acim... ben yagiyordum... yüregimi temizliyordu sularim. Tohumlarini filizlendirdigi kadar Ciceklerimi cürütüyordu ! Ben yagiyordum. Akiyordum yuregine.... sana umarsizliginin Umudu vermiyordum. Kanini temizliyordum yüregimin Sel olup cosuyordum.... Ben yagiyordum... Gökkusagi bagliyordum acilarina. Mavilikte bir yildiz gosteriyordum. Günese anlam katan karanliklarin oldugunu, Ve yagmurun birtek kislari yagmadigini ispatliyordum. Yagiyordum asagidan yukariya! Ben yürekler dolusu yagiyordum.... Hani derlerya bardaktan bosalircasina... Iste bende oyle ! Yürekten bosaliyordum.... Yagiyor, buharlasiyor Tekrar yagip tekrar buharlasiyordum... Bitmiyordum.... Bitiremiyordun beni... Ben yagiyordum... Gunes doguruyordum sana. Tutkular birakmiyordu pesimi. Oysa biyerde bitmesini bilmeliydim... Ama ben yagiyordum! Erozyona ugruyordu yuregim (ve ben dinmiyordum yinede.) Ben yagiyordum... Topragim kuruyordu. Inan Cok zorladim kendimi Bitecekse birseyler bitmeliydi Olmuyordu... Yagiyordum yanginlarima! Köz oluyordum... Ben yagiyordum... Islaniyordu yanaklarim! |
sevginin bittiği yerde sarıl bana
heyecanların tükendiği ve artık yapacak hiçbir şeyin kalmadığı bir anda çek kolumdan../..gözlerimi daya gözlerine bir anda dalıp git bana ismini anmaktan usanmayan dudaklarımı öp.. düşlerimizin yorulduğu yerde tutun bana beni çağıramayacak kadar uzakta ol ve ben gelemeyecek kadar koşayım sana imkansızı iste mesela "unut", de dudaklarım değil gözlerim boşalsın o dakika giderken unutamadığım yerden dönüp bakayım sana özlemlerine gebe kalan bedenimi öp.. üşümeye başladığın yerde ısın bana gözlerim ağlamaktan şişmiş olabilir../..aldırma her halimle güzel bul beni her halimle karış bana bir demet papatyayla bile kandırabilirsin beni sakın unutma sende tutunduğum yer kadar yüreğimi öp.. |
Çok sevdim seni ben, yaralı hüzünlerimin sırdaş kelebeği
Çıplaklığım keskin ayazların neresine saklar acemiliğini Çocukluğum, gözlerinin hercai yalnızlığında bulur mu, Çatışmaların şafaksız *******inde yitirdiği kendini!... Çok sevdim seni ben, gözlerin niye hep böyle bir uçurum kıyısı Çiçeklenir mi betonlara gömülen düşleri çocukluğumun,duvarları aşar mı? Çaldığım kapılarda yabansı yalnızlıkların korkusu büyütülürken Çiğnenen yeminlerin ardına saklanır mı emanet edilen baharı ömrümün Çizdiğim insan suretleri, işgal altında bırakıyor yaralı yüreğimi… Çıkacağım yolların bir menzili olsa, yüreğimin üstüne basa basa Çığırtkan mavilerini çalacaktım gökyüzünün Çoğaltmak için türkülerimin senli ezgilerini… Çok mu sevdin beni sen, her gün geliyorsun yüreğini yüklenip Çirkinliklerin beyazla çoğaldığı hücremi maviye boyuyorsun!... |
Ölümün ikizidir bu aşk,
Bense birinin olmadığı zamanlarıma Öbürünü yetiştirdim hep.. Oysa,sen kanatlarımı kırdın kıralı, Ne aşkı tadabiliyorum, Ne de ölüme kanabiliyorum.. Böyle tükeniş değil benimkisi. Ne onu kabullenebiliyorum, Ne de seni böyle içime sindirebiliyorum. Başka sarılışlara emanet edemezdim seni, Sen başka öpüşlerin koynundasın.. Şimdi hangi mum kokusunda, Hangi mevsimin sabahına uyanıyorsun? Belki de o gözlerin büyüsünde, Derinlerde, Dalıyorsun.. Ölümdür bu aşk, Bense öldüğüm zamanlarımda, Senle yetindim hep.. Ben seni başka sevişlere emanet edemezdim.. Oysa sen, O'nun koynunda, Beni seviyordun. Nasıl inanayım? |
bunları yazan ben değilim aslında
parmaklarım hareketteyken düşüncelerim kopuyor benden aslında okadar çok gülerim ki hayatta biriken hiçliğimin patlaması olsa gerek hala nedenini bulamıyorum karamsarlığımın güneşlerden mi bahsetsem kara bulutlardan mı yada isteksizce susup ağladığım zamanlardan mı belkide yaşadıklarım ilgi çeker sizler tarafından bilmiyorum ama yine ağlıyorum askıda kalmış binlerce düşünce kimi acıtıyor, gözlerini kapat diyor kimide anlamsızca gülmemi söylüyor inanmak istemiyorum yalanlara yinede hoşuma gidiyor kandırılmak çektiğim acılar kahkalara boğuyor bazen beni mutluluğuma ağladığımda oluyor çoğu zaman merak ediyorlar kişiliğimi soruyorlar sevmelimiyim sevmemelimi çözülmezsin dedi biri lanetlendim o günden beri anlamadım ki bende beni boğuyorum bütün sevdiklerimi önce zevk duyuyorum deli gibi sonra haykırıyorum sende bırakma beni, emi gidiyor tüm gelenler gelenler gidiyor birer birer giden benlerden geriye bırakıyorlar bana keder son kalanımsın sende gitme yeter.. |
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
Kendimi bulduğumda anladım. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım... Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım..... ''sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Sen mutlu olacaksan eğer, bana sadece senin tebessümün de yeter . Bitti diyorsan bunuda anlarım |
İçimde soluksuz büyüyen
Aşkımı vurdular sırtından. Yüreğimde korkarak sakladığım Alevden sözleri çaldılar acımadan .. Nerede ne zaman Bir yıldız görsem Sen aklıma gelirsin Ağlarım… Ellerim ! Ah o ellerim.. Unutulmuş anıları hiç bırakmayan ellerim… Ben değil O’nun seni sevmeye cesareti vardı. Gözlerine düştüm ki Bu âlemden derindi. Sevdalara kanat çırpan yürekler, Sadece senin yerindi. Ay ışığı dökülmüş gecenin hülyâlarında, Gizemli bir dünyanın Hoş kokulu dalgasına yüreğimi astım. Siyah saçlarına hüznü serdim. Sense Bir gece Kapına dolunay vurdu diye terk ettin beni ! Ben yazgılara baş kaldırdım kör akşamlarda, Sen Kapanan kapıların eyvahını çarptın suratıma… Yaşanmamışları yaşamaya Öfkelerden derlenmiş Siyah_beyaz sözleri Sokak ışığı altında Serseri rüzgârlara Kendi ellerimle küfretmeye mâhkûm bıraktın beni Buna hakkın var mıydı ha var mıydı ? Arka sokakların Silinmiş kaldırımları gibi ezdin beni Yazıklar olsun sana Yazıklar olsun… Gözlerin! Ah o Gözlerim … Ben değil, onlar gördü seni Sonsuz bahar akşamlarında O mavi gözlerin düştü gözlerime ! Ben boyadım gökyüzünü , Gözlerine benzesin diye … Sense Karalar bağladın bulutlara! Güneşin ışıltısına gölge düşürdün Rengârenk gökkuşağı küstü yağmurlara. Buna hakkın var mıydı ha var mıydı ? Sevgimin hâyali Sığar mı sanıyorsun yüreğine? Bütün ömrümü Sonralardan taptığım sana fedâ edeceğimi mi sanıyorsun? Gözlerinden yaş değil Kir akıyor gülüm! Böyle hesapsız Böyle kitapsız gözleri yakmalı mı, Yoksa acı bir ifadeyle bakmalı mı? Aradın ama olmadı Mutluluk seni bulmadı. Ve sen Sen aşkı hiç hak etmedin Sen ki; Duygular aleminde duygusuz Sen ki; Sus-pus *******de uykusuz Sen ki; Ruhların ayak izlerinde ruhsuz Sen ve yandaşların Kendi karanlığınızda kayboldunuz. Gök yüzünün maviliğinde, Ufkun kızıllığında boğuldunuz.. Papatyalar dans ederken bahçelerde Gözlerim ışıl ışıl yeşeriyordu. Hiç duymamıştım sesini. Hiç görmemiştim gözlerini Hiç tatmamıştım böylesini Acı zehrini de içirdin ya bana Yazıklar olsun sana Yazıklar olsun… |
Teselli istemedim senden
Sadece sar istedim yalnızlığımı *******ime dokun gizeminle Öpüşünle söndür yangınları Ne gel dedim yağmur gibi üzerime Ne git dedim biten mevsimler misali Bakışınla tüket ömür denen yılları. Bir ‘ben’ ol istedim sende kayboluşumda Tüm yarım kalanları sil istedim Yeniden başlat hayatı. Sadece ol istedim dualarımda Birlikte doğmak için sabahlara Tek tek toplayalım yıldızları Teselli istemedim senden Kirpiklerime hapsettiğim ‘suskun yaşım’ ol istedim ve gizli sevdamın adı Sev istedim beni umarsızca Kimse bilmesin istedim Karanlıktaki güneşimi.. Bir sen duy yeter sesimi Sen adam gibi adam Ben aydınlıktaki kara deli… Teselli istemedim senden… Sadece ol istedim yarınlarımda Uzaktan da olsa sev istedim... |
Yokluğunun Rengi Beyaz
“tüketilmemiş bir aşka dair”gelişini bana yaz diyordun ya... ellerim buz, tenimde ayaz neye deysem, nereye gitsem yokluğun beyaz uzun sürdü yüreğimdeki kış uzatsam ellerimi, eski bir otel odasından sesimi bulabilir misin bunca eskitilmişliğin arasından çarşaflara seriyorum sensizliği, sürahideki su kadar eskimiş ayrılığımız dönüşsüz gitmeler iklimindeyiz nedensiz bu ağlamalar zaman, yokluğunu büyütüyor, kapanmamış bir yara da... yorulmuş bir güneş gibi gözlerin kirpiklerinde şarapsı sarhoşluk bakmasam düşecekler, ıslak bir ikindi vaktine sorgusuz ince bir ney sesi gönül hânemde |
Bak şu tepenin ardına dostum,
Güneş doğacak birazdan gülümseyerek. Çekip gidecek gece,tüm kasvetini alarak, Yeni bir gün yeni bir umutsabahı başlıyacak. Sil gözünün yaşını,pes etme hayatın yokuşuna, Koş kırlara...kelebeklerle yarış kim tutarki seni? Kader deyip bağlama kollarını böğrüne,kelepçenmi var? Gülümse kendine ,gülümse herkese güneş kıskansın! Bastığın toprak gururlansın!attığın adımlardan, Şiirler yaz gözlerinle,gökyüzünün derinliklerine. Dudaklarında çiğdemler açsın,tatlı sözlerinle, Hayat devam ediyor...küsmek çare değilki derdine. Çek ipini kederlerinin! mutluluk darağacında sallandır! Sevvvv,sevilll...gönül limitinin alabildiği kadar, Dün yok,yarın belki,!bugününü yaşa bence; Göreceksinki o zaman,asırlar sığacak her anına. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:47 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.