![]() |
Kene uçağa binmiş
Bu sabah haberlerde öğrendim Kene uçağa binmiş Hem de bilet almadan, kaçak Olmaz ki ama Herkes kaçak binerse Ve istediği yere giderse Türk Hava Yolları Zarar etmesinde kim etsin. Bu işte bir iş var ama ne? Araştırılması lazım bence Ankara’dan Malatya’ya Acaba? diye düşünüyorum Ankara’dakiler, Her Vilayete bir tane gönderip, Belki istihbarat için Belki de seçim nabzını tutsun diyemi? Aman dostlar dikkat Dağdan şehre indi Arabayı beğenmeyip uçağa bindi Ne olacak halimiz ahvalimiz şimdi? Gözümüzü dört açalım Gördüğümüz yerden kaçalım Çok dikkat edelim Ve toplu taşımalara bindirmeyelim Bu kene başka kene Meydana çıktı gene Dikkat ısırmasın sizi Bu sene kötü sene 04.08.2006/saat08.35 Mazlum Zengin |
Kerbelâ'nın gülü
Güzel dost,Sarı Mecnun elinden misin? Sen Hüseyn’nin yolundan mısın? Onar Dede gibi köyün üstünde Abdülvahap gibi zirvede misin? Güzel Şahım Necef’temi Küfe ’de misin? Postalların altında işgalde misin? Düldül,ün Zülfükâr’ın yok mu yanında? Elinde Gürz,ün çınlasın mübarek sesin At üstünde misin düşürdüler mi? Susuz musun yerde süründürdüler mi? Miski amber kokundan anladım senin Sen KERBELÂ’nın gülünden misin? 30.04.2001 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Kır zincirlerini
Silkin kır zincirlerini Omuzla demir kapıyı Ki tutsak olan halkıma Hürriyetini veresin. Parçala kır prangalarını Dağıt gökteki kara bulutları Ki gün doğsun üzerine, halkıma, Özgürlüğünü veresin. Vur yık hücrenin duvarlarını Kalsın cellat, lar ayaklar altında Ki kırılsın zincirleri, halkıma, Kırmızı bir gül veresin. 25.10.1983 Mazlum Zengin |
Kırmızı bisiklet
Dizleri kan içindeydi Yanaklarından süzülen yaşlar Toz kaplı yüzünde çamurumsu Bir görünüm veriyordu. Daha beş altı yaşlarındaydı Sokakta bisikleti Yaşamda hayatı öğreniyor Yeni emekleyen bir çocuk gibi Habire düşüyordu. Babası balkondan bakıyor Ve hiç bir şey söylemiyordu Çünkü o da böyle öğrenmişti hayatı Bisiklet kırmızıydı Çocuk her düşmesinde Babasına doğru bakıp ağlıyordu Ve diğer çocuklar gıpta ile bakıyorlardı. İkinci gün erkenden Sokakta karşılaştım çocukla İçi içine sığmıyordu İki dizi sarılı Ve kafasında bir bandaj vardı. Öğrenmişti her şeye rağmen Bir aşağı, bir yukarı Gidip geliyordu Kırmızı bisikletli çocuk Öğrenmişti bisiklet kullanmasını ve hayatın binde birini. 7.8.2005 ('ŞİİR HARMAN'ından) Mazlum Zengin |
Kısrak gibi
Elleri, avuçlarımda Gözleri gözlerimde kaçamak. Yüreği, Bir balıkçı oltasındaki kıraça gibi, pır-pır Elini bırakırsam, ipe sapa sığmayan hırçın bir kısrak. Elini bıraksam kaçacak ve bir daha göremeyecekmişim gibi. Tetikte, Bir ceylan gibi ürkek, her an düşmanlarının saldırma korkusu. Güzelliği, Güneş Endamı,selvi Bakışları, Karlı dağları delen bir ateş gibi. 05.07.1986 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Komando
Bala yiğit yeşil gözlü mavi bereli Üzerine sağlam bas ayaklarının Namus için vatan için batman ol Yeşil gözlü mavi bereli genç Aman gafil avlanma dikkat et Makinelini, roketini sıkı tut İsparta da hakkari de şırnakta Namus için vatan için sadık ol. Hain pusuda hain tuzakta olabilir Üzerine sağlam bas ayaklarının komando Seni sizi gafil avlayabilirler dikkat et Elini tüfekten gözünü düşmandan ayırma Yaşın yirmi zıpkın gibisin kurban olduğum İncitmesinler seni sıkı ol pek ol Namus için vatan için dikkat et. Zigana geçidi ağrı dağı yüksek ova Engel değil sana hey komando Nasıl taşlar uçuşur ayaklarının altından Güneş doğmadan tan vakti alacakaranlıkta İsparta da Bolu da Kıbrıs,ta Namus için vatan için dikkat et KOMANDO 14.10.1999 (Oğlum için yazdığım bir şiir) Mazlum Zengin |
Kum gibi
Kum taneleri, kayar ellerimden binlerce Deniz masmavi Ortalık bir insan denizi Sesler karmakarışık. Kebap,mangal,sucuk,kokuları birbirine karışmış, Okey taşları,Istaka,satıcı sesleri. Bulaşık kuyruğu, tuvalet kuyruğu, ve duş kuyruğu. yemek pişirme, ve aç karınları doyurma telaşı. Avuçlarımdaki, yıldızlaşmış, kum tanelerini savurur rüzgar metrelerce. Sevgililer, sarılmışlar birbirilerine Çocuklar,el ele tutuşmuşlar oyunlar oynuyorlar, Kumdan evler,kaleler yapıyorlar. Kimi bikinili, kimi entarili, kimi şalvarlı denize atıyorlar kendilerini. Avuçlarımdaki, kum taneleri gibi elimden kayıp giden ömrümden, Kayıp giden günler, Masmavi denizdeki dalgalar gibi, ve uzayıp giden yollar gibi. Ağaçlar akasya,çam, söğüt, Gölgelerini esirgemediler bugün de bizden, Dallarına asılan, Ekmek çıkınlarına, poşetlere Üzerlerine atılan havlu ve elbiselere rağmen. Kum taneleri Avuçlarımdan kayıp giden Yaşam gibi,ömür gibi Terk edip giden sevgililer gibi Kaydılar ellerimden. 17.07.2005 (‘ŞİİR HAMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Kurşun sesleri
Sokaklar,bizim sokaklarımız Can alan,can veren,çocuklarımız Her gece kurşun sesleri,patlamalar Ve,her gecenin sonunda acıyla gün doğar Can veren,can alan istemiyoruz artık Bedenler üryan, yatar yerde karanlık Ortalık kan gölü,ortalık kardeş kanı Silahlar çekilmiş,kurtarıyorlar vatanı İhtilâller,darbeler de istemiyoruz artık Tarihten ders almayı bilmiyoruz Ne dağda,ne şehirde,olmasın silahlar Fabrikalar,tarlalar dolsun,hapisler olmasın. 14.06.1985 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Mahkeme günü
O gün Kollara üç dolam, Zincir takılır özenle Ve asma kilitle kilitlenir. Yağlı namlulara, mermiler sürülür Sıralanmış kara tüfeklerin arasından ring aracına yürünür. Parmaklıklı küçük pencereli Aracın içinde sadece Cüssen kadar yer var kendine. Yine güneş yok, hava yok. Kırın arkadaşlar, kırın camları Tutun güneşi sokun koynunuza Ve bizi ayakta tutan Sloganlarınıza başlayın Dipçikler coplar yıldırmasın sizi, Güneş istiyoruz güneş Taş duvarlar ardında vermediğiniz güneşi burada verin Yolda,sokakta,caddede verin. 28.12.1980 (‘ŞİİR HARMANI’ından Mazlum Zengin |
Malatya'nın çiçekleri
Malatya’nın karanfilleri, Boyunları bükük, ürkek, sinik, Bütün yanakları yaşlar sıyırdı, Deryalara karıştı gözyaşları. Korkunun çığlıkları yükseldi, Feryatları dağları deldi, Ağalar dünya turunda, Güllerden kan damladı yerlere. Körpecik minicik bedenlere, Tekmeler tokatlar her yere, Kara ruhluların ellerinden, Kanlar aktı her yerlere. Ey, Bakan’lar Bakmayanlar! Çiçekler sevgiyle, ilgiyle büyürler, Sular güneşle yürür ağaçlara, Sizin çocuklarınız, çiçekleriniz yok mu? “Sev beni” diyen tomurcuklar, Bahara kadar yaşayabilirlerse, Güneş görüp su alabilirlerse, Baharda çiçek açacaklar. Kapkara koltuklarına değil, Halkına sevdalılar istiyoruz, Gülleri çiçekleri ezen değil, Şefkat ilgi gösteren istiyoruz. Siz emanetlere hıyanet ettiniz, Tüm gözyaşlarını arkada bırakıp, İngiltere’ye gittiniz, Suç işlediniz rahat uyuyor musunuz? 27/10/2005 (Ülkemdeki, tüm Çocuk Esirgeme Kurumundaki Çocuklarımıza armağanımdır) Mazlum Zengin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:36 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.