![]() |
Ben camım mavi konakta
Her yağmurda damlaların yüzümü okşadığı camım Kışın rüzgarda bir tarafım donar, bir tarafım sobaya bakar Ben camım kırılmamış henüz İnsanların içerisini görmek için baktıları gözüm Rüzgarda titrerim, fırtınada sallanırım Ama yıkılmam hiçbir zaman, kırılmam Soğuk bir kış günü diğer tarafta konuşursun Buğulanır bir tarafım, görmeye aciz kalır herşeyi Ama bilirim orda olduklarını Ağacın rüzgarda savrulduğunu ama yıkılmadığını Denizin denizden çıksa da suyu geri döndüğünü bilirim Ben kırılmam kolay kolay Ne zaman sevdam bitse bu dünyada Rüzgar alır mavi konak, yağmur alır penceresinden Sonra yeni cam takılır mavi konağa, lekesiz ve saf Sevda yine biter, cam yine düşer paramparça olur Yenisi gelir lekesiz olur |
Her yer,
Her an Ve her şey büyülenmişti o akşam! ... Ateşe verilmişti en katı yasaklar! Şeytanın bir bildiği vardı sanki! Büyücü görünmez olmuş, Hipnotize etmişti duyguları bir vapurun güvertesinde. Ve şeytan aciz kalmıştı yasaklarıyla! ... Boğazdan esen serin bir rüzgar okşamaktaydı, kadının saçlarını. Belki de, esen rüzgara gizlenmişti büyücü. Ya da; Vapura eşlik eden martıların sesine sinmişti. Kim bilir? Ama; Her an, Her yerde Ve hep onlarlaydı... ***ürmüştü duyguları, Kızkulesi'nin gizemine. Bağlanmıştı artık duygular, büyünün gücüne. Karanlığa sinen romantizm ve Kızkulesi... Akrep donmuş, Yelkovan volta atmayı unutmuştu. Zaman durmuştu artık. Zaman ve her şey büyülüydü! ... Kızkulesine bakan kaldırımlarda, Birleşen ellerin ve Kızkulesine gömülen bakışların esrarı vardı. Sıcak bir bardak çayın buğusuna karışmaktaydı üşüyen soluklar. Ve titreyen dudaklarıyla bir aşk şarkısı mırıldanmaktaydı sevgililer... ''Gurbet elde bir başıma, Kimim var ki senden başka? '' Bir yandan, martıların eşlik etmesi söylenen şarkılara, Bir yandan da, Kızkulesinin hikayesi vardı düşüncelerde. Derin düşler canlanmıştı o akşam! ... Allahım! ... Hiç bitmeseydi, Hiç bozulmasaydı bu büyü. Ama! ... Teşekkür ederim büyücü! Büyülü akşam için! Her şey için! Teşekkürler! ... Seni seviyorum! ... |
Gizlerin.....
O derin gömüt, o mitolojik bilmece İç yollarının kayıp harita parçası Kaybolduğum labirent Derinleştikçe düşmeyi sevdiren uçurumun Gizlerinde Kelimelerin gizlenmesindendir suskunluğun.... Gizlerin... Gözlerindeki hüznü örtmeye çalışan kirpiklerin Duyardın seni çağırırdı hayat Duyardın; Sana seslenirdim, sesim yiterdi Gizlerin hep geceydi Güneş; sadece geceyi örterdi.... Sen; fırtınasını içinde saklayan bir limandın çapasını bulmak için açılan gemi tuzlu suyla vaftiz edilmiş balık ve ağır bir sistin kendinde kaybolacak kadar gizlerinde saklanıyordu öldürmeye korkan bir intihar... Sen; kendi yörüngesinde kaybolan bir yıldız Yaşamın; rüyasını kaybetmiş bir uyku Dişlenen dudakların ufak yarası; göz bebeklerin Sus! Konuştukça derinleşiyor gizlerin Korkma benden. Kendinden korkan hiçbir şeyden korkma. Soyun, bir tek gizlerin kalsın üstünde Parmak uçlarının sıcaklığı bir de Uzan yanıma uyu istersen Yakalarım uykundan firar eden düşlerini Ürkme benden Çünkü ben sana yeni hayaller getirmedim Kaçıyordum Gizlerinde saklanmak isteyen Yaralı aşkların firarisiydim Korkma benden; Ben hep yanlış teşhis edildim İçinin esrarını çözmeye değil Onu ellerinden içmeye geldim |
Anlatamadığım bir sevgi var içimde,
Sana karşı hissettiğim, Ama anlatamadığım... Karanlık odamı aydınlatan Güneşim oluyor sabahları, *******i ise penceremdeki ay ışığı... Dokunduğumda uçacak bir kuş gibi ürkek, Ve sanki kurduğum bir hayal Seninle gerçekleşecek... Anlatamadığım bir sevgi bu, Ne başı belli, ne de sonrası, Ne masum bir aşk, ne de bir günah... Anlatamadığım bir sevgi var içimde, Gördüğüm, duyduğum, hissettiğim, Ve hatta hasret kaldığım, Ama anlatamadığım... |
Gizlice seviyorum seni
Kimse bilmesin,duymasın Yüreğimde saklıyorum seni Sen bile bilmiyorsun. Yüreğim yansada alevler içinde Ağlasamda seni her düşündüğümde Kaybolsam bile kadehler içinde Ben seni gizlice seviyorum. Açıklarda bir gemiye benziyorum Binlerce balığın benden haberi yok Denizlerin içinde kayboluyorum Denizin bile benden haberi yok. Gizlice seviyorum seni Tarifi imkansız duygular içinde Sen gözlerimin içinde,her baktığım yerde Ben gizlice seviyorum seni. Yolum hep çıkmazlarda Hikayem yalan kitaplarda Sürgün gibi diyarlarda Hep gizli kalacaksın yüreğimin köşesinde Ve bir gün gelip ben ölürsem Kendini bulacaksın benim kalbimde. |
Deniz gözlüm; sen son ümidim,
Elimdeki son mutluluğum. Kaybetmemeyi en çok istediğim. Yıllar neleri ***ürüyor insandan. Korkarım bakamam mazime, bilirim orda hep umutsuzluk, hüzün var. Sonrasını sorarsan dünya bana dar... Şimdi sen varsın deniz gözlüm. Tek düşündüğüm, en çok sevdiğim... Birgün bu sevda beni boğar mı? Boşver deyipte bırakır mısın ellerimi? Bakmaz mısın masum ve sıcak gözlerinle? Bırak sende unut der misin? Korkarım sevdiğim; gidersin diye, Bana ait kalbini başkasına açarsın diye! Korkarım esen rüzgarda açan çiçekten, Korkarım seni kaybetmenin bırakacağı yalnızlıktan. Bir gün gidersen ne yapacağım? Sensiz bu yarayı nasıl saracağım?... Hayat kısa değmez bir erkeğe derler ya; Sen nice hayatlara değersin.... Deniz gözlüm; Sana yazıyorum, bir an mutlu bir an üzgün. Sana içiyorum, elimde bir kadeh olsa. Seni görüyorum her gece rüyalarımda. Her geçen gün sensiz olamayacağımı, Sensiz yapamayacağımı anlıyorum... Belki özlüyorum, belki korkuyorum. Ama hepsi bir kenara, bilki sensiz olamıyorum Unutmaki DENİZ GÖZLÜM; SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM..... |
Sana yazacağım her kelime, her hece, her harf ve noktalama işaretinde seni anlatabilecek, seni hatırlatabilecek, yokluğunu unutmama yardım edecek bir kılavuz olmalı. Senden başka bir şey. En az senin kadar gerçek ve hayaline hayran olan düşsel dünyam kadar geniş... Öyle ki; her girdabına daldığımda çaresizlik deryasının, umarsızlığa umar olacak şekilde, beynimi kemiren nikotinsizliğime, bir deri bir kemik kalmış umuduma, ihtiraslarıma, sıkıntıma, yirmi iki yaşıma kadar ne varsa yaşadığım ve unuttuğum, darmadağın özlemlerim ve isyanıma, her şeyimle bana ve her şeyinle sana ve daha nice yaşanacak yıllarıma bir merdiven olmalısın...
Bunların hiçbiri senin umurunda olmayabilir. Öyle olmak zorunda da değil. Hey hat! Benim umurumda. Ve öyle olmak zorunda. Yaşadıklarımız belki yaşanması gerektiği gibi yaşanmadı fakat yaşanması gerektiği için yaşandı. Bu gereklilik senden veya benden kaynaklanmadı. Bu, içimizdeki hislerin aynı paralelde ve bir eksen üzerinde buluşmasıyla oluşumsal bir süreç haline geldi. Her yanıyla gerçek, her yönüyle aktif. Ve ne olursa olsun, sınırsızlığın sınırlarını çevrelemiş karanlığın en koyusu, gündüzün en sıcağı, güneşin en kızılı, çimenin en yeşili, var olan bütün güzelliklerin en güzeli. Görkemli bir sanem gibi. Elimde kalan ise şimdi, sadece bir avuç sevgi |
“Yalnızım çünkü sen varsın”
“gel” desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz’a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki “kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun” oysa “gel” desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç’e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç ! bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde, kimi üşüyorsun? artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklarda yaslanıyorum boş kentlere oysa “gel” desen gelecektim gündüşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara “kimseler biliyor” yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa “gel” desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güzartığı saçlarımda oynaşan sensizlik gözkarana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı, ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa “gel“ desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayete fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz’ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kent’e içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kent’e gidiyorsun oysa “gel” desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmak ta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz’ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ? ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa “gel” desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler (inanmıyorum) ! en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak bana hakediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin “gel” desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum, söylemiyorsun, kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk! geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla ve bir asansör kapısı önünde aslında yüzüme tükürüyorsun da ihanetimi ben habersiz gülümsüyorum yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti, yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sis’e intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum “gel” desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen, biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi! ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun ? 'gel' mi diyorsun ?... herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgârında kime yelkeniz ? kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi ! en kanadığımız yerden susalım 'gel' desen gelirdim 'git' dedin ve gittin Aşka... Rüzgâra... Ayrılığa... Zamana... ... |
Sevdiğimin kulaklarımda sesi
Bembeyaz bir gül demeti Kim bilir kaç yüzyılın gülşeninden Duvar gibi kalınlaşırken bekleyişler Birden bütün katılığın dağılması Ve sesini duyuşum bir yerlerden Kim bilir kaç yüzyılın gülşeninden Ağır bir duyguyla birarada Onsuz da olunur gibi gelirken bana Gittikçe basan sis artan duman Ve kilitlenmesi zaman zaman İçimde bir ağırlığın aşk adına Nasılsın nereden çıktın Gerçekten bana mı geldin Sen miydin o olmasa da olur gibi görünen Şimdi yosun gözlerin gözlerimde Binbir türlü rüzgarla rüzgarlanır Kim bilir kaç dünyanın denizinden |
Sana bakıyorum;
seni aldatan bakışlarımla... aklından seni çıkarıp, bir başkasına kolayca sevda veren aklımla. sana bakıyorum; "söküp atamam..!" diyen "sensiz olamam..!" diyen yüreğimle. sana söylüyorum; seni aldatan dudaklarımla... sana yazıyorum; sensiz şiirler yazan bu ellerimle. kahrolası ben! sana bakıyorum.. utanmadan... hala seviyorum! hala seviyorum! |
Sahi gözlerinin rengi nasıldı?
Denizler affetsin unuttum onu. Saçın vardı birde siyah mı neydi? Başaklar affetsin unuttum onu. Akıl mı kalıyor ihtiyar serde? Ola ki rastlarım olmadık yerde Dudakların vardı, yüzünde birde Kirazlar affetsin unuttum onu. Ağlama boşuna yaşın silemem Yollar dersen ırak aşıp gelemem Yüzünü diyorum, görsem bilemem Gökte ay affetsin unuttum onu. Serseri aşığım çekmem sözümü Çok ettin bağcıya yerken üzümü Şöyle bir yokladım kendi özümü Sevdalar affetsin unuttum onu...... |
denize bakıyorum
hırçın hırçın mı hırçın! insanlara bakıyorum! kendi hallerinde, aşıklara bakıyorum, başka alemlerde! ben; kendi halimde, acılarımla,baş başa sevgilimden değil, valla değil yalnızlıktan,yıkamadığım duvarlardan, öylesine sevgim var ki? yüreğimin içine sığmıyor! bu beni bile eziyor! sevdiceğim yok oluyor? 0nun sevgisi küçücük, kendine göre, var sevgisi! o kadar sevmemek lazım, yüreğini okyanus kadar vermemek lazım, ama o lanet olası yüreğine hakim olamıyorsun, sevginle alemi almak istiyorsun sevgilinin ayaklarına sermek istercesine, ama, sevdiğin seni okadar sevemiyor, seni kendi dünyasında, küçücük dünyasın da seviyor seni, farkında değilim, ezildiğini,farkında değilim beni bu kadar kendince sevdiğini hiç farkında değildim? bu kadar yok olup gideceğini! birtanem, canım, diyemedim ağız tadıyla, sarılıp saçını okşayamadım, gönlümce, tenini koklayamadım, yüreğimle, seni sen kadar sevmek mi? yapamam ki! yüreğimi aldatamam ki? yalan söyliyemem ki? "seni seviyorum" deyince, bende eziliyorum, kendi sevgimin altında, işte yıkamıyorum, bu lanet olası duvarları.. |
Seni özlerken öldüm ben!
Bir sabah cesedimi buldular Bir elimde resmin, Bir elimde mektupların.. Yapayalnız ağlarken gömdüler beni. Sana aşık vuruldum ben! Bir akşam hasretinle yolumu kesip yalnızlığın, Kurşuna dizdiler acımadan, Paramparça ettiler her yerimi ama, Yine de seni benden alamadılar. Seni yaşarken tükendim ben! Sana olan açlığım ve sevgim yedi beni, Açkurtlar misali. Şimdi ne seni ne beni yaşıyorum Kimse bilmedi bilmiyor ölüm nedenimi. Dağlar bile Dize geldi duyunca sana hasretimi Ve birgün belki süzülürsün içeri usulca diye Her zaman açık tuttum Hep kapalı olan yüreğimi |
Bu Gece Ağlayacağım...
Birazdan akşam olacak bitanem Yalnızlık aç kurtlar misali Üstüme çullanacak. Ben çaresizlik içinde Sana teslim olacağım Kör sağır *******e tutsak Sana mahkum yaşayacağım Özlemin devleşecek içimde Yüreğim titreyecek Ellerim soğuyacak sensizlikten Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek Yarım yamalak, bir kez daha Seni sensiz yaşayacağım... Bu gece ağlayacağım sevgilim Hangi saatte bilinmez Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım. Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip, Biraz da çatacağım. Hatırladıkça seni Sevdan kokacak evimin her yanı. Sensizliğin çaresizliği çökecek Kan gibi yüreğime Kahredecek yokluğun beni milyon kere... Bu gece ağlayacağım sevgilim Sen de benimle ağlayacaksın Uzaklarda bir yerlerde Biliyorum, biliyorum ki Yüreğin yüreğime değecek. Aynaya baktığımda Hep ben yerine sen olacaksın. Adını bile bilmediğim bu duygular için Sen de, sen de benimle ağlayacaksın... |
Sözlerimi gözlerinde tükettim
kimi anlamdı neleri çekip çıkardığım belki de boş bir çığlığın sesi. Kirpiklerinin pırıltısındaydı yakarışım. O gece gözyaşınla sessizce, sözlerim damla damla aktığında yanaklarına; dizinin dibinde uykuda düşlerimin kan teriyle çalkalanmışım. Faydası yok iç çekmelerin, ne gözlerde ne de sözlerde boşuna aramak; nağmesi tükenmiş bir şarkıda kalan son izimizi. Tılsımı bozulmuş bir aşktan bil ki kavuran kızıl alevler! .. Yakmakta ikimizi. Her ağlamanda sözlerimi işte uğruna can koyduğum gözlerinde tükettim... |
Ben bir ikindi vakti..
Unutulmuş yağmurları gizleyen gözlerinin Zehrine ve belasına sığındım. Uçurumları bekleyen sürgün kuşlar uçurdum sana Yasaklanan bir efsaneydi ruhum Ve ben, senin gözlerinde yüzlerce kez ruhumu unuttum. Ben bir güz vakti.. Eksik bir tarihten kaçan ellerinin Serseriliğine ve kalmasına sığındım. Aşkı besleyen güller bıraktım sana Gökyüzünden çalınmış bir güneşti ruh Ve ben ,senin ellerinde yüzlerce kez ruhumu acıttım Ben bir gece vakti.. Yorgun bir ömürden ,vurulmuş yüreğinin Kanamasına ve çığlığına sığındım. Dünyayı değiştiren çocuklar verdim sana Çiçekleri solmuş viran bir bahçeydi ruhum Ve ben!! Senin yüreğinde yüzlerce kez ruhumu öldürdüm! |
Yine camdayım
Buğulu camdan dışarı bakıp Seni düşlemek çok hoşuma gidiyor Sen yoksun yanımda artık Ama ben hayalinleyim Belki sen de beni düşünüyorsun şu anda Ama ne sen benden haberdar ne de ben senden… Yine camdayım O sessiz sokaklarda ikimizi düşlüyorum Böyle düşünmek Senin hayalini kurmak Çok ama çok hoşuma gidiyor Ama keşke hayalinle değil seninle olabilsem Bazen o ilk buluşmamız aklıma geliyor Sonra gülüyorum kendi kendime Ne kadar utangaç ve mutluyduk Bide son buluşmamız aklıma geliyor İkimizde çok mutsuzduk Ben yerdeki taşları sayıyordum Kim bilir belki sen de taşlarla uğraşıyordun Gözlerine bakmaya çekiniyordum Oysa ikimizde birbirimizi seviyorduk Nende böle oldu ki… Şimdi özlemenin ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum Şimdi sensizliğin ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum Artık bu acıya bu özleme dayanamıyorum Seni istiyorum yanımda Gözlerinin derinliklerinde kendimi görebilmek Ellerinle ısınabilmek istiyorum Kısacası SENİ SEVİYORUM ve ÖZLÜYORUM… |
Bir başka seviyorum seni,
Gündüzün geceyi sevdiği, Balıkların denizi,ayrılığın kavuşmayı, Bulutların yağmurları sevdiği gibi, Sonra dalında yaprakları ağaçların, Sonbaharı beklediği gibi, Bambaşka seviyorum seni, Şairin şiiri, Hasretin yüreği özlediği gibi, Bir başka seviyorum seni, Çiçeklerin fotosentezi, Dağların rüzgar'ı beklediği gibi, Bambaşka bekliyorum seni, Uykunun yatağı, Sabahın uyanmayı öğrettiği, Kitabın okunmayı, Kalemin yazmayı bildiği gibi, Bir başka seviyorum seni, Bambaşka yaşıyorum bilemezsin, Yüreğimi benden çalan, Delicesine kapıldığım yüreğini..... |
Bir Mayıs aKsamı..
Beni benDen aLan Bir CevaPLa Daha Cok Sevdim.. AvatarDaki Gibi keLebek oLdum SevginLe uctum.. Kondum Sana.. Sevgim heP uZerinde SeninLe.. KeLebek KuLakLarında heP Sana FısıLdıyor DinLe baK.. "Seni Seviyorum" Diyor.. |
Aşk aşk olduğunda,
Ve beni düşünmediğini düşündüğüm her zamanda, Yokluğuna yazılırım sevgilim, Yokluğuna gölge ekleyen bu şehrin, Yüzüme kapanan duvarlarına... Ve kışortasında, Aşk aşksa eğer bilirim, Yaşatmaz beni yüreğin, Başka bir yüzün aynasında... |
bitme! bak, içtim, yürüdüm,kederlendim
denize girdim, üşüdüm, sana geldim düş bitmeden sen bitme bitmeden sevgi gitme bitme! bak, koştum, savruldum, hep örselendim cigara ziftlendim ille de seni sevdim uzaklarda öyle çok kederlendim günler bitmeden bitme bitmeden hasret gitme bu yangın *******, bu intihar gidersen paramparça yüreğimde ağıtlar bu dolunay gecenin göğsünü yarar benim göğsümde de sana geniş bir yer var düş bitmeden sen bitme bitmeden sevgi gitme… |
SEN YOKSUN..
sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harika bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım istanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kolkola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum istanbul minareler kaybolmuş sen yoksun |
Rüzgarda ve ateşlere, hasretinde yaktım da,
Bir seni yakamadım beni yaktığın gibi. Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni. Sense, sense araya korkular koydun, yasaklar koydun, Bitmez tükenmez engeller koydun. Şimdi, şimdi neredesin diye sakın sorma, Sen çağırdın da ben gelmedim mi. Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara, bu kasvetli akşamlara darılmazdım. Sen varken bakıp içlenmezdim Tren istasyonlarına, otobüs duraklarına. Sen varken ayrılanlara ağlamazdım, Yıkılmazdım biten sevdaların ardından. Gidenlere küsmezdim, kalanlara acımazdım. Sen varken, sen varken böyle üşümezdim, titremezdim. Masumdum çocuklar gibi, böyle delirmezdim, kükretmezdim. Hele ölmeyi, hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana, Adı sevdaysa bu cehennemin Sen yaktın da ben yanmadım mı ? Biliyorsun bütün acılarına yeşil ışık yaktım olmadı, Bütün korkularına arka çıktım olmadı, Dağlara merdiven dayadım olmadı, Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı, Sevdim olmadı, yandım olmadı, taptım olmadı. Benden artık pes. Bu aşkın biletini istediğin gibi kes. Nasılsa, nasılsa gidiyoruz biliyorum git, Ama ardında ağlayan bir çift göz, Paramparça bir yürek, Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan, Çek silahını daya sırtıma. Titrersem namerdim. Sen vurdun da ben ölmedim mi, Sen vurdun da ben ölmedim mi. |
Geride kalmakmış zor olan
giden otobüsün soguk camına başını yaslayıp göz yaşlarını akıtmak degil Gidenin ardından aglayarak el sallamakmış zor olan .. Zor olan gelecegin getirecegi kaygılarla sıkışan bir yüregi taşımak degilmiş, gögüs kafesinin altında Hasretin ateşiyle yanan bir yüregi gözyaşlarının vuslat masalıyla avutmaya çalışmakmış Zor olan.. Gittigin yerin en tenha postanesinden üç beş satırlık iyi haber namesi atmak degilmiş zor olan... Zor olan her sabah pencerenin önünde postacının gelişine kurmakmış saatleri Başını alıp kendini alıp anılarını valize koyup mavilere gitmek degilmiş zor olan Zor olan herşeye ragmen , yaşama ragmen inadına kalmakmış...Gitmemekmiş.. Ben kolayı secmişim bu güne kadar Şimdi ise en zoru yaşıyorum SENi SEViYOR VE BEKLiYORUM....... |
Bir deniz kenarında batıp giden güneşe hüzünle bakıp, kuru bir gözyaşıyla seni hatırlamaktır özleminin tanımı. Her dalganın kıyıya çarpışı, herhangi bir martının rutin bir kanat çırpışı getiriyorsa aklıma seni, seni özlemişimdir. Bakıyorum da seni özlemediğim bir anı da hiç özlememişim. İnsanların yirmi dört saat yaşayıp da benim yıllarca yaşadığım günlerin hiç birinden pişmanlık duymamışım. Burnumda tütüyorsun demekten hiç bıkmamışım. Senden yirmi, otuz km'e uzak bir yerdeyim. senin bilmediğin bir bankta içime çektiğim dumanı özleminle çıkarttığımı da bilmeni istemezdim.
Güneşin el sallayarak uzaklaştığı anlara denk getiriyorum sahil yürüyüsumu her zaman aynı bankta tamamlıyorum. Sensizce seni düşünmek zor değil. Bir simitçi geçer yanımdan, bir falcı oturur yanıma, küçük bir çocuk annesinin kucağında, bir çift yürek birbirinin kolunda. Seni hatırlamadığım an yok hayatımda. Senden tamamen ilgisiz bir kitabın arasında bir hayaller albümü buluyorsa bu yüreğim özlemin doruğunda olduğumu kim inkar edebilir ki... Aslında bende seni özlemenin bambaşka bir raconu var. Hasretinin gönlümde açtığı yaraların kurşun yarasından farksız olduğunu ve acısına ancak benim gibi bir şehir eşkiyasının katlanabileceğini ama benim bundan değişik bir zevk aldığımı senden başka kaç kişi anlar. Gece yürüyüşlerimin yaralarıma iyi geldiğine hangi terapisti inandırabilirim. Sessizce çırpınışım, seni özleyişim, her dinlediğim şarkıda seni bir kez daha keşfedişlerim ve gece yürüyüşlerimin zevkini hasretinle takas edişim... Ah ben seni ne çok seviyorum. Hayat denilen süreç hep bir şeylerin özlemi ile, hasreti ile geçiyor. İnsan yüreği özlemeden duramaz mı? Yoksa özlemeden durmamalı mı? Hep bir şeylerden uzak, hep birilerinin varlığından mahrum. İnsan gönlü o kadar geniş ki hep özleyecek ve özlemler son ana kadar devam edecek. Belki de hayata anlam katan bu sessiz özleyişlerdir, hayatta kalma çabamıza enerji veren bu buruk hasretliklerdir. İnsan yüreği ne kadar garip değil mi? Ben yine özledim. Kimi mi? Sevdiklerimi... |
Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanmadım...Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım...
Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı...Şimdi yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına... Yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu... Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çoçukluğumu düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut kaldırımıüzerinde ansızın gölgemi okşamayacak... Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği bu gidişi kaldıramayacak... Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç fark etmediğin bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme sevgilim... |
Türküler bitti
Halaylar durdu Horonlar durdu Al damar, mor damar, sah damar sustu Bahceler put kesildi birer birer Meyveler salkim sacak tas. Bir bulut ucardi Basi bos bedava Yandi kül oldu. Hüzün geldi bas köseye kuruldu Yoruldu yüregim yoruldu. Agac büyür arkasinda kosamam Kervan yürür pesi sira düsemem Yildiz akar ucsam da yetisemem. Hüzün geldi bas köseye kuruldu. Yoruldu yüregim yoruldu. |
Beni rüzgâra verme
Öfkeli bir deniz gibi Üstünden atma beni Yazdığın gibi silme Yumlama parçalama Ne yapsam kırılmaz diye İtme koca dağlardan Gidip gelip ağlatma Bu bensiz yapamaz de İçimin derinlerine sakla Gösterme kimseye beni Gönlünde tut bırakma Kuşlara parçalatma Çöllere koyup dönme Gözden çıkarma beni Tam her şeyimi aydınlatırken Yeter bu kadar deyip sönme Bir gidip bir gelip Çocuk gibi oyalama Korkutma yıldırma beni Beni sakın bırakma |
Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun. Sen pembe güllerin en pembesi! Hasta solgun. Bir gül taze durur bahçede Yaprakları diri. Sen beyaz güllerin en beyazı Sabahlar kadar iri. Bir gül baygın durur bahçede Yaprakları serin. Sen sarı güllerin en sarısı Yağmur gibisin. Pembe gül hülyandır açılmış, Beyaz gül yanakların, Sarı gül dağınık saçlarındır, Ve mahzun kalbim ateş gibi Yanan dudaklarındır. |
Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım Ah benim sarhoşluğum Ah çılgın yüreğim Sus artık uslandır beni Kaç okyanus geçtim böyle Kaç denizde yitip gittim Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle Kaç seferden yorgun döndüm Ah benim yaralı ruhum Ah benim insan kusurum Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım Gel artık uslandır beni Ah benim iyimser yanım Ah benim aldanışlarım Ah benim kavgalarım Ah pişmanlıklarım Sus artık uslandır beni |
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... |
İş işten geçmeden gel de söz dinle,
Sen benim aşkımla başedemezsin. Ben sarhoş gezerken senin derdinle, Sen kendi gönlünü hoş edemezsin. Gül sefa sürse de bülbül çilerken, Bin pişman olmaz mı rengi solarken, Ben sana dört mevsim bahar dilerken, Sen benim yazımı kış edemezsin. Fırtına biçersin ey rüzgar eken, Borcunu faizle öder geciken, Sen benim gezdiğim yolları diken, Yattığım yatağı taş edemezsin. Gülersin aşığı yedekte sayıp, Yetmez mi arından verdiğin kayıp, Kınalı kekliğim elde var deyip, Sen beni kafeste kuş edemezsin. Kapılma hayalin renk akışına, Ağlarsın gerçeğin can yakışına, Ben kurban olurken bir bakışına, O canım gözleri yaş edemezsin. Aklını başına topla da vazgeç, Gel beni dinle de vuslata gün seç, Sen benim elime mecbursun er geç, Bahtımı mecnuna eş edemezsin... |
ÇOK sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün Masal şehirlerini geçerken hızla ÇOK sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Ürpertili, sımsıcak tenini ...... Salmak serin sulara gövdemi Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın ÇOK sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek.. Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi Yağmurdan ve yalnızlıktan ürpererek ÇOK sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi Hırçın ve ele geçmezce atılgan Uysal ve usulcacık benim olan şeyi... ÇOK sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada Pırıl Pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde Değişmez ve değişken olanı sonsuzca... |
Dün gece herkes uyurken ,
Bir ben bir yıldızlar nöbetteydiler Yıldızlar dünyayı bekledi, çocuğunu bekleyen anneler gibi Bense yüreğimin ateşini Düş değildi gördüklerim Elleri kınalı Anadolu kadınlarının , Ve Yalınayak, başıkabak çocukların Türküleri vardı dilimde. Dün gece aşk masallarının engüzel satırları dolaştı Bazen Ferhat, bazen Aslı, bazen Romeo, bazen Leylaydım Juliet ve Mecnun'u kıskandım Düş değildi gördüklerim, Sessizliğin ve gecenin birbirine ne kadar yakıştığını gördüm, Gecenin ve uyuyan insanların nefes alışlarını Bir de aşkı dinledim, en güzel tenor'un sesinden. Seslerin sensizlikte uçuşları gibi , uyanıkken gördüğüm düşlerin ateşinin Aşka ve sevdaya ve eli kınalı kadınların türkülerine ve Leyla’ya Ne kadar yakıştığını gördüm Dün gece aşkı gördüm Uyurken herkes dün gece Nöbetteydik yıldızlar bir de ben Yavrusunu bekleyen anneler gibi, dünyayı beklediler yıldızlar Bense ......... |
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi tas yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kus gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgâr şarki söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede demlenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem basımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi sekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur, mu be! . Olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Ask dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mi? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mi? Satılır mi? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadiler o saf kalbini cezp etti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahlûklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser simdi benim biriken hincimi? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artik zapt eder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl ayrılık? ... |
Ne Olacak Halim
Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım... Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar, Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi, Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın; Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi, Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini, Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala, Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim, Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler. En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin? Şimdi düşlediklerimin neresindesin... Dedim ya. Bu ikimizin hikayesi... Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı, Bizi buluşturan kaldırımları, İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum. Ben unutmadım diye Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği, Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri, Ne Olacak Halim... Çabuk mu büyüdük dersin Biliyorum.. NE Olacak Halim... Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir. Neleri bırakmış olacağım birde, Ne aşkları Ne başlangıçları Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi. Biliyormusun... Tek sorum var kendimle şimdi Ahhh Ne Olacak Şimdi Halim.... Sensizlige mahkum olmuşken ... |
beni arama bulamazsın
yorulma boşuna sen mutlu ol ben nerde olsa ağlarım rüzgarı esmez güneşi doğmaz yerlerde yıldızı parlamaz mehtabı kararmaz beyaz *******de ben nerde olsa ağlarım dayanmaz yüreğim hıçkırıklarda dayanmaz bu son haykırışlara dayanamaz ağlamana geberir giderim senin uğruna muslata bir kala ölmek zor gelir insana cesaret ister seni sevmek seni sensiz yaşayabilmek zaten acı değil mi hasret değil mi seni sevmek sana duyurmadan ağlayabilmek ve diyebilmek sen git ben nerde olsa AĞLARIM.. |
Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır…
Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır…. Arkadaş senin ağladığını görmez Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir.. Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için. Arkadaş bir kavgadan sonra herşeyin bittiğini düşünür. Dost ise tekrar arar Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister Dost ise her zaman senin arkandadır. Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir. Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder. Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır Arkadaş sizi ikinci görmek ister Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır. Dost sıkıntınız olduğunda size koşar. Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız Dostlarınız size huzur vermeye çalışır Arkadaş bu mesajı okur ve siler Dost okur ve dostlarına yollar Hayatınızdaki gerçek dostları bulabilmeniz dileğiyle |
birazdan bir tren kalkacak bu istasyondan
büyük umutlarımı alıp ***ürecek uzaklara ne gülüşlerim kalacak nede sevinçlerim zaten hep yarım yaşadım hep bir şeylerden yoksun sen de gittikten sonra ben diye bir şey kalmayacak dur son bir defa doya doya seyredeyim seni şöyle sıkıca sarılayım hissedeyim seni bu son görüşmemiz olacak biliyorum seni alıp uzaklara ***ürecek buna ayrılık diyorlar sen de gittikten sonra ben diye bir şey kalmayacak gözlerin ne kadar güzelmiş farketmemişim zaten sende neleri farkettim ki gideceğini bile kara tren geldikten sonra anladım hata sende değil bende biliyorum ama sen de gittikten sonra ben diye bir şey kalmayacak |
istersen Deniz Ol Masmavi Saran
İstersen Özünde Öyküler Gömülü Bir Dağ İstersen Bulut Ol Yagmur Ol Damla, Damla Sağnak, Sağnak Yağ Ay Ol... İçime Doğ Mutsuz *******ime Karanlık Ol Başka Şey Görmesin Gözüm Güne$ Ol, Yıldız Ol Işı Ne Olursan Kabulüm Rüzgar Bile Olabilirsin Tatlı, sert Gördüğüm, Duyduğum, Sevdiğim Yalnız Sen, Yalnız Sen.... |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:47 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.