![]() |
Meşe ağacı
Ben bir meşe ağacıyım bilmem kaç asırlık Anadolu’nun orta yerinde Toprağım bol köküm derinde Ben bir meşe ağacıyım bir yerde bir vadide. Tohumumu rüzgar getirmiş kuzeyden Toprağa karışmışım Daha sonra yağmur ve güneşin iş birliğiyle Yeşermiş kök salmışım toprağa. Önce filiz,sonra dal,ağaç oldum Dallarımda kuşlar barınıp şarkılar söylediler Gölgemde koyunlar eğleşti çobanlar kaval çaldılar Ben bir meşe ağacıyım köküm toprakta başım güneşte. Gün geldi vahşiler, barbarlar kestiler dallarımı Gövdeme kurşun sıktılar Ve ateşe verdiler Ben bir meşe ağacıydım bilmem kaç asırlık. Benim dalım bedenimde köküm toprakta Kurşun işlemedi bana Yanmadım yakamadılar Hala bir meşe ağacıyım orada o dağda. Toprağı kucaklamışım sıkı-sıkı Ben ne kasırgalar ne boranlar gördüm kardeş İçiniz rahat olsun güçleri yetmez bana Şimdi milyonlarca meşe ağacıyız dağda ovada bahçede. Ben hala bir meşe ağacıyım parkta Çocuklar salıncak kurmuşlar dalımda Kuşlarla sohbet ediyorum başım güneşte Hala palamutların toprağa karışıyor. Ama gün gelecek güneş doğacak Kestikleri dal mavzer Palamutlarım bomba olup üzerlerine çevrilecek Hesap verecekler yaptıklarına yapacaklarına Ben bir meşe ağacıyım yıkılmam toprağı kucaklamışım. 01.04.1999 (‘ŞİİR HARMANI’ ından Mazlum Zengin |
Modern eşkıyalar
Bugün Irak’talarsa Herkes böyle susarsa Yarın Türkiye’deler Modern eşkıyalar Binlerce Vietnamlıyı Yok etti eşkıyalar Körelmiş duyguları Modern eşkıyalar Hiroşima’ya atomlar Bombalar,napalmlar Toprağında kim bunlar Modern eşkıyalar Hakaretler diz boyu Taş attıkları kör kuyu İnsanlıkları arpa boyu Modern eşkıyalar Tecavüzler göklere Ak kandır körpelere Zenginlikler ceplere Modern eşkıyalar. 28.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Muhammed Ali'nin yolu
Muhammet Ali’nin yolundan gitmek Elinden, Belinden, Dilinden geçer Dost meclisinde muhabbet etmek İnsanı kamil’in gönlünden geçer. Kırkların Cem’inde semah dönünce Bir üzümden kırk can bade içince Yetmiş canla bir orduya girince Kerbela toprağın kanından geçer. Gönül incitme ki incinmeyesin Kulların sözüne gücenmeyesin Kerbela’ da düştü Şah’ım Hüseyin Mervan’a yezid’e lanetten geçer. Gökte turna yerde canlar semaha Selam olsun cennetteki ol Şah’a Şefaat’ın ya Muhammet Mustafa Mazlum’un dilinden telinden geçer. 23.02.2006 |
Nar gibi
Saçları bir günbatımı Yakar geçer har gibi Yanakları kıpkırmızı Damlar eline nar gibi. Yüzü bir öğle güneşi Harlanmış ateş gibi Yanar yüreğim kar ister Ağustos’ta Ağrı’daki kar gibi. Gözleri bir berrak pınar İçemezsin ışıltıdan Yakar gözleri gözlerimi Uzuna ayarlı far gibi. Kirpikleri kirpi dikeni Deler geçer ok gibi Bakınca kalbini görürsün Gözündeki zar gibi. 07.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Nazına kurban
Ülkemin toprağı haz gelir bana Sevgine, saygına, hazına kurban Sevdalı yüreğe naz gelir bana Bahara, kışına, yazına kurban Bir uçtan bir uca bulunmaz eşin Bir yanda kış olur bir yan güneşin Sinede, yürekte, yanar ateşin Ezgine, türküne, sazına kurban Reyhan’ına nergis, kokar kekiği Turna, turaç, bülbül, öter kekliği Halısına ilmek, ilmek mekiği Alıcısı şahin, bazına kurban Çiftçisine selam, çobana selam Öküzüne selam, sabana selam Yazısına selam, ormana selam Gözleri sürmeli, kuzuna kurban Elleri kınalı gelinler kızlar Gurbette sılada yürekler sızlar Ay’ı Güneş’iyle başka yıldızlar Ördeğe sunaya, kazına kurban Yedi bölge gölü, dağı taşına Elindeki kına gözde yaşına Elâ göz üstünde yayca kaşına Cilvesine eda, nazına kurban Mazlum’un sevgisi başta ülkesi Yüreği yufkadır sever herkesi Ata’sını sevmek onun ilkesi Meşesi peliti, mazına kurban 13.12.2006 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Ne gördün ki?
Sen daha ne gördün ki? Sadece göz yaşlarımı Dertlerim gece çıkar ortaya Sen daha ne gördün ki? Sen daha ne gördün ki? Mahpusta Yedi koldan inen kilit gibi Gece iner dertlerim yüreğime Sen daha ne gördün ki? Sen daha ne gördün ki? Yüreğimdeki yangınları Ve içimdeki okyanusları Yaraya tuz basar gibi acım Sen daha ne gördün ki? 02.08.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Ne oldu sana?
Eskiden yürekli korkusuz candın Şimdi gözler yerde ne oldu sana Yerinde duramaz bir deli kan,dın Sende bir yılgınlık ne oldu sana? Nerde olumsuzluk sen oradaydın Yumruklar sıkılı halaylardaydın Önce söz verip te sonrada caydın Sende alınganlık ne oldu sana? Kır kalemlerinin zincirlerini Yürü dolu dizgin görsünler seni Var git Ummanlara çevir yelkeni Sende unutkanlık ne oldu sana? Irak harabedir görmez misin sen Filistin nişanda bilmez misin sen Ağlayanın gözün silmez misin sen Sende bir sultanlık ne oldu sana? Ormanlar kapkara yürek yangında Asırlık ağaçlar su duasında Elde kalem ağlar yazmaz kağıda Sende bir düşmanlık ne oldu sana? Türkü barlarını mesken tutmuşsun Devrim türkülerin meze yapmışsın Eğlencene birkaç tekel katmışsın Mazlum yaralanmış ne oldu sana? 25.08.2006 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Nehir gibi
Bir şair dostum var ki, Haksızlığın karşısında, Mantığın ve aklın yanında. Bir bakışları var ki, Zalime, gözdağı verir gibi. Bir kalemi, bir dili var ki, Güzeli, güzellikleri yazar. Yazarken kalemi ak kâğıda, Güller dökülür ellerinden Zalime, dili zehir gibi. Bir yüreği, kalbi var ki, Halkı için atan. Yürüdüğü yol güller içinde, Gözyaşları Mazlum için Zalime. azgın Nehir gibi. 23.04.2006 Mazlum Zengin |
Nişangah,taki göz
Nişangâhta bir göz Kabzada bir el Tetikte, gerilmiş bir parmak Birazdan, Kurşun havayı ısıracak. Yüzü duvara dönük Gözleri bağlı Bir çocuğun böğründe Karanfiller açacak Ve ülkemin damarlarından Kanlar akacak derelerce. Ve birazdan Parmak tetiği çekecek Kurşun yağlı namluyu silecek Ve titrek Bir yüreğe girecek 29.08.2005 (`ŞİİR HARMANI`ından) Mazlum Zengin |
Nurhak’ta Sinan
Yakınlarda arama beni Arama çok uzaktayım Dört bir yanım kuşatılmış Her yanım cehennem tuzaktayım Sinan’ım ben Sinan, Nurhak’tayım. Bir kavga göster bana Sığmıyor yüreğim sineme Girmiyor başım şapkama Ser verdim, sır vermedim ben İbo’yum ben Diyarbekir’de hücremdeyim. Pusudayım, bir el at bana Bir ağıldayım, bir kömde Yürek yaralı akar kanım derelerce Milyon milyon doğarım ben Ali Haydar’ım ben Dersim’deyim. Sıcak bir yürek göster bana Dondu ayaklarım çekerekteyim Zemheride yolum Güneş’e doğru Şah’a giden Pir Sultan toprağı burası Deniz’im ben Gemerek’teyim. Bir haber uçur bana Güvercin kanadıyla, yüreğinden beriyim Sarılmış her yanım kurbanım sana Çoban kavalıyla bir nefes ver bana Mahir’im ben Kızıldere’deyim. Yüreklerde sevgi göster bana İşkenceye, acılara umut serenim Ey cellat iyi bak, bir daha bak bana Gönüllere deste deste gül derenim On yedi yaşında darağacındaki Erdal Eren’im. Bir rüzgâr göster bana Savursun ölü toprağını üzerinizden Türkü soluyan şairler göster bana Doğsun Güneş yüreğinizden Halk,ım ben kavgada yanınızdayım. 27.05.2006 Mazlum Zengin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:33 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.