![]() |
Çocuk Kalmak mı Zor Şair Ölmek mi? ..
Bilincimin kurtarılmış topraklarında Her akşam sınırlarımı geçiyorlar izinsiz Sorgusuzca yıkarak beynimin tel örgülerini Mayınlar ekilmiştir Kendi hasadını toplayamayan bir yurdun kurak topraklarına Hüzünle mutluluk arasındaki o yerde Savrulurken binlerce umut Sınır boylarının ağrılı *******ine Soluk almaya çalışıyorum Ciğerlerime dolan o eritilmiş kurşun tadıyla Kirli sakalları ardında saklı kalan çocuklar Gülümseyerek çürütüyorlar o ağlamayı Ekmeğe, aşka ve hürriyete kesmiş bir yurdun Bütün şiirlerini okuyarak Yürümeyi öğretiyorlar durana Ve konuşmayı öğretiyorlar susana Ve bütün güzellikleri bırakıp demir bir kapının ardında Yepyeni bir hayata merhaba der gibi Ya da ölüm döşeğinde Hayatı anlatan öyküler dinler gibi Uyanıyorlar her sabah Yaralı bir kuşun Tekrar kanat çırpışı gibi Yaşamayı öğretiyorlar Sancılı bir vatanın uzak topraklarında Yarını kurtarmaya yeminli bir çocuk doğuyor belki bu sabah Gözlerinde güneşin yedi rengi Mayıs’ın kasveti Daha yeni vuruyor o ölüm ayının yüzüne Ölmek zor da olsa şaire Haziranda Kalmak da yürek istiyor ustam Gidenin ardından... Söyleyin bana Çocuk kalmak mı zor şimdi Şair ölmek mi? .. Melih Coşkun |
Çocuk Kalmış Bir Mayısı Büyüteceğim
Ağlıyorum Çocuk kalmış bir mayısı büyüteceğim göz yaşlarımla Ağlıyorum Delik deşik bir geceye Biliyorum ki darağacını aşmaz sesim Bir kere geçilecekse eğer bu yoldan Yalnız bir ölümün varsa alacakları En muhteşem yerinde kapanmalı kitap Ne kalleş bir yürek enfarktı Nede sebebini kendinin bile bilmediğin bir savaş Bu kez adam gibi ölmeli Bu kez yaşamak için Ve geceyi aydınlatan ateş Sönmemeli gün kavuşmadan dağlarına Eğer bir kere yaşanacaksa o muhteşem son Destanlar yazmalı hayatın romanında Ağlıyorum, Büyümemiş bir mayısı büyüteceğim Göz yaşlarımla... Ağlıyorum, Ama göz yaşlarım çaresizliğimden değil Yapraksız kalmış bir Mayıs’ın fidanını yeşerteceğim ellerimle... 01 Mart 2003 01: 21 |
Çocuksuz Kalan Babalar
Hani hep saklanırsınız ya kendi ardınıza Hani en iyi siz saklarsınız göz yaşlarınızı kendinizden bile Acıyı göğsünüze gömüp Taş kesilir ya bakışlarınız Oysa bilmez miyim sanıyorsunuz Çocuksuz kalan babalar İki kez tadarlar ölümü... |
Çoğaldıkça Şiirlerimiz
Çoğaldıkça şiirlerimiz Bil ki yaşlanıyoruz Ve şunu bil ki yaşıyoruz daha Bir şiirlik ömür dileyerek Tanrıdan Bir dizelik nefes dileyerek Çoğaldıkça şiirlerimiz Bil ki vazgeçmemişiz sevmelerden Yazıldı inadına Yazılacak ta daha Sevildi Daha da sevilecek Ve yazıldıkça hikayesi Daha da aşık olacak şair... Melih Coşkun |
Çok Uzakta Olmanın Kederi
Sırtıma küçük bir şehir resmi çizmiş sonbahar Bulaştırmış yüzüme eylül Çok uzaklarda olmanın kederini. Pişmanlık da bazen kâr getirmiyor Hatta yaşadıklarımdan mutlu olmayı bile beceriyorum bazı zamanlar Şaşırıyorum Ömrümde ilk defa gördüğüm zaman ateş böceklerini İlk defa uçarak geçtiğim zaman Yurdumun bir ucundan diğer ucuna Uçsuz bucaksız ovalar keşfediyorum Hiç sonu gelmeyecekmişçesine uzanan yollar. Bulaştırıyor yüzüme eylül Çok uzakta olmanın kederini. Bakıp bakıp hüzünleniyorum Esmer yürekli insanların yüzlerine. Kuruyan dere yataklarında çırpınan balıkların çaresizliğine üzülüyorum Kendime benzetiyorum onları Çaresizliğime üzülüyorum Ama yine de mutlu olmak gerek diyorum Sırf yaşadığımız için borçluyuz bunu kendimize. Bazen Her şey bitebilir de diyorum Duygusuz bir çeliğin namlusunda. Attığım her adımın Son adımı olabileceğini de Geliyor aklıma dehşetle. Ama başlama ihtimali de var diyorum Herşeyin yeniden. Aşık olmak da var yeniden Yeniden suyla dolması topraktaki çatlakların, Yolların bu sefer kavuşmak için uzayıp gitmesi, Ve çok uzaklardan bir çocuğun Çıkartıp üzerindeki kirli elbiselerini Tarayıp dağılan saçlarını aynada En güzel giysilerini giymesi. Yeniden ilkbaharın gelmesi ihtimali de var, Ve dönmesi çocuğun çok uzaklardan... |
Çok Uzaktaki Şehir
Herkesin yanı başında olup da Hiç kimselerin görmediği şehirler vardır. Ne kadar sessiz dursalar da Patlamaya hazır dinamittir insanları. Dudaklarından sızan kanla Ellerine kınalar yakan Suskunluklarında Patlamaya hazır bin yıllık volkanlar saklayan Adından ve çaresizliğinden başka Söyleyecek sözü olmayan Kaç esmer yürekli çocuk; Acıların erken büyüttüğü, Kaç kadın; Dünyayı kondusun penceresinden göründüğü kadar zanneden, Kaç adam; Sekiz köşe kasketinin her köşesinde ayrı keder taşıyan… Ah şu metropol kederi Umudu çalınmış yaşamların. Dillerinde doğduğuna bin kere pişman edilmenin En ağlamaklı şarkısı (Bu şarkı arabesktir, Hiçbir yere ait olamayışın serzenişi) Ve en kalabalık yalnızlıklarıdır Tek göz odalarının çatlamış duvarları. Gün gelir Susmaya yeminli milyonlarca ağız Kopartır paslı zincirlerini suskunluğun Gün gelir Farkına varırlar elbet İnsan olduklarının... 2005 Melih Coşkun |
Çok Yakınlarda Bir Yerdeydi Sevgi
Çok yakınlarında bir yerdeydi Sevgi, Ve sen farkında değildin bunun Uzak dağların ardında aradığın O kayıp ülke Kurulmamıştı oysa hiçbir zaman Bulutların arkasındaki gökyüzü Mavi değildi sandığın kadar Ve binlerce milyonlarca kez tekrarladığımız sözcükler Unutmak içindi herkesi ve her şeyi Kendimize bile anlatamadık Kurumuş derelerde aradık suları Yanı başımızda gürül gürül akarken hayat (“Çünkü yanmalıydı birileri Çıksın için karanlıktan aydınlığa”) Ama uğruna yandıkların Kurumuş bir dal gibi, Uğruna soldukların, Yanlış mevsimlerde açmış bir bahar çiçeği gibi, Bugün nefret dolu yüzlerle bakıyorlarsa yüzüne Yılmamalısın Çünkü bu sınanmasıdır yüreğinin, Şefkatin zulümle Sevginin sevgisizlikle Umudun çaresizlikle sınanmasıdır. Sevdan kalkan olmuştur artık göğsünde Hasretinden eriyecek kadar uzak Ve gözlerinin içine bakacak kadar yakındadır Ve sen farkında değilsindir bunun, Binlerce, milyonlarca kez tekrarladık aynı sözleri Unutmak için herkesi ve her şeyi Unutamadık Farkına varamadık Oysa sevgi çok yakınlarda bir yerdeydi hala... 16 Mart 2003 17: 58 Melih Coşkun |
Çokça Rengin Var Senin
Çokça rengin var senin Kimseler görmez Bilmezler nereden geldiğini aydınlığının Her sabah yarıp kafatasını Güneşi doldurduğu beynine. Rengarenktir aydınlığın, Güneş gibidir. Göremez kimseler Her nisan yağmurunda ışığına vurunca sular Bir gökkuşağı uzanmaya başlar başının üzerinde Önce yeşilini verirsin bize Koşarız çayırlarda özgürlük türküleri söyleyerek, Bayrağıma çalarım kırmızını, Beyazını alır Yeniden başlarım yaşamaya, Mavilerini verirsin aşık olurum hiç yoktan... Melih Coşkun |
Çöktü Acının Toprağı
Çöktü acının toprağı Etleri dökülürken biten umutların, Şimdi hangi odanın Hangi yanan ışığı Geri getirebilir bitmiş olanı, Düşünmek dünün bir daha yaşanmayacağını Ve gelmeyeceğinin bir daha yarının Hatta düşünememek Hatta görememek Hatta....................................! Kandırmayın beni Aldanmak yok artık hiçbir gülümsemeye Düşünmek yok fikrimde yeşeren bahçeleri Yok artık o yatak O güneş ışığının bile uğramadığı karanlık oda yok Hiçbir ayna göstermez üzgün yüzümü Söndürün artık ışıkları Oyun bitti... Melih Coşkun |
Çöz İpini Kelimelerin
Çöz ipini bütün kelimelerin Bırak özgürce salınsın cümlelerin Beyaz kağıtlarda. Söylemek istediklerini sadece Başkalarının duymak istediklerini değil. Korkma göğsünü sıkıştıran geceden Ve esirgeme ne olur Dünyada yazılmış en güzel aşk sözcüklerini Bakışlarında ırmak serinliği taşıyan sevgiliden. Çarp yüzüne bütün bildiklerini, Sadece duyduklarını Ömrünün tek gerçeği sanan cahilin yüzüne. Çöz ipini kelimelerin Serbestçe salınsınlar evrende Patlamaya hazır dinamit gibi duran bu heyecanım Ağzından çıkacak bir tek kıvılcımı bekliyor. Senin kaleminden çıkacak Bir kaç sözle değişecek Değişmesi imkansız dedikleri şu kaderim. Seninle değişecek bahtı Bütün köylerin ve ışıklı şehirlerin Seninle güzelleşecek Kendi kendimize vaat ettiğimiz Gelecek o güzel günlerim. Çöz ipini kelimelerin Özgürce salınsınlar sonsuzlukta. İnan bana Yeni çağın destansı öyküsünü Tarih değil Sadece şiir kitapları yazacak... 2005 Melih Coşkun |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:13 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.