![]() |
Seni yirmi dokuz harfle seviyorum.
Her harfte bir kere daha aşkım kuvvetleniyor. Gecenin bitiminde,günün başlangıcında Işığa hasret ,karanlık gibi Seni seviyorum. Bir çilekeşin çilesi,bir çiçeğin nefesi Bir dağın ayazıymışcasına ,bu sevgim. Bütün acılar gibi sancılı,beklentili Gelecek bahar kadar coşkun ,hayalci Sellerde tutunamıyan topraklar kadar şaşkın Seni seviyorum. Yalan rüyaların hakikati görününce. Bir ömrün bitiminde.ecelim ,yaşamım kadar. İmanımın sonsuzluğunda,sessizliği delen Ruzgarlar misali içimde çalan müziğinle Seni seviyorum. Kader çizgisinin ufkunda,bilmez,korkak Günahlardan yılmış bir gönülle, hezeyanda. Cennetin doruğunda,cehennem kadar ateşli Seni seviyorum. Yılların sana bölünmüşlüğünü biliyorum. İçinden sevgi geçen zamanda olduğunuda, Ayrılık sahillerinde bekleyen karşıyakanın, Işıklarını özlercesine ,sıla kokan yosunu kadar Seni seviyorum Ben; bütün benliğimle,yüreğimle,ruhumla Çöllerin su tutan dikenleri gibi sağlam Seni ,kendimle beraber,kendim bilerek içimdeki sana ,erememenin yasını tutarak Seni seviyorum ... Seni çok seviyorum....... |
ASK IKI KISILIKTIR
Degisir yönü rüzgarin Solar ansizin yapraklar; Sasirir yolunu denizde gemi Bosuna bir liman arar; Gülüsü bir yabancinin Çalmistir senden sevdigini; Içinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yasanan tek basina, Ask, iki kisiliktir. Bir ani bile kalmamistir ******* boyu sevismelerden Binlerce yil uzaktadir Binlerce kez dokundugun ten; Yazabilecegin siirler Çoktan yazilip bitmistir; Ölümdür yasanan tek basina. Aşk, iki kişiliktir Avutmaz olur artik Seni bildigin sarkilar; Bosanir keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçari kusu sevdanin Alip basini gitmistir; Ölümdür yasanan tek basina. Ask, iki kisiliktir. Yitik bir ezgisin sadece Tüketilmis ve düsmüs gözden; Düslerinde bir çocuk hickirir Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek basina yasamaz sevdasini, Severken hiç bir böcek Hiç bir kus yalniz degildir; Ölümdür yasanan tek basina, Ask, iki kisiliktir |
Unuttum artık seni
Unuttum artık seni Hatıralarımızı, kurduğum hayalleri, Ümitlerimi hepsini unuttum Birgün çıksan karşıma tanıyamam seni!!! Sorsalar bilemem adresini!!! İsmini bile unuttum!!! Kalbimdeki tüm hislerimi yok ettin Ruhumun en derin yerini yaraladın Tüm benliğimi yıktın Kalbimdeki yerini geri verdim sana İaade ettim tüm senden aldığım duyguları Unuttum eski anıları Hatırlamıyorum artık Seni sevdiğim sana inandığım günleri Şimdi ismini bile unuttum (Dersem yalan benden soğuman için yazdım bu yalanları seni hala çok seviyorum!!!) |
Yok anlatamıyorum..
Günden güne büyüyen bu sevgiyi tarif edebilme umudum yok artık.. Tarifsiz kalmışlığımda..Lugatsız bir dilde seni sevmelerim.. |
sen bir ruyasın
ben bir ruya aslında hayatın kendisi bir uya ve ben içinde sırf sen olduğun için uyanmaktan korkuyorum SENİ SEVİYORUM.... |
Hiç kimsenin olmadığı bir yere gidelim
Tek bir kelime bile konuşmayalım Saatlerce göz göze bakalım Denizin sonsuzluğunu aşkımıza benzetelim Denizi izlerken, yeni doğmuş bir bebek gibi titreyelim Tek konuşmamız, fısıldaştığımız "seni seviyorum" olsun... |
Öyle işlemişim ki seni;
Sen bendeki"cansın".. Sen uzaklarda olamazsın, Sen içimde bir yürek; Kulağımda en güzel şarkısın. Sen ayakta tutan bütün; Sen yaşamımdaki büyük gücün, En ulaşılmaz enerji kaynağısın. Sen sen olamazsın. Öyle işlemişim ki seni; Sen bendeki"cansın''.. |
¤ YA DIVANE DERLER ¤
Vadesi mi olur gerçek bir aşkın Zamanın mekânın üstünde yaşar. Yorulmaz ki gönül yolcusu lakin Kan revan olsa da dağları aşar. Ne uzak bilir ne de yakın tanır Her neye bakarsa sevdiği sanır Ya divane derler ya mecnun denir Tutmasa da ayak peşinden koşar. Bayram eder yârdan gelen bir selam Yaşamazsa aşkı bilmez ki alem Yazmaya yetmez ki yazmaya kalem Bir durulur bir de gönülden coşar. Kara kışı dahi bahardır ona Meydan okur meydan geçen zamana Ölmez ki aşıklar hep yana yana Daralmaz dünyada çileyle pişer... |
BaskasI Var...
SevdanIn sancIsI kemiriyor icimi, KahvaltIsIz migde gibi AcI bir koku sariyor beynimi, KIrk günLük ceset gibi KaLkamam bu yükün altindan, Care, Melhem olamam Ne bugün ne yarInIn ertesi.... |
''sevmek'' dedim
''yoluna ölmek'' dedi ''yol'' dedim ''alip basini gitmek'' dedi ''gitmek'' dedim ''bir ''ahh'' çekip,''dostlardan ayrilmak '' dedi ''dost'' dedim durdu...bana bakti...''dost'' diye mirildandi ''yüregime nasil koysam bilemedigim'' dedi ''yürek'' dedim ''dünyalari içine sigdiramadigim'' dedi ''dünya'' dedim, ''hayatin bir yüzü'' dedi ''yüz''dedim ''ardinda ne gizli bilemedigim ''dedi ''giz'' dedim ''hep çözmeye çalistigim'' dedi ''çalismak '' dedim ''bitmeyecek öykü'' dedi ''öykü'' dedim ''binlercesini içimde gizliyorum ''dedi ''gizlemek ''dedim ''iste herseyin bitimi'' dedi ''sey'' dedim ''sevda'' dedi ''sevda'' dedim ''pesinden kostugum '' dedi ''kosmak''dedim ''hayat bir maraton '' dedi ''hayat '' dedim ''öyle kisa ki ! '' dedi ''niçin kisa'' diye sordum ''yasanacak çok sey var,zaman yok '' dedi ''yasanmasi gereken ne var '' diye so rdum ''ask'' dedi ''kaç kere '' diye sordum ''bin kere '' dedi,'' milyon kere'' dedi ''neden bir kere degil '' diye sordum ''bütün asklarin toplami en yüce ve tek ask'' dedi ''önce ona varsan olmaz mi?'' diye sordum ''keske olsa'' dedi ''aci çekmek mi diye'' sordum ''evet,ask acisinda yok olmak'' dedi ''yok olunca! '' dedim ''iste gerçek askta o zaman yasamaya baslarsin''dedi ''gerçek ask !'' dedim 'büyük o'' dedi durdum... durdum...ve sustum! 'neden sustun'' diye sordu ''yüregim titredi sanki'' dedim ''neden'' diye sordu ''bilmiyorum '' dedim,''büyük o'' ''evet'' dedi,''büyük o'' ''nerede'' diye sordum ''her yerde''dedi ''nasil''diye sordum ''yüregini aç '' dedi ''yüregimi açmak''dedim ''bir tebessümle bak herseye''dedi ''tebessüm''dedim ''her kapinin anahtari''dedi ''kapi ''dedim ''girmeden bilemezsin''dedi ''ya korku!'' dedim ''bilinmeyenden korkar insan''dedi ''ben bilmiyorum''dedim ''neyi''diye sordu ''beni''dedim ''sen kimsin''diye sordu ''ben kimim''diye sordum ''sevgiyle beslenensin''dedi ''kimin sevgisiyle''diye sordum ''büyük o'nun'' dedi durdum... durdum...yine sustum! ''kimsin''diye sordum ''SENINIM''dedi |
Benim Gökyüzümsün
Benim en değerli armağanımsın Benim en duygusal anımsın Benim ilham kaynağımsın Benim bahar ateşimsin Benim nadir bulunan mücevherimsin Benim enerjimsin Benim güneşimsin Benim yaGmurumsun.. Sen Benim iCin heRseysin.. |
Sana Gel Demek
yumruk sıkmak / kavga vermektir / sana gel demek... Sıkıca bir parka giymektir Sana gel demek Soğuk kuytular inadına Yumruk sıkmak Kavga vermektir Kime , neye , neden , niçin Sualler takılı kalırken gökyüzünde Gözü kapalı adımlar atmak Namlu namlu vurulmak Ölümsüzlük şarabını kanmaktır Yağmurları ıslatmaktır Sana gel demek Yağmur sineye düşende gel... Yürek hayta hayta çoşanda gel... Nikotinsiz *******i aşındırmaktır Sana gel demek Pranga tutsaklığına başkaldırı İsyanın i - sidir sana gel demek Sevdanın tamamı Köz körüklemek Yangın yeri acıları boğmaktır Yangınım İstanbul ‘u saranda gel... İstanbul yangınıma gül verende gel... Uykularım bölük pörçük En hayırlı rüyalara dalmaktır Sana gel demek Kucaklamak bütün çocuklarını dünyanın Irgat teri akması ak alından Bahar vuslatıdır Gül yüzün geceme değende gel... Gülmeler kurşun olup yağanda gel... |
Sevgi kelebekte doğar
Kelebek umut kokan kasımpatıda Kasımpatı, uzakları süzen kısık gözlerde doğar Ve o gözler, bir sonbahar rüzgarında savrulan gözyaşında.. İşte sen benim ilk gözyaşımsın, Kelebeğin kanatları kadar hafif, Kasımpatı yaprakları kadar temiz Ve uzakları bekleyen gözler kadar ümitli.. |
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte. Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. *******i ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden. Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. *******i balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız... Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı \"herşeyde\". |
Ama sen gönlüme sevadanın adını yazmıştın
ßen aşkına tutulmuş bir deli candım Sen gönlüme sevdanın adını yazdın ßen aşkına tutulmuş seni ararım. SENİ SEVİYORUM.... |
TUT Kİ
tut ki ölmüşüm adını bilmedik taşra kentlerinde geleceksin diye apaçık kalmış gözlerim seni sevmekten belki seni beklemekten tut ki ölmüşüm adını sayıklamışım sokak lambalarına köşebaşlarında haykırmışım aşkımı gecenin karanlığına seni düşünmekten bekli yaşamaktan tut ki ölmüşüm.. |
Bahar kokusu ve sen...
Seninle başlıyor her mutlu gün Seninle sürüyor, seninle bitiyor İşte o zaman meydan okuyorum İntikam alıyorum boğucu, Ruhsuz, sinsi karanlıktan. Bile bile günbatımı *******in Hesap soracağını benden, Seviyorum seni, seviyorum iste... |
Denizlerin Mavi derinliklerine,
Doğanın bütün yeşilliğine, Gökyüzünün sessiz güzelliğine, Dünyanın tam orta yerine; Sevgimizi yazarım! Seni SeviyOrum. |
Unutmanın dibine vuruyorum *******de
******* yasta.. ******* beni soruyor alaca şafaklara kadar ******* telaşta.. Sen yoksun ,unutmanın acımasız sularına açılıyorum Yaralarıma sarılıyor pervasız gülüşlerin Bırak da git insafsız! Al gözlerimi,al hala seni söyleyen sözlerimi Ellerimin arkasına saklanarak yaşarken “unutamam” deme bana! “sensizliği bilmezsin “ hiç!… ben “sensizliği” biliyorum yetmez mi? Yıllar geçsin sen masal ol diye inlerken Varlığını kalp atışlarımın cenderesinde eritirken “kolaysa sen yok say” deme bana git! İstememenin necesidir bu? Ne dersem gidersin? Ne yaparsam bırakır bu can seni Git Allahaşkına! Sevenlerin aşkına! Hatıralar aşkına! Git de nefes alayım.. Git de rahat öleyim.. Gözüm gözlerine takılmasın.. Sözlerimle küllendirdiğim bu ateş bir daha yakılmasın.. Git.. Utanmanın eteklerine uzanıyorum *******de ******* aşkta.. ******* seni soruyorlar her yerde ******* yalvarışta.. Git(me) Gidişine adanmış kelimeler aşkına Solugunun her zerresine olan aşkım uğruna.. Git(me).. |
Bir tek sözün yeter,
Beni mutlu etmeye. Tek bir sözün yeter, Yüreğimi dağlamaya. Sen hep yüreğimi, Dağlamayı seçiyorsun. Yetmedi mi ağlattığın? Yetmedi mi seninleyken, Sensizliği yaşattığın? Elindeki ucu kor, Demir çubuğun Bir çiçeğe dönüşeceğine dair Ümidim kalmadı artık. Her seferinde biraz daha Derine saplıyorsun. Ama dikkatli ol! Yüreğimin en derininde Sen varsın. Korkuyorum, birgün Kendinide yakacaksın... |
senin gözlerinden hayata bakmak
ve bana bakmak gözbebeklerinin ta içinden intihar çiçeklerini sulamak gibi hep o uçurum kıyısında açan kokusu büyülü ama bir o kadarda düşüşlere gebe tomurcuklarının kalbime serpilmesiydi senin gözlerinden bakmak insanlara inanılan değerlerin bir bir savrulmasıydı hayatın çöplüklerine hoyratça soğuk ürperten bir geceyi haber vermekti yanışları ve kaybolmayıda bilmekti gözbebeklerindeki ışık senin ellerinden tutmak kaçan zamanı katranlı cam kırıklarının derimde yürümesiydi acımasızca avuç içlerimdeki kanı üşümüş nefesimle ısıtmaya çalışmaktı senin gözlerinden kendime bakmak kaybolmuş bir kızçocuğunun yamalı bez bebeği gibi sürüklenmekti senin gözlerinden bakmak kendime, hayata, insanlara, zamana, ve sana , ölü doğacak bir bebeğin hayatın karnına tekmeleriydi... |
Sevmek nasıl diye sordular ?
Anlatamadım önceleri... Çünkü sevmemiştim hiç kimseyi Sizi sevdiğim gibi... Şimdi sorsalar ? Sevmenin nasıl oldoğunu.. Şiirlerde,şarkılarda anlatırım. Gerçek aşkı,sevgiyi... Ve nasıl sevilmesi gerekir sevgiliyi, Bir Mecnun ,bir Ferhat misali. Sayfalar dolusu masallarla anlatırım. Herkeze sizi nasıl çok sevdiğimi.... Sevginin,aşkın yaşamdaki anlamını. Sabahın gün doğuşunda, Akşamın karanlığında, saatlerin,günlerin,ayların.. Sensiz geçmeyeceğini.... Dedim ya öğrendim aşkı sevgiyi Şimdi daha iyi anlatırım, Şiirlerin mısralarında, Şarkıların güftelerinde... Sizi sonsuza kadar nasıl sevdiğimi |
Duydun mu birtanem yüreğimin sesini,
Gördün mü gözlerimdeki parıltıyı, Hissettin mi bedenimdeki sıcaklığı, Anladın mı sana bakarken Ne kadar suskun da olsam Sana anlatmak isteyip de anlatamadıklarımı Gördün mü gözlerimdeki o parıltı sadece bir parıltı değil Sana olan sevgimin parlaklığı |
SENİNİM
Ağladığın zaman göz yaşlarınım, güldüğünde,tebessümünüm.. haykırışlarındaki feryatlarınım, bir çiçeği kokladığında,hissettiğin kokuyum.. bakışlarındaki ahenk benim.. sözcüklerindeki giz benim.. saçlarını savuran rüzgar, tenini yakan güneşim.. alnından akan ter benim, çatlamış dudaklarına usulca konan, bir yağmur damlasıyım.. arkanda seni izleyen gölgenim.. hislerindeki korku benim, düşüncelerindeki korku benim.. gözlerindeki yeşil, tenindeki sıcaklığınım.. yalan söylediğin zaman doğrunum, seni doğru yola itenim.. yüreğine aşk iksirini veren, seni sevdalara sevk edenim.. içine çektiğin nefesim.. hayata küstüğünde yaşama sevincinim.. gönül tarlasına ektiğin ümit benim, susadığında kana kana içtiğin su, üzerine yazdığın bembeyaz bir sayfa, dilinden düşürmediğin türküyüm.. üzerine basıp geçtiğin köprüyüm.. karanlıkta kaldığında, seni aydınlatan sonsuz ışığım.. bir kuş gibi uçmak istediğinde, çırptığın kanatların benim.. daldığında suyun diplerine, yediğin vurgunum.. çıktığın dağın zirvesiyim.. ellerinle yoğurduğun hamurum.. seni sarhoş eden şarap benim.. göz yaşlarınım,tebessümünüm.. feryatlarınım,hissettiğin kokuyum.. saçlarını savuran rüzgar, tenini yakan güneşim.. bir yağmur damlasıyım, gölgenim. yeşilin,çelişkin,sıcaklığın benim.. sevincin,üzüntün, kalbin, yüreğin, her şeyinim.. BEN SENİM.. |
Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın Bitmedi bitmeyecek bu şarkım Nerede olursan ol Kiminle olursan ol Yinede seni seviyorum... |
Ne çıkar ben olmasam,
Bir bahar gelir,bir bahar geçer. Kalbinde küllenirken anılar,tekrar biri çıkar. Onu da seversin belki beni sevdiğin kadar. Ben her bahar severdim birini,ben insanları severdim Ben yaşamayı,güzellikleri severdim doyasıya. Bak hiç şikayet etmiyorum,hiç ağlamıyorum senin gibi. Ben en güzel günleri yaşadım seninle ,tıpkı bir melek gibi. Ağlıyorsam eğer senin içindir. Senin içindir yanağımı ıslatan gözyaşları. Senin içindir duyduğum hüzün,tıpkı bir karabasan gibi. Melekler ağlamaz derler sakın inanma, Meleklerde ağlar bizim gibi. Dedim ya ,seni seviyorsam eğer, Senden vazgeçemem demek değildir. Bak vakit geldi.Katedrallerde çanlar çalıyor. Camilerde ezanlar, Tüm dünyada insanlar ağlıyor, Tüm sevenlerin bir acı doldurmuş yüreğini, Belki sen duymadım bile,ölümün soğuk nefesini |
ben Seni SeViyordum..
Sen farkında diiLdin.. ben YaGaRken Sen Semsiyeni Achıyordun... |
¤ Sevmek ¤
Düşlere dokunurcasına sevmek Ilıkcasına esen meltemlere özlem gibi Yahut ayışığında yakamozları seyreder gibi Sevmek, Gülümsemeyi bilmek kadar sıcaktır sevmek Yaz ateşiyle parıldayan güneş gibi Yahut kışın soğuk ellere sıcak tutuşlar gibi Sevmek, Sevilebilmeyi sevebilmek kadardır sevmek Bir bakışla aşkı anlatırcasına Yahut dokunabilmeden sevebilmeyi bilmek gibi Sevmek, sadece sevmek.. Sevmeyi becerebilmek kadar Sevilmeyi becerebilmekte bir marifet .. |
İlgi duymuyordum...
Hiçbir şeye ilgi duymuyordum... Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tad alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım birşeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belkide. Mümkündü... Sıksık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum.Gidecek yerim yoktu ama... İntihar kadar zordu bu... Tanrım!Çaba gerektiriyordu... Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi... |
bana aşkı anlatırmısınız
Beni Özle... . Gözünün alabildiğine bak. Güneşin suya battığı yerde Beni düşün ufacık bir tebessümle, Beni sev... Kendinle ve tüm kalbinle. Beni her zaman eski bir sevgili Eski bir dost olarak biL. Beni asLa UNUTMA! Şu tozpembe hayatında, Denizin bittiği yerde İkimizi yanyana yürürken düşün Beni ufukta, Kendini ise benim yanımda, Ama çok uzaklarda... Denizin mavisinde, Güneşin sarısında, Ve hayatının baharında, Beni özLe... |
ben ''Sen''
Diyordum.. Sen oLmaz Diyordun.. Sevmek heRseyi unutmaktır Diyordum ... Senin Dısındaki Herseyi unutmak |
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... |
Sen,
Solgun baharlardaki mavi yağmurum, Akşam kızıllığında yorgun gölgem, Kış ayazında yaz güneşimsin. Bulutlardaki saklı düşlerim, Her günün sonunda özlediğimsin. Yüzün kadar temizdir kalbin, Hangi sevgi alabilir yerini? Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor, Sensizlik ölüm kadar acı... |
Çıksa da dudağımda
Çok acıyan bir yara Bir çevik ateş Üzülmem hiç Sen öp Açsa da kapıları Düşman yumrukları Saklı kin Korkmam hiç Sen sarıl Görülse de ne var bunda Yok bir şeyimiz istecik Yalnızca seviştik Saklamam hiç Sen kır Sen kır, sen sarıl, sen öp, sen öldür ! |
¤ UNUTAMIYORUM ¤
Unut demek kolay gel bana sor bir de Unutamıyorum işte unutamıyorum Bir şey var şuramda beni kahreden Şuramda tam yüreğimin üstünde Çakılı duran bir şey var Elimde degil söküp atamıyorum Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere Kimi görsem biraz sana benziyor Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü Şu kayalaıi döven deniz Şu hüzünüu melodi şu napoliten şarkı Bir zamanlar beraber dinlediğimiz Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba O güzelim gözleri kime bakıyor O canım elleri nerde Oysa günler o günler değil Akşamlar o akşamlar değil Ve kalan şimdi sadece özlemin *******de Durup durup seni büyütüyorum içimde Seninle acılar büyütüyorum Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz Kirli sular yüruyor iliklerime Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun ? Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem Bir gün olsun bir dakika olsun Unut demek kolay, gel bana sor bir de Hatırladıkca gözyaşlarımı tutamıyorum Dilimin ucunda sen Başımın içinde sen Kader misin, ecel misin nesin sen Unutamıyorum işte unutamıyorum.. |
Ana hatların mavi,
Çerçeven lacivertti, Yalnızlığın grisi bulutların. Sevdan ise; Güneşten KızıL yansımalar... |
Öyle çok yıldız
kaydı ki... öyle çok dilek tutuldu ki... dilek tuttuğunu söyleyenler... tutanlarla dalga geçip çaktırmadan dilek tutanlar.... bir dolu yıldız.. yıldız dolusu dilek... illa kayması da gerekmiyor, bazen insan öle çok istiyor ki öylece yıldızlara bakıp dileyiveriyor... belki de onlar Tanrıya bizden daha yakınmış gibi geliyor o an.... öyle ya o yüzden ne zaman dileyecek kimselere söyleyemediği bir dileği olsa yukarıya bakıveriyor insan hani postacı gibi bu yolla dileği daha kolay ulaşacakmış gibi Tanrıya....öyle çok yıldız kaydı ki o gece... o *******ce.... öyle çok dilek dilenmedi ama ....her yıldızın dileği bir öncekininkiyle aynıydı....kimse söylemedi dileğini..gerçek olmaz ki söylenirse......öyle çok yıldız kaydı o gece ama öyle çok dilek dilenmedi.....benimkiler hep aynıydı....umarım dönüp dolaşıp aynı dilekle karşına gelmeme kızmıyorsundur Tanrım...aslına bakarsan hiç bu kadar çok dilek dilediğimi farketmemiştim daha önce...yada bir şeyi bu kadar çok dilediğimi...ama işte hep yıldızlar yüzünden...öyle çok yıldız kaydı ki o gece... öyle çok diledim ki ben.....peki duydun mu sen..... |
Sen bulutta yağmurdun,
Çok gece yalnızlığında gece, Bardaktan boşanırcasına yağdı ellerime, Ben yağmuru gözlerinden diye sevdim... |
Geceydi seni bana taşıyan...
Sen geceye yakındın, bende sana.... Ağır aksak işleyen zamanın düşürdüğü tuzaklardan kurtulup geldin, hoş geldin. Korkularınla, sırlarınla ve sadece gözlerine derin bakanların görebileceği acılarınla geldin, iyi ki geldin..... Bekleyişlerimin içine hapsettiğim özlemlerim vardı. Nicedir kimseyle paylaşmadığım hüzünlerim. Soramadığım sorularım.. Hatırladığımda yüreğimde yaratacağı o korkunç sızıyı duymaktan korktuğum için beynimin bir köşesine fırlatıp attığım ve bir daha hiç dokunmadığım anılarım vardı.... Şimdi özgür bıraktım özlemi. Şimdi hüzün de sevinç de doyasıya yaşanıyor bende. Sorular cevabını buluyor, anılar canlanıyor, çünkü sen geldin. Susmak ne çok akıllandırmış beni... Ne çok biriktirmişim kelimelerimi.... Bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin o tedirgin duruşun bile durduramıyor beni. "Seni soluyan bir rüzgara kapılmış gidiyorum.", yüreğimi bir yelken gibi açtım, seninle dolduruyorum. Seninle olmanın, seni yaşamanın ve zamanı sadece seninle paylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin..... Bir büyüysen bozulma! Bir hayali yaşıyorsak kaybolma. Hep biz çözecek değiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın. Ruhuna talibim ben asıl gerçek bu. Kaçışlardan bıkmış, hep yarım kalmış ruhum da bir tek seninle doyuma ulaşacak, kendini bulacak. Dedim ya, sen geldin. Bir de mavi var öyle ya..... Nereye saklamıştım maviyi ? Kimlerden gizlemiştim de yok sansınlar istemiştim ? Bak, güneş bile mavi mavi parlıyor görüyor musun ? Yavaş yavaş yok oluyor yüreğimin gri katmanları. Maviyle anılıyor görebildiğim her şey. En çok maviye tutkunum ben, bu yüzden mavi sen oluyorsun, çocuk gibi seviniyorum. Sen maviyle geldin..Sahi , çocuk olmayı ne kadar özlemişim ben... Senin içindeki çocukla oynayacak bendeki çocuk. Yalansız ve saf olacak. Kumdan kaleler yapacak, içine seni koyacak. Kaleyi yıkacak, seni kurtaracak, kahraman olacak. Çığlıklar atacak, yorulmayacak, sensiz hiç bir oyunda "ebe" olmayacak. Korkma , içindeki o çocuk hep yaşayacak, kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim. Çünkü sen o çocukla varsın, o çocukla geldin. Yoktum ben , senden önce yoktum sanki. Sen geldin varlığını bildim. Sen geldin bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm. Sen geldin ben oldum, aşk oldum. Sen geldin.... Ama ne güzel geldin... |
¤ ELVEDA ¤
Sorma neden Yaşa öylecesine Her şeyi oldugu gibi İyisiyle,kötüsüyle. Başkasıydı hükmedenler Sadece bir kaç saniyeydi Bana ait olan Bedenimle ve ruhumla. Sorma neden Yaşa öylecesine. Çünkü Şarkımızın adı ELveda.. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:47 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.