![]() |
O daha çocuk
(bir anneden) Odaha çocuk, Hapisliğe dayanamaz Almayın onu almayın Ranzasında uyanamaz. Hapsetmek gerekiyorsa, Kırlangıç yüreğine hapsedin onu. O daha çocuk, Tutsaklığa dayanamaz Almayın benden almayın Bir gülü soldurmayın Asmak gerekiyorsa, Bir serçe kanadına asın onu. O daha çocuk, Esarete dayanamaz Koparmayın benden koparmayın Çiçekleri öldürmeyin Öldürmek gerekiyorsa, NAZIM’ın şiirleriyle öldürün onu. 29.09.2005 Mazlum Zengin |
O gün
O gün, Beşi beş yerden, Güneşe, kara bir bulut astılar. Ve ülkemin kalbine, postallarıyla bastılar. O gün Beşibiryerde, Güneşin ortasında Kapkara tüfeklerini çattılar. Ve dört bir yandan oluk,oluk kan akıttılar. O gün Beşi beş koldan Ülkemin boğazına Yağlı bir ip taktılar. Ve yaldızlı koltuklarında keyiflerine baktılar. O gün Beşi beş yerden Ülkemin binlerce yıllık kültürünü savurdular havaya. Ve milyonlarca sevda kitabımızı meydanlarda yaktılar. 21.08.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Olmazsa Olmazlarımız
Barışla kardeşlik yüreğimizle Yeşertin dostluğu diller barışsın Sarılın kuvvetli birbirinizle Gülen gözler ile kollar sarışsın Düşmanlık gütmeyin birbirinize Nifak ektirmeyin dirliğinize Ayrılık olmasın birliğinize Uzatın kolları eller karışsın İlimle bilimle barışık olun Sevgi yeli ile yüreğe dolun Kalplerdeki diken ayrığı yolun Türküler, şiirler diller yarışsın Düşmanlığı uzak dostluğu yakın Birlik, kardeşliği bozmayın sakın Güzel yüreklere sevgiyle bakın Sevgiyle dostluğa güller varışsın Dürüst ol namuslu dillenmeyesin Durgun ol baharda sellenmeyesin Kırgın, dargınlığa bilenmeyesin Mazlum’un yüreğe seller yaraşsın 29.11.2006 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
On dokuz Aralık
Bugün on dokuz aralık Karanlık bir güne uyandım Nefessiz kaldım balkona çıktığımda Gökyüzünde in cin top oynuyor Bir tek kanat çırpışı bile yok bugün Ortalık sessiz, ıssız ve nefessiz O günde on dokuz aralıktı O günde gökyüzü kapkara, kapkaranlıktı Kuşlar kara bulutlar arasında çığlıklardaydı Kara dumanlar yükseliyordu Ve karanlık nefesler çıkıyordu birilerinden İnsanların yanık kokusu yayılıyordu rüzgârla Evet, o günde on dokuz aralıktı Önce özgürlükleri alınmış Sonra ‘şefkat eli’ uzanmıştı kibrite Ve dumanlar, alazlardan sesler yükselir Şiirler türküler yükselir karanlık gökyüzüne Ve dolar bütün hızıyla yüreklerimize O günde on dokuz aralıktı Ve o günde her yer karanlıktı Analar, bacılar o günde ağlamaktaydı Ve o gün, ve dün, ve bugün Bu gün de çığlıklar var, tutsak çığlıklar Bu gün de yüreklerde acı, bileklerde kelepçe var Ve o gün de on dokuz aralıktı Altı yıl öncesiydi Yirmi sekiz fidan, can düştü, düşürüldü Ve o gün adalet firardaydı Her geçişimde Bayrampaşa’dan Yanık insan kokusu dolar ciğerlerime 19.12.2006-saat 12.30 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Öğretmenime
Yıllar yıllar öncesiydi Ve Karlı bir kış günüydü Kulağım, Öğretmenimin parmakları arasındaydı. Nasılda kızmıştım sana, Kulağımın acısıyla, Gözlerimden dökülen yaşlarla. Ah be Öğretmenim Keşke, Keşke diğer kulağımı da alsaydınız, İki parmağınızın arasına Ki, Söyledikleriniz, Bir kulağımdan girip, Diğerinden çıkmasaydı 24.11.2006 Mazlum Zengin |
Ölüm dediğin
Ölüm dediğin nedir ki? Bir kuş olup uçmak Derinliklerde nefes tutmak Rüyada atlamak gibi. Ölüm dediğin nedir ki? Soğuk terler boşanır birden O an vazgeçersin her şeyden Yatakta uyumak gibi. Ölüm dediğin nedir ki? Marazlar, illetler, bahane Yazılmıştır gelir sıramız Bir yerlere gitmek gibi. Ölüm dediğin nedir ki? Bazı hallerde ve zamanlarda Ecel gelir kapımıza Gelen misafirler gibi. 18.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ ından) Mazlum Zengin |
Özledim ben
Çıkarın beni buradan, Taş duvarlar, Parmaklıklar ardından, Yalınayak koşmak istiyorum kırlarda Gezmek istiyorum her yerde. Özledim ben Efil-efil esen rüzgarını Kurum, egzoz kokan havasını Trafik keşmekeşini Acı-acı çalan sirenlerini özledim. Özledim ben Yakıcı güneşini Dağlardaki ateşini Koyununu, keçisini Ve yarimin işvesini özledim. Özledim ben Köyümü, evimi Buram buram yarpuz, nergis İlle de reyhan, kokan Reyhanımın kokusunu özledim. 14.12.1980 Mazlum Zengin |
Pastörize Yumurta
Tavuğun gıt-gıdakları Yumurtanın kabukları Kemal abinin yumurtaları Çok-çok güzel pastörize Kdv si yüzde sekize Kuş gribi yaradı size Yumurta girdi poşete Çok-çok özel pastörize Kemal abinin yumurtası Saçlarının özel ilacı Sürsün dökülmesin saçı Çok-çok güzel pastörize Kızlar evde kalmayacak Yumurta kırık gelecek Yağı tuzu içinde olacak Çok-çok özel pastörize Tavuklar uçtu havaya Yumurtayı saya saya Biraz UNAKITAm tavaya Omlet güzel pastörize 18.02.2006 Mazlum Zengin |
Perçinleyelim
Gel kardeşim sana diyeceğim var. Sevgiyi dillere perçinleyelim. Girmesin ikilik burada bir var, Sağları sollara perçinleyelim. Her daim kardeşlik yürekte olsun, Nefreti kaldırın güzellik dolsun, Gönül hasadında dikenler solsun, Kıtları bollara perçinleyelim. Bu vatan bizimdir birlik yeridir, Topraklarda akan kandan beridir, Nifak tohumları yiğit eridir, Eğriyi yollara perçinleyelim. Gün beraber olma, birlik günüdür, Hain fırsat kollar, günü dünüdür, Yiğitler halayda er düğünüdür, Yüreği ellere perçinleyelim. Harita çizilmiş fırsat kollarlar, İlk fırsatta güzel yurda dolarlar, Daha baharında güller solarlar, Dilleri güllere perçinleyelim. Uyusun ağalar, uyusun beyler, Koltuğa yapışmış Mazlum ne eyler, Sevgi seli olsun dolsun yürekler, Sevgiyi yüreğe perçinleyelim. 26.09.2006 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Portakal ağaçlarından sarkan şiirler (Olimpos)
Şairler ve şiirler portakal bahçesinde Şiir dizeleri, tutundular her biri, Sallanıyorlar ağaçlardan tek tek Diller güzellikleri söyler rüzgarın esintisiyle Yürekler tek, her şey şiir Yemek, içmek, yatmak şiir üstüne Gözlerde şair, kulaklarda şiirlerle Tüm ağaçlar izledi bizi gülen yüzleriyle. Bazı şiirler ağlıyorlar Bazıları gülüyorlar doyasıya Gözlerde bir ışıltı, yüreklerde sevgiler Ve yağmur yağıyor şiirlerle kıyasıya İki dudak arasından çıkan şiirler, Hızla tırmanıyorlar zirvelere Yemyeşil portakallar sarardı, şiirlerin sıcaklığıyla Kayalar yankılandı gecenin karanlığında. Orta yerde bir ateş Ateşten şiirce, gülen yalınlar çıkıyor Şair canlar etrafında, eller el ele Dökülüyor dillerden, dudaklardan Isınıyor yürekler, pekişiyor dostluklar Gözler yaka kartlarında tanıdık şair arıyor Ve gün dolmadan hepsi dost ve tanıdık oluyor Canımız ve kanımız bir şiirle. Mesaj yerinde ve tüm yüreklerde Ülke bütünlüğü, Barış ve kardeşlik dillerde El ele yürek yüreğe şairler Gündüz ve gece birbirine karışıyorlar Her söylenmek istenen, Şiirce dökülüyor dillerden Tüm konuşmalar şiirle Ve şiirler saklambaç oynuyorlar. Yürekler Yanartaş’ta bir kez daha coşuyor El ele yürek yüreğe efsane anlatılıyor şiirle Dik rampalar, patikalar şairlere asfalt oluyor Ağaçlar önlerimizde eğiliyorlar Yol boyu dilek ağaçlarından kuşlar uçuyor Kim bilir ne şiirler yazıldı, ne yürekler boşaldı Ve ne dilekler dilendi bembeyaz olmuş ağaçlara Az aşk yaşamadım tek yataklı odamda Sevgililerim şiirlerimle Sabahın ilk ışıkları çağırıyor beni Derenin Olimposu selamlaması Denizle buluşmasını kral mezarları önünde Ah şiirler, şiirlerim Dostluk ve Portakal kokan Ve yüreklerdeki aşkı anlatan şiirlerim. Evet Olimpos burası Yani ‘Tanrıların oturduğu dağ’ Şiirler yankılanıyor Türküler, çarpıyor kayalıklara Ve krallar dinlemede şiirlerimizi Şiire gönül verenlerin yüreklerini Herkes el ele yürek yüreğe burada Portakal bahçesindeki dallardan sarkan şiirlerle. 06.11.2006 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:35 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.