www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Sabit İnce (https://www.cakal.net/showthread.php?t=72583)

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:23 PM

Usanman Mı

Felekleri gezme gönül,
Alta alıp ezme gönül.
Başka güzel süzme gönül,
Hiç arlanman, usanman mı?

Dosttan gamı çekme gönül,
Keder, hüzün ekme gönül.
Hiç el ense çekme gönül,
Güreşip de yıkılman mı?

Ahu zarın nice gönül,
Kederliyim diye gönül?
Seni kurtlar yiye gönül,
Bir can içre duraman mı?

Destur deyip dur ha gönül,
Nefse bir gem vur ha gönül,
İNCE'm dosta var ha gönül,
O kapıda kalaman mı?

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:23 PM

Ustam

Aşık zavallı sazla söylüyor,
Söyleyip de ciğerimi dağlıyor.
TV başında herkes ağlıyor,
Bu kadar dertli de söyleme ustam.

Sazıyın telleri akord tutmuyor,
Dinleyelim diye herkes yatmıyor.
Allah diyor başka kelâm etmiyor,
Yârden başka yâri isteme ustam.

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:24 PM

Usuldan Usuldan

Sabah oldu gün doğuyor usuldan,
Yine efkar bastı deli gönlümü...
Bıktım usanmadım ben bu fasıldan,
Boşa harcadım da bütün ömrümü...

Her seher her sabah böyle olurum,
Donar el ayağım öyle kalırım.
Ahdim kalmaz vallahi de alırım,
Koymam kapımada zalim ölümü...

Güneş doğdu amma geri batacak,
Hayal çarkı kimi ezip atacak..
Varı yoğu birbirine katacak,
Gene solduracak benim gülümü..

Yeni mi başladı nasıl bitecek,
Zaman suyu akıp nere gidecek.
Nasıl çevrilecek nere dönecek,
Başlayış mı sonu mu bu, önümü...

Zırvalama artık bırak kalemi,
Sen mi düşünürsün koca alemi.
Ayırt edemezsin çürük sağlamı,
İNCE gelir elbet günün dönümü...

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:24 PM

Uyandığım Şafak

Uyandığımda ilk şafak, kar-kış başımdaydı,
Derken sabâ etrafa bahar muştusu yaydı.

Hicran demine denk bir lezzet çağı açıldı,
Ümît dünyâma rengârenk ışıklar saçıldı.

Gönlüm şahlanıp, rûhum büyülendi bu hazla,
Eğildim benliğimi saran hiss-i niyâzla. *

Fecir karanlığın önünde ilerliyordu,
Yâkûb’a Yûsuf’unun kokusu geliyordu...

Bir başka çark ediyordu tâliime felek,
Ufkumda Leylâ ümîdi Mecnûn’unkine denk...

Hayat fışkırıyordu, hava, su ve topraktan;
Kurtuluyorduk artık milletçe yok olmaktan...

Sımsıcak günlerin râyihasıyla yeniden,
Şahlandı vatan ve vatan evlâdı derinden.

Artık güller, çiçekler, çemenlerle beraber,
Her şeyde bu kutlu doğuştan bir sırlı haber...

Bu lâtif bahar örtüsü altında ölüler,
Şâd oldu... Şâd oldu gökler, yerler ve öteler.


* Cenâb-ı Hakk'a duâ arzusuyla

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:24 PM

Uyuttular

Uyu, uyu yat yat uyu
Diye diye uyuttular.
Pınarımda berrak suyu,
Taş doldurup kuruttular.

Alnıma bu mu yazılmış?
Yoksulluk resmi çizilmiş.
Ta yüreğime kazılmış,
Eğri diye doğrulttular.

Akıl, feraset koymayıp
Fikre, zikire uymayıp
İrfan kemiğim doğrayıp,
Kör kazanda kaynattılar.

Bizi fırka fırka bölüp,
Yırtıcı matkapla delip,
Düşmanlara "dosttur" deyip,
Morfinlerle bayılttılar.

İNCE'leyip sık dokudum
Gerçek kitabın okudum.
Bülbül olup da şakıdım,
Karga diye tanıttılar.

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:25 PM

Var Mı Yaradan

Saçları ipek mi sırma mı sırma,
Aşkın zehirli ok kalbime vurma.
Gördüm ki katarla gidiyor turna,
Ne güzel yaratmış turnam yaradan,
Yeşil sunam şimdi geçti buradan.

Gözlerin şavkıdı alemi tuttu,
Seni gören gözler dilini yuttu.
Olmaz amma bir hayaldi, umuttu,
Bu güzeli bana yazsa yaradan,
Gövel ördek yüzüp geçti buradan.

Gönlüm bir hoş oldu ateşe düştüm,
Cemalin görünce aklımı şaştım,
Gözlere bakınca kendimden geçtim,
Alemde bu güzel var mı yaradan,
İNCE ismin soramadım sunadan.

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:25 PM

Varolma Sevinci

Varolma sevinci bizlerde büyük mutluluk,
Ölmezliğe, solmazlığa erdik bu îmânla...
Hasretle yanan sînelerin hasreti yokluk,
Geçmiş gidiyor en mes’ûd anları hicrânla...

Binbir tûfânın kol gezdiği iklimlerinde,
Ne bir şafak ağarır ne de bir güneş doğar...
İnkâra açık dünyâlarında perde perde;
Yeis nâralar atar, zulmet ışığı boğar...

Varlık acı bir hülyâ, ölüm korkulu rüyâ;
Bütün bir hayat boyu düşer, kalkar, sürünür...
Ve dörtbir yanıyla cehennem kesilen dünyâ,
Ölüm soluklar ruhlarına, ölüm üfürür...

Bizim ötelere açık sinelerimizde,
Ne tipi boran duyulur, ne de hazan ağlar.
Zamanın kesiksizleştiği uhrevî yüzde,
Her an ayrı bir bahar açar, neş'eler çağlar...

Guruplar, vuslat perdesini aralar geçer;
Şafaklar toyla, düğünle ağarır her gece...
Ruh bu hülyâlarla en sezilmezleri sezer;
Çözülür, çözülmeyen o bir yığın bilmece...

Duygular köpürdükçe yollar inişe döner,
İnsan kanatlanmış gibi tepelere inâd...
Her dönemeçte pırıl pırıl ayrı bir fener,
Sönmeyen ışık kaynağından ki, odur murad...

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:25 PM

Veysel Gibi

Veysel gibi olmak için,
O gözlerle görmek gerek.
Veysel gibi görmek için,
Bir çift gözden olmak gerek.

Kara toprak sadık yari,
Sivralan koyü diyarı.
Aşk ile gezdi dağları,
Mis kokular almak gerek.

Dolandı yalan dünyada,
Kulak verdim o feryada.
Muradın aldı dünyada,
Aleme bir ün salmak gerek.

Sevgi kokusunu saçtı,
Hoşgörüye çok uğraştı,
Herşeyiyle o çağdaştı,
Çağdan çağa aşmak gerek.

İNCE Veysel'i yadetti,
O Tanrı’dan emanetti.
Görevini yaptı gitti
Hep ardından koşmak gerek.

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:25 PM

Vuslat

Ömrünü bitevî Dost yolunda yaşayanlar,
Ruhlarında her lâhza bir başka zevk duyarlar.

Hülyâlarına akan binbir manâyla tutkun,
Bilmezler geceyi-gündüzü sanki hep meftûn.

Her mevsim bir bahar, her ses bir bülbül nağmesi,
Bu tatlı rüyâda her taraf Cennet bahçesi.

Yamaçları kar-kış bilmez, rengârenk çiçekler,
Yapraklarda cilve çakar, ötüşür böcekler.

Bu bitmeyen koroda başka şey işitilmez;
Burada güller solmaz, bu bahçe hazan bilmez.

Gökler pırıl pırıl, bir sonsuz ilmin hecesi,
Sevdâlı hülyaların büyülü bilmecesi.

İnsan bir kez bu ışık ikliminde yaşasa,
Esip Sonsuz’un meltemleri de rûhunu sarsa;

Sermest olur, O bilinmezin râyihasiyle,
Coşar ve nâra atar elinde kâsesiyle.

Hiç kanmayan meykeşler gibi içtikçe içer,
Rûhunu saran manâ ile kendinden geçer...

Duyduğu her yeni hazla bir başka hâl alır;
İnsan bu zevk için dünyada kalır.

Şevk onları coşturduğu demlerde öteden,
Cennet’e erer başları oldukları yerden.

F.S.Mehmet1453 08-13-2007 06:25 PM

Ya Ali

Ayrılık od'una yandım tutuştum,
Yanarım aşkına söndür ya Ali.
Gül cemalin için ummana düştüm,
Yönünü bize de döndür ya Ali.

Elestü bezminde ahdimiz vardı,
Yalansak pirime sordur ya Ali.
Medet ya Muhammed diye ağlardı,
Gözlerimden yaşı durur ya Ali.

Yedi iklim dört köşeyi aradım,
Gördüğüm Ademe sordum ya Ali.
On sekiz bin alemleri taradım,
Haydar'ım diye de sordum ya Ali.

İNCE'de yanmada aşkın narına ,
Ateşin cismimde kordur ya Ali.
Aşıkların, sadıkların nuruna,
Muhammed aşkına vardır ya Ali.


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:54 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.