![]() |
Fıkra Adı..:Tüp Geçit Tarih..:1/10/2008
Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan birer firma ve Türkiye'den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz Firması: - Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler. Amerikan Firması: - Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 50cm fark olur. derler. Japon Firması: - Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20cm fark olur. derler. Sıra bizim Temel'e gelir. Temel: - lla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur. der!!! |
Fıkra Adı..:Bitsin Bu Dava Tarih..:1/10/2008
Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektaşi konuğu nasıl ağırlar... Elde yok, avuçta yok.. Mahçup olmak da istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor... Ama çaktırmadığını sanan kendisi... Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi… Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor.. Allah : -Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi'ye... -Kesmedim, diyor Bektaşi... -Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi.. -Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz. -Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini... -Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz... -Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi ona soralım... -Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı?...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava.. |
Fıkra Adı..:Konuşmamak Tarih..:12/1/2007
Kızılderinin teki keçilerini otlatıyormuş. Derken bir cowboy gelmiş ve sormuş: - Senin köpeğin mi? - O köpek benim olmak! - Onunla konusabilir miyim? - Köpek konuşamamak! Cowboy köpeğe yaklaşır. - Nasılsın? - Fena değil! (Kızılderili şaşkın...) - Bu kızılderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana iyi davranıyor mu? - Evet, çok iyi. Günde iki kez tuvalet için dolaştırıyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kızılderili bu arada kafayı yemektedir) CowBoy kızılderiliye sorar. - Senin atın mı? - O at benim olmak! - Onunla konuşabilir miyim? - At konuşamamak! Cowboy ata yaklaşır. - Nasılsın? - Fena değil! (Kızılderili daha da şaşkın...) - Bu kızılderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana nasıl davranıyor? - Iyi. Bana hergün gerekli yürüyüşleri yaptırıyor, fazla yük bindirmiyor, günde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve içinde yiyecek ve yataklık olan ufak bir ahır inşa ediyor. (Kızılderili ne gözlerine ne de kulaklarına inanamamaktadır) CowBoy tekrar kızılderilinin yanına gelir. - Bu Dişi Eşşek senin mi? - Eşşek benim olmak, konuşmak ama çok yalan söylemek ..... |
Fıkra Adı..:Çılgın Çocuk Tarih..:12/1/2007
Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş... Derken yanına bir delikanlı gelmiş ki saçları kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı... Adam çocuğa bakakalmış... Çocuk da küstah birsesle: - "Ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca birşey yapmadın mı?" demiş... - Adam gülümsemiş: "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. Şimdi de acaba sen benim oğlum musun diye merakediyorum..." |
Fıkra Adı..:Ekmek Varmı ? Tarih..:12/1/2007
Ördek bara girer ve Barmen'e: - Ekmek var mı ? - Yok - Ekmek var mı ? - Yok - Ekmek var mı? - Yok - Ekmek var mı ? - Yok dedik ya - Ekmek var mı ? - Eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim - Çivi var mı ? - Yok - Ekmek var mı? |
Fıkra Adı..:Herkez Güverteye Tarih..:12/1/2007
Okyanusta büyük bir gemi hızla ilerliyorken, bir an gemi kaptanı herkesi güverteye çağırmış. Herkes güverteye toplanınca: - "Size bir kötü bir de iyi haberim var" demiş. "Hangisi ile baslayayim?" - "İyi olanla" demiş yolcular... - "11 dalda oscar kazanacağız..." |
fFıkra Adı..:Temel Ve Asansör Tarih..:11/21/2007
Temel'le oğlu İstanbul'u hiç görmemişler ve bir iş için oraya giderler. Küçük köylerinden sonra gördükleri her şeye şaşırır ve hayretler içinde kalırlar. Taksimde gezerlerken bir otelin içine girerler. Bir bakarlar ki demirden duvarlar ve bu duvarlar otomatik olarak açılıp kapanabiliyor. Tabii ki ikisi de şaşırmış. Temel'in oğlu babasına sormuş ; "Buba bu ne ya?" Temel hayatında hiç asansör görmediği için şu şekilde yanıtlamış "Oğlum ben böyle bir şeyi hayatımda görmedim, ne olduğunu bilmiyorum." İkisi de büyük bir şaşkınlıkla bu duvarlara bakarken 150 kiloluk şişman bir bayan açılan duvarlardan küçük bir odanın içine girer. Duvarlar yine kapanır ve numaralar birer birer yükselmeye başlar. Daha sonra numaralar küçülmeye başlar. Temel ve oğlu şaşkınlık içindedirler. Birazdan duvarlar yine açılır ve dışarıya 24 yaşlarında çok güzel,seksi, zayıf ve sarışın bir bayan çıkar. Temel gözünü bu bayandan ayırmadan oğluna sessizce ; "Hemen cit anani al ve buraya cetur." |
Fıkra Adı..:Akıllı Rahibin Sonu Tarih..:11/21/2007
Birgün bir adam ormanda kaybolur gece karanlığında bir kilise görür ve geceyi burada geçirmek ister, kapıyı çalar Başrahip kapıyı açar, Başrahib e tanrı misafiri olduğunu yolunu kaybettiğini bir gece kalıp gideceğini anlatır. Rahipte kabul eder tabi ki, gece herkes uyumaya çekilir, fakat adamın gece yarısı tuvalete gitme ihtiyaci doğar ve tuvaleti aramaya koyulur. Önce bir kapıyı açar bakar ki güzel bir kadın geceliğiyle ortada dolaşıyor.. Sonra başka bir kapıyı açar burada da rahipler yerde daire biçiminde oturmuş hepsinin aleti meydanda ortada da bir sinek uçuyor buna da çok şaşırır; Adam sonra bir kapı daha açar ve adam birde ne görsün bir rahip aletinden tavana asılmış, şaşkınlığı bir kat daha artan adamn sonunda ihtiyacını giderip yatar. Sabah olunca bütün bu gördüklerini başrahibe anlatır ve sebebini sorar.. Rahip de anlatmaya başlar: -"O gördüğün güzel kadın var ya işte o bizim ihtiyacımızı karşılar, o ortada uçan sinekte hangimizin aletine konarsa o gece kadınla o beraber olur" -Adam sorar : "Peki o aletinden tavana asılan rahip neyin nesidir ?" - Başrahip hemen cevap verir: "O var ya o, oro-**u çocuğu, aletine bal sürüyormuş meğer!" |
Fıkra Adı..:Papağan ve Kadın Tarih..:09.05.2005
Kadının biri bir petshop a gider ve "bir papağan almak istiyorum" der.Mehmet ismindeki petshop sahibi -"Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım" fakat bir papağan sahibi olmak isteyen kadın -" Hayır almak istiyorum" der ve papağını alır. Evine geldiğinde bir bakar ki gerçekten papağan kadını her eve geldiğinde'hoşgeldin ******' diyerek karşılar. Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür. Mehmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni hoşgeldin ****** diyerek selamlıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum. Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet bey hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın... Kadın inanmayarak da olsa tamam der ve gider. Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır. Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde diye sorar papağana -"Hoşgeldin ****** diycem." der. Bunun üstüne papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.Papağan yine aynı yanıtı verir. Bir olur , iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz -"Hoşgeldiniz hanımefendi diycem" der. Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler. Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyler ve papağana sorular sormaya başlar. Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin? -"Hoşgeldiniz hanımefendi" diyeceğim der papağan. Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder. Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin? -" Hoşgeldiniz hanımefendiler" diyeceğim peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin? -"Hoşgeldiniz beyfendi" diycem. peki yanımda 2 -3 erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin? Papağan biraz duraksar ve cevap verir : -"Oğlum Mehmet suyu kaynat bu karı harbi or*s*u!!!" |
Fıkra Adı..:Sosis Tarih..:28.01.2002
Babası çocuğuna güzel bir iş kurmak için paçaları sıvamış. Ancak oğlan salak olduğu için hiç bir işi beceremiyormuş.Babası ona ne is bulduysa hepsini elini yüzüne bulaştırmış berbat etmiş. En sonunda babası tam otomatik bir sosis fabrikası kurdurmuş. Çocuğunu elinden tutup, bari işi öğrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinesinin başına götürmüş. - "Bak oğlum" demiş. "Buradan böyle öküzü yolluyorsun... aha diğer taraftan sosis olarak çıkıyor, bu kadar basit anladın mı?". Çocuk dinlemeden başını sallamış, sallamış ta... sonra babasının yüzüne salak salak bakmış ve; - "peki buba, buradan sosisi goysak, öteki taraftan öküz olarak çukar mu ?" diye merakla sormuş. Babası hemen cevaplamış: - "Maalesef evladım, o teknoloji bir tek senin ananda var..." |
Fıkra Adı..:Bizde prensip budur. Tarih..:17.04.2006
Odanın birine 1 kadın, 1 ütü ve 1 gömlek koymuşlar. 5 dakika içinde gömleği ütüleyip, kadınla beraber olan kişi kazanacakmış. Japon, almış ütüyü eline gömleği bir güzel ütülemiş. Kadına sıra gelince süre bitmiş. Çıkışta : Bizde prensip budur demiş: Önce iş gelir. Fransız girmiş ve hemen kadına saldırmış. Ütüye sıra gelince süre bitmiş. Çıkışta: Bizde prensip budur demiş: Önce aşk gelir. Türk girmiş. Girer girmez vermiş kadına ütüyle gömlegi, o ütülerken kadının işini bitirmiş ve kazanmış. Çıkışta: Bizde prensip budur demiş: ..Çalışanı ?ike***r... :) |
Fıkra Adı..:Ölçüp, öyle yemek lazım Tarih..:08.01.2007
Adamın biri evcil maymunu ile bir bara gitmiş. Bir içki ısmarlamış, o sırada da maymunu ortalıkda dolaşıp eline ne geçirirse ağızına atıyomuş. Son olarak bilardo masasındaki bir topu mideye indirince barmen bağırmaya başlamış. -"Yav naapo bu hayvan bilardo topumu yedi". Adam da -"Ya o yer ,parası neyse veririm." demiş. Parayı verip çıkmışlar. Aradan bir hafta geçtikten sonra maymunlu eleman yine gelmiş. Yine bir içki ısmarlamış. Bu arada maymun da barda duran eriklere elini uzatmış. Barmende bir yandan seyrediyomuş. Maymun önce erigi götüne sokmuş sonra çıkarıp aazına atmış. Barmen adama dönüp -"Bu ne yaptı şimdi" demiş. - Adam: "Senin şu bilardo topu olayından sonra herşeyi ölçüp de yiyor."* |
Fıkra Adı..:4 Rahibe Tarih..:17.05.2005
4 rahibe ölmüs ve cennet cehennem sınırında sorgulamaya alınmışlar. Sorgulama meleği demiş ' şimdi herkes sırayla dünyadayken işledigi en büyük günahı anlatsın. Sakın atmayın tespit ederiz. 1. rahibe ben hayattayken bir kere penise dokunmustum parmağımın ucuyla demiş melek hangi parmağınla diyince sağ elinin isaret parmağını göstermiş. Melek: Tamam yavrum şimdi git ve günahı işlediğin o parmağı yan taraftaki kutsal suya sokarak arın günahlarından demiş. 2. Rahibe ben hayattayken bir kere penisi tutmuştum Melek: hangi elinle demiş. Sag elini kaldırmış 2.rahibe, melek de ona gidip o elini yandaki kutsal suya sokarak günahlarından arınmasını ögütlemiş. Bu sırada 3. rahibeyle 4. rahibe aralarında fısıldaşıyolarmış. Sonra aniden yer değiştirmişler. Sorgulama meleği bunu farkederek: 'Bir dakika ne oluyor, siz niye yer değiştirdiniz ' diye sorunca daha önce 4. sırada olup 3. sıradakiyle yer değiştiren rahibe: ' İzin verirseniz, arkadaş kutsal suya g.tünü sokmadan ben bi ağzımı çalkalayıp çıkayım efendim... |
Fıkra Adı..:Pisiklet İsterem Tarih..:15.11.2001
Diyarbakır'da Şehmus okula gelir, tabii bizim Şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar, "Şehmus oğlum ne oldu sana", Şehmus der, "Babam dövmiştir". Hoca sorar, "Niye oğlum", "Valla bilmiyom hocam akşam evde yatıyık biraz sonra babamın sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviy." Bunun üzerine hoca, bak Şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der. Şehmus kafa sallar eve gider, ertesi gün okulda Şehmus daha fena dövülmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına ; "Şehmus ne oldi kim yapti" der. Şehmus der ki "Bubam yapmıştır." "Niye Şehmus ne oldi", Şehmus anlatır. "Hocam akşam evde yatıyık biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e Veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de uyumadım ama hiç ses etmedim. Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamadım ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim... hoca derki; oğlum bunlar anne baba, gider gider gelirler. Sen hiç bozuntuya verme. Uyuyo gibi yap. peki demiş Şehmus. Ertesi gün bir bacak kırık. " Bu sefer ne oldu? " der hoca. Hocam, dediğin gibi yapmişem. Hiç ses çıkarmamişem. En son bubam anamın arkasına geçti, "ben çocuk isterem, ben çocuk isterem!" diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat demişem. Geçtim bubamın arkasına, " Ben de bisiklet isterem !!!! "" |
Fıkra Adı..:İyi Satıcı Tarih..:27.09.2005
Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu en büyük alışveriş merkezinde herşey ama herşey satılmaktadır. - Patron sorar: Daha önce hiç satıcılık yaptın mı? - Evet köyümde bu işi yaptım. Patronun gözü cocuğu tutar: - İyi, yarın başlıyorsun. Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır; - Evet, bugün kaç satış yaptın?? - Bir! - Ne bir mi? Diğerleri 20 -30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu peki? - 320.334 USD doları. Patron şaşırır ve sorar: - Nasıl becerdin bunu? - Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indikve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer: - Ne diyorsun, bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın? - Genç çocuk cevap verir: Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... Ben de ona şöyle dedim: "Haftasonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git..." |
Fıkra Adı..:Vazelin Tarih..:15.11.2001
Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek "yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz" demiş. Adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız "gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz." demiş. Hemen arkasındanda bir hatırlatmada bulunmuş. "Yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar..." Adam 4 kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık... Uulan bir konuşursak yandık demiş... Yemek yerken aklına "Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez." fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş, Öpmüş gene çıt yok.. Ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş. Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. Adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. Gene çıt yok. Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış. - "Tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım |
Fıkra Adı..:Tetikçi Tarih..:17.05.2005
Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. seçtigi adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına çağırdı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiginizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti: - "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. " Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beyninedayadı: - "Şimdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır -dilsiz kan ter içinde isaretle yanıt verdi: - "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacınn kovuğunda yüz bin dolar var." - "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - "Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz göt istermiş." |
|
|
Şaka Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar. Temel dua etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Bir tarafdanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der. Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der. Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur. Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der: -Haçen sende şakadan heç anlamiyesun... |
Öğrencinin Sözlüğü #2892
Atmak : Ders anlatmak Asmak : Sözlü günü yapılan gezi Cesur : Kopya çeken kimse Çöp Kutusu : Basket potası Dalga Geçme : Ders dinleme Disiplin : Öğretmenin kozu Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık Gardiyan : Nöbetçi öğretmen Hastalık : Mazeret Hayır Sever : Kopya veren Okul : Hapishane İnekleme : Çok ders çalışma Karne : Loto Kuponu Şaşkın : Yeni öğrenci Tebeşir : Cephane Komedi : Yazılıların açıklanması Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban Çıkış Zili : Can kurtaran Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi Not Defteri : Loto kağıdı Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı Öğretmen : Ahiret sualcisi Sınıf : Muhabbethane Ödev : Angarya Vurgun: (Kopya sonucu)tam not alma Bayram: Dersin boş geçmesi Ecel: Yazılı sınavı Can pazarı: Bütünleme sınavı Eyvallah: 5 aldıktan sonra duyguların ifade edilmesi Fatura: Karne Fedai: Gönüllü sözlüye kalkan Geviş getirmek: Öğrencinin bilmediğini anlatmaya başlaması Külfet: Kitap taşıma Ö.S.S.: Ön silkeleme sınavı Aforoz: Okuldan atılma Fuzuli: Ev ödevi Arkadaş: Sınav anı yaklaştıkça kuvvetlenen dostluk ve kardeşlik bağı Sınav: Kabus Uyumak: İki tenefüs arası sosyal faaliyet Zil: Kurtuluş çıngırağı Gırtlak: Hocaların boşuna patlattıkları organları Kütüphane: kitap mezarlığı Sınıf Geçmek : Tahayyül Sınıfta Kalmak : Küme düşmek Teneffüs : Kudurma saati Giriş Zili : Cenaze marşı Masal : Anlatılan ders Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi Devalüasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri İstenmeyen Gün : Pazartesi İstenen Gün : Cuma En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha... |
Felsefi Yaklaşım #2552
KLASİK TEPKİ: Sıraya geç kardeşim NEOKLASİK TEPKİ: Şeker kardeşim sıraya geçiver REALİST TEPKİ: Sıra var SURREALİST TEPKİ: Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay da bak bir daha yapabiliyorlar mı? ROMANTİK TEPKİ: Beyefendi galiba sırayı görmediniz NATURALİST TEPKİ: Sırana geç MODERN TEPKİ: Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da POST-MODERN: Sırana geç lan ayı! UZLASIMCI: Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi DEVRİMCİ: Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek KADERCİ: iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür FELSEFECİ (septik-kuşkucu): Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir KANT CI: Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur KOTÜMSER VAROLUŞCU: Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek İYİMSER VAROLUŞCU: Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor HUMANİST: İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz. |
Yağmur
Bir gün hoca giderken yamur yamaya baslamis hoca yavas yavas gidiyordu arkadasini islanmamak icin kostugunu görmüs arkadasina demiski arkadas allah´in nimetinden kacilirmi arkadasida hayir demis. Arkadasi camdan bakarken yine yamur yagmis..Hoca kosuyormus arkadasida bunu görmüs hacaya seslenmis hoca allahin nimetinden kacilirimi? Hayir ben allahin nimetinden kacmiyorum allahin nimetine basmamak icin kosuyorum demis. |
Net Cevap
Bütünleme sınavına girmişti Hakan.Akşam evde babası sınavının nasıl geçtiğini sordu : -Sorulara cevap verebildin mi, oğlum? -Evet babacığım... Ne sordularsa tümüne tek tek cevap verdim. -Peki, ne cevaplar verdin bakalım? -Bilmiyorum, dedim babacığım!... |
Zaten Inecektim
Nasıl olduysa Hoca eşeğinden düştü. Mahallenin çocukları etrafına toplandılar. Kıkır kıkır gülüşüp alay etmeye başladılar. Hoca "Aman çocuklar, bu kadar gülecek ne var?" dedi. "Ben zaten inecektim." |
Ya Tutarsa
Hoca Akşehir gölünün kıyısına gitti. Yanında getirdiği bir çanaktan göle kaşık kaşık yoğurt mayası döküp karıştırıyordu. Oradan geçen biri ne yaptığını sordu. Hoca "Gölü mayalıyorum" dedi. "Aman Hoca, sen şaşırdın mı? Göl maya tutar mı hiç?" Hoca "Tutmaz bilirim, ama ya birde tutarsa......Düşün oğul, ya tutarsa" diye cevapladı adamı. |
Perdeyi Ben Buldum
Bir ahbap topluluğunda Hoca’nın eline iş olsun diye bir saz tutturmuşlar: -Hadi bize güzel güzel bir şeyler çal da dinleyelim! Demişler. Hoca sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmağa ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmağa başlamış: -Aman Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır? Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek gerek ... Hoca , elindeki sazı dımbırdatmağı sürdürürken: -Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar. Ben buldu işte. Niçin boşu boşuna gezinip durayım, demiş. Gülmüş. |
Subaşının Eşeği
Eşeği kaybolan Subaşı, ateş püskürmüş: -Çabuk benim hayvanımı bulun, yoksa karışmam! Diye bağırmaya başlamış. Herkesi bir telaş , bir korkudur almış. Eşeği aramak için dört bir tarafa dağılan Akşehirliler , yolda Hoca’ya rastlamışlar: -Aman Hocam, bize yardım et. Yolda sahipsiz bir eşek bulursan hemen yakala n’olur. -Eşek kimin? -Subaşının. Demişler. Hoca da: “Peki ararım” demiş ve türkü söyleye söyleye yolunu sürdürmüş. Karşısına çıkan bir köylü : -Hocam, böyle türkü söyleyerek ne yapıyorsun? Deyince ,Hoca: -Subaşının kaybolan eşeğini arıyorum! Demiş. Adam , yine sormuş: -Peki , böyle türkü söyleyerek eşek mi aranır a Hoca? -El elin eşeğini elbette türkü söyleyerek arar. Hele eşek zorla aranıyorsa. Üstelik Subaşınınsa.... |
Kavuk
Bir gün bir adam, elinde mektup Der ki, Hoca'yı tutup : "Hocam, zahmet ya sana, Şu mektubu bana bir okusana." Mektup baştan sona kadar Arapça Şöyle bir iki evirir çevirir: Sökemez; çaresiz, geri verir. Der ki: "Başkasına okut bunu sen." Adam şaşırır : "Niçin ?" "Türkçe değil bu mektup okuyamam." Yine anlayamaz adam. Hocanın okuması yok zanneder: "Ayıp Hoca, ayıp!"der. "Benden utanmıyorsan şundan utan! Şu başındaki koca kavuğundan." Hoca kavuğu çıkartıp uzatır. Sonra: "-Mademki"der, "iş kavuktadır; Haydi giy de şunu, Kendin oku bakalım mektubunu." |
Parayı Veren Düdüğü Çalar
Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını almışlar. Hepsi birer düdük ısmarlamış, ama para veren olmamış. Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş: - Peki, olur... Çocuklardan yalnız biri, elinde para olduğu halde, Hoca'ya şunları söylemiş: - Şu parayla bana bir düdük getirir misin ? Hoca akşama doğru pazardan dönmüş. Yolunu bekleyen çocuklar hemen Hoca'nın etrafını sararak düdüklerini istemişler. Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çıkarıp kendisine para veren çocuğa uzatmış. Ötekileri bağırmaya başlamışlar: - Ya bizim düdükler nerede ? Hoca'nın cevabı kısa ve anlamlı olmuş: - Parayı veren düdüğü çalar. |
Çömlek Hesabı
Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca'nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye. Bir zaman sonra arkadaşları: "Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca'ya. Hoca'da: "Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin." der ve evinin yolunu tutar. Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar... Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca. "Arkadaşlar, bugün, Ramazan'ın kırk beşi" der. Hoca'nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri: "Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan'ın kırk beşi olur mu?" diye itiraz eder. Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle: "Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın yüz yirmi beşi!"der. |
Nerelere Kadar
Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca hiziyla kosuyormus. Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina yaklasip sormuslar : - Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir? Hoca, kosmasini sürdürerek : - Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için arkasindan kosuyorum... |
Maya Tutar Mı ?
Hocanın canı bir gün sarma çeker.Ama elinde yoğurt bakraçları anası da ağlamış ne yapim ne yapim derken aklına göl gelmiş.Gelmiş gölün kenarına,atmış bakraçları kenara çıkarmış sarmış sigarasını hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdüğünü duymuş. Eyvah şimdi yandık derken aniden atmış sarmayı bakracın içine sonrada bakracı tutmuş göle dökmeye başlamış.O esnada bekçide yanında bitivermiş.Bakmış bakmış anlamamış sonra hocaya sormuş ne yapıyorsun diye.Hocada görmüyor musun yoğurt mayalıyorum demiş. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mı demiş.Hocada ya tutarsa diye cevap vermiş.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmiş.Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasından bakıp şimdi bu salak herkese anlatır demiş. |
Peştemal
Timur ile Hoca bir gün hamama giderler. Hoşbeş ederken Timur, Hoca'ya sorar: "Hoca, ben köle olsam bana kaç para değer biçerdin?" Hoca: "Ben bu işin tellalı değilim ama bir 15 akçe ederdin!" Bu laf üstüne Timur çok sinirlerinir: "Hoca" der "Senin dediğini kulağın duyuyormu? Sadece bu peştemal 15 akçe eder be!" Hoca hiç istifini bozmadan: "Ben zaten peştemale biçtim bu fiyatı!" der... |
Cennet
Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş. Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş. Hoca padişahtan korkmadan : -Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş. Padişahın sinirden sakalları titremiş. Bu durumu gören Hoca : -Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş. |
Ticaret
Nasreddin Hoca birgün pazarda 10 akçeye aldığı 10 odunu, 9 akçeye satıyormuş. Etraftan sormuşlar: "Hocam bu ne iştir hiç böyle ticaret olur mu?" Hoca gayet sakin cevaplamış: "Olsun. Önemli olan işi nasıl yaptığın değil, insanların seni iş yaparken görmesidir." |
Bize De Uğrardı
Arkadaslari Hoca'ya, katı bir koca olmadigina, takilirlar: "Hoca, karin tum zamanini komsu arkadaslariyla geciriyor!" "Hayir dogru degil. Eger dogru olsaydi, bize de bir ara ugrardi!" diye cevaplar Hoca. |
Baklava
Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir. -Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu... -Beni ilgilendirmez! -Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu. -O zaman seni ilgilendirmez! |
Zehirli Baklava
Bir keresinde, Hoca koy okulunda ogretmen dururken, ogrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gonderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek uzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir. Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kotu olur" sertce "Cok kotu" Kapiya vardiginda, "Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir. "Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!" Cocuk onlara siritir. "Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer. Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar. "Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken. Hoca'nin yegeni sadece gulumser. Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar. "Biri," der "Biri masamdaymis." Sessizlik vardir. "Biri cekmecemdeymis." Sessizlik. "Ve biri baklavayi yemis." "Bendim" der yegeni. "Sendin! Size anlattigim seyden sonra?" "Evet." "Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim." "Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler. "Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir." |
Zaten İnecektim
hoca bir gün eşşekten düşmüş.herkes hoca gülmüş.hoca da alaycı bir tavırla zaten inecektim demiş |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:01 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.