![]() |
Ben Ciğersizim
aşka düşmüşüz yaralardan bize ne. kan revan akşamlar alacakaranlık yalnızlıklar ve kahrolası umutlar sitemkar. ama bize ne.. herkesin yarası kendine. herkesin ağrısı kendi ciğerine... ben ciğersizim.. paramparça ettim. tükettim yaralara. ben kimsesizim. doğduğumda da tektim. yalancı dostluklara. farkettim.. herkesin yarası kendine. herkesin ağrısı kendi ciğerine... İrfan Bakırcı |
Ben Daha Çok Sızıyacakmışım
şimdi farkettim... ben daha çok sızıyacakmışım. çok kanayacakmışım. erkeklik yapacak ağlamayacak ama daha çok yanacakmışım. şimdi bir firari havasındayım. görüş günüme gelmesin kimse. çıkamam, cinayetimin yasındayım. hayrında veya şerrinde değil öldürdüğüm aşkın belasındayım. şimdi farkettim. ben daha çok bekleyecekmişim. çok sabredecekmişim. mertlik yapacak kaçmayacak ama daha çok özleyecekmişim. şimdi bir kaçakçı havasındayım. benden bir şey istemesin kimse. veremem kaçırdığımın pususundayım. hayrında veya şerrinde değil giden sevdanın. namlusundayım İrfan Bakırcı |
Ben İkimizin Yerine Kahrolacağım
artık gidiyorum. henüz daha çokça incitmeden seni. verdiğim acıların yanında. küçücükte olsa dokunabildiysem yüreğinin bir köşesine. anlıkta olsa yaşatabildiysem bir tebessümü bundan sonra onun gururunu duyacağım. sen hep gül ey sevgili. ben ikimizin yerine ağlayacağım. artık gidiyorum. henüz daha çokça kaybetmeden seni. yaşattığım hicranların yanında. kaldıysa benden yana parmak uçlarında tatlı bir sıcaklık. olduysa hayalim gözlerinde bir anlık. bundan sonra onun sevincini yaşayacağım. sen hep mutlu ol ey sevgili ben ikimizin yerine kahrolacağım İrfan Bakırcı |
Ben Kolay Ölmem
bu arsızlık, bu yüzsüzlük nereye kadar. ne güne dek kalacak ellerin boğazımda. silinmesede gözlerimden hüzün, alamayacaksın dudağımdaki tebessümü. alamayacaksın İstanbul, öyle öleceğim. ve ölürken bile inadına güleceğim. benide al İstanbul! zaten ölmeye geldim ben, yalınayak, çırılçıplak, yaşamak istediğim kadar ölmeye. vur beni, sana en yakışan şekilde, kahpece. masumiyetine ihanet ettiğin binlerce kalabalıktan biri olayım. kaçırma bu fırsatı bak bir daha gelmem. ama iyi sarıl boğazıma, alışkınım zulümlere ben kolay ölmem... İrfan Bakırcı |
Ben Olmasamda Yaşanabilir
uyan bir sabah erken düşümün ihraç sıcağıyla çatlak,uçuklamış dudaklarını musluğa daya. ihanet etme buseme sana çok uzaktan yakaran. tenime aksın ıslaklığınla o amansız yaran. korkma henüz gelmedi hazan... ziyan aşkları öldüreli asırlar oldu. uğultuları beynimde çığlıkları yalan sevişlerin. yalan olma. yazık bu yara sende bir yara talan olma. bir zayi maceranın yaşanmamışlığında elde yok kalan olma. kan akıtıyorum duvarlardan ömrüme. sırdaş bir akşamı yazıyorum sana tırnaklarımın buzlu kırıklarıyla. ihanet etmiyorum yokluğuna. kanlarım sitemsiz. aldırmıyorum yolların uzunluğuna. mesafeler kifayetsiz. herhangi bir şehirdeyim şimdi. adı yok. içinde sen olmadıktan sonra öyle bir şehrin ömrümde miadı yok. miadı, adı, tadı yok... hani gelsem diyorum yine. mecburi istikametime. gelsem... yok adresi adının. hem inceliğini bilmiyorum henüz inadının. gelsem; belki yine, köşe kapmaca oynayacağım yalnızlığımla. yada, birdaha başbaşa kalacağım hasretine batmışlığımla. neyse geçelim bunları. onu bir yağmursuz eylül bilir. birde sen. bilirsin, ömrüme hazan ya da eylülsen. sen. neyse sen bilirsin.... beni böyle bırak düşünde. beni böyle bırak hasretinde. sen yine bir sabah uyan,bir hazan bir sabah bensizliğin sesiyle. uyan bir sabah erken düşümün ihraç sıcağıyla çatlak,uçuklamış dudaklarını musluğa daya. ihanet etme buseme sana çok uzaktan yakaran. tenime aksın ıslaklığınla o amansız yaran. boşver neyse, biliyoruz ikimizde ben olmasam bile,olur seni ömrüne kanıyla yazan. ben olmasam bile,bahtiyar yaşanabilir bir ve her hazan... İrfan Bakırcı |
Ben Onun Yalancısıyım
yağmur yağdı sandım, ağlıyormuşsun. vakit geceyi bulmuş haberim yok. korkarım ben karanlıktan, yağmurlarda içimi üşütür. sil gözyaşlarını, ısınsın içim. bana bir avuntu bırakmışsın, nemli gözlü bir resim, ıslak ıslak bakan iki kara göz. sabaha çok var, senin de gözyaşların ürkeklikten galiba. kıs gözlerini, sessizlik olsun yanaklarında. hiçbirini harcamadım gözyaşlarının, bak hepsi avucumda. bir gün dönecek diyor rüzgar. sahi, dönecekmisin? sabah olacak mı? saatim durmuş, saniye hala sessizlikte. ben yapayalnız ve sensizlikte. ama rüzgar söz verdi. getirecekmiş seni bulutlarla, yağacakmışsın bana. ıslak ıslak okşayacakmışsın saçlarımı. göhsünde uyanacakmışım sabahlara. açtım bak ellerimi semaya, hadi gel,düş artık avuçlarıma. sakın üzme beni olur mu? incitme hislerimi. kırma sakın hevesimi. gel ne olur. gelde rüzgar mahçup kalmasın. pişman olmayacaksın. gel makbulum. tertemiz bir anne duasıyım. ben değil rüzgar dedi gelecek ve ben onun yalancısıyım. İrfan Bakırcı |
Ben Sana Ne Yaptım ki?
ben sana ne yaptım ki? yıldızlarımı sermedim ayaklarına, yolunmu olmadım üzerine bastığın, bensiz koyunca başını üzerine; hıçkırıklara tutulup kanamadımı yastığın? böyle bir veda revamıydıki? sözlerin yalanmıydı, tebessümlerin sahte. hani hep ben ısıtırdım ya; üşümedimi avuçların yine o saatte? ben sana ne yaptım ki? seviyorum demedimmi gözlerinin içine bakarken yüzlerce kez ölümüne? kahvesinin dehlizlerinde, salmadımmı kendimi sonsuz umuda? hiçmi için burkulmadı, sevdiğimiz şarkı çıkınca radyoda? neden gelmedinki? böyle bir beklemek ibadetti hak nazarında. böyle bir istemek felaketti aşk pazarında. böyle bir sevmek, ölmekti. ama tek çarem sendin ve seni beklemekti... İrfan Bakırcı |
Ben Susuyorum Ama
sen ömrümün ziyan olmuş en deli isyanı, yerin, gülmek yasaktır yazılı hayat koridorumun en başında. hasretinden, mutluluğum hep sıfır kederlerim milyon yaşında. oysa aşkı yazacaktı ikimize dair, ömrümün tüm boş salonları. seni konuşacaktı, beynimin ve gönlümün tüm platformları. seni anacaktı eski dostlar seni soracaktı beni sorgulayacaktı. lakin sorulacak, sorgulanacak hiç bir şey kalmadı senden ve bizden geriye. sadece susuyorum ardından ve tek suskunluğum kalıyor bana. susuyorum sana. kuruyor dudaklarım sade aşkına. ah bi olsaydın diyorum sadece, eskisi, hatta razıyım en eskisi gibi. benim olmadığın en eskisi. iki arkadaş olduğuğumuz günlerdeki eskisi. ben susuyorum ama susturamıyorum içimdeki o sana susayan isyani sesi. İrfan Bakırcı |
Ben Ümitsiz Bir Vakayım
dudaklarımın en kuytu kıyısından süzülür tebessümlerim gözlerimin en suskun dehlizlerinden. yüzümdeki kara, elimdeki kan. yazgımdan. ağlamayışım kalpsizliğimden değil; kadere inadımdan. tutmuyorsam ellerini,sarmıyorsam seni, sevmediğimden değil, aşktan anlamadığımdan. ben ümitsiz bir vakayım... farzetki bir yıldızdım ömründen kayan. sende git, boşa vakit harcama, adım sevdasızlık,yaşantım ziyan... İrfan Bakırcı |
Ben Üzülmüyorum
akşam olmuş sen yokmuşsun. yastığım öksüz kalmış. odam kimsesiz. ben üzülmüyorum ama onlar kaldı çaresiz. sabah olmuş sen yokmuşsun. kadehim boşalmış. perdem kapalı kalmış. saat iş saatinin ilerisinde suskun kalan o boşver ben uyanıyorum her alarm sesinde. İrfan Bakırcı |
Benden Hayır Yok
bozdum tüm yeminlerimi... benden öncekiler gibi kime ne. içtiğim yanıma kar kalsın. boşverdim hayata olsun dünyam kararsın eriyen hayat benim tükenen ciğer benim yok olan gençlik benim. beni bu masalara bırakıp giderken heybende götürdüğün tebessüm benim. git her zamanki gibi. zulmüne amade bedenim. git. gamzendeki öpücük saçlarındaki parmakizi yüzündeki nefes mani olmaz gidişine benden hayır yok artık git.. şahit olma bir ömrün bitişine... İrfan Bakırcı |
Beni Affet
beni affet. bağışla kusurumu. yalvartma bir daha. yorgunum. konuşamam. affetmezsen belki çıkamam sabaha. bırak cezamı tanrı versin, sen bağışla havale et Allaha. bırak o versin cezamı. ama sen affet, yokluğunda zaten buldum belamı. İrfan Bakırcı |
Beni Azat Et Gözlerinden
beni azat et gözlerinden vur bir kıyıya kurtul benden benim hayatım baştan sona kahır. ben doğduğumdan beri hüzünlerimle yaşıyorum gözlerinin mavisine dalıp onları kaybetmek istemiyorum beni azat et yüreğinden at bir kenara kurtul benden benim yüreğimde dert var sızı var gülersem aşkına bir hata edip kimi ağlatacak hazin şarkılar İrfan Bakırcı |
Bırak Artık
hangi acının başağrısıdır bu, hangi sancının gözyaşı. hangi yabancı kelimenin, türkçede veya kürtçedeki açıklamasıdır. yanlız yaşayanın bildiği kendini bile tatmin etmeyen bir doyumsuzluk furyasıdır.. bu ağrı, bu acı, ben acımı gözlerinde yaşadım. seninle döküldüm gözlerinden. düştüm göhsüne yandım. yalandım. taki acıtıncaya dek göhsünü, yada daha içeriyi, yüreğini. gözlerine hapsolmuş bir gezginim. affet neolur bırak artık bu mülteci rehini... İrfan Bakırcı |
Bırak Beni
bırak beni. beni kendi halime bırak. deva olamazsın yaralarıma. bırak gideyim. bari bağ olma ayaklarıma. gitmek zorundayım esmer kız, sakın dur deme gitmeliyim. birde sen darlandırma ve ne olur affet. yeni çözüldü bileğimden kelepçe, yeni soluklanıyorum, halim felaket. küçük voltalarda, kocaman özlemler biriktirdim havalandırma sıralarımda. acıyı hissettikten sonra, tebessümü keşfettim coplanmadığım zamanlarda. o tebessüm yarım yamalak dururken dudağımda; hayata ve haksızlıklara direndim üç adım mapushane avlularında. Allahın aşkına bırakta gideyim. sen deva olmazsın yaralarıma, bari bırak, bağ olma ayaklarıma. savurma siyah saçlarını yoluma dalga dalga. yol vermiyor, dolanıyor ayaklarıma dalga dalga. bırak beni esmer kız. bırakta gideyim. bakma öyle, sil o damlacıkları birde. gözyaşların eritiyor yolumu. yakıyor, kor ediyor, kül ediyor ruhumu. bakma öyle, kara gözlerinde görüyorum sonumu. üç metere duvar, dört sıra telörgüden daha beter mahkum ediyor bakışların. hüküm giyemem sevdana ne olur affet. sevmeyi beceremem ben. hem beni hemde seni öldürür bu amansız esaret. anla ne olur gönül yaralarımı, aman vermez bize, halim felket. şöyle bir bak gökyüzüne, bak yıldızlara. herbirinde bin özlemim var benim. bırakta gideyim, onları tek tek toplayıp sana geireyim. hepsini bir bir ayaklarına sereyim yeterki bırak, bırakta gideyim... ben uçurum boylarında doğmuşum. döğülmüşüm söğülmüşüm, yüz yerimden vururlmuşum. lakin ölüme inat, şerefli bir pankart gibi dimdik durmuşum. yıldızları örtüp üzerime, kara *******de yataksız yorgansız uyumuşum. gelmez darlanmaya bedenim, hoyrat gelirbana ellerin, çağlarım, saramazsın, incinir yüreğin. ne olursun bakma öyle; kar etmiyor derdime kara gözlerin. ne olur darılma. gitmek zorundayım. seni asla unutmayacağım esmer kız, her ne kadar kötü koyacak olsada sensizlik. gitmeliyim, yoksa kahırdan öldürür beni bu çaresizlik. İrfan Bakırcı |
Bırak Bu Mutluluk Oyunlarını
bırak bu mutluluk oyunlarını, bak şöyle bir avucuna; bak dününe ve de yaşamayı umudettiğin yarınına. düşün. avunma. biçaresin be adam. her yanın acı, her yanın hüzzam. yalnızsın, sana dokunan ölür kahrından. öyle bir içeridesin ki; bu mahpusluktan beter zindan. umutmuş, hani, şimdiye dek kim ağladı ardından. perişansın be adam. her yanın buzul, her yanın ürperti. donmuşsun. sana sokulan donar soğuğundan. öyle bir üşümüşsin ki; bu tarifi imkansız bi titreyiş. hani, kimi getirdi ki sana bu amansız bekleyiş. umutsuzsun be adam. kandırma kendini boşa. nafile, heba etme hislerini. harabe gibisin. her yanın yara her yanın kan talan. ölsen ağlayanın olmaz ardından. üstelik bak bir kendine kahrolası bir yalnızlık içindesin. bırak avutma kendini boşa. bak bayram gelmiş. hani... kiminlesin? İrfan Bakırcı |
Bilinçsiz Bir Mavi'ye
sabah mı oldu bir ıslak sesinle.. günmü doğdu sanki bir puslu, ziyan, yitik silüetinle.. aklıma mı düştü sanki hayalin. zihnimi mi kemirdi sanki eksikliğin. yalnızlık şarkılarım bir namussuz akşama şiirlerim sahipsiz. üstüne alma. henüz yazacak kadar yaşamadım kimseyi ve hiç düşünmedim bir aşk için kendimi ziyan edip tükenmeyi olan olmayan. yaşanan yaşanmayan. paylaşılan yada bütünü kalan acılarımı sırtıma vurup, düşüyorum bilinçsiz bir maviye. içinde adının olmadığı bir ajanda muhtevasında sesini barındırmayan bir sonsuz derinliğe. artık sen yoksun, hem aldırma. yalnızlık şarkılarım bir namussuz akşama şiirlerim sahipsiz. üstüne alma. İrfan Bakırcı |
Bilir misin Ah Yar
bakarsın vazgeçilmez *******den karanlık ben olurum. bakarsın yıldızlar kayar yücelerden, biride sen olursun. gönlünün hırsızını ararsın belki, tatlı hayaller bile teselli vermez olur. susar şarkıların, muhabbet kuşların konuşmaz olur. kanadı kırılır uçamaz olur. yapayanlız kalırsın kahpe gecenin koynunda. saatin beynini parçalayan gong sesi, vurdumduymaz olur. gün gelir o kurban olduğum, kömür karası gözlerin kan; gül dudaklarında feryat figan olur. lakin bir ben olamam seninle. adım geçmez mısralarında. dilek olamam arzularında. birde, bilirmisin ah yar! gün gelir yıkılırım o alaycı bakışlarında. İrfan Bakırcı |
Biliyorsun
sus.. ne olursun konuşma ölümüne sevdiğim. yaralım, canım. bu gidiş inadına değil mecburi inan kanıyor her yanım. sus.. ne olur ağlama gözyaşını içtiğim. yüreğim,ömrüm, bu veda sevmediğimden değil. biliyorsun sürgünüm... İrfan Bakırcı |
Biliyorum
aklım sustu.. fikrim ipotek edildi anılara... tüm doğrularım eski bir yaranın kabuğuyla atıldı. göhsüm çatladı böyle bir unutmaktan. sırtımda veballerim ve yalanlarım aşka dair. kahrın darağacına doğru yürüyorum. ama adım olmasın hiç bir yerde... çünkü herkes hayrımla değil, şerrimle anacak biliyorum... İrfan Bakırcı |
Bilsem
aydınlık yollara hüküm giymişim, her ne kadar üzerime akın etsede gece. tüm kuşkulardan dilammalardan, muğlak düşüncelerden sıyrılıp, başkoydum dava ya. kaptırdım kendimi silüetsiz, faili meçhul bir sevdaya. varsın. hissediyorum. biliyorum.... a m a............ kim olduğunu bilsem de..... canımı versem. İrfan Bakırcı |
Bir Bekleme Salonu Yalnızlığında
bir bekleme salonu yalnızlığındayım bu gece. ellerim titriyor kavuran temmuza inat. tüm yolları tüketen ne yolcu ne de bir vasıta var vuslatıma. bir apansız baskın mağduru bedenim. yinede tetikteyim. bir bekleme salonu yalnızlığında seni sabahı beklemekteyim İrfan Bakırcı |
Bir Duvar Yazısı Ümitsizliği
başağrısı nedir bilirmisin sen. istasyon kenarı, küf kokulu zemiin kat bir bekar evinin rutubetli duvarlarına yazılan sevmesende seviyorum gelmesende bekliyorum yazılarının ümitsizliğinde her yarım saati beş geçe tren çığlıklarının tokmak tokmak kanattığı başağrısı nedir bilirmisin sen? boş ver bilme boşver gelme boşver sevme benki kimsesiz vede hep yolsuz parasız hatta efkarlı *******in sabaha uzantılarında genelde sigarasız. sağı solu belirsiz belalı birde her yarım saati beş geçe kahrolası bir başağrılı hep yolun karşısında görürüm seni. eletmeye gelmezsin sırtın dönüktür. gerçi, eletsemde görmezsin; bizim mahallenin ışıkları sönüktür.. İrfan Bakırcı |
Bir Garip Abdullah Vardı
bir zamandı unutmadım, unutamam. bir garip Abdullah vardı. o öksüzdü, yetimdi, kimsesizdi. gören soranı yok, çok çaresizdi... Abdullah üvey anne baba eline bakardı. üvey babası alkolikti. kızardı ona, küfrederdi, evden kovardı. benimde ansızın, yanlız kaldığım evimin kapısı çalardı. kapıyı çalan oydu Abdullah'tı. zaten bir dostu bendim, diğeride Allah'tı. alırdım onu içeri. usulca süzülürdü bir köşeye, konuşmazdı hiçbir zaman, susardı. birden anlamsızca güler, sonra saatlerce ağlardı. ceketini almışlardı sırtından, hava soğuktu. titrerdi, sanki donardı. o kış param yoktu, yakacak alamamıştım, içim yanardı... ben gamlanır sigara yakardım. utanırdı, istemezdi. gözlerimin içine mahçup bir edayla bakarken, anlardım. bir sigarada ona verir, yakardım. dolu dolu bir duman çekerdi kendini öldüresiye. ciğerlerini yokedesiye. insanlara olan kinini, dumanla savururdu ağzından, küfredesiye. sonra yedekahpe insanları görür gibi halıya tükürürdü. ben kızardım, o kızarırdı. utanırdı, ağlardı. bende pişman olur; dayanamaz ağlardım. konuşmazdık saatlerce susardık. o ölümcül susukunluğumuzdan bir birimizi anlardık. epey bir zaman oldu göremedim Abdullahı. gelmedi... hergün akşam oldumu onu beklerdim. özlerdim, onu çok severdim. bir soran olursa; bir kardeşim var, adı Abdullah derdim. çok zaman geçti üzerinden son buluşmamızın. lanet olsun.... neden söylemiştimki ona? bende senin gibi kimsesizim, bende senin gibi çok çaresizim. nasıl diyebilmiştim? ne olursun affet Abdullah. ne olursun affet can kardeşim. sonunun böyle olacağını bilememiştim. tahmin edememiştim. affet düşünememiştim. dedimya çok zaman geçti üzerinden. ama bu akşam. lanet olsun bu akşam. dolaşırken İstanbul'unserseri kaldırımlarında; onu gördüm, Abdullah'ı... belli yine evden kovmuşlardı. belliki yine gidecek yeri yoktu. o bir garip çocuktu. neşesi hiç yok; derdi dağlar kadar çoktu. ceketini almılardı sırtından. bu akşamda bir başka ayazdı. hava buz gibiydi, yüreğim yandı. lanet olsun.... ağlıyordu...... sus.... ağlama be çocuk! bir senmisin sanki çaresiz? bir senmisin sanki kimsesiz? tek senmisin feryatları bile sessiz? annen mi? lanet olsun, yok işte yok. geri dönmez gidenler. ve hep bizim gibilerdir ezilenler. hava buz gibiydi. ayazda çok kötü vuruyordu. Abdullah çaresiz, ceketsiz, biçare yanımdan geçiyordu. başımı önüme eğdim. beni farketmedi. iyikide görmedi. çünkü artık benimde gidecek bir yerim yoktu. Allahım... bu ne yok olası bir yokluktu. o bir garipti, öksüzdü, yetimdi, o, kimsesiz bir Abdullahtı. gören soranı yoktu. şahit bir tek Allah'tı. ben bir şey yapamadım. sadece sıkıldım. çaresizliğimden utandım. lakin bilemem utandımı, böyle çaresiz bırakanlar Abdullah'ı. çünkü cesedi bulundu Abdullah'ın yine buz gibi bir İstanbul sabahı... İrfan Bakırcı |
Bir Haber Et Ah Yar
yıldızlar yitik. fallar ziyan. gel bir akşam üstü. gel soğuyunca kanayan yaran. acıtma canını sözlerimin. akıtma kanını yüreğimin. hiç kapanmadı sana gönül kapısı sensiz perişan gönül evimin. kuşlar yalancı postacılar uzak. bir haber et ah yar. sessizliğin katlime ferman olacak. İrfan Bakırcı |
Bir Silik Darp İzi
bir muşta acısı var göhsümde bir silik darp izi sevgiliden. yarası geçerde en derin bıçaklanmaların. acısı silinmez hasretin bu yitik ömrümden. yaşadıysam kaç geceyi firari yanıyorum yitirilene isyanım gidene değil şu bir türlü sevmeyi beceremeyen kendime. İrfan Bakırcı |
Bir Silik Rastlantı
tanrıdan diledim bir küçük dilek türküsünün fazlaca etkisi altında kaldığım günlerimdeyim. tanrıdan diledim bir küçük dilek lakin, küçük değildi tabiki dilenilen. belki maneviyatı dünyalar kadar. ama bir silik rastlantıyla bitiyor bilinsin en tatlı rüyalar... oysa daha az törpülenmiş duygular olmalıydı dağıtılan masalarla kırılan camlarla vazgeçilen. yada daha çok tüketilmiş hüzünlerden olmalıydı bir silik rastlantıyla hissedilen... şimdi.. yine bir boş çay bardağı ve bir yazık vazgeçiş duruyor masamda. tükensin yine tatlı öyküler tüketsin yine hazin türküler. bir küçük dilekti zaten benimki beni bitirmez dilerse kendisi biter.... İrfan Bakırcı |
Bir Silüet Bırak
ellerim alışkındır sallanmaya gidenlerin ardından. dilim alışkın küfre sövenlerin yüzüne. senki... gidiyorsun. birde bin bir küfür savurarak bari yüzünü dön bir anlık unutacak olsamda küfredecek bir silüet bırak İrfan Bakırcı |
Bir Şairin Gizli Öznesi
vazgeçtim... hayat kimilerine sevda kokulu sağanağını bahşederken kimilerini hapseder buzul bir dağ yamacına. ve bilinsinki ne kadar yazsada şair aşk dolu nameler. asla yeşillenemez kendine ve bir türlü ulaşamaz amacına.... bu yüzden geçtim. tamamını yazmaktan aşklarımı acılarımı, her satırda seni aradım. ilam, mahkeme sonuçlanmadan asılmıştı. vazgeçtim. vazgeçtim yaşamaktan. mahkum,sorgulanmadan asılmıştı, boynu bükük bir asma dalına. asmaydı aslolan. ama her ne kadar dualar etsede içinden yaşamaya asıldı adam. o yüzden geçtim kumrular sokağını bilinçsizce. hiçbirini almadım yanıma sevgililik adına. şair yine asılacaktı çünkü son dizesinde. geçtim. çünkü her şairin zamansız ölmek vardır gizli öznesinde... vazgeçtim selamlaşmalardan. katlime fermandı tiryakilik adına merhabalar. kevaşeler bile selam veriyordu artık hiç tanımadığına. ve bir şekilde umut oluyordu merhabalar parasal beklentilere. geçtim, kilosu bilmem kaç para olan merhabalardan. ve hiç inanmıyorum artık merhabanın ardından, nasılsın gibi yapmacık eklentilere. sırf bu sebeplerden. sırf bu yüzlerden. yüzünden geçtim. utandım henüz yaşadığı varsayılan insanlık adına yüzüne bakmaktan. ve tüm ödünç merhabalar gibi yanlış anlaşılmaktan. sonra yüzsüzce utanmaktan. vazgeçtim... İrfan Bakırcı |
Bir Tesadüfmü Sanıyordun
hiç aklından geçmedim değilmi başını yastığa koyduğun vakitler hiç düşünmedin beni kendinle bir çerçeve içinde o gülleri pencerene bırakan ben olamazdım değilmi yanyana koyamazdın ikimizi bahtiyar bir resimde günü sana bölen bendim aslında ayarlıydı saatim *******i yatışlarına ayarlıydı saatim sabahları uyanışlarına ayarlamıştım ömrümün tüm saniyelerini senin tek tek yürek atışlarına. diyemezdim yoluna çıkıp iki kelime iki tatlı söz diyemezdim yapamazdım anla cesaret edemezdim. sokağının başına çizdiğim o kırık kalptendemi anlayamdın güzel şeyleri beceremediğimi hiç bir sebebi yokken o kahpe şehirde yaşamamın her gün kapından geçişimdendemi anlayamadı sürgün gönlümün senli yerleri terkedemediğini yoksa hergün aynı saatlerde karşılaşmamızı bir tesadüfmü sanıyordun oysa sevmeyi bende biliyordum sen aldanıyordun bir gün olsun başını kaldırıp bakmıyordun. sen belki hiç bir şey yapmıyordun ama ben kor kor yanıyordum miadı dolmuş bir kırıkkale misali tutukluluk yapsada dilim her gece düşümde aşkı alnının tam ortasından vuruyordum ve sana binlerce kez seni seviyorum diyordum ama sen bilmiyordun.. hele *******i, gururum mavzerim oluyor *******i. tek tek sürüyorum mermi yatağına aşkımı. ve sana diyemediğim tüm sözleri. serye alıyorum aşka dair bildiğim o iki kelimeyi, aralıksız belki milyon kere haykırıyorum geceye sen gibi. seni seviyorum, seviyorum seni. sonra yine sabah oluyor. yine gün doğuyor bana inat acımasızca. sen başın önünde gidiyorsun gidiyorsun sessizce. bir tutukluluk yapan dilim birde asla diyemediğim platonik aşkım kalıyor bana yalnızca. bir günü daha siliyorum ömrümden sensiz. bir gün daha bitiyor kahpece insafsızca. İrfan Bakırcı |
Bir Unut Merhaba
aldınmı selamımı yoksa yine burunmu kıvırdın sitemkar mektuplarıma hiçmi için sızlamadı yada burkulmadı yüreğin duyunca adımı bir zaman benim için ışıl ışıl yanan kara gözlerin bir nebze buğulanmadımı genzin yanmadımı kalbin ağrımadımı. yoksa söylemedimi sana güvercinler özlediğimi ve sana şu günler en fazla ihtiyacım olduğunu ne olursun bir selam yolla bana diyarından. bir zamanlar benim olan diğer yarından. yaşanılan zayi unutulan yitik günler hatırına kıyıver kalemine,kağıdına,bir iki satırına. şu an aşk sevda değil bir unut merhabanın bile hasretindeyim. sessizliğin,kimsesizliğin derdindeyim. çok dardayım ah yar içerideyim... İrfan Bakırcı |
Bir Yabancı
bakma öyle yüzüme soğuk soğuk. bakma öyle boşuna tanıyamazsın. bu kentin yabancısıyım ben, bakma öyle boşuna, sende bana bu şehir kadar yalansın. buluşturma gözlerini gözbebeklerimle, bakma öyle tutuşursun, yanarsın... bakma öyle yüzüme soğuk soğuk. üşüyorum zaten, üşüyorum yanlızlıktan. güneşi yokmudur bu kentin? üşüyorum, öleceğim sabırsızlıktan. uzak dur donarsın. bakma öyle, üşümüyorum, titremelerim açlıktan. istemem sağol, karnım tok. benimki sevdasızlıktan.... bakma öyle yüzüme buruk buruk. bakma öyle boşuna anlayamazsın. kırgınım zaten, kırgınım tüm insanlara. ya ben anlatatamadım meramımı kimselere; ya sığdıramadım arzuhalimi lisanlara. acıyarak bakma öyle, bu kentin yabancısıyım dedimya, yabancıyım anla o bakışlara... yoksa bana acıyormusun? o bakışlarının sebebi ne? ne olursun öyle bakma. her yanımdan fışkırn sızının seninle bir alakası yok. yakmaz seni kor alevlerim. ben yanarsam yüreğimden yanarım. kurşun gibi baksamda değmez sana, bir şarapnel misali içimde patlar kahırlarım. yeterki öyle bakma, acıma yada korkma. benim olsa olsa kendimedir ziyanım... İrfan Bakırcı |
Birinci Dereceden Aşk Suçu
bir ihtilal sonrası bana mecbur kalıp dönmeyecektin çıkmaz sokaklar kavşağından geriye dönüp mecburi istikamet beni seçmeyecektin ben bir yangın sonrası konacağın son dalın değilim yaralı güvercinim çoktan nihayete erdi benim çocuksu aşk serüvenlerim umut kalmadıki katık yapayım gönül soframa kahırlarım taşıyor çokluğundan sığdıramam senide yanlarına artık çare sen değilsin acılarıma bari git. karatı olma seher loşu puslu yarınlarıma. hata ettin. ömrünün hatasıyken çekip gidişin daha beter dönüpte af dileyişin. affedemem artık kalma kusura affedemem gece yarıları yüreğim yansada arasıra. sendin terkeden. kahrederek, hatta vazgeçerek arından. şimdi gözyaşların manasız benim için, hem banane efkarından. ayaklar altında beşpara etmez bir pul misali, çiğneyip giden sen değilmiydin beni. şimdi neden geldin? yalvardım mı, ağladım mı, istedimmi sanki dönmeni. gönül mahkemede karar çoktan verildi. benim bir zamanlar sevdiğim, canımı vereceğim,bu sen değildi. artık sevmeyi, istemeyi bırak, acımam bile sana. umrum olmaz, içim sızlamaz, yüreğim yanmaz sararıp solmana, yaş döküp ağlamana. banane ahlarından. sen sorumlusun günahlarından. yalnızca sen değil; kimse beraat edemez böyle birinci dereceden aşk suçlarından. dedim ya kurudu, yandı, kül oldu gönül bahçem. güllerim,mahçup fesleğenlerim, asil mor menekşelerim kurudu, yandı, kül oldu. alacakaranlıklarda, zebun papatyalarımı hüzünler vurdu. yanlış zamanın, yanlış mekanında, yanlış semalara kanat açtın yaralı güvercinim. bu tenhada artık sana çiçek yeşermez. vazomda son bir kırmızı gül var; ama oda sana deymez. İrfan Bakırcı |
Bize Yazık Ettiler
bize yazık ettiler. aldılar umutlarımızı. vurdular hançer hançer. kırdılar kanadını kanaryamızın. çiçeğimizi kopardılar dalından. çiğnediler hemde hiç acımadan tedirginliğimiz artık yarınsızlıktan. yarınlarımız görünmüyor zaten bahtımızdaki kesif karanlıktan. karanlık *******in koynunda yataksız yorgansız bırakıldık. yıldızları bile küstürdüler bize. el etmedi bize anka kuşları bir tatlı haber getirmedi. az da olsa umutsuzluğumuzu bitirmedi. sevmiştik sade ve sadece. oysa bize hayat bu kadar acımasız olmamalıydı. bizi bu kadar çaresiz bırakmamalıydı. baştan inanmamıştım ama; galiba unut diyenler haklıydı. İrfan Bakırcı |
Bizi Bilirsin
bizi bilirsin tanımak isteriz hiç bilmediklerimizi ve unuturuz bir anda eski sevdiklerimizi. yada yenisiyle değiştirmek isteriz eskittiklerimizi. İrfan Bakırcı |
Bozgunu Olmaz Fikrimin
ben bir yürek militanıyım, adres sormaz, deler geçer bir mermi sağanağıdır gözlerim. adına hasret dedikleri yara benim. eremesemde bir türlü vuslata, haya bilmez yangın gibi özlerim. hüzzamlar ummanıyım. deniz aşırıdır acılarım. yanlızlıkların uzmanıyım, sırf bu sebeptendir sızılarım. ben yürek militanıyım. sevdimmi ölümüne severim. yardan bir gülücüğe tüm dünyamı veririm. lakin anlık tebessümlerdir her daim kaderim. ve ihanet denen kurşunu, hep göhsümün çeperinden yerim. aşk deyince, boynuna yağlı ilmek geçirilmiş mahkumdur yüreğim. ama her sevdamda ipim kesilir, hasret zindanında müebbet yerim. yinede kin gütmem. kahredene bile kahrolma derim. yaradandan ötürü yaradılanı severim. ben bir yürek militanıyım. bozgunu olmaz fikrimin, delikanlıyım... İrfan Bakırcı |
Bu Aşk
bu aşk sadece iki damlacık maceramıydı gözlerinde anlık bir burun sızlamasımıydı bir tren çığlığı misali yada az nemli bir voltamıydı yakarışların eski bir cami avlusunda yağmurlu ******* hiçmi koymadı sana hiçmi fırlamadın yatağından bir şimşek çakmasıyla hiçmi kanatmadın yastığını bir dudak ısırığı tırnak tırnak yada hiçmi sızlamadı için yokluğumun parke taşlarına basarken yalınayak. yoksa tutarsız bir akşamüstü ihtirasımıydı yaşananlar anlaşıldı bir yalan sevişin hazin muştusuymuş gözündeki yaşlar İrfan Bakırcı |
Bu Aşk Bitmiştir
ne kadar mülteci varsa benden çalmıştır kaçak yanını. ne kadar iltica varsa yüreğimden kopup gitmiştir. sen ilticam. yüreğimden giden mültecim. galiba bu aşk bitmiştir. İrfan Bakırcı |
Bu Geceyi Sayma
bu geceyi sayma. söz. bir daha içmeyeceğim. bak can dostumda yanımda. şahidimiz olsun. sözümden dönersem affetme. ama aç kapıyı, beni öyle gecenin yarısı sokağa terketme. bu gece son. söz bak şahidimizde var. hem ben sensizliğe dayanamam. hasretin çok acı. sende susma öyle. doğru söylüyor desene şıracı... İrfan Bakırcı |
Bu Gün
sokaklar suskun bu gün sokaklar küskün. sokaklar perişan sokaklar can pazarı. ayaklarım yorgun bu gün, ayaklarım kırgın. ayaklarım titrek, ayaklarım bin sancı. kukumavım aç bu gün, kukumavım tedirgin. kukumavım hırçın, kukumavım intizarcı. güvercinim kayıp bugün, güvercinim yitik. güvercinim suçlu, güvercinim ihbarcı. sevdiğim kaçak bu gün, sevdiğim uzak, sevdiğim firari, sevdiğim bir yalancı. yüreğim kırık bugün, yüreğim buruk, yüreğim bin parça, yüreğim ihtilalci. fikrim donuk bugün, fikrim sönük. fikrim tek çıkar yol, fikrim intiharcı. kaderim kara bugün, kaderim bela, kaderim mahşer günü, kaderim ızdırapçı. sabıkam ayrılıktan tetikçim susuz kana. dahakimse vurmadan kıyarım ben bu cana. İrfan Bakırcı |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:42 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.