![]() |
***İnSaNLaR YaŞaDıKÇa***
En doğru bildikleriniz çalacak kapıyı Siz en düzgün yerinden açacaksınız. soluk aldığınız havada dudak iziniz kalacak şaşacaksınız geçmişte sizin yazmadığınız öyküler ve onlara dair gölgeler peşinize düşecekler yakalanacaksınız. Başı boş talimatlar gereği Yargılanacak Belki de gıyabınızda asılacaksınız. Davulların Ne için çaldığını sorarak Savaş dansı yapan çıplaklara Acıyacaksınız. Belki de Gülmekle ağlamak arası Bir duygu düşecek otağınıza Kısacık bir mola alacaksınız Sonra Birileri Bir yerler de Canhıraş yansa da ateşte Hayatı deli dolu sevmek Sürecek yüreğiniz de barışmak için kendinizle Uyanacaksınız Aşk / böyle Davetsiz Mutluluk / böyle Adaletsiz bir şeydir işte onu dolu dizgin sadece ................ yaşayacaksınız. 04/05/2006 Mine Özdemirtaş |
***Le ViOLON RouGe -2-***
mini minnacık bir sandal bizimki öksüz koma kürekleri ben bir bardakla deme doyacak adam değilim boy vermiş başağım,göçmenim maddesiz olan son maddeyi ezberledim sevgi demek emek demek… önce alın terinle dokun yalnızlığıma sonra sokul, sokul sana hasret, sana vurgun kollarıma ben bayram giysilerini…senden esirgeyecek adam değilim özgürlüğüm…tutsaklığım…kadınım....gà ?çmenim tanrıdan seni…yalnızca seni…diledim kuşanma sözcüklerin silahını…suskunluğumun süngüsü düştü yürü kucağında çiçeklerle bana bir akşam üstü ben kara sevdalardan kaçacak adam değilim deniz ülkem benim... yanan suyum…yürek yaram.... sevgilim balıklarında ağlayabileceğini gözledim. kollarımda aşkla uyanacağın sabahların olacak sana söz güveneceksin bana… suya güvenen ağaç gibi ben yasemenleri dalında solduracak adam değilim ege ruhlum…selvi boylum…kadınım..gözbebeim dalgalarını, köpüklerini, ayak izlerini özledim sana borcum yok…sana borcum yok…sevdadan başka dön kollarıma….. sarılsan bana…sarılsam sana. ben seni sevmelerden… kaçacak adam değilim kırmızı kemanım…kehkeşanım… son serüvenim sensiz yaşanmıyor....sensiz yaşanmıyor sen yoksan altıda bir üstüde birdir yerin şairin NOTU: Bir gün; benim için bir şiir yazılacaksa onun böyle bir şiir olmasını isterdim. Mine Özdemirtaş |
***SıR***
Ben benden farklı Ben benden saklı Kim bilir? Daha kaç yol ayrımı Çıkacak karşıma Sarmal kavşaklı Daha kaç kez yolacağım saçlarımı? Daha kaç ağlama duvarına Yazacağım suçlarımı? Ben sadece deniyorum Belki/bir gün/susarım Işık hızına çıkarabildiğimde Yakarışları Ben siz de farklı Ben ben de farklı Farkı aramayı bırakın artık Fark bende saklı. Mine Özdemirtaş |
***YeŞiL***
Gözüpek olmalı yarınların Asla boşa gitmemeli yalın kılıç/ pala bıyık silah kuşanmalarım Dahası; yerdeki olmuşları toplayanların inadına hiç durmadan güne bakanları doğurmalı tarlalarım Şikelenirken de sobelenirken de bir sır değildi elimdekilerin tümünü yalnızca Yeşile oynadığım. Siz bile yüzleştiğimizde de yüzsüzleştiğimizde de bir avuç yeşildiniz işte İrisimden kopardığım. Karnınızdaki fıslıtılara sorun beni sahibi değil / kiracısıydım sancıların Arsızlığımda da masumdu göz bebeklerim de ki yeşil mahpusluğumda da. Eli kırılsın yeşili çalanların Bu yüzden diyorum ya İşte bu yüzden Gözüpek olmalı yarınların 23/01/2006 Mine Özdemirtaş |
....Diyor İçimdeki Şeytan
Kır kabuğunu diyor içimdeki şeytan. Dola eteğini beline... çık ortaya. İşte şal... işte gül... işte meydan. Dağıt saçlarını ver rüzgâr'a. Tak zilleri eline...çık ortaya Sensin ok /sensin yay / sensin keman. Yak Roma’yı diyor içimdeki şeytan. İndir bütün maskeleri... çık ortaya; İşte Kadın... İşte Erkek... işte İnsan Es’ki; ayrılsın çöple, saman. Koy yüreğini diline... çık ortaya Sensin Fetva / sensin İzin / sensin Ferman. Mine Özdemirtaş |
Adın İstanbulsa
Adın; hâlâ İstanbul'sa, Beni de al zamanı ninnilendiren şefkatli kollarına. Tonlarca demir filizi, milyonlarca sıva yüzü görmemiş tuğla; gölge düşürüyor olsa da tarihi dokuna, sen sokul usulca nazlı bir gelin gibi süzüldüğün düşümdeki tabloya. Gençliğimin; artık yok olmuş mor salkımlı bahçelerini saklarken koynunda, boynu bükük, küskün durma. Bunca çığırtkan, bunca gürültü arasında çağları devirmiş olgunluğunla susabiliyorsun ya, İşte bu sessizliğin; zulmediyor usuma. Adın hâlâ İstanbul'sa; ara sıra, Ses vermeyi unutma Aşiyan yollarında. Farkında değil misin? sulara düşen gölgen sanki; altın oymalı, yakut kakmalı muhteşem bir kadırga. Yaşanmış ve yaşanacak tüm zamanlar ise; sana, sadece forsa Sen; gelmiş geçmiş bütün akşamlarda nasılsan; şimdi de gözlerinde aynı şimşek çakıyor ve esiyor tepelerinde aynı fırtına. Sarayın uyurken hıyabanda, göğsündeki sabır taşı altın kafesinden fırlamada. Git gide biterdi eskiden Arnavut kaldırımların değil mi? Oysa artık; uzadıkça uzuyorsun asfaltlarda. Kısacası; göz kamaştıran bir ihtişamla büyüyorsun gözbebeğim. Dönüşüm eylemin kıvranıyor sancılarda. Bilirsin işte; sararırken acı çeker başaklar. Tam da bu yaşadığın; öyle bir fasıla. Hiç boşuna değil iç geçirişi alemin. sadece sen bil / sır olsun aramızda ki; her bir şeyin nazarda. Bu günden, yarına; seni yerleştirdim dualarıma. “İsmin; hep İstanbul kalsın. Ve hep selam dursun Constantin İstanbul’a.” Mine Özdemirtaş 18/04/2005 Mine Özdemirtaş |
Affedin Beni Affedin Lütfen
' Sağlık haberlerini alamadığım dostlar... affedin beni''' Bu sabah, Nedense çok hızlı geçmedeydi zaman. Bir dolu iş çıktı önüme Gecikti hazırlanmam. Aslında ölüme gidişmiş yola çıkışım. Geç kalmakla meğer kefeni yırtmışım. Kilitlenince köprüde trafik sıkıştım. Ve telefon çaldı. Arayan... beni beklemekten sıkılanlar sanmıştım. Acı haber.. tez duyulur. Ben... ölüm kaçkını... Randevuma geç kalmıştım. Her şey yolunda gitseydi eğer Ne bu şiir yazılacakmış Ne de ben olacakmışım meğer. Ben, İlk kez bir randevuyu kaçırdım. Bu asla olmaz... bu bana uymaz. Ben asla geç kalmam Bilenler iyi bilirler. Randevu saatim 11 di. VE HSBC GENEL MÜDÜRLÜK tü Gideceğim yer. Bana bu randevuyu verenler Bilmiyorum... şimdi neredeler. Belki çöken tavanın altında ezildiler. Belki paramparça yerdeler. Belki bir hastanede can çekişmedeler. Haber alamıyorum... çıldıracağım. Gittikleri her neresi ise... Belki de Hala benim gidişimi beklemekteler. Eli kırılasıca ****ler... Sefiller Bunca masumdan ne istediniz. Neydi derdiniz.... Ölümle.. kanla.. neyi hallettiniz. Dostlarıma kıyanlar.. kırılsın elleriniz. Beni unuttunuz.. bir eksik sevinciniz. Gözlerinizi oyabileceğim bir fırsatım olmalı ki, Un ufak parçalara ayırmalıyım gövdelerinizi Kanınızla beddua yazmalıyım duvarlara Siz ki... canavarısınız bu yaşamın Sakın ha insandan saymayın kendinizi. Tanrı........ tanrı ise eğer Şu anda alsın son nefesinizi. Allaah belanızı versin.. allah kahretsin siziiiiiiiiii. 20/11/2003... ölüm kaçkını Mine Özdemirtaş |
Ağacı Ancak Yaş İse Eğersiniz.
Beni benden kim alabilir ki? Zimmet kayıtlarımı silerek habersiz Eprimiş bir dantelin sararmış püskülüne Suya düşmüş bir inciyi takar gibi bedelsiz. Üşürken saçlarım düşlenmiş bir busenin neminde Tanıdık bir ürperme batıyor tenime belli belirsiz. Kurumuş olsa bile, duruyor işte yerli yerinde Gecikmiş yaşamımın yaşmağındaki şu tuzlu iz Yaşanmışlık var serde / sadece yaşanmışlık / hepsi bu Elim tokmakta kemiksiz, tuttuğum kapı tokmağı ise zilsiz Olsa da / Aşınmış kapı eskilerine tutkunluğum sürüyor hala. Kısaca / Her şey yerli yerinde / ne ola hancı? / nedir derdiniz? Neden soru işaretlerini taktınız ki serçe parmağa Diğer bütün parmaklarınızdan izinsiz? İyisi mi...! Bırakın dinlensin koynunuzda gül suyu ile yıkanmış elleriniz Ne bu gülün yaprağını yolun,ne de bu kentin adını sorun Yanılıp ta kumsaldan ayak izlerimi silerseniz. Zavallı Yengeçler yuvasız ve öksüz kalır bilesiniz Ne ben isterim bozulsun tadı son deminde beş çayımın Ne de siz! kocaman öğütleri pey sürerek oyuna bu koca gövdeye işlemiş yosunları yerinden edersiniz. Eğer, Tam yemin bozduğum anda / ve / günah çıkardığım yerde Zimmet dosyalarımı önüme sererseniz. / Bir daha asla kavak yellerini asmayı başaramam saçlarıma Ve bir daha asla deli divane aşık olamam işte o zaman hazanımın sarılarına keskin bir bıçak gibi girersiniz. Ama,....şükür ki artık... irisimin yeşilindeki sis, siz değilsiniz Susun...! Tam şimdi.... eski ben’in yola çıktığı iskeledeyim işte Yeniden asılacağım küreklere / üstelik bu kez / yelkensiz. Uslanmak benim işim değil Ağacı ancak.... yaş ise....... eğersiniz. Mine Özdemirtaş |
Ağlama Duvarları
Yol açık, kanal açık / tıkanmış değil oluklar aslında. Saçaklarımdaki buzlanma yüreğimin ayazından sadece. Dolunay'ı puslandırırken buz gibi bir gece…. Ayı inindeydi / kürkçünün kürkü kış uykusunda. Hiç durmadan ağlama duvarları örmeliyim aramıza. Kurtlar peşimden geliyor / çakallar ise pusuda. İşim kalmadı çanlarla / vadi'm baştan başa yeşil. Kutsal sudan içmeyeceğim / yalnızca / günah çıkaracağım ince sazdan. Eğer ki hırsız / Çaldığı duyguları koymazsa yerine… Çılgınlığın uzatmalarını oynayacağım birazdan. Mine Özdemirtaş |
AğLaMaK,
İğne yapraklı çam ormanlarından mı geçti yolunuz? Ki! bu kadar yoruldunuz Ne çok! mor hıçkırık biriktirmiş dirsekleriniz. Salın zincirlerini kurtulursunuz. Mine Özdemirtaş |
Ağlayacağım Yokluğuna
Bu gece yine; Gölgeler büyürse, Ve pişmanlık inerse perde, perde Ağlayacağım yokluğuna. Bir ben...ki tek hece; Bir de sen; sessiz ve ince Sensizliğe kanarsa gece Ağlayacağım yokluğuna Siyah beyaz resimlerle Dağılmışsa bütün parçalarım yere Sensiz kalan çerçevede Ağlayacağım yokluğuna. Mine Özdemirtaş |
Ah be SaÇıMı ÇeKeN OğLaN..!
Evinizin boynu bükük / damınıza yuva yapmış martılar eskiden ne güzeldi bahçeniz yemyeşil çimenler / patika yollar Nasılda koskocamandı ortancanız şimdi sanki yetim kokuyor ıhlamurlar Ah be yengeç'ten korkan oğlan kavga ederdik hep değil mi /sebepsiz Sen mızmızdın ben edepsiz. Ne çok çam devirdik /ne çok cam kırdık kargalar sapanımızdan nasılda korkardılar sık sık balığa çıkardık seninle ve hep dalaşırdık / kopardı oltalar. hatırlıyor musun? hani o en son yaz ayaklarımızı kumlara gömerken dalgalar Artık büyüdünüz diye kulağımıza fısıldamış gibi aynalar dudaklarım dudaklarını hiç kavgasız bir mevsim oyaladılar seneye temmuz da gel demiştin / gelemedim ben geldiğimde de sen gitmiştin birimiz var birimiz yok / böylece ayrıldı yollar ve en sonunda hiç gelmez olduk büyüklerimiz her yaz / bizsiz komşuculuk oynadılar. Annen sağken anneme Benim oğlan evde kaldı dermiş.. Gizliden gizliye torun hasreti çekermiş. Eh benimki de benden yana dert küpü zaten Zavallılar Hep umut tacirini oynadılar kısaca yokluğumuz da / biri anlatmış diğeri dinlemiş Böylece geçmiş yıllar artık onlarda yok..... bittiler /kalmadılar. Ben dün geldim buraya / aylardan temmuz bizim hane / sizinkinden öksüz Kim varsa yüzü aşina selam verdim dostlara Sağdan soldan konuştuk ayak üstü Bilirsin işte adını unuttuğum eski arkadaşlar Çoğu da size kışlıktan tanışlar. Saatlerce anlattılar da anlattılar. Öğrendim ki kalbin teklemiş Yatağa çivilemiş seni çaresiz çırpınışlar. Ah be saçımı çeken oğlan Desene ki erken geldi sizin eve kara kışlar güneş batmak üzere / Gençler sokakta / tıpkı bizim gibi / köşede toplandılar Bu kaçıncı mevsim / bu kaçıncı nesil / kim bilir? Ne çabuk palazlandı bunca bebe? Tanrım.. ne zaman kanatlandılar.? Havada deniz kokusu var Birazdan akşam iyice iner /yanar sokaktaki lambalar. yarın gidiyorum. / Bu gece Işıksız oturacağım odamda. Karanlığı delmenin ne alemi var. Camı kapatmadan /perdeyi örtmeden Yanaklarıma tuz sürsün diye anılar Evinizi seyredeceğim sabaha kadar bilmiyorum.belki de ağlarım dilime dua olur gözümde ki yaşlar zaten boğazım da duruyor / ha çıktı ha çıkacak biriken yakarışlar. Temmuz 2008….Andros Mine Özdemirtaş |
AhDe VeFa,
yine mi baş başa kalmamızı planlıyorsun yalnızlık? yine mi çalacaksın çanları ikimiz için? peki...! ama ne için? garsona çayları çift söyleyişim sanma ki geleceğini sezdiğim için sen,soğuk içersin hep çayı değil mi? ısınmaz bir türlü için. peki...! ama, niçin? kapıdan kovmuştum seni en son mümkün mü sanıyorsun pencereden girişin? çoktan ayrılmamış mıydı yollarımız? ne arsız şeysin. peki...! boşuna uğraş dur keyif senin. sen bilirsin...! ama, sakın, sakın ha elini sürme bardaklara o çayların, biri ' benim' diğeri; 'sevdiğim adam' için. 08/09/2005 Mine Özdemirtaş |
Ahh.... ŞiMDi BiR AteŞ YaKMaK VaRDı İşte
Bizi biz yapanı yıkan /dumanlara boğan /en basit gerçekler değilmiş gibi Akherontta yıkanan Eris’e sunup duruyoruz Atena yı çıldırtan çıplaklığımızı Beynimizin maskülen hücrelerinde git gide küçültmeseydik feminen yanımızı Bigennis’in ilkel versiyonu ile paramparça etmek zorunda kalırmıydık aklımızı. Kim bilir kaçıncı boyutta dikildi karşımıza özrü kabahatinden büyük olan ki… böylesine geri dönüşsüz sonsuza kadar dondu zaman Kim bilir hangi hile ile yenip bizi, kapkara bir büyü ile dağladılar sağrımızı Ahh şimdi Oirpata olmak vardı işte. Çıplak ata binmek ve su içmek Meotis’ten Ve Gargarianları kulanmak vardı tepe tepe / evire çevire / hiç çekinmeden Aslının aynı olanı kundaklara beleyip öpüp okşamak vardı gönlümüzce Ve eskizin talihsiz kopyasını doğar doğmaz kordonu ile / hiç emzirmeden terk edip gitmek vardı kucaklarına kimselere göstermeden ağladığımızı ahh şimdi bir ateş yakmak vardı işte Ve ateşe atmak vardı oku yayda germeyi unutan parmaklarımızı Bizi biz yapanı yıkandan ne zaman ödünç aldık ki biz,bize hiç yakışmayan korkaklığımızı? 09/12/2007 Bu dizeler sevgili Ayşenur Yazıcı'nın 6/12/2007 tarihinde sayfasına astığı şiirini okuyuşumdan sonra kaleme alınmıştır. Mine Özdemirtaş |
Alaattin' in Lambası
Hiç bitmeyeceğini sandığım kör bir gecenin, Solgun renkleridir uzaklaşan. Yaklaşırken / usulca ve keyifle Gecenin varlığından acı duyan genç adam. Bilmelidir ki Cinler çıkacak. Oynaşıp durduğu / tozlu lambadan Mine Özdemirtaş |
Alışmamalıyım
Sana alışmamalıyım taranmamış bıyıklı adam. Alışırsam; Aşk, yerini sevgiye bırakacak. Kıyamam. Karanlık bulutlar dolaşıyor şehrin üzerinde. Birazdan, ıslak yağmurlar inecek boş sokaklara. Kalırsam; Sen bana sokulacaksın, ben de sana. Kalamam. Kabaracak aşkın kimyası. Biliyorum. Ve…nöronlarına ayrılacak. Önce; terinin kokusuna alışacağım, / sonra da teninin sıcaklığına. Bir de dudaklarım tiryaki olacak bıyıklarının yumuşaklığına. Bulutlar dağılıp, yağmurlar dindiği zaman; Ben, sana alışmış olacağım. Ama, tutku gitmiş olacak. Dağınık, taranmamış bıyıklı adam Dinle…dinle de vazgeç bu sevdadan. Sana alışırsam! Neden anlamıyorsun? / AŞK çıkacak aradan. Mine Özdemirtaş |
AliS HaRiKaLaR DiYaRıNdA
Bardağı taşıracak o son damlanın akıntısına direnen zavallı bir gül yaprağı gibi, ağzına kadar dolu bir su kabında acemice kulaç atarken düşlüyorum kendimi. Olmayan ellerimle çaresizce tutmaya çalışırken kaygan suyun parıldayan yüzeyini, eğleniyorum aslında. Ama,bir tek gerçek var ki karartıyor / kanırtıyor belleğimi. Ne gülünç bir çabadır bu harcadığım? Yaprağın şansı ne ola? Gülün ömrü ne ki. 04/04/2004 Mine Özdemirtaş |
Alkış Bekliyorum Sizden; Lütfen!
Sizden; Alkış rica ediyorum. Ayakta. Fonda; En güzeli olmalı şarkıların. Sazların ise; en ustası. Yerde; Gül yaprakları, Ve kadehimde şampanya. Bir türlü gelmeyen yarınlar var ya! ! ! ! İşte; O yarınlara, Yaşamayı hep ertelediklerimiz var ya! ! ! ! İşte; O anlara, “Yeni aşk, eskisinden büyük olur” derler ya! ! ! ! İşte; O aşka Sizden alkış, Benden ise; MERHABA 23/09/2003 Mine Özdemirtaş |
AlTı aDeT sıFıR
Ben karar verdim; sensizliğimden altı adet sıfırı atacağım bu gece. Geriye; Aşk kalacak sadece bir tül gibi ipince. 15/04/2004 Ashkelon Mine Özdemirtaş |
Altı da Bir, Üstü de Bir'dir Yerin.
Bak oğlum, Yere bile tükürürken, rüzgarı arkana alacaksın. Onu bunu bilmem Hamili kart yakınımdır yazan; kartvizitlerin olacak. Yola sonra çıkacaksın. Allah’ın selamı dilinde olsun. Din kardeşiyiz. Ama...... her dem tetikte duracaksın. Fırsat aynı kapıyı iki kere çalmaz. En zayıf anı kollayıp, arkadan vuracaksın. Sakın kimseye acıma. Acınacak hale düşersin. Sendeleyen birini gördün mü Bir tekmede sen atacaksın. Hiçbir zaman Elini, belini, dilini esirgeme Yeri geldi mi...kullanacaksın. Hatasız kul olmaz. Kafana sokacaksın. Su testisi su yolunda. Her şeye mazeret bulacaksın. Tuttuğunu koparıp, cebine koyacaksın. Oğlumsun... bana söylemek düşer. Karını döveceksin. Anana söveceksin. Sen sen ol, sadece kendin için yaşa. Hiçbir şeyi düşünme derin derin. Ne demişler? Altı da bir, üstü de birdir yerin. Mine Özdemirtaş |
AmAn NaZaR DeĞMeSiN,
Ak düşmüş saçlarına dokunsam uçlarına allah hedef etmesin meraklı bakışlara aklı hür vicdanı hür bir başka deyişle; kısaca 'özgür' tırmanıp yokuşlarına beyaz bayrak asmalı hisarın burçlarına. kurşun döktüreceğim az sonra nazar / değmesin diye takdim tehir eylenmiş yaşanmış yaşlarına. ...... sakın .......................yerinden ........................................kımıldam a 05/111/2004.... kartal 14.45 Mine Özdemirtaş |
Andros’u Düşleyen Adam
Düşlerinde; Andros’u düşleyen adam, Andros’un göklerindeydi dün akşam. Avuçlarına bir yıldız sığdırmıştı, İnanılmaz... koskocaman. Yavaşça, süzülerek indi yere, Yakaladı Andros’luyu saçlarından. Hiç direnmedi Andros’lu, Göz göz’e geldiler bir an. Sonra.... sustu dalgalar / sustu rüzgar. Çözüldü rüyaların dili. Düşlerinde Andros'luyu kucaklayan adam, Tam Andros’lunun tenine Dudaklarını değdirecekti ki. Birden, uyandı uykudan. Çok değil... sadece... her zamanki kadar Acımasızdı zaman. Mine Özdemirtaş |
AnnabeL Lee
Ben Annabel Lee Hiç kimse düşünmeyecek poe'dan sonra beni Kaybolup gidecek mezarımın yeri. Ve şimdi Burası kurumuş bir deniz ülkesi Ben annabel lee düşlerken kaybolan denizi Kutsuyorum hepinizi kıskanarak yüreklerinizdeki sevginizi vefa yele / sevda sele verildi mi bakiyesi kaçırırmış melekleri Bilenler iyi bilir son pişmanlık kurtarmaz ki düşenleri perdeyi kapatırken utancın morarmış eli yarının rengi bugün den belli Şairler yaşasa da artık yaşayamayacak haketmedi zavallı Annabel Lee. Mine Özdemirtaş |
Arapsaçı
Buruk bir hikayeydi zaten, anlatamadık şehir üstümüze geldi. Sardı kollarını Günbe gün kopyaladı günü güne Yarınlar düne benzedi... yoksa dün mü yarındı? Karıştı siyah siyaha... anlayamadık Nereden çıkmıştık yola... neresi burası Kirlendik. Yine de dokunmadık suya sabuna Hangi ses yabancı... hangi yüz tanıdık Sendeki ben mi... bendeki sen mi? Kim kimdi iyice şaşırdık Buruk bir hikayeydi... dedim ya Anlatamadık. Mine Özdemirtaş |
AriF'e TaRiF Ne GeReK...?
Arife tarif ne gerek? içimin göçüne el sallayışımdır bu. Bana dair herşey, Bana rağmen tutmuşken yolu; Sevdanın yerinde inatla oturduğu bilmem ki ne denli doğru? Berrak sularımın git gide batakla dolduğunu, Bu yüzden epeydir soluksuz olduğumu, o dillere destan gücümün dibine vurduğumu, Ve Kaygan yosunlarına nasıl zorlukla tutunduğumu Anlatsam...! uçurumun kenarında durduğumu Anlar mı ki eloğlu? Mine Özdemirtaş |
ArMuT MiNDeRLi, MuM FeNeRLi GaZiNo
Minik bir serçeyi okşamak istedim diye tutup ta acemi kanadından Saplandı çıkmıyor şimdilerde maydanozun dikeni kanayan damağımdan Silebilmeye dair umut olsaydı eğer uğursuzluğu aynalardan nar kırmızısı /limon ekşisi toplamaya razıydım kıpraşan gölgelerin değişken boylarından bundan sonra......... bütün temmuzları bölerek ortasından ilk parçanın tam yarısından geceden sabaha dair bir fal açsam ancak bir çay içimi zaman daha çalmış olurum armut minderli mum fenerli gazinodan olsun…yinede sen cinayet mahalline geri dönmeye can atan adam iyi sakla / silme bu adresi usundan tabancanın namlusunda ansızın parlayıp o anda sönen bu kara duman sahilinin anısını sana bırakarak ayrılıyor Androstan 11/07/2008...Andros Mine Özdemirtaş |
AsALeT; FaRKı YaRaTıR
bütün arabalar dört teker. ortak yanları bu olsa gerek ki; hepsi de gün gelir lastik patlatır. allah sahiplerine bağışlasın ya..! tüm benzerlik bu kadar. bazıları durmadan asfalt ağlatır bazıları sürekli ruhsat bağlatır kiminde homurtulu motor gürültüsü kiminde düzelmeyen kaporta çöküntüsü baş ağrıtır. göz dolduranlarına 4 çeker diyorlar ya..! bu bir teknik donanım meselesi. görüntüsü düşmanı azıcık çatlatır. sürücüsü hendeği kolay atlatır ve onlara dokunmayı da sokulmayı da sadece düşlemek bile baharı yadsıtır. ama...! hani bir de bazı kırmızılar vardır ya..! işte o kırmızılara kısaca 'Ferrari' derler kızım. asaleti farkı yansıtır. 18//04/2006 (kendine güvenmek yürek işidir.) Mine Özdemirtaş |
Aslında Benim Yüreğim Zengin.
Senin için; el açmış her dilenciye çekinmeden vereceğin üç beş kuruş değerindeyse sevgin. Bak sana ne diyeceğim. Eğer gözündeyse verdiğin Kalsın. Kırıntına bile muhtaç gibiyim ya senin Aldanma. Aslında benim yüreğim zengin. 20/04/2004 kartal Mine Özdemirtaş |
Aslında Kötü Bir Amacım Yok.
Aslında kötü bir amacım yok. Ben sadece ezeli bir korkuyu dillendiriyorum. Ask’ ın zamanla alışkanlığa dönüştüğüne dair ciddi endişelerim var. Sezgiler ve içgüdüler bile, değiştiremeyecekse bu hazin sonu; Taklit edilemeyecek bir farklılık arayışı içindeyim.... hepsi bu. Aslında kötü bir amacım yok. Ben sadece yıpratan bir eşgüdümü dillendiriyorum. Aşkın kimyasının sürdürülebilirliğine dair ciddi endişelerim var. Bilinçli ve radikal tercihler bile, geciktiremeyecekse yaklaşan sonu; Yüz eskitmeyen bir kullanma kılavuzu arayışı içindeyim... hepsi bu. Mine Özdemirtaş |
Aşk
İnce bir nefesle soluksuz kalarak, Bıyıklı bir dudakta müebbete asılmak Ve Göz bebeklerine sokularak Zamanı durdurmaktır aşk. Güçlü bir omuza yaslanarak Üşümüş bir yaşamda sımsıcak Ve Kalp atışlarına uyarak Huzuru yakalamaktır aşk. Yavaşça akıp kana karışarak Bir özsu gibi hücrelere yapışmak. Ve İçsel bir şarkıyı duyarak Müzikle yaşamaktır aşk. Mine Özdemirtaş |
Aşk Buna Değer
ölü bir timsahın gözlerinden çekip aldım cesareti. sıcaktı. Bir sihir, bir tılsım Bir büyüydü sanki. şimdilik parmak damgası misali boyuyor olsa da ellerimi; Değil vermek geri, Büyütmeyi düşlüyorum Devler gibi Aşk buna değer. Yakmak gereksede gemileri. 10/02/2004 istan. Mine Özdemirtaş |
Aşk için gelmiştim. Eli Boş dönüyorum.
“Üye olmayan giremez” yazıyor kapında. Ve / “Her yer rezerve” görüyorum. Kar yağıyor yalnızlığıma; Buzlanmış camının arkasından..... öylece bakıyorsun. Bir eğri odun yanıyor şöminende. Sen içerde terliyorsun. Ben dışarıda üşüyorum. Hızla esiyor zaman, Ayak izlerim silinirken kapından..... susuyorsun. Öylece duruyorsun..... Hiç kımıldamadan. Sen içerde bir mum yakıyorsun. Ben dışarıda sönüyorum. Olsa...... Dükkan benim... Biliyorum. Ama yok! Yok işte! ! ! Aşk için gelmiştim. Eli boş DÖNÜYORUM. 22/06/2003 cumhuriyet ekspresi Mine Özdemirtaş |
Aşk İçin Gelmiştim!
Aşk için gelmiştim. Sende de yokmuş! Anlamak uzun sürdü. Şaşırdık Biraz. Önce yere, Sonra ellerime baktın. Uzun uzun Sandım ki tutarsın! Umuttu o sessiz avaz. Zorlandık Biraz. Özgürlük; sadece söylemmiş dilimizde. Gerçek olansa; zincirlerimizdeki pas. Özlemlerden bahsettik. Usulca. Lafladık biraz. Karalama defterine dönen; sadece yaşam Yüreklerimiz ise; çocukluğumuzdaki kadar beyaz. Kızıllaşırken soluklarımız; Utandık Biraz. Gitmekle kalmak arası bir düşünce; Emanet bir peçete gibi göğüs cebinde. Tıkadı yolları soğuk bir ayaz Üşüdük Biraz Önce; kırlangıçlar gitti. Sonrasında Tilkiler. Çok Hamdık aslında. Belki de çiğdik Girmeden aramıza, öksüz bir telaş. Demlendik Biraz. Aşk için gelmiştim. Sende de yokmuş! Üzülme.! ! ! ! Ya yıllar önce çalmalıydım kapını. Ya da; Çoktan gitmiş olmalıydım. Değil mi? Geciktik Biraz. Mine Özdemirtaş.05/06/2003 Çamlıca. Mine Özdemirtaş |
AşK İçiN GeLMiŞTiM / ŞüKüRLeR OlsuN
aşk için gelmiştim / aldın içeri gelişim davetsiz ve zamansız dı belki ama yüzün güleçti senin yüreğin sıcak sofranda yer açtın daha ne olsun? adım konuk ya benim sen şimdi yemeğin üstüne bol şekerli kahve de yaparsın sanıyormusun ki / içip kahveni / giderim geri yatmak için ben şu koca minderi gözüme kestirdim haberin olsun zaman da epey ilerledi madem laf lafı açıyor / neden falıma bakmıyorsun? baksan bizi göreceksin. el ele, göz göze bir yürek içine oturmuşuz ................. ................. şükürler olsun. 06/01/2006 Mine Özdemirtaş |
AşK MaSaLı
sen / hiç kaybolmadın mı yani? kendi bozkırlarında gece yarısı senin göklerine yıldızlar hiç mi doğmadı belki de hep karanlığa bakmışsındır da sadece düşlemişsindir samanyolunu bu yüzden görememişsindir kayan yıldızların da olduğunu dilekte tutmadın adakta adamadın öyle mi? yani senin tütün kokan parmakların hiç papatya yolmadı öksüz kalan falına bakan kimse olmadı öyle mi? hiç üşümediyse ayak izlerin demek ki karda hiç yürümedin öyle mi? hep /minicik adımlarla mı / bastın toprağa hiç mi çakmazsın, hiç mi gürlemezsin. tamam, tamam rüzgarların şarkısız mevsimlerin baharsız olduğu yerdensin / anlıyorum kuşun kanadından nem kapmazsın hiç üşümez hiç ağlamaz üstelik aşık ta olmazsın öyle mi? o halde neden kirpikerin nemli? neden yanakların ıslandı? yoksa! çöllere yağmur mu yağdı 23/12/2005 Mine Özdemirtaş |
AşK En ÇoK BaNa YaKıŞıRDı...! ! ! !
…………………….. Aşk en çok bana yakışırdı..! …………………….. (eğer yarımlara razı olabilseydi yüreğim …………………….. ya da bütünü bölebilseydi ellerim) benden selam olsun tütsülenmiş masalların buğusunda yürü yürü bitmeyen upuzun yollarıma nice divaneleri boğmak zorunda kaldığım alaca bulaca larıma …………………….. Aşk en çok bana yakışırdı.. …………………….. (eğer onda değil / yüzde / hatta binde birinin …………………….. defosuz olduğuna inansaydım hikayelerin) benden selam olsun iğne atsan yere düşmez kalabalıklarıma sarmaş dolaş ama canhıraş el değmemiş yalnızlıklarıma parıldayan yıldızlarla yarışırcasına büyüyen karanlıklarıma …………………….. Aşk en çok bana yakışırdı..! ……………………..(eğer sonunu getirmek için işkencelerin …………………….. yedi yanlışın yerini cellatlara söyleseydim) Benden selam olsun bir bir toplayıp /yüz yüz çıkardıklarıma sayfalar dolusu yazıp çizip sonunda / unutarak sicilini akladıklarıma yangından mal kaçırır gibi yastık altına sakladıklarıma …………………….. Aşk en çok bana yakışırdı..! ……………………..(eğer gerçekten kulağı olmasaydı yedi kat yerin …………………….. belki de yüzü bu kadar kızarmazdı bahanelerin) Benden selam olsun binbir emekle çıkarırken doruklara körolası fundalıklara ya yenin den / ya da paçasın dan kaptırdıklarıma ………….. Aşk en çok bana yakışırdı ………………….AMA…! ! ! ………….. Ben onu kuyruk yaptım uçurtmalarıma ………….. Benden selam götürüyor ………….. Dağın yamaçlarında .....………..Sırtımı Yasladıklarıma Mine Özdemirtaş |
Aşk Zokada Bir Garip Balık
Canhıraş bir bestenin en son notasında Birden duyulmaz oluverir ya çığlıklar. İşte öylesine apansız, sönüverdi deniz feneri. Tam yaklaşırken forsa dolu kayıklar. Zaman topladı irinini, başı sıkılası bir çıban gibi. Acı, durağan oldu, bıçak kemiğe dayandı. Başlayan orman yangınımı, Meydan soygunu mu? Birileri her şeyimi çaldı. Bir mum yanıyorsa uzaklarda, Bilin ki rüzgarlara adanmış. Oltalar içimde karmakarışık, Vurgun yiyip, içimin yosunlarına dolanmış. AŞK, zokada bir garip balık, Öylece dona kalmış. Mine Özdemirtaş |
Aşk; Titriyordu Yanan Mumda
Aşk vardır, yaşanmak için. Aşklar vardır..... unutulmak için. --- Onlar aşıktılar ..............Aşkı Aşkın göz bebeğine vurgun Ve düşmeye hazır Kirpik ucundaki Tuzlu bir damlaya .............Aşıladılar. Tuzu,çoğaldı damlaların Ağırlaştı....... Yanaklara bulaştı ...........paylaştılar. Bardaklarda Aşk, ............. Beyazdı, ..............Kırmızıydı, ..............Köpüklüydü. Mezelere, karışmıştı Ürkekti Aşk........ Titriyordu...... yanan mumda. ............................ Aşk....... kaybolmuştu aslında. .......................... Bulup çıkardılar. Aşklar vardı .................. Unutulmuş Hatırlandılar. Yaşanası olanlar, Özenle.. bir kenara Ayırıldılar. Tozlarından arındı anılar Gül yapraklarına tarih düşüldü Sadece kanayan kızılın ..................şerefine Kadeh kaldırdılar. Onlar, şairdiler. Yürek.... Yürek ............ Bölündüler. Eskisi; zaten, eskiydi aşkların Yenisi ise; Henüz yaşanmamış olandı. Umuda sığındılar. ................Çoğaldılar. Onlar aşıktılar. ............ Şairdiler. .Şiirleri vardı...Yazılmamış. ........... Yazılsa da okunmamış. Biraz hüzünlüydüler, Biraz da şaşkın. ...................... hepsini, Duyulmamış mısraların ve de........ En keskinini kalem ucundaki .....................bıçakların Doğacak olanına sakladılar Aşkın................ Şairdiler, Ve Ölüydü aşklar Hepsi,.................. ............. El verdiler Mevtayı, baş üstünde Sonsuzluğa taşıdılar. Sonra...... Affettiler acıları Özgürlüğe... saldılar Ölüydü aşklar./ Bağışlandılar. Ölüydü ya aşklar! .... ................................ ................usulca, Canlandılar. 21/02/2004 Anısına.. (Ölü Aşklar Derneğindeki şair yüreklere İthafım ve armağanımdır) Mine Özdemirtaş |
Aşkı İzne Çıkarıyorum
Aşkı izne çıkarıyorum / o artık gececi. Bundan sonra ona, Her an / her yarde / rastlayabilirsiniz. Bu bir barda da olabilir / Pavyonda da. Bir kupa bira’da Veya bir bardak rakı’da Sarhoş düşebilir / kollarınıza. Aşkı izne çıkarıyorum / o artık gececi Bundan sonra onu / her an Yerlerden toplayabilirsiniz. Bu bir arka sokakta olabilir / kaldırımlarda da. Yağan sağanak yağmurda Veya balçık gibi / çamur’ da Baygın düşebilir kollarınıza. Mine Özdemirtaş |
AşKıM ve OnUrUm OLmALıYdıNıZ
“Aşkım ve onurum olmalıydınız. Şimdi, kocaman bir hiç oturuyor koltuğunuzda yapayalnız ” Sizi,ben seçtim yokların arasından. Seçildiğinizi hiç bilmediniz. O kadar benimsedim ki varlığınızı. En az benim kadar benimdiniz. Hatırlıyorum, Bir hıdrellez akşamında, yüzünüzü özenle çizmiştim sulara. Hatlarınızı oluştururken, en olgun yaşındaydı fırçam Size ayırdığım renkleri nasıl da beğenmiştiniz. Merakla izledi kaşlarınız canlanırken göz kapaklarınız Dudaklarınızı olması gereken yere yerleştirdiğim an gülümsediniz. Size sesinizi verdiğim de ise, Soğuk iklimlerin soğuk yataklarındaki üşümüşlüğünüzü anlattınız bana Teninize bir çığlık astım o zaman. Koskocaman. İrkildiniz. Birileri kazımıştı tuvalde sizi...acımıştı canınız... alıngandınız. Sardım yaralarınızı tek tek. Yastık sürdüm başınıza dinlendiniz Karabasanlarınız vardı. Buruşmamız çarşaflardan gelmeydiniz. *******den ürkerdiniz. Rüyaları mandallayınca kirpiklerinize usulca demlendiniz. Yanlış ölçümlerin tartısıydı aklınızda kalan Gücü koydum kucağınıza. Ağır geldi.... sendelediniz. Huylarınızın seçimini size bıraktım hiç dokunmadım özgürlüğünüze. Aynaları size uzattığım da ise Işığı vermemiştim henüz. cam gibiydi göz bebekleriniz. Arkanızda gölgelerin uzamakta olduğunu görmediniz. Sizi bitirmemiştim daha Bitirebilseydim eğer aşka tutunmayı öğrenecekti elleriniz. 'Sevgi emektir diyecektim' ki... kulaklarınız yoktu, dinleyemediniz. El yordamında yakalandınız telaşa Ayaklarınıza can suyunun yürümesini bile beklemediniz oysa, daha yürek kanatacaktım göğsünüz de Anılarınız olacaktı...ve... onları hatırlayacak cesaretiniz./ ama sabırsızdınız. Beklemediniz. Yarım yamalak ve salkım saçak.. öylece....çekip gittiniz. Zaten,/ bir balık kadınının düşleriydi..... sizi var eden. aslında biliyorsunuz... yoktunuz siz. Şimdi; tam 'doğduğunuz günde' kendi karanlığınızda çarparak sağa sola Sizi çizmeye başladığım koydaki durgun suya...dönmedesiniz. “Kendi sesinizdeydi sizi silen silgi. .....fark etmediniz.” 28/05/2004... yersiz yurtsuz Mine Özdemirtaş |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:06 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.