![]() |
Giden Şaire Ağıt
Her gün yeni bir yaradır Yüreğinde kanayan Ne güneş yüzlü bir eldir kapını çalan Ne de bir kitap Derdini anlatır Kuşlar uçar aniden Kanatları göğü kapatır Buz keser yüreğini Güneştir bir eski türkü Eskiyi anlatır Çehresi yıkılmıştır gecenin Ufkundaki kızıla Geç değildir henüz Ağla güzelim ağla Kalender Sever |
Gitme! Aklın Ege’de Kalır
Gitme! Aklın Ege’de kalır Alır uzaklara götürür seni Ufkun kızıl hali Gözlerin batan güneşle dağlanır Gitme! Mavi sularda aklın kalır Gitme! Aklın Ege’de kalır Kulaklarından silemez hiçbir şey Dalgaların sesini Her dalga bir ninni Bütün kayıklar beşik gibi sallanır Deniz avutur seni Gitme Bu sahilde aklın kalır Sen gittin ya Sahilde dalgalar Çıplak ayak izleri arar Kalender Sever |
Giz
Süt kesilmişti deniz O sabah Kıyamazdın bakmağa Kırışacak sanırdın Biri baksa Çivilenmiş bir resim gibiydi Edremit körfezi Durmuştu zaman Korkardın adım atmağa Bu gizi Bozabilirdi bir tek insan Kalender Sever |
Gökkuşağındaki eksik renk
Gülmek hangi dilde Bire bir Gülmek kadar güzeldir? Ağlamak hangi dilde Bir gözyaşından daha gerçektir? Sevişmek hangi dilde İki kalp gibi yan yana düşmektir? Barış Belki de Hiç bilmediğimiz Gökkuşağında eksik bir renktir Kalender Sever |
Göksu Bebek
Demek yirmi gündür aramızdasın Göksu bebek Yirmi gündür Gök bir yıldız daha güzel Gece bir yıldız daha aydınlık Demek ki yirmi gündür Sivas bir çığlık daha var Ve ne acıdır ki doğduğun yerde İnsanları yakabildi İnsanlar Göksu bebek Aklında olsun Bu gezegende en vahşi şeydir İnsanlar Yirmi gündür aramızdasın demek Güle güle yaşa Göksu bebek Kalender Sever |
Gölgenin Can Bilinci
Her adımı yeri okşayan bir yaşlı yürüyor Bir can Bir gölge Her ikisi bir tek sona gidiyor Her gölgenin bir canı var Gölge bilse Can bilmiyor Gölgeler kabul etmese de Gölgenin can bilinci var diyor Kalender Sever |
Gözlerin Baharı Saklar
Nar çiçeğini köklerinde saklar Kan kırmızı Nar Göz yaşını bulutlarda saklar Toprak Ahımızı deli rüzgar Umut, Kar beyazı bulutlarda var Bahar Bütün renklerini karda saklar Gözlerin baharı saklar Senin gözlerin var Kalender Sever |
Gözüm gözbebeğim gençliğim
Seni seviyorum İki gözüm kadar Ülkeme doğan güneş Toprağıma serilen bahar Seni seviyorum Gözbebeğim kadar Dağ doruğundan Kapıma akan Pınar Seni seviyorum Gençliğim kadar Kapımda dört mevsim Dertleştiğim çınar Seni seviyorum Gözüm Gözbebeğim Gençliğim Kalender Sever |
Güldün mü Güneş Gibi Güleceksin
I. Güldün mü güneş gibi güleceksin Çatlamalı orta yerinden karanlık Erimeli görenin yüreğindeki buz Göz kadar adil, Gözyaşı kadar dürüst, Işık kadar sağlam, Güneş kadar temiz, Yani en iyi En eski iki arkadaş değil midir gece-gündüz Çağlar boyu memesinden kara emdiğimiz Karanlığın kıymetini de bileceksin Yani sevdin mi gece gibi seveceksin Bir an, Karanlığın ucunda ağaran güneş kırığı saçına Yüz sürmek için Anlının orta yerinden vurulmak pahasına Güneşin uğruna her sabah Bir daha bir daha öleceksin Öğrettin mi güneş gibi öğreteceksin Işığa doğru nasıl iz sürerse tohum Topraktan nasıl haykırırsa filiz Nehirleri pırıl pırıl Yeşil gölleri tertemiz Mavi denizi düpedüz bulutların ayağına götüreceksin Gökkuşağı altında kara buluta yağmasını Dört mevsim Yedi kıt’a üç okyanusa İklimini öğreteceksin Okullarda geceyi İnsana gece gibi sevmesini Buluta rüzgar binmeyi öğreteceksin Dört mevsim bir iklim baharı yüreklere süreceksin Karanlığına aklına gireceksin Güneşi geceden öğreteceksin Güldün mü güneş gibi güleceksin Sevdin mi gece gibi seveceksin II. Güneştir geceden öğrendiğimiz Aslında karanlıktır gördüğümüz Kalender Sever |
Güneş Ülkesi Aşk Olsun
Sevinçim sımsıcak bir ağustos güneşi Eriyen kar beyaz yürekteki bir acı olsun Esmer tenin boz bereketli bir toprak, her mevsim sürdüğüm Kabaran İki canlı toprağımda filiz filiz atan kalbin bacım olsun Ayrı yürek nadasa bırakılmış bir topraktır İki gözümden akan yağmur yaş olsun Yağmurdan sonra maviliklerde yüzen kara bulut Bereketli toprağıma ışıyan güneşe kara kaş olsun Nihayet düşer insan kale gibi kol gezerse ihanet Sevdalı yüreğim ülkeme benzeyen bir taş olsun Dalga dalga mevsimden mevsime akan bulut Mavi gökte Mustafa Kemal gibi bir baş olsun Sen ki yüreği bin pare top gibi atan bir şairini Mahpushanende bile tutamadın güneş ülkesi sana aşk olsun Sen ki düşmanına bile açtın kale gibi kalbini Gök mavi, bayrağın bulut, başkentin umut, nazım şairin olsun Güneş ülkesi sana aşk olsun Güneş ülkesi aşk olsun Kalender Sever |
Güzel Günler Gelecek
Gün gelecek öyle bir ilerleyecek ki teknoloji Binyıl geçse de üzerinden bir ağaç gövdesinin Bir bir göreceğiz belleğinden Kimin dalından kopardığını meyvesini Gün gelecek öyle bir ilerleyecek ki teknoloji Kapımızdaki ağacın yapraklarından toplayacağız Sokağımızdan geçen katilin resmini Ve gün gelecek Söküp atacağız bedenimizden Katil geni paslı bir çivi gibi Öyle güzel günler gelecek ki Ayakta becereceğiz Bir ağaç gibi Günü geldiğinde ölmeyi Kalender Sever |
Hala Anlamadınsa
Güneş pırıl pırıl Gök dikişsiz patiska Sırt üstü uzanıp sıcak kuma Baktığım anı anımsıyorum Akdeniz kıyısında Dalıp mavi sonsuzluğa Şimdi, yıllar sonra Daha iyi anlıyorum Yaşam düşündüğümden Her gün biraz daha kısa Ama Adım gibi biliyorum Çok gençsin Beni hala anlamadınsa Kalender Sever |
Halk Ekmek Kuyruğunda Bir Yaşlı Adam
Sağ elin ayasıyla nemli gözlerini siliyor Resimdeki kasketli adam Yüzü kararmış gök gibi Gözleri duman duman Sırasını bekliyor Yağacak Dokunsam Sağ elin ayasıyla gözyaşlarını siliyor Resimdeki kasketli adam Yüzü kararmış gök gibi Bir yaşlı adam Sırasını bekliyor Yağacak Dokunsam Elimle omzuna dokunuyorum Yüzü aydınlanıyor o an Yerine koyuyorum Çalınanı onurundan Ne O farkında Ne de çalan Ben olmasam Eksik dönecekti eve Halk Ekmek kuyruğunda bir yaşlı adam Kalender Sever |
Hangi çiftçi bulutlara yağmur eker
Hangi çiftçi bulutlara yağmur eker Alnına öpücük gibi düşen yağmur olmasa Hangi şair gökyüzüne türkü söyler Yağmurdan sonra güneş doğmasa Hangi denizci dalgalara resim çizer Teknesi ile öpüşen gümüş balık olmasa Hangi kaptan okyanusa lodos eker Balık fırtınadan sonra sevişmese Hangi öğrenci gökyüzünden bulut siler Düş akıldan daha büyük olmasa Hangi bilge güneşe gölge eder Boynuz kulağı geçmese Hangi çocuk geceden düş çalar Annelerin ninnisi olmasa Kim silahın kabzasına gül çizer Ninnideki çocuk asker olmasa Kalender Sever |
Havada Bulut Var
Havada bulut var Ankara'da sis İşine gidiyor insanlar Yarı uykulu, gölgesiz Havada bulut var Akşama döner misiniz Havada bulut yok Yerde kar var İzleriniz sizi bekliyor Sabah giden ayaklar Not: Ankara Şubat Güncesi'nden Kalender Sever |
Her çocuk bir dala benzer
Her çocuk bir dala benzer Bir ananın tutunduğu Yumuk eli gonca güle Avucunda unuttuğu Her çocuk bir nilüfer Gözyaşında büyüttüğü Erir gülüşünde keder Kendisidir unuttuğu En çetin cephede bile Her çocuk diğerine benzer Hangi taştan kurşun sekse Bir ananın yüreğine değer Bir gün ölmekse eğer En çok korktuğu Her çocuk bir zafer Yüreğinden vurulduğu ……………………… Kalender Sever |
Hey Özgürlük
Uçurumlardan düşüren milim Yürek yangını uçurumlardan Sebebim olur Gelincik kırmızı Minik ellerin İlkyaz gelir Dağlarına düşerim Bir patikadır uzağa sevgilim Yazgısını yolcuları taşır Bir düş ki Dağlar başını döndürür Kaya diplerinde su ağlaşır Yelesinden doru bir atın Koparılmış bir yelim İlkyaz gelir Dağlarına düşerim Kalender Sever |
Hindistan’da Basanta Roy, İstanbul'da Dilar'a
Hindistan’da Basanta Roy Bir başına bir mezarlıkta Altı yıldır ölümü bekliyor O şimdi yüz üç yaşında Hindistan’da Basanta Roy Tek canlı o mezarlıkta Ak saçlı çocuk ağlıyor,ağlayacak Ölüm elinden tutmadıkça Hindistan’da Basanta Roy Eşinden bir dünya uzakta Kendi kazdığı mezarda yatıyor Ölüm tarihi yok mezar taşında Hindistan’da Basanta Roy Eşine ait mezarın başında Ölüme meydan okuyor Bir başına yüz üç yaşında Hindistan’da Basanta Roy Eşine ait mezarın başında Ölümün canına okuyor O şimdi yüz üç yaşında Hindistan’da Basanta Roy İstanbul’da güzel Dilar’a Para karşılığı ruhun satılıyor Düştüğün bok çukurunda Kalender Sever |
Hükümete Selam Var
Bilirim Doğuda kar Yolları mevsim boyu kapar Doğulu insana zumlu her şeyden ziyade Soğuklar yaptı, yapar Fakat Meclis yanı başı Bir dolmuşluk mesafe bakanlıklar Ama yok Burada da hükmünüz Bir karış karın hükmü kadar Bilirim Doğuda kar Yolları mevsim boyu kapar Doğulu insana zumlu her şeyden ziyade Soğuklar yaptı, yapar Fakat İki asır bitti 6 fazlası var Ciğerimin köşesi Güzelim Ankara Yolu kapalı semtin var İki asır bitti 6 fazlası var Karın üstüne yazılı Batıkent’te hükümete selam var Kalender Sever |
İki Babaya Bir Şiir
Yüzünden düşen bin parça Ağzında saklı dişleri Bütün gün uyukladın yıllarca Koltuğa yaslı ağaç gibi Ah bir gösterebilsem Kalbimdeki yerini Kendi ellerinle yaptın Kendi cezaevini Merak ediyorum Toprakta kin yiter mi Kalbin denk geldiği yerde Kabrinde ot biter mi Kalender Sever |
İki Karanfil İki Dal
İki elinde İki karanfil İki dal Biri bulut beyaz Biri bayrak al Yürüyor Anıtkabir’de bir kız bir oğlan Yürüyor Bayrak, bulut İki yürek Her yürek bir umut Bir çiçek Bir el Bir yürek İnsanlar yürüyor Tek bir bulut gibi gülerek Dal dal Bulut beyaz Bayrak al İki elinde İki karanfil /Pınar Simge Önder İlke/ Bulut beyaz Gökte Bayrak Al Çocuklarım yürüyor Tek yürek Dal dal İki elinde İki karanfil Bulut beyaz Gök mavi Bayrak al Çocuklarım yürüyor Yüreğinde Mustafa Kemal İnsanlar yürüyor Bir çiçek Bir yürek Dal dal Mavi gülüyor Gökte Mustafa Kemal Bulut beyaz Bayrak Al 19 Mayıs 2006/Ankara/Anıtkabir Kalender Sever |
İlahi Soru
Neden? Var yemeze büyük ikramiye çıkar da, Ekmek parası ile aldığımız bilete amorti çıkmaz. Ya da Su yağar da Neden ekmek de yağmaz? Kalender Sever |
İmge
İmge bir tay Düş tavlasında Gem azıda Her gece başka bir dolunay İmge bir tay Düş utancını Ne sayarsan say İmge bir tay Tutku yelesi -Tutunduğum- Göz bebeklerimdeki Gerçeğin ta kendisi İmge bir tay Sevgi belasını Ne sayarsan say İmge bir tay Umut ülkesi Bayrağı yok rengi Marşı rüzgar gibi Rüzgar kadar eski İmge bir tay Kurtuluşunu Ne sayarsan say İmge bir tay Gözyaşında büyür Doru atlar Şimşek çakar Buluttan buluta atlar Düşen ilk damlada tay çatlar İmge bir tay Yağan yağmuru Ne sayarsan say İmge bir tay Işık kırması bir şimşek çakar Gölge o salise ışır Dört yan korku kesilir Gerçek büyük bir gürültüyle sevişir İmge bir tay Doğacak belayı Ne sayarsan say Kalender Sever |
İntihar
Zaman ki aynasında boy verdiğin Sonsuzluğa uzanan bir kuyu Kimi bitmesini bekledi,kimi -Kaşla göz arası- Yere döktü kovasında kalan suyu Kalender Sever |
İyiki doğdun
Gözlerin aydınlık Suya ışık düşer ya Kocaman beyaz açan Çiçek Gülüşün var ya Sen daha da güzelsin Her Oniki Nisan gelen baharla Kalender Sever |
Kapıdaki Can Eriği ve Evi Yıkılan Asma
Burası Ankara Abidinpaşa 77 numara Ağlamadı kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma Kapıdaki caneriği göz göz Çatı kucağında asma üzüm üzüm ağlayacaktı Mevsim ilkyaz olmasa Kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma kırılmazdı Dalını kırana Elleri ile diken yaşlı başkası olsa Abidinpaşa 77 numara Kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma Yıkılsa da Ser verdi sır vermedi Öyle ya, hangi kale sağlam kalırdı Duvarlar içerdekini saklamasa Abidinpaşa 77 numara Yıkıldığı gece İlk defa ve gizlice Göz göz içini döktü ay’a Ertesi sabah Bir parça bıraktı yüreğinden Sokağından geçen her yaya /Aynı hafta Kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma Yeniden yeşerdi Kırıldığı yerden / Surat asma duvar duvar 77 numara Kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma Yüzüme bakma yeşil yeşil Yarama filiz filiz tuz basma Hiçbir dairesinde gözüm yok Yerine dikilen Ankara’nın en güzel apartmanı da olsa Şairim şair olmasına Ama yarım kalırdım Çiçek olmasa ve 77 numara Kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma Burası Ankara Abidinpaşa 77 numara Ağlayacaktı kapıdaki caneriği ve evi yıkılan asma Aynı akşam Yağmur yağmasa Kalender Sever |
Kapımdaki çınar
Bahçe girişi İzmir güzeli saçı topuklarında iki nardı Koyu yeşil yaprakların arasından Sarı kocaman bir portakal gibi Güneş doğar üstümüzde çınar dallarında ışıldardı Yıl 2005 Mevsim bahar Yer Seferihisar’dı Soframızın üstünde Yel eserdi yaprakların arasından Sessizliği süpürüp götüren Yaşlı kocaman bir çınardı şimdi Sığacık’ta Akşam üstüdür Git gide büyür Güneş Ufukta renkler karışır Deniz dövünür Nafile gece olur Ay doğar deniz yeniden ışır Kalender Sever |
Kar Yağıyor Ankara’ya Yeniden
Kar yağıyor Ankara’ya yeniden O mavi eskidi, gök Şimdi bulut beyaz Neden? Kar suyu sokaklardan akıp giderken Çok insan olan biteni bir türlü anlamaz Oysa yaşanan, Değişimdir tastamam Sokak aralarından akıp gidense zaman Kar yağıyor Ankara’ya yeniden Kar yağıyor köşe bucak Zülüm firari Usta işidir adam gibi yaşamak Yaşamak sahiden Kar yağıyor Ankara’ya Her şeyi yaratmak için yeniden Oysa bebek masumiyetidir Dört mevsim Yaşamı çekip çeviren Kar yağıyor Ankara’ya yeniden Göz alıcı beyaz bir örtü kaldı geriye 2 Şubat 2007’den Kalender Sever |
Kara Kızın Türküsü
Aylar var ki, Anne karnındaki resminden Tanıyorum ben seni Amcasının ilk kız yeğeni Anlayacağın ilerledikçe teknoloji Yaşam daha az şaşırtıyor bizi Ültrasonda göründüğün günden beri Eli şiş tutan kim varsa Örmeye başladı Pembe renk elbiseleri Amcasının ilk kız yeğeni Ültrasonda görünmüyor Ne renk gözlerin sahi? Büyük olasılık kahverengi Ne de olsa kahverengidir Aziz ve Figan’ın gözleri Amcasının ilk kız yeğeni Tıp baya ilerledi, Yakın bir gelecekte biz seçeceğiz Bir bezelyede saklı bütün renklerden Bir rengi Hangi amca istemez ki Öyle kız yeğeni; Dalga dalga buğday sarı saçları Üstüne deniz mavi gözleri Bir başkadır ilkin yeri Amcasının ilk kız yeğeni Zeytin kara da olsa gözlerinin rengi Gel yeter ki Amcasının ilk kız yeğeni Öyle bir zafer ki kazandığın Yaşamaktır bedeli ve her aynaya baktığında Karşında göreceksin büyük ödülü Annesinin bir tanesi Babasının ilk göz ağrısı Amcasının ilk kız yeğeni Bağışla merakımızı Seyir defterine önsöz olsun diye yazdık Kara kızın türküsünü Ve kimse bilmediği için henüz ismini Kara Kıza ithaf ettik kendi türküsünü Tarihi not: Dört gözle Bekliyoruz 19 Şubat 2007 pazartesini Kalender Sever |
Kara Yazgı
Ellerimi tutan mahzun kar Dalga geçen muzip deniz El etek öpen deli rüzgar Dalgasında martılar Çakırkeyif mavi Ak deniz Lodosun burnunda tüten gemi Ve kuru dal siz Ulu orta çiftleşen serçenin utancı ile Tutuşmayan kibrit çöpünün acısını bile Bana verdiniz Kalender Sever |
Karagöl'de Bir Zaman
Volkanın püskürdüğü o kraterde Yeşil sular karışıyor mavi göğe Turuncu yapraklar arasında güneş Ağır ağır dönüyor, Ve yere düşen gölge Karagöl'de saatler sonra Balıklar yüzecek yıldızların arasında Karagöl bakacak kırpmadan gözünü Karanlığın içinden mavi gökyüzüne .................................................. ....... Kalender Sever |
Kelo Dayı
Kırmızıyı kan öğretti Sarıyı saman Sudan çehreyi avuçlarından Akıp giderken Zaman En büyük öğretmen Elifi elifine Yaşamı öğretti topraktan Kurdu kuşu hercai Bir dağdı başı duman Bilirdi beklemeyi Günden geceyi Sırf bu yüzden beceremedi Tek dileği Eşinden önce ölmeyi Ve yaşlı toy yüreğinden Ölümle bilenmiş acıyı öğrendi Yalnız geçen ilk geceden Yerine gelmeyin dileği Gün doğarken Ölmeyi Yarılmış nar gibi sarkan Gün akşama inerken Silmişti suratından gülmeyi Kelo dayı becerememişti Yalnız başına ölmeyi Açtı nasırlı ellerini Kutsal bir kitap gibi Yaşlı gözleri Okudu avuçlarından Şu sözleri: Ey canan Hangi sırrın haddi Aksini silmek aynadan En büyük ibadet Sevmek seni Rakip Yaradan Ya Rab Al canını / Al canımı / Çekil aradan ……………………… Kalender Sever |
Kuruntu
Daldan düşen sarı yaprak, Dala bir zaman daha bak, Ne kadar da yükselmiştin, Düştüğün yer,yine toprak. Tanık olduğun her şafak, Bir çiğ tanesi ile ağlamak. Yok artık yelin efilesi, Bir düş, güneşe bel bağlamak. Ne çiseler, ne de sağanak Yok bulutlara kara bağlamak. Olası değil, geri gelmesi,bari Yol kenarında bir ot olsak Ruhu bedeninden soymak Ne mümkün başkası olmak Oynadığımız bir hazi oyun Son perdesi toplak olmak Kalender Sever |
Küçük ellerin büyür
Küçük ellerin büyür Büyürsün Tuz buz olur hayallerin Ne gök o eski göktür Ne de o mavi Bulutlar Kar üfürürken pencereye Islık ıslık rüzgar Geçen yıllar Bomboş sokaklarda Yıkık duvarlar arasında Bende tutsak kalan Çocukluğunu arar Küçük ellerin büyür Büyürsün Tuz buz olur hayallerin Korkusu kalır limanda Gün batarken Biten seferin Kalender Sever |
Küresel Sermaye
Alnında ter Avucunda para görmeye Satar gözünün ışığını, Küresel sermaye Satar gözünün ışını Karanlıkta kalırsın Tenini yakan güneşin Gecesinde işte öyle Sat anasını satim Sat kıyıları santim santim Sat kırk dokuz seneliğine Kırk dokuz sene sonra Ne kalırsa geriye Satma toprağını Güzel dostum Para değil her şey Korkarım gün gelecek Az yer kaplasın diye mezarımız Ayak üstü gömüleceğiz Para değil her şey Hiç de masum değil küresel sermaye Korkarım gün gelecek Ne ayaklarımız Ne de başımız değecek maviye Kalender Sever |
Martı Bekleyen Adsız Bebek
Martı bekleyen Adsız bebek Anne karnında kaldığın Bu dokuz küsur ay Annenin zamanından düşecek. Ve şunu da, iyi bil ki Dünyada bir başkası yoktur ki Sana kendi ömründen Bir an verecek Kalender Sever |
Masal Okuyan Şiirler (Kurt ile Katır) 1
Bir gün bir dağda Aç aç gezinirken kurt Rastlar bir katıra Katır, kurdun bakışından anlar niyetini Derki: Ey kurt! Anladım, yiyeceksin beni Önce bir bak ayağımın altına İlginç mi ilginç, bir satır yazı var. Oku, Nasılsa beni yersin sonra. Aç kurt bakar bakmaz ayağın altına Yüzünde iki nal patlar. Ve kurt ölür Katır eğilir upuzun yatan kurdun başına Derki: Ey ahmak! Buldun bir katır Ye hatur hutur Baban mı okur-yazardı Ne işe yarayacak Ayağın altında yazan tek satır Derleme ve düzenleme: Kalender Sever Kaynak: Şerife Sever, Ankara- 18 Ocak 2008 Kalender Sever |
Mavi Göz
Üzülmeyi bırak Acıları akşam sildi Güneş yeniden doğuyor Bak... Kuşların sesi çağlıyor Böcekler Renk renk çiçekler Ve toprak uyanıyor Üzülmeyi bırak Zaman su gibi akıyor Gün gün büyümek Gülmeyi öğrenmek Yaşamak ve ölmek Zaman alıyor Üzülmeyi bırak Uzak çok uzak yıldızlara bak Hayat, güzelim ışığını Bir damla yaş gibi 'Mavi göz'ünde saklıyor Üzülmeyi bırak Kim bilir gün Nelere gebe Güneş yeniden doğuyor Kalender Sever |
Mevsim Bahar Dal Cağla
Mevsim bahar dal çağla Mavi gök beyaz bulut yağma Sıra bizde Sen yağma Yerde on bir kurşun Biri aklımda Mevsim bahar Yerde on bir kurşun Bir can var Mevsim bahar dal cağla Ağla Ankara Ağla ……………………… Kalender Sever |
Neyleyim
Bilecik’in orta yerinde bir bahçe sarı, kırmızı, pembe Çiçeklerin içinde Seni düşünüyorum Kepim elimde Cebimde elim Bu gün her şey tuhaf Yada ben iyi değilim Kıpır kıpır akasya yaprakları Arkasında göz kırpıyor Pırıl pırıl güneş Çiçeği, Yaprağı, Güneşi neyleyim Kalender Sever |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:15 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.