www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Mustafa Cilasun (https://www.cakal.net/showthread.php?t=135122)

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Alnının çatından mühürlenmiş gibi!

Ey gönlümden muhabbetin
Akmasına vesile olan
Has insanlar pek değerli
Mana vecdiyle şakıyan
Gönül süruru arkadaşlarım
Hiç bilmez olur muyum
Bunun için bilenmez miyim
Aşkın şevkiyle nefeslenmez miyim
Cenabı Hakka şükret mez miyim
Benim için İnşaallah
Bir rahmet telakisindeyim
Kuşaklar içinden
Çetin mücadelelerden
Metanetin serinliğinden
Mazimin ibret serüveninden
Atimin şeksiz şüphesizliğinden
Efendimin örneğinden
Erenlerin dirliğinden
Abitlerin mertliğinden
Nefeslenince bunlar ne ki
Sanki çanak çömlek gibi
Zatı âlinizin ahengi
Hoş sedası yeterde artar
Allah c.c hu hali en iyi bilendir
Aşk için çok yeterlidir
Cenk için nefs ne günedir
Bırakın bir takım nefesler
Meramlarını serdetsin
Umulur ki bir muvazene bulunsun
Ahenkle konuşulsun
Dualarımla baki selamlar

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Ama ne olursa olsun bir daha kapı mı çalma!

Çalma ne olur bir daha gönül kapımı yar
Ben çaresiz kalsam, yapayalnız olsam da
Sen hiç aldırma, gözünü uyku tutmasa da
Gecenin serinliğinde, şu yıldızların eşliğinde

Sana çok dil döktüm, halimi perişan ettin
Kederlerle erittin, dağlarda yeşertin settin
Sevdaya kapalı bir benttin, sen nasıl illettin
Nağmelerde dolaşan bir nefestin, esintiydin

Sen güya maslahat gözettin, azimeti seçtin
Ruhsata hiçbir geçit vermedin, hanif miydin?
Yoksa bir yaren miydin, sen kimin nesiydin
Bilinmezlerde gezen yoksa bir derviş miydin?

Sen ah sen var ya sen beni hasrete serdin
Sanki bir çileydin, sabrı anlamlaştıran erdin
Sırlarıyla kaim serhaddın, metanettin feyzdin
Sen bir ezgiydin, ağıttın, gazeldin, bir aşktın

Dilim varsa da gönlüm el vermiyor bir siteme
Kaldırımda sabahlasam da, rıhtıma kalsam da
Martılara yem olsam da, güneşte kavrulsan da
Sen yeter ki hiç bizar olma, kal kendi tercihinle

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Ama Sen!

Farkında mısın?
Hiddetlenmişsin!
Cümle kuramıyordun.
Aklına ne geldiyse.
Öylece konuşuyordun.
Dinlemek zorundayım.
Yaranı anlamalıydım.
Yaklaşınca yüz hatların.
Öylesine gerilmişti ki,
Çaresizim, dinlemeliydim.
Tükenmiştin ama dinmedin!
Ahengini dahi kaybetmiştin.
Nezaket yoktu, kinlenmiştin.
Sen, hala kendine gelmemiştin.
Bir söz hakkı dahi vermiyordun.
Ne olduğunu bende, anlamalıydım.
Ama sen, ağlıyordun, bağırıyordun.
Seni bırakamazdım, zorundaydım.
Sesin dahi kısılmıştı, ama sen durmadın.
Öyle bir kızmıştın ki, yorulmuyordun.
Dayanamadım, önünde diz çöktüm.
O zaman sen, boynuma sarılmıştın.
Sevgini, kimseyle paylaşmayacağını,
Sakin bir sesle, kulağıma fısıldamıştın.
İşte ancak o zaman anlamıştım, seni.
Oysaki ben, habersizdim, her şeyden.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Ama şimdi!

Arzı mekânda
Hayatını idame ettiren
Âdemoğlu

Yaratıldığı
Hilkat üzerine
Hayatını idame ettirmesi
Aslolandır

Âdemin
Sulbü ve meşrebi
Sosyal ve psikolojik
Bir analizi neden
Gerektirir bir düşünelim

Âdem
Mükellef oluncaya
Kadar elbette ki
Bir masumiyet sahibidir

Bu hakkı
Kimin verdiği
Tefekkür edilerek
Bulunmalıdır

Sabiliğin
Tek cazibesi
Bir emanet olarak

Masum bir şefkate
Muhtaç olunmasıyla
Verilen merhametin
İnhisarıyla bağlantılıdır

Yaşamak
Mutlaka bir adam olmayı
Muhakkak ki gerçekleştirmez

Adam
Olmak için
Kanaat sahibinin niyeti

Cehdi idraki ve inkişafı
Halde mizan tefekkürünü
Mutlakıyet için ahdi gerektirir

Sosyal şartlar
Kapsamında var olan
O an
Yaşanılan mekân

Çevre
Fiziki alt yapı
Güç ve imkânlar
Tamamlayıcı unsurların
En önemli göstergelerdir

Bilinç
Akıl bilgi muhakeme

Tecrübe
Neticesinde oluşan
Bir idraktir
Elbette icraat gerektirir

İnsanların
Bir düzen dâhilinde
Yaşamaları için

Nizam dediğimiz
Disiplin ve asayiş asla
İhmal edilmemesi gerekir

Zira
Gücün olduğu yerde
Yarış ve rekabet asıldır

Kabul ve ret
Bilinç dâhilinde
Ve görsel olduğu için

Tercihlerinde
Bir manada
Farklı olacağı muhakkaktır

Çünkü zevkler
Bireyin kültürüne göre
Bir anlam kazanacağından

Farklılığın olacağı
Kaçınılmaz olacaktır

Doğruyu
Bulmak için
Hakikate koşmak niçin
Ahir trendi kimler için

Akan zaman
Hangi
Melallere gebedir
Konuşmak halleşmek
Bunun için
Gerekli değil midir

Yalnız
Bir temel koşulu
Hiç aranmayacaksa

Neye mal olacağı
Hesaplanmayacaksa
Öğrenmek
Öğretmek niyedir

Rehber
Akıl bilgi ve tecrübe
Yalnız başına
Ne kadar yeterlidir

Şevk
Meyil sevgi merak
Elzemi şaheserdir gereklidir
Bir düşünülmelidir

Gayret bunun için
Mutlaka olması gereken
Bir illiyet sebebidir

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Anam ağlar, gerisi yalan!

Yaşamışlar, yaşayanlar, yaşayacaklar!
Bu bedenlerin bu dünya için verildiğini bilmeliyiz.
Bedenlerin tekâmülünü sağlayan hücre ve dokular acıyı bilmezler!
Acı, tatlı, ekşi ve tuzlu yaşantınızda her neyi ifade ediyorsa,
Neşe, sevinç, sevgi, muhabbet, kin, zan, husumet ve inat,
Hüzün, elem, keder, kaygı, kuruntu ve uyuntu her ne ise,
Nimet, külfet, izzet, zillet, adavet, delalet ve rahmet,
Bereket, himmet, zahmet, hamaset, feraset mevhumlarını,
Evvelkiler yaşamışlar, şimdi yaşayanlar, yaşayacaklar!
Milleti, devleti, Rahmetten uzaklaştıranlar,
Yaşamışlar, yaşayanlar, yaşayacaklar!
Zahirin, ahirin, ahvalin, yaşanan bu halin meali!
Kendimizde, kimliğimizde, mukallitliğimizdedir.
Ağlarken, yanarken, dalarken, yaşarken hiçliğimizi görmeliyiz.
Yazdıran, yaşatan, konuşturan, her halin sahibi bulunana,
Hissiyatımızın katresiyle yönelmezsek, ona dönmezsek!
Zahir zaten bin perişan, ahir ise hüznün nağmeleriyle temaşa ediyor.
Görmüyoruz, göremiyoruz, görmek istemiyoruz…
Şerre, şiddete, adavete, zillete, sessiz kalanlar…
Alkış tutanlar…
Yalaka olanlar…
Aldatanlar…
Onlara taraf olanlar…
Maçlar ve stada dolanlar…
Ahlaksızlıkta yarışanlar…
Bunlara mekân açanlar…
Mazlum, mağdur, perişan olan bu insanları ne kadar dert adindiler.
Avunmayalım, kendimizi bari aldatmayalım,
Hesap günü, olduğunu unutmayalım

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Ancak seninle varım sızım kalsa da!

Artık gelmeyeceksin gelemezsin
Aşkın seyrinde serinlenen hissin
Hakikat karşısında gizlenen izsin
Gelmeyecek gelmemi istemezsin

Gel diyemezsin sen gelemeyensin
İstemeyerek engellenen nadidesin
Dillenen ne güzel bir şiir neşesisin
Sen isteyip gelmeyen edep yârisin

Sen nihayetin mızrabıyla soluyan
Sazın nağmesiyle konuşan kulsun
*******in dilinde şekillenen aşksın
Sen bir sevdanın en güzel hazzısın

Gelmesen de gelmek istemesen de
Sevda sen enginliğinde ki gölgende
Her bir şeyimde mana derinliğimde
Seninle varım sensiz canın sızısında

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Andım seni derinden!

Kalbim
Yine üzgün
Seni andımda bak derinden

Geçtim
Yine şimdi
Sararmış hazan bahçesinden

Üzgün
Ve kırılmış
İnce ve ben çok kederliyken

Senin
Halinden uzakken
Hicran sinemde baharı diliyor

Aşkının
Karşılığını bekliyor
Umutla o bulutları seyrediyor

Senin
Hasretinle tükeniyor
Sessizliğinde çiçekleri ekiyor

Sazendeyi
Bastığı perdeleri
Güftenin hüzünle uzandığını

Hayatı
Sensiz olan canı
Hissiz yaşamayı ömrün hazanı

Neşemde sen
Hüznümde ben soldum
Kolsuz kanatsız bir hal oldum

Tükenmez
Yolun yolcusuyum
Han duvarından umut ararım

Seni yazarım
Halin acizliğini anarım
Hasretin devranında yanarım

Ağlarım
Yüreğimi bağlarım
Ancak mısralarda seni anarım

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Anılan bir sevda!

Sen
Gönlümde açan
Baharın gülüsün

Sen
En nadide
Açan bembeyaz
Olan yarenimsin

Sen
Ger gece
Rüyamda geçilen
Eşiz bir nağmesin

Sen
Benimsin
Göz bebeğimsin
Sen her şeyimsin

Sen şimdi
Uzak diyarlarda
Haliyle süzülen
Nadide karanfilsin

Sen
Ne kadar güzel
Olan bir rahmetsin
Sen benim neşemsin

Sen
En güzel
Uğraşım bestemsin
Sen şiirlerimde hecesin

Sen
Özlemimsin
Sen şefkatimsin
Bir huzuru verensin

Sen
Kalbimin süruru
Sev dağımın da
Solmayan gururusun

Sen aşkı
Mana bütünlüğünde
Gören böyle önceleyen
Asudelik yaşatan serinliksin

Sen
Bir damlasın
Sanki asmasın
Sen bir sarmaşıksın

Sen
Aşkların
Güzelini yaşatan
Bu sevdanın adısın

Sen
Uçan kelebeklerde
Uçamayan hallerde
Umutların kanatlarında

Sen
Martıların
Uğultusunda
Zambakların arasında

Sen
Limanların merakı
Hasretin ahu diyarısın

Sen
Gecenin açan
Tüm yıldızlarda
Hep vardın en yüce
Rüyalarımın sayfasında

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Anılan günler!

Gün
Doğanı göçeni yaşayanı

Dün
Gizemlerde kalan
Her türlü yaşanmışları

Hayatı
Anlamlı kılma çalışmaları
Sevginin, sevgilinin
Anlam bütünlüğündedir

Gönüllerde
Neşet eden her şeyde
Bahşedilen o sevgi aramak

Sevgi ve sevgiliye
Hasreti anlamlandırmaktır
Rahmetin
Membaına özlem duymaktır

Sevgiden
Uzak kalmış bir gönül
Nefsinde
Yaşadığın ateşi söndür

Sevgi, sevgili
Sevgilim teraneleri
Kalbin değil
Dilin adavetleridir

Yaşanan
Bir aşkın muvazenesi
Can ve cananın
Mahrem muhayyileyi sidir

Bilimin, etiketin
Apoletin seçilen şivelerin
Aşinalık yoluna
Dizilen şiir ve nağmelerin
İhatasına adeta muhatap olduk

Sevgilim
Benim mahremim, gönül dilim
Retlerinde seni
Anlamam derhal silkelerim.

Anlaşmak,
Kavuşmak sevgili olmak
Meğer ne kadar kolaymış
Aranan aşkı hemen bulmak

Tükenmeyen
Cazibeler yumağı bulunmak
Gerçek sevgiliye
Yaşarken de hasret kalmak

Eşimiz refikamız
Zevcemiz, sevgilimiz mi
Sevgiliyse hiddet inat
Tokat, sokağa atmalar niye

Mahrum etmek
Geldiği eve göndermek
Her zaman
Sevgili kalmayı başarmak

Muhabbet
Ve şefkate kucak açmak
Onların verildiği
Kaynağı kalp ile kucaklamaktır

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:51 AM

Anlamadan asla sevme beni!

Bir gün kalbinden silip atacaksan
Dert içinde coşturup kaçacaksan
Hicranın sayfalarını artıracaksan,
Hazanın solmuşluğuna katacaksan…

Gözyaşlarımda tufanı hatırlatırsan,
Düşlerime ürpertileri davet edersen,
Naz için aşkın güftesini yapacaksam,
Ömrü şevkinde hasrete uzanacaksam…

Canımda bezdirip illet ettireceksen,
Nedamet içinde zilleti yaşatacaksan,
Kıskanıp kör kuyuda sabahlatacaksan,
Ölmeden, ölüm için niyaz ettireceksen…

Nisa ikliminden azade olup şakıyacaksan,
Edebi halinde ar içinde bulunmayacaksan,
Özeli muhafaza etmeden durmayacaksan,
Lafazanlık adına durmadan bıktıracaksan…

Sevmenin güzelliğine vasıl olmadan anarsan,
Aşkın ikliminde kalbinde kuraklığı yaşarsan,
Zahirim için ülfeti hiç bilmeden koşacaksan,
Sevme beni, hasretme ünsiyetin çeşitliliğini…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:52 AM

Anlamadan ayıkmadan kanma!

Sanma ki
Ayrılık, tenlerin hülasadır
Nefeslerin sıcaklığının hüzün salkımlarıdır

Mekânsal
Ayrılık hiçbir an olmayacaktır
Kan akmasa, can çıkmasından korkulsa da

Ayrılık halden
Ruhun ikliminde ki güzelliğinden
Kalbin yegânesinden, hissedilmeyen enden

Hükmün sahibinden
Kitabı celilin akseden inceliğinden
Gülün ezeli hikmetinde ki dirlik adresinden

Ne kadar sevsen de
Kelamı mısralara döşesen de
Kalp sahibinden habersizse söyle vefa nerde

Sen seni var edeni
Benliğinde nakşeden lekeleri
Tekebbür vehmiyle raks eden sefilliği sorgula

Sen kendiyle
Kaim olmayan bir nefes iken
Hüccetinde ayetler seni ayan ederken uyuklama

Hala heveslerine
Nihayeti aşikâr olan zevklerine
Lafazanlıkta lügat tanımayan pervasızlığa kanma

An ve bekleyen zaman
Ömür içinde nefeslerini anlamayan
Ruhun baharında hicrana sarılan bir canda olma

Kan durunca
Can senden sakıtlaşınca
Ruhun ezeliyle muhabbetinin hasretine dalınca

Nefsin kalacak
Seninle sadece ve baş başa
Sen kimliğinde ki bedbinliği soluyunca hayrola

Muhabbet erzakları
Sevginin intizarı, dostluğun hazanı
Ruhunu daraltacak, nedametler seninle anılacak

Hakkın kelamı
Tegannilerde ki meramı
Hakkıyla anlaşılmayan beyanı gün gibi parlayacak

Feveran olan halin
Sahnelere taş çıkartacak hazin
Sayfalardan fevkalade muhkem olan has niyetin

Seni sana anlatarak
Senin yargıçlığında hükme ulaşarak
Çaresizliğin kadimliğinde ruhun utanarak kalacak

Eza, cefa, sana
Aşk, sevda kalbiyle barışık olana
Ruhun ikliminde yeşeren mümbit baharlar anlayana

Hülasa edersem
Dertlerin serinliğinde şükredersen
Hikmetin tecellisinde vicdanın hükmüne meyledersen

Cenneti dünyanda
Cehennemi vehimlerinin odağında
Kalbin senden ayrı, yüreğin kanın tavında hicranıyla

Sen ruhunu anlamayınca
Kalbin itminanlığına duyarsız kalınca
Ayrılık şarkısı nağmeleriyle yanıksa da sen iyi anla

Yolun safiliğinde canla
Kanın damarlarında sana baksa da
Sen kalbin yelpazesinde, ruhun vaziyetiyle çok yaşa

Akıl anlamak için
Tahkik zekâdan inkişaf eden bilginin
Tasarruf sadece hakikatin ve sende var olan kalbin

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:52 AM

Anlamak isteyenler neyi önceliyorlarsa!

Her insan farklı hissiyatların müntesibidir.

Her yazılan muhtelif değerlerde ki kimi meramlar, muhakkak ki bir şeyler anlatmak içindir.

Lakin telakkilerin açılımları o kadar değişkenliğe kapı aralamaktadır ki bu bakımdan da okuyan her insan, muhakkak ki yazanın mevcut halini mutlaka anlayacak diye bir şart bulunmamaktadır.

Okuyan her ne diliyorsa ve neyi önceliyorsa bu yöne kanalize olacağından ibretin, letafetin ve nezaketin çoğu kez farkını kaçıracaktır.

Korkulur ki bir şartlanmışlığın, fanatikliğin, taassubu yetin prangalarına sinesini, tahkikini ve şevkini teslim etmemiş olsun ve vicdanı diri bulunsun.

Her insan bir başka âleme için kapı araladığından, fevkalade farklılığı bulunduğundan ve bizzat mükellefiyete muhatap olduğundan çok önemlidir ve oldukça değerlidir.

Ne zaman ki bu hasletlere haiz bulunan insan, zatını ve ayalini mücehhez kılan en değerli hazinesi durumunda ki değerleri reddi miras addederse…

Örfü ve kültürel alt yapıyı ve özellikle manasını tamamen dışlayan ve bir hakirliğin içinde nazar etmeye başladığı zamanlarda…

Kendini amansız bir boşluğun ve ne denli temelsizliğin safhasında bulacaktır.

Bu zaman diliminde mukallitlik aslolan olacağından, idrak ve izan yozlaşacağından, mazi ve ati buharlaşacağından ulvi gayeler yerini sekülerliğe terk edecektir.

Bu yönde yapılan tercih öyle bir iletir ki, hükmü, tahakkümü ve mukayeseleri sadece tek bir amaç için seferber ederler.

Kazanmak, kazananın yanında yer almak bir hayatı bu istikamette müdavim kılmak.

Bir nevi ve daha sarih bir ifadeyle nefslerin köleliğine itibar ederek yaşamaya razı olmak ve bu uğurda gayret göstermektir.

Bazen halime manidar gelen bir tabir vardır!

“yalan dünya” diye

Oysaki bizler tüm doğruları bu yalan dünyada öğrenmeye çalışırken bu hamiyetperver dünyaya da sitem gönderiyoruz bir şekilde.

Onu yaratan bilinirken, nasıl bir görevle mücehhez kılındığı varit iken.

Düşünmek ancak bilerek düşünmek ve neyi düşüneceğimizi bilmek latayiflerin, hale yansıyan akıbetin, mizan haşyetinde ki aksedanın gül esintilerinden zuhur eden arzı mekânın yalnızca ona ait olan rahmet kokusunu terennüm etmeliyiz.

Bu minval üzerine hayatımızı şekillendirmeliyiz.

Ezel ve ebet için nefeslenmeliyiz, kadrin, ahirin şevk veren hazzı için meşk edebilmeliyiz.

Hamasetin ve enaniyetin girdabında nefeslenir isek işte o vakit hak getire.

Mazlum; hakkı gasledilen elinden zorla alınan, çaresiz bırakılan feryatlarıdır.

Evveli âdemden beri, kıyametin son sahnelerine kadar da devam edecektir.

Bu öğretinin sahibi tek önderim ve bir ümmeti olmaktan şeref duyduğum efendimdir, onun yolundan giderin ancak onun için nefes tüketirim.

Onu en son olarak gönderen, şeref bahşeden, kâinatı onun için yarattığını söyleyen, geçmiş ümmetlerin hayatlarını hikâye eden, aşkın membaı güzelliğin dergâhı, faziletin perdahı, hakikatin kaynağı Cenabı Hak ve tekaddes hazretleridir.

Zatımın hayat felsefesi, nizam gayesi, destur ilkesi ancak budur ve böyle kalacaktır.
Mecburum, icbarım, hicranım, bu uğurda köleyim, bu yolun aşığıyım.

Her kim ne derde ve ne söylerse bir canı insan olduğu için muhakkak dinlerim.

Zatım için her ne söylerlerse elbette sabrederim çünkü mizanı önceleyenim.

Nefs bakımından en hakir, en rezil ve en şirret birisi olduğumu muhakkak ki bilirim.

Çıkarım adına, menfaatim uğruma ne kadar hadsiz olduğumun da bilincindeyim.

Zaten bu bakımdan, öğrenmem açısından burada değil miyim ki?

Her ne kadar bazen muvazenem bozulsa da elbette ki takdir hakkı sizlerindir.

Dolayısıyla ütopiler, hayaller, bir maksada mebni için yaşanılmayanlardır.

Kişiler kişiliklerinin el verdiği ölçüde, mana muhayyilesinde kaldığı müddetçe kendi melaliyle dalgalıdır.

Kimi insan dalganın sesine, kimisi şevkine ve kimileride yalnızlığın iklimlerinde susuzluğa gark olmuş çaresizler misali.

Hissi veren, ilga eden, sevgiyi tecellisiyle getiren membaa belli, her kim nasıl dilerse hissettiği ölçüde yaşayandır, anlayandır, manzara keyfiyetiyle bakandır.
Sevgi ve saygılarımla BERAT KANDİLİNİZ mübarek olması dileklerimle.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:52 AM

Anlamak ne müşkülmüş meğer!

Seni anlamak bu kadar mı zormuş
Yazgılara kalem nasibimi anlatmış
Hikmeti nerede varmış an’a kalmış
Sukut içinde gayret sabra adaymış

Her gün birçok aşinayı görüp geçeriz
Hissetmezse nasıl aşktan söz ederiz
Sessizliğin hecelerinde biz bölünürüz
Edep içinde tecelliyi hasretle bekleriz

Sevdayı, yar için akan kanı, her acıyı
Farklı anlaşılmaları kaygılarda ki zannı
Seher vakti idamı, vuslat için o sabahı
Haysiyet için vefayı, aşkım için fedayı

Kalbin müstesna köşesinde ki C.Allahı
Bahşettiği her ihsanı, kâinattaki kanı
Sevdan içinde hasredilen aşkın sancısı
Yürek hicranı, hüznün hal için devranı

Ne anlar, umut içinde aşkı soluyanlar
Hasret dergâhında sabırla anlaşanlar
Nefsi marazlara bulaşmayan cananlar
Halin deminde has kemaliyeti bulanlar

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:52 AM

Anlamak…

Konuşmaktan
Maksat,
Anlaşılır,
Anlamlı olmaktır.
Anlaşılmazlığı
Yaşamak kahrımdır...
Süreç
Her geçen bir andır...
Nihayeti
Bilemem nasıldır...
Sevgilerin
Bir kalbe hususen
Konamayacağını biliyorum.
Sevgiler,
Mutlaka bir nazarı
Gerektirmezler...
Yanılgılar muhakkaktır...
Hayali sukut yaşamak,
Hakkı tanımamaktır...
Sizi yalnızca,
Satırlarınızla tanıdım...
O zaman,
aslolan meramınızdır...
Cismani özellik,
şekliyeti önceleyen
Bireylerin uğraşlarıdır.
Zatımın acizliği
Görünen resmiyle kaimdi...
Yaş, mesleği, v.s.
Ama siz benim için
Bir bilinmeyendiniz.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:52 AM

Anlamaya çalışıyorum lakin!

Sessizliğimin tüm Kadrelerinde nefeslenirken hilkatimin muvacehesince bir insan olmam, onun için hayatı anlamam, ruhumla barışık olmam gerekmez mi diye sormadan edemiyorum.

Her şeyden habersizken…
Bir sahibe muhtaçlıyken…
Halimde umut için bakarken…

Zaman ve mekân sayesinde sabitlenerek resmedilen o anı hangi çocuğun güzel gözlerinde, halinde ki teslimiyette görmeyiz ki…

Geleceğin teminatları olarak taltif edilen bu şefkatin emanetçisi çocukların hak ve hukuku adına ne hezeyanlar beyan edilmiyor ki…

Oysaki tertemiz ve berrak hafızalarıyla merakın eşiğinde nefeslenirlerken muhakkak bir teslimiyet içindedirler…

Onlar için anne ve babaları tüm varlıklarını seferber ederler…
Kendi hürriyetlerini vakfederler, heveslerinden vazgeçerler…
Yeter ki çocuklarımız bir eminlik içinde büyüsünler diyerek…

Kolay mı anne ve baba olmak…
Onun değerine müdrik bulunmak…

Bir zillet uğruna zevklere sarılmak…
Ne olduğu belirsiz ilişkilerde bulunmak…
Adına da bir hak diyerek nisaları pazarlamak…

Bizim olan, milletin efradı bulunan insanlar…
Hak adına nefes alan canlar çaresiz kalanlar…
Bizzat hakları ellerinden sökülerek alınan zavallılar…

Biliyoruz ki bunlar bizim canlardı…
Sahipsiz bırakılan masum kanlardı…
Teslim olmaları bizlere olan inançlarındandı…

Akıl… Nesil… Can… Mal… Din…
Gibi beş temel hak ve özgürlüğü korumak zorunda bulunan nizam…

Nizamlara vaziyete eden bizim olan insan…
Mazlumu zalimin ellerine teslim eden bir vicdan…

Ben yine sakin köşemde nefes alırken…
Tevdi edilen canın nihayetini beklerken…
Niyazımla ellerimi yaşlarla yüzüme sürerken nasibi beklerim….

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:52 AM

Anlamlı olmak için yaşamak!

Anlaşılır olmak diler melali canım
Can içinde saklı olan dinmez ahım
Çalmaz ki akordu olmayan sazım
Kalmadı ki sineden süzülen hazzım

Dilerdim elbette bir güftekar olmayı
Mana içinde tefekkür şevki bulamayı
Hu diye solumaya aşka vasıl olmaya
Muhabbet sevdasında hazanlaşmaya

İstemem ki teni ala kılan şevki baharı
Hak rızasıyla bakmayan her bir nazarı
Onsuz serdedilen zevki sefa ile bir aşkı
Dilemem, hazzetmem o kokular saçanı

Bir âlem ki âlemlerin şevkiyle yaşayan
Bir nefeslik canın ahirinde hazla bakan
Akıbetini hesaplayarak aşk ile cefalaşan
Hamdın kadrinde nefes alan sevdalanan

Avcı canı kovalar avlanmamak için kaçar
Hakikatte her ikisi de yaşamak için yapar
Yaşatmak için gayret âdemleri kâmil kılar
Aşk ile nazar edebilmek ihsanı edeb koyar

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:53 AM

Anlar yaşanan zamanlar!

Geldim kollarımı açarak
Onca asırlık bir sevgi demetiyle
Ruhlara bırakılan kutsi emanetlerle
Bedenimde vicdanımla inatlaşan nefsimle

Dalgaların masum hıçkırışında
Su yüzünde gezinen şişeler içinde
Balıkların deniz enginliğinde ki seyrinde
Senden arta kalan düşlerimle şiir yazdım

Geçmişten kalan hatıratta
Kayıt altına alınan onca kitaplarda
Büyük bir özlemle yazdığım mektupta
Senin umudunu yaşadım verdiğin sevginle

Biliyorum ki artık mazi oldu
Kartpostallar sanki müzelere kondu
Hal hatır sormalar kontörle hesaplaştı
Her bir can zaruretten arta kalanla yaşadı

Sahilin sessizliğinde haykıran
Bir ahenk içinde umuda kucak açan
Nakaratlar halinde zılgıt çalan şu martılar
Senden arta kalan hasret bıraktığın nazarlar

Anam derdi ki aman oğlum
Gönlüne mukayyet ol sakın alınma
Gördüğün güzelliğe kanma adam sanma
Ruhundan habersiz dilberlerle oturup kalkma

Seçtiğin arkadaşların var ya
Hani adam olmak için yarışıyorlar ya
Sen yine onların davranışlarına asla kanma
Adam gibi adam olmadıktan sonra sen inanma

Elbet sende bir gün seveceksin
Sevilmeden meyledecek gideceksin
Gülü tanımayan güzelliği de anlamayan
Şekliyeti önceleyen cazibeyi mi seçeceksin

Dağda davarları hep güderken
Koyunlar sürüler halinde meleşirken
Gönlün dilinden bihaber olan çabanın
Çaldığı kaval nefsi meyleder ruhu öteler

Sakın hayvan deyip te geçmeyesin
Onlarda ne marifet var sen hissetmelisin
Nelere dikkat edilir muhakkak ki bilmelisin
Sen bir değersin hislerinle hep idraki seçersin

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:53 AM

Anlarda kalan zamanlar!

Tefekkür panayırının sakinleri
Çok farklılıklar oluşturuyorlardı

Bu farklılıklar tabidi
Hiç sarfı nazar
Etmeyeceğimiz zenginlikti

Argümanlar, söylemler
Örfler, net değildi
Sanki bir karmaşaydı

En’ler, ben’ler, latifeler
Taltifler, hüccetler, akıl danelerdi
Oysaki panayır bir çeşitlilikti

Tabilikti, hoş görüydü, sevgiydi
Panayırın müdavimleri akran değillerdi
Farklı yaşlardaydı

Ortak payda durumunda ki lisan
Azami dikkatten uzak kalmıştı
Nasıl anlaşılırdı… Anlaşılmalıydı

Zorlanmak kaçınılmazdı
Kitaplar mahzundu
Hakkıyla okunmuyorlardı
Yalnızdı

Kültürün bir hazine olduğu
Sadece birilerince söyleniyordu
Oysaki hiç aranmıyordu

Aslında banknotu
Metali her bir değeri ancak
Onun sayesinde bulabilirdik

Bu günlerde kültür
Sadece yarışma aracı
Gösteri merkezi oluyordu

Onsuz bir sevda
Onsuz bir aşk ne kadar
Manalı olurdu kim bilir belki

Kişinin kendini
Kimliğini, mazisini
Atisini bilmesi bir zarurettir

İşte anlayamadığım
Zaruret kelimesinin
Gereğince anlaşılmamasıydı

Aynı azimet ve ruhsat gibi
Madde ve mana gibi
Âlim ve cahil gibi

Adabı muaşeretin
Satın alınamaz olduğu
Kim bilir ne kadar biliniyordu

Edep artık aranır
Bir haslet olmaktan çıkmıştı
Arsızlık bir sosyallikti

Öyle anlaşılıyordu
Yapılar, mevhumlar
Kabul ve retler enteresandı

Parklar, mezarlar
Banklar artık düşüncenin değil
Zevklerin barınağı olmuştu

Akıl, nesil, din
Can ve mal emniyeti
Canın kuvvetine göreydi

Hak nerdeydi
Tüketim hat safhadaydı
Zevk doruktaydı

Aşk mı
Sadece bedendeydi
Tabiî ki onunla başlar

Manalaşır
Ahenkleşir
Meşkte netleşir

Anlaşılır olmak
Hasret kalmak
Manaya dalmak

Bir gün belki
İşte sizin farkınız
Hissiyatınızla buradaydı

Siz yazılarınızda
Uykusuz *******i işlerken
Adeta manalaşıyordunuz

Tefekkür zenginliğiniz
Seçiciliğinizi önceliyordu
Siz tefekkür panayırın bir buketisiniz

Yüreğinizde neşet eden
Her hasret, sürura ve mesruriyete
Her daim sizinle kapı aralasın
Siz bir dareyn sevdalısınız

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:53 AM

Anların izinde zamanda kayboluş!

Ben nerde kaldım şimdi bilmiyorum
Yıllar var ki her daim onu arıyorum
Bazen takatsiz kalıyor yoruluyorum
Yeniden umuda sarılarak çalışıyorum

Bir can olarak teşrif ettik bilemedik
Hükmün asıl sahibini idrak edemedik
Ne derler ne öğütlerlerse peki dedik
Yola çıktık sukut ettik hala ulaşmadık

Dualar ediliyor hiç durmadan ağlayarak
Kâbe tavaf edilir bir ter içinde kalarak
Salâvatlar getirilir Muhammet anılarak
Zulümler sürekli artar insanlık bakarak

Ya niyette bir gariplik var ya da imanda
Anlaşılmıyor bir türlü Kuran bu zamanda
Okunan ezanlar, yapılan hatimler ortada
Neden bir rahmet kuşatmaz kan aksa da

Su akıyor, insan alıkça bakıyor anlamıyor
Dağlar sukutuyla ne anlatıyor uzaklaşıyor
Nebatat ve haşarat azalıyor kim sakınıyor
Can içinde nefes alan insan mukallit oluyor

Uhud için hazırlanan nebi neden kuşanıyor
Neden sadece duaya sığınarak kaçınmıyor
Cehtle gayret ederek kılıcın hakkını istiyor
Miskinliği dışlıyor, bir tembihata sığınmıyor

Devlet hükmün sahibiyle ederse meşveret
Muvazenede yaşanmaz illaki olası bir zillet
Sabret, ne için olduğuna anlamadan ne uzlet
Fetret deniliyor, ilimden fertler vazgeçiyor

İlim bilinmeden tafsil etmeden ne muttakisin
Sen maslahatlar durağında anlaşılmaz hecesin
Bir gün gideceksin, ötelerin izlerini süreceksin
Sen tahkik etmeden nasıl teni terek edeceksin

Vedalar, vefalar verilen sözlerde ki hakikatler
Sende kayboluyor iz’anlar vicdani darboğazlar
Sinelerde sorgulanıyor ruhi kayıplar o açmazlar
Ömür tükeniyor, aşk buharlaşıyor kayboluyorlar

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:53 AM

Anlaşılmadan okunan bir kitap!

Arzı mekanda,
Çok okunan bir kitap olması,
İlahi bir mesaj olduğundan,
Saygı duyulması,
Öpülerek alnımızla konması,
Taziyelerde okunması,
Çoğu kez, teganniye kaçılması,
Siyasiler, istismarla güç bulması,
Her evin, başköşesinde bulunması,
Çocuklarımızın, kurs kitabı olması,
Nikâhlar kıyılırken, illiyet kurulması,
Erkek sünnetinin gereği sanılması,
Hastaların, şifa için okutması,
Fanilerin, kurtuluşu sanılması,
Kursların sayılarının artması,
İmamların beş vakit sınırlaması,
Tartışmaların konusu yapılması,
Fakat bir çözüm bulunamaması,
İslam âleminin uydu kalması,
Din ulularının ruhsat sayması,
Evrenin vicdana hapsedilmesi,
Ahirin ütopya görülmesi,
Zahirin âdemi beşeri kuşatması,
Büyük alametlerin beklenir olması,
Din adına rasgele konuşulması,
İnancın aşağılanması,
Tesettürün teferruat sanılması,
Sekilerliğe kapı aralanması,
Çaresizliğimizde başvurulması,
Lafazanlığın fazilet sanılması,
Haysiyetin paralanması,
Mukallitlerin artması,
Evrensel bir mesaj olmasına rağmen,
Okuyanlar tarafından hiç anlaşılmaması
Bizleri çözümsüzlüğe mahkûm ediyor.
Din tacirleri pazar paylarının
Kaybolmaması için sürekli konuşuyorlar.
Vatandaşın çaresizlik içinde çırpınarak,
Vaziyete mahkûm olması,
Hala nereye kadar sürecek?

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:53 AM

Anlaşılmaz oldu!

Anlaşılmaz oldu
Meramı hakikatlerim

Kime ne diyeyim ki
Halin tahtı efendim

Sukutu hal
Eylemek isterim!

Ben ne sefilim!
Ümmetinim

Lakin
Pek rezilim
Hakirim Efendim

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:54 AM

Ansızın beklediğin…

Açmam açamam artık sinemi sana
Yılgınlığın haşatını yaşattın sen bana
Koymadın yüreğimde bir ümidi bahar
Bırakmadın bir şevki nazarın haşmetini

Hasretinin şevkiyle meşk edemez oldum
Seni anmak, nameni okumadan yoruldum
Sen’i yaşıyorsun, kimseyi umursamıyorsun
Mahzun bir yüreğin girdabına aldırmıyorsun

Neticesi olmayan bir sevdanın yolcusu olamam
Belkilerle oyalanamam, hayalinle yaşayamam
Tanımadığım bir âdeme kanamam oyalanamam
Yolun açık olsun, sadece bir anı kalsın diyorsun

Yürek senin, sen yine şimdi bildiğini okuyorsun
Elbette ki herkes aynı şeyi yapıyor mu diyorsun
Yüreğinde en ufak bir sevda yok onu söylüyorsun
Sen yoluna, ben yoluma hiç tanışamadık nasıl olsa

Bu kadar acımasız nasıl olabiliyorsun Allah aşkına
Zerreyi acı yaşasaydın bu kadar kayıtsız kalır mıydın?
Hani denizin dalgası, hani gecenin yortusu kalmadı mı?
Ansızın beklediğin “…” en ufak bir umudun kalmadı mı?

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:54 AM

Aradığım bir aşk!

Seyrederken hislerimi dinlediğim
Kaldırdığım kaya parçasını altında
Ritmik nefesle hayatını demleyen
Can karşısında sabrı yeni anladım

Bir türlü anlayamıyordum dertleri
Sabırdan uzak resmettiğim fikirleri
Arz etmeden talep edilen sevgileri
Aransan ne çıkar nasip için değeri

Kar bembeyaz semadan öyle akar
Nar içinde bilseniz ne anlamlar var
Kan içince anlamlaşır dilenen bahar
Ruh zaviyesinde muhakkaktır aşklar

Adımlamadan bir komut alır ayaklar
Beyinde oluşur tercihlerinde kararlar
İradedir zevklerinde arandığın kadar
Kalp ritmik atışlarıyla zamanı kovalar

Aynada gördüğün özendiğin o yüzün
Kafa iskeletinde olan her derin örtün
Sinirler içinde gizli o kudrettedir öğün
Ruhun için anlamlaş bilinmezdir ölüm

Bebek, çocuk, genç, olgun yaşlı ihtiyar
Kim bilir kime ne zaman açacak bahar
Senin kalbinde gizlenen güzide gülizar
Hilkat seni sürükleyecek bir aşka salar

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:54 AM

Aranırsan la havle vela kuvvete derim!

Aniden bir hiddetin içinde kendini bulan
Nedenini bilmeden koşmaktan soluyan
Reddi mirası sanki bir marifetim sayan
Hala izanı kapalı olan anlamsız konuşan

Ahat nedir niye söylenir ne çileler çekilir
Onun yolunda bir engel kimlerin zevkidir
Paganlaşmak ki nasıl bir beşer tercihidir
Dünyevileşmek uğruna akıbetler ötelenir

Tamam, mademki tercihin bu yöne meyil
Kaldır kollarını al başını bir ibretlik ki seyir
Nakarat halinde sen hiç durmadan da geğir
Salyalarınla seril hakaretlerinle arda gömül

Bir mukallit ki öyle bir tahkiyeci ki ne denir
Rejimler ancak bu kadar delil içinde bir şekil
Şekliyette heves saldı artık devasa bir nesil
Bir emniyet mi kaldı yasama budandı vekil

İki mücadele başladı sıfatlar şartlandı kaldı
Bir ılımlı İslam lakabı kalıcı olarak mı takıldı
Layt laiklik sınıfta mı kaldı ezberciler şaşırdı
Bir despotluk gösterisi şimdilerde başını aldı

Senin tercihin elbette senin en değerli şevkin
O vakit ki niye gücenirsin hiddet için elverirsin
Bilmez misin sen kimin derdisin nereye gidersin
Aklı başında bir kelam etmek için arlanmaz mısın

Seni sana bıraktım artık çünkü sen bir korkaksın
Arı umursamayan ne betbah arsız bir bühtansın
İnsanlık tanımazsın, hakkaniyet bilmezsin zansın
Sen kendi kendine mücadele eden sefih yaratıksın

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:56 AM

Arayacağım!

Sensizliği ritimlerde,
Güftelerde, bestelerde,
Hecelerde, cümlelerde,
Arıyorum, arayacağım.

Ağaçların gölgesinde,
Dalgaların arasında,
Kuşların kanadında,
Arıyorum, arayacağım

Yaprağın damarında,
Toprağın kokusunda,
Tarlanın başağında,
Arıyorum, arayacağım

Ananın kucağında,
Babanın ocağında,
Garibin yatağında,
Arıyorum, arayacağım

Dağların yamacında,
Asmanın salkımında,
Çocuğun gamzesinde,
Arıyorum, arayacağım

Bulutların seyrinde,
Bermuda üçgeninde,
Fezanın derinliğinde,
Arıyorum, arayacağım

Uçakların inişlerinde,
Kuşların feryadında,
Leyleğin gagasında
Arıyorum, arayacağım

Mektupların arasında,
Hayalimin karesinde,
Sazların nağmelerinde,
Arıyorum, arayacağım

Asla yorulmadan,
Alnımı kırıştırmadan,
Kaşlarımı çatmadan.
Her zaman arayacağım.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:56 AM

Ardı sıra açılınca sayfalar!

Çocukluk yılların
Anılarının serinliğinde
Silinmeyen hicranı yaşmak

Sayfaları
Bir kez daha o anları
Hatırlayarak sorgulamak
Hissedilince ne kadar hüzünlü

Bir erkek çocuğu
Olmanın zorluklarını iliklerime
Kadar yaşamak zorunluluğum vardı adeta

Bir takım ileriye
Matuf kaygıların açmazlarıyla
Büyüklerimce sürekli zorlanıyordum

Çocuk
Ruhundan anlamak
Onun indinde anlaşılır olmayı başarmak

Herkesçe yaşanılan
Bir süreçti lakin onunla kalmak adına

Asla bir gayret
Görünmüyordu sinelerde.
Öncelikle nasibin nasıl teşekkül edeceğinin

Gayri samimi
Bilinciyle sürekli bir takın umdeler
Uğruna yüklemeler yapılır çocuğun pak ruhuna

Sosyal koşulların
Gereği, idarecilerin basiretsizliği
Yüzünden onca insan neler çekilmemiş ki

Sanki
Bir zamanların
Yaşanan zorlukları
Kapıda hazır bekliyorlardı

Almadığı hırsını
Tekraren nesillere yaşatmak gibi

Bizzat hayatın karardığı
Kışların yaşandığı tütmeyen
Bacaların ayazlarında soluklanmak gibi

Sorardım bazen
Kendi kendime hiç mi
Bahar olmayacak, gönlümde

Çiçekler açmayacak
Melalimi doyasıya ısıtacak
Ve sevgiyle biraz osun bakacak anları

Artık dirliğimi
Mukayese edebilecek
Bir şeyler bulmuştum sinemde

Benzerlik
Oluşturmuyor değildim
Yaprağın nasibinde güzellikleriyle

Toz toprağın
Uğrak vermesiyle
Ayazların Hücrelerini titretmesiyle

Vakit gelince
Anlam Bulduğu dalı
Terk ederek çürüyüp gitmesini

Ne olurdu sanki
Bir nebze korkutmadan
Ön yargılarla donatmadan

Sevgilerini
Dondurmadan
Hayatın tüm güzelliklerini

Müşahhas
Bir şekilde teneffüs
Ettirmenin kıvancını yaşasalardı

Akide
Muğlâk olunca
Teslimiyet enaniyeti bulunca
Ruh
Hilkatinden soyutlanınca

Pak vicdana
Karanlık duvarlar örülünce
Bilginin açlığı Hissedilmeyince

Her şey
O kadar bariz
Ve çok anlamsız oluyor ki

Aşk sadece
Samimiyet içinde
Vakfedilen gayretin oluyor

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:56 AM

Arınmak...

Yaşamak,
için
barınmak,
Her
canlının
tabi
işidir…
Yaşatmak
için
çalışmak,
Er
kişinin
hasletidir…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:56 AM

Arkandan çaresiz bakarken!

Artık ne çare ki hal kalmadı
Ardından bu göremeyen
Gözlerle çaresiz bakarken
Esrarın perdesini aralarken
Sen yine sessiz habersizdin
Merakın ayalinde yaşamak
Ne demektir hiç bilir misin
Kopartılan yaprağı figanını
Oltaya takılan balığın acısını
Kanatlarını çırpamayan kuşu
Susuzluğa mahkûm kuyuyu
Zindanlarda çürüyen sevdayı
Kalem tutamayan parmakları
Meramını anlatamayan canı
İnsanı sefil eden zevki sefayı
Manasından uzaklaşan bir kanı
Anaya hasret meleyen kuzuları
Metanetin sancısındaki dağları
Aşksız yaşayan onca zavallıları
Öylece düşünürken sendeki aşkı
Bırakmadın hiç içimdeki bir hazzı
Git artık nereyi diliyorsan çek git
Sanki seni hiç görmediğim an gibi
Sesini asla duymadığım bir hal gibi
Yazılarını hiç okumadığım yazan gibi
Git artık dilediğin gönüllerin seyrine

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık çekilirken!

Bir hayatın
Bedeli bu olmamalıydı
Hislerin susuzluğuyla kurumamalıydı

Sevmeyi
Hissetmeyi nefeslenmeyi
Terennüm ederek hasreti içmemeliydi

Bedbinlik
Şevksiz ömürlük
Hayatın baharında başlıyordu sönüklük

Gün geliyor
Yar çekip gidiyor
Ölümü davet ediyor sessiz nefesleniyor

Sinem
Hazan içinde eriyor
Yâri özlüyor çaresizliğe kurşun sıkıyor

Zaman
Ruh keyfiyetinde nizam
Kalbin vuzuhunda gerekiyor ihtimam

Çare sensin
İçinde var olan hevessin
Nedamet şevki neylesin yar görünmesin

Rüzgâr essin
Bahar sinende neylesin
Ömür mühletinde muhabbetle tükensin

Hür ol
Gönlün güzelliğinde
Gül ol, solan yaprağın efkârıyla ram ol

Şahit ol
Anlık zevkten arî ol
Mevtanın sükûnetinde haline vakıf ol

Musallada
Tekbir getirilen yaşta
Hakikatin güzergâhında kalbine bir sor

Ellerde tabut
Gönüllerde gizlenir umut
An gelmeden yürekte yeşermezsen unut

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık çok geç!

Artık
Yıllar geçip gidince anma
Yorgun şarkılarda umutla aranma

Sevginin
Hasretiyle kavrulma
Geçmiş hatıratın izlerinde soluma

Vakti
Kaçırmıştın bir kez
Zevkle yaşıyordun hep nefes nefes

Kes artık
Yüksünmeyi ümitlenmeyi
Keş kelerle dertleri şimdi demlemeyi

Sana
Çok söylemiştim lakin
Sen dinlemek istemedin çekip gittin

Sevilmeyi
Kalbinde hissetmedin
Heveslerin peşinden sürüklenendin

Şimdi
Yeniden çıkıp geldin
Fark etmem için bahaneler serdettin

Zamanı
Halin hazanını önemsemedin
Kuruyan yürekten sen hala umut ettin

Yeniden
Hüznün bizarlığını yaşattın
Şimdi yorgun yüreğimi hicrana kattın

Yaramı
Hiç anlamadan kanattın
Bir kez daha anıların sayfasında bıraktın

Geçti artık
Ömür içinde şimdi darlık
Yorgun şarkılarla arkadaşlık yaparak andık

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık Giderken!

Onca yıl…
Farkında olmadan yaşadığım ömrüm…
Ansızın nasıl geçmiş anlayamadım ve şu an
İnanın şaşırdım kaldım, diye feryat etsem ne olacak!

Şimdi ne düşüneceğimi
Dahi, bilememenin aczini yaşıyorum,
Evet, bu dünyada işimiz bitti belli ki gidiyoruz,

Diye kederlenmem!
Ama nereye ve nasıl bir yere,
Gideceğim hakkında mütereddit olarak,

Aşina olduğumuz tabuta
Kefenlenip konacağız, salaca ya konup
Arkamızdan gelenlere bakacağız, diyerek hayıflanmam!

Tabuttan çıkarılıp
Üç metre kefenle, bizi hasretle
Bekleyen ve katiyen reddetmeyen,

Sergisi topsak olan,
Meçhulde derinliği bulunan
Kabir’e bir çırpıda ağıtlarla konacağız!

Ruhumuzun terk ettiği
Dünya ve nimetlerini, bir mühlet sonra da
Kefen ve etlerimiz çürüyerek, iskeletimizi bir ati olarak
Kalan neslimize sunacağız!

Sorgu meleklerine
Ne diyeceğiz, çok bilemiyoruz
Haşyet ve taaccüple şaşırıp kalacağız,

Kabir âlemi
Ve azabı neyse onu
Mutlaka göreceğiz ve öğreneceğiz!

Cehennem
Çukurlarından olan,
Bir çukura mı, yoksa cennet
Bahçelerinden bir bahçeye mi!

Kapı aralandığını
Amellerimiz ölçüsünde
Nihayet bir karar verilerek,

Mahşer gününü
Beklemek zorunda kalacağız!
Korku, panik, haşyet duygularını,
En büyük azıkmış gibi, hep yanımızda bulacağız.

Ve bu duyguların,
Sadece dünyaya ait olmadığını,
Çok geçte olsa nihayet anlayacağız!

İmanımızı, amellerimizi,
Hayırlı evlat ve varsa hizmetlerimizi,
Çok arayacağız beklide bulamayacağız,

Fakat
Tükenmeyen bir ümitle
Sürekli arayıp durmayacağız

Ölümün
Ne demek olduğunu,
Ancak o zaman idrak edeceğiz

Ve en müşahhas
Biçimiyle öyle anlayacağız ki, fakat
Bunu anlamakta bizlere bir kurtuluş sunmayacak.

İşte akıl ve izan sahipleri
Bu aşamaları hiç yaşamadan,
Vakit geçmeden ve mühlet varken,

Varlık ve kuvvetimiz,
Hatta en canlı hislerimiz,
Bizleri nihayet terk etmeden,

Düşünmek,
İdrak etmek ve bunun,
En büyük sermaye olduğunu bilmek,

Şan, şöhret
Ve makamların insana
Asli yet kazandırmadığını deruhte
Ederek ve anlamak durumundayız.

Ölümü, asıl
Ve bu tespitlerden
Yola çıkarak düşünmeliyiz,

Yoksa ölmüş insanların
Durumunu, tahayyül etmek,
İbret almak için belki uygundur!

Bizimde akıbetimizin,
Nihayetini bilmemek ve sadece
Bu haliyle tasavvur etmek ne demek!

Aklederek irdelemek
Ve bu tespitlerden sonra düşünmek gerek.

Gariptir belki,
Fakat anlayamadığım,
Taklide müteallik olgular benim için,
Bir çıkış yolu olarak, asla görünmüyor.

Şu an yaşamakta olduğum
Ve aramakla yorulduğum problemlere,
Çare olacak bir tek alternatif sunamıyordu.

Maşallah, inşallah temennileri,
Gerekçesiz olduğu sürece, çözümün kendisi olmamalıdır!

Hayatı anlamlı kılmak adına yaşarken,
Mesnetsiz ve içi boş saplantılara kolayımıza
Geldiği için niçin bel bağlıyoruz hala anlamıyorum

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık hazanın seyrinde bir seferdeyim.

Bülbül sesi olsa ne çıkar şarkı nağmesinde
Yalnızlığın en muazzam kederinin izlerinde
Sensizliğin hazanında *******in serinliğinde
Sen bilinmezlerin en derinlerde ki seyrinde

Artık ne çıkar ki bundan sonra anmasan da
Hiç aranıp boş yere sen ne olur hiç yorulma
Sinende maya tutmamış anılarının hazzında
Sen artık boş yere hiç oyalanma hatırlama

Acıma duygum zedelendi vicdanım meyletti
Vefa kimin derdi, kim bunun için gayret etti
İbret almak, idrake ulaşmak kimin derdiydi
Sende herkes gibi herkes birilerinin takipçisi

Boş bir idrakle bakınırsan elbette ki bir zillet
Sen ha ne olur bir kez kendi derinliğini keşfet
İnsansın, akledensin, düşünürken ne edersin
Önüne serilene meyledip mananı katledersin

Sen nesin, kimin derdisin, ne sefil bir illetsin
Uçkura meyledersin, mideni şişirip geğirirsin
Menfaat tellallığında, arlanmadan zirvedesin
Sen, enaniyetinin en mübariz bir mihengisin

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık her bahar bir hazandır.

Bırakın düşsünler tek yapraklar
Uçamasınlar kanatları kopanlar
Ağlamasın yaşları kalmayanlar
Yanmasın sinelerini boşaltanlar

Artık her bahar bir hazanı yârdir
Hicranlar benim için en değerlidir
Gün aşk için seldir gece benimdir
Şevk sevilenin keder heder içindir

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık neye ihtiyacım var!

Ne sağa ve nede sol algılara
Sevgi barındırmayan manaya
İnsanı aldatan her fraksiyona
Şimdi benim ne ihtiyacım var

Ne kem lafa, nede gizli dolaba
İnsanı gönüllü köle yapan ağıta
Manasız soluyan cahil bir insafa
Nefsine tamah eden aşkı nisaya

Ne bağım olsun ve nede bahçem
İdraki boşayınca olamasın akçem
Sevgi yolunda yalnızca bir kerem
Sevmesin neyleyim çulsuzum ben

Adım sanım aşikârdır amma lakin
Adam şan ile pek bağdaşmayandır
Sitayişte ayazı seçen âdemi hastır
Aşkı mizanın esrar kokan erbabıdır

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık neylersen öylece eğlen!

Biliyorum ki artık çaresiz
Halsiz hissiz ne çok sessiz
Tefekkür ahenginde fersiz
Meşk içinde kalan kefensiz

Artık yârin halinde halsizim
Elan renksiz şevksiz biriyim
Cananı gitmiş, bir bedenim
Sanki kederlerin hedefiyim

Neredesin desem ne olacak
Derdime bir şifa mı katacak
Saklandığı bir günde solacak
Konuşacak kelam mı kalacak

Artık neylersen öylece eğlen
Hasretmediğin sevgini beğen
Ey sevdalar içindeki gezinen
Sen neylersin ki öylece eğlen

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık neyleyim ki canı…

Hasta düştüm, seni düşünmekten,
Bitap bıraktın, benliğimi kaybettim,
Yatağımda yatamaz, kıvranır oldum,
Mecalim kalmadı, yoruldum, soldum…

Meğer bu hallere de düşecekmişim,
Ha ne var anam görmese neymişim,
Dayanamaz, tanıyamaz kaybetmişim,
Kimliğim de garip kalarak tükenmişim…

Artık neyleyim ki canı ve hatta cananı,
Gönlüm perişan, zavallı takatsiz melali,
Canan da görse gayrı, hiç reddeder gider,
Kalmadı sevgim, kurudu muhabbet hali…

Kırdınız, gücendirdiniz, merak etmediniz,
Hastane köşelerin de yalnız bırakıp gittiniz,
Vicdan nerde, ruh nerde, vefayı bilmediniz,
A dostlar dünya dâhil, her şey sizlerin olsun…

Bir candım, zararsız fakirdim, kimsesizdim,
Elimden tutan olmazdı, hakikaten arkasızdım,
Bakardım, umardım, beklerdim bir teklifinizi,
Söyleyemezdim, çaresizdim, başımı öne eğerdim…

Gidiyorum artık, bilmem ki hiç haberiniz var mı?
Nihayetin de bende bir candım, bir kez sorsalardı,
Ne bu âdemin hali, nedir ki melali diyecek olsalar,
Vallahi de istemezdim tek bir malı, hatta dünyayı…

İnsan, insanlık içinde mana bulur, kıymet kazanırlar,
Ölçü asimile olmuş, kulluk mu billahi de unutulmuş,
Cazibe, şek, şüphe, ön yargı her bir tarafa savrulmuş,
İnsanlık unutulmuş, her yere insan mukallitleri dolmuş…

Bir sevdaydı, şefkatti, hilimdi, hizmetti, muhabbetti,
Fisebilillahtı, merhametti, himmetti, bir sahavetti,
Bırakın malı, eşlerini dahi verirlerdi, ikilemezlerdi,
Nereye gideceklerini bilirlerdi, hep tefekkür ederlerdi…

Ne yani efendimiz yok, oda gitti, ama her şeyi öğretti,
Yemedi yedirdi, giymedi giydirdi, hizmette önde gitti,
Taşlandı, dışlandı ama kahretmedi, her zaman dua etti,
Onun yüzü suyu hürmetini, hiçlemediniz elan unuttunuz…

Ki o yoksulun hamisiydi, gariplerin kalesiydi, efendimizdi,
O günü bekliyor, bizleri seyrediyor, ümmetin haline şaşıyor,
Oysaki iki emanet bırakmıştım, Kur’an ve benim sünnetim,
Unutturuldular, sahipsizler, ne olur şu enaniyeti terk etseler…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Artık silik duvarlar çok anlamsızlar!

Sen hiç bilir misin sessizliğin gizli çığlığını,
Fetret içinde gizlenen sancının yaşandığını,
Nesillerin yozlaşmışlığında salınan adamlığı,
Mukallit kimliğinde ki bağnazca çığırtkanlığı…

Akıl, nesil, din can mal ekseninde ki emaneti,
Devletin derinliğine nükseden kümeleşmeleri,
İllegal ite teranelerinde ki sırnaş duyarsızlığı,
Düşmana hacet bırakmayan tuğyan simsarlığını…

Nesilleri kim vurduruyor, niyaz kime yapılıyor,
Tüketim adına bireyleri kimler yarışa zorluyor,
Gönüllü köleliğin sayfaları takiyyelerle açılıyor,
Nisa kimliğine arz çaresizliğini hep yutkunuyor…

İnsan pazarlığı aşikâr yapılıyor medeniyet adına,
Simsarlarda çörekleniyor yobazlığın panayırında,
Tahakküm yapılıyor aslı astarı olmayan gamsızlığa,
Millet adına kansızlığa, alkış tutuluyor gammazlığa…

Milletin ferdi mahkûm ediliyor darboğaz nafakaya,
Hani ölüm herkesin elinde olsa parlayacak yangına,
Neme lazımcı sırnaşığa, aşk kolsun aşkı anlayan ana,
Kalmadı şevki bahar canın hasret kaldığı akşamlara…

Zaman aynı, mekânlar farklı, insan anlamda kalmalı,
Mütemadiyen o heveslerinin zindanında yaşamamalı,
Ruhunu anlamalı, kalbin letafetinde uzlete ulaşmalı,
Hakkın sofrasında, halin muhabbetini aşkla solumalı…

Ne derviş ve nede ermiş telakkilerinden vazgeçilmeli,
İnsan iklimine öncelikle azimet mükellefiyeti dikilmeli,
Toprağın bereketinde idrak gayretinle çok filizlenmeli,
Ölümün serinliğinde tefekkür rüknü hiç ihmal edilmemeli…

İnsan u bazen yanılacak ve şaşacak ancak hali anlayacak,
Dost ikliminde yargıçlık bireyin tekelinde asla olmayacak,
Müşavere yapacak, ürkütmeden şefkatini kalbe akıtacak,
Rızayı bari için külfetin güzelliğinde o aşkla kucaklaşacak…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Arz kan ağlıyor…

Ey kıtanın mağdurları, mahzunları,
Kadınları, çocukları yetim kaldınız,
Sahipsiz, biçare, kan pare, can yerde,
Mazlum halde, kıtadan göçüyorsunuz.

Dimağım duruyor, nutkum çöküyor,
Zihnim havale geçiriyor, kalbim titriyor,
Dizlerim kireçleşti, ayaklarım gitmiyor,
Kimseler sizleri görmüyor, ilgilenmiyor.

Hani insan içindi, insanlıktı medeniyet,
Artık tanıdık senin gerçek yüzünü şirret,
Gasp, zulüm, bilinmeliydi senindir ihanet.
Tarihe şahit olarak yaşamak, bir zillettir.

Her savaşta, mağdur kadın ve çocuklar,
Aslında onlar yeryüzünün manasıdırlar,
Müstekbire karşı, hanif kulları ararlar,
Çaresizlik için de, gözyaşlarını akıtırlar.

Ne olur yarenler, dostlar, ahbaplar,
Ne bu hal, hareket yok, tüketim çok,
Rezalet ayyuka çıkmış, tavan yapmış,
Cennet vatan teraneleri her yeri sarmış.

Bu nasıl bir cennet vatan ki, ahval perişan,
Gasp ehliler, illegal tacirler, kızları satanlar,
Fuhşu, alkolü, eroini, simsarlığı pazarlayanlar.
Cennet denilen arzı mekânda tertipleniyor…

Ne vakit uyanacağız, kimlere inanacağız,
Din önderleri kayıplarda ne zaman bulacağız,
Hiç olmazsa bari hep birlikte zalimleri lanetle,
Yürek dayanmaz artık yaşanan bu vahşetlere.

Stratejik ortağımız dedik, zulme ortak olduk,
En aşağılık, pislik nifakın odağına sarıldık,
Uçaklarımızın modernizasyonları için anlaştık,
Filistin, Irak mazlumlarının sadece kanına baktık.

Eğer rahmet kesilirse, şayet bir azap gelirse,
Çoktan hak ettik, kimse tarafından bilinmese de,
Efendimiz gelse, inananların bu gafletini bir görse,
Arz sarsılır, sema katlanır, insanlar fark etmesede.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:57 AM

Askerler ve yunuslar!

İşte gözümüzün önündeki fotoğraflar...
İnsanlara güya hizmet için bekliyorlar...
Kameralar, rampalar ve bombalar...
Hadsizler! Masum yunusları da alet ettiler...
Ne yapsınlar zavallılar, insana inanıyorlar...
Oysaki hakikat! insanlığı katlediyorlar...
Hücreleri ve dokuları bulunanlar...
Bunları maksadı dışında kullananlar...
Kaybedenler, kazandıklarını zannedenler...
İnsanlar ve insanlık adına yarışanlar...
Asker, nefer, er ve birey ne için savaşırlar...
Arzı mekânın asıl sahibini dışlayanlar...
Kıtalar yetmedi, fezayı paylaşanlar...
Gasp edenler, zulmedenler, inleyenler...
İnsanlık adına diyerek, payelenenler...
Kâfirler, münafıklar, kara cahiller...
Müslüman kimliğiyle bunlara sahip çıkanlar...
Tebaalar, tabiler, kronikler, alkış tutanlar...
Safları özellikle belirsiz hale getirenler...
Ne yapsınlar Yunuslarda şaşırdılar...
İnsanlık adına katliam yapacaklarını bilemediler...
Asker, mücahit, komando, kont gerilla dediler...
Anneler, babalar bir emanet diye yetiştirdiler…
Peygamber ocağıdır diye, inanarak teslim ettiler…
Ölenler, öldürülenler ve şehit olanlar…
Geride bıraktıkları bir ömür boyu ve hala ağlarlar…
Resme bakarlar, bayrak dikerler, çiçek ekerler mezara…
Yunusların yüzmelerini, eğitimlerini izlerler şaşkın bir nazarla…
İnsanlık için, medenilik için, münevverlik için Müslümanlar…
Bakmadan, takmadan, yatmadan, kaçmadan ve yılmadan…
Tüketmeden üretmeyi, hak etmeden yememeyi, bilmeliler…
Milletin bir illet olması, ati ve mazisini unutmasıdır…
Cep telefonu hastası olması, mukallitliğin esasıdır…
Her bir yerde kulaklıkla müzik dinlemek! Düşünmek ne demek?
Stres atalım, dans yapalım, iki kadeh tokuşturalım yaftası…
Bir alt kimliğin, cahilin, gafilin, mukallitlerin cazibesidir…
Cenabı Hak ve Tekaddes Hazretleri, idrak ve ihsan nasip etsin.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 07:58 AM

Aşikâra ne, siyaset mi?

Sen terki diyar etsen de vatandan
Kurtulamayacağını bilmelisin yakından

Satılan ne vatan ve nede elan zannedilen
Sadece kullanım ortaklığıdır kabul edilen

Bak bir kullandığın her şeye hatta mabede
Hangisi ithal değil, hangisi yerlidir bir bilsene

Efrat “a” yı bilmezken, cep telefonları niye
Atisinden habersiz bir neslin faydası kime

Küreselleşmenin mimarları kimdir baksana
Neyi sana bırakıyor akledip kendine sorsana

Özentin üçüncü dünya mı, kaybolup gitmemi
İlmi siyasetten habersiz, politik bir teranemi

Kullandığın uçağa bak, silaha hatta arabaya
Hanımların mağazalardan akın edip aldıklarına

Sanatçılarına, ekranlarına, meydan avarelerine
Tetiklendiği zaman hemen yargıçlığa kesilenlere

Hani nerde irfan, abit, âlim, eren mütefekkirler
Kimler bu insanlara bir payeyi çok görmüyorlar

Din adına horlananlar, türbanları aniden soyulanlar
Millet ne demektir bir bak ıstılaha hilkatini unutanlar

Ne yapsaydı yani halk seçme hakkını kullan masamıydı
Ülkenin hali belliydi, görmese miydi, kime oy verseydi

Talanı unuttun mu, kaldırılan kararları yuttun mu?
Milletin sefaletini, paranın değerini, bayrağın kadrini

Hamasetle milliyetçilik bugün bir revaçta mı kaldı
Din adına siyaset yapanları bir gör millet dışlamadı mı?

Bir bak kendine, gücüne, taraf etrafında gezinen herkese
Akait kayıp, tarih kayık, aidiyet varoşçuluk felsefesi etkisinde

Yaptığın tatbikatta, sema da uçan uçakta, attığın bombada
Akıtılan insan kanında, içtiğin sigarada kimin izi var baksana

Kan gövdeyi götürmüyor, emperyalistler insanları katlediyor
Sınırda şehit olan Mehmetçik, hangi silahla kimleri bekliyor

Ekonomik alt yapın olmayınca, dermanın, takatin bulunamaz
Onun bulunmadığı bir mekânda, topraktan bir sual olunamaz

İster âdem ol veya istersen badem hakikatten azade
Ne Kıbrıs, ne Irak veya Kerkük tek başınasın bila beden

Ne yapabildin ambargo karşısında bire sevgili âdem
Kore ye gönderilen askerlerin akıbetlerini araştır lütfen

Ekonomiyi dar boğazdan kurtarmak adına ellili yılarda
Dünya bankasından alınan çok komik bir nakit meblağla

Askerlerimizin Kore de savaşmasına kararını verdirmişti
En milliyetçi geçinen vatan perverlere, nice siyasi emellere

Mustafa Cilasun


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:12 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.