![]() |
Biz emekçiler
Ekonomik savaş içinde boğulmuşuz Sabah evden işe, akşamları eve Aç kalmak korkusuyla geçim derdine Yaşamayı çoktan mı çoktan unutmuşuz. Kurulmuş robot gibiyiz biz Saat gibi 8,30 - 12,00, 13,30 - 18,00 Kazanmak amacıyla ekmek peşinde Yaşamak değil de; yemek derdinde 27.04.1982, Ankara Vasfiye Çetin |
Bizde de seçim mi var? ..
Bizde de seçim mi var? .. Partiler... Biri Esmeray'ın, diğeri Anita'nın partisi. Biri zenci, biri melez. Bizimkisi ortada yok; Aksu'nun partisi - sadece kendisi var bir de ara sıra görünen, genç olmaya çalışan minik bir zenci. Aksu çok çalışıyor. Aksu çok çalışıyor, ama Aksu sataşmayı bilmiyor onon için yandaş bulamıyor. Aksu - koca doğrucu derler, işte öyledir. Aksu sevgi dolu bir inci. Benim için Aksu birinci. Kendini savunamıyor diye düşünmeyin; yerine yurduna ve karşısındakinin niyetine göre davranır. Kendisini de çok güzel savunur. Laf aramızda özel taktikleri var. O ne? ! ? Bir yaygara var dışarıda... Kavga ortamı var sanki...Neler oluyor acaba? Kimler geldiler? Aaa! Anita ve Esmeray 'meydan savaşına' çıkmışlar. Kırklareli pehlivanları gibi dolanıyorlar. Önce biraz açıklamalıyım: Esmeray hiç göründüğü gibi değildir. Sessiz, sakin; cahil sanırsınız. Yanılırsınız. Esmeray sadece mesafeli, o mesafeyi de daima koruyan birisidir. Anita ise 'ana kraliçe'; görgülü, bilgili, deneyimli, politik vsr. Aslında her ikisi de akıllı. Anita daha uysaldır sanki, ama her ikisi de politiktir. (Yerine göre hepsi 'saldırgan' da olur.) İşte, Aksu'da bu yok. Aksu'nun politikada işi ne? Yer yutarlar onu gibime geliyor. Yine de siyaset değil mi? Siyaset, hiç belli olmaz. Belli olmaz... Anita'ya yüz verdik diye Esmeray havalandı, Esmeray kıskandı. Savaşın nedeni de budur. Ne yapayım o da mesafeli durmasın o kadar! Meydanda daire çiziyorlar şimdi. Toprak kavgası, yaprak kavgası, ama ana nedeni kıskançlıktır tabi ki. Beni kıskanıyorlar yaramazlar! Beri bakın! Aksu hiç kıskanıyor mu ki o, içimizden (aramızdan) çıka geldi? . Kardeşsiniz! Sevgim mi az geldi, bahçe mi dar geldi? ...Çabuk kesin kavgayı! Kesin gürültüyü! Aldım elime maşrapayı, biraz su doldurdum ve azar azar bir Esmer'e, bir Ani'ye serpittim. Sudan hiç hoşlanmazlar, hemen dağıldılar. Daha sonraları eşim püskürtme aletini akıl etti ve aynı panzerlerden dağılması için insanlara su sıkıyorlar ya biz de püskürttürerek kavgaları ayırır olduk. Yalnız bizim su temizdir (kuyu suyu da olsa) ve acıtmaz. Paşa da camdan bakıyor, izliyor olup biteni. ................. Onlarınki seçim değil, geçim derdidir. Burada üç öğün yemek veriliyor. Anita melez güzeli. Beyaz üzerine gri katılmıştır tüylerinin rengine. Esmeray ise zenci dedim ya, kömür karası dilberi. Aralarında benim güzelim (çok emeğim var onun üzerinde) , Aksu aralarında bir peri, masallardaki gibi. Hiç birisi çirkin değildir. Hepsi 'klas'! Bunlar 'demokrasi' bahçemizin güzel kedileri. Bunlar da Allah'ın emanetleri. Ezelden beri. (24.07.2007, 11.36-Derince/İzmit) . Vasfiye Çetin |
Bizim Can Karıncalar
Evin altın bir kazdı minik 'pir' karıncalar Zemin üstü görünür kümelenmiş topraklar Bendeniz eminim ki bir sürü 'timleri' var Belki de evimizi bir gün devirir bunlar. Bizim 'örgütlü kıta'; yemlerini kaptılar Çer çöp bak gördüğünü bir bir götürür 'timler' İndirdiler kilere, kümelendi topraklar Milletimi 'açlığa' sürüklemesin bunlar? ! Birlikte hamal gibi yükünü alır gider Yiyecek kaçırmazlar, her yere yetişirler Ölüsünü sürükler bizim mini miniler; İndi yerin altına, birikmiştir tohumlar. Yerin dibinde gizli birikilen tohumlar Hadi, ben söyliyeyim bilineni bir sefer: Kıtlık baş gösterdi mi yetişir karıncalar İyidir, el verilir, mini can karıncalar! (3l.05.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
Bu Terör Değil, Bu Savaştır
Bu bir savaş. Bu, terör değildir. ***Yok, yazamam şiirlere. Şiirler yavan kalır; az gelir,az... Girecektir satırlara kahpeler; kıyamam temiz sayfalara. Yok, şiir yazamam: şiir kirlenir. ***Askerimiz gaziler, şehitler yücelir. Ordumuz yücelir.Yücelir ordumuz. Kirletir şiiri kahpeler. *************************** ***Hayır! ! ! Şiirlere de yazar, öykülere de. Belki temiz sayfalarla düzelirsiniz. Belki temiz sayfalarla arınıp, düzelirsiniz siz. Gönülde yazılanı şiirler, öyküler, romanlara da yazarız. Hala görmemek için gözlerini kapatan, Hala duymamak için kulaklarını tıkayan, Hala gerçeği konuşmayan, konuşamayanlar Teşhir edilir Hayat düzelir. ***Kardeş kardeşi vuramaz, vurdurmaz Birlik olur! ! ! Kim bizi kullanmaya kalkarsa yok olmaya mahkümdur! O, yok olur. Bu terör değil, savaştır. Bu bir savaş. Ve gerekirse biz mükemmel savaşırız! (Ankara,13.05-21.10.2007) Vasfiye Çetin |
Canım
Üzgünüm demekle anlatamazsın, Değişir insanın bütün kimyası. Düşünemiyorsun, ağlayamazsın, Dağılır ruhumun varlık deryası. Yüreğin burulur, soluyamazsın. Gözyaşların kurur, ağlayamazsın. Derdini döküp de paylaşamazsın Ukde bu içimde, çıkaramazsın. Ne konuşabilir, ne gülebilir, Ne gidebilirsin, ne dönebilir, Çaresizliğini atlatamazsın. Gününü gün edip yaşayamazsın. Kasılıp kalırsın, düzeltemezsin. Hislerin donmuştur, çözülemezsin. İlaç mı ki zaman, hiç bilemezsin. Yaksın güneşlerin, eritemezsin. Ne zaman bitecek üzüntülerim? Ne zaman gülecek garip yüreğim? Ölmüşüm de beni gören bilen yok! İstemem teselli, söze karnım tok. Üzgünüm, çok üzgün, anlayamazsın. Yaşaman gerekir, kavrayamazsın. Çaresizlik nedir bilmek istersen Gel gör beni gülüm ne hissedersen... Savcı değilim yargılayamam... Kereste değil ki, parçalayamam... Gözünün yaşına ben dayanamam! Canımın canına, asla kıyamam! Sular bulanır da süzülür gider. Ana yüreği de kavrulur, yiter. Öyle şeyler var ki, gelir yaralar- Baba bir ağlar ki, ana bin ağlar! Mutlu edeceksen, sevmen gerekir. Seviyorsan acep üzmen nedendir? Akıllı ol kuzum, doğru ol dudum! Gayri ötesine, yoktur yorumum. (11.02.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
Canım!
Benim için Cuma'ların en hayırlısı Benim için sen, yavruların en güzeli. Hangi Ana'ya yavrusu çirkin görünür? Böyle Ana varsa eğer, bu can, üzülür! (20.01.2007-11.35, Ankara) Vasfiye Çetin |
Çağrı
Tabiat ana, tabiat ana Al beni de, al beni de Al kollarına! Güneşi, ışıkları, Kameri, yıldızları, Rüzgarı, bulutları, Yağmuru toprakları, Çiçeği, kokuları Yaşatır insanları, Hayvanları her canı. Tabiat ana, tabiat ana Al beni de, al beni de Al kollarına! (Ağustos, 1981) Vasfiye Çetin |
Çocuk!
Tepem atmış; kafam bozuk Sarsma güvenimi çocuk Düzen bozuk ise bozuk - Sen kimin oğlusun çocuk? ! (Derince, 19.08.2007) Vasfiye Çetin |
Çok şükür
Kütüphanenin bekleme salonunda, Oturmuşum. Araştırma bölümünde Ödev hazırlıyor oğlum. Kütüphane kültürü yok ki fazla, İnternet var, çünki. Ne işim mi var burada? Kendi işini kendi mi yapsın? Haklısınız, belki. Ama söz verdim. Annesiyim; Söz verdiysem eğer, Yerine getirmeliyim. Ben önerdim, aslında. -Oğlum, birlikte gidelim mi? Dedim. İtiraz etmedi, kabul etti. Sevindi sanırım. Sevindi. Biraz önce yazdım ya, Kütüphane kültürü yok ki... Onlar, bilgisayar çoçukları. Eh, gelmem fena mı oldu? Yooo, hayır. O, Araştırma Merkezinde mutlu. Ben koridorda. Oğlu araştırıyor, Anası karalıyor. Bu sakin ortam sevilmez mi? Sözümde durdum ya, Gönlüm huzurlu. Kütüphane olayı... Ne çok şey değişmiş meğer Çocukluğumdan beri Doluyum, dolu... Hele kırkı geçeli Ne de çok değişmiş... Bir kitaplar eski Kitaplar, ihanet etmemiş, Ayni. Oturmuşum kütüphanenin Bekleme salonunda. Salon da değil ya, Koridorunda. Hastane odasında Değilim ya, Bu yaşımda? Ben, kültür yuvasındayım. Bugün. Şükür. Çok şükür! (19.02.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
Damla damla
Damla damla bir göl olmuş yüzlerim Hiç büyümez çocuk kalmış yüreğim Duvarlara vurup kırsam başımı Es geçerim güldürmeyen bahtımı Bakıp bakıp resimlere ağlayan Dönüp dönüp bendenizdir oynayan Kayıplarım hep kanayan bir yara Nöbetlerim hiç geçmeyen bir sara Yaşantımız sınav sınav hiç bitmez Zenginleşir duygularım tükenmez Hoplar zıplar sek sek oynar bedenim Sevinirim üzülürüm ben benim. (06.07.2007, Derince) Vasfiye Çetin |
Değer Mi?
Değer mi cananım hep düşünmeye Bugün varız belki, belki yarın yok Bukadar derinden ahlar çekmeye Acılar içinde yaşayanlar çok. Değer mi yar için yaşlar dökmeye, Dünyamızda hiç mi başka seven yok? Sevgini derinden, derin gömmeye, Seven insan çok, seven kalpler çok! Değer mi paraya gönül vermeye, Kişilerde gönül zenginliği çok Uzakta kalanlar, hasret çekmeye, Etrafta yaşayan dostluklar mı yok? Değer mi aşk için canım ölmeye, İnsanlığı bilen yoldaşın pek çok Sana bana kızıp, onu dövmeye, Kavgalardan güzel, anlaşmak mı yok? ! (16.08.1981) Vasfiye Çetin |
Derya
Derya koymuştuk oğlumuzun adını Alay eder gibi gülmüş öğretmeni. Anlatırken olayı dolar gözleri Deryalarım benim oldu Arda şimdi. (06.05.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
Dinleyin beni de...(Son sözüm)
Burada hayvanlar en fazla üç sene yaşarlar. Kimi zehirler, kimi döver...araba çarpar ölür. Bizim gibi sevenler, besleyenler de var. Açlık derdiyle biribirilerini 'yerler', gözlere vurup biribirilerini kör ederler. Kış olur yumulurlar bir yerde kardeşçesine: kalan kalır, ölen ölür. Hava ısındı mı kavgalar artar. Oyunlar da. Acemidirler, ilk doğumlarıdır; bakamazlar ve yavruları ölür. Yanına gelirler. 'Miyav miyav' derler. Anlamazsın. Anlamazsan tekrar ederler... Ya yemek ister, ya 'yardımına muhtacım' der; anlayana. Hayvan derdini anlatır, anlatmaya çalışır var gücüyle, insan olana. Yavrusunu zaptedemez, yardım dilenir: 'Yavrularım kaçıyor, acemiyim, tutamıyor kaldıramıyorum, yardım et' der. Sen anla diye dolanır durur; bir kutuya gider bir ayaklarının dibine gelir ve acı acı, telaşlı, endişeli bağırır: 'Miyav miyav! '.. Anladın mı yavrularını kaçamıyacakları derin bir kutuya yerleştirirsin. Hayvan susar ve gelir ayaklarına sürtünüp teşekkür eder, gider. Ya da ilk doğumun tecrübesizliğiyle emzirmeyi bilmez, beceremezler. Enjeksiyonla(tabi ki iğnesiz) yavruları beslersin. O kadar miniktir ki ağızları, biberonla besleyemezsin. Ana hayvan gelir, yanında patilerini dizine dayar; yüreğinden gelen(sadece anaların anlıyacağı) bir ses tonuyla 'miyav' der usulca...(Merak etmeyin, babalar da anlayabilirler.) Doyurup yavruları kutuya bırakırsın. Zaten iki-üç damla süt yeter, yavrular 'aç gözlü' değiller. Hayvan başını ayağına sürer - teşekkür eder ve gider. Senden en çok ne isterler? -Sevgi, sevgi,sevgi. Kıskanırlar, evladın gibi. Paylaşmak, sevgiyi paylaşmak kolay değil, tıpkı biz insanlar gibi. Yardım dilenir. Hele anaysa... Yavrular küçük, yavrular aç, yavrular ondan süt bekliyorsa eğer... Ardına takar onları, yaklaştırır, ama fazla değil; arkasında bir yerde bırakır(onlar kendi ses-vücut dillerinde anlaşrlar) . Yavrularını kendisine yakın, ama arkasında ve benden uzak, ama görebileceğim kadar da yakında bırakmışken şöyle dimdik, arka patiler ve totosu üzerinde, ön patileri düzgün bir şekilde vücudunun dibinde, dimdik(asil bir duruşu vardır) , hayvan seslenir: - Miyav! . Dikkatini çekince ardına bakar - yavrularını gösterir, hemen başını döndürüp gözünün içine boncuk boncuk, gözlerini kırpmadan bir nazar atar ve nazikçe, kibarca seslenir: - Miyav. Lafı uzatmaz, bir iki yalanır:'İşte yavrularım, onlara bari acı - geleceğimizdir - açız, ne olur doyursan beni, süt bekler bebelerim' deyiverir. .................................................. .... Yüreğiniz varsa eğer, yardım edin. Yürek yoksa da...söz de yok. .................................................. ... Bir gün merhamet dileyen siz olabilirsiniz. Son sözüm. (Derince/Kocaeli, 24.06.2007-09.45) Vasfiye Çetin |
Doğa
Kışları kısmetsin, Yazları çiçek, Bahar kelebeksin, Sonbaharda renk. Vasfiye Çetin |
Doğum Günüm
Her ne kadar esse de rüzgar Mevsimlerden terketse de yaz Serinlemiş olsa da havalar - Neden güzel, Eylül neden güzel bu kadar? Düşündüm durdum bu gün. Sonunda buldum Sonunda buldum Eylül neden güzel... Bugün benim doğum günüm, Doğum günüm var bugün. (16.09.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
Doğum Günün Kutlu Olsun Annem
Doğum Günün kutlu olsun Annem! ...Dört kızın vardı, üçü kaldı - Al birini vur ötekine. En büyüğünün başına Depresyon musallat oldu. İki numaramız en güçlü, sağlam En aktif, en cesurdu; Onu da bir yıl içinde Üç ameliyat Durdurdu Pes etmek üzere. Üç numaran, beni Beynimdeki ur vurdu. Dördüncü kızını, Deprem aldı - Bilinmeyen diyarlara götürdü. Sen ne güçlüsün Annem! Allah sana sabrını eksik etmesin. Hayranım sana, Canım Annem! Yetmişinden sonra bulmacalara kapıldın. Yenilmedin bu hayata. Yenilmedin. Örnek alsın bu kızların seni - Savaşmayı öğrensinler. Yenilmesinler. Doğum günün kutlu olsun Annem! Seksene -doksana ne kaldı? Onları mutluluk içinde kutlayalım Seninlen. Dayım doksana bastı Annem, Sen de dayan. Ne kaldı? Onun dayanağı var mı? - Ne eş, ne evlat. Müzmin bekâr. Bizlerden başka kimi var? Onu seven... Senin daha üç kızın var, Sana en büyük kârın onlar. Canım Annem, Mutlu Yıllar! ----------- 08.11.2003 - İki numaran pes etti - Dünyamızı terketti. ..Dayım da çok geçmeden Gidiverdi peşinden. Kalanlar sağ olsunlar... (16.10.2003 -...2004 Ankara) Vasfiye Çetin |
Dön
Ölümün soğuk nefesini Hisseder gibiydim. Dizlerimden derman Gözlerimden fer Kalbimden can Giderdi. Bir serinlik duyardım. Loş olurdu koridor Ürperirdi her yerim İçim bir tuhaf olur Korkardım. O soğuk nefesi ölümün Sarardı her yeri. Ne olur, Ne olur geri dönelim. Geri dönelim, ne olur. Geri dönelim, Dönelim Dön... ... Soğuktur ...........nefesi ............ölümün. (28.04.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
Döndür Hayata
Hani olur ya Sebepsiz için sıkılır, daralır Kendini kafeste sanır, Bir şeyler olur ya... Kararır dünyan Gün Yok olur, Işıksız kalırsın bir dem. İmdada duçar olacak sesimi duyan var mı? Hey Adem! Ciğerime dokundu yıldızlar Fena oluyorum, fena oluyorum ben. Mideme hançer saplanır Cenderelerdeyim. Ah canım sinem... Kasılır, karnım acır İncinir yüreğim hemen. Ne oluyor bana Az önce şarkılar söyleyen ben miydim? Şarkılar dinleyen ben... Sebepsiz bir şey var ya, Hani olur ya bazen? .. Hava bulutlandı birden. Kurtarın beni! Neden, neden, neden... Neden sevdiklerim gelir aklıma Ve sen... Sen koru Yarabbim! Bu elem, bu keder neden? Yardımına muhtacım; Kulunum ben. Yardımına muhtacım Ne olur, Ne olur çabuk gel Allahım, Allahım gel... Ah, yeter! Hayır hayır! Sana değil bu sitem. Yunus misali mi Bendeki bende bir ben var; Bendeki ben... Yarabbim gel, gel al beni benden. Al beni benden. Yarabbim, döndür hayata! Hayata döndür. (09.06.2007-14.17,Ankara) Vasfiye Çetin |
Duam
Bir yüreğim olsun Tanrım Tek can değil de İnsanlıkla dolu, sevgi dolu Bir yüreğim olsun, Tanrım. Bir sevgilim olsun Tanrım Benle değil de Güzellikle dolu, yüce ruhlu Bir sevgilim olsun, Tanrım. Bir hayatım olsun Tanrım Mutlu değil de Mutlu anlarla dolu, anlamlı Bir hayatım olsun, Tanrım. (08.06.1981-Ankara) Vasfiye Çetin |
Duygusuz
Bu kaçıncı sevgin canım Kaçıncıdır bu kurbanın Hep son diye sevinirsin Ve anlarla yetinirsin. (10.01.1979-Ankara) Vasfiye Çetin |
Düğümler Boğazımda
'Ağla gözlerim ağla' Görmesinler halimi ...Duymasınlar sesimi ......Bilmesinler derdimi. 'Ağla gözlerim ağla' Unuttum gözlerini ...Hatırlamam sesini ......Sineye çektim seni. 'Ağla gözlerim ağla' Sensiz kalan yaşamda ...Kimse yoksa yanımda ......Düğümler boğazımda... (03.05-22.05.2007,Ank |
Dün...
Dün hep aynı havayı bizler soluduk Az önce karlar yağdı bizler soğuduk. (15.04.2007,Ankara) Vasfiye Çetin |
Dünyam
Yandıkça bir ışık penceremde Dolar hep umutlarla ******* Gördükçe aydınlığı içinde Coşar gönlüm, huzuru heceler.. (14.04.1978-Derince) Vasfiye Çetin |
Eh, ben...
Hiç kimseyi sevmedim bugüne kadar Böylesine bilerek, duyarak, Ama yanlış birini sevdim ben, dostlar - Eh, olsun, sevdim ya, sen ona bak. (01.06.1981-Ankara) Vasfiye Çetin |
Esprisindeyim
Cebeci bulvarındayım, İnsanlar arasındayım. Kulunuz, bu ortamdayım, Bendeniz aranızdayım. Merkür'ün etkisindeyim - 'Kalem' mertebesindeyim. Böyle nasıl boş dururum? Yazmazsam, 'kudururum'! Yengecin etkisindeyim Bir güçlüdür ki hislerim; Yaşam denen gemideyim - Dalgalanır da giderim. (12.01.2007,12.20-Ankara) Vasfiye Çetin |
Evlat
Yapıcıyım, onurluyum, Başarılı, gururluyum, Çalışkanım, coşkuluyum, Kararlıyım - çok mutluyum! Seviyorum Ailemi, Ailem de sever beni, Yeganedir dayanağım, Yuvam - benim sığınağım! Dertlerimi anlatırım, Sevinçleri paylaşırım, Her anımda biliyorum - Seviliyor, seviyorum! (11.02.2007-Ankara) Vasfiye Çetin |
Ey Oğul!
Ey oğul! Sana harama el uzatma dedimdi Beni dinledin mi? .......... Vur, öldür! Namazımı kıl Duanı oku. ........ Ardımdan ağlama. (İzmit,15.08.07) Vasfiye Çetin |
Felsefe
Her dönüş, bir kaçıştır - Yaklaştıkça, uzaklaşıyorum senden. Her kaçış, bir dönüştür - Uzaklaştıkça, yaklaşıyorum sana! (26.04.1978) Vasfiye Çetin |
Gariban
...Sağlık konusunda her alanda bedava olacaktır diye algılayan ve diretenlere: Söyleyince gerçekleri ben Konuyu değiştirir hemen. Pöh! Bedavaymış sağlık - Kuyruklu yalan! ! ! Aziz Nesin duyuyor musun? Uyan! Kalk kabirden... Söylenen en büyük yalana Yani; desteksiz atana İnanır mı inanır insan. Halkım - Hüsranoğlu hüsran, Hep gariban. (Temmuz 2007, Derince) Vasfiye Çetin |
Geç
Sende ayrılmışsın Başkentten, Ayrıldıktan sonra öğrendim. Dahası yok artık sevdiğim, İstemek için, geç, vakitten. Demek ayrıldı yollarımız? Eh, öyledir. Olsun, ne çıkar? Hiç birleşmemişti ki zaten Ne yazar, bir umut içimde Eskilerden beridir hep var. Lakin, boş bir umut. Vakit geç İstemek, söylemek için. Geç. (12-16.11.1981/İzmit) Vasfiye Çetin |
Gemiler
Unutma ki her gecenin ardından sabah gelir, Her karanlığın ardından güneş doğar. Hiçbir dert kalıcı değildir, *******i de yıldızlar parlar. Bak, denizde beyaz bir gemi Dolaşıyor bak, ülkemizi. Ulaştırmak için baharlı günlere Denizler doluyor beyaz gemilerle. (21.12.1978-Ankara) |
Gönlüm
Gönlüm güzele takılır ezelden beri Her kim olursa olsun güzeli severim. Aşık bir insanım. Aşık olurum Bir şarkıda da denildiği gibi: 'Her bahar aşık olurum...' Olurum. Güzel her bir şeye olduğum gibi. (16.07.1982-Derince) Vasfiye Çetin |
Gurbet Şarkımsın
Görsem de her gün ve her gece seni Bana öyle yakın gurbet şarkımsın. Barış şarkısı yazıyorum sana Darıldım da bugün bakışlarına. Kavgamızı anımsayamasam da Bil ki, bir dostunum, heran yanında. En ağır kelimeyi saklıyorum Uygun anımda söylemek üzere, En ağır kelimeyi saklıyorum - Sendeki havayı beğenmedim de; Mütevazi, alçakgönüllü gibi Güleryüzlülüğünü arıyorum, Somurtkanlığını protesto edip - En güzel kelimeyi arıyorum. Kahkaların geliyor derinden, Hayat dolu, mutlu sesin geliyor: Sen benim gençliğim, sen herşeyimsin, Seninle güzelim. Senle yaşarım. Aramızda tek - duvar - olsa, özlerim, Gençliğimi özler gibi - severim! Görsem de her gün ve her gece seni Bana öyle yakın, gurbet şarkımsın! .. (12-16.07.1982 / Derince) Vasfiye Çetin |
Günaydın
Karşı kıyılarda komşular yaşar Yanar ışıklar da nazlı göz kırpar Kararır gölgeler yorgun bedenler Kapanır kirpikler uyuşur gözler Süzülür yunuslar dalgayı izler Salınır yosunlar dipte gemiler Mercan kayalarda deniz dibinde Uyur balıklar da suyun içinde Yakamoz kovalar yaman dalgalar Köpürür deryalar Dünyalar saklar Batık gemilerde balık adamlar Suların dibinde tarihi arar Bir renk cümbüşüdür uzayıp gider Tatlı gülüşündür uykumu siler Sabah olmuş yine gün aydınlandı Güneş doğmuş gene Doğa canlandı Demleniyor çaylar denize nazır 'Günaydın çocuklar, kahvaltı hazır. Memleketin yazı burda çekilir Türkuazın hası yalnız bizdedir! (23-25.02.2007,Ankara) Vasfiye Çetin |
Günlerdir bekliyorum
Günlerdir bekliyorum, gelip anlatırsın diye Anladım, sen gelmeyeceksin, girdim niyetine: Otur karşıma şimdi, anlatıp hemen Kozlarımızı paylaşacağız seninle. Aramızda geçen bunca şeye rağmen Ne sen beni kır, ne de ben seni... Ya ben seni vuracağım, ya sen beni Ki ben, çoktan vurulmuşum zaten. (22.08.2007-13.00/Derince) Vasfiye Çetin |
Güzel
Ben mi çilekeşim .........Kötü mü kader... Benim sevdiğimi .........Sana vermişler... (22.06.1981) Vasfiye Çetin |
Güzelim
Sana 'teşekkür' derdim - ) Fazla söze ne gerek? Anlamını bilmezdim - ) Oğluma sorana dek! İki satır yazsaydın - ) Yorulurmuydu elin? Çok teşekkür ederim - Canım güzelim benim! ) (26.02.2007,Ankara) Vasfiye Çetin |
Haberin yok
Öyle güzel göründün ki sen bana, Ama ben, sarışınlardan hoşlanıyorum. Haberin yok. Saçların siyah, dalgalı, saçların güzel, Siyaha bakan kahve rengi gözlerin güzel, Ama ben, sarışınlardan hoşlanıyorum. Tanımam seni, sesin öyle güzel, Öyle sakin,uysal - görünüşün güzel Ama ben, sarışınlardan hoşlanıyorum, Ve... seni, tüm esmerliğinle seviyorum. Haberin yok! (26.10.1981-İzmit) Vasfiye Çetin |
Hafta Sonu Sabahları
Ekmekleri kızartsan, Kahvaltı hazırlasan - Uyanmazsa adamlar Yalnız kalır kadınlar. Her sabah böyle değil, Hazırlayan değişir; Eş veya evlat olsun - Sofraya kurulursun. Uyku tatlı mı tatlı Düşler, ballı mı,ballı. Karabasan gelmesin - Uyanmasın, dinlensin! (14-15.01.2007,Ankara) Vasfiye Çetin |
Hani Olursa
Beni davet edecekmisin okula? Ağlamayacaksan. 'Laci' mi, siyah mı giysem? .. Hani annenin beyaz, işlemeli blüzu var ya, Onu giyiveririm olsa olsa... İnan ki gelirim koşa koşa. Ağlayacaksan da Birlikte ağlarız anılarımıza. (27.05.2007, Ankara) Vasfiye Çetin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:03 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.