![]() |
1. -houston, ahmet kalemimi aldı vermiyor.
2. -houston, abi uykum kaçtı ordaysanız muhabbet edelim. 3. -houston.. -evet? -deniyorum abi orda mısınız diye. yok bi şey. 4. - hüsto abi ruslarla kenetlenme olayı vardı ya. - evet canım vardı, burda yazıyo raporda. - hah işte mehmet ruslara nah yaptı camdan, herifler kenetlenmeyiz diyo. - aferin canım.. ben arıyorum konsolosu. 5. -houston, amirim diyo ki bi kişi daha yollıcakmışsınız. böyle okey oynayamıyomusuz. -tamam raporunuzda belirtin siz. 6. -deneme 1..2.. deneme.. puff pufffff -yuzbaşı volkan napıyorsunuz? -bi karışma be güzelim. benim dayıoğlu tesisatcıda çalışıyo. biliyoruz da yapıyoruz. 7. -hüstiiiinn, lan biz hakkaten uzayda mıyız şimdi? -apollo 31, onaylandı. -ba mına koyim teknolojiye bak bee. 8. -houston we have a problem -nası guzelim? neyini kurcaladınız yine aletin? ellemeyin arkadaşım her yerini. bana zimmetli alet ben ugraşıcam sonra. 9. -houston gemi kontolden çıktı. ne yapmam gerekiyor şimdi. -orda ana panelde kırmızı bir düğme var görüyor musun? -evet gorüyorum. -o düğme sana girsin. ahahah 10. -houston, fener maçı kaç kaç 11. - hauston - yine ne var - ne güzel ismin varmış senin be. hey allahım be.. 12. - hauston, kına gecesi ne zamandı 13. -apollo 31 napıyosunuz orda bu duman da ne? -mangal yakıyoruz güzel kardeşim. hapla olmaz ki bu beslenme işi bilememişsiniz siz. -karbonmonoksitten zehirlenme ihtimaliniz var, derhal söndürün. -hışşşşş. delikanli adama bi şey olmaz 14. - hauston, çekirdekleri nereye atayım - sağda bi boşluk var - oeaehae yok oldu bu hauston. david copperfield gibi it oğlu it. 15. - huston..abi oyun yok bu alette ?!? - anlaşılmadı kaşif 12.. - yok abi haşim diil.. şevki ben.. hani tanışmiıştık kokteylde.. - ne diyosun kardeşim ? - oyun diyorum abi.. af buyur kıçıkırık telefonlarda bile snake var, raket var.. ayıp valla. - çıkıp istop oynayın siz, anca keser.. hadi bakim.. 16. -houston, sanırım koaksiyel ateşleme sisteminin duplikasyon bölümünde yakıt sıkışmasından kaynaklanan bir hata var. -gemi gidiyor mu genç? -onaylandı houston. -devam et o zaman devaaam. |
Bir Zaga Programı...
Müslüm Gürses: Ben şimdi düşünebildiğime göre varım tabi. Okan Bayülgen: Bunu birisi daha söylemişti baba Müslüm Gürses: Olabilir, bizden duymuş söylemiştir mümkündür, o da bizim kardesimizdir. -------------------------------------------------------------------------- Seren Serengil: Ay çok güzel söylediniz, yani kendimi jiletleyesim geldi. Müslüm Gürses: Ne jileti, milenyuma girdik -------------------------------------------------------------------------- Bir konserinde fanatik hayranlarından biri aynen şöyle bağırır; Müslüm baba anamı mikte senin gibi evladı olsun! -------------------------------------------------------------------------- Müslüm Gürses'in zamaninda onlarca hayrani varken o donem pavyonda çalışan muhterem nurla evlenmesini idrak edemeyen bir muhabir ve Muslum Baba... Muhabir: Neden evlendiniz? Muslum Baba: "Yalnizlik allaha mahsustur!" Muhabir: Hayir! Yani beklenmedik bir anda evlenmistiniz! Onu sordum! Muslum Baba: "Tasin kalbi yoktur. ama onu da yosun sarar" Muhabir: !??!!* Eee.. iii... sey... yani neden Muhterem Nur? Müslüm Gürses: "Muhterem hanim nur gibi muhterem bir kadindir!" Muhabir: ?!!?? eeooo... -------------------------------------------------------------------------- Reha Muhtar: Muslum bey, van kedilerine sizin muziginizi dinletiyorlarmis. yorumunuz nedir, efenim? Müslüm Gürses: Eeee, burdan butun van kedilerine selam ediyor onlari opuyorum. Reha Muhtar: Hangi takimi tutuyorsunuz efendim? Müslüm Gürses: Besiktas, yok yok fenerbahce --------------------------------------------------------------------------- Muslum Gurses ilk sahneye ciktigi kiyafetinin renginin lacivert oldugunu iddia eder, karisi duzeltir mordu diye: cevaben : - Canim ha lacivert ha mor, ne farkeder? -------------------------------------------------------------------------- Bir konserinde "Paramparca"yi soyledikten sonra seyircilere: Yaw kasedim cikali daha iki gun oldu hepiniz ezberlemissiniz parcayi helal diyerek milleti gulme krizine sokar. --------------------------------------------------------------------------- Hakan Tasiyan ilk ciktiginda "arabeskin yeni peygamberi benim" diye bir aciklama yapar. Muslum Gurses'e de bu aciklama hakkinda ne dusundugunu sorarlar. Cevap: Ben oyle bir peygamber gonderdigimi hatirlamiyorum... |
Mitolojide tanrilarin içkisi olarak kabul edilen sarap, Tevrat, Incil ve Zebur'da kutsal içki olarak anilir.Sarabin ilk ortaya çikisi ile ilgili çesitli efsaneler anlatilagelmistir.Anadolu'da anlatilan en yaygin efsane ;
Nuh peygamber bir gün Agri Dagi'nin eteklerinde dolasirken son derece neseli bir keçi görür. Keyifle hoplayip ziplayan keçinin nesesininin kaynagini merak eden Nuh peygamber keçiyi takip eder ve keçinin iri taneli bir meyveyi yedigini görür. Bu meyveyi çok begenen peygamber üzüm suyunun tiryakisi olur. Nuh'un keyfini fark eden seytan, onu kiskanarak yakici nefesiyle asmalari kurutur. Ancak, Nuh bu duruma çok üzülüp kederlenince seytan merhamete gelerek, asmayi kurtarmak için 7 hayvanin kaniyla sulanmasi gerektigini söyler. Nuh, onun dedigi gibi aslan, kaplan, ayi, köpek, horoz, tilki ve saksagandan olusan 7 hayvanin kani ile asmayi sular ve asma yeniden canlanir. Iste bu yüzden o günden beri üzümün suyundan ya da bu meyveden üretilen içkiyi içenler, ya aslan gibi cesur, ya kaplan gibi yirtici, ya ayi gibi kuvvetli, ya köpek kadar kavgaci, ya horoz gibi gürültücü, ya tilki gibi kurnaz, ya da saksagan gibi geveze olurlar. |
Lise son sınıfta okuyordum. Sosyoloji dersinden sınavımız vardı. Tabii bende çalışmamıştım sınava. Napayım falan derken bari kopya çekeyim dedim. Sıraları duvarları dolduruyorum. Elime de kopya yazayım bari dedim ve doldurdum avuçiçimi. Bu arada hocamızda çok komik birazda saf bir adam. Neyse sınav başladı bende hemen icraate koyuldum.
Elimdeki kopyalara falan bakarken hoca geldi yanıma. Elini aç dedi, bende acmam dedim. O aç dedikçe ben diretiyorum. En sonunda açmadım ama sınavdan da olduk yani. Sıfır puan aldım. O dersin 2.sınavına girecektik tabii benim baya bi kasmam gerekiyordu geçmem için. Çok çalıştım sınava .İlk sınavda hoca beni rezil etmişti tüm sınıfa, bende öcümü alayım bari dedim. Sınava çok az kalmıştı. Elime 1-2 bişeyler yazdım. Hoca sınıfa geldi ve beni öğretmen masasında sınav yapacağını söyledi .Bende eyvallah farketmez hocam dedim. Sınav başladı. Tabi ben bütün soruları hemen bitirdim. Muziplik olsun diye elimi açıp bakıp duruyorum hoca çaksın olayı diye. Hoca gördü tabi bunu,hemen yanıma geldi aha yakaladım işte seni dedi. Aç elini dedi bende actım tabii. Hoca elimin içine bakıyor ama okuyamadı elimi. Arkadaşı çağırttı ve sesli sesli okuttu. Elimde aynen şu yazıyordu: HOCAM PAPAZ HER ZAMAN PİLAV YEMEZ! Biz koptuk o anda.Ne sınav kaldı ne de ders.Ama ben geçtim sonunda o dersten. :)) |
Kadinlar Ne Zaman Vermez!!
1- Saf Bi Adam Oldugunu Anlarsa Namusluyum Ayagina Vermez, Surundurur 2- Arkadas Ayagina Vermez 3- Kankine Vermistir Vermez 4- Paran Yoktur Vermez 5- Isin Yoktur Vermez 6- Isin Coktur Ilgilenmezsin Vermez 7- Iyi Davranirsin Vermez 8- Fazla Ustune Dusersin Vermez 9- Icirmezsen Vermez 10- Fazla Icirirsin Veremez (kusar Musar Saga-sola) 11- Eski Erkek Arkadasini Hatirlar, Esir Alir, Vermez 12- Istemezse Vermez 13- Hastadir Vermez 14- Ustadir Vermez 15- Ilk Gun Vermez (seviyorum, Cikiyorum Olayina Girilmisse) 16- Ev Kalabaliksa Vermez (oyle Arka Odada Falan Kasar) 17- Bodrumdayiz (mugla'da Olan) Verir Sanirsin Vermez 18- Ayakustu Vermez 19- Yagmur Yagar Vermez 20- Sular Akmaz Hic Vermez 21- Deprem Olur Korkar Vermez 22- "annemler Gelecek" Der Vermez 23- "annenler Gelecek" Der Vermez 24- Uff Der Vermez Puff Der Vermez 25- "gobegin Var" Der Vermez, Eritsen De Vermez 26- O Buna Verdi Ben Bu Salaga Vermem Der Vermez (ayni Kefeye Konma Olayi) 27- Ailecek Tanisiyorsunuzdur Vermez (filanca ******ymus Olayi) 28- Icine Abuk Bi Camasir Giymistir Rezil Olacagiz Der Vermez 29- Burcunu Begenmez Vermez (aslanlar Sadik Olmazlar Olayi) 30- Kedini Sever Vermez, Kopegini Gezdirir Vermez (sivisma Yollari) 31- Kasardir Vermez 32- Koy Kizidir Vermez (2+2=4 Etmez Hali Bu Iki Durum Icin Gecerlidir) 33- Ozel Olmazsa Vermez 34- Aramazsin Aramazsin Icap Edince Ararsin: Anlarsa Vermez 35- "arkadasima Yaziyosun" Der Vermez 36- "niye Aramadin" Der Vermez (en Klasik Alisilagelmis Hal) 37- Guldurmezsen Vermez 38- Guldurursun "yavsak" Der Vermez Kisacasi Kardesim, Bu Kadin Milleti Vermeyecegi Varsa Vermez... |
Kelimeler ve bilmediğimiz anlamları
Aşk : 1 sesli, 2 sessiz ve 2 aptaldan oluşan sözcük. Nanosaniye : Trafikte ışığın yeşile dönmesi ve arkadaki hayvanın korna çalması arasında geçen süre. Futbol : Kadinlarin kocalari yerine bilmeden evlendikleri eğlence. Hardware : Bilgisayarın software arızası nedeniyle bozulması durumunda yumruklanan kısmı. Ekip çalışması : Bütün suçları ekibin geri kalanına yüklemeyi sağlayan çalışma biçimi. Doktor: Hastaliginizi ilaçlarla iyilestiren, sonra da sizi faturalarla öldüren kisi. Patron: Geç kaldiginizda ise erken gelen, erken geldiginizde geç kalan kisi. Gözyasi: Erkek gücünün, kadin gücü karsisinda bozguna ugratilmasina yarayan hidrolik güç birimi. Söylenti: Ses hizindan bile hizli dagilan haberler. Sözlük: Bosanmanin, nikahtan önce geldigi tek yer. Evlilik: Erkegin lisansini yitirip, kadinin master (lisans üstü) oldugu bir sözlesme. Baba: Doganin bize armagani olan banka. Gülümseme: Pek çok seyi bir dogruya ceviren egri. iyimser: Kazayla nehre düstügünde banyo yapmaya baslayan kisi. Diplomat: Size cehenneme gitmenizi öyle bir dille anlatir ki, bu yolculuk için can atarsiniz. Ofis: Gergin bir ev hayatindan sonra gevsediginiz yer. Komite: Kendi baslarina hiçbir sey yapamayan ve birlikte hiçbir seyin yapilamayacagina karar vermek için bir araya gelen insanlar. |
- Mısır yağı mısırdan, soya yağı soyadan, ayçiçeği yağı ayçiçeğinden, zeytin yağı zeytinden elde ediliyorsa; bebek yağı neyden elde ediliyor?
- Süper yapıştırıcılar madem her şeyi yapıştırabiliyorlar da kendilerinin içinde bulundukları tüpün iç cidarlarını niye yapıştırmıyorlar? - Yanlış çevrilen telefon numaraları niye hiçbir zaman meşgul çalmaz? - Sadece 'tek heceli' kelimesini söyleyebilmek için niçin dört hece kullanmaktayız? - Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, 'yeni boyalı' yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar? - Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında 'gerçek limon suyu' kullanılmaktadır? - Evli insanlar gerçekten daha mı uzun yaşamaktadırlar, yoksa öyle mi hissetmektedirler?.. - Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir? - Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları (ışıkları) yakınca ne olur? - Niçin fare kokulu kedi maması yok? - Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, 'tavaya' nasıl yapıştırılmıştır? - 24 saat açık denen benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır? - Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır? |
-imparatorum emriniz üzerine çin seddini bitirdik efendim
-ulan manyak mısınız.. ben sizinle dalga geçmiştim o kadar duvar örülür mü hiç denyolar -ben sana set yapamazsın demedim , duvarcı ustası olamazsın dedim -....... -oha felan oldum abi ya -anaaa dalmışız örmeye kaç metre olmuş bu be?! - yanlış olmuş yıkın! - ne ne neeyyy? - ehuhehe şaka lan şaka - ulan imparator diye başımıza getirdiğimiz adama bak.ne pis bi insanmış bu ya -fazla mı gaza geldik lan, uzun oldu sanki..?!? -ustabaşı : yüce imparatorum dünyanın en uzun duvarının yapımını tamamladık. -imparator : aslında işlevi önemli. - abi o kadar yaptık acaba uzaydan görünür mü? - o ne ki? - bilmem içimden geldi öyle. - keşke daha derli toplu bir şey yapsaydık. fotoğraf makinesine sığmaz bu. -olm ilerde taklit etmesinler bunu? -oha, yok daha neler? -berline de duvar falan yaparlarsa ya? -berlin neresi be? -ne bilim budha sööletti heralde... -şimdi ben bunu yaptım ama bi sor bakalım neden yaptım. -neden yaptın abi? -yapamazsın dediler. -aaa? duvarı dışardan örmüşüz, biz nası gircez lan içeri ??? - abi biz bu seddi yaptık ama türkler göç etmiş be abi.. - hasssssss... - korktuğumuz çok belli oluyomudur acaba? (oluyor canım, uzaydan görünüyor.) |
Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus. Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz???
Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus: Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim. Rus : Evi terk ederim. Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim. Italyan : Kadini vururum. Ispanyol: Kocami vururum. Yunanli : Her ikisini de vururum. Türk : Benim kocam yapmaz! |
Zeka testi
Bir kağıt kalem al ve yanıtlarını not et, ve her soruya bir defa bakmaya çalış oldukça ilginç bir zeka tesi... :)) 1. Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardır? 2. Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer? 3. Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum? 4. 30' u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti? 5. Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu, dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var? 6. Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası, ve birde mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz... Önce hangisini yakarsınız? 7. Adamın biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur? 8. 3 elma vardı ikisini aldım. kaç elmam var? 9. Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı? 10. Chicago' dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh'da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland' da 8 yolcu indi, 6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia' ya vardığınızda şöförün adı neydi? Şimdi Yanıtlar: 1. Hepsinde, tüm aylarda 28 gün vardır. 2. Bir saat 3. guguklu saatler gece gündüz ayrımı yapmadığı için 1 saat. 4. 70 eder, yarıma bölmek 2 ile çarpmak demektir. 5. 9 canlı koyun 6. Kibriti 7. Ayı beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktığına göre bina kuzey kutbundadır. 8. 2 elma 9. Sıfır, gemisine hayvan alan Nuh idi. 10. Şöför sizdiniz. Değerlendirme: 10 doğru : Einstein seviyesi 9 doğru : Toplumla uyuşamayan psikolojik bozuk vaka 8 doğru : Mühendis 7 doğru : Üniversite öğrencisi 6 doğru : Lise öğrencisi 5 doğru : İlkokul öğrencisi 4 doğru : ilkokul öğretmeni 3 doğru : lise öğretmeni 2 doğru : Üniversite Profesörü 1 doğru : Milletvekili 0 doğru : vatandaş |
1. -houston, üşüdüm olm ben güneşe yaklaşıcam biraz.
-apollo bu cok tehlikeli yapma. gemiye zarar verebilirsin. -hey mına koyum ne değerli geminiz varmış mkicem yaa. 2. -yuzbaşı volkan geminin yuzeyinde napıyorsun durumunu bildir hemen? -hoca daraldım gezinmeye çıktım biraz. -dikkatli ol en ufak hatada gemi yüzeyinden kopabilirsin. -ooo iyice cocuk yaptınız hoca siz de bizi. olmuyo böyle. 3. -houston, usta telefon çekmiyo mu burda? hatuna msg atıcaktım söz vermiştim. -olumsuz apollo. -ya arkadaşım çekmiyo de, telefonun bozuktur de. olumsuz ne oluyo öyle. ben seni biliyorum sen beni biliyosun. ayıp yani. 4. -alo hüston. kible ne tarafta kalıyo şimdi ? 5. -yüzbaşı volkan ne yapıyorsunuz!!?? -cam açıyorum abi sıcak oldu çok burası -cam açtığınızda basınçtan oluşan girdap moleküllerinize ayrılmanıza neden olabilir. -haaa doğru. 6. -hüztin, şimdi bu alet ışık hızına çıkabiliyo mu. zaman makinası tadı yasayabiliyoz mu bununla? hani diyorum 2-3 at yarışı falan yapsak -hayır zaten öyle bir şey mümkün olsaydı bile buna izin vermezdik, zaman kırılması olurdu. -baba neyi kırdıysak öderdik parasını. şimdi kesin olmuyor mu o olay? -olumsuz. 7. -houston su jupiter warya -eeeeeee?? -sana girsin ohaohahah , kızdın mı -yooooo -o zaman satrün de girsin uhe uhe uheheheh 8. -houston? -söyle güzelim? -güzelim diyen dillerini yirim ben senin! -demiyim şu halde.. 9. -höstun.. -arkadaşım uzaya gittin hala oğrenemedin ama olmuyo bak. hüstın diceksin, hüstın. -hüston. -hay mikiyim senin dilini yaa. ne var söyle ? 10. - huztin..ehhe siz varya keksiniz - dikkatli konuş - milyonlarca dolar harcayıp uzayda yazı yazabilmek için tükenmez kalem icat ettiniz ya - evet.. çok gururluyuz - ehehe mehmet kurşun kalem getirmi$, onla yazıyo ehehh hehehe 11. -huso. kopyalıyormusunuz? -ne var be ne var ? -abi biz sirius beşteyiz -bizde caddebostandayız ne var? -abi bişey diycem ama kızmayın. -naaptınız lan yine -abi eşli king oynadık alien'larla. bizim gemiyi kaybettik -lan hasta mısınız taş toplayın diye yolluyoruz bi de ütülüyorsunuz. -abi bi de yedekte bi gemi daha getirin beraberinizde -o niye o ?!? -ya kingde kaybedince borcu kapatalım diye kalkış yarışı yaptık yörüngede, onu da şeettik -dıt dıt dıt dıııııııt dıt dıt dıt dııııııttttt -alo hüso? 12. -turkship 1a!, motorları kapattınız, bi sorun mu var ? -yok be hostoncığım jupiter çekiyo zaten bosa aldım fazla yakmasın alet 13. -la huson -söle kardeşim -ulan inanmazsın bundan 5 sene önce bi manita yapmışım kemancıda sabaha kadar tepişmiştik yengenle -kayıtlara geçsin tamam -geçsin tabi kafayı yedirttiniz bana. 2 muhabbet edecek adam yok. zaten bu i.nelere gıcığım atacam musili sularına eşşek sıpalarnın -aman mahmut abi yapma gözünü sevem projeyi yakma 14. - alo houston.. - ye what? - hastir bunlar ingilizce konuşuyo oolum... 15. - alo houston lan, imambayıldı lekesini çıkarmak için naapmak lazım? 16. - alo hustoon - sööleee - baba benim bi cep telefonu vardı - eee - bi arayıp bizbizecelle geçirtsenize onu buradayız konuşamıyoz bari sabit ücretten girmesin - lannn senin bizini.....cellini.. - hadi be abi bee, kapının arkasında pantolonun arka cebinde kafa kaadı onunla bi arayip ben haydar diyin geçirtin bee - peki anam beki canım geçirecem ben sen devam et 17. -breyk breyk houston, şampuana ayrı sac kremine ayrı zaman mı? -anlaşılmadı apollo, tekrar edin lütfen. -ehiehi yok hoca bi şey takılın siz. |
CIKOLATA,ERKEKTEN DAHA IYIDIR; CUNKU:
1. Ne zaman istersen mutlaka bir cikolata bulursun. 2. Cikolata yumusamisken bile seni tatmin eder. 3.Araba kullanirken ayni anda cikolatani yiyebilirsin. 4.Cikolatayi aylarca ayni halinde muhafaza edebilirsin. 5.Annenle babanin gozlerinin icine baka baka cikolata yiyebilirsin. 6.Cikolatayi biraz sert isirirsan sana NAPIYOSUN BEE diye bagirmaz";)" 7. Ayni cikolatayi paylasan iki insana, ister biri kadin biri erkek olsun, kimse "ayy sapik" demez. 8. Cikolata ona bagimli olmandan korkmaz. 9.Cikolatani masanin ustune koyup yersen is arkadaslarin sana"aramizda bi manyak var"der gibi bakmaz. 10. Tanimadigin birine cikolata ikram edersen PAAAT diye tokadi yemezsin. 11. Cikolata yemek daima zevklidir, dolayisiyla yerken zevk aliyormus gibi yapmana gerek kalmaz. 12. Cikolata seni hamile birakmaz. 13. Cikolatayi ayin her gunu yiyebilirsin. 14. Iyi cikolata bulmak kolaydir. 15. Ardarda diledigin ce$itte cikolata yiyebilirsin. 16. Kimse cikolata yemek icin fazla genc/fazla yasli degildir. 17. Gecenin korunde kom$ularini uyandirmaktan korkmadan rahatca cikolata yiyebilirsin. 18. CIKOLATANIN BUYUKLUGU VE UZUNLUGU ONEMLI DEGILDIIIIR.. |
KIYAFET
Bundan böyle herkesin aldiği maaşa göre giyinmesi önemle rica olunur... Ofise Prada ayakkabılar ve Gucci çantalarla geliyorsanız, maddi durumunuzun yeterince iyi olduğu görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır. Sıradan ve ucuz yerlerden giyiniyorsanız elinizdeki parayı yeterince iyi idare edebildiğiniz görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır. Bazen marka bazen sıradan yerlerden giyiniyorsanız, herhangi bir sorununuz olmadığı görüldüğü için maaşınıza zam yapılmayacaktır. HASTALIK DURUMLARI Herhangi bir hastalığıınız durumunda doktor raporu artık kanıt olarak kabul görmeyecektir. Doktora kadar gidebilen, işine de gidebilir. İZİN GÜNLERİ Her çalışanın senede 104 izin günü vardır.. Bunlara Cumartesi ve Pazar denir. WC KULLANIMI İş gününün büyük kısmının tuvaletlerde harcandığı tespit edildiğinden, bundan böyle tuvalet kabinlerinde kalma süresi 3 dakikayla sınırlanmıştır.. 3 dakika bittiği anda alarm çalacak, tuvalet kağıdı otomatikman içeri toplanacak, kabin kapısı açılacak ve yukarıdan otomatik bir fotoğraf makinesi inerek resminizi çekecektir. Bu durumun üstüste iki kez başınıza gelmesi durumunda resminiz şirketin karalistesinde yayınlanacak, resimde sırıttığı tespit edilenler yönetmeliğin "aklı dengesizlik durumu" maddesi kapsamında değerlendirilecektir. ÖĞLE TATİLLERİZayıf personelin ögle tatili süresi 30 dakikadir. Normal kilodaki personelin ögle tatili süresi, dengeli beslenip formlarını korumalarına yetecek şekilde 15 dakikadır . Kilolu personelin ögle tatili süresi 5 dakikadır, bu da zaten bir kutu Diet Cola içmek icin gayet yeterlidir. İlginize çok teşekkür ederiz. Müdüriyet. |
Kavga sahnelerinde, eğer ortalıkta bir havuz görünüyorsa, grup ne kadar kalabalık olursa olsun, kavga bütün kötü adamlar havuza atılana kadar sürer...
Havuzun gerçekten de kötü adamlar üzerinde nihai bir etkisi vardır. Havuz yakınında kalabalık bir dövüş cereyan ettiğinde, kötü adamlar kahramanımız tarafından defalarca yere serilseler bile kalkıp yeniden saldırırlar. Ancak havuza atılan asla havuzdan çıkıp tekrar saldırmaz. Tabancalı çatışmalarda; kurtulmak için fotr şapka giymek yeterlidir. Bu kesin bir tabudur: Fotr şapka takan birinin, şapkası vurulur... Ormanda dövüş sahnelerinde, polis tam iyi adam kötü adamların hepsini alt eder etmez gelir. Kahramanımız son yumruğu atınca, birden bire orman yolunun ortasında arka arkaya dizili iki ya da üç trafik polisi arabası belirir. Polis baskınlarında, kaç polis arabası olursa olsun, hepsinin kapıları aynı anda açılır. Öndeki arabadan iki tane pardösülü ve fotr şapkalı sivil polisle iki tane üniformalı polis, arkadaki araba ya da arabalardan da dörder tane üniformalı polis çıkar... Silahlı çatışma sahnelerinde, en kötü yer tavandır. Tavanlarda kötü adamlar durur ve hepsi tek tek vurulup aşağıya düşer. Tavandaki adamın yapabileceği en kötü şey, arkası donuk olan kahramanımıza nişan almaktır. Çünkü tam o anda, kahramanımızın arkadaşı tarafından vurulur... Eğer başta kötü adamın elinde bıçak varsa korkuya gerek yoktur. Çünkü bu durumda, kahramanımız kötü adamın kolunu bükerek bıçağı elinden düşürür. Ancak elinde bıçak görünmeyen adamlar tehlikelidir, çünkü son anda çıkarıp esas kız ya da esas oğlanın karnına saplayabilir... Kahramanımız eğer dayak yiyor ise yerde kum olamasa da ne yapar eder bir avuç kumu kötü adamın gözüne atar ve o sahneden itibaren kötü adamı dövmeye başlar. Kalabalık kavgalarda filmin kahramanını yenmenin en pratik yolu, kafasına bir çuval geçirip, çuvalın etrafını iple sarıp, dört bir yandan sopayla vurmaktır... Kötü adamlar kahramanımızın üzerine kurşunları boşalttıkları halde, kurşunların hiçbiri isabet etmez. Ama kahramanımız bir kurşun ile iki hatta üç kötü adamı öldürebilme yeteneğine sahiptir. Kahramanımız intikam yeminleri edip baş kötü adamın bulunduğu binaya gittiğinde binanın ilk üç katı kötü adamlarla doludur fakat baş kötü adamın bulunduğu dördüncü katta tek bir kötü adamın izine rastlanmamaktadır. Yine kahramanımız intikam yeminleri etmekte ve baş kötü adamımız korku içinde bulunması gerektiği binanın dördüncü katında beklemektedir. Madem baş kötü adamımız korku içinde hazin sonun kendisine doğru geldiğini hissedip bütün adamlarını bina içinde toplamaktadır, neden başka bir binada kahramanımızın ölümünü beklememektedir. Acaba o kadar zenginlik içinde başka binası mı yoktur? Bütün kavgaların sonunda polis gelir. Sanki bütün filmi televizyondan izlemiş ve kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermiş gibi kötü adamları tutuklar ve kahramanımıza teşekkür ederek olay yerinden ayrılır. Yerde dayaktan pestili çıkmış adamların iyi adamlar olmadıklarını polis şip şak anlamaktadır |
Birrinci Vazifen Bulasik,camasir Ve Kocana Sahip Cikmaktir.
Mevcudiyetinin Yegane Temeli Budur. Kocan En Kiymetli Hazinendir. Seni Bu Hazineden Mahrum Etmek Isteyecek Kaynanan Ve Gorumcelerin Olabilir. Bir Gun Evliligini Kurtarmak Mecburiyetine Dusersen, Vazifeye Atilmak Icin Bulasik Ve Camasiri Dusunmeyeceksin. Bu Durum Elektrigin Ve Suyun Kesildigi Anda Ortaya Cikabilir. Evliligine Tecavuz Etmek Isteyen Kaynanan Ve Gorumcelerin Hayatta Emsali Gorulmemis, Bir Galibiyetin Mumessili Olabilirler. Hayatta Kilibik Kocan Zor Bir Ihtimalde Olsa Baska Karilara Goz Dikmis, Olabilir. Aileniz Fakru Zaruret Icinde Harap Vebitap Dusmus, Olabilir. Ey Asil Turk Kadini Iste Bu Ahval Ve Serait Icinde Dahi Vazifen Yuvani Kurtarmaktir. Anasinin Kuzusu Olan Kocani Adam Etmek Senin Elindedir. Ihtiyac Duydugun Merdane Dolabin Sol Ust Kosesinde Saklidir. |
KADIN ve ERKEGIN GUNLUGU...
Kadının Günlüğü: Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktıgım günkü kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek, cazibeli, yakışıklı, anlayışlı, sevecen, her şey var. Bugün Cumartesi, bıraktım arkadaşlarıyla eglensin. En sevdigi yemek olan pastırmalı kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor. Banyo yaptım, en sevdigi kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacagız.. Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soguktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime ragmen, bana saldırmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptıgını sordum, agzında bir şeyler Geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın, hala uzak, hala kabuguna çekilmiş. Herhalde *ötekini* düşünüyor. Benden genç mi acaba? işyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın? şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım "neyin var?" diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. "Yok birşeyim" diye geçiştirdi. O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk bitecegine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istedigini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopuklugu başladı bile. Belki de kilo alıyorum. Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı, ama eller hissiz, parmak uçları soguk... Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey degil bunlar. Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Aglaya aglaya uykuya dalmışım. ----------------------------------------------- Erkegin Günlüğü: Öf be, Fenerbahçe yine yenildi.. Ama, kuru fasulye güzeldi. |
-baba, yeni aldigin ayakkabilarim ne renk?
-kahverengi yavrum. -peki baba, kahve ne renk? -....?! --------------- hamile bi kadina : sen çocugunu niye yedin? ----------------- -anne bu ne ? - buzdolabi yavrum. - neden ? ------------ anne baliklar su içer mi ? ------------ -eniste bu ne? -çakmak (1 dakka sonra) -eniste bu ne? -çakmak ... -eniste bu ne? -çakmak, Bahadir ... -eniste bu ne? -gazoz kapagi -olur mu o çakmak! ------------ anne, baliklar terler mi ? ------------- anne ben kurt olsam ablam da ormanda kuzu olsa o zaman benden korkar mi? -------------- -oglum çik yukari babaannenden biraz yenibahar iste. (kardes küçüktür daha 4 yas civari, merdivenlerin yarisinda döner ve..) -anne yeni bahar yoksa eski bahar istiyim mi? -(anne gülümser) oglum eski bahar diye birsey yok sadece yeni bahar vardir -niye ama anne, yeni bahar varsa eski bahar da vardir hem olmasaydi niye yeni bahar desinler ki? -öyle demisler iste oglum, o bir baharat -nasil yani? simdi gerçekten eski bahar yok mu? niye yok? bidi bidi -(anne delirme noktasina varmak üzereyken) Mahmutttt çik yukari babaannenden yeni bahar al da gel hemen! ciyakkkk ------------- anne, pirincin üzerinde neden çizgi var? ------------- -kedi mamasi yesem kedi olur muyum anne? -olmazsin kizim -peki kedi benim yemegimi yerse insan olur mu anne? -------------- anne, devlet ne zaman bana da imza vericek? ne zaman benim de imzam olucak? -------------- -bunu kiriyim mi? -hayir. -bunu kiriyim mi? -hayir. -bunu kiriyim mi? -hayir. ....... -bunu kiriyim mi? -kir tamam kir. -neden? ---------------- -bizim kasimizi gözümüzü kim yapti? -allah yapti -neden? ------------- -topekli tacimi gordun mu? -cik. kayip mi ettin? -yook topekli, gordun mu? -ha evet guzelmis. -gordun mu? -------------- - anne ben nerden geydim? - eeö... karnimdan çiktin sayilir yavrum... sezeryan ile dogurmustum ben seni... - petiiiii oraya nasil dirdiiiiim? --------------- -anneeeee -efendim yavrum? -allah yemegini yedikten sonra bulasiklari napiyor anne?? -eeeeuuu...... ------------ -teyze bu ne? -uçak -o uçak degil bi kere, helikopter! --------------- -anne ben babami mi daha çok seviyorum seni mi ? ---------------- -ablaa.. insanlar niye evleniyo da, hayvanlar çiftlesiyo? ---------------- -anneee, bu kedinin kuyrugu niye uzamiyo? -ne?! -cekiyorum ama niye uzamiyo? ----------------- -baba -efendim kizim (bisey geliyor, du bakalim) -aksam olunca biz uyuyoruz ya -eee? -sabah kalkacagimizi nerden biliyoruz? -!!? ---------------- -anne ne zaman olacak bu yemek -ha deyince olmuyo -o zaman ne deyince oluyosa onu de ki olsun |
Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özellikler vardır.
İşte bunlardan en bilinenleri Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır. Amerika'daki bütün telefon numaraları 555 ile başlar. Biri sizi sehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle kalbalık bir tören alayına karışırsınız. Butun yataklarda L şeklinde çarsaflar bulunur ve bu çarsaflar kadının koltuk altı hizasına kadar uzanırken onun yanında yatan erkeğin bel seviyesine kadar uzanır. Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur. Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir. Herhangi bir binanin havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hic bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz. Silahı yeniden doldurmanız gerekiyorsa, daima muhimmatınız bulunur... daha önce hiç taşımıyor olsanız bile. Şehriniz tabii bir felaket ya da bir canavar tarafindan tehdit ediliyorsa belediye başkanının ilk endişesi turistler veya yakında açılacak bir sergidir. En tehlikeli yaralarla yaralanan biri gıkını bile çıkarmaz, ama bir kadın yaralarını temizlerken inler. (Bu özellik türk filimlerinde de var.) Bir pencere camı bariz gözüküyorsa, az sonra oradan biri dışarı atılacaktır. Taksiye ödeme yapmak icin cüzdanınıza bakmanıza gerek yoktur; elinize gelen ilk parayı çıkarıp uzatın, tam ücret kadar olacaktır. Mutfaklarda elektrik düğmeleri bulunmaz. Geceleyin mutfağa girdiginizde buzdolabının kapısını açmanız yeterlidir. Kelime işlemciler asla cursor ekranı gostermez. Onun yerine hep "Şifreyi giriniz" yazar. Bilgisayarlar her tuşa basildiginda bip sesi çıkarırlar. Ayrıca yanlış şifre girdiğinizde DANA KADAR puntolarla ACCESS DENIED yazar :) Anneler her sabah yumurta, salam vs den ibaret kahvaltı sofrası hazırlarlar, ancak baba ve çocukların kahvaltı yapacak zamanları hiç olmaz. Kabustan uyanan biri daima dimdik oturur ve hızlı hızlı solur. Elektronik zamanlama gereçlerine sahip bütün bombaların üzerinde bombanın ne zaman patlayacağını bildiren büyük ekranlar vardır. Ziyaret ettiginiz binanın tam önüne park etmek daima mümkündür. Bir detektif bir davayı ancak askıya alındığında çözebilir. Bütün uzaylılar Amerika'ya iner. Bir çok laptop bilgisayar, istilacı uzaylı uygarlıklarının iletişim sistemlerini bozacak kadar güçlüdür. Dövüş sanatları içeren bir kavgada dusmanlarınız sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar etrafınızda dans ederek dönüp dururlar ve öncekiler nakavt oldukca sırayla kavgaya girerler. Biri kafasına yediği darbeyle baygın düşse bile asla bir beyin hasarı veya travma geçirmez. Polis departmanları memurlarını kesinlikle zıt karakterlileriyle eşleştirmek icin onlara kişilik testleri uygularlar. Yalnız başlarına kaldıklarında yabancılar Ingilizce konuşmayı tercih ederler. Her ihtiyaç duyduğunda elektrikli testere bulman mumkundur. Bir kağıt atacı veya bir kredi kartıyla her kapı açılabilir; tabi,bu kapı içinde bir çocuk bulunan ve yanan bir evin kapısı değilse. Hiç bir araba kilitlenmez camları dahi örtülmez. Dünyanın arabası calınır ama bunlar hariç. FBI, CIA'in bilgi sistemleri birileri bize girse de pat diye cevap versek tarzında çok misafirperver calışmalar içindedirler. |
Bir zamanlar, her seyden sürekli sikayet eden;
Her gün hayatinin ne kadar berbat oldugundan yakinan bir kiz vardi Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savasmaktan, mücadele etmekten yorulmustu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çikiyordu karsisina. Genç kizin bu yakinmalari karsisinda, meslegi asçilik olan babasi ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi. Bir gun onu mutfaga götürdü. Üç ayri cezveyi suyla doldurdu ve atesin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya baslayinca, Bir cezveye bir patates, digerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu Daha sonra kizina tek kelime etmeden, beklemeye basladi. Kizi da hiçbir sey anlamadigi bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karsilasacagi seyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabirsizdi ki, sizlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya baslad?. Babasi onun bu israrli sorularina cevap vermedi. Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altindaki atesi kapatti. Birinci cezveden patatesi çikardi ve bir tabaga koydu. Ikincisinden yumurtayi çikardi. Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana bosaltti. Kizina dönerek sordu: - "Ne görüyorsun ?" "Patates, yumurta ve kahve" diye alayli bir cevap verdi kizi. "Daha yakindan bak bir de" dedi baba , "patatese dokun." Kiz denileni yapti ve patatesin yumusamis oldugunu söyledi. "Ayni sekilde, yumurtayi da incele". Kiz, kabugunu soydugu yumurtanin katilastigini gördü. En sonunda, kizinin kahveden bir yudum almasini söyledi. Söylenileni yapan kizin yüzüne, kahvenin nefis tadiyla bir gülümseme yayildi. Ama yine de bütün bunlardan bir sey anlamamisti: "Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? " Babasi, patatesin de, yumurtanin da, kahve çekirdeklerinin de ayni sikintyi yasadiklarini, yani kaynar suyun içinde kaldiklarini anlatti. Ama her biri bu sikinti karsisinda farli farkli tepkiler vermislerdi. Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumusamis ve güçten düsmüstü. Yumurta ise çok kirilgandi; disindaki ince kabugun içindeki siviyi koruyordu. Ama kaynar suda kalinca, yumurta sertlesmis katilasmisti. Ancak kahve çekirdekleri bambaskaydi. Kaynar suyun içinde kalinca, kendileri degistigi gibi suyu da degistirmislerdi ve ortaya tamamen yeni bir sey çikmisti. "Sen hangisisin" diye sordu kizina. "Bir sikinti kapini çaldiginda nasil tepki vereceksin?" "Patates gibi yumusayip ezilecek misin? " "Yumurta gibi, kalbini mi katilastiracakcaksin ? " "Yoksa, Kahve çekirdekleri gibi, basina gelen her olayin duygularini olgunlastirmasina ve hayatina ayri bir tat katmasina izin mi vereceksin " Siz Hangisisiniz.........? |
Bu ilk kez olacak.
Çok heyecanlı ve gerginsiniz. Uzandığınızda kaslarınızın gerilmiş olduğunu hissediyorsunuz. Bir bahane uydurup onu bu işten vazgeçirmek geçiyor içinizden. Ama size yaklaşırken cok kararlı görünüyor. Size korkup korkmadığınızı soruyor ve cesur olmanız gerektiğini söylüyor. Korkulacak hiçbir sey olmadığını. Çok tecrubeli görünüyor. Fakat parmaklarının sizde doğru yeri bulduğu ilk an bu sizin için. Dikkatlice daha derine girerken vücudunuz cok gergin. Fakat söz verdiği gibi çok yumuşak davranıyor. Gözlerinizin ta içine bakarak ona güvenmenizi söylüyor. Bunu daha once çok kez yaptıgını. Rahatlatıcı gülümsemesi ile siz de kendinizi daha rahat bırakıyorsunuz. Ve daha çok açıyorsunuz girişini kolaylaştırmak için. Acele etmesi icin yalvarıyorsunuz. Ama o canınızın fazla yanmaması için yavaş ve dikkatli. Daha derine girdikçe onu her bir hücrenizde hissediyorsunuz. Acı tum vucudunuza yayılıyor ve o devam ettikçe, Bir kac damla kanın akışını hissediyorsunuz. İlgiyle size bakıyor ve çok acıyıp acımadığını soruyor. Gözlerinize yaşlar dolmuş ama başınızı sallayarak devam etmesini söylüyorsunuz. Tekrar hareket etmeye başlıyor becerikli bir şekilde. Fakat artık acıyı hissedemeyecek kadar duyarsız hale gelmişsiniz. Bir kaç hızlı hareketten sonra, İcinizden birşeylerin koptuğunu hissediyorsunuz. Ve onu içinizden çıkarıyor. Bittiği için mutlu uzanıp kalıyorsunuz. Size sıcak bir gülümsemeyle bakıyor ve muzip bir biçimde size Çok inatçı olduğunuzu ama yine de en ödüllendirici deneyimi olduğunuzu söylüyor. Gülümsüyor ve dişçinize teşekkür ediyorsunuz. Herşeyden öte bu ilk diş çektirme deneyiminizdi, Siz ne olduğunu düşünmüştünüz ki? |
"Nerelisin?" sorusuna cevap aldiktan sonra otomatikman "içinden mi?" diye sormak.
- Amca, hala, dayi, teyze, görümce, kayinço, eniste, elti, bacanak, kaynana, kayinpeder, baldız, yenge, amcaoglu, halaoglu, dayıoğlu, vb. gibi akrabalik terimleri. - Sigarayı çoraba veya kulak arkasına koymak. - Dügünlerde, eglencelerde, toplantilarda, vb. içip içip olay çıkartmak. - Yabancı dil ögrenirken önce küfürleri ögrenmek, yabancılara Türkçe ögretirken önce küfürleri ögretmek. - Yolculuk esnasinda yanındakine "Yolculuk nere hemserim?" diye sorarak muhabbete baslamak. - Mektuplarda "büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden" öpüp, "kestane kebap, acele cevap" beklemek. - Kendini tanıttıktan sonra digğr yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemek. - Japonları kastederek "Adamlar yapmıs abi!" demek. - Ortaokul ve lisedeki anı - hatıra defterlerine yazarken "bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için..." diye baslamak. - "Bizim askerdeyken bir çavus vardı..." diye baslayan askerlik anılari. - "Kim o?" sorusuna "Ben!" diye cevap vermek. - Telefonu açan kisiye kendini tanıtmadan "Orası neresi?" veya "Sen kimsin?" gibi sorular sormak. - Neredeyse herkese, herseye takma isim bulmak. - Misafir gelince hemen çay suyu koymak. - "Senin paran burda gecmez!" deyip karsıdakinin eline sarılmak. - Dügün, lokanta, vb. gibi yerlerde masaları birlestirerek oturmak. - Dügünlerdeki takı merasimleri. - Otobüs, uçak, hastane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak oldugu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konusmak. - Yüzsüzce rüsvet istedikten sonra abartıp "Helal et!" demek. - Daha neleeer neler.... - Biz, bizi tanıyormuyuz ? |
-Alo, çocugun elimizde
-Eee napiyim -Hani fidye falan diyodum -Yok öle bisey -Alo, çocugun elimizde -Yanlis numara -Pardon -Alo bayan, çocugun elimizde -Ah yavrum *******i üstü açik yatar o bi zahmet kapativerin üstünü, bide terlemesin çabuk hasta olur... -Ya abla bi git ya -Alo, çocugun elimizde -Dur o zman digerinide gönderiyorum -Yok yok merak etmeyin die aradik biz -Alo, çocugun elimizde -Ee -Fidye isteyecektikte hani -Ha tam buldun adamini zaten alacaklilar pesimde;ev kirasi,bakkal borcu .... -Pardon abi ben çocugu yolluyorum simdi cebine harçligini koyup -Alo, çocugun elimizde -Aldigin yere birakiyorusun o çocugu -Pardon abi arkadaslar çocugu karistirmis -Alo, çocugun elimizde -Hangisi? -.... -Alo, çocugun elimizde -Çok pisman olacaksiniz -Alo, biz az önce de aramistikta çocugunuzu geri almak için ne kadar istiyorsunuz acaba -söylemistim - çocugunuz elimizde.. - napiyim.. - sey diyoruz hani.. fidye falan.. - ne fidyesi kardesim.. sen onu kaçiran besinci adamsin her seferinde kurtuluyor.. önce agzini bagla ki çenesi dursun. sonra zincirle onu siki bir yere bagla kaçamasin.. ha bi de adresinizi verin de nüfus cüzdanini da göndereyim.. - ........ - çocugun elimizde.. - hadi be.. yemin et.. - valla billa.. fidye vermezseniz onu bi daha göremezsiniz.. - de get nan.. çocuk karsimda oturuyor sen hala benimle kafa bulmaya çalisiyon.. - alo bakkal abi bir kilo domates göndersene.. - fidyeniz elimizde. - tamam çocugu vericem. - parkta bulusuruz hadi. - çocugunuz elimizde. - tamam ne kadar fidye istiyosunuz? - 2.000.000 dolar - eski dolar mi, yeni dolar mi -alo çocugunuz elimizde -söle ona hemen gelmesse kulagini çekerim - anneeeee - recep olm - kaçirdilar beni fidye istiyolarr - eh iste lafimi dinlemessen olcaa bu kal orda aklin basina gelsin - aloo hanim abla duydun çocugu - sagir dilim kalsin sizde akillanir belki çat... -........... -çocugun elimizde fidye isteriz -çocugu 2. gün içinde getirmezsen fidyenin yüzünü bidaha göremezsin. sakin polise basvuriim deme -tamam abi nasi istersen yeter ki zarar vermeyin fidyeme -Çocugunuz elimizde -Hadi ya sizin çocukta bizim elimizde -Ulan fikriye ben demedimmi kariyer yapmadan çocuk yapmayalim diye -Çocugunun elimizde -O çocuk benden degil -kimin çocugu bu -ne biliyim resatmiymis neymis adi -resatmi Oglum canim oglum benim -Çocugun elimizde -çocuk degil nan o -çocuk iste basbaya cocuk -cüceyis nan biz kocam o benim -alo çocuun elimizde -herkesin elindeki kendine -alo çocugun elimizde -yanlis numara kardesim -alo çocugun elimizde -elinizde tutun sakin birakmayin ben geliorum -alo çocugun elimizde -utanmionmu küçücük çocuu kaçirmaya!!!!!! -alo çocugun elimizde -eee -e'si eger onu bir daha görmek istiyorsan 100.000 dolar hazirlaman gererkiyor -Istemiyorum kardesim ben onu defterden sildim bidaha banada ondan bahsetmeyin -yeni aldigim manken metresime sarkiyomus.. - ama o paraya ihtiyacimiz vardi - Alo - Kimsin ulennnn? -Iii seeey abi çocugun elimizde diyecektim. -Ne bittiniz ulan siz -Dur abi hemen kizma ben merak etme diye aramistim. Nereye birakmamizi istersin -çocugun elimizde -sebep? -çocuun elimizde -tamam adresi verin ben esyalarini getiriyim - ... -yanniz çis problemi var altina bi laylon serin! - ... -bide uyur gezer dikkat edin gezeken isemesin.. - ii sey biz fidye için aramistik -tamam paranizi vericem ama çocuk sizde kalsin -... -alo cocuk elimizde -Allaaaaaah hanim sampanya falan patlat -alo anlamadim -yok evladim sana demedim -siz cocugu tutun ben istediyiniz paranin 2 katini vercem yanliz siz baglayin geri gelmesin |
İçkiyi Yasaklamaya Çalışanlara...
İçki yasaklanabilir, mahsuru yok ama rakı asla... Takunyalılar öyle zannedebilir amma aslında içki değildir rakı. Yurt sevgisidir örneğin. İki tek attın mı “ne olacak bu memleketin hali” demezsin aksi olsa... Tıp bazen çaresizdir, o ilaçtır. Gurbete bile iyi gelir... Kontörsüz muhabbettir. Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir. Botoks’tur bir nevi. en kaknemi bile bir başka görünür gözüne. Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır... İçilir, güzelleşilir... Herkesin gençlik hatası olabilir. Bira içersin. Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, Şarap içmeyi matah zannedersin. Amerikada tır şoförlerinin içtiği viskinin dublesine, Etiler’de tır parası ödersin. Ayrı. Ama kürkçü dükkanıdır. Döner gelirsin... Orhan Gencebay dır. Müslüm Gürses dir. Entel barlarda söylemeye utanırsın. Ama hepimiz biliriz ki ezbere bilirsin... Örgüttür. Ama bölücü değil birleştirici. Türkü de içer, Kürdü de, Lazı da... Sor bak Ermenisi de, Rumu da, Yahudisi de... AB’cidir. Çünkü rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, Kıbrısı veresin gelir. Madem ki yasaklayacaksın rakıyı... Neden balık avlıyorsun o zaman? Şerbetle mi yiyeceksin çipurayı, levreği. Ne anlamı var deniz börülcesinin, rokanın, radikanın, cibezin? İnek miyiz biz? Şakşukayı şarkı mı zannediyorsun sen? Yanlış şiir okuyorsun, hapse giriyorsun... Oku bak ne diyor dünya güzeli Orhan Veli; ŞİİR YAZIYORUM ŞİİR YAZIP ESKİLER ALIYORUM ESKİLER VERİP MUSİKİLER ALIYORUM BİR DE RAKI ŞİŞESİNDE BALIK OLSAM... |
TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN
Yapacağınız işle bir ilgisi yok ama, bu sıra herkes ingilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız. İNİSİYATİF SAHİBİ Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek.. SİSTEM OLUŞTURABİLEN ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 78 adet prosedür var. SORUMLULUK ALABİLEN Vergi, sigorta müfettişleri bir usülsüzlüğü yakaladığında ? valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım..." diyebilecek saflıkta olan. ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI Bayansanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yaani.( ne yaa, israil mi burası .) BİLGİSAYAR KULLANABİLEN Valla geçen gün arkadaşın aklına uyup bir bilgisayar aldık ama. KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz. SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN Altınıza bir araba vericez, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. PREZENTABLE Eli yüzü düzgün, hatta kendine baktıracak güzellikte olun. (İçimiz açılsın) İKNA KABİLİYETİ OLAN Müşterileri kalitesiz ürünleri daha pahalıya almaya razı edebilecek. ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN Ne bütçeyi tuturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Herşey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. TERCİHEN YÜKSEK LİSANS MEZUNU, İNGİLİZCEYİ ANA DİLİ GİBİ KONUŞABİLEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYİMLİ, ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ, 30 YAŞINI AŞMAMIŞ." Oha demeyin, aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama patron yazalım diyor, ilan havalı oluyormuş. B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP Size araba vericez ama şoför vermicez. Uzun yola alışıksınızdır umarız. TERCİHEN MUHASEBE VE / VEYA İNGİLİZCE BİLEN ( Valla gerçek !) Şimdi sizi tam olarak nerede kullanacağımızı bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi... Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. |
BAROMETRE ILE BIR BINANIN YUKSEKLIGI NASIL OLCULUR?
Kisa bir sure once, benden bir fizik sinavi puanlamasinda hakemlik yapmami isteyen meslektasimdan cagri aldim. Meslektasim fizik sinavindaki bir soruya verdigi yanit nedeniyle ogrencilerinden birine "sifir" puan takdir etmisti. Ogrencisi de "eger puan yontemi adil olsaydi, en yuksek puani alacagini" iddia etmekteydi. Meslektasim ve ogrencisi sonunda verilen yaniti, tarafsiz bir hakeme puanlatmak icin anlasmaya varmislardi. Hakem olarak da beni secmislerdi. Arkadasimdan cagriyi alir almaz, kendisine ugradim ve sinavda sorulan soruyu okudum: "Barometre yardimiyla yuksek bir binanin yuksekliginin ne sekilde saptanacagini gosterin." Ogrencinin yaniti da soyleydi: "Barometreyi binanin en ust katina cikaririz. Barometrenin ucuna bir ip baglar ve yukaridan caddeye sarkitiriz. Tekrar ipi yukari ceker ve ipin uzunlugunu olceriz. Ipin uzunlugu bize binanin yuksekligini verir." Yanit cok ilginicti, fakat ogrenciye bunun icin puan verilebilir miydi? Ogrencinin, soruyu tam ve dogru bicimde yanitladigindan, bu sorudan tam puan almak icin guclu bir nedene sahip oldugunu anladim. Diger taraftan ogrenciye tam puan verilecek olursa, ogrenci fizik dersinden yuksek bir notla gececekti. Yuksek bir not ise ogrencinin fizik dersiyle ilgili davranislari kazandiginin gostergesiydi, fakat sorunun yaniti onun fizik bildigini ortaya koymuyordu. Bunun uzerine ogrenciye ayni soruyu bir daha yanitlamasini onerdim. Anlasmaya vardiktan sonra, ogrenciye soruyu yanitlamasi icin 6 dakikalik bir sure tanidim ve yanitin icinde onun fizik dersinde kazandigi davranislari ortaya koymasi gerektigini soyledim. Bes dakika gecmesine karsin, ogrenci hicbirsey yazmamisti. Baska bir sinifta dersimin baslamak uzere oldugunu soyleyerek yanit vermekten vazgecip, gecmedigini sorudum; fakat ogrencinin cevabi: "Hayir vazgecmedim" seklindeydi. "Bu soruya verilebilecek pek cok yaniti oldugunu, bunlardan en iyisini secmeye calistigini" belirtti. Karistigim icin ozur dileyip, soruyu cozmeye devam etmesini soyledim. Bir dakika sonra ogrenci yanitini verdi: "Barometreyi binanin en ustune cikaririm ve cati katindan asagi egilerek barometreyi birakirim. Birakir birakmaz kronometreyle zaman tutmaya baslarim. Barometre yere carpaz carpmaz kronometreyi durdurur ve "S= 1/a.t2 " (S esit bir bolu iki a t kare) formulu ile binanin yuksekligini hesaplarim." Bu yanit karsisinda, meslektasima devam etmek isteyip istemedigini sordum. Meslektasim ogrenciye hak ettigi puani verecegini soyledi. Tam yanlarindan ayrilirken ogrencinin "pek cok yaniti bulundugunu" soyledigini hatirlayarak, diger yanitlarin neler oldugunu sordum. "Evet, barometre yardimiyle yuksek bir binanin yuksekligini bulmanin pek cok yolu vardir" dedi. "Ornegin, gunesli bir gunde disari cikar, hem barometrenin golgesini hem de barometrenin boyunu, daha sonra da binanin golgesini olcerek, basit bir oranlamayla yuksekligini bulabiliriz." "Cok guzel, diger yontemlerin nedir?" diye sordum. "Cok basit bir yontem daha var ki onu siz de begeneceksiniz. Bu yontemde, barometreyi elimize alir ve binanin merdivenlerinden en ust kata dogru tirmanmaya baslariz. Merdivenleri tirmanirken barometrenin boyu kadar duvar boyunca isaretleyerek ilerleriz. Daha sonra isaretleri sayariz ve isaretlerin sayisi bize barometrenin birimi cinsinden binanin yuksekligini verir. Bu yontem dogrudan olcmeye ornektir." Daha karmasik bir yontem isterseniz, bunun icin barometreyi bir ipin ucuna baglar ve sarkac gibi sallamaya baslarsiniz. Boylece en alt katta ve binanin en ustunde "g" degerini saptayabilirsiniz. Bu iki g degerinin farkindan ilke olarak binanin yuksekligini bulabilirsiniz." Sonunda ogrenci sozlerini su sekilde tamamladi: "Eger cozum icin, fizikle bir sinirlama getirmezseniz daha pek cok yanit bulunabilir. Ornegin, barometreyi alip alt kattaki kapicinin odasina gidersiniz. Kapiciya eger binanin yuksekligini size soyleyecek olursa barometreyi ona vereceginizi bildirir ve binanin yuksekligini ogrenebilirsiniz." |
Sırada beklerken önünüze birinin geçmesi durumuna alternatif Felsefi Yaklaşımlar...
KLASİK TEPKİ: "Sıraya geç kardeşim" NEOKLASİK TEPKİ: "Şeker kardeşim sıraya geçiver" REALİST TEPKİ: "Sıra var" SURREALİST TEPKİ: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?" ROMANTİK TEPKİ: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz" NATURALİST TEPKİ: "Sırana geç" MODERN TEPKİ: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da" POST-MODERN: "Sırana geç lan ayı!" UZLASIMCI: "Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi" DEVRİMCİ: "Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek" KADERCİ: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür" FELSEFECİ (septik-kuşkucu): "Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir" KANT'CI: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur" KOTÜMSER VAROLUŞCU: "Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek" İYİMSER VAROLUŞCU: "Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor" HUMANİST: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz." |
7 Ocak Perşembe
Bugün gene Klark Kent kılığında işe gittim. Bu salak Klark'ı oynamaktan bıktım artık. Sen kalk koskoca Süpermen ol, ondan sonra otobüsle, dolmuşla işe git. Otobüste sıkışık sıkışık giderken fordçunun biri arkama geçti, ağzı da leş gibi sarımsak kokuyordu. Şeytan dedi ki sok şu herifin ağzına elini, parmaklarını gözünden çıkar. Otobüsün lastiği patladı. İşin yoksa yürü babam yürü. İşe de geç kaldım. Bir de üstüne fırça yedim. Kahve makinesinden kahve alırken üstüme döktüm. Luis her zamanki gibi dalga geçti. Öğle yemeğinde çorbamdan sinek çıktı. Yemekten dönerken Süpermen kılığına girip düşen bir uçağı kurtardım. Millet yine "çok yaşa Süpermen" diye bağırdı, ben de onlara şirinlik yapıp el salladım. 8 Ocak Cuma Bıktım artık bu dünyada yaşamaktan. Yok arkadaş ben bu dünyaya alışamadım. Bugün gazetedeki arkadaşlarla beraber öğle yemeğine Meksika lokantasına gittik. Hay gitmez olaydım. Yemekte Meksika usulü kurufasulye yedik. Sen misin yiyen. Akşama kadar gazdan geberdim. Gaz mesele değil bilader, -afferdersin- ossurunca geçer. Ama ya ossuramayınca? Midemde atom bombası patlasa birşey olmaz ama bu Meksika fasulyesi acayip birşey. Süperbağırsaklarım birbirine dolandı sandım. Şimdi hafiften ossursam binalar yıkılacak, ossurmasam geberecem. Evrendeki kötü güçlerin başedemediği süper kahraman Süpermen'i bir uyduruk kurufasulye oldurecek. Tuvalette üstümü değişip uzaya gideyim dedim, benden önce herifin biri girdi, tam iki saat çıkmadı. Ne yaptın bilader iki saat yıllık mı sıçtın. Yuh be. Sonunda Süpermen olup uzaya kaçtım. Uzayda bir güzel zangır zangır ossurdum. Ooohh bee, dünya varmış. Acayip rahatladım. Bu arada yanlışlıkla arkamı Ay'a dönüp öyle ossurmuşum, benimki süperossuruk Ay'ın yörüngesinde iki derecelik sapma meydana geldi. Neyse onu da yörüngesine oturttum. Bundan böyle kurufasulyeyi de kriptonit gibi zararlı maddeler listesine koyuyorum. İnşallah düşmanlarım bu durumu öğrenmezler. 9 Ocak Cumartesi Bugün tatil. Deyli Planet gazetesine gitmedim, çok mutluyum. Can sıkıntısından geberdim. Sonra bizim Betmen'le Örümcek Adam aradılar. Akşama kadar ellibir, yanık, pişti falan oynadık. Okey de oynayacağız ama bilader dünyada üç tane süperkahraman var, olmuyor.Okeye dördüncü kahramanı dörtgözle bekliyoruz ama nafile. Herkes bizim gibi dünyanın derdiyle uğraşacak kadar enayi mi arkadaş. 10 Ocak Pazar Canım sıkılınca şöyle bir şehri dolaşayım dedim. Çok güzel bir hatun gördüm. Süperüfürüğümle hatunun eteğini çaktırmadan havaya kaldırdım. O ne be? Meğer karı içine don giymemiş. Onu öyle görünce acayip azdım. Boş bir telefon kulübesi bulup üç saniyede oniki posta otuzbir çektim. Anca rahatladım. Bu yaşa geldik hala otuzbir çekiyoruz. Şu Luis'le evlensek de abazalıktan kurtulsak. Ama olmuyor bilader. Şu babamın yaptığı keleği de kimse yapmadı bana. Beni dünyaya gönderirken yanıma bir de kız çocuğu koysaydı, biz de dünyada böyle sap gibi dolaşmazdık. Onunla bir güzel evlenip çoluk-çocuğa karışırdık. Peki babam ne yapmış? Yanımıza bir Kripton malı şişme bebek koymuş. O da 5 yıl önce bir azgınlık zamanımda patladı. Dünyadakilerde benim hızıma dayanamayıp eriyor. Benim kaderimi yazan eller kırılsın, ne diyeyim.. 11 Ocak Pazartesi Yine mesai basladi. Yine ayni patirti. Yine ayni kosturmaca. Yine ayni salak Klark. Yine ayni ukela Luis. Yine ayni felaketler, Yine ayni "cok yasa Supermen" laflari. Yine ayni numaradan siritmalar. Hic degisen bisey yok. Milletin keyfi keka. Istedigini ye-ic, istediginle yat-kalk, kilikdan kiliga girmene hic gerek yok. Oh ne guzel. Millet de keske Supermen gibi olsak der. Hadi ordan. Bu dunyada Supermen olacagima keske Kripton'da çöpcü olsaydim. Ah gurbet ah. Kendi derdim yokmus gibi bi de elalemin derdiyle ugras. Herkesin derdine care bulmaya mecbur muyum arkadas? Hadi buyuk felaketleri, dunyanin basina bela olan zibidilerle ugrasmayi anladik, bir de ivir-zivir islerle ugrasiyoruz. Bilmem kimin kopegi kaybolmus gel Supermen, su borusu patlamis gel Supermen. Gel Supermen, git Supermen. Babanizin usagi mi var? Gecen gun birinin kicinda sivilce cikmis bana sunu bi patlat diyor. Bu insanlarla iyice yuz-goz olduk bilader,suc bizde. Bunlara bu kadar yuz vermiyecektik. Bak Betmen'e, adamin yanina kimse yaklasamiyor. Hem de acayip zengin. Biz de karin tokluguna kahramanlik yapiyoruz. Dunyayi kurtaran adammisiz. Hay siciyim dunyanizin icine. 12 Ocak Salı Bu gun cok kotuyum. Bir-iki gundur kabiz olmustum. Bu kabizlik da benim icin hersey gibi buyuk dert. Zaten bu dunyada bana rahat-rahat sicmak bile haram arkadas. Cocukken koyde idare ediyorduk. Orasi genis arazi. Pek farkedilmiyor. Ama ya koca Metropolis'te. Sehrin gobeginde olmuyor. Mesela Arizona krateri aslinda benim marifetimdir. Metropolis'e ilk geldigimde normal insanlar gibi ben de tuvalete gitmistim. Biraz zorlayinca benim Superbok tuvaletin betonunu delip dunyanin obur tarafindan cikmisti. Zaten bosuna dememisler "azimle sican betonu deler" diye. O zaman buyuk olay oldu. Ama kimse bunun benim marifetim oldugunu anlamadi. Bu azimli bir vatadasin isidir deyip olayi kapattilar.Zaten o zamanlar boyle meshur da degildim. O zamandan bu yana rahatlamak icin uzaya cikiyorum. Ilk baslarda iyi oluyordu. Rahat rahat isimizi goruyorduk. Bu uzay arastirmalari falan ciktigindan bu yana artik uzayda da rahat yok arkadas. Zaten dunyanin yorungesinde -afferdersin- boktan bir uydu yapmistim. Bu insanlar beni burada da rahat birakmadilar. Ben de Ay'i tuvalet olarak kullanmaya basladim. Ay yuzeyindeki bir cok krater benim eserimdir. Ama ne care, insanlar oraya da gelmeye baslayinca bu sefer Mars'a gitmeye basladim cok iyi oluyordu. Hem orasi kayalikda bir yer. Kicimizi taslara siliyorduk. Cok iyi gunlerdi onlar. Sonra insanlar oraya da uydu bilmem ne gondermeye basladilar.Oraninda tadi kacti. Bir gun Mars'ta rahat rahat isimi gorurken birden bir seyin kicimi yokladigini hissetim. Benim bildigim Mars'ta hayat yok, arkama baktim insanlarin dunyadan gonderdigi robot kicimi inceliyor. Tabii aynen yamulttum robotu. uzuldum ama ne yapalim bilader bizim de kendimize gore bir imajimiz var. Ondan sonra butun dunyaya "iste Supermen'in supergotu" diye yayinlayacaklar. Dunyanin maskarasi olacagiz. Daha onceden de dunyanin yorungesine sicarken NASA astronotlari bilmeden fotograflarimi cekmislerdi. Onlari NASA'dan rica edip almistim. O olay oylece kapanmisti. Bu sefer herifler Internetten canli yayin yapiyor arkadas. Sonra diger gezegenlere, Jupitere, Saturn'e gitmeye basladim. Bu insanlar orada da rahat birakmadilar. Gunes sisteminin her yerini uydularla doldurdular. Nereye gitsem karsima ya bir uydu, ya da bir sonda falan cikiyor. Bir sefer gunese gidiyim dedim, az daha kestaneyi kebap yapiyordum. Ben de artik Gunes Sistemi'nin en uzak gezegeni Pluton'a gidiyorum. Orasida cok soguk, adamin seyi donuyor ama ne yaparsin iste,gurbetlik. Iste neyse gecen gun acayip kabiz olmusum. Iyileseyim diye 10 kilo mushil aldim. Vay sen misin alan. Bu sefer de ishal oldum. Bu ishal beni mahvetti. Mesela gazetede calisiyorum, zart, kriz geliyor. Hemen tuvalete gidip kilik degistiriyorum ondan sonra ver gotunu -pardon- elini Pluton. Bir guzel rahatliyorum. tekrar donup yerime oturuyorum, iki dakika sonra bir kriz daha. Hadi bir daha ayni seyler. Tam 1643 defa Pluton'a gittim geldim. Bir iki seferde Pluton'a varamadan donumuza ettik. Pelerin-melerin hepsi batti. Allahtan Pluton'da bir miktar buz var. Buzlari supergozlerimle eritip ustumu basimi yikadim. Hadi.....eyvallah. |
Abi hayirdir?
Sabahin altisinda Bosch bayiinin önünde napıyosun? Bilader sorma bende ERKEN BOSCH ALMA olayi var. Allah düşmanıma vermesin Hihoha! --o-- Abi kızı çok istiyom babası vermiyor. Oğlum babasını naapcan? Kız versin yeter... --o-- Bilmece: 4 Travesti bir sandelyeye nasıl oturur... Cevap : Sandelyeyi ters gevirip otururlar... --o-- Kadinligin 4 mucizesi; 1- Kanarlar yaralanmadan 2- Islanirlar suya dokunmadan 3- Süt verirler ot yemeden 4- Kafa mikerler, mikleri olmadan |
Yazarı belli olmayan Internet'de dolaşan bir hikaye. Açıkcası okurken çok eğlendim. sizinde beğeneceğinizi düşünüyorum.
- Oğlum hadisene ya! Bul şu peyniri. - Tamam Hocam ya tamam! Bulucaz dedik, ne acele ediyorsun? " Hızlı giden atın boku seyrek düşer " diye boşuna mı söylemiş atalarımız? Acele etme, bulucaz. - Allahım ya Rabbim ya! Ben ne günah işledim de başıma böyle salak bir fare musallat ettin? Lan alt tarafı labirentin içine girip,lanet olası bir peyniri bulacaksın, bu kadar zor mu bu ya? Anasını satayım, elin adamındaki fareler iki dakikada buluyor bu peyniri de sen nasıl bulamıyorsun? Lan yoksa sen sırf beni gıcık etmek için mi böyle yapıyorsun? - Ne gıcıklığı abi ya! Bulamıyoruz işte! O kadar kolaysa gel de sen bul. Ulan hem boğaz tokluğuna çalışıyoruz, hem de tutmuş geri zekalı bir doktorun dırdırını çekiyoruz, bizimki de iş yani. Varsayalım ki peyniri bulduk, ne olacak? Başın göğe mi erecek? Hayır yani, peyniri bulunca ülkedeki enflasyon ya da işsizlik sona erecek diyorsan hemen bulayım da, yok öyle bir şey yaa! Bunlar hep boş muhabbet hocam! Sen şimdi karşındaki fareyi çıplak gösteren bir gözlük yapabiliyor musun,bana ondan haber ver. - Ya Koçum siz fareler zaten çıplak geziyorsunuz, ne işine yarayacak fareyi çıplak gösteren gözlük . Manyak mısın nesin ya! Bak şimdi, ben sana cazibeni vahşi ve dayanılmaz boyutlara ulaştırabilecek bir koku yapayım, ha ne dersin? Hem bu sayede dişi fareler arasındaki popülariten artar, hem de fareler aleminde bir numaralı Playboy olursun. Ama önce gel de bul şu peyniri. Hadi koçum. - Yok Hocam ya! Ben zaten bu alemdeki en çekici fareyim. Kızlar benimle birlikte olmak için sırada beklerlerken ne diye böyle salakça bir anlaşma yapayım ki? - Hadi lan Soytarı! Sen gel de onu benim külahıma anlat. Yatağımın altındaki Playboyları yürütüp gizlice okuduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun? Bana bak, şimdi bu Kazanova ayaklarını bırakıp peyniri bul yoksa birazdan seni moleküllerine ayıracağım. - Ya sen deminden beri bir peynirdir tutturdun gidiyorsun abi. Bi sor bakalım acaba ben peyniri seviyor muyum? Hadi sorsana. Bak abicim, şimdi sen oraya bi duble rakı koy da bak nasıl hemen buluyorum. Valla o zaman beni değil bu kutu gibi labirentin içine,İstanbul 'un ta göbeğine bile bıraksan, on saniyede bulurum o peyniri. - Allahım! Biliyorum, biliyorum. Bu bir imtihan. Evet evet! Bu kesin bir imtihan. Bana böyle salak bir fare vererek dayanma gücümü ölçüyorsun, biliyorum. Ya oğlum! Sen maymun musun fare misin anlamadym gitti ya! Lan daha dün, suluğuna yanlışlıkla alkol damlattık diye sapıtıp, koskoca kediye tecavüz etmeye kalkan sen değil miydin? Ne çabuk unuttun. Zamanında fark etmesek geberip gidiyordun lan, şimdi tutmuş ne rakısından bahsediyorsun bana? Sende hiç utanma yok mu ya? Hem, sen içkinin insan sağlığına ne kadar zararı olduğunu biliyor musun haa, biliyor musun? Söyle bana, pis ayyaş! - Ya hocam! Şimdi ben sana içkinin insan sağlığına olan zararlarını anlatmaya kalksam bir ansiklopediyi dolduracak kadar bilgi toplarım da, bundan bana ne? Yani ben insan değilim ki! Alt tarafı bir fareyim. Anlatabiliyor muyum? Sen bir bilim adamı olarak bana kolaylık göstereceğine bağırıp duruyorsun. Ama olmaz ki! Olmaz ki be anam, biz de ana evladıyız,değil mi ya? - Ya sen şimdi şu peyniri buluyor musun, bulmuyor musun? - Ya tamam bulayım. Bulayım bulmasına da , bende klestrofobi var abicim. Kapalı yerlerde öldür Allah duramam, neden anlamak istemiyorsun ya? şimdi ben nasıl girerim o daracık labirentin içine? Bi dakka ya! O elindeki bıçak ta neyin nesi oluyor. ???!Gelme, gelmee! Bana bak seni uyarıyorum, ben çok feci şekilde karate Bilirim. Bak gelme, bak fena yaparım ona göre. Aloo! Ben kime diyorum? Aah! Gelmesene lan üzerime. Bak gelme diyorum fena olacak şimdi. Aaah! |
Bir asansörde yolculuk yaparken diğer insanların sizden tiksinmeleri için yapabileceklerinizi sıraladık. Buyrun okuyun :
Birisi asansöre girip çıkarken araba sesi çıkarın. Burnunuzu kağıt mendile sümkürdükten sonra mendili sağınız solunuzdakilere gösterin. ‘ Şimdi okullu olduk’ şarkısını ıslıkla soyleyin. Traş olun. Çantanızı veya cüzdanınızı açıp ‘Burada yeterince oksijen var mı?’ diye söylenin. Köşede arkanız dönük öylece durun ve asansör durduğunda da inmeyin. Birisinin üzerine eğilerek ‘Kimlik kontrolu’ deyin. Tai Chi egzersizleri yapın. Kendi katınıza geldiğinizde kapı neden açılmıyor diye sinirlenip bağırın. Otomatik olarak açıldığında utanmış gibi yapın. Yeni binenlerin suratına pişmiş kelle gibi sırıtarak ‘Çoraplarımı yeni değiştirdim’ deyin. Binenlere vaaz verin. Belirli aralıklarla miyavlayın. ‘Akasyalar açarken’ şarkısını mütemadiyen sözleri değiştirmeksizin söyleyin. Biri asansörden inerken alkışlayın. Binenlerle dilinizi burnunuza değdirebileceğinize dair iddiaya girin. Geğirin ve sonrasında ‘Mmmm, çok lezzetliydi.’ deyin. Midenizi tutun ve ‘Ögg, beni asansör tutar da’ deyin. Binen her kişiye inmek istediğiniz katı söyleyin. Yüzünüze maske takıp binin ve insanlarla o şekilde konuşun. Asansör her katta duruşunda ‘Ding!’ sesi çıkarın. Düğmelerin bulunduğu panelin önünde durun. Yanınızda sandalyenizi de getirin. Ağız armonikası çalın. Steteskopla asansörün duvarlarını dinleyin. Haydi hep birlikte şarkı söyleyelim deyin. Sandviçinizden bir ısırık aldıktan sonra yanınızdakine ‘Biroz da sen almoz musun, mmm’ deyin. Yanınıza akciğer rontgen filminizi alın ve kısa aralıklarla öksürüp durun. Veya rontgen gözlukleri takarak etrafınızdakileri şüpheli gözlerle inceleyin. Başpartmağınıza bakarak ‘Hımm, her geçen gün büyüyor’ deyin. Yere tebeşirle bir kare çizin ve diğerlerine burasının size özel olduğunu söyleyin. Bir battaniye alıp sıkıca sarılın. Birisi bir düğmeye bastığında patlama sesi çıkarın. Asansör tümüyle sessizken yanınızdakine döüp ‘Çalan sizin cep telefonunuz muydu?’ diye sorun Diğerlerine varsa bir yaranızı gösterip, enfeksiyon olup olmadığı konusunda görüşlerini sorun. Bu ne işe yarıyor acaba diyerek, alarm düğmesine basın. Şeytani bir ses tonuyla ‘Bugün kendime daha uygun bir vücut bulmalıyım’ deyin. Elinizdeki kutuyu kapının ortasına koyun. Çevrenize bakınıp ‘Acaba kim osurdu?’ deyin. Asansöre binen herkesin elini sıkıca sıkarak ‘Hoşgeldiniz’ deyin. İnerlerken de sarılıp öperek ‘Güle güle’ deyin. Binen her yolcuya onlar için istedikleri dügmeye basabileceginizi söyleyin. Gölge boksu yapın. Ağzınızdaki sakızı alıp elinizle uzatıp durun. Yolculardan birisine gözünüzü dikip bir süre baktıktan sonra ‘ Sen, sen de onlardan birisin’ diye bağırarak asansörün uzak noktasına kaçın. Cımbızınızı çıkarıp aynaya bakarak kaşlarınızı alın. Gene aynaya bakarak sivilcelerinizi sıkın. Asansör her kattan ayrılışında ‘Yuppi! Atta gidiyoruz’ diye bagırın. Asansör kapısı önünde durun ve kapı kapandığında ‘Eyvah, organım kapıya sıkıştı diye bağırın’ Asansördekilere asansörde sıkışıp kalan veya asansörün aşağıya düşmesi sonucu ölen tanıdıklarınıza dair hikayeler anlatın. Ağda yapın |
Elektronik posta (e-mail) adreslerinde dolaşan "Mutluluğun 40 Şartı" adlı mail, sanal dünya tutkunlarından büyük ilgi görüyor.
Anonim olduğu tahmin edilen ve kullanıcıdan kullanıcıya geçerken büyüyen mailde, okuyucuya mutlu olmak için sağlıktan, alışkanlıklara, evlilikten iş hayatına kadar pek çok konuda tavsiyelerde bulunuluyor. 40 maddelik mutluluk reçetesinde, "Sadece aşk için evlen" tavsiyesi yer alırken, "Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun veya bedbahtlığının yüzde 90'ını oluşturur" uyarısına da yer veriliyor. Sanal ortamda, insanlara verilen 40 maddelik mutluluk reçetesi şöyle: - Ucuz araba kullan, ama alabileceğin en güzel evi al. - Adam gibi üç fıkra öğren. - Sevinçlerini sakın erteleme. - Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim, mutluluğunun veya bedbahtlığının yüzde 90'ını oluşturur. - Her gün 30 dakika yürüyüş yap. - Her yemekten önce şükret. - Bir arkadaşının sırrını açıklamadan önce iki kere düşün. - Maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme. - Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork. - Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur. - Çocukların, adet kelimesini duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa. - Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı. - Kendini ve başkalarını affetmesini bil. - İlkyardımı öğren. - Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma. - Her gün altı bardak suyunu içmeyi unutma. - Seni seven insanları koru. - Zor da olsa ailenle tatil yapmak için herşeyi dene. Bu tatildeki anlar, hayatının en değerli anlarından biri olacak. - Kendine yapılmasını istemediğin hiçbir şeyi başkalarına yapma. - Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir. - Başarılı ve iyi bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma: "Doğru insanı bulmak. Doğru insan olmak" - Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır. - Sevimsiz olmayacak şekilde ayrı fikirde olmayı öğren. - Cesaretli ol, hayatına geri baktığında yaptıkların için değil yapmadıkların için üzüleceksin. - Çok mükemmel bulduğun bir fikri başkasının engellemesine izin verme. - Keyifsizliklerini açığa vurma. - Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için 24 saat kimseyi ve birşeyi eleştirme. - Evliliğini güzelleştirmek için her gün birşeyler yap. - İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme. - Çocukların hakkında başkalarına iyi birşeyler söylerken, bırak onlar da duysun. - Güç, sahip olduğun mallarla ilgili değildir. Unutma. - Çocuklarını anlamaya çalış, yargılamaya değil. - Kalem ve not defterini daima yanında taşı. - Zaman ve kelimeleri boş yere harcama. İkisi de çok değerli. - İnsanların yaptıkları olumsuz şeyleri değil, ileride yapacaklarını düşün. - Senden az ya da çok parası olanlarla, paran hakkında konuşma. - Birşeyi elde etmek için çok çaba sarfettiysen, tadını çıkarmak için zaman ayır. - Birisinin kahramanı ol. - Neyi ve kimi desteklediğini insanlara söyle. - Sadece aşk için evlen. |
Date: Fri, 28 May 2004 09:48:24 GMT
From: SMC-A.Ş. To: undisclosed-recipients: ; Subject: KABIR BAKIM ve ORGANIZE HIZMETLERI (0216-4919790) VEFAT EDEN YAKINIZLA SON SEVGI BAGINIZ..!!!!! ONLARA KARSI SON GOREVINIZI YAPTINIZMI?!!!!! HIZMETLERIMIZ -KABIR BAKIM HIZMETLERI -OZEL HIZMETLER -MEZAR BASI ANMA ORGANIZASYONU -CICEK YOLLAMA HIZMETI -KABRISTAN KORUMA VE GOZETIM HIZMETI NEVER SEND SPAM. IT IS BAD. |
Neden ilkokulu zor bitirmis bazi isadamlari,unlu profesorlerden fazla para kazanirlar?
Bakin nasil? Birinci hukum:Bilgi guctur Ikinci hukum:Zaman paradir Simdi bu iki hukme itiraziniz var mu? YOK O zaman devam Fizik bilminde kanıtlanmistır ki: guc=is/zaman Simdi Bilgi=Guctur birinci hukme gore Zaman=para ikinci hukme gore Bunlari denklemde yerine koyalim Bilgi=is/para olur Buradan parayi cekersek... Para=is/bilgi bu formulde bilgi sifira yaklasirsa para sonsuza dogru uzanır Sonuc: ne kadar az bilirsen o kadar cok kazanirsin ya da Sabit bir para,bir maas alabilmek icin,bilgin ne kadar fazlaysa,o kadar fazla is yapman gerekir |
BU YILINIZI İYİ GEÇİRDİNİZ Mİ?
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç? Ve siz onu hiç kokladınız mı? Yaz *******inde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı? Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız? Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz? Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl? Çimlere uzandığınız oldu mu? Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç? Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl? Kaç kez kuşlara yem attınız? Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı? Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz? Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı? Kaç kez mektup aldınız bu yıl? Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç? Kimseyle barıştınız mı bu yıl? Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl? İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeye bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl? Yeni yılda düşünün! Baharda hemen yayılın çimenlerin üzerine... Acele edin, er veya geç; çimenler yayılacak üzerinize... |
Bir sürü erkek
başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını da başarısına Jim Backus Her başarılı erkeğin arkasında, onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi vardır. Brooks Hays Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Bir çok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur. Simone De Beauvoir Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan evlenirler. İkisi de hayal kırıklığına uğrar. Oscar Wilde Bekar erkekler kadınlar hakkında evli erkeklerden daha çok şey bilirler. Eğer bilmeselerdi onlar da evlenmiş olurdu H.L.Mencken Erkeklerin aklı, ev kadını arar, ama kalbi ve hayal gücü başka özellikler peşindedir Goethe Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. Zararı veren onları yakalamaktır. Jack Davies Erkekler yaşlanır, kadınlarsa değişir. Goethe Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır. Moltimer Collins Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun Sokrates Niye evlenecekmişim ki? Evlenirsem başıma gelecek en iyi şey boynuzlanmamaktır ki evlenmezsem bunu çok daha emin yollardan elde edebilirim. Sebastian Chamfort Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir. Sesini yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde edememiştir... Anonim Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. Bir kadınınsa dili. George Chapman Kadınlara büyük saygı duyan ve onları herşeyin üstünde tutan erkekler, kadınlar arasında popüler olmayı nadiren başarabilirler. J.Addison Kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olana bir eşya gibi sunar. Cesare Pavese Bir erkek karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan daha büyük bir intikam yoktur. Sacha Guitry Bir erkeğe göre “erkeğin iyisi” ile, bir kadına göre “erkeğin iyisi” aynı şeyler değildir. Ortega Y Gasset Erkekler şaraba benzer. Geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini olgunlaştırır. Cicero Cömertlik, erkeğe yakışan erdemdir. Goethe Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler. O da doğdukları günden üç yaşına kadar oldukları zamandır. Gaston Paces Erkek evlenene kadar eksik bir erkektir. Ve evlendiğinde artık bitmiştir. Zsa Zsa Gabor |
Bizim tarihte hicbir sey icat etmemis oldugumuzu soylemek hem ayip hem gunahtir.
Biz az sey icat etmedik tarihte. Istanbul'a ilk elektrigi vaktiyle Satie Sirketi getirdi.Uzak semtlerde elektrik alan tek-tuk evlere her ay tahsildar gondermeyi gereksiz buldugu icin, bu evlere birer kumbara koymustu. Yirmi dort saatte bir kumbaraya, o devrin halk dilinde "manda gozu" denilen, nal kadar yirmi besligi attin mi, elektrik kendiliginden yanardi. Yilda birkac kez de Satie Sirketi'nin adamlari bu evleri dolasarak kumbaralari acar, paralari alirdi. Icerenkoy'deki bir evin kumbarasindan hic bir sey cikmiyordu. Sirket ozel arastirmalarla evin elektrik kullandigini saptamisti. Ancak kumbaraya hic bir sey atmadan nasil calistiriyordu elektrigi, onu cozememisti. Sonunda ev sahibini sirkete cagirdilar: - Hileni bize acikla, sana bedava elektrik verelim. Yalniz bu ustun bulus ortaliga yayilmasin, dediler. Ev sahibi gulumseyerek anlatti; gazoz siselerinin kapaklarina su doldurarak bunlari buzdolabinda donduruyor, sonra da yuvarlak buzlari yirmi beslik niyetine elektrik kumbarasina atiyordu. Buzlar mekanizmayi calistiriyor, arkasindan eriyip aktigi icin, hic bir iz birakmiyordu. Elektrik fiziginde Edison'dan sonra en buyuk ve en yararli kesif boylece bize ait oluyordu. Satie Sirketi, bu buyuk mucidi odullendirerek, ona elektrigi bedava verdi ve kumbaralarin yapisini degistirdi. * * * Eski havagazi saatlerini ters calistirmak icin bisiklet pompasiyla, gaz borularina hava basmak da, yine bize ait ozel bir bulustur. Kac metrekup havagazi harcamissan, bisiklet pompasiyla ters yonde hava bastin mi, saatin yazdigi rakamlar geriye dogru silinir. Bu bulusun da sahibi, dalginlikla gereginden fazla hava basarak, havagazi sirketinden alacakli ciktigi icin enselenmisti. Adi bu yuzden unlu mucitler tarihine gecemedi. Musluklari su saatinin yazamayacagi kadar az acip, iplik iplik akan sulari yirmi dort saatte kovalara doldurmak da, yine o devrin ilginc buluslarindandi. Bir sure elektrik saatlerinin rakamlarini miknatisla geriye cevirmek de epey denenmis, o nedenle saatlerin rakam gosteren mekanizmasi, miknatisin oyununa gelmesin diye, kursundan yapilmaya baslanmisti. Butun bunlar hep bizim yaratici beyinselligimizin urunleridir. * * * Son yillarda ise daha ince buluslara yonelinmistir. Ornegin disariya gidecek iscilerin saglik muayenesinde saglam raporu almalarini saglamak icin, mikroskop kontrolunden gecmis findik buyuklugundeki temiz kakalar bes liradan kiraya verilmektedir. Cis siselerinin kirasi iki bucuk, tansiyon dusurucu sarimsakli su ise tutturabildiginedir. Tababetteki bu asamalar o kadar ust duzeydedir ki, henuz dunyamiza mal olamamistir. Kirmizi biberin icine kiremit tozu karistirmak, kuru uzumle harmanlanmis kucuk keci boku ihrac etmek, zeytinyagi yerine kellik yapan parafini dayanmak hep yerli buluslardir. Viski siselerinden enjeksiyonla viskiyi cekip yerine cay suyu doldurmak, disaridan ithal edilen ayakkabilarin sol teklerini Izmir, sag teklerini Istanbul gumrugune getirterek, sonra da kimsenin sahip cikmadigi bu yuzlerce tek ayakkabiyi ihalelerde ucuza kapatip, arkasindan birlestirerek piyasaya surmek tarihsel ve anitsal zeka mucizelerimiz arasindadir. Bize ozgu fikir ozgurlugu yasakli demokrasimiz bile, bu tur bir bulusun sonucudur. Kim demis ki biz tarihte hic bir sey icat etmedik? Bunu iddia etmek hem ayip, hem gunahtir... |
99 Öğüt
1. Sık sık seni seviyorum ve sana ihtiyacım var demeyi unutmayın. 2. Aşk şiiri yazın. 3. Yağmurda el ele yürüyün. 4. Radyodan onun için şarkı isteyin. 5. Ruj ya da traş kremi ile aynaya "seni seviyorum" yazın. 6. Çantasına, cüzdanına ya da yastığının altına küçük aşk notları saklayın. 7. Kahvaltıda kalp şekilli tostlar yapın. 8. Gazetenin kişisel bölümüne aşk notları yazın. 9. Şehir içinde fayton gezintisine çıkın. 10. Süpriz haftasonu tatili hazırlayın. 11. Sevgilinizin ufak tefek gündelik ev işlerini yapın. 12. Ajandasındaki uzak tarihlere ikiniz için randevular yazın. 13. En sevdiği restorana reservasyon yaptırın. 14. Gidilecek filmi seçmesine izin verin. 15. Ona ayak masajı yapın. 16. Kalp şeklinde bir kitap ayıracı yapın ve okuduğu kitabın arasına koyun. 17. Romantik müzik CD'si koyun ve dans edin. 18. Sadece ikiniz için sürpriz parti düzenleyin. 19. Sevgilinize pofuduk oyuncaklar alın. 20. Birbirinizin falını okuyun. 21. Birbirinizde en çok sevdiğiniz 10 özelliğin listesini yapın. 22. Bu listeyi göze görünecek bir yere koyun. 23. Onun adını vücudunuza dövme ile yazdırın. 24. İkiniz için bir fotoğraf albümü hazırlayın. 25. Birlikte kampa gidin ve sadece bir uyku tulumu alın. 26. Bir şişede, balonda ya da sandwichte aşk notu gönderin. 27. Sevdiğini bildiğiniz bir çizgi film karakterini taklit edin. 28. Birlikte duş alın. 29. Işıkları loşlaştırıp kanepede tv izleyin. 30. "Özür dilerim" deyip, öpüp barışan taraf olun. 31. Birbirinize masaj yapın. 32. Gün boyunca her saat başı öpüşün. 33. Bir sepet dolusu şirin hediyeler gönderin. 34. Banyo aynasındaki buhara "Senin için deliriyorum" yazın. 35. Kocaman bir kurdele ile yatağınızı paketleyin. 36. Onun benzin deposunu doldurun. 37. 18 yaşında gibi davranın hatta piercing yapın. 38. Sebepsiz yere bir buket çiçekle çıkın karşısına. 39. Birlikte scrabble oynayın, kullanabildiğiniz kadar aşk kelimesi kullanın. 40. Ona köpük banyosu hazırlayın, etrafına mumlar yakın. 41. Parkta piknik yapın. 42. El ele tutuşun. 43. Evde mum ışığında romantik bir yemeğe giden yolu gül yaprakları ile donatın. 44. Bir hayır kurumuna sevgiliniz adına bağış yapın. 45. Onun kıyafetlerini yerden kaldırın ve ona bu konuda hiç birşey söylemeyin. 46. Eski siyah beyaz filmlerden seyredip patlamış mısır yiyin. 47. İlk randevunuzu yeniden yaşayın. 48. Bir oyun ya da maç bileti alarak ona sürpriz yapın. 49. Beklenmedik bir anda onu kucaklayın. 50. Üzerinde hiç düşünmeden, ani bir hediye alın. 51. Sadece "Seni düşünüyorum" demek için mail gönderin. 52. Eve kocaman bir balon buketi getirin. 53. Kahvaltısını yatağa götürün. 54. Yılbaşı ağacı için ikinizin resmi olan bir süs hazırlayın. 55. Elim sende oynayın. 56. Arabasını yıkayın ve konsoluna aşk notu bırakın. 57. Birlikte bir çiçek dikin. 58. Telesekreterine sevimli bir mesaj bırakın. 59. Bir geceliğine otelde kalın. 60. Karın üzerine melek resimleri çizin. 61. Her "merhaba" ve "hoşçakal" ı kucaklayarak ya da öperek mühürleyin. 62. Şehir dışına doğru kısa bir araba gezintisine çıkın. 63. Geceyi yıldızları seyrederek geçirin ve birlikte dilek tutun. 64. Yer ya da mekan umursamadan ara sıra ona göz kırpın. 65. Birlikte komik hayvan isimleri düşünün. 66. Birbirinize şiir okuyun. 67. Doğumgünlerinizi birlikte kutlayın. 68. İkinizin güzel bir resmini cüzdanınıza koyun. 69. En sevdiği kitabı ya da CD'yi sebepsiz yere ona hediye edin. 70. İş yerine şeker, yiyecek, resim ve aşk notları ile dolu bir moral paketi gönderin. 71. Bir gece dışarı çıktığınızda insanlara balayında olduğunuzu söyleyin. 72. Kırda yürüyüşe çıkıp birbirinizin baş harflerini ağaca kazıyın. 73. Sizin için yaptığı ve sizin sıradan kabul ettiğiniz herşey için küçük teşekkür notları yazın. 74. Şömineyi yakın ve şeker pişirin. 75. En sevdiğiniz TV şovunu kaydedin ve geceyi konuşarak geçirin. 76. Bulaşıkları birlikte yıkayın, sonra birbirinizin ellerine krem sürün. 77. Ona bir aşk mektubu yazın, sonra da onu yap boz parçaları gibi kesin. 78. Gizli işaretler belirleyin ve kalabalık içindeyken bunları kullanın. 79. Takviminize sadece ikiniz için hafta ortasırandevusunu düzenli olarak işleyin. 80. Çamaşırları birlikte yıkayın. 81. Romantik Tiyatro: Haftasonu birbirinizin en sevdiği romantik sahneleri canlandırın. Cumartesi sizin, Pazar onun günü olsun. 82. Onu işyerinden arayın ve randevu isteyin. 83. Sanki birbirinizi bir aydır görmüyormuş gibi davranın. 84. Özel birşeyler yapmak için yazılı davetiye gönderin. 85. Birbirinize kitap okuyun. 86. Penceresinin önünde durun ve romantik bir şarkı söyleyin. 87. En sevdiği şekeri montunun cebine saklayın. 88. Sesinizi kaydettiğiniz bir kaseti arabasındaki teybe yerleştirip açık bırakın ki arabayı çalıştırdığı anda çalmaya başlasın. 89. Açık hava sinemasına gidin. 90. İkiniz de yatağa girdikten sonra açık kalan ışığı söndürün. 91. Fırtına çıktığında birbirinize sıkı sıkı sarılın. 92. Ölümsüz aşkınızı telgraf ile açıklayın. 93. Romantik bir yemek hazırlayın ve en iyi porselenlerinizde servis yapın. 94. Boynuna kocaman bir öpücük kondurarak onu şaşırtın. 95. Beklenmedik iltifatlar yapın. 96. Bir külah dondurmayı paylaşın. 97. Salonun ortasında piknik yapın. 98. İkinizin aptal bir fotoğrafını çekin ve çerçeveletin. 99. Okuduğu derginin içine aşk kartları saklayın. |
İLK 3 AY
*Sabahlara kadar bilgisayar başından kalkılamaz... *İlk girilen siteler(her ne kadar kimse kabul etmesede)daima porno siteleridir. *Chat ve mesajlaşma had safhadadır. *Bu mesajlaşma zamanla forward denilen gönderilen mesajı tüm yazışılan kişilere iletmeye dönüşür... *İnternetin en faydalı olan yanı bilgiye ulaşma harcanan toplam sürenin ancak yüzde biri kadardır... İLK 3 AYDAN SONRA *Bünye,******* boyu uykusuz kalmayı kaldıramaz.Okul,iş,sağlıkta yaşanan sorunlar ve alınan heves,sabahlama sayısını azaltır. *Porno siteler artık sıkmıştır,bu sitelerden kapılmış olan virüsler yüzünden ciddi sıkıntılar çekilmektedir. *Yükselen telefon faturaları yüzünden internete giriş saatlerinde mecburi bir azalma yaşanır. *Chatin pek bir anlamı kalmamıştır,karşı cinsle tanışmak için internetin iyi bir yol olmadığı anlaşılmıştır.Forwardçını arkadaşı forwardçı olur mantığı artık kavranmış aynı mesajın 10 kere gelmesinden bıkılmış ve forward işine son verilmiştir/verdirilmiştir. *İnternetten akıllıca faydalananlar,kendilerine özgü yeni bir dünya yaratmışlardır,anlamayanlar içinse yapacak bişey yoktur.Bu kişiler sayesinde internet hızla bilgi çöplüğüne dönüşmekte,her gün mail kutuları defalarca boşaltılmaya çalışılmkatdır.Edilen ve yenen küfürde çabasıdır... |
Yalnızca %30
İnsanlar, beyinlerinin sadece yüzde onunu kullanabiliyormuş. Yalnız Einstein kapasitesinin yüzde otuzunu kullanabilen bir insanmış. Adam onca icadı yüzde otuzla yapmış. Yani tamamını kullansak ohooo... Gerçi bilim adamları, "O zaman da deliririz" diyorlarmış. Mars Projesi 2010 yılında dünyaya dev bir meteor çarpacakmış ve herkes ölecekmiş. NASA bu yüzden Mars Projesi üzerindeki çalışmalarını hızlandırmış. Yıldız Savaşları Bize Mars'tan diye gösterilen görüntüler aslında film stüdyosunda çekilmiş. Yoksa Amerika zaten yıllar önce gitmiş Mars'a. Hatta ileride, "Yıldız Savaşları"nda kullanılmak üzere Mars'ta koca bir üs inşa etmişler bile. Karanlık YüzMalum, aya 25 yıldan beri gidilmiyor. Aslında gidilemiyor demek lazımmış. Çünkü ayın arka tarafta kalan karanlık yüzüne uzaylılar üs inşa etmiş, dünyalıları aya sokmuyorlarmış. Soğuk Ateş İngiltere'de küçük bir araştırma şirketi "soğuk ateşi"i keşfetmiş. Bu tamamıyla gerçek ateş gibiymiş, yani onun yapabildiği herşeyi yapabiliyormuş. Sıcaklığı ise sadece 4 dereceymiş. Çok güvenli bir şeymiş yani. Yalnız çürük kivi gibi koktuğundan şimdilik piyasaya sunmuyorlarmış. Kayıp Kıta Mu Atatürk kayıp kıta Mu'nun bulunması için uzmanlardan bir ekip oluşturmuş. Ama erken gelen ölümü üzerine ekip tam sonuca ulaşacakken dağılmış. Bu konuda sir sürü de kitap çevirttirmiş. Kitapların hepsi Anıtkabir'de gizli bir odada saklanıyormuş. domates Uzmanlar hala domatesin meyve mi yoksa sebze mi olduğu konusunda anlaşamamışlar. Bu konuda bilimsel toplantılar düzenlenip tartışmalar yapılıyormuş. Noel Baba Noel Baba'nın bugünkü imajını Coca Cola yaratmış. Onun için öyle kırmızı-beyaz giyiniyormuş meğerse. Chevrolet Chevrolet Nova marka arabalar Meksika'da hiç satılmıyormuş. Çünkü İspanyolca'da "No-Va", "Asla yürümez, gitmez" anlamına geliyormuş. (Gerçekte ise 'nova' İspanyolaca'da yeni demekmiş.) Pepsi Latin Amerika'da Pepsi pazarın tek lideriymiş. Coca Cola'nın esamesi bile okunmuyormuş. Çünkü bu ülkelerde "Coca" uyuşturcu, "Cola" ise g.t demekmiş. Bill Gates Eğer Apple Powerbook marka dizüstü bilgisayarların hard diskinden çıkan sesleri kaydedip mors alfabesiyle çözerseniz sürekli şu cümlenin söylendiği ortaya çıkıyormuş: Bill Gates aptalın tekidir! Şofer Olmak Londra'da taksi şoförü olmak isteyenler bir yıl boyunca kentin sokaklarında bisikletleriyle dolaşmak zorundaymış. Daha sonra uzmanlar tarafından sınava alınan şoför adaylarına, "Freedom Street'in köşesindeki ayakkabı mağazasının adı ne?", "Judgement Street'te kaç tane sokak lambası var?" gibi kazık sorular sorulurmuş. Amerikan Özgürlüğü Amerika'da siyahlar 2007 yılından sonra oy kullanamayacaklarmış. Siyahlara seçme ve seçilme hakkı 1965 yılında Başkan Lyndon B. Johnson zamanında verilmiş. Ama 1982'de Başkan Ronald Regan yasayı, "Bu hak 25 yılla sınırlıdır" diye değiştirmiş. İstatistik 1940 yılında ABD'deki liselerde ençok ceza verilen disiplin suçları sınıfta sakız çiğnemek, yerlere çöp atmak, gürültü yapmakmış. Ancak 1995'teki istatistiklerde ilk üç suç, okulda uyuşturucu kullanmak, silah taşımak ve arkadaşına tecavüz etmek olmuş. Kırkayak Grönland'da kırkayağa tapılan bir din varmış. |
ARAPÇA FUTBOL TERİMLERİ
*Halife-i gol: Gol kralı *Taarruz-u beleş: Ofsayt *Vaziyet-ul madara: Hezimet *Ne şeker-i şam, ne sima-i Arabiyye, sulh-u salah: Beraberlik *Vahşet-i seyr-ül hareket-i beşeriyyen umumiyyet: Holigan *Akibet-ül hüzzam: Elenme *Arafat-ül safha: Devre arası *Cihat-ül Kuvvayi Milliye: Milli maç *Cemaat-ül mahşer-i cümbüş: Tezahürat *Cenaze-tül mefta-i kürre: Ölü top *Darbe-i abes: Faul *Şut-ül minare: Hava topu *Müsabaka-i hicret-ül gurbet: Deplasman maçı *Darbe-i müstehcen: Elle oynamak *Taarruz-ül aleykümselam: Kontratak *Zam-ül zaman-ı ıvır zıvır: Uzatma *Def-ül felaketiyye aman yarabbi: Atlatılan gol tehlikesi *Mühendis-i kurre-i muallim: Teknik direktör *Cabbar-ül kümbet: Geri dörtlü *Ekip-ül riyaset-i cumhur: Takım kaptanı *Rakip-ül azrail: Korkulu takım *Harp-ül adem-i ademiyye: Adam adama savunma *Gaflet-i delaletiyye ve hatta hıyanetiyye: Şike |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:51 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.