www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Adult eski arşiv (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=376)
-   -   Leylâ İle Mecnûn (https://www.cakal.net/showthread.php?t=8370)

neo_33 03-09-2006 01:53 PM

AŞkin Mevsİmİ Bİle VarmiŞ:)))))
 
aşkın mevsimleri
Her ilişki bir bahçeye benzer. Eğer yeşerip gelişmesi isteniyorsa, düzenli olarak su verilmelidir. Beklenmedik hava değişiklikleri kadar, mevsimleri de dikkate alarak özel bakim gösterilmelidir. Yeni tohumlar ekilmeli ve yabani otlar ayıklanmalıdır. Tıpkı bunun gibi, aşkın büyüsünü canlı tutmak için de, mevsimlerini anlamalı ve aşkın kendine özgü ihtiyaçlarını doyurmalıyız...


AŞKIN ILKBAHARI

Aşık olmak, ilkbahar gibidir. Sonsuza dek mutlu olacakmışız gibi bir duyguya kapılırız. Eşimizi sevmemek aklımızın ucundan bile geçmez. Bu bir saflık dönemidir. Aşk ölümsüz gibi görülür. Her şeyin kusursuz sanıldığı ve tıkır tıkır işlediği büyülü bir donemdir bu. Eşimiz tıpatıp bize uygun görünür. Hiç çaba harcanmaksızın, uyum içinde dans ederiz ve şansımızın yüzümüze gülmesinin tadını çıkarabiliriz ..


AŞKIN YAZ MEVSIMI

Aşkımızın yaz mevsimi boyunca esimizin sandığımız kadar kusursuz olmadığını ve ilişkilerimiz üzerinde çalışmamız gerektiğini anlarız . Eşimiz hata yapan, bazı bakımlardan aksayan bir insan olarak da karşımıza çıkar. Sürtüşmeler ve duş kırıklıkları belirmeye baslar, yabani otların kökünden sökülmesi ve yakıcı güneş altındaki bitkilerin fazladan sulanması gerekir. Artık aşkı vermek de, gereksindiğimiz aşkı almakta o kadar kolay değildir. Her zaman mutlu ve sevgi dolu olmadığımızı görüp anlarız..Bizim aşk konusunda düşlediğimiz tablo değildir bu. Birçok çift, bu noktaya geldiğinde düş kırıklığına uğrar. İlişki üzerinde çalışmak istemezler. Hiçte gerçekçi olmayan bir tutumla, hep ilkbahar olmasını beklerler. Eslerini suçlarlar ve pes ederler. Aşkın her zaman kolay olmadığını, ara sıra yoğun bir çalışma ve sıcak bir güneş istediği gerçeğini görmezler. Aşkın yaz mevsiminde, kendi sevgi ihtiyacımızı olduğu kadar esimizin ihtiyaçlarını da doyurmamız gerekir. Bunlar kendiliğinden gerçekleşmez...



AŞKIN SONBAHARI

Yaz mevsimi boyunca bahçemize iyi baktıysak, bu çalışmanın sonucu olarak hasadımızı alırız.. Güz mevsimi gelmiştir. Bu altın bir cağdır, zengin ve doyurucu. Gerek kendimizin, gerekse eşimizin kusurlarını kabullenen ve anlayışla karşılayan daha olgun bir aşktır yaşadığımız . Bir şükran ve paylaşma zamanıdır. Yaz boyu çok çalıştığımız için, simdi dinlenebilir ve yarattığımız aşkın tadını çıkarabiliriz ..


AŞKIN KIŞ MEVSIMI

Sonra hava yeniden değişir ve kış bastırır. Kışın o soğuk, verimsiz ayları boyunca doğa kendini tümüyle içine çeker, kapanır. Bu bir dinlenme, düşünme ve yenilenme zamanıdır. İlişkilerde de çözümlenmemiş açılarımızla veya gölge benliğimizle yüzleşme zamandır. Kapağımızın açılıp acı dolu duygularımızın ortaya döküldüğü zamandır. Aşk ve doyum için eşimizden çok, kendimize bakmaya gereksinme duyduğumuz, kendi kendine gelişim zamanıdır. Yaraların iyileşmesi, acıların dindirilmesi zamanıdır. Erkeklerin mağaralarına çekilip kışladıkları ve kadınların kuyuların dibine indikleri zamandır bu...

neo_33 03-09-2006 01:54 PM

BÖyle İhanet GÖrÜlmedİ
 
İhanet
Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?

Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım.

Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım.

Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım?

CaKaLBoT 03-10-2006 12:10 PM

Hayatı Iskalama Şansın Yok Senin ...
 
Hayatı Iskalama Şansın Yok Senin

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.

İki ucu keskin bıçaktır bu işin...

Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman...

Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?

Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana...

Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. "Yürek sesi ne?" bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Nazım Hikmet Ran

Darius 03-11-2006 12:28 PM

Sunay Akın bir kaç şiir...Dudak payı,ayrılık...
 
Ayrılık

İki rayı gibiyiz
Bir tren yolunun
Yakın olması
Neyi değiştirir
Son istasyonun

Dudak Payı

Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

CaKaLBoT 03-18-2006 08:16 PM

'İlk görüşte aşk' kanıtlandı!!!!!!!!
 
Bilim ilk görüşte aşkı kanıtladı. Beyin tanışır tanışmaz o kişi hakkında karar verip, ilişkinin geleceğini öngörebiliyormuş. İlk görüşte aşkın varlığı bilimsel olarak kanıtlandı! İlk izlenimin önemli olduğu uzun süredir biliniyordu, ancak Amerikalı bilim adamlarının yaptıkları yeni bir araştırma beynin sanılandan çok daha kısa sürede karşıdaki kişiyi değerlendirip kategorize ettiğini ortaya koydu. Ohio ve Minnesota Üniversitesi'nden bir ekip, 164 öğrenciden birbirleriyle tanışarak, üç, altı veya 10 dakika sohbet etmelerini istedi. Her tanışma ve sohbetten sonra öğrenciler tanıştıkları kişiyi ne kadar sempatik buldukları, ortak yönleri olup olmadığı, gelecekteki ilişkilerinin nasıl olacağı, aralarında arkadaşlık veya dostluk oluşup oluşmayacağına dair yöneltilen soruları yanıtladı. Bilim adamları denekleri dokuz hafta izleyip, öğrenciler arasında gelişen ilişkilerle, sorulara verdikleri yanıtları karşılaştırdı. Uzmanlar, deneklerin 'Tanıştığınız kişiyle gelecekte nasıl bir ilişkiniz olacağını tahmin ediyorsunuz?' sorusuna verdikleri cevapların büyük oranda gerçekle örtüştüğünü gördü. Kişilerin beynin 'okey verdiği' kişilere daha yakın davrandığını belirten uzmanlar, ilk görüşte olumlu izlenim edindikleri insanlarla daha çok ve daha samimi şekilde konuştuklarını anlattı. Arkadaşlık tespitlerinin aşk ilişkileri için de geçerli olduğuna dikkat çeken bilim adamları, araştırma sonucunu 'İlk görüşte aşk vardır' diye özetledi.:biggrin: :smile:

CaKaLBoT 03-18-2006 09:03 PM

Sevgİn!!!
 
Türlü türlü hayallerim var,
Herbirini senin süslediğin,
Birbirinden güzel umutlarım var,
Herbirini senin yeşerttiğin...

Sensiz bir şey düşünemiyorum,
Her şeyde sen her yerde sen,
Sensiz bir tat alamıyorum,
Ne kendimden Ne ömrümden...

Seni sevmeden yapamıyorum,
Düşünmeden duramıyorum,
Hani gülüşün vardıya,
Sen gülmeden ben yaşamıyorum...

Sen yoksun ya yanımda,
Sevgin var Özlemin var,
Sana karşı konuşamıyorum ya,
Her defasında seni yazdığım,
Kağıdım var kalemim var...

Özlem ne yazdırırsa onu yazıyorlar,
Yüreğim ne derse onu söylüyorlar,
Sensizken boynu bükük bir köşede,
İçin için kan ağlıyorlar...

GeL...GeL...GeL...Ne Olur GeL

CaKaLBoT 03-18-2006 09:04 PM

aŞŞŞkkk..!!!!!!!
 
Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen.
Aşk; bazen bir zaman hatasıdır.
Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara.
Uzun bir suskunluktur ya da durmadan ondan konuşmaktır.
Aşk; bir filmin, bir k****inde takılıp kalmak...
Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır.
Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır.
Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen
iki savaş çocuğu gibi kalmaktır.
Eylül'ün toparlanıp gitmesini izlemektir.
Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi
kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır.
Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını.
Aşk; vazgeçmektir gözlerinden.
Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır.
Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir.
Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir.
Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır.

CaKaLBoT 03-19-2006 11:05 AM

Bir Kadını Ağlatmak!
 
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler
kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın
yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin
değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker
batırır iğnelerini yüreğe!

Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri
buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne
kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden;
önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu
ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz,
ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar
kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu
insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan
kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!

Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar
sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni
acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler
kendilerine sarılmayı...

Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her
damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça
inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini
yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar
kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar
ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına
inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki
sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir
çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın
olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda
kendilerine sarılırlar çünkü!

Yılmaz Erdoğan

CaKaLBoT 03-19-2006 11:09 AM

Askin Kuralsiz Savasi
 
Bazıları sevmeyi bilmez. Ne coşkuyla, hoyrat sevdalar yaratabilirler ne de bir kadifeye dokunuş yumuşaklığında dinginlik yaratabilirler ruhlarda. Karanlıkta kaybolup sürekli arayış içinde olan kayıp ruhlardır onlar. Kadın ve erkek olmanın kimlik savaşını veriyor olmaktan dolayı, unuturlar yüreklerinin derinliklerini. Hep saklanacak köşeler bulurlar. Kayıp ruhlardır aslında onlar. Kuralsız savaşıp, ihanet etmeyecekleri, hain olmayacakları tek savaş meydanında hep haini oynarlar. Oysa aşk denen sanat, ince dantellerin yüreklerde dokunup, bedenlerin ruhlara örtü olduğu iki kişilik sevdadır.
Sözcüklerin anlamsız kalmasıdır aşk.............

CaKaLBoT 03-20-2006 12:13 AM

Bir Adam, Bir Işık, Bir Ayrılık...
 
Bir Adam, Bir Işık, Bir Ayrılık...

O gün erken uyandı Genç Adam. Yarım kalan bir filmin devamını izlermiş gibi, uyumaya çalışırken düşündüğü şeyler geldi aklına yine. Doğruldu, yorgundu hala. Başkalarına göre yeni bir gün başlarken, o ardındaki yarım kalmışlıklarla boğuşacaktı yine. Son haftada hayatı değişmişti Genç Adamın. Olmak istediği kişi değildi hala. Daha da kötüsü olmak istemediği kişiye dönüştüğünü geç anlamıştı. Olağan işlerini tekrarladı. Aynada gördü kendisini. Aynaya farklı bakıyordu artık. “Değişen neydi?” diye düşündü kendi kendine. Aynaya baktığında dudaklarındaki çatlaklardan çok, yaptıklarını görüyordu sanki… Yutkundu, O’na yaptıklarını hatırladı. Dayanamıyordu ve karar vermeliydi.

Yanında olmadığını, kendisini duymadığını bildiği halde; O’nun kızdığı şeyi yaptı yine. “Özür dilerim” dedi kısık sesiyle. Böyle olsun istememişti. Her şey ne kadar da güzel başlamıştı oysa. Tam ihtiyaç duyduğu anda yanında belirmişti “Işığı”. Kendi karanlıklarında kaybolmak üzereyken çıkmıştı genç adamın karşısına. Kör olmak üzereyken, görmüştü o ışığı. İhtiyacı vardı ona. Genç adam ışığa doğru koşmuştu son bir umutla. Işık farklıydı ve gözlerini alamıyordu. Işığın sadece kendisi için yandığını anlaması uzun sürmemişti. Genç adam alışmıştı ışığına ve ışığı da mutluydu genç adamın yanında. Her an yanında olmasını istemişti. Işığın ve genç adamın sevgileri günden güne arttı. Işığını seyretmekten bıkmıyordu, Onu hiç bırakmayacaktı, ışığının da onu bırakmayacağını bilerek.

Gözleri doldu. Nasıl bu hale geldiğini hatırladı bu sefer. Işığına ilk kez dokunmaya çalıştığında başlamıştı kabusu. Acı geçeği, aşkının imkansız ve bir o kadar da bencilce olduğunu o gün anladı. Bakmaya doyamadığı, yere göğe sığdıramadığı ve sadece onun için yanan ışığı bir mumdu. Genç adama baktıkça daha da çok ışık veriyor, daha çok mutlu ediyor ve daha çok eriyordu üstelik. O’nun erimesine daha fazla göz yumamazdı. “Bir şeyler yapmalıyım.” Diye düşündü kendi kendine. Ne kadar da fedakardı ışık. Kendini hiç düşünmezdi. Sonunu bile bile genç adamın yanında kalmak istiyordu. Oysa genç adam artık vermişti kararını.

Işığın kendi kendini tüketmesini seyretmeye dayanmayacağını biliyordu. Giderse, kendisinin tükeneceğini de… Hırçınlaştı genç adam. Vermişti kararını artık. Daha fazla seyirci olmayacaktı, mumun kendisi için erimesine. Gidecekti… Buna alıştırmalıydı kendini. Işığı için yapmalıydı.

Derin bir nefes aldı genç adam. Işığını özlemişti. Koştu tekrar ona, Son kez koştuğunu bilerek. Doya doya seyretti ışığını. Işık biliyordu genç adamın söyleyeceği her harfi ve fikrini değiştirmeyeceğini de. Kendini adamıştı genç adama, ne isterse yapmaya hazırdı. Gitmeye bile… İstenileni yaptı. Gitti…

Genç adamın tek isteği sımsıkı sarmaktı,
Işığın tek suçuysa imkansız olmak…

djcrueL 03-21-2006 04:00 PM

21 Mart DÜnya Şİİr GÜnÜ Kutlu Olsun !!!
 
Yine de toprak suyu dışına salar
Kan boşaltır güneş beyinlerimize
İki özgür ruhun kucaklaşmasıdır
Birbirimize çektiğimiz hançerle

Yine de tıpkı bana benzer
Senin açtığın ilk kişiliğimin döngüsü
Yine zevk içinde güzel bedeninden
Doğanın en soylu sessizliği
Mıhlanır yıldızların gücüne.

Tanrısal bir şölendir
Umutlara bağlıdır görüntümüz
Birbirimize inancımız ya da

Sudan geçer gibi ellerimiz
Birbirine değmeden dokunur
Ve konaklamadan hiçbir yerde
Sadece sonsuzda, o bomboş ıssızlkta
Yüreğimiz durulur

djcrueL 03-21-2006 04:02 PM

Sen gittin,gittin,gittin....
 
Sen gittin,gittin,gittin....
Gitme demek istedim,
Diyemedim.
Kala kaldım,
Baka kaldım.
Ben kaldım.
Etrafıma şöyle bir baktım,
Kağıdı kalemi kaptım.
Sayfalar dolusu yazdım.
Sevişmelerimizi,
Sevinçlerimizi,
Özlemlerimizi,
Hüzünlerimizi,
Yalnızlığa,
Terketmelerimizi,
Yazdım,yazdım,yazdım.
Sonra......
Seni bana,
Beni sana yazdım.
Kokumu da ekledim,
Bir tutam saçımı.
Ellerimi,
Gözlerimi,
Ve...
Yüreğimi
Paket yaptım.
Her birini ayrı renkte,
Kurdelayla bağladım.
Sana yolladım.
Aldın mı?


Nazife Abaylı

djcrueL 03-21-2006 04:10 PM

Ahmet Hamdi Tanpınar şiirleri ...
 
AĞLAMA

Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin yere.
Bak, tek güzelliğimiz yokluk,
Sana bir öğüt; ağlama boş yere.

Ne olursa olsun hiçbir şey değmez,
Senin bir damla gözyaşına.
Ağlayana kimse boyun eğmez.
Kimse bakmaz kimsenin yaşına.

Ne kadar kötülük, pislik varsa;
Sen herşeyi tertemiz öğren.
Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;
Seni garip sanır her gören.

Ağlama sakın çocuk, ağlama!
Korkmayana zarar gelmez, bunu bil.
Sevgini hep söyle, sakın saklama.
Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil

AŞK !..

Aşk dediğin nedir ki
Tenden bedenden sıyrık
Çocukların içinde
Yaşadığı bir çığlık

Aşk dediğin nedir ki
Histen nefesten varlık
Umutsuzluk içinde
Karanlığa son ıslık

BEKLEYECEĞİM

Aylar geçip yıllar olsa da
Yıllar geçip zaman dolsa da
Aşkın arzuları beni boğsa da
Bir gün seversin diye bekleyeceğim

Bugün nişanlansan, yarın evlensen
Benden başka binbir kişi sevsen
Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen
Bir gün dönersin diye bekleyeceğim

Seni beklemekle geçse de ömrüm
Şu fani dünyada kalmasa günüm
Senden uzakta ölürsem bir gün
Ahirette seni bekleyeceğim...

BİR ADIN KALMALI...

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

BÜTÜN YAZ

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştur bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede



MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ

Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdı
Boşluğu ve üzüntüsü
İçinde ne garip yazdı...

Garip, güzel, sonra mahzun
Işıkla yağmur beraber,
Bir türkü ki gamlı, uzun,
Ve sen gülünce açan güller,

Beyaz, beyazdı bulutlar,
Gölgeler buğulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
Ve uykusu çiçeklerin.

Mor aydınlıkta bir çınar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakışlar
İkindi saatlerinde...

Birden gülümseyen yüzün
Sabahların aynasında
Ve beni çıldırtan hüzün
İki bakış arasında

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sukutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim

RIHTIMDA UYUYAN GEMİ

Rıhtımda uyuyan gemi
Hatırladın mı engini?
Sert dalgaları, yosunu
Suların uğultusunu?

N'olur bir sabah vakti
Çağırsa bizi sonsuzluk
Birden demir alsa gemi
Başlasa güzel yolculuk.

Yırtılan yelkenler gibi
Enginle başbaşa kalsak.
Ve bir şafak serinliği
İçinde, uykuya dalsak.

Rıhtımda uyuyan gemi
Hatırladın mı engini?
Gidip de gelmeyenleri
Beyhude bekleyenleri

SABAH

Serin rüzgârlara pencereni aç!
Karşında fecirle değişen ağaç,
Bak, seyret ağaran rengini ufkun
Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.
Gümüş çıplaklığı bir başka bahar
Olan vücudunu ondan gizleme.
Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
Esîrden dudaklar okşasın sevsin
Mademki geceden daha güzelsin

SEN VE BEN

İçme, ilk yudumda zehirler seni
Bahtın kadehime döktüğü şarap.
Her akşam koynunda uyutur beni,
Her sabah alnımdan öper ızdırap.

Sen, yirmi yaşında bir baharsın ki
Gölgende neş'enin rüzgârı eser.
Düşünen alnımda benim her çizgi
Baharı olmayan bir kışa benzer

Sana ufuklar “Gel! ” diye bağırır,
Ellerinde çiçek haykırarak
Seni gür sesiyle hayat çağırır,
Beni de çiğneyip geçtiğin toprak

CaKaLBoT 03-22-2006 12:39 AM

Istesem olurmusun...?
 
http://img478.imageshack.us/img478/6...14bl5oh0zg.png
Istesem, ışık görmeyen kalbime güneşim olurmusun
Açarmısın kör olmuş gözlerimi
Istesem, karanlık gecelerime ayım olurmusun
Aydınlatırmısın sensiz yürüdüğüm yolları

Istesem, en güzel meleğim olurmusun
Korurmusun beni tüm kötülüklerden
Istesem, üşüyen bedenime alevim olurmusun
Yakarmısın ılık nefesinle vücudumu

Istesem, kurumuş dudaklarıma suyum olurmusun
Doyururmusun beni kana kana
Istesem, soluksuz kaldığim an nefesim olurmusun
Hayat verirmisin bana seni bir solukta içime çeksem

Istesem, yarım kalmış ömrüme hayat arkadaşım olurmusun
Kalırmısın sonsuza dek yanımda
Istesem, mutsuz geçen hayatıma herşeyim olurmusun
Yerine getirirmisin dilediğim tüm arzularım

passion 03-22-2006 07:58 PM

Aşk ve Arkadaşlık
 
>Ask ve arkadaslik bir gün yolda karsilasirlar.
Ask, kendinden eminbir sekilde sorar: -"Ben senden daha samimi ve daha cana yakinim sen niye varsin ki bu dünyada?" Arkadaslik yanit verir: -"Sen gittikten sonra biraktigin gozyaslarini silmek için...."Tüm sevdiklerinize ithafen sunlari göz önünde bulundurun:* Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, bir hafta sonrasini göremeyecek olan bir milyon insandan daha sanslisiniz. * Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile sag kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.* Buz dolabinizda yiyeceginiz, üzerinizde elbiseniz, basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa,dunyadaki insanlarin cogundan daha zenginsiniz.* Bankada ve

cuzdaninizda para varsa,
dünyanin en imtiyazli % 8'i arasindasiniz.* Anneniz, babaniz sag ise siz bu dünyada nadir kisilerden birisiniz.* Bu mesaji okuyabiliyorsaniz bu demektir ki;Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi Çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.* Paraya gereksinimin yokmus gibi calis..* Kimse seni üzmemis gibi sev..* Kimse seni seyretmiyormus gibi danset..* Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle..* Cennet dünyadaymis gibi yasa..Bu hafta ulusal arkadaslik haftasi Arkadaslarina onlari ne kadar düsündügünü göster!Bunu tüm ARKADAS olarak düsündüklerine gönder, bu mesaji sana yollayana geri göndermek demek olsa bile.. Eger bu mesaj geri geliyorsa,






arkadas çevrenizin gerçek arkadaslardan olustuguna

inanabilirsin.
Hiç bir zaman arkadassiz kalmaman

dilegiyle...

Stinq 03-25-2006 07:14 PM

Buda Benden Bakalim Begencekmisiniz
 
İLK AŞK
Bir ilkbahar sabahı tanıdım seni
Mis kokulu çiçekler içinde
Baharın o kendine has mutlulugu vardı sende
Seni tanıdıgım için dua edıyorum her gunumde

Bebeğim!beyaz gelinlikli prensesim
Ugrunda herseyimi feda edebilecegim
Sorsan yıldıza gunese aya yeryuzunde bir seni sevdim
İnan sade senin için atıyor bu kalbim

İçimi oksayan ilkbahar yelisin
Beni ısıtan yaz gunesisin
Kalbimde acan papatya çiçeğisin
Ama sen hepsinden guzelsin

Son nefesimde seni anacagım
O guzel yuzunu hiç unutmayacagım
Seni öpüp tek seni koklayacagım
Askım diye bir sana kosacagım

Mutluluk seni hiç unutmamak
Hüzün seni bulamamak
Hayat her daim senle olmak
Ölüm senden ayrı kalmak
ERDEM ÇALIŞKAN

aLeMDaR 03-26-2006 07:22 PM

Gerçek Aşk
 
Bir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde 180 Km hizla gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor;

Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum
Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli
Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle
Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla
Delikanli : Simdi de bana sikica saril

Kiz delikanliya sikica sarilir

Delikanli : Sapkami alip, kendine takar misin? Basimi çok sikti..

Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti: Motorsiklet Kazasi; Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya çarpti. Üzerindeki 2 kisiden sadece biri kurtuldu. Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli frenlerin bozuldugunu anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti. Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis ve kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti. Iste gerçek askin anlami da buydu.. "

aLeMDaR 03-26-2006 07:28 PM

Boyle Sanal Asklara ,,, Boyle Sanal Mektup Yakisir (mutlaka Okunmasi Tavsiye Olunur)
 
Biricik SANAL ASKIM´A

Seni ram´inin alamayacagi kadar cok seviyorum. Zipsiz, zapsiz oldugun gibi...Seni ilk gordugum anda formatlanDIM BEN SANA . Bana oyle bir sistem transfer ettin ki,hic bir KISA YOL TUSU YADA komut artik beni senden ayiramaz. Seninle coklu ortamlar da dahil,messenger,icq ve bunun gibi her ortaMda mutlu olabilecegimi biliyorum.
Senin megahertz´in(MHz) beni de atesliyor. Bakislarin beni taa derinden SCAN ediyor.
Sana cok guveniyorum, bu yaziyi baskasina forward etmeyecegini de cok iyi biliyorum.
Evlenmeden once DR NORTON´dan randevu aliriz, ikimiz de usulen BIR VIRUS TARAMASINDAN GECERIZ OLURMU ASKIM :)). Merak etme tanimadigim nicklerle bi iliskim olmadi. :))
Senin icin hardware´i tas gibi diyorlar, ancak biliyorsun ki benim icin software guzelligi hardware guzelliginden onde gelir.
seninle biz cok dvd´ler seyredecegiz. Sana evlilik yildonumunde 24 hizli dvd alacagim. Pembe RENKDE VE ISIKLI kasamiz, icinde nurtopu gibi hard disklerimiz olacak. Tatillerimizde ikimiz de birer windows gezgini olacagiz.
Daha sonra da ver elini internet. Sana guzel gorunmek icin oyle cok calisacagim ki, karsina yirmibir inch plazma ekran gibi cikacagim.
Aksamlari dizlerinin uzerinde bir laptop gibi yatacagim. Asla uyku moduna gecmeyecegim.
Biz seninle lambamizi kapatip kucaklarimizda klavye sabahlara kadar chatlesecegiz.
Ancak ilk yillarda senden biraz tasarruflu olmani isteyecegim, onun icin screen saver, standbye modu vs. anlarsin ya azicik dikkatli olsak iyi olur. :))
Salonumuzun bas kosesine babamin eski 10megabaytlik bilgisayarini koyacagim, malum sark koseleri bana hep cok sicak gelmistir, yanina da 5,25lik disketler. O bicim nostalji olacak. Hatta yilbasi aksamlari tetris,super mario bros PLAYSTATION falanda oynayabiliriz.
Kendimizi hep gelistirecegiz, zaman hangi ram´i gerektiriyorsa uyacagiz.
Birbirimizden fikir download´unu bir gurur meselesi yapmayacagiz. Aramizda ayri gayri olmayacak, herkes birbirinin sorfune saygi duyacak.
Ben geleneklere sadik kalmak istiyorum bi tanem.
TV kartini kiz tarafi alirmis :)) . Bende ceyiz sandigimdaki emek emek doldurdugum cd romlarla
ve egitim setlerimle sana gelecegim...
Nikahimizda da real player yada winamp calacak...ve ozel web sitemizden canli yayinla herkes bu mutlu gunumuze tanik olacak askim...

blAcksmith 03-26-2006 08:18 PM

Can YÜcel-buluŞmak Üzere
 
http://img65.imageshack.us/img65/8484/sa039td.jpg

charlie 03-27-2006 12:27 AM

Sevdiniz mi siz hic???
 
Siz hiçbir insanı, daha yanından ayılırken özlemeye başladınızmı ?

Başka bir insanda soğuk bir gülümseme ya da kızgın bir bakışla karşılayacaklarınız, çocuğunuzun sevimli haşarılıkları gibi gözüktü mü gözünüze ?

Bir koya, sanki hep oradaymışsınız, hep orada kalacakmışsınız gibi tanıdık bir güvenle, sarılıp uyudunuz mu gündüz vakti ?

Onca zaman biriktirdiğiniz, anlatmak için çıldırdığınız söylenmemişlerin sıkıntısı çöktü mü hiç, ayrılık vakti içinize ?

Sabahın kör karanlığı olduğunu unutarak, kapalı çiçekçilere kızıp, bahçe aradınızmı etrafınızda, çiçek çalıp sevilene götürmek için ?

Af dileyecek, affedecek kadar cesur oldunuz mu, yapılan büyük bir hata karşısında ?

Dünyadaki bütün "en" lerden uzak, ne en güzel, ne en akıllı, ne de başka bir "en" olan insan, sadece külkedisine uyan bir ayakkabı gibi sarıverdi mi benliğinizi, yasamınızın bir döneminde ?

Geleceğinizin söylenecek tek bir sözcüğe bağlı olduğunu hissettiğiniz, bir karar anınız oldu mu sizin de ?

Bir erkeğin sesinde, Bir kadının gülüşünde, Ürpertiyle, Hem çokluğu, hem yokluğu hissettiniz mi siz hiç ?

Havaları bahane etmeden, sevildiğiniz için değil, sevmeye değer olduğu için de değil, yürekten, yüreğinizin kocamanlığının bile yetemezliğiyle, tomurcuklar üzerindeki çığın tazeliğinde yüzyıllık ağacın kararlığında, daldaki kuşun sevincinde, söylenmiş bütün aşk öykülerinin ötesinde, daha dokunmadan, sıcaklık yayan bedeninizle, sevdinizmi siz hiç ?

Söylesenize..?

CaKaLBoT 03-29-2006 09:42 PM

Aşık olun, hastalıktan kurtulun!!!!!
 
http://img139.imageshack.us/img139/5196/asikcift5ih.jpg

Aşık olduğumuzda hayata daha olumlu bakıyor, daha enerjik oluyoruz. Yapılan araştırmalar da aşkın depresyondan koruduğunu ve ruh sağlığımız üzerindeki pozitif etkilerini ortaya koymuş...

Aşk insanı rahatlatan, vücuda huzur ve denge veren, günlük hayatta aslında çok gereksiz olup da kafamıza taktığımız birçok olumsuz şeylerin baskılanmasını sağlayan bir duygu. İnsan huzurlu bir aşk yaşadığında stres faktörü belirgin bir şekilde azaldığı için, pek çok sistemin yanında özellikle şeker metabolizması olumlu bir şekilde etkilenir. Vücutta denge uyandıran, huzur veren her şey direkt olarak sağlığı da olumlu etkiler. Dolayısıyla huzurlu, dengeli, iyi yaşanan bir aşk, sağlığı da olumlu etkiler.

Hormonlar coşar
International Hospital'dan Psikiyatri Uzmanı Ali Ayas aşkta vücutta yaşanan değişiklikleri şöyle anlatıyor "Doğamıza pek aykırı gibi görünmesine bakarak 'aşkın' hastalık olup olmadığı akla geliyor. Gerçekten de ruhsal hastalıklardakine benzer bazı değişikliklerin, vücudumuzda aşık iken de olduğu gösterilmiş. Seretonin, dopamin, oksitosin gibi hormonların seviyelerinin değiştiği ispatlanmış.

Marazi aşklar: Bazı aşklar hastalıklı bir hale gelip psikiyatrinin alanına dalıverirler. Erotomani, (ki bir çeşit akıl hastalığıdır) en sık rastlananıdır. Genelde daha üst sosyoekonomik düzeydeki bir erkeğe karşı bir kadının hissettiği imkansız aşktır. Gerçekle ilgisi kopmuş kişi bu aşkı hayalinde büyütür ve hatta bazen karşısındaki kişinin hayatını zehir eder.

Özgüveni artırır
İyileştiren aşk: Aslında aşkın fizyolojimizde yol açtığı değişikliklerin büyük bir kısmının iyileştirici özellikleri olduğunu da vurgulamak gerekir. Aşk kalp hızımızı arttırır, kan dolaşımını hızlandırır, kişi kendini daha enerjik hisseder.
Önceden aşılmaz gibi gördüğü sorunların üstesinden gelebilme gücünü kendisinde bulur. Fiziksel görünüm ve sağlığına daha dikkat eder. Dolayısıyla özgüveni artar, sağlıklı hisseder. Yine bazı hormon değişimleri kişiyi depresyondan koruyucu bir etki yapmaktadır."

CaKaLBoT 04-02-2006 11:07 PM

hayat pamuk ipligine bagli
 
Ne insafsız yüreklere misafirlik etti bu gönül… Her defasında pamuk ipliğine bağlı hayatım biraz daha incelmekte, biraz daha elimden kayıp gitmekte… Üzüntüm yenilmişliğime değil, hak etmediğim yerde kendimi buluşuma. Yürüdüğüm yollardaki çakıl taşlarına değil isyanım beni oraya bile, bile mahkum edenlere. Ben kalbimdeki cam kırıklarını toplamaya çalıştıkça daha fazla batıyor yüreğime, kanatıyor… Yok olmaktalığın koynunda yaşamak öyle zor ki sevdiğim… Bilemezsin, o ulaşılmaz sandığın yıldızlar en yakın dostun oluyor. Onlara anlatmaktan başka çaren olmadığını bildiğin için döküyorsun yüreğini hiç ama hiç düşünmeden. Zannettiğin kadar kolay olmuyor hiçbir şey. Uykusuzluğa çoktan alıştım ben… sadece hayalini görebildiğim gecelerde o soğuk bedene sarılıp uyuyabiliyorum ki bu bile benim için büyük bir nimet sevdiğim. Şimdi sen kim bilir hangi gönüllerdesin, kim bilir yine nasıl masum bir çocuk rolündesin… hayat senin sevdiğim! Ama dikkat et! sandığın kadar uzun sürmez hoyratlığın, yaramaz tavırların. Elbet bir gün hayat sana da kanlı hançerini vuracaktır. İşte o zaman anlayacaksın soğuk bedenlerde yok olup gitmeyi…sen de öğreneceksin yüreğini dilediğince yıldızlara dökmeyi. Hiçbir zaman cesaret edemeyeceksin o aşık gönüllere girmeye, tekrar üzüleceğinden korkarak… biraz daha yok olup gideceksin sen de tıpkı benim gibi ç****izliğin orta yerinde… o karşısına geçip süslendiğin aynaya baktığında tanıyamayacaksın kendini, acıma duygusunu öğreneceksin ve en çok da bu duyguyla kendine bakarak tanıştığına üzüleceksin. Artık hiçbir değer ifade etmeyen o çapkın bakışlarında birkaç insan gülümsemesi arayacaksın ama farkında olmadan daha derin bilinmezliklerin kör, sağır ve karanlık diplerine dalacaksın, kaybolacaksın… işte bu noktada beklide hiç fark etmediğin beni arayacaksın, aynı kulvarda olduğumuzu düşünerek… çok yanılıyorsun sevdiğim beni de bulamayacaksın yanında… evet belki görünüşte aynı kaderi paylaşıyor, aynı şeyleri yaşıyoruz ama yinede bir fark var ki aramızda bu bizi birleştirmeyecek en büyük neden, sen hak ettiğin ben ise hak etmediğim yerdeyim…

aLeMDaR 04-04-2006 01:50 PM

AyriliĞin İlani...
 
AYRILIĞIN İLANI...


Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşu, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış at kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.

Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında ne sevda sözlerimiz. "Rahat değilim" diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi be kalktı ortadan.

Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın dülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.

Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.


alıntıdır

aLeMDaR 04-05-2006 02:48 PM

Duygu
 
Duygu



Bir zamanlar , bütün duygularin üzerinde yasadigi bir ada varmis...
Mutluluk , üzüntü , akil ve digerleri... Ask´da dahil...
Bir gün adanin batmakta oldugunu adada yasayan duygulara haber vermisler.
Bütün duygular adayi terk etmek icin sandallarini hazirlamislar...
Ask adada en son kalan duygu olmus... cünkü mümkün olan en son ana kadar
adada kalmak istemis...
Ada neredeyse batmakta iken ask yardim istemeye karar vermis.. .
Zenginlik , cok büyük bir teknenin icinde yakindan gecmekte imis...
Ask: "zenginlik beni yanina alirmisin" diye sormus...?
Zenginlik: "hayir alamam , teknemde cok fazla altin ve gümüs var .
Senin icin yerim yok" demis...
Güzel bir yelkenli icinde gecen kibir den ask yardim
istemis. "Kibir lütfen bana yardim et... "
Kibir: " cok sirilsiklamsin , yelkenlerimi mahfedebilirsin" diye red etmis...
üzüntü yakinlardaymis , ask tekrar yardim istemis.
üzüntü: " Of be ask o kadar üzgünüm ki yalniz kalmaya ihtiyacim var" demis...
Mutluluk da yakinlardaymis ama o kadar mutluymus ki , ask´in cagrisini hic
duyamamis...
O sirada ask bir ses duymus: " gel buraya , orada artik
kalamazsin... "

Ask oraya baktiginda oldukca ihtiyar birisini kayigiyla yanina gelirken görmus. O
kadar mutlu olmus ki kayigina bindiginde kim oldugunu dahi sormayi akil
edememis...
Bir kara parcasina geldiklerinde ihtiyar adam , ask´i buraya birakarak yoluna
devam etmis...
Ask , ilk gördügü duyguya , Bilgi´ye sormus: " Bana yardim eden kimdi ? "
"O zaman´di" diye cevap vermis bilgi.
"Zaman mi? neden bana yardim ettiki?" diye sormus ask.
Bilgi gülümsemis: "cünkü , sadece Zaman Ask´in ne kadar
büyük oldugunu anlayabilir "

bluekeys™ 04-08-2006 10:59 PM

Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin.
 
Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin.

Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar konuştu, uzun
uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada bakakaldı, ayak izlerine.
Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim, yokluğunun aksine.

Uzun zaman geçti.
Sen biteli...
Ve ansızın çekip gideli...

Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar. Yavaş aktı
yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve hiçbir şey diyemeyişim. Yavaştı
zamanın akışı...

Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan suskunluğum. Ve en çok
seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her iki cümle arasında hiç
kimse olmayışının ifadesini anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi
gerçekleştirdiğim kadar düştüm, giderken gözlerinin içinden...

Dakikalar içinde, çok fazla öldüm.
Her damla da tekrar tekrar öldüm...
Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine,
beni tane tane terk ettin kendi içinde...

Ve gittin. Ansızın bittin… Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken, beni
düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne...

Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de değildim. Son terk
eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz yaşlarımın ıslaklığında serinleyen
her bir kum tanesiydim...

Ölen bendim... Giden sen...

Oysa sen, onlar gibi değildin...

bluekeys™ 04-08-2006 11:02 PM

Ya şimdi tut elimden yada bir daha söz etme özlemekten !!!?
 
Az önce yokluğundan dönmüş bedenim çok yorgun..
Uyanmak için bu kabustan kendini çok zorlamış
Uyumadığını fark ettiğinde ölmek için…

Saniyeler bile anlam taşımaya başladılar artık
Yokluğunun üzerinden geçen her saniye!!!
Yokluğuna anlam katan saniyeler…
Her biri daha gerçekçi kılıyor gidişini,
Her biri daha çok ölüme sürüklüyor bedenimi..
Seni benden uzaklaştıran saniyeler…
İlk zamanlar kalbim daha hızlı giderdi onlardan,
Yetişemezdi saniyeler bana, sen varken!!
Ama şimdi kalbim daha yavaş,
Saniyeler daha hızlı..
Seni götüren zamana karşı direnemeyen kalbim!!
Zaman artık daha hızlı ve sessiz senin gidişin gibi,
Olmayışının ardından döktüğüm yaşlar gibi,
Gözlerine kurban giden gecenin, sabaha karşı can çekişip yok olup gitmesi gibi..

Sevgimi sana bir anlatamadım..
Seni ruhumdan bile kıskandı nankör vücudum,
Oda beni götürüyor ama nereye?
Artık o da bıktı çektiği acıdan;
Ağır ağır taşırken belki toprağa beni yorgunluğundan,
Dönüp sana bakışımı bir Allah biliyor
İçimdeki Bırakma lütfen beni dediğim o anı,
Kurtar beni, ölmek istemiyorum diyen bakışlarımı bir gece gidişim biliyor!
Elle tutulur ve gözle görülür her şey,
Seni görünmeyen ve hissedilmeyen ama tükenmeyen sevgimden kıskandılar..
Dünya, kendi üzerine binen bu yükü kaldırmadı;
Rüzgar umutlarımı alıp gitti içimden,
Gece yolumu kaybettirdi seni bulamadım..
Geleceğin yöne koşup sana daha çabuk ulaşmak isterken
Güneş hiç doğmadı, önümü bile göremedim…
Ama dünya daha güçlü…
Sevgime gücü yetmedi ama bedenime çok rahat..

Ama her şeye rağmen sana olan sevgimi alamadılar elimden….
Yaşayan bir varlığa verilecek en ağır ceza bu diye düşünürken,
Beynimin sınırlarını zorladım
Ama suçumu kimseye soramadım…
Kahrolmak, yaralanmak ve her şeye rağmen direnmek…
Direncimi kimler kırdı Berna??
Seni hayallerimden kimler çaldı?
Seni bana kim vermedi?
Bu büyük sevgiyi yaratan, büyüten ama sonunu getirmeyen güç,
Seni benden niye aldı???
Dedim ya Berna…
Kıskandılar seni benden! Sana olan sevgimden…
Ama yok edemediler ve vazgeçtiler seni unutturamadılar bana…
Ya ben günahkarım, ya sen çok güzelsin!
Şeytanı bile aşık etmişsin kendine,
O da senin yolunda…
Ve bana karşı!!!

Seni alan aldı, giden gitti, fırtına dindi ve savaş bitti..
Bir ben kaldım meydanda,
Elimde bir resmin, kalbimdeki sevgin ve ruhuma işlemiş o bakışların..
Sen güneşe doğru gittin, hayat geceye doğru..
Gülümsemelerimi sen aldın, umutlarımı hayat
O cıvı cıvıl halimi sen aldın, gençliğimi de hayat
Aklımı, mantığımı, geleceğimi ama her şeyimi..
Bir sen kopardın benden bir hayat!
Bir sen bir o, bir sen bir o…

aLeMDaR 04-09-2006 02:11 PM

mutlulugun yoklugum olsun
 
mutlulugun yoklugum olsun

Gece yağan yağmurlar hüzünlendirirdi hep beni. Yağmur değil, yalnızlığımdı damla damla vuran odamdaki cama. Gecelerimi dolduran sessizlik, yıllarımı dolduran sensizlikti. Hep bi yanı yalnızlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek "kimsem" den yoksunluk, yani kimsesizlikti... Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur.

Yine yağmur yağıyor geceme, ve yine gecemi yaşıyorum yağmurda... Dönüp geriye bakıyorum da şimdi, sanki günler değil geçen ya da akıp giden yıllar değil. Yüzyıllar girmiş aramıza. Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar, korkular, yalnızlıklar, savrulmalar, durulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş...

Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim ve seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim. Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp da yazdığın mektuplarca sevdim. Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim...

Dürüstlük kimi zaman yalanlardan daha da acımasızmış. Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan bu yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş kimi zaman. Bana aksini ispat etmeye çalıştığın anlarda bile, buzlar ülkesinde azıcık ısınabilmek için, aslında beni çok sevdiğin yalanına inandırmıştım ben de kendimi...

Aşkıma kapalı bir kapının önünde bırakılmış yaralı bir kuş gibiydim. İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın. Karşılıksız, güvensiz, tek başına, sessizce yaşanan bir aşk...

Nasılda hoyrattın bana karşı. Kalbinde değil miydim gerçekten? Neydik biz söylesene? Can yoldaşı mı? Yol arkadaşı mı? Dost mu? Sevgili mi? Hayata karışmamak için tek kalkanım, tek sığınağımdı aşkın. Tek silahımı yitirdim ve aşka teslim oldum. Korkuyu beklemenin telaşı, korkuyu yaşamaktan daha ürkütücü biliyor musun? İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusunda kendi ellerimle bırakıyorum kendimi, kaderime. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni sevmekten değil...

Madem varlığım acı veriyor sana. Madem ki ancak yokluğumda yaşayabiliyorsun sevgimin sıcaklığını. Öyleyse yokluğumda kal. Madem ki yokluğumda daha mutlusun. O halde yokluk "benim bu aşk için büründüğüm son kimlik" olsun...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:11 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.