www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Mazlum Zengin (https://www.cakal.net/showthread.php?t=135345)

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:24 PM

Prangalar

Ben karşıda
Karşı kıyıdayım
Yüzerek gel al beni.
Dizlerindeyim,gözlerindeyim
İçten,sevecen
Şefkatle sev, okşa beni

Ben karşıda
Karşı kıyıdayım
Barış,kardeşlik getir bana.
Karşıdayım asırlardır
Özgürlük getir halklara
Kalpler buzlanmış
Güneş ol,erit beni

Ben karşıda
Karşı kıyıdayım
Bayrağım esir
Esarette yürekler
Zincirler kalın, kırılmaz
Prangalar ağır tonlarca
Yüzerek gel kurtar beni

15.08.2005

(‘ŞİİR HARMANI’ ından)

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:24 PM

Radyo Arguvan

Güzel dostlar bir araya gelince
Radyo Arguvan’da muhabbet olmus
Ak gülleri deste deste derince
Yürekten yüreğe sevgiler dolmuş

Yürekleri yaralı plaka kırk dört
Bir yandan hasretlik bir yandan gurbet
Arguvan’dan öte yüreklerde dert
Deyişler halaylar yüreğe dolmuş

İnsanları dosttur yürekleri ezik
Susuz topraklarda bulamaz azık
Herkes is öğrenmiş takmış bilezik
Arguvan’dan Almanya’ya yol olmuş.

Arguvan’ın türküleri ağlatır
Çorak toprakları ağıt söyletir
Otuz sene gurbet elde eğletir
Yürekleri yanmış diller lal olmuş.

Gönlü Arguvan’da gurbette ayak
Üvey evlat olup yemişler dayak
Devlet hiç görmemiş hep yalınayak
Yürekten yüreğe Arguvan olmuş

Mazlum’un gözleri çağlayan olmuş
Türkü şenliğinde Arguvan dolmuş
Sazlar düzen tutmuş türkü söylenmiş
Yüreklere sevgi muhabbet dolmuş.

13.06.2006

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:24 PM

Rotamsın

Azgın sulara bırakılmış
Karanlıklarda yol alan
Dümeni kilitlenmiş gemimin
Beni,sana getiriyor, sana
Sen benim rotamsın.

Gemim fırtınaya tutulmuş
Issız ve karanlık *******de
Korkunç lodos, ve tayfunlarda
Sığındığım rabbim
Sen benim limanımsın.

İstanbul sokaklarındayım
Mecnunum, adımlardayım
İstesem de gidemem başka yere
Her yanım seninle dolu
Sen benim güzergâhımsın.

08.06.2005

(‘ŞİİR HARMANI’ ından)

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:24 PM

Rüzgar

Benim dostum,benim sırdaşım
Uzaktan,sesini bana getirir
Benim yoldaşım,can arkadaşım
Uzaktan,nefesin bana getirir.

Çıkarım dağlara sohbet ederiz
Bazen ağlayıp,bezen güleriz
Getirdiğim azıkları beraber yeriz
Uzaktan,selamın bana getirir.

Onu kızdırırım yırtınır durur
Bazen,kendisini yerlere vurur
Uzak menzillere,tez zaman varır
Senin vuslatını bana getirir.

03.05.2005

(‘ŞİİR HARMANI’ ından

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:25 PM

Saçlarına ak düşmüş

Saçlarına ak düşmüş
Nerelerdeydin?
Belin bükülmüş,benzin solmuş
Bir vefasızla mıydın?

Yüzündeki çizgiler artmış
Bakışlarındaki,sıcaklık aynı ama
Gözlerin korku içinde
Bir zorbayla mıydın?

03.06.2005

(‘ŞİİR HARMANI’ ından)

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:25 PM

Samanyolu

Köyümde
*******i,Samanyolu’na
şarkılar söylerdim
Ve yıldız,
kayarak dökülürdü
gözlerinden.
Şimdi artık,
şarkı söyleyecek
çocukta yok
Ağlayacak Samanyolu da
Ve,İstanbul’da
yıldızda,yok

30.07.2005

(‘ŞİİR HARMANI’ ından)

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:25 PM

Sana tapıyorum

Yüreğim kurumuş,çatlamış
Sevgine muhtaç başka şey değil
Ben, sana susamışım sana
Yağmurlara,pınarlara değil

Ben bir vadideyim asırlardır
Açım,boğazımdan bir şey geçmez
Ben,sana açım sana
Ekmeğe,yemeğe,yiyeceğe değil

Senin içindeyim, ibadetim sana
Günahım çok,dağlar kadar ağır
Ben, sana tapıyorum sana
İlahlara,putlara,mabetlere değil

04.07.2005

(‘ŞİİR HARMANI’ ından)

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:25 PM

Sansar sessizliği


Ürperdi bedenim, üryan
Bir yağmur sonrası serinliğiyle
*******den bir gece
Ulaşırım sana,
parmak uçlarıma basarak.
Söz geçiremem yanan bedenime
Gelirim, bir sansar sessizliğiyle.

Nasıl bir mahluksun ki
Bedenin doymaz
Hep aç, hep açık
Bir ustura keskinliğiyle
Ve sansar sessizliğiyle
Gelirim bir gün, bir gece…

Ne zaman mı?
Yedi sene, on ay, üç gün, sonra
Açacaklar,
üzerime beş yerden kilitlenen,
beş kollu demir kapıyı.

Rutubete dayanabilirsem
Sensiz yaşayabilirsem
Yedi sene, on ay, üç günün gecesinde
Aralık et pencereyi
Uyuma sakın, uyuma
Bir sansar sessizliğiyle
Gireceğim koynuna.

11.06.1981

(`ŞİİR HARMANI` ından)

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:25 PM

Sansarak’ta Trekking

Sansarak’ta Trekking

Otuz temmuz Pazar sabah 05.30
Saat zilinin sesi bir başka uyandırıyor beni
Acele adımlarla evlerimizi terk ediyoruz
Ve aracımız bizleri evlerimizden topluyor
İstanbul’u çıkana kadar yirmi kişi oluyor
Türkü ve Şiir eşliğinde,
Yalova’ya nasıl geldiğimizi anlayamadık
Açık büfe bir kahvaltı
Ve rehberimizi alıp yola koyuluyoruz
İlk sefer görüp ve aşık olduğum bir şehir İznik
Alış veriş molasında güleç yüzlü insanlar görüyoruz
Sarı Saltuk, Eşref Baba’ya fatihamızdan sonra ayrılıyoruz
Keskin virajlı yoldan İznik’e kuşbakışı bakıyoruz
Şirin köylerden geçerek bir köyde çay molası veriyoruz
Yirmi kişilik grubumuz çömeliyoruz iskemlelerimize.
Bir halk ozanı canlanıyor gözümde,
Köy kahvesinde elinde sazıyla
Coşkulu bir biçimde çalıp söyleyen

‘Sansarak’tan öte bir yol varmı ki?
Yüreklerde deste bir gül varmı ki?
Muammer grubu çok bekletince
Çay paralarını ödedimi ki?

Ve bir Delikanlının yanına oturuyorum
Yüzü güleç hoş geldiniz diyor bizlere
Soruyorum köyün adını, geçmişini
Sansarak diyor seksenlik delikanlı Alaattin Aydın
Ve kendisi kurmuş gibi anlatıyor eski muhtar
Yedi yüz senelik bir köy diyor
Üç ev varmış o zamanlar isimsiz köyde
Üç sarı kısrak gözükmüş çayırlıklarında sahipsiz
O günden sonra Sarıkısrak oluyor köyün ismi
Ve asırlar geçtikçe değişiyor isim
Bugünkü adını alıyor Sansarak.
Evler ker**** ve bir eseri antika değerlerinde
Yüzler güleç
Yüzler kırmızı
Yüzler davetkar
Çaylarımızı içip vedalaşıp yola koyuluyoruz
Birkaç kilometre sonra aracımızın motoru susuyor
Bir temiz hava
Bir sessizlik
Bir güzellik ki sormayın
Patika bir yola sıralanıyoruz
Yirmi güzel yürek
Yirmi güleç insan
Hafif meyilli bir patikadan kendimizi salıyoruz
Kuşlar karşılıyor bizi cıvıl cıvıl
Bir kilometre sonra bir deredeyiz
Güneşin ağaçlardan giremediği
Gölgelikte akan suyu soğuk bir dere
Eski değirmen var önümüzde
Ve beş sene öncesinin çalışan değirmeni
Biraz dinlenme
Bir trafik keşmekeşinden sonra cennet bahçesindeyiz
Türlü güzellikte çiçekler
Ve akıp giden iki değirmeni döndürürcesine,
Gürültülü bir şekilde
Ekip başı ve kılavuzun talimatlarını içercesine dinledik
Suyun gidişine yola koyulduk
Bir keyifli yolculuk ki sormayın
Herkeste bir heyecan
Ve yirmi güzel can
Siz hiç buz gibi suya kendini atan gördünüz mü?
Siz hiç elbiseleriyle göletlere birkaç metreden atlayan
Ve telefon, ve resim makinesı ile atlayan gördünüz mü?
İki saatlik bir gidişte
Büyükçe bir göl
Ve derenin bittiği yer
Su bir şelaleden dökülüyor
Ve aniden kayboluyor,
Tekrar iki kilometre ileriden çıkıyor
Canlar tek tek suya atlıyorlar çocuklar gibi
Önce bayanlar
Sonra erkekler kendilerini suya bırakıyorlar
Ve bir doğa manzarası var ki büyülü
Her yer orman denizi
Dağ çileği ve fındık ağaçları çeviriyor bizi
Aynı yolu geriye
Döndüğümüzde yemeklerimiz hazır
Ve biz doymak bilmiyoruz
Bir kaynak su, soğukluğuyla buzdolabını kıskandıran
Güzel bir dinlenmenin ardından
Yola çıkıyoruz ama
Ayaklarımız geriye geriye gidiyor
Adeta ayrılmak istemiyoruz Sansarak’tan
Evet burası Sansarak Kanyonu
Herkese daveti var
Ziyaretlerinizi bekliyor
Benden söylemesi

31.07.2006

Mazlum Zengin

GooD aNd EvıL 10-08-2008 05:25 PM

Sarışın güzel

Beline kadar sallanan
Başak sarısı saçlarınla
Bana doğru birazcık yaklaş
Yaklaş, saçlarımız tanışsın.

Kaldır başını geçişlerinde
Yüzüme bak kalbimi ısıt
Aç kalbinin kapılarını arala
Yaklaş, kalplerimiz tanışsın.

Karşılaşınca gülümsesen
Bana bir günaydın desen
Parmağında yüzük yok gibi
Yaklaş, ellerimiz tanışsın.

Bir merhabayı çok görme
Kaldır başını, gözlerime bak
İzin ver, izin ver gözlerine
Yaklaş, gözlerimiz tanışsın.

21.09.2005

Mazlum Zengin


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:41 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.