![]() |
Uçuruma yakın hissediyorum bazen kendimi.
Ve Gidebilceğinin! Güdüsü Yakıyor tenimi Korkuyorum… Bir gün, Tenin tenimden ayrılırsa… Yokluğunla birleşip, Yok olursam, Bilinmeze bensiz gidersen. Tıkanıyorum… Bencilim evet, Biliyorum… Seni değil, kendimi düşünüyorum. Aslında bu bencillik biz’e Bakma… Bütün korkum Sen Ben olmamıza. Diyemiyorum… Seni çekiyor bu beden, Bütün benliğimi… Sarıyorsun, Dokunamıyorum. Su gibi; Akıp giderken sana… Zaman, Yüreğim sen diye kusarken… Beynim sensizlikten iflas durumda… Çekiniyorum… Ve Şimdi Söylüyorum… Sheni Seviyorum.. |
BİR AŞK ŞİİRİ 'SANA'
Ne zaman gözlerine baksam bir okyanusla yıkanıyor kalbim. Nereye gitsem, hep sende kalıyorum, yıldızların gökyüzünde kaldığı gibi. Bir yağmur damlasına çizdim o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü. Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları. Hiç bitmeyecek birlikte baktığımız yer, Saçlarımda uyuyan ay ışığı olacaksın hep, omuzbaşlarımda akan sıcak bir ırmak. Ve hiç silinmeyecek Şafak renkli dudaklarından dökülen dünyanın en güzel aşk ilanı: Ellerimi yıkamıyorum, ellerinin kokusu çıkmasın diye... |
Mavi Mavi Sevdim Seni
Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki, sabahı eksik şiirlerimin. Sanki, gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak. Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.. Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım, En çok da sensiz... Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.. Sana uyumak, Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak... |
AğLadım
Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde, Bu gece yine için için yanıyorum, Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum, Seni, gidişini, sevişini, herşeyini... Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim, Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor... Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde... Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum, Onları sana benzetiyorum, Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali... Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece, Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü, Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu, Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını Ve birgün ansızın bırakıp gidişini... Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını, Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum, Bir daha çıkamasın diye... Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin, Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin? Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı, Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım... Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım, Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine, Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala... Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz, Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz... Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm, Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm, Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna, Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna, Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin, Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı, Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna, Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin... Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın, Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin... Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, Ve ardına bakmadan gittin... Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz, Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil... Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, Bir o kadarda vefasız... Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım... Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm... Unuttum dedim, unutacağım dedim, Unutamıyorum dedim, unutmam dedim... Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden, Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde, Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde, Hatıraların, gözlerin ve sözlerin... Şiirlerini getirdiler bana, Beni öldüren şiirlerini... Vefasız dediğini duydum, yıkıldım, Düşündüm seni *******ce daima tek başıma, Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi, Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım... 3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim... Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde... Belki birgün sesini duyarım umuduyla Telefon bekledim günlerce, Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca Ağladım ağladım, Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım... Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye, Olurda içinde görürler beni diye... Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye, Olurda içinde seni görürler diye... Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken, Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye, Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın, Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce, Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle... Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum, Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde... Düşmüyor adın hiç dilimden, Öleceğim gülüm bir gün ben, Senin sevginden, senin derdinden... Bir gün göreceğim yine belki seni, Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni... İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye, Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi; Seni unutmam için öldürseler bile, Karşılık olarak dünyayı verseler bile, Darağacı kurup idam etseler bile, Senden başkasını asla sevmeyeceğim... |
Dün gece herkes uyurken ,
Bir ben bir yıldızlar nöbetteydiler Yıldızlar dünyayı bekledi, çocuğunu bekleyen anneler gibi Bense yüreğimin ateşini Düş değildi gördüklerim Elleri kınalı Anadolu kadınlarının , Ve Yalınayak, başıkabak çocukların Türküleri vardı dilimde. Dün gece aşk masallarının engüzel satırları dolaştı Bazen Ferhat, bazen Aslı, bazen Romeo, bazen Leylaydım Juliet ve Mecnun'u kıskandım Düş değildi gördüklerim, Sessizliğin ve gecenin birbirine ne kadar yakıştığını gördüm, Gecenin ve uyuyan insanların nefes alışlarını Bir de aşkı dinledim, en güzel tenor'un sesinden. Seslerin sensizlikte uçuşları gibi , uyanıkken gördüğüm düşlerin ateşinin Aşka ve sevdaya ve eli kınalı kadınların türkülerine ve Leyla’ya Ne kadar yakıştığını gördüm Dün gece aşkı gördüm Uyurken herkes dün gece Nöbetteydik yıldızlar bir de ben Yavrusunu bekleyen anneler gibi, dünyayı beklediler yıldızlar Bense ......... |
SEVMEK
Sevmek; Sevildiğini hissedebilmek, Sevmek; Sende onu, sevdiğini söyleyebilmektir!.. Sevmek; Yaşamın her anında onu düşünebilmek, Sevmek; Sahip olunsun olunmasın, sevebilmektir!.. Sevmek; Hep beklentisiz olabilmek, Sevmek; Her şeyi ama her şeyi, karşılıksız verebilmektir!.. Sevmek; Çağrılmadan yanına gidebilmek, Sevmek; Çoğu zaman ağlanacak hâle bile gülebilmektir!.. Sevmek; Cepteki son metelikle alınmış simidi ikiye bölebilmek, Sevmek; Gerekirse sevilenin uğruna ölebilmektir!.. Sevmek; “Delilerle sır boncuğu dizebilmek” Sevmek; Her çirkinlikte bile bir güzellik görebilmektir!.. Sevmek; Köroğlu’ nun kır atına binmek, Sevmek; Dünyaya kafa tutabilmektir!.. Sevmek; Kâh bulutların üzerinde gezinmek, Sevmek; Kâh yeryüzünde sürünmektir!.. Sevmek; “Yetti gayrı” dememek, Sevmek; Yorulmak nedir, usanmak nedir bilmemektir!.. Sevmek; Aşkın nârında yanabilmek, Sevmek; Yandıkça “İnsan” olunduğunun farkına varabilmektir!.. Sevmek; Gerektiğinde nefsine “Dur” diyebilmek, Sevmek; Her şeyden önce gururunu yenebilmektir!.. Sevmek; Her karara saygı gösterebilmek, Sevmek; Neden ne olursa olsun, kin beslememek, nefret etmemektir!.. Sevmek; İncinsen de, kırılsan da asla küsmemek, Sevmek; Sanki hiçbir şey olmamışçasına, çarpıp gittiğin kapıdan dönebilmektir!.. Sevmek; Konuşmadan anlaşabilmek, Sevmek; Soğuk kış gününde paylaşabilmektir bir tek gocuğu, Sevmek; Nefes alabilmek, Velhâsılı sevmek; Yaşatabilmektir içindeki çocuğu!.. |
*******i yokluğunda şiirler yazıyorum sana,
Bazen sana okuyor ama asla sana yazdığımı soyleyemıyorum, Mucizelere inanırmısın..! İşte ben sana olan aşkım için bir mucize bekliyorum, Fal bakıyorum bazı zamanlar seviyor mu sevmiyor mu diye, Hep seviyor çıkıyor nedense, zaten sevmiyor çıksada inanmıyorum, Hep şarkılar dinliyorum,ama oyle sıradan şarkılar değil; aşk şarkıları, Sevgiliye söylenmek istenen şarkılar bunlar, Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağımı düşünürdüm bazı zamanlar, Sevmek neydi açıklamak isterdim ama yapamazdım, Yapamadığımda da böyle bir şeyin olmadığına inanırdım, Ama her aşık oluşumda da şiirler yazardım, Aşk vardı elbet bunu biliyordum, Her yerde senin o güzel ve gizemli gözlerini arıyordum, Sadece sana ait şiirler yazıyordum, Dedim ya: asla sana yazdığımı söyleyemiyordum, Biliyormusun, seni sevdiğimden beri herşey gözüme daha güzel, daha hoş geliyor, Çünkü onlar bana seni hatırlatıyor, Sana canım demek,sana ömrümün anlamısın,ruhumsun demek, Ve daha dünyada ne kadar güzel şey varsa söylemek istiyorum, Fakat boğazıma bir şey düğümleniyor, Bütün düşündüklerim bir türlü dudaklarımdan sana ulaşamıyor, Bazen gecenin esrarengiz sessizliği vuruyor içime, Herşeyimi allaha emanet edip uykuya dalıyorum, Belkide bir tek sana orda ulaşıyorum, Bitmesin bu rüya,bitmesin bu mutluluk, gitme yanımdan ne olur, Biraz daha kal, biraz daha tut ellerimi diyorum usulca sana, Ama yüreğime hasret diye yazılmış adın, Yine sevdanla beni bir başıma bırakıp gitmen gerek, Olsun, ben seni özlemekten de hiç bıkmıyorum Kaç dolunay geçti *******i seni beklerken, Ve kaç kez ağlamaklı oldu gözlerim, Dedimya yüreğime hasret diye yazılmış adın, Gönlümde de acısı, yanımda olmayışının, Son satırlarım bunlar kalem tutan ellerimden sana, Hasretimsin diyorum,sevdamsın benim,herşeyimsin , Hiç gelmeyeceksin belki ,yüreğimi ellerine bırakamayacağım, Gözlerine hiç bakmayacak,saçlarına hiç dokunmayacağım, Ve ben senin hiç bilmediğin sevdalın olarak kalacağım..! |
UYKUDAYKEN
Saat 05:00 Herkez Uykuda Ben Yine Masa Basinda Belki Ruya Goruyor Bazilari Bu Saatte Ben Ise Seni Yaziyorum Siirlerde Her Calan Sarkida Kendimi Buluyorum Mazide Hele Birde Sen Yoksunya Kendimi Vuruyorum Kadehlere Artik Siirler Bile Agliyor Senin Ardina Kalbim Isyanlarda Kapatmis Kapilarini Cilgin Asklara kustum bazi seylere vurdum kendimi siirlere Siirler Isyanim Siirler Sevdam Siirler Sirdasim Oldu ve Bazen Siirler Yardim Etti Bana Insanlarin Elinin Uzanamadigi Yerlerde Aglayarak Yazdigim Butun Siirlerde Bazi Insanlar Guldu Belkide Siir Yazarken Aglanirmi Diye Bazen Annem Bile Teselli Edemedi Erkekler Aglamaz Diye Iste Bende Boyle Bir Sairim Kendi Dunyamda |
merhaba,
sıcak bir merhaba önce geciktim uzak yollardan geldim bavulumda kanayan aşk yaraları yol yorgunuyum da üstelik kendime gelmeye çalışıyordum bilmeden sana geldim seni biryerlerden ısırıyor gözlerim bu aşinalığı ruhlarımızın miras kalmış olabilirmi ruhlar alemindeki sevişmelerden ellerini yadırgamadı ellerim gözlerim kalbine değmiş sanki biryerlerde ellerimle koymuş gibi buldum sıcaklığını teninin yakınlık dediysem çözme hemen bağcıklarını yüreğinin oturup içelim önce birbirimizi bir kahve fincanında önce bir yere yerleşmeliyim dedim ya yol yorgunuyum yaralarımda bavul kanamaları şimdi açılalım birbirimize yüzme biliyorsan boğulmasın biri diğerinde kaç kulaç attığımızı hesaplamadan bırakalım kendimizi aşk denizine ne terazi, ne metre yaramaz burda işine bana kaç adım geldiğini saymadan gözlerini kapatıp yürüyeceksin yüreğine yatırım yapacaksan beni değil, kalbine kuleler dikeceksin çünkü aşka hesap işlemez bir bedene iki can sığdırma çabası bu ben karlar aldındayken sen üşüyeceksin bir dikene bastığında benden ah işiteceksin köklerim sende filizlenecek ben yanacağım, sen tüteceksin ne diyordun kuyumcu terazisi, metre, üç adım diyorum ki, iki okyanus gibi yürüsek birbirimize karışsak sonra hesapsız, kitapsız matematige dökmeden işi bir savaşma değil bu nihayetinde bir sevişme belkide bir nebze ruhları değişme kazananı kaybedeni yok yeneni yenileni bir bir berabere kalacağız sonuçta yorma kendini çıkacak çivisi aşkın daha çakılmadan kuyumcu terazisi, metre, beş adım, diyorsun diyorum ki, mantığınla sevme beni ölçülmez aşkın boyu eni, hele kantara hiç vurma kasap gibi hiçbir çengele gelemem ben kelepçelerini çöz sevmelerinin bir eskiciye sat terazini kuyumcu terazisi, metre, on adım diyorsun sen trende seyahatten yanasın güzergah ve durakları belli oysa bir deli tay koşar içimde dörnala tutuşmuşsam ellerine sevgilinin her yanım yangın yeri cehennemine ateş olurum cennetine mavi bir deniz uğraşma, anlayamazsın hislerimi bir sevmelik canım kalmış zaten bırak, harcama beni |
Masal bu..
Seni sevmek bir masal Bütün düşler seninle Sebebim sensin Ey Sevgili Kalbim güller içinde Saklamadım Hiçbir zaman Ne nefreti ne de aşkı Böylesine bir zamanda Sevgililer düş masalı Bir ormanda yasaklı Kurtlarla kuşlar yaşar En içinde, en derinde Küskün bir peri saklar Güller açar ipekte Masallarda buluşur Yıldızlar düşer suya Gizli bir aşk dokunur Sana aşık olmaktır Böyle masal anlatmak Bu yüzdendir hem aşkı Hem de eski masalları Tek başına, Yaşamaktır.. |
Böyle mi olmalıydı
Bir kez daha mı yıkılmalıydı Dağlardan büyük hayallerim Bu,bir sürü girişi olup Tek bir tane çıkışı olmayan İçine giren ümitleri Acımasızca yağmalayan Sevgileri hapsedip,acılar dağıtan aşk Ölüleri bile ağlatan yangınlarda Beni de mi yakmalıydı? Böyle mi olmalıydı Ölümüne sevgilerin öldüğü Ölümsüz sevgilerin gömüldüğü Fani sevgilerin büyütüldüğü Ve aciz hayatımın Zalim zamanın vicdanına kaldığı bu zamanda Benim ölümsüz sevgim Çürümeli miydi sevgisizlikten Böyle mi olmalıydı Güneşi çalınmış *******de Alevi kaybolmuş ateşlerde Ve çıkışı olmayan tünellerde Yüreğim sizin sayenizde Gencecik bir yaşlı Dipdiri bir ölü Ve simsiyah bir mavi mi olmalıydı Sizin göremediğiniz karanlıklar Sizin bilmediğiniz Ve asla bilemeyeceğiniz acılar Benim meskenim oldu Bir gün bile hissetmedim mi Her yerde beni ararlar Ölmüş yüreğimi aşkla dağlarlar Yalvarırım evet demeyin bana Benim sonum böyle mi olmalıydı?.. |
Geçen yıl sonbaharda,
Kırmızı bir gül, Bırakmıştım kapına, Onu alıp kokladın mı, Kurutup koynunda sakladın mı, Baktıkça beni hatırladın mı? Kırmızı gül aşkı anlatırmış, Aşkımı anlatabildim mi? Bu sonbaharda da, Kırmızı güllerle geldim kapına, Binlerce kırmızı gülle, Evini gül bahçesine, Yüreğimi aşk cennetine Çevirecektim Kapın kapalıydı, Sen yoktun, Gitmiştin, Kırmızı güller kaldı elimde, Bir acı var yüreğimde, Kırmızı güller kurudu, Sahipsiz öksüz kaldı, Bense bi çare, Kapında nöbetteyim hala |
Bir sevda masalı bu,
Dillerden düşmeyecek. Kim'i hadi canım sende, Kim'i gerçek aşk diyecek. Daha onyedi yaşındaydı, Kavak yelleri esiyordu başın da, Kanının kaynadığı bir anda, Karşılaştı Hasan'la pamuk tarlasında. Askerden yeni gelmişti yoktu parası, Genç'ti yakışıklıydı ama ırgat'tı babası. Ekmek parasıydı pamuk çapası Geliyorum dememişti yürek ağrısı. Günlerce uzaktan uzağa bakıştılar, Sonra masumane merhabalar, Çılgın'ca sevdiler birbirlerini, Gizli aşk'tı kimselere söylenmez ki. Bekardı Zengin'di pamuk ağası, Otuz yıl önce ölmüştü karısı. Bir Oğul gerekliydi o'na, Bunca mal giderdi hısım,akrabaya. Bir çare gerekti bu duruma, Her çıkmaz da sarılıyordu kemanına. Bekarlık tak demişti canına, Kafayı taktı Irgat Osman'ın kızına. Oturdular,konuştular ırgat Osmanla, İşin sonunda tokalaştılar. Kız'a sormaya gerek yoktu Tüm masraflar ağa dan. Düğün dernek bitmişti bir haftada, Ağa girmişti zifaf odasına. Ürkek,korkak duran kıza baktı, Ağlıyordu kız hıçkırıklarla. Uzandı başından tac'ını aldı, Yer yer dökülmüştü saçları. Ağam çok hastayım ne olur dokunma, Yığılıp kaldı,ağa'nın kollarına. Ağa,kızı attığı gibi arabaya, Götürdü büyük şehre,büyük doktorlara, Flimler,tahliller,tetkikler, Yeni gelin hastane odasında... Doktor çağırdı ağa'yı odasına, Üzgünüm dedi,hasta duymasın ama, En fazla bir ayı daha var, Ne isterse yapın,yaşasın doya doya. Bir hafta sonra döndüler konağa, Ağa üzgün,başı iki eli arasında, Kız korkak,perişan,ağlamaklı, Hüzün sarmıştı konağı akşam karanlığında. Ağam ol,babam ol, kocam olma, Seviyorum birisini,gönlüm başkasında. Al bedenim senin olabilir ama.... Gönlümü vermem Hasan dan başkasına. Ağa kalktı duvardan kemanını aldı Samanyolu'nu çalmaya başladı. Çaldıkça şekilleniyordu olaylar Karma karışık tı aşklar,duygular. Dışardan bir ses geliyordu karanlığı yırtarak Biri samanyolu'nu söylüyordu bağırarak Anlamıştı ağa kimin kim olduğunu Kim cesaret edebilirdi ki Hasan dan başka. Ağa kahyayı çağırdı gece yarısında Uzun konuştular başka bir odada Yarın akşama kadar bitmesse iş Sakın dönme buralara... Bir gün sonra gün batarken Kahya geldi konağa. Ağam bütün iş tamam Bu da geri kalan paran. Ağa çıktı kızın yanına Gideceksin sabaha kahyayla Deniz havası iyi gelirmiş Bir ev aldım Kuşadasın da. Sabah erken çıkarsınız yola Belki gelirim akşam sofrasına Sevdiğin genç de orada Git atıl Hasan'ının kollarına. Akşam kurulmuştu sofra Her şey vardı kuş sütünden başka, Üç kırmızı gül vardı vazo da Üç kadeh de kırmızı şarap. Oturmuştu genç sevğililer masaya Kadeh kaldırdılar aşka sağlığa Yavaşça süzüldü kemancı arkalarına Başladı samanyolu'nu çalmaya. Bitirince samanyolu'nu son notasında Eğildi yavaşça iyi ******* dedi Aldığı gibi üçüncü şarap bardağını Karıştı karanlıklara..... Seviştiler genç aşıklar sabaha kadar Sonra derin bir uykuya daldılar Sabah kadın derin bi acıyla uyandı İlaçlarımı getir konaktan, kemancı kapıda. Geldiklerinde kadın kapatmıştı gözlerini Dalmıştı derin uykuya uyanmamacısına Kemancı çekti silahı önce Hasan' a Bir kurşun da kendi kafasına. Bir sevda masalı bu dillerden düşmeyecek Üç mezar kıranta mezarlığın da Üç solmayan kırmızı gül başların da Mezar taşında iki kelime RUHUNA FATİHA........ Alıntı.. |
İki Soru Arttı...
Yağmuru severim, bir de denizi... Kışın titremeyi, yazın terlemeyi... Menemen severim ilkbahar kokar. Çok filmler seyrettim, kitaplar okudum. En utandığım şey şiirlerimdi. Korktuğu başına gelirmiş insanın. Sana gelene kadar epey didindim hayatta. Bilseydim başlangıcın sende olduğunu, daha çabuk geçerdim günlük acılardan, daha az takıntılarım olurdu. Belki güvenebilirdim insanlara. Yorulup düştüğüm her yeri ezberledim. Tekrar düşmemek için. Ama! ... Hep yeni tümsekler buldum ve bulduğum her cevaptan iki soru arttı bana... |
İmkansız'dık..
Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim... Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin... Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim... Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa olmazlarım; ilkelerim, yargılarım... Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden, "ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek... Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum. Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum. Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, sana dair yazılanlarda... Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum... Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum... Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var olacak çünkü... |
İmkansız'dık..
Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim... Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin... Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim... Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa olmazlarım; ilkelerim, yargılarım... Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden, "ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek... Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum. Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum. Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, sana dair yazılanlarda... Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum... Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum... Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var olacak çünkü... |
Eksik kalmış ahvalimde tükettim kendimi
kırılgan ve bir o kadarda serseri kaldım incitecek taşlara basmamam öğütlenmiş özenmeden geçiverimişim üstlerinden közlenmiş, ışıksız bir yarım aya gömdüm düşlerimi koşarak uzaklaştım kaldım kendime hiç olmayacak kadar hoyratça süslendim ben olmamanın kalkanıyla çıkıyorum sokaklara bakıyorum da biçimsiz eğreti duruyor herşey kendinde değil kimse bende değilim ama birkaç yıldız var hala kırılgan ve sönmek üzere peki sen nerde görüyorsun kendini ben nerdeyim...? |
******* Uzun!
Kalbimde sızın… Bir aşktı bu sessiz ve sakin öyle derinden gelen bişey Duyguların hakim olduğu Ruhun yönettiği öyle sarmıştıki bedenimi herşey anlamını değiştirmişti artık bambaşka bir insan olu vermiştim değişimin ta kendisiydi aşk sevmek ve özlemek ama ******* sensiz çekilmeyecek kadar uzundu hasretini sarıp ne sigaralar yaktım ne defterler parçaladım sırf bi harfi beğenmeyipte hiç bir şey yetmedi ne bir kalem ne de bir kağıt kelimeler bile yetmedi sana olan sevgimi anlatmaya sözler seninle başka değerler kazandı sevmek belkide bana bu kadar yakışmadı yada seni sevmek hiç bu kadar güzel olamazdı beklemek öylece 4 duvar arasında adnı sayıklamak *******ce özlemek ve beklemek bir gün sever diyeve rüyalar hiç acıtmazdı belkibu kadar uyanmak sensiz bir günün sabahında ağlamak yeniden kadere seni benden ayıran yollarda koşmak yetişemedikce tekrar denemek sevgide bu olsa gerek sen benim dünyama güneşler mutluluklar saçıyorken ben senin dünyana eğer mutsuzluk keder hüzünler saçıyorsam istemiyorum bu aşkta biri üzülmeliyse o ben olmalıyım sen değil çünkü sen herşeyden daha değerli önemlisin ve benim “bi’tanem” tek sevdiğimsin … “Zannetme ki herşey bitti sevdiğim; Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar. Ve bundan sonra kim severse dünyada; Seni ve beni hatırlayacaklar…” |
Aynı mehtaba bakıp, aynı yıldızı sen de,
İzliyor musun? Aynı filmi seyredip, aynı sahnede sen de, Ağlıyor musun? Aynı kitabı okuyup aynı satırı sen de, Çiziyor musun? Affına sığınıp bir cahillik edip, Sana sesleniyorum.. Her gece dua edip, hayallere dalıp, Seninle yaşıyorum… Şimdi zamanı geldi, sana haykırıyorum, Uyuyor musun? Duyuyor musun? Aşkım aşkım.. Bu gece kendime şaştım, Gururum kapalı bir duvardı, Bu benim bütün dünyamdı, Onu da senin için açtım.. Aşkım aşkım.. Bu gece ışıkları yaktım, Oturup pencerenin önüne, Gelecek misin diye baktım, Sonunda kendime şaştım… Affına sığınıp bir cahillik edip, Sana sesleniyorum.. Her gece dua edip, hayallere dalıp, Seninle yaşıyorum… Şimdi yoksun kim aldı, Herşeyim sende kaldı, Biliyor musun? Duyuyor musun? |
“Bi’tanem” e
Seni sevdim, sevgilerin en güzelini vermek için. Seni düşündüm *******ce, en güzel düşlerimde yaşattım seni. Ne varsa sana adadım elimdekileri, sana adadım, yüreğimin her zerresini. Yanlızca sen sev istedim, sen sar istedim, yüreğimin her köşesini. Seni gördüm nereye baktıysam, gözlerime işledim gözlerini. Ve yalandan uzak, en temiz sevdayla, yarınlarımda bir sana yer verdim. Bir tek, seni yazdım kaderim diye, bir tek seni istedim, herşeyden çok. Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak. Sensizliği, ölümden bin beter bildim.Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat, bilirim ki, bu senin eserin. Bir tek senin kollarındayken, yaşamayı seviyorsam, senin kollarındayken acıları siliyorsam, her ne kadar kabul etmesende, ben seni, daha çok seviyorsam, biliyorum ki, bu senin eserin…… Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını. Ve, doymaz yüreğim, doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye.. Bunca sene sonra seviyorsam kendimi, sen sevdiğin içindir beni. Ve seviyorsam seni, bana sevmeyi öğrettiğin içindir. Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir. Biliyorum ki; ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla, sen sileceksin gözyaşlarımı. Ne zaman sarılacak bir beden arasam, sen saracaksın beni. Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati. Seninle gülecek, seninle ağlayacağım. Benim bildiğim tek gerçek, sen olacaksın hep. Ve ben, en güzel şiirlerimi sana saklayacağım, en güzel düşlerimi sana.. Sen yeter ki, yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni. Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim. Ve, ecele kadar, benimle kal, yanlız benimle. Seviyorum seni, ve bir ömür yaşatacağım, yüreğimde SEVGİNİ… “bi’tanem” |
Şu en içten ‘’sevgilim” lafı
Kimilerinin şımarıkça ağzına doldu, Kimileri ağzına almaz oldu. Bazen söyleyen sevgiyi bilmezdi, Bazende söylenen sevgiyi hak etmezdi. Ama ben sana ‘’sevgilim” diyorum duya, duya doya, doya, bağıra, bağıra, Sımsıcaklığımdan daha bir sıcağım sana Senden daha vahşiyim düşmanına Benimlesin, benim içinsin, bende senin için… Sevgilim diyorum sana, kelimenin manasını bile, bile, sindire, sindire bağıra, bağıra, Sevgilimsin Seni deli gibi seviyorum, Ve biliyorum, Bu sevgiye ancak sen layıksın, Sevgilimsin, Ve sen ancak böyle sevilirsin… |
Ben Aşkı Öğretecek Güçte Değilim Artık
Ben aşkı öğretecek güçte değilim artık Hala bir ölüyüm aşkın anlamını bilmeyen Sevgiden, aşktan uzak bir kadınım ben Eski ve yorgun geçmişi olan bu hayatta Beklemesin kimse kendisine Sevgi vereceğim diye Eksik ruhlarını tamamlayacağım diye Biten bir sevdanın ardından ağlamak Ne kadar boşsa Benden sevgi ve aşkı geri getirmemi beklemek Bir o kadar imkansız. Huzur verdim, aşk verdim ne oldu İhtiyaç kalmadığında bu eski kadına Eskilerin atıldığı bir sandıkta yerini aldı Kimsenin ilgilenmediği bir sandığa kapatıldı Gittikçe pas tuttu kalbi küflendi Bir makine gibiydi aslında Çalışması, üretmesi, vermesi gerekiyordu Sevgiyi, mutluluğu, aşkı insanlara Bir gün açıldı sandığın kapağı İçinden çıkartıp incelediler uzun uzun Çok uğraştılar tekrar diriltmek için Ama başaramadılar Anladılar ki onu diriltecek sevgi Çoktan tükenmiş bu hayatta onunla |
Ağlayan Aşk
Koşan bir çocuk gibi sabırsız olurdum. Sen mutlu ben buruk. Yıldızlardan taç yapardım başına, Cennetten ışıklarla aydınlanırdı yüzün. Sen hüzünlü ben buruk, Ağlardık o tozlu yollarda. Senin gözünde yaş; Benim kalbimde yaş, Dolaşırdık etrafta. Sen buruk ben üzgün. Güneşi göremeyen çiçekler gibi, Ararda bulamazdık birbirimizi. Kaybolurduk köhne kaldırımlarda, Aşkımız bulurdu bizi. Sen mutlu ben buruk. Ağaçların tebesümmüyle yıkardık aşkımızı. Sen mutlu ben mutlu. Altın saçların elimde; Uyuya kalırdık bir duvar altında. Aşkımız ağlardı soğuk *******de. Sen yorgun ben yorgun. |
Aşkın Aldı Benden Beni
Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni Ben yanarım dün ü günü Bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Aşkın aşıklar oldurur Aşk denizine daldırır Tecelli ile doldurur Bana seni gerek seni Aşkın şarabından içem Mecnun olup dağa düşem Sensin dünü gün endişem Bana seni gerek seni Sufilere sohbet gerek Ahilere ahret gerek Mecnunlara Leyla gerek Bana seni gerek seni Eğer beni öldüreler Külüm göğe savuralar Toprağım anda çağıra Bana seni gerek seni Cennet cennet dedikleri Birkaç köşkle birkaç huri İsteyene Ver anları Bana seni gerek seni Yunus'dürür benim adım Gün geçtikçe artar odum İki cihanda maksudum Bana seni gerek seni Yunus Emre |
Anlatamam Aşkımı
Sıradan bir gündü sana rastladığımda, Nazlı bir Ceylan gibiydin sen buralarda, Bir çıtır vardı yanında o sıralarda, Çok konuşuyordu, burnu hep havalarda. Zaman geçtikçe de bir nedenle tanıştık, Öylesine de birbirimize bakıştık, O zaman bu aşkın temelini atmıştık, Akıp giden zamanla, daha yakınlaştık. Günler geçiyor, istemesek de, durmadan, Kapılıp feleğin çarkına anlamadan, Kaderimiz yazılmış, daha biz doğmadan, Giriverdin gönlüme, hem de hiç sormadan. Baktıkça gözlerinin içine yakından, Hiç de farkı yoktu lav püskürten volkandan, Yakıyorsun kalbimi farkında olmadan, Bilmesen de, titriyor bedenim aşkından. Gizli bir sevdaya tutulmuştum istemeden, Etkilenmiştim candan, nazlı gülüşünden, Bin bir arzu fışkıran, çekik gözlerinden, Anlatamam aşkımı, ölsem hasretinden |
dOkUnMa YüREğiMe
Bitmişlik.. Tükenmişlikle.. Gözlerin arasında bir yerdeyim. .. Ne yerdeyim. ..Ne gökte... Yalan söylemedim hiçbir zaman... Korkum vardı.. Titremekliydi hallerim. . Kalbim derin bir yaranın üzerine veriyordu acı acı nefesleri ni.. Amaçsız yürüyordu ayaklarım yıllardır.. Derin bir yağmura çektin beni... Kelimeler ini içtim..Sarhoş oldum.. Bir gece yarısı susuşlarına düşürmüştüm,bir damla gözlerimden.. Birde... ihanet mi? sorusuna veremediğim susuşlara.. Susarak.. susa susa.. Susadım günlerce.... ... Kapımın kilidi korkudan kapandı... Korkuları.. Acı , sızı ve özlemleri kilit yapmışım farkına varmadan kapılarıma... Şimdi ben bile açYasak Kelime Kullandınızıyorum yüreğimin kapısını.... Ve farketmed en... Sende bir kilit vurdun... . Adı neydi bunun?.. Yağmurda gözyaşımı..ihanetmi..Yokluk mu..? Bilemem.. Bilmekte istemem.. Tek hissettiğim.. Daha yolun başındayken hayatın.. Sonumu beklemem. .. Şemsiyemi açtım.. Bilmek istedim.. Yazdım... Yağmur yağarken.. ... Yağmur yağıyordu..Üşümüştün.. Nasıl oldu bilmiyoru m... İçeri aldım seni.. Sessiz kaldık bir süre öylece.. Tozlu raflara,Unutulmuş kitaplara dokundu ellerin.. Durmadan bakınıyordun etrafa... Unutulmuş duygulara sebep aradın kalbimin her köşesinde.. Ve şimdi kilitli kapıları zorlar oldun.. İçimi acıtıyorsun.. Bu gece son... Dokunma yüreğime..... |
DüŞüN Ki..!!
Kulaklarim adini hiç duymamis Ve hiç tekrar etmemis, isminin ilk hecesini, Yalçin kayalarda akislenen seda gibi Düsün ki, Düsüncelerimde hiç olmamissin sen Ugultusu avuçlarimda kalan rüzgar gibi geçmissin. Ay isigina hasret yakamozlarinin vuslatiymis, Tam yerine ve tan yerine vuran o umutlarinin gölgesi... Düsün ki, Bir sigara içimlik vakitmissin, Cigerime ecza diye dolan Ya da ugrak bir, giderlemeyen efkâr kahvehanesi... Düsün ki, Bardakta eriyen; ebediyen beklemekmis, seker sanilan Kirik bir sandalyeymis umutlarimi yasladigim... Düsün ki, Bir uçurum dibiymis, bakislarindaki o mana Oyuncaksiz kalmasiymis bir çoçugun Ya da bir annenin yavrusuna hasreti... Düsün ki, Yanik bir Anadolu türküsüymüssün, Çesme basindaki güzel kizlara inat Ve inat, gurbetin tüm güzelliklerine... Düsün ki, Gam yüklü duvarda asi, kirik bir aynaymissin Hep yarim, hep eksik, hep mahçup.. Ayna karsisinda kirik bir bakis, Kaybolan diger yarisindaki tilsim.. Bir yagmur olmussun Ve tanelerin düsermis pembe düslerimin düstügü yere.. Düsün ki, bir orada bir burada Bir gurbette bir silada Isminin yalin, yanlizligimin çogul halinde.. Ve arkasina saklanmis binlerce yürek O binlerce yürekten düsen..Tek bir düs Ve ilik bir nefesinde üsümüs... Düsün ki, Uzak hatiralarim kalmis sende Tek kisilik bir oyun Gurbete bir tren bileti Ya da yarasi, Yarisindan büyük olan yirtik bir resim... Düsün ki, Hiç olmamis Hiç çalinmamis bir beste Hiç tadilmamis bir zehir, Düsün ki, Hiç yazilmamis bir siir... |
(( Aşk Hiç Bitermi ))
Bunca Hatıra Bunca Gözyaşını Bir Günde Silermi? Gözlerime Bak Ve Söyle Fırtına Dinermi? Hissetti imiz Sımsıcak Sarılmalar Geçermi.. Sil Gözyaşlarımı Ve Söyle, Aşk Hiç Bitermi? Bu Kahrolası Hayat Sensiz Sona Erermi? Söyle.. Aşk Hiç Bitermi? Bunca Yıl Bir Anda Akıp Gidermi? Bu Kalp Başkasını Severmi? Ya o Kalp, o Başkasını Severmi.. Uykusuz ******* Hiç Bitermi? Senin Izdıraplarını Bile Kabullenmişken Aşk Hiç Bitermi?Söyle Ne Olur.. Aşk Hiç Bitermi? Bir Ömür Böyle Geçermi? Seni Benli ime Almışken Bu Beden Seni Silermi? Yüzümü Güldüren insan Hiç Gidermi? Sen varken Gözlerimin Parlaması Belki o biter. Ama ya aşk, Aşk Hiç Bitermi? Söyle Artık Ne Olur.. Aşk Hiç Bitermi? Neden Susuyorsun ki? İnsan Sonsuza Kadar Sevemezmi? Hani Nerede Eskitemedi in Aşk? Kuşlarla Uçup Hiç Gidermi.. Bu (...) Başkasını Severmi? Seni Silip Gidermi ? Cevap Ver, Aşk Hiç Bitermi? Susma Artık Söyle. Aşk Hiç Bitermi? Mele im Hiç Uçup Gidermi? Başkası Onu Böyle Severmi? Kaybetmemek için Ne Yapar? Böyle Delice Severmi.. Senelerini Uykusuz. Yüre ini Duygu'suz Bırakıp Gidermi? Ya murda A larmı Nefes Nefese. Sensiz Bir Gün Olsun Gülermi? (...) Kadar Severmi? Son Kez Soruyorum, Aşk Hiç Bitermi? Tamam Sus.. Anladım, Aşk Bitti.. Seni Seviyorum Bitti. Benim için ölmende Bitti. Göz Yaşların Dindi.. Söylemeden Anladım işte. Uğruna Canımı Koyduğum Yaşam Kaynağım, Suyum Gecem Gündüzüm, Tek Düşüncem Herşeyim, Herşeyim.. Aşk Bitti.. Aşkın Bitti. |
Göklere Yazıldı Aşkın
Sen bir tanem...Gönlümün kabesi,gözlerimin ışığı, Sen olmazsan göremem,görsem de anlayamam Sensiz herşeyin birşeyi eksik gibi Sen anlamısın kelimelerin Sen zorlukların ardındaki kolaylık,karanlıkların ardından gelen aydınlıksın Seni gördüğüm andır benim sabahım Senin kalbindeki aksindir *******de aydınlığım Bir çiçekle bahar olmazmış;nasıl olur ? Ben seninle bir değil binler bahar yaşadım Seni sevdim,senle sevildim Sevgi tüm kirlerden arınmakmış bunu senden öğrendim Sevgi içimdeki beni çıkarıp seni koymakmış kalbime Öyle sen oldum ki yalnız seni gördüm gözbebeklerimde bile Sensiz herşey anlamsız Sensiz benin tarifi yapılamazdı Sen varsan herşeyim vardı Sensiz baharda güllerin boynu bükük kalırdı Sen olmazsan bir tanem,kelebekler kimseye göz kırpmaz, kimsenin saçına konmazdı Sen sevdin,melekler insanın sırrını o zaman anladılar Ve aşk göklere yazıldı İşte sevgilim Yıldızlar gökte yazılan o aşkın harfleridirler Aşk göklerin direği oldu senin sayende |
Aşk Acısı
İnsan sevdiğini ayrı kalınca anlarmış Sevdiğini kaybedince ölümüne ağlarmış Hatırasına baktıkça gönül bağlarmış Dönmeyince sevdiği kaderine ağlarmış Aşık dediğin böyle bir şeymiş Onsuz günlerinde içi gidenmiş Canını sevdiğine feda edenmiş Görünce sevdiğini yüzü gülenmiş Aşık dediğin acı çekenmiş Terk edip gidene veda edenmiş Acısını gönlüne hapseden Terk edildiğine her gün kahredenmiş Aşk acısı çekmeyen bilemezmiş Aşk acısı böyle bir şeymiş Baktıkça resmine isyan etmekmiş Tanıdığı güne lanet etmek Her geçen gününü harap etmekmiş Aşk acısı çekmeyen bilemezmiş |
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. Sevgilim bil ki senden uzak ne güzellikleri avutur beni bu şehrin, ne de yıldızlı aksamları!... özlemin bir nehir olmuş yarar girer içimde ki dağları!... Seni sevdiğim kadar yaşasaydım,ölümsüz olurdum.... "Sen hala sonsuzluğun yüzünde bir damla gözyaşısın..." Biliyordum,seni seviyorum derken yeni bir alfabe keşfettiğimi,kimsenin okuma yazma bilmediği bir kentte... Fırlatmıştım kalbimi uzağa,en uzağa.Denk gelirde rastlar diye bir yıldıza...Yanılıp susturdum,ağrımın çağrısını,çagrimin köhnemiş ağrısını... Oysa kim bilir ki ,yanağımda yangınlardan çok önce o yarin bıraktığı öpüş izi var... Yüreğimde anılardan kalan bin düş izi var... Kanmadım aynalara sana kandığım kadar...içimde bir boşluk sana yandığım kadar.. Bir çift yeşil göz yüzünden içimde bir sonbahar acıyor; öyle acıyor ki, acılar acısız kalıyor, mevsimler üstüme devriliyor,kışlar kışsız kalıyor... Paslı bir yalnızlıktı avuçlarımda...Ardımda bir yürek yükü rüzgar...Ne zaman sevmeye koyulsam,doğrulup çoğaldı ayrılıklar Seni sildiğimde, anılar defterinden,biliyordum söküp attığımı hayatımın yarısını |
Varmı?
Buraya kadarmış demek varmı acaba Bigun kaderde.. Varmı bu sevdada bigun eyvallah deyip çekip gitmek Varmı bu sevdada gece yastıklarla ağlaşmak Varmı acaba bu sevdada terkedilmek Varmı bu sevdada yalancı gözlere aşık olmak Varmı acaba bu sevdada sıcaklığı gerçek olmayan elleri tutmak Varmı acaba bu sevdada seni seviyorum yalanlarını duymak Varmı sölesin birileri bu sevdada yalancı sevda varmı Yada sölesin birileri bu sevdada gerçekten aşk varmı.. Varmı sölesin birileri sölesin artık yoksa Dayanamayacak bu gözlerle bu yürek.... |
KALBİME DÜŞEN YAĞMUR DAMLASI
Bir yağmur damlası gibi dÜşÜp konmuştun kalbime, Tıpkı bir gonca gÜlÜn yanağına da duruyor gibiydin, Işığın toplandığı, cömertçe yayıldığı kaynak sendin, Kalbimi sevgi sabahına uyandıran mÜjdem olmuştun, Bir yağmur tanesi idin, elmastan damlamış gibiydin, Işıltın aydınlattı yıllar yılı karanlık tÜm duygularımı, çözÜldÜ birden kalbimin dÜğÜm dÜğÜm bağlı elleri, Tutundum seninle hayata ,doyurulamaz bir iştahla, Mutluluğu tadıyorum varlığınla ben her bir solukta |
Ağlayan Aşk
Koşan bir çocuk gibi sabırsız olurdum. Sen mutlu ben buruk. Yıldızlardan taç yapardım başına, Cennetten ışıklarla aydınlanırdı yüzün. Sen hüzünlü ben buruk, Ağlardık o tozlu yollarda. Senin gözünde yaş; Benim kalbimde yaş, Dolaşırdık etrafta. Sen buruk ben üzgün. Güneşi göremeyen çiçekler gibi, Ararda bulamazdık birbirimizi. Kaybolurduk köhne kaldırımlarda, Aşkımız bulurdu bizi. Sen mutlu ben buruk. Ağaçların tebesümmüyle yıkardık aşkımızı. Sen mutlu ben mutlu. Altın saçların elimde; Uyuya kalırdık bir duvar altında. Aşkımız ağlardı soğuk *******de. Sen yorgun ben yorgun. |
herşeyimle sendeyim hala..
faydasız soluklarımla boş bakıyorum yalnızlığıma... boş bir sokak ortasında dizlerimin üstünde baktım arkandan... ve gittin... arkanda bıraktığın enkazın alevi hala yakıyor kalbimi rüzgarınla büyüyor içimdeki alev.. savruluyor küllerim.. bitiyorum.. yudum yudum içiyorum yalnızlığın zehirini.. kahretsin.. öldürmüyor.. bir şarkıya denk düşürmeye çabalıyorum yalnızlığımı.. ama olmuyor.. anlatmıyor hiçbir şarkı gidişini.. acımı bile büyütmüyor anlamsız kalıyor.. sıramı savıyorum her ölüm aklıma geldiğinde.. şehirde bir boşluk.. şehirde bir soğuk.. bir yalnızlık.. bir uğultu sesini duyurmayan.. bir haykırışım var.. sana.. dön artık yeter... duymadığın... rüyalarım bile düşman.. göstermiyorlar yüzünü.. sesin bir ütopya.. lanetli rüyalarımda.. yalnızım.. gittin.. beni dizlerimin üstünde bırakıp... sensizim.. başka söze ne hacet... |
ne guzel bir sürpriz bu böyle?
buyur geç içeri... odanın haline bakma yeni uyandım hayırdır.. benim şehrime pek uğramazdın hangi rüzgar attı seni? neyse otur da soluklan biraz yorulmuşsun.. ne alırsın soyle.. çay mı kahve mi? durgunsun.. konuşsana niçin susuyorsun yağmur mu vardı geldiğin yollarda? toprak kokuyorsun anladım hüzünlüsün sen yüzünden binlerce sitem düşmekte.... hadi anlat derdini dinleyeceğim... ama önce eski gunlerde olduğu gibi gözlerimin içine baka baka bana bir yalan söyle! ve ben inanayım geldiğine... |
Küsmesin Kelimelerin...
Sustuğum anda ayaz asılan benim soğuk yalnızlığımdır... Ve senin terkedilmişliğin aslında beni terketmekten duyduğum hüzündür... Sen sanıyor musun ki her zaman terkedilen yalnız kalır? Ve tüm dünya kimin umurunda söylesene sen olmadıktan sonra? En son gözlerindeki ışıklara benzemiş ayparçasıydın. Şimdi güneş bile soğuk kalıyor varlığın karşısında. Ellerimi tut. Ne olur üşüme. Ben sustuğumda nefes al benim için. Sessizliğin içinde yol alırken düşün. Seni ne çok hayal ettim ben. Kuşlar, arabalar, evren sessiz ağlıyor... Bensiz sensizliğe ne çok hayal ettim ben. Ve ben gittiğimden beri bu şehirde en çok senin yokluğun hissediliyor. En bilinmez kuyulardan seslendiğin kelimelerinde ruhumda yankılanıyorsun. Başkasının duymuyor olması kimin umurunda! Ben senin varlığın için nefes alıyorum. Ben yoksam sen var olmam için nefes almalısın. Çünkü ben hâlâ senin için yazıyorum. Ve aslında benim gidişim senin yoksulluğundur, iliklerime kadar çektiğim. Ve inanıyorum ki terkeden de edilen kadar yalnız kalır... Küsmesin kelimelerin... kızmasın bana n'olur ben yeterince kızıyorum, yoksulluğuma. |
Kırmızı Gül
Geçen yıl sonbaharda, Kırmızı bir gül, Bırakmıştım kapına, Onu alıp kokladın mı, Kurutup koynunda sakladın mı, Baktıkça beni hatırladın mı? Kırmızı gül aşkı anlatırmış, Aşkımı anlatabildim mi? Bu sonbaharda da, Kırmızı güllerle geldim kapına, Binlerce kırmızı gülle, Evini gül bahçesine, Yüreğimi aşk cennetine Çevirecektim... Kapın kapalıydı, Sen yoktun, Gitmiştin, Kırmızı güller kaldı elimde, Bir acı var yüreğimde, Kırmızı güller kurudu, Sahipsiz öksüz kaldı, Bense bi çare, Kapında nöbetteyim hala... |
AglaRıM SeNin İçiN
Her güneş doğuşunda Her güneş batışında Seni anarım Her gece ay ışığında Senin için ağlarım Her gün seni beklerim Buluştuğumuz sessiz ve ıssız yerde Bir gün geri dönersin diye Saklıyorum sevgini yüreğimde Bir gün geri dönersin diye Gözyaşlarımı silmedim hala Bir gün gelip görürsün diye O zaman anlayacaksın Ve sen de ağlayacaksın Bu büyük sevgimi gördüğünde İşte o zaman ben gideceğim Ardıma bile bakmadan Bekleyeceğim seni Cennete gelirsin diye |
Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kâğıtlar Arasından kayıyor usulca Eğilip alıyorum, kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya da yalnız bir kızın Sildiği dudak boyasında Eşiğinde yine yorgun gecenin Başını yastıklara koyunca. Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor En çok güz ayları ve yağmur yağınca Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda. Uzanıp alıyorum kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda Akşamlara gerili ağlara takılıyor Yaralı hayvanlar gibi soluyor Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor Yollar, ya da anılar boyunca. Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam Solgun bir gül oluyor dokununca. Behçet NECATİGİL |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:42 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.