www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Adult eski arşiv (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=376)
-   -   Ahmet Yozgat (https://www.cakal.net/showthread.php?t=120028)

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:14 AM

Ver Çölümü Bezirgan
1/:
Nemli vahaları al kat mülküne,
Ver çölümü bana geri bezirgan.
***
Develerim kışlasın yorgun argın dönende,
Ahmetistan diye bir hayali ülkeden,
Gölgeleri yüreğime uzanan kayaların dizinde.
Güneş kızgın ve kızıl bir kalkan,
Yakan o olsun ama yakılan ben olmayım.
Çöl soğutsun yüreğimin buhurdanını,
Ayağıma kapanan kumlar kişnesin...
***
Gümrah vahaları al kat mülküne,
Ver çölümü bana geri bezirgan!
2/:
Doğru, bir çöl bedevisiydi babam,
Anamsa Tuareg beyinin kızı...
Ama ne Mecnun diye anıldı adım,
Ne de Leyla diye bir kadını tanırım..
***
Evleneyim bir karaçadır kızıyla,
Hurmalar altına çağırsın beni,
Uzanayım zifafımda güneşin buhurdanına,
Ellerime kına sürsün bilge bedevi.
Batsın çivilesin kumların keskin bağrına,
Yaşlı, sinsi ve saldırgan devedikenleri şu öksüz kaderimi.
Türkü tiryakisi taylarıma gümüş koşum vurulsun,
Kara çadır ortasında kızım dursun,
Oğullarım iksir damıtsın saç uclarından...
***
Zeheb kubbeli sarayları al kat mülküne,
Ver çölümü bana geri bezirgan!


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:15 AM

Vesikalık Resmine Dair
1/:
Yeter mi seni tarife?
Gözbebeğime yapışan uysal ve uğrun
Kızıl ve kahverengi vesikalık resmin bilemem,
Günboyu göğsüme sürdüğüm gülüm...
***
Ellerin ince damarlı çınar yaprağı,
Gökyüzüne kardeş olan gözlerin görmeli beni her dem,
Karanlık *******de kanımda oynaşan yılkılık taylar,
Taşır seni yüreğimin kuş uçmaz yaylalarına.
Takıp bakışlarını nayif püskülüne başımın,
Bir “Boppili” halayı tuttururum Çalatlı’nın yokuşunda.
Kına sürüp gri hayalinin üstüne,
Kırmızıya boyarım şilbaştan suretini.
Ve sığınırım vesikalık gözlerin en irisine,
Ellerine yarışatı yemi sunarım,
Yanarım bir kez daha...
***
Günboyu hayalini göğsüme sürdüğüm gülüm...
Vesikalık resmin yeter mi bilmem,
Gözbebeğimde mülteci düşlerimi tarife,
Ve sensizliğin diğer adresi ölüm...
2/:
Neden kahverengi ve yanık kokar,
Ve neden tırtıklı olur sevgililerin acaba,
Uzak hülyalara asma köprüler kuran,
Ve kervanlarla flu kentlere ulaşan resimleri...
İnce damarlı çınar yaprağı ellerin,
Tutar kavrar gövdemi en yumuşak bendinden,
Irak diyarlardan bu yana ırmaklar akar zalim ve puslu,
Damağında gösel tadlar taşıyan dağlar küçülür,
Sığınır vesikalık saçlarının gerisine,
Göğsüme sürdüğüm gülüm...
Yeter mi bilmem seni tarife,
Cüzdanımın arasındaki mülteci hayalin,
Ve sensizliğin diğer adresi ölüm...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:15 AM

Vezin Yüz Yıl Düşünür
1/:
Işkın sürerse yürekler,
Sevdalar meyveye durma vaktindedir.
Bu yüzden sular sık sık ısınır.
Şeker-şerbet dökülür ol nedenle tatlı diller üstüne.
***
Baklavası şerbetsiz yenmez Antep elinin.
Sarı gelinin solgun sureti dilim dilim belirir aynalarda.
Sözcükleri ipe dizen bir ustadır zaman,
Her boncukta durur ve yüz yıl düşünür vezin.
Artık duy benden ve kana kana ağla,
Antep yetim barakların öksüz yurdudur,
Ol sebepten bir döner zavallı kızkardeşi Şam’a bakar,
Bir döner Adıyaman bir tanrılar dağına.
1/:
Işkın sürerse yürekler,
Sevdalar meyveye durma vaktindedir.
Bu yüzden hudut boyları sık sık ısınır.
Şeker-şerbet dökülür ol nedenle tatlı diller üstüne.
***
Ey Kerem içsen idin o şarabı,
Keşiş “Eyva,” diyecek miydi sanırsın hayalinin üstüne?
Bence Tiflis, ki bir diyarı Armenyan’dır,
Durmaz oturmaz “Sarı gelin” çığırtır ozanlarına.
Artık duy benden ve kana kana ağla,
Ve yana yana kendi ankanı doğur.
Çünkü aşık adam can bulur kendi külünden.
3/:
Işkın sürerse yürekler,
Sevdalar meyveye durma vaktindedir.
Bu yüzden gökler sık sık ısınır.
Şeker-şerbet dökülür ol nedenle tatlı diller üstüne.
***
Ağzımızdaki o dem son içtiğimiz çayın demidir.
Bu sebepten ehline dırahşan yol görünür sevda serveti,
Yıldız yerlerinin aydınlığı gösterir yolu,
Aşk ve kıyamet ehline ancak vakti gelince.
Artık duy benden ve kana kana ağla,
Ki gözyaşıdır ancak cehennemi karartan,
Darartansa yürekleri sabırsız sabırdır...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:15 AM

Vurmayın Cemâl’imi Kahpeler
1/:
Hüzünlü gül düştü düşlerime,
Nisanın on beşinde sevdamın...
***
Doruğu gönendi Kaf dağımın masalda.
Sermayesi sevda olan pınarlar
Harladı rüyamın tarlalarına.
Sümbüller musallada demet demet ağladı...
Turaçlar uçtular telek-tefek kabiristanda
Çiğ düştü hüznümün çorak yurduna
İstikbalin düşlerine gül düştü...
***
Belki gül değildi gelinler,
Düşen sümbül döşlü Cemâl’di...
Vurulansa turaçlar diyarı Ürgüp
Mavzerdeki el zemheride buz...
Yürek kaskatı,
Dudaklar susuz Deşti Kebir’di sayın ki
Ya da, “Seçemedim sekişinden kıratı.”
2/:
Yani sayın ki gelinler,
“Arpa ektim biçemedim.”
Kan bürüdü düşümün yeşil yüzünü.
Gelinler ağıda durdu, yüreğim onlarla bile
Vurulan sümbül döşü Cemâl’in.
Kavrulansa turaçlar yurdu Ürgüp...
Vallah, “Seçemedim sekişinden kıratı.”
Tetiği ısıran zulümkar parmak
Ağustosta harlı nâr
Yürek mi? ... Onu sormayın gelinler
Bileğim gibi kaskatı
Yani, “Seçemedim sekişinden kıratı.”


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:15 AM

Ya Çiğdemler Öyle mi?
1/:
Çiçekli diplerinde dağların,
Kar yemektir muradı aşıkadamın.
Nedense pekmezler pek sever zirvenin en dişlisini,
Bense nisanın rahvan at sekişlisini...
***
Dedin ya “Çiğdem gülünün sarısına baygınım,” diye,
Beni bekle,
Çiçekli diplerinde dağların,
Bıraktığım bu koyakta,
Sana yıldızlardan ışık getireceğim o sarışınlıkta.
2/:
Ey zümrüt gözleri yaşlı sevgili,
Ağıtlar da kök salar ilkbahar da nergisler gibi...
İklimin elinde değil ki kaderleri mutla bitirmek,
Ama ya çiğdemler öyle mi?
İşleri nisanın ağzında sarışın bir bulut gibi köpürmek.
***
Dedin ya “Çiğdem gülünün sarısına baygınım,” diye,
Beni bekle,
Çiçekli diplerinde dağların,
Sana yıldızlardan ışık getireceğim o sarışınlıkta.
3/:
Bozlaklar yekinir arasıra yüreğimin ortakarar toprağından,
Bozok bozkırlarında gelinler dolanır,
Bir ellerinde madımak dolu çıkınları,
Diğerinde allı gelin üstüne yakılmış türkülerle...
***
Dedin ya “Çiğdem gülünün sarısına baygınım,” diye,
Beni bekle,
Çiçekli diplerinde dağların,
Sana yıldızlardan ışık getireceğim o sarışınlıkta.
4/:
Kader işte, ham meyveyi de koparır el oğulları,
Bahtsız bağrımızdan bakarsın yeni çiğdemler uzanır.
Sevmenin de bir dili vardır kendi sarılığında,
Bazı barak olur, bazı arguvan,
Bazen dadanır dizeler diyarında şanlı şiire...
***
Dedin ya “Çiğdem gülünün sarısına baygınım,” diye,
Beni bekle,
Çiçekli diplerinde dağların,
Sana yıldızlardan ışık getireceğim o sarışınlıkta.
5/:
Sussa zaman çiğdemler uzatırken işaret parmaklarını göğe,
Yola revan olunca turna katarı zemin dirülse,
Her nisanın peşinde bir mayıs gelir kocaman ayaklarıyla,
Ve ulam ulam ulanır kayaların gölgelerine koyunlar,
Bir çoban kazar köklerini sarışın kızların...
***
Dedin ya “Çiğdem gülünün sarısına baygınım,” diye,
Beni bekle,
Çiçekli diplerinde dağların,
Sana yıldızlardan ışık getireceğim o sarışınlıkta.
6/:
Yadellere kokusu ulaşmaz sanılır çiğdemlerin,
Ya üstümüzde dolaşan bu bulutlar ne taşır?
Ardımızdan ünleyip en gurbetçi türküleri gelinler söyler,
Adımız ile anılır çiğdem kokuları ve türküler,
Kimi zaman kelimeler de birer kanlı cellat olur bakarsın,
Yerden kaldıramaz yaslı başını o tazecik çiğdemler...
***
Dedin ya “Çiğdem gülünün sarısına baygınım,” diye,
Beni bekle,
Çiçekli diplerinde dağların,
Bu yeşil gölgeli koyakta,
Sana yıldızlardan ışık getireceğim o sarışınlıkta.


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:18 AM

Ya Dağlar Yürür İse
1/:
Kaçkın güneşleri sakladım,
Kahkülümün saçağının altına...
***
Zemheride erittim asırlık mermerleri
Sızdı akrebin zehri özlemin damağına…
Damladı göklerden emdiğim aksüt
Kadim dağlar reddetti sukuneti, hışımla ayaklandı
Kişiliksiz tepeleri sürükledi ardınca.
***
İşte emellerimi kesen son hudut,
Beni tutmak için hoyrat ellerce çizilmiş yola.
Dayandım adaleti kemiren dişlere erkek gibi
Direndim yalın ve art niyetsiz açtığım adil cephede
Ve direndim masum ama kadınca...
Yol verin Çamlıbel’de kıyamıma çukurlar
Bolu beyi ferman etse de ne?
Yolların kesiştiği merkez işte bu
Durdum ovaların orta yerinde
Ben durdum... İzan durdu... Ar durdu…
Dağlar yekindi yerinden
Kayalıklar çekti karlı zulmün kasaturasını
Sıradağlar ağustosta kudurdu
Karlı zirveler yürüdü gürleye gürleye
Ve üstüme bürüdü kanlı maşlakasını…
2/:
Direncim kara doruklara karşı kıyamıdır azmimin
Nazlı çiçeklere ise hiçbir vakit kıyamam
Anam ağlar ufalayıp dediğini yıllarca
Babamsa sisler içinde gömülmüş sevdasına
Bilgece seccadelere binmiş bakıp bakıp ardınca
Dayandım erkek gibi
Direndim kat’i ve teslim mi, asla!
Ve direndim son sınırda kadınca
“Keşke” diyesim geldi bazen yalnız *******imde
O an kestim hain atan damarlarımı tel tel
Rüyalarım buz ve kızıl dızmana kesti
Batırdım bayrağımı hırs ilen kesişen kavşaklara
Esti bir hain rüzgar... Savruldum uzaklara...
***
Şimdi ne kadar sakin deli Atlantik
Dercoldu duvarına dev sandığım noktalar
Tükendi moral... Eridi etik...
Ben durdum... Namus durdu... Ar durdu
Dağlar yekindi yerinden
Zirveler sıyırdı buzdan kılıncını seferberliğin
Sıradağlar acıktı ve kuşluklarda kudurdu
Zelzeleler adım attı üstüme...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:18 AM

Yaralıyım Yağmurlar
1/:
Yağmurlar...
Yağmayın delidolu yaram üstüne...
***
Öyküleri dağlara zincirlenmiş devdir dereler.
Bilenmiş göz pınarları ise çayır kuşlarının tüyünü biçmedeler.
Elleri çığlık çığlığa ağustosta kuytuya çekilen karın.
Bense arkadaş yağmurların,
Düğününde seymen, nişanında sağdıcım.
Ancak...
Kara çadır, korugan bir kayalığa;
Bağrını sebil diye dokunmuş yaygı gibi,
Ve acısını bir “Duran ağıtı” gibi hançer kınına gömen,
Ben...
Ve iki buçuk karışlık göğsünü çiçek tarhı yapıp,
Kalbimi öpen bu sahipsiz ve kızıl tarlaları pıtrak bahçesi...
Herkesi şakağından akan terle sulayan,
Kaynayan gözeleri parmağıyla tıkayan...
Başım bunda şu sıralar,
Yağmurlar bu aralar, n’olur
Yağmayın yaram üstüne...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:20 AM

Yedi Adamın Yedi Öyküsü
1/:
Yağmur adalet üzre yağıyordu
Islanıyorduk ahmakçasına yedimiz...
***
Yedi yol sıçrıyordu yedimizin önünde
Ve şerareler öpüyordu dizkapaklarını yedimizin
Yedi yaşımıza dek apaktık...
***
Kanıyordu…
Boyalı kelebeklerin kanıyordu yıldızlı kanatları
Sanal testereler harmandalına çökmüştü bir harmanda
Yedi yerinden dem tutuyordu yapraklar
Yadellerde yollar çatallanıyor
Yedi çata ayrılıyordu…
***
Ben diye biri;
Yedi kez diz vurup üstündeki göklere
Yere çaktım çarmıhını beynimin
Ve öptüm yedi seçenekli kaderi kaş arasından
Kozmik efendilere “Lordum teslimim” dedim
İnanın yaptım imkansız olanı
Kendimi yedim...
2/:
Yedi çata ayrılıyordu tek yüzlü toprak
Yağmurun yağışı gayrı nedense,
Adaleti atmıştı kenara paslı zincirler gibi.
Yedimizin altısını çağırdı toprak iştahla,
Ta şafak atanda yedi tane yıldız.
***
Ve ben diye biriydim…
Kaldım yalnız ve yedi horantalı hanedanımla
Düştüm mısraların yedi yönlü labirentine
Tek başıma ve yedi kalem beynimle...
***
Çalıyordu…
Saatler çalıyordu marşını acı ölümün
Yedi bağlı botlarım kana bulanıyordu çamur yerine
Yedi kere yuvarlanıyordum yolları bir uçtan diğerine
Ve yedi kere bıçaklanarak sağ küreğimden.
Yağmur habire çeviriyordu Önümü arkama
Ve önümdeki takvim yapraklarını yedi kere.
Seller böğürüyordu,
Böğürüyor ve yedi kez yutuyordu kaderini.
Ve kendisini doğuran lohusa yaprakları yedi yerinden...
***
Ben diye biriydim…
Bu bilgelikle yedi kere kutsadım toprakları…
Yedi yere döktüm yedi lüleden kanımı kaselere
Öptüm kaderi yedi kaşı arasından
Kozmik efendilere “Lordum teslimim” dedim
Ve yaptım imkansız olanı
Kendimi yedim...
3/:
Yedi kez öpülüyordum alnımdan ilk durakta
Biz yedi adamdık çünkü.
Yüklenip altımızın kaderini birimiz
Düştük mısraların yedi gözlü labirentine
Yedi yol uzanmada şimdi sırt üstü
Ve yedi kere çağırmadaydı kendimi beynim.
Yedi koldan çekildim albasan bulutlara
Yedi kaderi yaşamak üzre tek başıma
Karıma yedi çentik attım
Gözümü tuzlasın diye terim...
***
Ben diye biriydim…
Yedi kutsal senaryoyu yedi kez yaşayıp düşlerimde
Öptüm kaderi kaş arasından yedi kez.
Kozmik efendilere “Lordum teslimim” dedim
Ve yaptım imkansız olanı
Ben diye birini yedim...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:20 AM

Yüreğimi Eze Eze Merdina Kız
1/:
Hava aşık ve gamlı...
Dumanlı bir güzergahta soluk soluğayım...
Çığlık çığlığa kaçışan gizem yüklü lokomotiflerin,
Su yerine kan ve ateş aldığı en son istasyonda,
Varla yok arası bir adresteyim...
Devriyeler durdurdular gözlerimi nedense?
En sığ düzleminde ebruli ufkun.
Hapsedildim betondan kafeslere bir haziran ayında.
Ağzımı yani isyanımı kapatan o kanlı elin,
Bileğine dağlı karanfiller bağladım.
Ağladım... Ağladım,
Tuzlu suyla sulansın diye kıraç kavramlar.
Diz çöktüm uçan rahlesine zamanın,
Sonsuzluğu gözlerinden dinledim.
***
Ben bunları senin için ay kız Merdina,
Yüreğimi eze eze söyledim...
2/:
Pus var havada...
Dumanlı bir güzergahta soluk soluğayım...
Eksi 273 derecede yaşamı mahlukatın,
Yorgun bir atın iliği titremekte...
Ben buz kesmekteyim çığlık çığlığa...
Bir ateş fırtınası o an göz kırptı,
Altı yüz sekseninci aşk mevsiminin kalp çatlağından.
Raksetti hokka ve divit üstündeki bulutsu kitabın.
Zifiri öfkeler saçıldı durup dururken ortalık yere,
Vuruldu en arsız darbe muhkem temeline zamanın...
Ellerde kanlı balyozla devriyeler,
Ve dudaklarda kinle dolu o an...
Ağzımı yani isyanımı kapatan o kanlı elin,
Bileğine dağlı nilüferler bağladım.
Ağladım... Ağladım,
Bir şaşkın sineğin kanadına tutunup
Sonsuzluğun sırrını heceledim.
***
Ben bunları senin için ay kız Merdina,
Yüreğimi eze eze söyledim...
3/:
Kainat ah çekmede...
Dumanlı bir güzergahta soluk soluğayım...
Yanımdan ateşler içinde kalp yüklü hecinler yürümekte,
Bir kısrak ateşler içinde titremekte,
Ben örselenmekteyim...
Balçıkla yıkadılar aşk ameleleri güneşin saçlarını
Mil çekildi Yedikulede gözlerine kara kitabın
Ve kırkkanat ötedeki çayında kahırla demleyen adamın…
Bizans’ın uğursuz zindanında hapsedip özgürlüğü,
Kör bir kuyuya lime lime doğradılar Kenan’da,
Düşleri dillendiren gönlümün Yusuf’unu.
Kafesleri kapandı asırlık aslanların
Savruldu fermanlar hışmın rüzgarıyla can cana
Ne Yusuf’a tutundum,
Ve ne de Kenan’a bir yararım dokundu firavun tarihinde.
Mütevazı ve on üçüncü hamur bir sayfanın kenarına yapışıp,
Tutsak özgürlüğün tadıyla raksettim kehkeşan aralığında.
Kasıp gemini gönlümdeki kıratın,
Naylon gülistanlar merkezine eyledim.
***
Ben bunları senin için ay kız Merdina,
Yüreğimi eze eze söyledim...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:20 AM

Yüreğimin Kılcalında Akar Dururum
1/:
Simli saçların,
Ve gözyaşının esrik seline yakalanan adam oğlu,
Sayın ki intihar eder nihayeti...
Turnaların efkarlı teline vurulanlar ne eder peki?
Tabii ki sığmaz şakağından akan dere boyu koyaklarına,
Uzak nehirlere de gücü yetmez gitmeye,
Yüreğinin kılcallarında akar durur bir yaşam boyu...
***
Uzak nehirlere gücüm yetmez ya gitmeye,
Bu nedenle gözü kapalı sığırcık sayılırım.
Her kınalı telin ibrişim değilliğini öğrenmem yeni sayılır,
Bir bakıma cühelasıyım dünkü günün.
Çünkü günün,
Zamanda bir tel olduğunu,
Telin de simli saçlara vurduğunu mührünü,
Bellememden ne geçti?
Hiç sayarım Süleyman’a göre bütün soyut birikimimi.
Bilemem hala,
Turnaların efkarlı teline vurulanlar ne eder peki?
2/:
Gözyaşının esrik seline yakalanan adam oğlu,
Ya akar atların güzergahında,
Bir deli tay misali aşk menziline.
Ya da... (Neyse ne?)
Yani sevdamın yağız ve deli kısrağı,
İşte bir memleket yaylası gibi enli terkim,
Ve işte tandırların kızıl gözlü çocuğu sevda,
Ve işte ben...
***
Uzak nehirlere de gücün yetmez gitmeye,
Benim de...
Yan yanayız ama uzağım sana,
İnadetme, haydi atlasana terkime...


Ahmet Yozgat


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:50 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.