![]() |
Bodrum Aşkı
Sensizliğimin kaçıncı pazarı bu Sensiz sabahımın saat bilmem kaçı Kaç gecedir uykusuzluğum Kaçıncı gecedir üstüme düşer ayazı. Sen uzaklarda...gözlerine takılı günışığı İstanbul karanlıkta şimdi. Gözlerin Bodrum sabahında Gözlerinde denizin mavisi Mavinde aşkın cilvesi Akdeniz şarkıları söyler kuşlar Buram buram kokar yosun saçlarında Saçlarında deniz yıldızları Sen Eylül'ün Bodrum sevdası Romantik *******in kuytularında Bir kadeh şarabın lezzetinde dudakların Dudaklarında şehvet Gözlerin Bodrum sabahı İstanbul karanlık şimdi Bilmezsin nekadar hasretim gözlerine Teninin tuzuna yangın dudaklarım Ellerim sıcaklığına susamış ellerinin Anılarımda kumsaldaki ilk dokunuşun yüreğime Güneşin ilk ışıkları saçlarımızda Soğuk denizdeki hararetim sevdana Neden hep kısadır yaz aşkları Kısaysa neden silinmez anılardan Niye gönül özlemini duyar mehtabın Dalgalar neden hatırlatır yalnızlığı Güneş hep gözlerinden doğar Savrulurken kumlar rüzgarınla Çarpar adını dudaklarıma O kadar hasretimki yanımda olmana İstanbul sensizliği sunar sabahıma Akşamlarıysa hayalini serer üstüme Ya Bodrum sabahları nasıl Kumsalları saklıyormu ayak izlerimizi Soğuk sulardaki sarıldığımız yer hala sıcakmı Ya beni ilk öptüğün tepede Esermi hasret rüzgarları Ya mavi gözlerini yumarken hala aklındamıyım Yada gün ışığı vurduğunda yatağına Parıldarmı yastığına bıraktığım saçlarım.. Bodrum farkındamı senle olmanın güzelliğini İstanbul öksüz sensiz Eylülüm garip... İstanbul sabahımda hazan sarısı güller Oysa senle uyanırken avuçlarımdaydı Öperek bıraktığın bengoviller Arzu Altınçiçek |
Soğuk Sokaklar
Her yer beyaz Soluk yüzünde gonca dudakların hariç Pamuk ellerinde gelincik yapraklarında Teninin düştüğü gibi Yüreğime serpildi kar taneleri Yalnızlığından buz kesti gözlerim Kirpiklerimde sarkıtları var sensizliğin Ayaz mı düştü sevdama Yoksa ayazım mı düştü geceye Anlamadım ya neyse Öyle de böyle de Soğuk işte sensiz İstanbul sokakları Arzu Altınçiçek |
Borcum var aydınlığa
Aydınlığa gömüyorum kendimi Çiçeklerin renklendiği, Kozalarında kımıldayan kelebeklerin, Kıyısında kumların üzerinden kalkan, Mevsimlerin bitimindeyim. Yüce dağların eteklerine inen soğuk Beyazlarında çırpınan son kar çiçekleri Gülüşümdeki gamzeler belki de. Semasında bir kibrit çakımında Isınan güneşin doğuşundaki ipte boğazım Bir avuç toprak ellerinde Ya karanlık düşürecek saçlarıma Ya savrulunca ellerde Güneş doğuracak beni Bir nisan damlası olacağım gözlerde Bahar kokacak gülüşümde Biliyorum! Gidişimin dönüşü olmak zorunda Bunca açık ellere borcum var benim. düşeceğim maviye cemreden önce.... Arzu Altınçiçek |
Boynuylayım
Hayat; caddeye düşen kuş yavrusunda çırpınmakta. ... yeşili çalınmış şehirde yüksek bina selamladı ölümü. al basmış çocukluğum sızladı gözlerimde tırtıl gezdirdiğim avuçlarımın küçüklüğünde ne kadar da büyüktü dünyam kollarımı açtığım kadardı en uzak mesafeler ya da en kocaman sevgilerim şimdi ellerimde bir kuş yavrusu sıcak hayat, az önce aktı kanatlarından mavi sürülmemiş tüyleri ince boynuylayım göğüslerimden kan sağdı şehir ... Hayat! ölümden soğuk durursun. Arzu Altınçiçek |
Sokak lambası
Hiç farketmediniz yalnızlığımı Işığımı gördükçe Karanlıktan korktuğumu anlamadınız Kiminiz tüm yüküyle yasladı omuzunu Sokak köpekleri pisledi ayağıma Sadece baktınız Gece gündüz şahittim etrafımda olanlara Ne dilim vardı söylemeye Ne de mecalim anlatmaya Öyle ya Hanginiz duyardı beni Bazı ******* misafirim olurdu kuşlar Düşlerime ortak olmalarını ne çok isterdim Kabuslarda da yalnızdım oysa Mevsimler geldi geçti üzerimden Kaçınız büyüdü sokağımda Uğurladığım kaç beden oldu ağıtlarla Ağladım, güldüm Bilmediniz Bense sadece bir sokak lambası Ay’ın gölgesinde Düşer ışığım adımlarınıza Öyle ya Belki karanlıktan korkan vardır benim gibi Arzu Altınçiçek |
Bu gece de
Bu gece de... O *******den biri daha… Tek kişilik uyku bekler beni Oysa tüm şehir sen… Şehirdeki tüm sesler Seslerdeki tüm dudaklar, yine sen Anlayacağın ana baba günü ortalık. Düşlerin çıplaklığında Üşür parmak izlerin Ben üşürüm… Arzularım kan ter içinde ayazım sen. Anlayacağın, sana titrer gece. Kirpiğimde intihar eder gülüşler Gönül kıyılarıma vurur kendini İhanetinde bir hançer çıkar kınından Delik deşik aşk Pişmanlığın ben. Anlayacağın iç çekişlerimdesin. Şişe dibi öfkelerim Sarhoşsa yıldızlar, benim yüzümden Başımda döner, başım da döner Birini üflesem sen soluğumla Karanlığın ben. Anlayacağın o *******den biri daha Tek kişilik yağmurların efendisiyim Gel gör ki gölgene kul köle. Sensiz, ana baba günü yalnızlığım Sen kaç kişilik uykudasın? yine sen...yine... Anlayacağın bu gece de Kendimle sevişteyim. Arzu Altınçiçek |
Soluğumuzu kesiyorlar
Çocuk gülüşlerini kaybediyoruz yeşilliğimiz gibi! Modern binalar, gökdelenler, plazalar, alış veriş merkezleri, projeleri onaylanmadan inşa edilip kullanılmayan binalar... evet, evet m o d e r n l e ş i y o r u z! Şehrin dört köşesinde yükselirken medeniyet yok ettiklerimiz var. Görsel anlamda kimine hoş gelebilir, kimini bunaltır bu kavram, elbette göreceli. Her eve en az iki araba, sokaklarımız bile parkometreye bağlı, her mevsim bulabiliyoruz istediğimiz sebze ve meyveleri...Bayramlar sadece tatil planlarıyla geçiyor. Kaç mezar unutuldu kim bilir, kaç el öpülmeyi bekler, kaç kapı kendi ziline kırgın. Ve çocuklar büyütüyoruz! bilmem kimin çocuğu falanca kolejde, - derslerini çabuk bitir falanca dersin öğretmeni gelecek, daha idmanın var... Gelecek sunuyoruz çocukluğunu çalarak. Sokaklarda izi kalmamış saklambaç, yakar top koşturmalarının, yuvarlanan misket sesi yok artık. Okuldan eve dönerken beyaz yakası yaramazlıkla kirlenen, mendil kapmaca oynayan, mahalleler arası kavgalar yapan, burnu akan, düşünce dizleri kanayan. Eve gidince akşamları babasına şikayet edilen, kaçarken bize çarpmadan düşen terlik sesine gülen çocuklardık biz... Kartpostallarımız dizilmiyor caddelerde ince telli raflara, heyecanla açılıp okunan arkadaş, ahbap mektupları yok. Komşuda pişen bize düşmüyor artık. evet, evet m o d e r n l e ş i y o r u z ama; soluğumuzu kesiyorlar! Yükseldikçe binalar, ağaçlar kısalıyor hatta yok ediliyor. Çoğu büyük kentte ağaçlık ve yeşilin kucaklaştığı yerler; mezarlıklar, askeri bölgeler, her ilçede tek tük kalan parklar ya da kendini çağ atlamanın gerisinde bırakmak için direnen gecekondu kesimleri. Elbette ki modern yapılar arasında yeşil vadi projeleri mevcut, hatta belediyeler de bu konuda yaşamanın solgun olmasından kaynaklı rengarenk çiçeklerle donatıyorlar yol kenarlarını. Trafik stresinden rengarenk çiçeklerle kurtulabiliyor muyuz sahi? Papatya tarlalarında, bulutlara kavuşan uçurtmalarla koşturan çocukluğunuzun elinden tutabiliyor musunuz kendi çocuğunuzla? Çimenlere örtü serip oturmayı özleyeniniz yok mu? İş yeri, ev fark etmez içimizden kaç kişi penceresini açtığından göğsünü gere gere mevsim renklerine buluyor soluğunu? Elbette büyüyecek kentlerimiz ama biraz daha korusak yeşilimizi, yeşil alanlarımızı daraltmakla yerleşim bölgelerini büyütüyoruz ama dengesini bozuyoruz doğanın. Ağaçlandırma projeleri, hatıra ormanları çoğunlukla otoban kenarlarında, göbeklerde. Yerleşim alanlarından uzak tutulmak zorunda mı? Çocukluğumdan hatırlıyorum çoğu sokakta dut ağaçları, çitlembikler, incir, erik vs. Unuttuk mu? modernleşme mi? unutturdu dalından kopardığımız meyve tadını... Hazır havalar güzelleşirken, erguvan mevsimi yaklaşırken çıkıp seyretmek lazım İstanbul’u. Kim bilir belki göreceğimiz yeşilliğin ne kadarı kalacak seneye binalar arasında? Ormanlarımız bile “Yasal” adı altında satılırken, rant uğruna bir kıvılcımla tutuşturulurken; bir sonraki mevsim yerinde olacaklar mı? Topluk olarak hep birileri bizim için bir şey yapsın diye bekleriz. Oysa biz neler “sağlıklı nefes almak” için yeşilimize sahip çıkmak adına? Bir çok belediyeler, özel kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, hatta sanatçıların fan klüpleri Ağaç Kampanyaları, hatır ormanları, fide ekim şenlikleri düzenlemekte. Bunlara katılmak zor geliyorsa, başta ÇEKÜL ve TEMA Vakfı size en kolayını sunuyor; Çekül Vakfı’nın başlattığı 7 Ağaç Kampanyası: Çekül - Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı ** Sevdiklerinize çiçek yerine ağaç gönderin ** Neden 7 ağaç? Her birimiz günlük yaşamımızda tükettiğimiz kağıt, kalem, mobilya, yakacak gibi çeşitli gereksinimlerimiz için yılda ortalama “7 Ağaç”ın kesilmesine neden oluyoruz. Bir başka deyişle, her yıl doğaya, “7 Ağaç” borçlanıyoruz. Bu bilinçle yola çıkan Vakıf, 1993 yılından beri yürütmekte olduğu, Türkiye’nin en geniş sivil katılımlı ağaçlandırma girişimlerinden biri olan “7 Ağaç Ormanları” projesini başlattı. Projeye, her kesimden birey, kolayca destek verebiliyor. Katılımcılar, kendi adlarına ya da sevdiklerine, doğum günü, yılbaşı, anneler günü, yıldönümü gibi özel nedenlerle '7 Ağaç' armağan edebiliyor, korular oluşturabiliyorlar. Fidanların bakımı Bakanlığın ilgili birimlerince gerçekleştiriliyor. Tema Vakfı; TEMA Vakfı özellikle Gelibolu, Marmaris ve İstanbul yangınlarından sonra, toplumumuzda gelişen ağaç dikme arzusunu, erozyonla mücadele çalışmaları için önemli bir adım olarak değerlendirmektedir. Kişi ve kuruluşların her gün artan talepleri doğrultusunda fidan dikimleri gerçekleştirilmektedir. TEMA Vakfı bir bölgede, yapılacak olan ağaçlandırmalarda yöreye uygun olan ağaç türlerinin dikilmesini ve dikilecek olan fidanların da yine aynı yörede yetişen ağaçların orijinlerinden olmasından yanadır ve ağaçlandırma çalışmalarında bu konuya büyük ölçüde dikkat edilmektedir. Bu nedenle ağaç dikmek isteyen kişi ve kuruluşlarımızı şiddetli ve çok şiddetli erozyona tabi olan 18.5 milyon hektar büyüklüğündeki çıplak alanların ağaçlandırılması ve erozyon kontrol çalışmalarında TEMA ile işbirliğine davet ediyoruz. 1996 - 2005 yılları arasında yapılan ağaçlandırma faaliyetleriyle TEMA Vakfı öncülüğünde 3, 7 milyon fidan dikilmiştir. Yeşil görmeyen gözler, renk zevkinden yoksundur. Burasını öyle bir ağaçlandırın ki, kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın. K.Atatürk -Gelecek çocuklara orman yok! - Arzu Altınçiçek Nisan 2008 Arzu Altınçiçek |
Bu kadar Kolay mı?
Bu kadar kolay mı sevgi Bir papatyanın tükenişindemi kaderi yüreğimin Ya da şarkılardan tutulan fallardamı Kayan yıldızlardamı ümitler Gecenin kucağında hayallerle Yarına kaç var diye takılan gözlerdemi Hiç tüttüremediğim sigaranın dumanıyla Boş şişelerdemi Boşalan kadehlerle artan ihtirastamı Bu kadar kolay mı sevgi Aşk istemekle yaşanırmı Paylaşmak gerekmezmi güneşi Yeşili mavisi birken dünyanın Eller birleşmezmi dudaklarla Ten birleşince çöl kızgınlığında Biten sevdaların buzulları erimezmi Yeni bir kor düşürürken müjganı Bir tebessüm vermezmi sıcaklığını Herşeyi güzelleştirmek iki yürekteyken Tüketmek sevdaları bu kadar kolay mı? Arzu Altınçiçek |
Bu kadar kolay mı?
Bu kadar kolay mı sevgi Bir papatyanın tükenişindemi kaderi yüreğimin Ya da şarkılardan tutulan fallardamı Kayan yıldızlardamı ümitler Gecenin kucağında hayallerle Yarına kaç var diye takılan gözlerdemi Hiç tüttüremediğim sigaranın dumanıyla Boş şişelerdemi Boşalan kadehlerle artan ihtirastamı Bu kadar kolay mı sevgi Aşk istemekle yaşanırmı Paylaşmak gerekmezmi güneşi Yeşili mavisi birken dünyanın Eller birleşmezmi dudaklarla Ten birleşince çöl kızgınlığında Biten sevdaların buzulları erimezmi Yeni bir kor düşürürken müjganı Bir tebessüm vermezmi sıcaklığını Herşeyi güzelleştirmek iki yürekteyken Tüketmek sevdaları bu kadar kolay mı? Arzu Altınçiçek |
Bu mevsim bile
Kaç şiir var kumbaramdaki harflerde Ve kirpik uçlarımda bekleyen düşlerim Göğsümde uyansaydın ...bu mevsim bile Mayıs çiçeklerini sulardım gönül bahçemde ! Kaç fırtına var suskun rüzgarda Ve kaç damla yağmur, birleşmiş kirpiklerimde Göğsümde uyansaydın ...bu mevsim bile Yakardım çiy düşmüş bütün gülleri Kaç sarhoş küfür tortulanmış, şişede Ve bilmediğim tonunda aşk kırmızısı Göğsümde uyansaydın ...bu mevsim bile Bulutlardan yedirenk düşerdi dilek yıldızı Oysa Mevsimde buz beyazı Bedenimde her su damlası “s e n” ...bilmezler gelincik açar tenimde bu mevsim bile... Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:58 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.