![]() |
Fısılda Kendine Sessizliğini
Fısılda yine Kendi kendine sessizliğini Sessizliğini ve sensizliğini... Yalnızlığın sessizliğindir Ve kimsesizliğin Söylenmiş tüm güzel sözler boş Usulca bir kulağa fısıldanmadıktan sonra Neye yarar o güzel gözler gülmeyi beceremiyorsa Bu yürek ne işe yarar Sevmeyi bilmiyorsa eğer... Neyi anlatır bu şiir Bir anlayan olmadıkça Sevmek nedir Sevilmedikten sonra Bu beden ne işine yarar senin Beyninde fırtınalar kopmuyorsa Korkuyorsan kavgaya girmekten, Bu dil neye yarar Sevgini söyleyemiyorsan Ve isyan edemiyorsan bağırarak bu yaşadıklarına Yalnızsan Neye yarar dünyadaki altı milyar insan Yapılacak iş bugün sadece: Yaşamak sadece inadına Sonunda ölüm olduğunu bilsen de Yine de sevmek Kan ağlasa da sol yanın... 21 Aralık 2002 00: 38 Melih Coşkun |
Fikrim Gezinip Dururken İstanbul'un Meydanlarında
Fikrim gezinip dururken İstanbul'un kalabalık meydanlarında Birden eski bir şarkı çınladı kulaklarımda Yüzümde hissettim ıslak rüzgarlarını Ve duydum özgürce uçuşan martıların çığlıklarını Nasıl özledim bir bilsen Deniz kıyısında yediğim gevrek bir simiti Bir bardak demli çayı Nasıl özledim bir bilsen Kardeşimin yüzünü Anamın o sıcaklığını Ve babamın içine gömdüğü Gözlerinin derinliğinde sakladığı O koskocaman sevgisini Şimdi Küpeli'nin korkunç ıssızlığında Bir başımayım kendi kendimle Hiçbir şey ama hiçbir şey gelmiyor aklıma Yaşamaktan başka Altı gün ve altı bitmeyen soğuk gece Ürkütücü bir ekim gecesiydi dolunayın altında Ayaklarımın altında ezilirken yirmi üç yaşım Altı gün ve altı soğuk gece Ayın altında yürüyen asker gölgeleri Ayaklarının altında ezilen yüz elli kilometre Borcudur üvey çocuklarının vatana faiziyle ödedikleri Buralarda dağlar öyle güzel Ve öylesine acımasız ki Dünyanın en güzel çiçekleri buralarda açar Buralarda yakılır en gerçek türküleri yurdumun Bütün bunlar geçerken aklımdan Başımın üzerinden geçer ıslığıyla top mermileri Ayaklarımın altında binlerce mayın Tek umududur dağ köylerinde Acı yüzlü esmer çocuklarının Asker kumanyası Ve bir asker selamı HAKKINI HELAL ET HEWAL! BEN SENİN İÇİN BURDAYIM... 29 EKİM 2004 ŞIRNAK Melih Coşkun |
Garip Oldum Bu Günlerde
Bir garip oldum bu günlerde Üşürken yüzümde ateş Gülerken bile Müthiş bir keder içimde Hiçbir cümlemin sonunu getiremez oldum Bütün kelimelerim eksik İçimdeki çocuk her zamankinden fazla direniyor dönmek için Bir parça olsun insan gibi yaşamak Sevmek, gülebilmek Ve ağlamak gerektiği yerde Günlerim sonbaharda savrulan bir sarı yaprak Nerelere götürür şimdi bu deli fırtına beni bilinmez İçimdeki çocuk daha da fazla direniyor yaşamak için Kavuşmak hak ettiğine Karışmadan alın teri gözyaşlarına Sular çekildi artık bu denizlerden Son kıpırtısını duydum parmaklarımın arasında Soluksuz kalmış hayatların Bir garip oldum son günlerde Bitişin hüznümü Yoksa başlangıcın heyecanımı anlayamadım Haksızlıklar çelikten duvarlar gibi dikildi önüme Gülümsedim sadece Bakıp gözlerinin içine, Dedim kendi kendime Gün gelir başka gemiler yanaşır limana Gün gelir bizden yana eser bütün rüzgarlar Güçsüz haklı olur bir gün elbet Ve bulur karşılığını kuşkusuz Karşılıksız sevmek Kurtulur zalimin elinden gelecek Varır mutlaka tüm ******* sabaha İçimdeki çocuk öğrenir Ayakta kalmayı hiçbir omuza yaslanmadan Ağlamayı yeri geldiği zaman Ama asla uzun uzun kanamamayı... Melih Coşkun |
Gece Uzundur
Yalnız fahişeler ve gece bekçileri bilirler Ne kadar uzun olduğunu gecenin. Adına şiir yazılabilecek ne varsa uykudadır şimdi Kanun namına kurşunlar sıkılır alnına gençliğinin En güzel şiirler tevkif edilir Ateşlenir silahlar Kurşun sesleri duyulmaz ancak Herkes uykudadır Kurur kaldırımlarda kan lekesi Çünkü gece uzundur Ancak fahişeler ve gece bekçileri bilirler bunu Yalnız ben bilirim Nasıl aşık olduğumu Sen hiç ama hiç bilmezsin... Melih Coşkun |
Gece Yarısı
Gece yarısı Parıldayan çelik Gecenin beyazını bir bıçak gibi kesiyor Gece Beyaz ve kızıl Hayalin rengi yok Hayal kokusuz, renksiz Düşlerinde gördüğün aydınlık Hiçbir zaman düşlememiş olsa da seni Demek değildir ki Hep karanlık geçecek gece Gece yarısı Buluşuyor tren yolu Uzak şehirlerin asfaltıyla Hayatımız uzak yolların kesişmesidir Bir sebebin sonucudur Yeryüzünde yürüyüşün Yürümemiş olsa o adam o sahilde Belki hiç tanımamış olacaktı O yeşil gözlü kadını Belki sevmeyecekti çılgınca, Belki hiç doğmayacaktı Yarını kurtarmaya yeminli o çocuk Beyaz bir kağıt büküp boynunu durmasaydı önünde O şiir yazılmaya hiç başlanmayacaktı belki de Ömür denilen şey Uzun yolların kesişmesidir Aşk Koskocaman bir tesadüf... 16 Şubat 2003 01: 34 Melih Coşkun |
Gece; Demir Bir Parmaklık...
Gece; Demir bir parmaklık Gece; Karanlık kör bir zindan Ellerinin sıcaklığı ve Kış soğuğunda Sımcıcak yuvamda portakal kokusu... İşte böyledir Bu topraklarda doğmak İsyan kokan her şarkıda Yemyeşil bir dalı kopartıp yüreğinin bahçesinden Beyninin tam ortasına koymak. Gece; Talan Gece; Bitmek bilmeyen bir titremedir yurdumda, Bacası tütmeyen soba Ve susmaya yeminli bir ağızdır, Gece; Amansız bir hastalıktır Karanlığından medet umarsın bir parça soluk alabilmek için Ne bir gardiyan vardır ortalıkta Ne kelepçe, ne zindan Ama esir düşmüşsündür çoktan... Melih Coşkun |
Gecenin İlk Mavisiyle Parlayan Yıldız
Gündüzün son Gecenin ilk mavisiyle parlayan yıldız Işığın yansımaz oldu toprağıma Uzak dağların ardında kaldığından beri yüzün Ve yüzümüzde alevlenen hüzün Sen gittiğinden beri dağlar ardına Karışır oldu yaban Tuzuna çorbamızın, Soframızdaki soğana, ekmeğimize, Sen düştüğünden beri dağlar ardına Geldiler saklanmış orduları zulmün Gizlice girdiler şehirlerimize Üçüncü paylaşımlarda Paylaşıldı geleceğimiz Bekliyor ilk mavileriyle gece Bulutlar ardından gülümseyecek yüzünü Bekliyor bitecek karanlık gecenin hüznünü İnancı çağıracak parıltınla Dövüşecek karanlıkla ışığın Güneş doğsun diye yarınlarda... 18 Ocak 2003 23: 55 Melih Coşkun |
Gecenin Yaratma ve Yaratılma Zamanı
Gecenin yaratmaya ve yaratılmaya En müsait zamanında İzinsiz açılır bir kapı Yağmalanır en mahrem duyguların Gizli kalan hiçbir şey yoktur artık Bütün sırların deşifre edilmiştir Herkes daha farklı bakar gözlerinin içine Sadece bakarlar Görmezler fakat Sadece dinlerler Fakat ancak algıladıkları kadardır bütün duydukları Daha da huzursuz eder seni Tek kişilik dünyana izinsizce giren kalabalıklar Çaresizsindir artık Çünkü talan edilmeye başlamıştır *******in Yaşadığın şehri suçlamaya başlarsın Taşları, bahçeleri, sokakları Hatta en sevdiklerinden kopup gidersin bir hiç uğrunda Hiçbir şey mutlu etmeye yetmez artık seni Zoraki hüzünler yaratmaya çalışırsın beyninde Kendi kendine yenilmeye başlamışsındır artık Kendi kendini vurursun içerden Aklına söyleyecek hiçbir söz gelmez Konuşmayı unutmuşçasına susarsın Gece korkaktır Sessiz ve haindir Ve arkadan vurur oda bütün korkaklar gibi Kıyamam dediklerin Gözünü kırpmadan kıyarlar sana Ama her şeye rağmen kavga bitmemiştir hala Yaşıyorum dediğin müddetçe de sürer Yüreğinin volkanı patlayıp Saçar en güzel dizelerini hayata... Melih Coşkun |
Geceye Yakışan Hüzündür
Geceye yakışan hüzündür Gündüze umut Oysa ben çok defa Şiirler yazdım güneş okşarken alnımı. Kederlendim bazı gün En güzel rüyalarımdan Hoyratça dürterek uyandırdığında gün ışığı Oysa ben *******i severdim en çok Dilsizdi ******* çünkü Ve saklarlardı üzgün yüzümü sabahlardan. Bazı günler Saklayamam yazdıklarımı Okumasını istemediğim hiç kimseden. Öyle günlerde en çok kendimden kaçmak isterim Ama kaçamam İflah olmaz bir aşka düşer kalemim Kanar durmadan Yaralarını saramam... Geceye yakışan hüzündür Gündüze umut Oysa ben Bir gündüz vakti görmüştüm ilk defa. Uğruna ******* boyu şiirler yazdığım gözlerini... 2005 Melih Coşkun |
Geç Öğrendik
Geç öğrendik Ağlamanın ayıp olmadığını İçimize akıttığımız yağmurlarda Kaç ceylan boğuldu Kaç deniz tuzsuz kaldı Kaç çığ büyüttük yamaçlarımızda Saklı kaldık Bir çift gözün ardında En cesurumuz Akıttığı zaman yüreğinin nehirlerini İlk biz ayıpladık Çünkü biz çok geç anladık Ağlamanın ayıp olmadığını... Melih Coşkun |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:47 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.