![]() |
Sevgilim, ruhumun içi
Sen ki benim öbür yarım… Yalnız senle bahtiyarım. Gözlerim… Gözlerimin önündeki Dünya… eşim… Seninle ölmeliyim. Öperken ve koklarken duyduğum sen olmalısın. Seninle ölmeliyim. Beraber değiştirmeliyiz üstümüzdeki bu paçavra elbiseleri… gözlerimizin önündeki Dünya'yı… Ters dönmeli çamaşırlar çıkarken ve çırılçıplak kalmalıyız gecede Yağmurda, doluda, karda Isınmalıyız içiçe doymak ve ölmek seninle olmalı. Nefesini içime çekip, içimin tırtıllarını kozanla kaplamalıyım… Sen ipekten olmalısın. Ve ben tahtadan!… Sarılmalı, sarılmalıyız. Masallar anlatmalıyım sana Ateşin başında korku hikayeleri… filmler seyredip kahkahalar atmalıyız Piyango bileti almalı çocuklara gülmeliyiz Kavgalar etmeliyiz ve sonra ayrılıp birbirimizden Hiçbir şey olmamış gibi yeniden birleşmeliyiz. Saçların melekler saçı Bulutlar saçının tacı Bir Tanrı gibi yükseliyorsun trilyonlarca Sevgilim, ruhumun içi. Fakat seni bulmalıyım önce |
Dur demelerim fayda etmeyecek bu kez
bu kez dinlemeyeceksin gideceksin senden tek istediğim hani olur da aklına gelirsem eğer gülümsemen yüzünde gülümseme olarak kalmak istiyorum gitme demeler yetmeyecek biliyorum desem de gideceksin yalvarsam da gelmezsin senden istediğim şarkımız çalarsa , işitirsen bir yerlerde; durup dinlemen öylece dinlemen ve sadece geçirdiğimiz güzel günleri düşünmen bu gidişin gidiş değil bu bakışın hayır değil bu öpüşün mevsimi değil bu bilmeler faydamı sanki avutmuyor hiçbir şey artık sende anla dindirmiyor yaramı susturmuyor beni durdurmuyor hiç belki gözyaşı dökmüyorum ama içimdeki haylaz durmuyor daha hızlı çarpar oldu daha bir özler oldu seni gitme demeyeceğim desem de gideceksin atsam kendimi düştüğüm zifiri karanlıktır sadece tutsam ellerini çatlamış derilerdir öpsem dudaklarını yitip de gidişlerimizdir baksam gözlerine donuk iki renktir bitti işte son çırpınışlarımızdı belki yenik düştük zamana bizde yenildik aşka |
eğer sevgi buysa
sevgi içimin yanması, düşününce bıraktığın bir başıma bıraktığın heyecansa, içime attığın korsa, yakınımda iken dokunmamak, uzağımda iken benim olduğunu bilmekse, gözlerimde ki yaş, kalbimdeki özlemse, boşluklarımı doldurmansa sevgi, sana tapmamsa eğer, adını zikredip uyanmaksa, özlemle terbiye olmaksa hayatta, seni seviyorum. bakmaksa gözlerinin içine, kaybolmaksa renginde, eriyip bitmekse , 1 yudum mutluluğu sana da, bana da çok görmemekse, bazen canımın yanması , bazen ruhumun okşanması, bazen neşemsen eğer, seni seviyorum. bilmekse tüm engellere rağmen benim olduğunu, ve hissetmekse en derinimde, en mahremim en gizlimde seni, paylaşamamaksa kimseyle, kıskanmaksa her şey den ve herkesten, seni seviyorum. ve seni seviyorsam eğer sadece...... gel al beni gel taşı benliğine hapset gözlerine gel sımsıkı tut ve bırakma beni |
şaretler
Bir cümle hayatım İşaretleri bende Ardı ardına sıralı Bakışlarım Bir virgül Noktalı Ünlemdir Kalbimin her atışı Tırnak içinde gözyaşlarım Parantezde sancılarım Soru işaretidir Tüm kırgınlıklarım uzun *******de Uykumsa virgülüm Bu kısa cümlede Son noktadır ölümüm Artık bitse de Dolsa da şu ömrüm Üç nokta bırakacak geride Kabre gömülüşüm! |
senınle
bendım eskiden gözyaşlarıma bendim çocuk misalı hep kadere yenik düşen ve ben oluyordum mutsuz denizde boğulan yok artık onlar bende gülüyorum artık acılara dertlere ******* dostum aksamlar arkadasım degıl artık ve ben her gun biraz daha seninle yaşarıp büyüyorum... |
tarif
bir bardak dolusu gülümseme ile baslayın bir kap dolusu dostluk ilave edin bir tutam yumusaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın bir kaşık ümit bir büyük porsiyon yardımlaşma cok miktarda ıkım ve bir tutam alcakgönulluluk ile çırpın kuvvvetlendırmek için de bir corba kasıgı güvene ihtiyacınız olacak bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç iki ölçü aklı selim ve bir kac damla hosgoruyu azar azar ilave ederek sevgi ile karıstırın iki kaşık gülücük bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin şevk ile hiç durmadan karıstırın ve şükran ile tatlandırın yemegin adı mı? insanlııık... |
Bugün..."Sen'li düşlerle dolu uykusuz bir gecenin sabahında
yine sensizliğe uyandım..." Seninle birlikte olmaya karar verdiğimde edindiğim risklerin farkında değildin. Geleceğini ve mutluluğunu bir başkasının ellerine teslim etmek, savunmasız kalmayı baştan kabul etmekti senle olmak. İşte seni böyle seviyordum ben. Sen benim gerçeğimsin uzun zamandır aradığım ama bir oyunun içinde bulduğum gerçeğim. Seni dışarıya taşırken n’olur bana yardım et. Duygularım karıştı yine… Güne başlıyorum, henüz ayak izleri ile süslenmemiş şehrim. Ve işte ilk ayak izleri, tıpkı maviliğini kıskandırırcasına kendini göstermekten çekinmiyor geçmiş günlerimizde ki gibi taptaze bir günde bulacağım seni. Karanlığın hakim olduğu bir cennette yaşıyorduk seninle… Uzaklardaydın, beni beklemeden gitmiştin ama bunu pek umursamıyordum. Kendimde açıklayamadığım koyu bir sessizlik ve düşlerimde imkansızlıklar yaşanıyordu. Her uyanışta ölümü düşleyen bir ses ile çağrılıyordum. Yüreğimin yer altı insanları ağlıyordu. Yaşadığım dünyanın nöbetçileriydi çelişkiler. Onlardan izin almadan dış dünyaya açılan penceremden dışarıya bakamıyordum. Ve sonra geldi dediler, güneşi getirdi karanlık son buldu dediler. İnanmadım… yaşamın allak bullak olmuş ve adına rutin dediğim koşuşturmacalarıma devam ettim bir süre daha. Sonra bir gün penceremden bir ışık demeti girdi odama, çelişki nöbetçilerinin uykuda olduğu bir anda. O parıldayan ve gözlerimizin sıcaklığa alışamamışlığına sunulan bir avuç ışığı geçmişimden gelen küçük bir çocuk getirdi bana… Anıları ve düşleri alınmıştı çocuğun… Büyümeye odaklamışlardı beynini, kalbiyle düşünebilme yetisinden mahrum bırakmışlardı uzun bir süre… Işığı gören gözlerim bir süre kendine gelemedi, işte tüm varlığıyla şimdi ellerimin arasında tutuyordum ve yüreğimden kayıp zamanlarım geçiyordu bir bir… Kararımı vermiştim… Sana gelecektim…Tüm geçmişteki tüm acılarımı tekrar yaşamam gerekse bile bunu yapacaktım… Hırslarımı, nefretimi, kini ve kıskançlıkları , bir avuç ışıkla birlikte kızgın bir potanın içinde erittim, yüreğimin duvarlarında yankılanan acı ve korku dolu seslere kulaklarımı kapatarak… İşte karanlık dünyanın o büyük ve aşılmaz denen kapısını açacak anahtar elimdeydi şimdi… Evet… Çıktım o karanlık, iki yüzlü ve zalim dünyadan… İlk önce renklere alışmaya çalıştım ve her yanımı saran o müthiş ışığa… Sonra yürümeye başladım ardıma bile bakmadan… Arıyordum seni… Sanki hiç bulamayacakmış gibi… Karanlıktan korkmuş bir çocuk misali yüreğim.. Hani uzatsan ellerini...Hani dokunsa parmaklarım dudaklarına... Yüzümde hissetsem nefesini... Geçecek gibi herşey.. Son bulacakmış gibi sonsuz çığlıklar... |
Hawa kararmaya ba$Layınca, daha çok arıyorum sanki seni.
Soğuktan mı korkum, karanLıktan mı, sensizLikten mi, yaLnızlıktan mı, nöbetLerimden mi, çaresizLğimden mi.. biL(m)iyorum.. / kahırdan.. artık hissetmiyorum.. unutmaya ba$Ladım; kokunu, sewdiğin $eyLeri, söyLediğin $arkıyı, bana bakı$ını, sewi$ini, sarıLı$ını.. ya$adık mı sahi senLe? güLüyordum gaLiba. Sen yüzüme çok yakı$tığını söyLüyordun güLmenin. Ben güLünce sen güLüyordun. Sen güLünce denizLer duruLuyordu gözLerinde. $imdi fırtına war. güLmek bana yakı$mıyor (mu) ! edebiyatı sewiyor(d)um. Sana oLan a$kımı yüreğimden sonra en iyi o anLatıyordu. Ben de hep yazıyordum. Bak yine yazıyorum.. küstüm, geL(me) artık. a$k acı çekmekse sew(me) artık. kara *******de ben buLurum yoLda$ kendime, kork(ma) çekmem fi$ini hayatın! yoruLdum, kuramıyorum artık. noLur, geL(me)! \"bunLarın bi hayaL oLduğunu kimseye söyLeme. Herkes ben geLmeni istemiyorum biLsin. Ne oLur geL be!\" |
bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin..
bu parmaklıklar,bu demir kapılar,bu hava,inan... bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır.. hangi zorluğu yenememiş insanoğlu hele taşıyorsa bu insanca sevgiyi yüreğinde... güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim damla damla birikiyor insan,damla damla sevgilim... birgün akıp gideceğiz hayatta duvarlar yıkılacak açılacak bütün kapılar bilesin benim yüreğim sensin şimdi,seni vurur durur ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.. |
sevmek buymuş demekki..
sevmek vermekmiş en büyük parçanı özlemekmiş sevmek gece yastığa başına koyduğunda akan iki damla yaşmış.. sevmek zormuş sevdiğim özlemek zormuş sanki bedeninde binlerce bıçağın saplanmasıymış.... bir uzak kentte sensizliği yaşıyorum şimdi bazen iki cümle takılıyor boğazıma bazen sessiz çığlıklar kopuyor içimden üşüyorum sensiz,ellerimi ısıtan ellerin yok içimi eriten gözlerin yok bir ateş var sol yanımda birde sana verdiğim söz dudaklarımda... koşup sana gelmek istiyorum gücüm yok özlüyorum demeye lüzum yok gelsem yanına,kokunu içime çeksem ellerini alsam avuçlarımın arasına halim yok sevdiğim..halim yok.. böylemi yaşanırmış ayrılıklar böylemi koyarmış hasret insana bir bilsen nasıl muhtacım sana bir bilsen bu can ölümüne hasret sana bilirim sende sığamassın kendine gece sessiz sessiz ağlarsın hissederim dayan birtanem dayan birgün geleceğim bu yürek yarısına kavuşacak,bu beden yeniden hayat bulacak, bir sarılacağım sana ölüm bile ayıramıyacak!!!! |
sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara
yağmurlu havalara, bu kasvetli aksamlara... sen varken bakıp geçmezdim tren istasyonlarına otobüs duraklarına.. sen varken ayrılanlara ağlamazdım.. yıkılmazdım biten sevdaların ardından gidenlere küsmezdim kalanlara acımazdım.. sen varken böyle üşümezdim,titremezdim.. masumdum,çocuklar gibi böyle delirmezdim hele ölmeyi hiç düşünmezdim şimdi soruyorum sana; adı sevdaysa bu cehenneminn SEN YAKTINDA BEN YANMADIMMI? |
GÖRMEDİK
DUYMADIK BİLMİYORUZ AŞIKIN TARİFİNİ SADECE KİTAPLARDAN OKUDUK AŞK ACI ÇEKMEK AŞK YANLIZ KALMAK AŞK TEMMUZUN ORTASINDA YAĞMURA HASRET KALMAK KUTUPTA GÜNEŞE HASRET KALMAK GİBİDİR AŞK AŞK ÖYLE BİŞEYDİR Kİ DENİZDE SUYA FIRTINADA RÜZGARA ÇÖLDE KUMA HASRET KALMAK GİBİDİR DÜN GECE UMUTLARIMI RÜZGARLARA FISILDADIM YARINLARIMI DENİZE BIRAKTIM YOSUN MİSALİ BİR ÇIĞLIK MİSALİ SALDIM GÖKYÜZÜNE HAYKIRIŞIMI İİÇİMDE FIRTINALAR KOPARKEN YANLIZDIM KİMSESİZ ve SENSİZ AŞKIMDI TEK TESELLİM BİRDE SEN........ |
Kendimi avutmak istercesine
Çocuksu hayallerle beslediğim Sımsıcak bir umut saklardım içimde Bir gün bir sokaktan dönerken, senle karşılaşırım hayaliyle Sana yanan, gönül hasretiyle kavrulan yüreğimde Sensiz, anılar biriktirirdim Sanki kollarımda sen varmışsın gibi sarılırdım hayata Sımsıkı tutardım tek bir anını kaçırmadan… Kazanmak için savaşmak dediğinde Başlamadan kaybetmiş kimse sancısında dinlerdim hep seni Hayatın sonu eğer umut haline gelmişse en mutlu zamanımda Kendimi tutamayarak ağlardım Ve hıçkırıklarımı kendi içimde saklardım Sessiz ağlamak, sensizken nasıl bir kederdir bilir misin ? Gözlerinde bilemediğim korku bir girdabında Dolambaçlı bir yola savrulurken anlayamamıştım Ellerimden kayıp giden senmişsin meğer Ve sonra, senden bana kalan Yalnızlık ve kedermiş… Artık ağlamıyorum,susuyorum… Sensiz olduğum zamanlarda sensizlikle beslediğim umudumu büyütüyorum Ve gökyüzüne bakıyorum… Puslu gökyüzleri aşk kıvılcımları ile aydınlanırken Bense kapkaranlık dünyamda hasret tohumları serpiyorum kalbime Ve sadece o günü bekliyorum Seni alıp yaşatacağım o günü … |
sana kızamam ben
gecikmişliğim senin suçun değil, biliyorum, benim erkenciliğimden.. beni tarih kitaplarında okuyorsun, beni bir geçmiş zaman eki yapıp, en sevdiğin cümlenin sonuna koyuyorsun ben seni dünde ararken, sen henüz gelmemiş bir yarında bekliyorsun.. sana kızamam ben senin gülüşüne sızılandım, ve seni bildiğim o gün, ansızın yitirişime hazırlandım bana hep hüznümü yaşarken dokunuyorsun. biliyorum, senin açmamış bir gülün var, ve yakınlaştıkça, o gülün özüne kokuyorsun.. sana kızamam ben en ölümcül ifadesidir aşkın, ağlamak. en çetin kavgasıdır yalnızlığa meydan okuyup, uykusuz bir gece de sabahlamak. uzaklığına alışamam senin, asıl zor olan, içinde bir uzaklık olduğuna alışmak. yani sevdalandığın yarın da yoksam, ve seni kaybettiğim bir umudun ortasında bulmuşsam, sen getir gerisini. bu nasıl yaşamak.? sana kızamam ben bu bir haksızlık değil, bu bir katliam. bu yüreğin en derin sancısı, dağılıp kaybolması aklın dimağın, sana söylemek istediğim sözler vardı, hepsi darmadağın! senin adın .......?! senin adın sonbahar, senin adın, geçmek bilmeyen bir kalp ağrısı. gitsen de gelmediğin bir yoldan, biliyorum, yok sonrası. |
Üzerine daha bir tek keLime yazmadan birazdan buru$turup atacağını biLdiğin
beyaz bir kağıt duruyordur önünde. ELinde ise çocukLuktan kaLma bir aLı$kanLıkLa arkasını kemirdiğin kara bir kaLem. Kara, kapkara, tıpkı içinde buLunduğun oda gibi. . . Bıçak gibi bir gidi$ti Arkanı döndüğünde SaLLanmadı sardunyaLarımın yaprakLarı Kesin we net Sadece bitti… Bir ağırLık çöker üzerine, buLunduğun yere sığamazsın. Görünürde hiçbir neden yoktur ortada. Boğazına sarıLanın kim, içini daraLtanın ne oLduğunu biLemezsin. Ama biLdikLerin de wardır eLbette; yaLnızsındır, için daraLıyordur, yüreğin burkuLuyor we sawunmasızsındır. . . BekLedim BekLeyi$Ler içinde KayboLu$umu seyrettim Seni sewmek Yeniden war oLmaktı Ben sensizLikte zamana yeniLdim… Hiçbir sesin anLamı yoktur. ÇaLan teLefonLara aLdırmazsın. Konu$mak bir eziyettir we derdini anLatmanınsa hiç ama hiçbir anLamı yoktur. Bakı$Ların bo$tur. Kendine biLe katLanacak durumda değiLsindir. Hiçbir $eyin o anda seni mutLu edeceğine inanmıyorsundur. . . Güne$ İnat etmi$ bir kere Doğmamak için Doğmayacak i$te… İLahi bir güç, hayatında değer werdiğin her kawramın içi bo$aLtıLmı$tır sanki. Ya$adığın kente de, o kentte ya$ayan dostLarının da, yakınLarının da yabancıLa$tığını dü$ünürsün. Hiçbir $ey gözetmeden, hiçbir $ey bekLemeden açtığın, hançerLenmiş yüreğinin kabuk tutmu$ yarası da, o yürekte duyduğun sızı da önemsizdir o an senin için. . . Güne$ bu eLbette doğacak Ba$ka suLarın Ba$ka ku$Ların Kanına karı$acak Sadece zamanını bekLiyor… Hayatımı tam da sorguLama zamanı diye dü$ünür, biLmem kaçıncı kez ruhunLa giri$tiğin sava$a hazırLanırsın önce. Ama anında wazgeçersin. Çünkü bir daha böyLe bir sawa$a girecek ne gücün wardır, ne de o sawa$ta arkanı yasLayacağın yüreğine we beynine güwenin. . . Dünya war oLdukça sürecek Bir MaSaLın kahramanLarıyız biz. Birbirimizin farkındayız We bu farkındaLık Can yakıyor. . . ”Neyse ya bo$Wer” dersin. “Bo$wer” irsin. . . Kırarsın kaLemi, buru$turursun kağıdı, koca bir yudum aLırsın kadehindeki zehirden, yasLanırsın arkana we güLümsersin. . . |
......20 li yaslara kadar iyilikle kötülügün ülkesi,
kalin sinir çizgileriyle ayriliyor birbirinden. Siki dostlari ve düsmanlari oluyor insanin. Onlari ölesiye seviyor yada ölesiye nefret ediyor onlardan. 30 larindayalani hakikatten ayirt etmeye basliyor. Iyi sandiklarinin hiyanetiyle tanisiyor, sirtinda dost isi hançer darbeleriyle; ve en kötü zannettigi sefkatle imdadina yetisiveriyor. Zaman kanatlanip da 40 in ayaklastiginda insan, iyiyi kötüden ayiran hudut çizgilerini birbirine karistiriyor. Iyilere naksolmus kötüyü ve kötülerin içindeki iyiligi de kesfediyor ademoglu. Anliyor ki, iyi insan/kötü insan yok; insanin içinde iyilik ve kötülük var, kötüyle iyi panzehiri degil birbirinin; kankardesi. Iyilerle kötüler çekistirmiyor ipi. Iyilik ve kötülükten örülmüs ibrisimin kendisi. Bunu anlayinca sasmiyorsun nefretin birden sehvete dönüsmesine; aci girdaplarinin içinde hazzin raksetmesine. Tevazuyla gurur, haysiyetsizlikle onur el ele yürüyor. Insan, suuraltindaki isyankarla sahtekari, günahkarla tövbekari birarada farkediyor. Benim, hükmeden ve boyun egen, zulmeden ve aci çeken. Bunca siddet kadar onca merhamet de benim eserim. Minneti nefrete, korkuyu cesarete, zaferi hezimete bulayan benim. Kundak bezime tipatip benziyor kefenim, hayatim muhtesem ve sefil, magrur ve rezil, hayasiz ve asil. Iste bu kesif kolaylastiriyor yasami.. Anliyorsun ki toplumlar gibi insanlar da kanli iç savaslarina borçlu ilerlemesini.. O zaman , iyileri kötülerden ayirmakgibi nafile bir ugrasi birakip -basta kendin olmak üzere- insanlarin içindeki iyiligin pesine düsüyorsun; kiymet bilmeyi ve -yine basta kendin olmak üzere- herkesi hos görmey ögreniyorsun. Tükendikçe pahalaniyor zaman; günler azaldikça uzuyor. Saçlarin gibi, seyreldikçe degerleniyor dostlarin. Günahlari ve zaaflariyla da övünüyor insanlar; sevaplari ve zaferleri kadar. Önemli degil kaç kez yenildigin; önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden dogrulabildigin. Bu paramparça ruhlardan, çeliskili duygulardan, çatismanin açtigi yaralardan mucizevi bir ahenk çikiyor ortaya ki olgunluk diyorlar adina.... |
insanların çoğu sevmekten korkuyor
kaybetmekten korktuğu için... sevilmekten korkuyor kendisini sevilmeye layık görmediği için konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için... duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için.. unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi birşey vermediği için... VE ÖLMEKTEN KORKUYOR ASLINDA YAŞAMAYI BİLMEDİĞİ İÇİN.... |
Yürüyelim
Yürüyelim sevgilim.. yanına sevginide al unutma sakın buse mi gözlerimi kararttım kalbim seninle ve de Allahımı aldım yüreğime... yürüyeceğim. yaşayacağım.. yaşatacağım... kahverengi kadife ceketimi de alacağım.. üşürsen sana veririm hoş seni üşütmem ya ama belli mi olur belki üşürsün.. belki ayazdan etkilenirsin.. belki savrulacak gibi olursun rüzgarda tutarım seni tutarım seni kollarından sonra tekrar sarılırım usulca.. yürürüz birlikte.. ama bir fark var bir yerde ben ışıklı otobanlarda sen ise kalbimde...... |
suçum;
duygularımın dibinde nöbet tutmaksa eğer hiç hesapsız kitapsız sevmenin karşılığını bu ******** dünyanın kubbesinde kurduğun darağacında verceksem son dileğim sorulduğunda ilk seni seviyorum dediğin günki gibi seni seviyorum demen olurdu...... |
Bir tek şeyi unutma; seni sevdim ben...
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak, Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına, Beyazında akladım bulutunun, M@vi mavi sevdim seni, içim kan ağlayarak |
Bizi bilirsin
avuçla su içmeyi marifet biliriz, yenilmeyi bir de kendi sahamızda... bizi bilirsin saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz. limonla! tesbih yaparız, düş kırıklarından.. bizi bilirsin ağzının içinde oturmak isteriz. ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz ağzını... bizi bilirsin, yaşamak biliriz, vademiz dolduğunda avuçlarında gömülmeyi. |
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere Örtüsüdür bazı acıların Örter, örtülmez Savunur bir süre Ağlayanlar sevinmeli Sevin ağlıyabiliyorsan Acılar art arda dinmeli Durur bir nöbetçi gibi Durur bir bekçi gibi Zamana gülmeli-gülmeli. Sevin ağlıyabiliyorsan Unutmanın kardeşidir ağlamak Uyur uyanır yatağında duyguların Düşüncenin kucağında hep çocuktur Ağlamak. |
ELVEDA SEVGİLİM
Söyleyecek bir söz kalmadı artık Elveda sevgilim elveda sana Sonunda bizi de buldu ayrılık Elveda bir tanem elveda sana Sendeki resmimi yırtabilirsin Kalbinden aşkımı atabilirsin Beni de maziye katabilirsin Elveda sevgilim elveda sana Bu aşkı burada bitiriyoruz Bu sayfayı artık kapatıyoruz Mendiller sallansın ayrılıyoruz Elveda sevgilim elveda sana Bu gece son defa bakışacağız Bu gece son defa sarılacağız Ne yapsak çaresiz ayrılacağız Elveda sevgilim elveda sana |
BİR UMUT
Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin; Yitirmişsin neyin varsa birer birer. Bir sağlık,bir sevinç,bir umut... Onlar da neredeyse gitti gider. Dost bildiğin insanların yüzleri Aynalar gibi kapkara. Suyu mu çekilmiş bulutların? Dönmüşsün kuruyan ırmaklara. Taşlara düşen saat gibi, Ne artı, ne eksi. Bir sağlık,bir sevinç,bir umut Hikaye hepsi. |
Yüreğimden ayrılık şarkıları geçiyorsa ,
Gene adımlarım sana doğrudur. Kırmızı olur akşamlarım, Kırmızı felakettir derdin! Felaket ne demek... ... Odam mum ışığı, Denizin kokusunu özlüyorsam, Gene dümeni sana kırmışımdır Boğulur musum sana her geldiğimde öyle diyordun! boğulmak ne demek... ... ... ... Kaç dümen kırdım onun yolunda.. Kaç kez söyle düş bozgunu! Dumanım biraz sarı biraz kızılca Ondan kalan küllerim var Oynadıkça dağılıyor havaya titriyorum. bir o yok! Oysa ben kaç adım yakınında Soluğuna titredim bir tek onun haberi yok! geriye ölü bir suskunluk bırakacağım hiç açılmamış yaralardan kanayacak sancısı, ve gözleri ağır yaralı heryerde beni arayacak Boğulmak mı dedim? boğulmak budur işte kokum umulmadık düşecek yanına ıssız bir gece pişmanlık bir bir kemirecek ruhunu her bir öpüşte boğulmak nedir diye sormuştun boğulmak budur işte. değil mi? BOĞULMAK BUYMUŞ İŞTE. |
Gece,
Duvardaki gölgemle oynadım. Kuş oldum,uçtum sana, Nilüfer oldum,yavaşça açtım. "Seni seviyorum"yazdım, bozuk harflerle... Öpmek istedim,kendimi öptüm... Öptüm ken-di-mi... Dün gece duvardaki gölgemle oynadım. Her şey ikilenmiş bu gecede masam sandalyem kitaplarım Ellerim,başım,kollarım... Ya gözlerim?Ah yüreğim! Dün gece duvardaki gölgemle oynadım. Kuş oldum Nilüfer oldum Mum söndü Sen oldum |
Gece,
Duvardaki gölgemle oynadım. Kuş oldum,uçtum sana, Nilüfer oldum,yavaşça açtım. "Seni seviyorum"yazdım, bozuk harflerle... Öpmek istedim,kendimi öptüm... Öptüm ken-di-mi... Dün gece duvardaki gölgemle oynadım. Her şey ikilenmiş bu gecede masam sandalyem kitaplarım Ellerim,başım,kollarım... Ya gözlerim?Ah yüreğim! Dün gece duvardaki gölgemle oynadım. Kuş oldum Nilüfer oldum Mum söndü Sen oldum |
Seviyorum diyordun..
Sana gore sevendin sen Bendeki sevgiden cok baska biseydi gozunde. Ben yagiyordum.... Yagiyordum ve cogaltiyordum denizimdeki sulari Gel-gitlerim oluyodu sozlerin. (geliyordum, gidemiyordum....!) Her sozunde doluyor Her bakisinda cekiliyordum... cekiliyordu sularim, sözlerim, acim... ben yagiyordum... yüregimi temizliyordu sularim. Tohumlarini filizlendirdigi kadar Ciceklerimi cürütüyordu ! Ben yagiyordum. Akiyordum yuregine.... sana umarsizliginin Umudu vermiyordum. Kanini temizliyordum yüregimin Sel olup cosuyordum.... Ben yagiyordum... Gökkusagi bagliyordum acilarina. Mavilikte bir yildiz gosteriyordum. Günese anlam katan karanliklarin oldugunu, Ve yagmurun birtek kislari yagmadigini ispatliyordum. Yagiyordum asagidan yukariya! Ben yürekler dolusu yagiyordum.... Hani derlerya bardaktan bosalircasina... Iste bende oyle ! Yürekten bosaliyordum.... Yagiyor, buharlasiyor Tekrar yagip tekrar buharlasiyordum... Bitmiyordum.... Bitiremiyordun beni... Ben yagiyordum... Gunes doguruyordum sana. Tutkular birakmiyordu pesimi. Oysa biyerde bitmesini bilmeliydim... Ama ben yagiyordum! Erozyona ugruyordu yuregim (ve ben dinmiyordum yinede.) Ben yagiyordum... Topragim kuruyordu. Inan Cok zorladim kendimi Bitecekse birseyler bitmeliydi Olmuyordu... Yagiyordum yanginlarima! Köz oluyordum... Ben yagiyordum... Islaniyordu yanaklarim! |
sevginin bittiği yerde sarıl bana
heyecanların tükendiği ve artık yapacak hiçbir şeyin kalmadığı bir anda çek kolumdan../..gözlerimi daya gözlerine bir anda dalıp git bana ismini anmaktan usanmayan dudaklarımı öp.. düşlerimizin yorulduğu yerde tutun bana beni çağıramayacak kadar uzakta ol ve ben gelemeyecek kadar koşayım sana imkansızı iste mesela "unut", de dudaklarım değil gözlerim boşalsın o dakika giderken unutamadığım yerden dönüp bakayım sana özlemlerine gebe kalan bedenimi öp.. üşümeye başladığın yerde ısın bana gözlerim ağlamaktan şişmiş olabilir../..aldırma her halimle güzel bul beni her halimle karış bana bir demet papatyayla bile kandırabilirsin beni sakın unutma sende tutunduğum yer kadar yüreğimi öp. |
lümün ikizidir bu aşk,
Bense birinin olmadığı zamanlarıma Öbürünü yetiştirdim hep.. Oysa,sen kanatlarımı kırdın kıralı, Ne aşkı tadabiliyorum, Ne de ölüme kanabiliyorum.. Böyle tükeniş değil benimkisi. Ne onu kabullenebiliyorum, Ne de seni böyle içime sindirebiliyorum. Başka sarılışlara emanet edemezdim seni, Sen başka öpüşlerin koynundasın.. Şimdi hangi mum kokusunda, Hangi mevsimin sabahına uyanıyorsun? Belki de o gözlerin büyüsünde, Derinlerde, Dalıyorsun.. Ölümdür bu aşk, Bense öldüğüm zamanlarımda, Senle yetindim hep.. Ben seni başka sevişlere emanet edemezdim.. Oysa sen, O'nun koynunda, Beni seviyordun. Nasıl inanayım? |
bunları yazan ben değilim aslında
parmaklarım hareketteyken düşüncelerim kopuyor benden aslında okadar çok gülerim ki hayatta biriken hiçliğimin patlaması olsa gerek hala nedenini bulamıyorum karamsarlığımın güneşlerden mi bahsetsem kara bulutlardan mı yada isteksizce susup ağladığım zamanlardan mı belkide yaşadıklarım ilgi çeker sizler tarafından bilmiyorum ama yine ağlıyorum askıda kalmış binlerce düşünce kimi acıtıyor, gözlerini kapat diyor kimide anlamsızca gülmemi söylüyor inanmak istemiyorum yalanlara yinede hoşuma gidiyor kandırılmak çektiğim acılar kahkalara boğuyor bazen beni mutluluğuma ağladığımda oluyor çoğu zaman merak ediyorlar kişiliğimi soruyorlar sevmelimiyim sevmemelimi çözülmezsin dedi biri lanetlendim o günden beri anlamadım ki bende beni boğuyorum bütün sevdiklerimi önce zevk duyuyorum deli gibi sonra haykırıyorum sende bırakma beni, emi gidiyor tüm gelenler gelenler gidiyor birer birer giden benlerden geriye bırakıyorlar bana keder son kalanımsın sende gitme yeter.. |
Şimdi bir an dönerek gerilere, hani
Bir zamanlar beni ölesiye yaşatan Ellerimi bırakıp, sevecen ellerini Çevremi sımsıcak bir sevgiyle kuşatan Seni arıyorum. Bir deniz hıçkırıyor ta içimde, dinle Giderek yalçın kayalar, kumlar eriyor Şimdi baş başayım bir kıyıda kendimle Ve bende var ettiğin o ben, can veriyor Seni arıyorum. Gülerdin bir zamanlar güneş batmazdı Baştanbaşa bir gül bahçesiydi ortalık Renkler ya mavi, ya pembe, ya beyazdı Oysa şimdi ne yana baksam karanlık Seni arıyorum. Varsın ama yoksun. yanımdasın, değilsin Gözlerim boşuna deliyor *******i Tek seni bir kez daha görebilmek için Daldırıp ellerimi benden içeri Seni arıyorum. Ellerim içimde bir kan golüne batıyor Bağırıyorum kimseler duymuyor sesimi. Dişlerim hırsla dudaklarımı kanatıyor Ve senden uzakta verirken son nefesimi Seni arıyorum. Bu son aldanışım, son yıkılışım olacak Gelsen de boş artık gelmesen de, ben yokum Yine de son bir ümit kırıntısıyla, bak O, her şeyi yitirdiğim anda bulduğum Seni arıyorum. |
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki, sabahı eksik şiirlerimin. Sanki, gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak. Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.. Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım, En çok da sensiz... Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben.. Sana uyumak, Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... |
Beni qüzel hatırla(!)
Bunlar son satırlar Farzet ki,bir rüzqardım,esiq qeçtim hayatından Ya da bir yaqmur sel oldum sokaqında Sonra toprak çekti suyu... Kaybolup qittim... Belki de bir rüya idim senin için Uyandın we ben bittim... Beni qüzel hatırla(!) Çünkü sewdim seni ben,herşeyini Sana sırdaş oldum,dost oldum. Yüzüne wurmadım hiçbir eksikliqini, Beni üzdün,kınamadın... Alışıktım wefasızlıqa,el oldun aldırmadım... Beni qüzel hatırla Sayfalarca mektup bıraktım sana... Söylenmemiş “Merhaba,,lar sakladım her köşeye Şiirler yazdım her qece,coqunu okutmadım. Sakladım qünahını,sewabını içimde... Sessizce qittim... Beni qüzel hatırla(!) Sana unutulmaz qeceler bıraktım. Sana en yorqun sabahlar... Gülüşümü,qözlerimi,sonra sesimi bıraktım Ne ararsan bir sewdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda. Beni qüzel hatırla(!) Dizlerimde uyuduqunu düsün... Saçını okşadıqım,üşüyen ellerini ısıttıqımı... Mutlu olduqun anları qetir qözünün önüne... Birazdan kapını calan kişi olabileceqimi düsün... Şaşırtmayı sewerim biliorsun Bu da sana son süprizim olsun Şimdi,seninle yasanan qünleri atese weriorum. Beni qüzel hatırla(!) Gidiorum... |
Kulaklarım adını hiç duymamış
Ve hiç tekrar etmemiş, isminin ilk hecesini, Yalçın kayalarda akislenen seda gibi Düşün ki, Düşüncelerimde hiç olmamışsın sen Uğultusu avuçlarımda kalan rüzgar gibi geçmişsin. Ay ışığına hasret yakamozlarının vuslatıymış, Tam yerine ve tan yerine vuran o umutlarının gölgesi... Düşün ki, Bir sigara içimlik vakitmişsin, Ciğerime ecza diye dolan Ya da uğrak bir, giderlemeyen efkâr kahvehanesi... Düşün ki, Bardakta eriyen; ebediyen beklemekmiş, şeker sanılan Kırık bir sandalyeymiş umutlarımı yasladığım... Düşün ki, Bir uçurum dibiymiş, bakışlarındaki o mana Oyuncaksız kalmasıymış bir çoçuğun Ya da bir annenin yavrusuna hasreti... Düşün ki, Yanık bir Anadolu türküsüymüşsün, Çeşme başındaki güzel kızlara inat Ve inat, gurbetin tüm güzelliklerine... Düşün ki, Gam yüklü duvarda asi, kırık bir aynaymışsın Hep yarım, hep eksik, hep mahçup.. Ayna karşısında kırık bir bakış, Kaybolan diğer yarısındaki tılsım.. Bir yağmur olmuşsun Ve tanelerin düşermiş pembe düşlerimin düştüğü yere.. Düşün ki, bir orada bir burada Bir gurbette bir sılada İsminin yalın, yanlızlığımın çoğul halinde.. Ve arkasına saklanmış binlerce yürek O binlerce yürekten düşen..Tek bir düş Ve ılık bir nefesinde üşümüş... Düşün ki, Uzak hatıralarım kalmış sende Tek kişilik bir oyun Gurbete bir tren bileti Ya da yarası, Yarısından büyük olan yırtık bir resim... Düşün ki, Hiç olmamış Hiç çalınmamış bir beste Hiç tadılmamış bir zehir, Düşün ki, Hiç yazılmamış bir şiir... |
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Hisset! Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde Dolaşan damarlarımı... Hisset damarlarımın, kanımın Seni aramak için Deliler gibi dolaşmasını... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini? Gönlümde esen rüzgârları dinle... Nefesimi tutmasam Gözlerindeki derin ovalarda titreyen Bütün yeşillikler kül olur, Sazlar büyür simsiyah, Kuruyan gözpınarlarında... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni. Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere... İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgârım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim! Yüreğinde yer var mı? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin Üzerine düşen yaprak gibi; Düşürüyor musun gülüşlerini Ve öpüşlerini sesimin üstüne? Akıyor musun benimle beraber, Akıyor musun yıldızlara doğru? Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız? Neden her üşüyüşümde Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma, Neden eriyip kayboluyorlar? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum... Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni... Hisset! Hisset, damarlarımdaki kanımın, Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını... Söylemiştim değil mi? İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz... Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgarım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim. Yüreğinde yer var mı? |
Sensiz geçen her günü ,
Yaşanmamış sayıyorum. İnsan bir kez ölür hayatta, Ben ise her gün ölüyorum. Fırtınalara gerip bedenimi, Yanan yüreğime su serp diyorum. Rüyalarım dönüştü , Kan ter içinde kabuslara. Kurtaramadım kendimi , Düştüm uçurumlara. Beni böyle eden,derin bir aşk yarasıdır. Saçımdaki yıldızlar onun hatırasıdır |
Sana Hapis
Bana öyle bakma durup durup Hapsine gözlerinin mahkumum biliyorum Gözden çıkarma beni Üşüyorum Sıcaklığın özgürlüğe değer desem inanır mısın Bin yaşam değişirim infazına dudaklarının Kelepçelesen beni bedenine Çaksan mıh gibi Çıkarmasan düşüncenden Firara yeltenmem Kanım akmaz Kurşunlasan bir duvara dayayıp Senin elinden olsun sevdalım Ölümüm Ve gülmem |
Gece Nöbeti
Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. ******* kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı *******in Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni |
"kaan dobra'nın takıma yeni geldiği günlerdi aşkım
off ne alakası var şimdi deyip dinlememezlik etme, dinle bi kere. kaan dobra takıma yeni gelmişti. yalan söylemiyim sanırım antep maçıydı. maç neredeyse bitmiş. skor kesindi.. hoca maçın 89. dakikasında oyuna aldı kaan'ı sahada herkes çok yorgundu. bi tek kaan, civelek gibi koşuyordu sağa sola. ben de dahil herkes güler gibi bakıyordu kaan'a. aa kerize bak aa enerjike bak diye. ama hoca beğendi kaan'ın performansını diğer maçta daha çok yer verdi. bir diğer maçta daha bi çok. ve bugün kaan dobra, kaan dobraysa o 89. dakika yüzündendir. şimdi gelelim sadede. ben de ilişkimizi kurtarmak için 89. dakikada oyuna girmiş bir oyuncu gibi koşuyorum, çırpınıyorum. gör performansımı diye. sev beni diye..." |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:47 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.