![]() |
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum Gelen sen misin diye Bir sarı saç görmeyeyim Yüreğim burkuluyor Ağlamaklı oluyorum Her şey bana seni hatırlatıyor Gök yüzüne baksam Gözlerinin binlercesini görürüm Bir rüzgar değse yüzüme Ellerini Düşünmeden edemem Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer Tadı senden gelir Yediğim yemişlerin İçtiğim içkilerin Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı Bu emsalsiz hüzün Seni beklediğim içindir Resmine bakamaz oldum Uykulardan korkuyorum artık Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada Ve şu saat geldiğin anda Durabilir sevincinden Zaman çıldırabilir Çünkü benim dünyamda Ölümsüzlük, seni sevmek demektir Bir çocuk doğmayı bekler Bir ağır hasta ölmeyi Bitkiler güneşi ve yağmur ve güneşi bekler Yalnız bir kadın sevilmeyi Ve düşün ki bir adam İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi Seni bekler Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi Sen gelinceye kadar Pencerem kapalı duracak Rüzgar gelmesin diye Artık perdeleri açmayacağım Güm ışığı girmesin diye Sonra kahrolacağım Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta Ve günlerce *******ce haykıracağım Nerdesin diye, nerdesin diye Bir gün bu kapıdan sen gireceksin Biliyorum Er geç bu bekleyişin bir sonu gelecek Yıllarca sonra Öldüğüm gün bile gelsen Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup Çocuklar gibi sevineceğim Kalkıp sarılacağım ellerine Uzun uzun ağlayacağım |
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
" O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak |
Dudak payı
Çay bardağında Bırakılan dudak payı Kadar bile Uzak kalamam Gözlerine Yakın olsun isterim Ellerime ellerin Yanındaki beton binaya Yaslanması gibi Köhne bir evin Seni bir çivi Gibi çaktım Çünkü beynime Ve toplayıp Bütün kerpetenleri Attım denize |
KIRILGAN
Kırılgan bir çocuğum ben Yüreğim cam kırığı Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı Saldırgan diyorlar bana Oysa kırılganım ben Göz yaşlarım mücevher Saklıyorum herkesten Ürküyorlar gözümdeki ateşten Ürküyorlar dilimdeki zehirden Ürküyorlar o dur durak bilmeyen Gözü kara cesaretimden Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum Bir yanı çılgın dağ doruğu Oysa böyle yapmasam Nasıl korurum içimdeki çocuğu Bir yanım çılgın nar ağacı Bir yanım buz sarayı |
Her Yağmur, Sen Olursun...
Her yağmur sen olursun yüreğimde Her ıslandığımda içimdeki sokaklarını hüzün kaplar, sel basar Ve ben & Ağlamalarım gözükmesin diye yağmurda buğulanır gözlerim Zihnim boş bakışlarım öteleri soluklar Ayrılığın boğazımda bin düğüm. Gönlümde hazan iklimleri Bir eylül sabahı gibi yalnızlığım. Şimdi neden yaşıyorum bilemiyorum. Sensizlik boğazıma geçmiş ip gibi İçimde sızı.. Gözlerimde ayrılığın acıları Yüzümde çizgileri Titreyen ellerime sözüm geçmiyor artık Titreyen kalbime teskin olamıyor hiçbir ümit şarkısı Oysa hiçbir acıda kalbim bu kadar ağırlaşmamıştı Hiç bu kadar koymamıştı Sessizliğim çığlık olur okyanus ötesi sevdama Yaslandığım yüreğin yok yüreğimde Senden bana bir ızdırap kaldı ki tarifsiz Zemheri bir fırtınaya gebe gelecek günlerim Yaktığım resimlerin değil,kalbim Yüreğim üşüyor,canım yanıyor Ne yalan söyleyeyim sensizlik bana çok koyuyor. Senden sonra& İçimdeki ağaçlar yıkıldı Yapraklar düştü Anlıma acı diye ayrılık yazıldı. Kapattı tüm baharlar kapılarını Gönlüme kalın kalın kilitler düştü Zaman sustu Yaşananlar bir düştü Kalemim ayırılıklara küstü Senden sonra&... |
Yalnızlığa dayanırımda
Bir başınalığa asla Yaşlanmak hoş değil,duvarlara baka baka Bir dost göz arayışıyla, Saat tıkırtısıyla Korkmam! Geçinip gideriz biz mutluluğa Ama; “Günün aydın olsun” diyen biri olmalı Bir telefon sesi çalmalı Ara sırada olsa kulağımda Yoksa zor değil hiç zor değil Demli çayı bardakta Karıştırıp,bir başına yudumlamak doyasıya Ama; “Çaya kaç şeker alırsın” Diyen bir ses olmalıya Ara sıra |
Sensizliğimde geçen her sensiz dakikayı;
Birer birer Teker teker Yüreğime kazıyorum. Gemiler geçiyor yüreğimden. Yüreğimdeki son yolcunun ardından; Birer birer Teker teker Akıyor gözyaşlarım. Sensizliğin hediyesi fırtınalar kopuyor. Savruluyorum;sürükleniyorum Bir varlıktan;bir yokluğa... Sensizliğimin... Uçurumumun... Sessiz gölgesinde yaşıyorum. Yaşlanıyorum ve ölüyorum İnceden inceye... Ne gidebiliyorum bu yangın yerinden; Ne de kalabiliyorum Bu ateşler içinde. Sen gittin... Oysa ki;ben senden önce çoktan sensizliği bende bırakmıştım... Sen yoksun... Oysa ki;ben bana beni;senden önce çoktan terketmiştim... Terkedişim yalnızlığım oldu... Yalnızlığım sensizlik... Sensizlik upuzun bir sessizlik... Sessizlik çaresizlik... Çaresizlik... Gölgeler dolaşıyor aklımda. Sinsi;ani ve kimsesiz hatıralar... Şehirler... İsimler... Sözler... Yalan sözler... Ve sen... Sen yine yoksun... Yokluğunun varlığını kendi ellerimle çizen ben... Şimdi çizdiğim bu kara kalem senin portren... Çizilmiş kırgınlıklar... Gölgesinde yaşanan ayazlar... Ve o acıtan ayazdan sonsuz kaçışlar... Acımasız terkedişler... Sensizlikten sonra her gece bir mum yaktım içimde... Gizliden gizliye... Her sabah o ışıkla uyandım sensizliğe... Belki bir gün o gemiden geri dönersin diye... Belki bir gün o kara kalem portreni; Yeniden en sevdiğim renklerine boyarsın diye... İçimdeki bu büyüyen zalim sensizliğin gölgesini; Benden alıp yerine yeniden bana ait seni koyarsın diye... Sensizliğinde bile çaresizce benimle yaşayan O kara kalem;siyah beyaz gölgenle... Belkide hiçbirzaman varolmayacak bir sensizlikte... Sensizlikte.. |
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Benek benek büyür karanlığım. Nokta nokta korkutur seni. Tutsam ellerinden ; ağlarsın Toprak kokar avuçlarım , kan kokar. Ben hoyrat *******de boy atmış fidan, Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım. *******i çok yakınım yıldızlara, Işığa çıkınca bir karışım. Tutsam ellerinden ağlarsın. Doğduğum köyü bir bilsen. Acısı acımdan derin. Tutsam ellerinden , üşür ellerin! |
Yüreğim kadar yakın,
düşlerim kadar uzak olan sevgiliye; Uçsuz bucaksız evrende bir yerlerde varsın biliyorum Birgün ellerim dokunacak yüreğim kafesinden çıkarak karışacak çağlayanlara Biliyorum sen ve ben aynı düşün içindeyiz. Sen beni ben seni arıyoruz. Kelebeklere baktığında senin de gözlerin doluyor düşündükçe, güzelliklerini ve kısacık ömürlerini Dün gece yine aynı düşü paylaştık atlayıp bir gemiye dünyayı dolaştık sevgili yunusların çığlıklarıydı şarkımız ve yıldızlar ve ay parlıyordu üzerimizde sen iç çekiyordun sevgili çünkü bu düşün sonunda yine aynı dünyada düşlerin kadar uzak yüreğin kadar yakın olacaktım ben de acı çekiyorum sevglii Yaşadıkça bu acıyı seni daha çok seviyorum Biliyorum birgün düşlerim kadar uzak yüreğim kadar yakın olmayacaksın. Yüreğimde ve elimi uzattığımda Dokunabileceğim kadar yakınımda olacaksın. ansızın çıkacaksın düşlerden kapkara gözlerin bir ışık olup sızacak geceme gecem yıldız olacak gökyüzüne |
Ne zor sana ulaşabilme gücüm varken,
Ulaşmak istemiyormuş gibi yapmak, Aşılmaz yollar yokken aramızda; Kilometrelerce uzakmış gibi yollara küsmek… Gözlerindeki nemi çoğaltmamak için susmalarımı umarsızlığa bağlamak Senin için onca endişelenmelerime karşın; Seni sana bırakmak… Yüzünde bir hüzün görmemek için senden uzaklaşmak; Ne zor bir kez bile görmek için; Çılgınca çarpan kalbimi susturup hasretleri büyütmek. Gizli gizli hüzünlenerek sana iyiyim ben demek, Terk edilmişlerin korkusunu yaşamak, Unutulmamak için onca saati sükunetle beklemek, Bir acının bir ayrılışın sessiz tanığı olmaktan korkarak telefonlara sarılmak, Konuşurken sesini titretmemeye çalışmak, Ne zor senden uzakta hasretinle bedenimi sarsarken Her an yanındaymış edasıyla konuşmaya çalışmak… Senin adına senden fazla endişelenmelerimi, Senden çok yaralanışlarımı sessiz saatlerde yaşamak… Ne zor hayatı senden uzakta göğüslemek, Yanından ayrılmak istemeyişlerimi sana sezdirmeden, Yüreğimin acıyan yanlarını sana bıraktığımı göstermeden, Oluk oluk akan yaşlarımı bildirmeden, Hoşça kal yine görüşürüz deyip gitmek… Ne zor seni sensiz senden uzakta yaşamak… ZOR.... |
Susarak anlattın bütün gizliyi
Sakladım duygumu ben konuşarak Bir acı tarlası sessiz yüzünde Aşkı yürürlüğe koyma savaşı İçimde bir düzen kaynaşmaktadır Büyük ve çekingen bakışlarından En iyi anlatış artık susmaktır Anladım bunu ben seni bilince Gel denize yaslan yalnız denize Sırrını denizler taşır insanın Zaman bir hızdır ve yıldızdır akan Esneyen günler ve gece üstünden Bir uyku bölmezse anılarımı Korkarım çıldırtır bu hayal beni Gözlerin ne kadar İstanbul öyle Sebiller uçuşur parmaklarında Ortak günlerimiz tarih şöleni Saçlarında sayfa sayfa güneşi İçimde bir sergi var portrelerin Hayalim her yerde kavrar gölgeni Aşka ve tabiata ulaştır bizi Gel kurtar bu şehrin gürültüsünden Terk etme nolursun bir eşya gibi Ölümsüz bir hasret yaşarken bende Vurulmuş bir geyiktir sensiz zamanlar İçimin ormanı bir yangın yeri Bir uyku bölmezse anılarımı Korkarım çıldırtır bu hayal beni Istırap varoluş şartımız oldu Esef etme yasım karaymış diye Bir yanım vahşîdir ürkütür seni Aykırı düşerim sulhculüğüne Bir gün deli gibi sarsarak seni Göklerin yolunu sorabilirim Başımı taşlara vurabilirim Aklımdan çıkarsa anılarımız Paramparçayım gel sen onar beni Topla aynalardan eski gölgemi Göçebe ömrümü bağla zamana Dağılsın içimin karıncaları Bir uyku bölmezse anılarımı Korkarım çıldırtır bu hayal beni |
Bir umuttun Sen
Belkide bir hayal Buldugum Kayıp şehirlerde Arıyorum şimdi kaybettigim Seni Bir dünya düşlüyorum yüregimde Sadece sen ve ben Her yerde sen ol Ben her yerde seni göreyim Sen güneş ol Ben her sabah senle uyanayım Sen yıldız ol Ben her gece senle uyuyayım Sen sen ol ki Ben sana doyayım |
Bitmeyecek
Ve sen gitmeyeceksin Sevdan göğsümde kilitli Bu aşkı terk etmeyeceksin Tüm beyaz güvercinler Yüreğimde kanat çırparken Tüm yıldızlar Gökyüzünü terk edip Gözlerime inmişken Tutkunu olduğum Okyanuslar bile rüyalarım olmuşken Gitmeyeceksin Omuzlarımda ki dağlar Ağırlığını yitirmişken Tüm korkularımın önünde Sen inancıyla durabiliyorken Sevmenin anlamını Sadece seninle yaşayabiliyorken Bitmiş bir yaşama Sadece sen ile tekrar başlayabiliyorken Gitmeyeceksin Nefesim sevdan Ellerim tenin Özgürlüğüm aşkın Ve yaşamak sadece sen olmuşken Bitmeyecek Ve sen gitmeyeceksin Sevdan göğsümde kilitli Bu aşkı terk etmeyeceksin..! |
Deseler ki ölüm onun dudaklarında
Öperim diyeceğim, hiç düşünmeden Onsuz yaşamak zaten haram bana Deseler ki yanacaksın sakın dokunma Derim ki yandım yanacağım kadar Varsın birde yanayım onun yangınların da Deseler ki soğuktur onun yüreği Derim ki soğuktan donanı buzla ovarlar Ben donmuşum zaten onun yokluğunda Deseler ki yazık olacak sana Derim ki, onsuz var olmaktansa Onunla hiç olmak, mutluluktur bu yolda Deseler ki, biz dememiş miydik, bak gitti sonunda Söylediklerini duymayacağım bile Zaten ölmüş olacağım, o anda |
geceydi...
bütün insanların çırılçıplak olduğu bir zamandı. onları düşünüyordum; gümüş tepsilerdeki kristal kadehlerden zamanı yudumlayan insanları düşünüyordum. irili ufaklı aynaların karşısında enseleri bembeyaz kadınlar boyanıyordu. uzun uzun parmakları vardı kadınların. öpülmeye alışmış dolgun dudakları vardı. kocaman kocamandı kalçaları. o kadınları düşünüyordum. bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi. karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. koşuyordu. koşmak kurtuluş değildi belki, ama bir ümitti. koşmalıydı. oysa birer namlu ağzıydı kurdun gözleri. avına güvenle, şehvetle yaklaşıyordu. yeni bilenmiş, sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri. bütün dileği et ve kandı. istese geyiğe hemen yetişebilirdi ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu. ben seni düşünüyordum. çünkü geceydi. sevişme zamanıydı insanların. yalnızdım. beni kuşatan duvarlar birer beyaz çarşaftı bu saatte. kapılar tüylü, yumuşak battaniyelere benziyordu. ben seni düşünüyordum. kimbilir ne güzeldin soyunduğun zaman? nasıl kadındın? nasıl öpüşürdün kimbilir? nasıl kadın kadın kokardı her yerin? tutup avuçlarıma sığdırıyodum seni, gözlerime, dudaklarıma sığdırıyordum. sensiz kahrolmak vardı. seninle yaşamak vardı dolu dizgin. seninle her gece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. odalara sığmamak vardı. bir sel gibi taşmak vardı *******den. elimi uzatsam tutabilirdim seni, öyle yakındın. zamana kokun sinmişti. belki de uzaktan günlerce koşsam yetişemezdim sana. zamana kokun sinmişti. tuttum resmini indirdim duvardan. duvar ağlamaya başladı |
durdurun dünya yaşanmaz olursa
sebebi belki eski hatıralardır... bilirmisin hayat aşktan ibaret ... duydum unutmuş beni kopsun kıyamet bir bilen olurmu dersin bir gören olursa gelsin KİM İNKAR EDERKİ YAŞANMAZ AŞKLAR SONBAHARDA bir tanem sonumsa gelsin alahım korurmu dersin ne gelirse gelsin başıma senden bu baharda |
Sendin beklediğim bütün bir sonbahar
Yağmurlar inatla işlerken içime Gece gökyüzünde çınlarken yıldızlar Durdurulmaz yürek ürpertileriyle Sendin beklediğim bütün bir sonbahar Hayaller hayaller kurup duruyorum İniyordum hüznün inginliklerine Ellerimde ölümünü tutuyordum Artık çok geç olmamanın kederiyle Hayaller hayaller kurup duruyordum Aşkın kapısını aralayınca sen Zamanın karanlık ırmağında yüzen Çocukluğumun o ıssız güneşine Aşkın kapısını aralayınca sen Yeni bir özsu yürüdü sözcüklere Dilsiz bir kuytuda ölüyordu şiir Yetti parmaklarının bir dokunuşu Geleceği birdenbire duyumsamak Birdenbire duyumsamak varoluşu Dilsiz bir kuytuda ölüyordu şiir Sendin beklediğim bütün bir sonbahar Başlamadan bitmiş bir aşkın hüznüyle Gece gökyüzünde çınlarken yıldızlar Yağmurlar inatla işlerken içime Sendin beklediğim bütün bir sonbahar.. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:00 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.