![]() |
Savaşan Büyüklere
Gök gürültüsü duruşunla Utancı vurma yüzüme soğuk gülüşümde depremler var ve yıkıntılar yarınlarımda küçük bedenin daha güçlüydü benden korkusuz, ben koca gövdemle aciz, korkak yüreğin kadar büyük olmak isterdim ah şu utançlar yok mu? size sunulan dünya yok mu? ellerimle durdurmak isterdim çocuk yap-boz oyunlarıyla vermek isterdim savaşları, küçük bir fırçanın gökkuşağından kovası olmalı Ağıt yerine kahkahalarınız boğmalı sokakları güneş gözlerine hapsolmuş oysa soğuk bedeninde saklar sıcaklığı aç gözlerini çocuk Kurşun çiy olup düşmüş gül tenine Bedenin, gömleğin, kaşın, dudağın kireç beyazı Saçlarında, yıkılan duvarın tozları Bir nefes çek barış çiçeğimden Zeytin ağacımın dalına kur salıncağını Çıkmaz sokaklarımda aç kurtuluş tünelini Kurşun rengine inat misketlerini yuvarla, gözün mavisi Ses ver çocuk Bir ananın çığlığına kar gülüşünü Bir babanın yangınına dök, üç tekerlekli bisikletteki terini Okul bahçesinde öğrendiğin şarkılarını söyle Kardeşlerin için, mermi seslerine inat Kalk çocuk. Ağır gelir o kurşun sol yanına Kan yerine boya de gömleğimde ki Şaka yaptım de,..konuş çocuk. Hesabını sor bedava hayatların. Kapalı gözlerin. Soluksuz göğsün. Beyaz görüntünde, kırmızı kırmızı sızmakta ölüm Hayat ağır gelecekti belki ama ölüm daha da fazla gelir kimsesiz düşlerine. Sen küçük melek Elinde ki elma şekerinin ucuna Kuyruklu yıldızı takıp Dünya uyurken gümüş tozlarını serp ‘Barış Pırıltısı’ dolsun nefsimize Hadi kalk çocuk Topacın hala dönüyor başucunda Köşebaşında bir top kalmış, kan lekeli Sahipsiz oyunlar Üç taş kimsesiz Ağlama çocuk Toprağına serpiyorum her akşam yıldızlarla, Ninnileri Sabahları seriyorum yanan yüreğimi Ahhh be çocuk... ahhhh Hadi kalk, Tüm yaramazlığınla Şaka yaptım de... Ses ver çocuk. Savaşan büyüklere hatırlat ‘ ÇOCUK OLMAYI’ Arzu Altınçiçek |
Savrul
gül yaprakları soluyor ama sessiz kalırsan öyle...demiştin: Susuyorum ******* gibi Ağlıyorum belli etmeden dökülen güllerle Seviyorum ama isyan ediyorum aşka Sonbahar gibi direniyorum ömrümün sonunda Bir vazo gibi ellerim Biriktiriyorum Yaşlarımı Sözlerimi Tutam tutam düşen yıllarımı Gün gelecek dökeceğim denizlere Sensizliğimi... Öyle kanattı ki sevdayı gülüşün Canını öyle acıttı ki bakışların Ne sen kaldın oysa bende Ne de ben Bir gül ki, dikeni döşeğim Bir gün ki, ölümden öte Sana yakışmayan Bana alışmayan Ayrılık Ölüm hazan renginde Döşeği, başak saçlarının düştüğü omuz Örtüsü, güneşten çaldığın tenin Ölüm, sevdanın diğer adı Bahar gülüşünde Mavi bakışında Sensizliğin diğer adı Ayazın düştüğü sabahların Avazı isyanlarda Sensizlikte ölüm gibi sessiz Sevdansa gözlerin gibi hain Hadi git şimdi hazan rüzgarıyla Sessizce savrul. Arzu Altınçiçek |
Dağılan harfler
Güneş gibi dalgın, bakarsın sulara. Deniz oynak, mavi ezelden yaralı. Bulut kırgın, karışır sessiz kumlara. Sahilde gölgesi yaslı, sevişler kaldı Çiy damlasında büyür gözün dumansı. Gönlümde titrer kemanın veda notası. Bildik sözler kilitli dudak arası. Şarkım sensen gel gör, notalarım dağıldı. Mevsim de ben gibi, vurgun hazana. Yaprak çatlak, yeşil ezelden kınalı. Göğsümden düşer çiçek sessiz yazgıma. Bahçem sensen gör, baharım da kırıldı. Göğüm düşmüş, gözüm kara nicedir, Sabah akşam her saatim gecedir, Adın, aşkın, ezberimde hecedir, Bakışına ölüm de çaresiz kaldı. ab- Arzu Altınçiçek |
Sen-
'Sen' Yirmidokuz harfin buluştuğu dizelersin Gökkuşağında ki tüm renklerin Damladığı resimsin Sekiz notanın verdiği en güzel ses Beyaz doruklarda ulaşamadığım kardelen Kokusuna doyamadığım dağ çiçeğim İki mevsimisin ömrümün Ya kış ya yazımsın Baharım olmadın asla Sen ya siyahım ya beyazımsın Gündüz tebessüm ve hayallerim Gecemde hüzün ve kabuslarım Sen yirmidört saatimsin Ya da yirmidört saatimin adı 'SEN'. Arzu Altınçiçek |
Sen
Sen! *******i ağlamayı bilirmisin saatlerce? Yatağına uzanıp dört duvarı aydınlatan Ufacık pencereden yıldızları sayarmısın? Onlara bakıpta yad edermisin şekil şekil yükselip Odanı dolduran sigara dumanıyla? Kasetteki şarkılarda kaderini ararmısın? 'Şimdiki şarkı benim' diyerekten Fal tutarmısın gecenin sessizliğinde? Sen! Özgürlük içinde esir olmayı bilirmisin? Tutsak kalırmısın bir çift göze? Resimlere bakarken kelepçelermisin gözlerini geçmişe? Her ayak sesini ben sanıpta fırlarmısın yatağından? Sokaktaki yüzlerde beni ararmısın? Sen! Çılgınlar gibi sevmeyi bilirmisin? Unutulmayacak duygularla Anlatılması zor hislerle Koparılması zor sevgi bağlarıyla Bağlanırmısın birisine? İçten, yürekten, candan sevmeyi bilirmisin? Yıllar sonra bir kitabın arasına sakladığın resmimi gördüğünde Seni eksiki gibi seviyorum.........diyebilirmisin? Arzu Altınçiçek |
Sen Aşk!
Öylesi tutkulu Bencil İnatçı Ne sınırı Ne ölçüsü var bedeninin Kaybında Kan dökülür yeri gelir An gelir Tel kafes olur gökyüzü Uzayıp gider koridor Anahtar deliğinden sızan ışıkta Kurulur dar ağacı özgürlüğün Ne yansıması vurur Kırık aynanın Ki 'Yıllardır en dost bildiğin'dir Ne bir yaprak düşer avucuna Bahar yorgunu Karanlıkta dört duvar Ne girişi Ne çıkışı var maviye Demir parmakların pası Ellerinde mühürü esaretin Uykularında karabasanların diş izi Kırmızı kırmızı sızar Tutuklu kalır Gidenlerin arkasından Yaşanmışlıklar Anılar kamçıladıkça Belirir Aşk deninen müebbet Sen! Özgürlükte tutsak kalmaksan Aşk! Beni azad et. Arzu Altınçiçek |
Dedin ama
Düşte Düştüm Düşlerime Kabuslar tuttu elimden Karanlığı böldüğünde gözlerim En yakında sen vardın Hem de tek Yalnızlığıma sardım gülüşünü Nasıl da canım yanardı bilirsin Sen gibi O’nlu kabusları, O’nsuz düşlere çevir dedin ama Oysa ki Bilirdi O Tenine düşmediğim gecenin Ne sabahı olurdu Ne yıldızı O’nsuz sancıların Kıvranışlarıydı ve kımıldanışımdı depremler Ay büyürdü gözlerimde Pembe düşlere Düşerdi ayazı Bilmediğim yerde Bilmediğim bedende belki de ya da Sindi bir yerlere Karanlıktan korkan Güneş misali Kapadıkça gözlerimi Açılırdı yaralarım Yalnızlığım kanardı Yarasalar gelmezdi Pıhtılaşırdı sevda Ne O’nlu kabuslar isterim Ne de O’nsuz düşler Başım düşerken Anılar sussun Fısıldamasın yeter resimler Egeden kokusunu getirsin rüzgar Terli *******in Son uykumda Yıldızlar söylesin ninnileri Sonrası mı? U y k u m v a r Sen kendini bilirsin uykusuz gelincik teşekkürler Arzu Altınçiçek |
Sen bu şehirden gidince
Sen bu şehirden gidince; Ardın sıra havalanır güvercinler. Ve bir kürek batar mavi sulara, Çırpınır dalgalar. Boynunu büker günebakanlar, Başlar ayine akşam sefaları Mahsunluk çöker. ...sen bu şehirden gidince. Sen bu şehirden gidince; Keskin ıslığıyla geçer rüzgar. Pencere buğusunda silinir Parmak izlerimden dökülen ismin. Kırk beşliklerde cızırdar yalnızlık. Kara bulutlardan çözülünce sarı kurdele Omuzlarıma kadar dökülür siyah saçları. İnce askımdan düşer kadınlığım Öksüz kalır içimdeki çocuk. ...sen bu şehirden gidince. Sen bu şehirden gidince; Örülür duvarlarım Sularım çekilir Düş kapılarım kapanır. Daldığım dipsiz kuyuda Balçıktan girdap açılır Yutar beni Soluksuz kalır mı insan birini özlerken? Gökyüzü bile nefessiz kalır ...sen bu şehirden gidince. Sen bu şehirden gidince; Dile gelir dolaştığımız kumsal Fısıldar çakıl taşları, ezberlettiğin şiirleri Tüm portakal çiçekleri küser Tarihi meydanda yükselir minareler Saraylar sessizce saklanır ayak altı Tavanından damlar gizemi sütunların. Hasır taburelerden duyulur tavla sesi Bir sigara içimlik özleminde “ben” tüterken Bir çift tavla zarında düşer dilimden adın “hep yek” ve her şey susar birden ...sen bu şehirden gidince. Sen bu şehirden gidince; Kanatır çektiğin resimlerdeki Zakkum dikenleri Bir uçak havalanırdı bilmediğimiz yerlere Mavisi duvarında bırakınca tebeşir tozlarını Şehirler yazardık, hatta ülkeler Peşi sıra takılırdı yüreğimizden bir uçurtma Dudaklarıma dokunduğunda İpini bırakırdık. Geri geldi yağmur bulutlarıyla ...sen bu şehirden gidince. Sen bu şehirden gidince; Dilsiz bekçilerin gölgeleri uzar Mezar boylarında Bildik tüm sesler yabancılaşır Beyaz kağıdı yırtarcasına Oynar kalem elimde Kilidi açılmamış sandıkta birikir Yazılmamış mektuplarım Anılar da bir bir sararır ...sen bu şehirden gidince. Sen bu şehirden gidince; Haritadan silinir sınırları Köprüleri yıkılır Baş kaldırır kale duvarları Tarih kitaplarından düşer Saman sarısı ferman “ ezib riheş kacalo milset” Sen bu şehre dön de Şiirim ol yine Özledim seni P a m u k a ş k ı m. Arzu Altınçiçek |
Sen İste
Sen iste ben hep varım yanında Hiç terkeder mi yıldızlar gökyüzünü Araya hep girer güneş Saklar yıldızların hoş yüzünü Sen iste ben hep olacağım yanında Bir gölette nilüfer gibi Koparmaya çalışsanda kopmaz gövdesi Dingin suyunu yansıtacağım yüzlere Yüzlerde senin yüzün olacak Sen iste ben hep yanında olacağım Arı ve çiçek misali Sunacağım balının özünü Özüm papatyalarda Papatya ellerinde Ellerin pamuk tarlası Sen istediğin müddetçe sesim değecek dudaklarına Ellerim dokunacak ellerin diye başkalarına Gözlerimde bakışların olacak Sözlerimde saklı duygular Sesim yüreğim olacak Ve inan gözbebeğim Sen istesen de istemesen de O yüreğim hep seni saklayacak.. Gizli kalacak sevdaların Üzülme diye asla gün ışığına çıkmayacak Arzu Altınçiçek |
Sen istedin diye yazıldı bu şiir...
- Az kaldı, döneceğim diyorsun – isyan saatimdeyim; Kağıtları yırtarcasına yazmak istiyorum bu gece. Sesim gidene kadar bağırmak. Oysa ne kadar açım sevdaya ve sana ne kadar uzak. Tam ortasındayım yangının ama üşüyorum. Bir şeyler değişebilse bu akşam… Tersine aksa zaman, Yıldızlar yanak yanağa dizilse mesela Tek olsa… Ve ay parça parça dağılsa Saçılsa düş kırıklarım. İsyan saatimdeyim; Yüreğimi koparırcasına dokunmak istiyorum yokluğuna Tenime sıvazlıyorum hayali öpüşünü Ve sevişiyorum usul usul satır arası anılarda bu yüzdendir bedenimde parmak izlerim mavi. “Tam ortasındayım aşkın” Ama özlüyorum. Bir şeyler değişebilse bu akşam Tersine aksa beyaz Gece tel tel dizilse saçlarıma Ve düğümlense kirpiklerim. Bedenimde dar ağacı kırılsa, uçsa kelebeklerim. Saçılsa gözyaşımın tüm renkleri. İsyan saatimdeyim; Ben, sensizliği biriktiriyorum an be an. Ben, sensizliği iğneliyorum günlüğüme. Parmakların…parmakların diyorum Hani dolaşsa kıvrımlarımda. Ilınsa ayaz yemiş mürekkep Sıcağa çalsa aşk Ve dökülsen en boş yanıma. Sen koksam artık. En sevdiğin yerimde şu an ellerin diyeceğim de; Saçlarım artık yok. Ve sarısını çaldı eylül Kara bağladı mevsim, suçsuzum. Ama bir o kadar da günahkar Dedim…isyandayım. Tenimi tırmalıyor bir şeyler Tırnaklarım avucumda Karşımda, suçlu aşk … Ve sen… sol yanında esaret… - Az kaldı, döneceğim! diyorsun – Ya döndüğünde ben olmazsam… Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:40 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.