www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:01 AM

Savaşan Büyüklere
Gök gürültüsü duruşunla
Utancı vurma yüzüme
soğuk gülüşümde
depremler var
ve yıkıntılar yarınlarımda
küçük bedenin daha güçlüydü benden
korkusuz,
ben koca gövdemle
aciz, korkak
yüreğin kadar büyük olmak isterdim
ah şu utançlar yok mu?
size sunulan dünya yok mu?
ellerimle durdurmak isterdim çocuk
yap-boz oyunlarıyla vermek isterdim
savaşları,
küçük bir fırçanın gökkuşağından kovası olmalı
Ağıt yerine kahkahalarınız boğmalı sokakları
güneş gözlerine hapsolmuş oysa
soğuk bedeninde saklar sıcaklığı
aç gözlerini çocuk
Kurşun çiy olup düşmüş gül tenine
Bedenin, gömleğin, kaşın, dudağın kireç beyazı
Saçlarında, yıkılan duvarın tozları
Bir nefes çek barış çiçeğimden
Zeytin ağacımın dalına kur salıncağını
Çıkmaz sokaklarımda aç kurtuluş tünelini
Kurşun rengine inat misketlerini yuvarla, gözün mavisi
Ses ver çocuk
Bir ananın çığlığına kar gülüşünü
Bir babanın yangınına dök, üç tekerlekli bisikletteki terini
Okul bahçesinde öğrendiğin şarkılarını söyle
Kardeşlerin için, mermi seslerine inat
Kalk çocuk.
Ağır gelir o kurşun sol yanına
Kan yerine boya de gömleğimde ki
Şaka yaptım de,..konuş çocuk.
Hesabını sor bedava hayatların.

Kapalı gözlerin.
Soluksuz göğsün.
Beyaz görüntünde, kırmızı kırmızı sızmakta ölüm
Hayat ağır gelecekti belki ama
ölüm daha da fazla gelir kimsesiz düşlerine.

Sen küçük melek
Elinde ki elma şekerinin ucuna
Kuyruklu yıldızı takıp
Dünya uyurken
gümüş tozlarını serp
‘Barış Pırıltısı’ dolsun nefsimize

Hadi kalk çocuk
Topacın hala dönüyor başucunda
Köşebaşında bir top kalmış, kan lekeli
Sahipsiz oyunlar
Üç taş kimsesiz

Ağlama çocuk
Toprağına serpiyorum her akşam yıldızlarla,
Ninnileri
Sabahları seriyorum yanan yüreğimi
Ahhh be çocuk... ahhhh

Hadi kalk,
Tüm yaramazlığınla
Şaka yaptım de...
Ses ver çocuk.
Savaşan büyüklere hatırlat
‘ ÇOCUK OLMAYI’


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:01 AM

Savrul
gül yaprakları soluyor ama sessiz kalırsan öyle...demiştin:

Susuyorum ******* gibi
Ağlıyorum belli etmeden dökülen güllerle
Seviyorum ama isyan ediyorum aşka
Sonbahar gibi direniyorum ömrümün sonunda
Bir vazo gibi ellerim
Biriktiriyorum
Yaşlarımı
Sözlerimi
Tutam tutam düşen yıllarımı
Gün gelecek dökeceğim denizlere
Sensizliğimi...

Öyle kanattı ki sevdayı gülüşün
Canını öyle acıttı ki bakışların
Ne sen kaldın oysa bende
Ne de ben

Bir gül ki, dikeni döşeğim
Bir gün ki, ölümden öte
Sana yakışmayan
Bana alışmayan
Ayrılık

Ölüm hazan renginde
Döşeği, başak saçlarının düştüğü omuz
Örtüsü, güneşten çaldığın tenin
Ölüm, sevdanın diğer adı
Bahar gülüşünde
Mavi bakışında
Sensizliğin diğer adı
Ayazın düştüğü sabahların
Avazı isyanlarda
Sensizlikte ölüm gibi sessiz
Sevdansa gözlerin gibi hain
Hadi git şimdi hazan rüzgarıyla
Sessizce savrul.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:01 AM

Dağılan harfler
Güneş gibi dalgın, bakarsın sulara.
Deniz oynak, mavi ezelden yaralı.
Bulut kırgın, karışır sessiz kumlara.
Sahilde gölgesi yaslı, sevişler kaldı

Çiy damlasında büyür gözün dumansı.
Gönlümde titrer kemanın veda notası.
Bildik sözler kilitli dudak arası.
Şarkım sensen gel gör, notalarım dağıldı.

Mevsim de ben gibi, vurgun hazana.
Yaprak çatlak, yeşil ezelden kınalı.
Göğsümden düşer çiçek sessiz yazgıma.
Bahçem sensen gör, baharım da kırıldı.

Göğüm düşmüş, gözüm kara nicedir,
Sabah akşam her saatim gecedir,
Adın, aşkın, ezberimde hecedir,
Bakışına ölüm de çaresiz kaldı.

ab-


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:01 AM

Sen-
'Sen'
Yirmidokuz harfin buluştuğu dizelersin
Gökkuşağında ki tüm renklerin
Damladığı resimsin
Sekiz notanın verdiği en güzel ses
Beyaz doruklarda ulaşamadığım kardelen
Kokusuna doyamadığım dağ çiçeğim
İki mevsimisin ömrümün
Ya kış ya yazımsın
Baharım olmadın asla
Sen ya siyahım ya beyazımsın
Gündüz tebessüm ve hayallerim
Gecemde hüzün ve kabuslarım
Sen yirmidört saatimsin
Ya da yirmidört saatimin adı 'SEN'.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:02 AM

Sen
Sen!
*******i ağlamayı bilirmisin saatlerce?
Yatağına uzanıp dört duvarı aydınlatan
Ufacık pencereden yıldızları sayarmısın?
Onlara bakıpta yad edermisin şekil şekil yükselip
Odanı dolduran sigara dumanıyla?
Kasetteki şarkılarda kaderini ararmısın?
'Şimdiki şarkı benim' diyerekten
Fal tutarmısın gecenin sessizliğinde?
Sen!
Özgürlük içinde esir olmayı bilirmisin?
Tutsak kalırmısın bir çift göze?
Resimlere bakarken kelepçelermisin gözlerini geçmişe?
Her ayak sesini ben sanıpta fırlarmısın yatağından?
Sokaktaki yüzlerde beni ararmısın?
Sen!
Çılgınlar gibi sevmeyi bilirmisin?
Unutulmayacak duygularla
Anlatılması zor hislerle
Koparılması zor sevgi bağlarıyla
Bağlanırmısın birisine?
İçten, yürekten, candan sevmeyi bilirmisin?
Yıllar sonra bir kitabın arasına sakladığın resmimi gördüğünde
Seni eksiki gibi seviyorum.........diyebilirmisin?


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:02 AM

Sen Aşk!
Öylesi tutkulu
Bencil
İnatçı
Ne sınırı
Ne ölçüsü var bedeninin

Kaybında
Kan dökülür yeri gelir
An gelir
Tel kafes olur gökyüzü

Uzayıp gider koridor
Anahtar deliğinden sızan ışıkta
Kurulur dar ağacı özgürlüğün

Ne yansıması vurur
Kırık aynanın
Ki
'Yıllardır en dost bildiğin'dir

Ne bir yaprak düşer avucuna
Bahar yorgunu

Karanlıkta dört duvar
Ne girişi
Ne çıkışı var maviye

Demir parmakların pası
Ellerinde mühürü esaretin
Uykularında karabasanların diş izi
Kırmızı kırmızı sızar

Tutuklu kalır
Gidenlerin arkasından
Yaşanmışlıklar

Anılar kamçıladıkça
Belirir
Aşk deninen müebbet

Sen!
Özgürlükte
tutsak kalmaksan
Aşk!
Beni azad et.



Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:02 AM

Dedin ama
Düşte
Düştüm
Düşlerime
Kabuslar tuttu elimden

Karanlığı böldüğünde gözlerim
En yakında sen vardın
Hem de tek
Yalnızlığıma sardım gülüşünü
Nasıl da canım yanardı bilirsin
Sen gibi

O’nlu kabusları,
O’nsuz düşlere çevir dedin ama

Oysa ki
Bilirdi O
Tenine düşmediğim gecenin
Ne sabahı olurdu
Ne yıldızı


O’nsuz sancıların
Kıvranışlarıydı ve kımıldanışımdı
depremler
Ay büyürdü gözlerimde
Pembe düşlere
Düşerdi ayazı

Bilmediğim yerde
Bilmediğim bedende belki de
ya da
Sindi bir yerlere
Karanlıktan korkan
Güneş misali


Kapadıkça gözlerimi
Açılırdı yaralarım
Yalnızlığım kanardı
Yarasalar gelmezdi
Pıhtılaşırdı sevda


Ne O’nlu kabuslar isterim
Ne de O’nsuz düşler
Başım düşerken
Anılar sussun
Fısıldamasın yeter resimler

Egeden kokusunu getirsin rüzgar
Terli *******in
Son uykumda
Yıldızlar söylesin ninnileri


Sonrası mı?
U
y
k
u
m
v
a
r


Sen kendini bilirsin
uykusuz gelincik

teşekkürler


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:02 AM

Sen bu şehirden gidince




Sen bu şehirden gidince;

Ardın sıra havalanır güvercinler.
Ve bir kürek batar mavi sulara,
Çırpınır dalgalar.

Boynunu büker günebakanlar,
Başlar ayine akşam sefaları
Mahsunluk çöker.
...sen bu şehirden gidince.


Sen bu şehirden gidince;

Keskin ıslığıyla geçer rüzgar.
Pencere buğusunda silinir
Parmak izlerimden dökülen ismin.
Kırk beşliklerde cızırdar yalnızlık.

Kara bulutlardan çözülünce sarı kurdele
Omuzlarıma kadar dökülür siyah saçları.
İnce askımdan düşer kadınlığım
Öksüz kalır içimdeki çocuk.
...sen bu şehirden gidince.


Sen bu şehirden gidince;

Örülür duvarlarım
Sularım çekilir
Düş kapılarım kapanır.
Daldığım dipsiz kuyuda
Balçıktan girdap açılır
Yutar beni

Soluksuz kalır mı insan birini özlerken?
Gökyüzü bile nefessiz kalır
...sen bu şehirden gidince.


Sen bu şehirden gidince;
Dile gelir dolaştığımız kumsal
Fısıldar çakıl taşları, ezberlettiğin şiirleri
Tüm portakal çiçekleri küser

Tarihi meydanda yükselir minareler
Saraylar sessizce saklanır ayak altı
Tavanından damlar gizemi sütunların.
Hasır taburelerden duyulur tavla sesi
Bir sigara içimlik özleminde “ben” tüterken
Bir çift tavla zarında düşer dilimden adın
“hep yek”
ve her şey susar birden
...sen bu şehirden gidince.


Sen bu şehirden gidince;

Kanatır çektiğin resimlerdeki
Zakkum dikenleri
Bir uçak havalanırdı bilmediğimiz yerlere
Mavisi duvarında bırakınca tebeşir tozlarını
Şehirler yazardık, hatta ülkeler
Peşi sıra takılırdı yüreğimizden bir uçurtma
Dudaklarıma dokunduğunda
İpini bırakırdık.
Geri geldi yağmur bulutlarıyla
...sen bu şehirden gidince.


Sen bu şehirden gidince;

Dilsiz bekçilerin gölgeleri uzar
Mezar boylarında
Bildik tüm sesler yabancılaşır
Beyaz kağıdı yırtarcasına
Oynar kalem elimde
Kilidi açılmamış sandıkta birikir
Yazılmamış mektuplarım
Anılar da bir bir sararır
...sen bu şehirden gidince.


Sen bu şehirden gidince;
Haritadan silinir sınırları
Köprüleri yıkılır
Baş kaldırır kale duvarları
Tarih kitaplarından düşer
Saman sarısı ferman
“ ezib riheş kacalo milset”

Sen bu şehre dön de
Şiirim ol yine

Özledim seni
P a m u k a ş k ı m.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:02 AM

Sen İste
Sen iste ben hep varım yanında
Hiç terkeder mi yıldızlar gökyüzünü
Araya hep girer güneş
Saklar yıldızların hoş yüzünü

Sen iste ben hep olacağım yanında
Bir gölette nilüfer gibi
Koparmaya çalışsanda kopmaz gövdesi
Dingin suyunu yansıtacağım yüzlere
Yüzlerde senin yüzün olacak

Sen iste ben hep yanında olacağım
Arı ve çiçek misali
Sunacağım balının özünü
Özüm papatyalarda
Papatya ellerinde
Ellerin pamuk tarlası

Sen istediğin müddetçe sesim değecek dudaklarına
Ellerim dokunacak ellerin diye başkalarına
Gözlerimde bakışların olacak
Sözlerimde saklı duygular
Sesim yüreğim olacak
Ve inan gözbebeğim
Sen istesen de istemesen de
O yüreğim hep seni saklayacak..
Gizli kalacak sevdaların
Üzülme diye asla gün ışığına çıkmayacak


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:02 AM

Sen istedin diye yazıldı bu şiir...
- Az kaldı, döneceğim diyorsun –


isyan saatimdeyim;
Kağıtları yırtarcasına yazmak istiyorum bu gece.
Sesim gidene kadar bağırmak.
Oysa ne kadar açım sevdaya
ve sana ne kadar uzak.
Tam ortasındayım yangının
ama üşüyorum.

Bir şeyler değişebilse bu akşam…
Tersine aksa zaman,
Yıldızlar yanak yanağa dizilse mesela
Tek olsa…
Ve ay parça parça dağılsa
Saçılsa düş kırıklarım.

İsyan saatimdeyim;
Yüreğimi koparırcasına dokunmak istiyorum yokluğuna
Tenime sıvazlıyorum hayali öpüşünü
Ve sevişiyorum usul usul satır arası anılarda
bu yüzdendir bedenimde parmak izlerim mavi.
“Tam ortasındayım aşkın”
Ama özlüyorum.

Bir şeyler değişebilse bu akşam
Tersine aksa beyaz
Gece tel tel dizilse saçlarıma
Ve düğümlense kirpiklerim.
Bedenimde dar ağacı kırılsa, uçsa kelebeklerim.
Saçılsa gözyaşımın tüm renkleri.

İsyan saatimdeyim;
Ben, sensizliği biriktiriyorum an be an.
Ben, sensizliği iğneliyorum günlüğüme.
Parmakların…parmakların diyorum
Hani dolaşsa kıvrımlarımda.

Ilınsa ayaz yemiş mürekkep
Sıcağa çalsa aşk
Ve dökülsen en boş yanıma.
Sen koksam artık.


En sevdiğin yerimde şu an ellerin diyeceğim de;
Saçlarım artık yok.
Ve sarısını çaldı eylül
Kara bağladı mevsim, suçsuzum.
Ama bir o kadar da günahkar
Dedim…isyandayım.

Tenimi tırmalıyor bir şeyler
Tırnaklarım avucumda
Karşımda, suçlu aşk …

Ve sen…
sol yanında esaret…
- Az kaldı, döneceğim! diyorsun –

Ya döndüğünde ben olmazsam…


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:40 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.