![]() |
Sen utan
Yanmıyor canım korkma Sensizliği zaten yaşıyordum İstediğim sadece söylemendi gidişini Ördüğün duvarlar arasında Kendini saklamanın sebebiydi sorularım Kara kaşın kara gözün için gelmedim ardından Aşkından ölüyorum demek değildi aramalarım Adam gibi adam bildim ya seni Adamlık bekledim Biraz da cesaret Bilemedim korkaklığını Oysa ‘özledim’ deyip gelecek kadar cesurdun Sadece yaz kıpırtısımıydı ateşin Konuşmaktan kaçmak mı seni haklı kılan Ya da beni suçlu kılan kaçtıkça kovalamam mı Üzerime yıkamazsın gidişini Kendine bile itiraf edemeyecek kadar Tedirgin dilin Ya duygularına yenilmekten çıkmıyorsun karşıma Ya da yalandı yaşadıklarımız deyip Leke sürdürtmemek için adamlığına Gözümde yaş gördükçe utanırmış adamlığından Kalem tutan elleri kadar severmiş … miş.. miş Seni unutmamı istiyorsun şimdi Peki! Sil haritadan Ege’nin mavisini Gecenin bir vakti uyanışımızda Baktığımız yıldızları sök al karanlıktan Tenine damlayan dolunayı karala Sana yakıştırdığım şiirleri yak Ve bende bıraktığın seni sök al yüreğimden Yirmidört saat düşünmekten yoruldum Sensiz senin için soluklamak zor sabahları Yastığa düşünce kurudu neden, niçinlerine bahanem Gözlerim düştükçe cüzdanımda resmine Gülüşünün tokadını yedikçe ıslak yanağım İnancım kayboluyor aşka Ya ben sevmeyi beceremedim Ya sen sevilmeyi hazmedemedin… Seni unutmamı istiyorsun şimdi Peki! ‘Seviyorum seni, ekmeği tuza banıp yer gibi’ Söyle Nazım’a gittiği yere götürsün bu dizeleri Depremler olsun Kırılsın Nevizade’de bizi buluşturan masa Aşkımıza şahit olanlar üzülmesin Ben bu aşkı sensiz de yaşarım elbet Sevgimi sensiz de çoğaltırım Yirmidört saatim sen olduktan sonra Bedenin olmuş olmamış ne fayda Sen utan sessizce gidişinden… Sen utan.. Arzu Altınçiçek |
Sen kimsin ya
Ne sanırsın kendini Bulunmaz mı Tadına varılmaz mı Sen ki yaşadığını inkar eden Sen ki yağmurların gölgesinde Yapış yapış Suskunluğunda mı Sanırsın adamlık Susuyorsam Senden korktuğumdan değil Yaşadığıma saygımdandır Susuyorsam Kendimden korktuğumdan değil Yanındakine saygımdandır Sen adamlığını bitirdin Kollarına sarı ipler takılırken Susmayı tam öğren -beni konuşmayın derken ki KONUŞMUYORUM KONUŞMUYORLAR KONUŞMUYORUZ K O N U Ş U L M U Y O R S U N Konuşulacak kadar önemin mi var bilmediğim Unutulamayacak kadar...çok mu sanırsın kendini İplerinde onca el varken Gün gelir Yağmur sonrası Kuruduğunda Tahta kuruları yer seni Sayende gördüm Bir kuklanın insan şeklini Sus...ben zaten suskunum O’nlarda öyle Kendi etrafında ara Fısıldayan böcekleri Haydi şimdi dön Maskeli ortamına. |
Deli Sevdalar
Yine akşam oldu Bir gün daha geçti sensiz Birazdan çıkacağım işimden Yola vuracağım kendimi Yorgun beden eşliğinde Ayaklar istemesede çeker yükümü Yollar gider evime Evim bugünde sensiz. Yine bir sofra kuracağım Katığımda sevdam olacak İştahımı tıkayan sensizliğim Bardağımda biriktirdiğim yaşlar olacak Ekmeğim, tuzum hasretin. Bir gece daha çökecek üzerime Yıldızların düşecek saçların gibi göğsüme Ay takılacak gözlerine bilirim Dolunay benim ay'ım Bilirsin vazgeçmem Senden ve dolunaydan. Uzanır ellerin ay ışığına Gurur var ellerin uzanmaz bana Ay ışını tutar ellerin Sıcaklığını yumarsın avuçlarına Sıcaklığımı çeker Göğsüne bastırırsın sevdamı. Gene uzaktır sıcaklıklar Tenim tenine yangın her akşam olduğu kadar. Bilirsin bu gecede bizsiz söndürecek karanlığını Yerini güneşe teslim edecek dolunay. Yine sensiz doğacak sabahım. Senli günlere hasret yüreğim Ha bugün ha yarın deyip seni beklerken Bir gece dolunayın gölgesinde verecek son nefesini Yaşarken de ölürkende yine sensiz Yine bensiz... Yitip gidecek dolunayda deli sevdalar Arzu Altınçiçek |
Sende
Günlerdir rüzgarına kapılmış saçlarım Sonbahar sarısı Geceden düşen yıldızlar aralarında Savrulur, darmadağın Dökülen yapraklar Yanağımdan akan yağmur damlaları İsyanım değil sensizliğe Seni sensiz de severim elbet Sevgiyi tek yaşayan benmiyim yeryüzünde Günlerdir katran karası gözlerindeyim Hapsolmuş kirpiklerine gülüşlerim Bulutların ardında Çatmış hilalini bakışların Sebebi olur ürkekliğimin Günlerdir elinde kaderim Ya sonsuzluk kucaklar beni Ya ben kucaklarım Senden gelen her sona razıyım Tercih sende Ben dudaklarında saklı hecede. |
Sende başlar
Suskunluğa gömülü gözlerde Yıldızlar gibi Kendini yakar durur isyan Yalnızlıkta ne varsa biriken Karanlık gibi yutar Düşe düşer Açar kendini Düşe düşe büyür Aşar kendini Aşk... Bu yüzdendir Baharda çarpıntılar Pencereye vurdukça güneş Gözlerine gün düşünce İçin içine sığmaz En coşkulu şarkılar Koşturur sesinde Tenine kelebekler konar Bu yüzden belkide Bahar aşk kokar Mevsim sende başlar... Arzu Altınçiçek |
Delice
Ebruli düşlerin sabahında Delice bir rüzgar saçlarımda Güneş ki gülüşünden soğuk - can – Gün ki teninden solgun Bildiğim tüm şarkıların Bozulur notası sesinde Renkler ki Gözlerinde kaybolur Uzun yollar biter Yanağındaki gamzede Ebruli düşlerin sabahında Pembe düşer çiy damlası Mavi köpük köpük Serilir ayağına Uğur böceğinden çaldığım Siyan bir noktayı kondurdum yanağına Yıldızları topladığım ellerimle Sana getirdim Uçurum kenarındaki çiçeği Kokusunda Özgürlük Dokusunda Tutku Aşk Sende tutuklu Delice.... Doğum günün kutlu olsun Delice kızım.... Arzu Altınçiçek |
Senden başka dost yok sana
Süzülüyor isyanlar Yorgun yılların çizgilerinden Bir damla daha düşüyor sessiz gürültüsüyle Duyduğun her ses yabancı Güldüğün her yüz yalancı Uzandığın tüm eller Kör bıçak aslında Sırdaş, arkadaş, sevgili Ne farkeder yarana basınca Canım diyenler değil midir canını yakanlar Elden duyduğun, dostunla paylaştığınsa Yüz yüzeysen bir anda yanında olanın sırtıyla Kime güvenilir hayatta Bu can bir kere verildiyse -banane, diyerek sarılmalı hayata Yasak elma bahçesindeyse sevda Toplayabildiğin kadar topla Yarım elma gönül alma… Aldırmadan başkasına... |
Delice aşk
Bahar adamı azdırır gülüm Kuru dalların pıtırcıklar verir -A ş k k o k u l u g ü l l e r e- Göğsünde uyanır Kış uykusuna gerinen kelebekler Sukûnete ses verir mayıs böcekleri Usul usul ilerlerken Bahar adamı azdırır gülüm Buz tutmuş mürekkebin Kor akıtır Yaza dair Ne kadar anı varsa Sandık arasında Dökülür eteklerine Damla damla yakarken Bahar adamı azdırır gülüm Ne delikanlılık dinler Ne hanım hanımlık Ar damarı çatlar sevdanın Sızar aşk korkular dirilirken Bahar BİZim gülüm.... -Bir bahar... ...bir mevsim daha işte -d a n t e g i b i o r t a s ı n d a ö m r ü n- Türkülerini söyle DELİCE kızım Yoluna serili dikenlere bas korkmadan Batığındaki kan sulasın gelincikleri Can acıttığı müddetçe AŞKmış gerçek olan B a h a r b i z i a z d ı r m a z g ü l ü m A n c a k b i z d e b a ş l a r b a h a r e.h.a Not: Aşk kokulu güller / Neşer Selman beyin kitabının ismidir. Arzu Altınçiçek |
Seni sakladım şiire...
Hayat sesinle aktı soğuk yaşamıma Kapalı kapılar...pencereler Aşk kuşları çoktan gitti Sana bir kez daha hasretim ay yüzlüm Yanan tenime düştü öfkeli sesinin ayazı Aşkıma inanırdın hani? Hani dayanamazdın yaşıma? Göğsüm yanarken sensizliğe Kanarken ılık ılık özlemin Seviyorumların düşerdi kulağıma Şimdi nasıl derim yüreğime gittiğini Söndürdüğün ışığı nasıl yakarım gözlerimde E bu kadar mı zalimdin ay yüzlüm.. E bu kadar mı? |
Seni seviyorum desem sadece, olmaz mı!
“Hayat bana bir şans daha tanırsa, bundan faydalanan ilk sen olacaksın” Kırık umutlarında, tuz buz yarınlar...Kırık harfler,nasıl da batar canına ve nasıl batırırsın göğsüme, sarıldıkça. Her defasında biraz daha uzak, biraz daha soğuk ama her defasında biraz daha özlemle. Suskunluğundaki tüm isyanları, gözlerin haykırır gözlerime. Şiirine ses olursun, bazen şiirimde gizli özne. Her defasında ama her defasında, bir kıvılcım daha sıçrar öpüşünden tenime, söndüremezsin de. Şehirler arası yollara vurursun kendini, beyaz şeritlerde düğümlenir dar ağacımın ipi ve her şehir tabelasında, zaman dakikalarını vurur ölüme. Gölge gibi uzar gidişin ve yayılır özlemin dört duvar arasında titreyen mumum sıcağında. Bende boşaldıkça saydam sevişlerin, titreyen gölgede birikir damlalar...kırmızı bir mum daha biter dibinde “yıldızlar gibi sönük”. Ve sonu gelmez sensizliğim...sadece bu yollar ayırır bizi, bilirim. Kağıttan çiçeklerin dikenleri batar avuçlarıma... Susturdukça büyür sevgi, senin koca bedeninde, benim küçük göğsümde. Özlemi aynı, yükü ağır. Susarsın, susarım ve boğazımızda dizilir boğumları aşkın, tıkanır kalırız. Siyah lalelerini bekler örttüğün toprak, ben lalelerde gamzelerini görmenin hayalini kurarım.Mayıs bekler şarkılarım, şiirlerimse ellerimi. Bir türlü tutamam kalemi, dilimin ucunda biter çıbanlar. Tüm sevgi sözlerini yutarım, kızarım ya gidişine ya da varlığında, yokluğu yaşamaya. Kağıtlar bekler, kalem bekler, şiirler bekler ve saçlarımın arasında titrer parmaklarım, altında biriktikçe sessiz dizeler. Perdeyi çekip yıldızlara, ruhsuz bedenimi hazırlarım uykuya. Sen gibi dokunarak örerim saçlarımı – oysa sen açık seversin bilirim- her bir çukurunda saklarım nefesini. Her sabah kurdelemin ucunda çözülür nefesindeki mayıs çiçekleri. Antika, küçük bir ayna var baş ucumda. Kaç kez fırlattım kirpiklerimde eriyen buz parçalarını... kırsam da, parçalasam da en küçük kıymığı batsa da dökülür sessizliğimizde bir şeyler...uykusuzluğum bile renksizce kanar, Kadehte bile rengi uçar sarhoşluğumun. Beyaz çarşafa uzanırım, kirli bedenimle –hiç sevmem beyaz çarşafı; yüzüme ölümü çarpar, soğuğu, yalnızlığı. Sabaha sarmalayıp bir tabuta konacakmışçasına ürpererek uzanırım ya da kabuslarda buz kesecekmiş gibi bedenim ve yattığım gibi kalkarım. Bir yanı düzgün, her yanı soğuk yatağın- Sensizliğe uyanmak yok mu? “Bugün sana mutluluk getirsin olmaz mı! ” deyişlerini çarparım bir avuç suyla yüzüme. Tenimi ısıtırım parmak izlerinden arta kalanlarla. Ellerin ne kadar uzaksa ellerime, bilirim yüreğin o kadar yakın yüreğime, adını dilime mühürlediğim. Hayat bize bir şans daha verir belki, olmaz mı! ! ! ! Seni seviyorum... Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:39 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.