![]() |
Cici Zakkum Şiiri
zakkumlar merhaba sarı zakkumlar, pembe zakkumlar iyi zakkumlar, cici zakkumlar ay ışığında yalancı zakkumlar neden benziyorsunuz ay ışığında aşklarıma şimdi anladım sizi zilli zakkumlar. |
Çimen Seymen
ağlarını topluyorduk âmâ balıkçıların güllerle kalkar konardı yakamozlar yakamıza dünya çok gençti birden zaman şok gibi geçti artık gözleriyle konuşuyor ama balıkçılar. |
Çivit Satarlar
nereye baksam elimde bir çıplak toprak yıkılan cumbalı arnavut kaldırımları aşkları deli ahmet çıkmazındaki çivit kaşlı çocuk dik köşeli cümlelerim, bilya torbasındaki saklayan kelimeleri, yumuşak yokuşları nereye baksam elimde çivit satar sarhoşlar dik dizeleri aşklarımdan geriye alırlar ah, ağustos içinde kaybolurum. |
Demek İstediğim
'demek istediğim sevgili anlamım sana bir türlü yakıştıramadığım/ dan mıdır nedir denizin bu gümbürtüsü üstüne devrilen güldür dil balıklarım... mırıldandıklarım' döner dolaşırım işte bu somun ekmeğin kıyısından köşesinden yine de cevap veremem dediklerime kalbim sen öylece kal dediklerine ne diyebilirim ki sessizce aşklarımdan geriye kalan gürültüme. |
Derinlik Olmalı
zeytin ağaçları zeytin ağaçları ben niye döndüm zeytin ağaçları sorar mısınız babama zeytindağ'lı babama zeytin ağaçları zeytin ağaçları ellerimden tutun zeytin ağaçları yağmur yağıyordu yalan dolu rahmine günün derinlik olmalıydı zeytin ağaçları bin yıllık hasretinde yeşil derinlik açmalıydı ayrılığın aydınlattığı yolda gözlerinden öperim zeytin ağaçları kendine iyi bak ona da. |
Diğeri Aşka
beştaş oynar düşlerim tahta kayıklar, bayramlar horoz şekerini çalar cin alim bir ucu arşa değer dudağı arap devimin diğeri aşka. |
Dolunay Gündemi
1. ellerin niye niye böyle yumuşacık gözlerin bana dağları hatırlatır gözyaşların kandamarları sanki halkın. 2. ellerinin ucu bir mavi yolculuk yuntdağında tek diri kalan kekik kokusu onun da yüreği yoksulluk neredeyse baharda dolunay uykusu. 3. gece güzeldir şiir de öyle karanlığı kurtlar sevsin şiiri Dolunay. |
Dudaklarından Seken Kurşun
bir çocuğun dudaklarından seken kurşun hani parmak kadar bir çocuğun parmak kadar ömründen eksilen gün gibiydi sevgim. |
Düş
doğrudur uzak yollardan karanlık dehlizlerden geldik ayaklarımızı dikenler kanattı patikalarda tavşanların gözleri gözlerimizin rengine bulaştı derin kör kuyularda sevgimiz tüketirken kendini yanımızda doğan güneş sabahlara kadar nöbet tuttu kilise sokağında bu yüzden hiç ummadığın bir söz bu yüzden hiç ummadığın bir kuş bu yüzden hiç adını bilmediğin bir aşk acıtır kalbimizi doğrudur uzak kentlerin uzak insanları kucaklarken bizi en yakın kentlerin en yakın insanalrı çürüttüler avuçlarımızı ve ezgi parmaklarının ucunda kuytu bulutların renginde ararken köşe bucak bizi biz zümrüdü anka kuşunun kanadında bir o dağda bir bu dağda kilise sokağında bu yüzden hiç ummadığın bir söz bu yüzden hiç beklemediğin bir kuş bu yüzden hiç adını bilmediğin bir aşk çoğaltır kalbimizi. |
Düştü Gamzeli Bisikletim 'Derya Arbaş'a
esen rüzgâra es dedim. dinlemedi kimse esmeyene ses oldum. yürüdüm sessizce çam ağaçları sarı kıvırcık dudakları ali kaşlı sığırtmaçları ebemkuşakları anlamadılar. anlamıyorlar sabahtılar yol kenarındaki gül gül kenarındaki aşk incecik toplandılar durmadan soruyordum. dedim ki; yeniden doğdum hep aynı kumruydum aynı yuvadaki bir türlü anlatamadım. dur dedim ana tanrıça ebemkuşağına ama su. ama ateş. ama toprak ama ömrüm. gamzeli bisikletim devrildi. üzgünüm. düştünüz. pembeydiniz halelerle uçuşuyordunuz. suçtunuz elimden geleni yaptım. durmadım. su taşıdım su taşıdım. parmaklarımdan akan kana bakmadım görmedim. kimse şimdi dur demedi. ölüler gördüm melektiler. kalplerinde büyülerle büyüdüm. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:30 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.