![]() |
Hayat Ve Resmin (Yazı)
...Zamanın kıyısında sürüklenen sandal gibi ruhum kıyılarına savruluyor. Kaç gece sayıkladım adını ama sadece fısıltıları okşadı gecenin içindeki ses dalgalarını... Sana ulaşamadıkça seni büyüten kalbim, yakınlarına vardıkça isyankar, tenini hissettikçe aciz... Sevginin her gölgesine vurulan, onunla ışıl ışıl parlayan bir sevdanın, gözlerinde erimesinin hikayesi içimi yakan... Kafesleri üzerime iten, kaçtıkça içine çeken, sensizliğin derin izleri mi beni sana bu denli sürükleyen? Yaşamı bir dağın kenarından süzülen şirin bir ırmağın sesine benzetsene bir... Ancak o zaman hoş gelir tüm kötü anıların aklına... Her çağlayan sesinde irkilirsin bende buna benzer bir hayatın içinden koşar adımlarla geçtim diye... Yalnızlığını zavallılıkla örtüştürdüğünde içinden çıkılmaz olur hayat. Nehrin kıyısına pis su artıkları birikir birden. Hayalinde ki resim de hayatın gibi içinden çıkılmaz bir hal alır. Boyalar elindeyken, tual önündeyken, fırçalarınla darbeler atamazsın doğru hedeflere... Yaşamın seni seçmesini beklersin. Beklersin, zaman geçer... Beklersin, boyan biter... Gülay Yıldız |
Hüzünsel Çığlık
Direncini yitirmiş günleri solumaktayım Haksızlık senin bu yaptığın farkındayım Eline tutuşturulmuş bir sevgi belki daha akıllıca Önüne serilenleri yok etme vakti, harcamaktayım Bir darağacı kurdum yüreğime Yağlı urgan ve bir de sehpa dibine Ellerimi bekliyorum sakin, sessiz Asacak seni eminim vakti gelince Kırdığın gönül değil, sırçadan bir saray Kaybettiğin gün değil, koca bir ömre say Gidişinde gözyaşı olacaksa da gizli ağla Gururun kalsın arkanda, giden ömrüne say Gülay Yıldız |
İnfazımdayım
İki kelimede aklım, sevgin, ihanetin Yaşanmışlıklarda mı kaldı sadakatin? Yaşanmamışlıklarda mı gizli sevgin? Çözemedim hangisisin sevdiğim? Kuru güllerin yapraklarını avuçluyorum Önce canımı yakıyor, sonra alışıyorum Sensizlikde böyle yakıp alıştıracak mı? Denemek bile acı artık yoruluyorum Kadersiz günlerin geldiği bir ışığa Sensizlikle yürümek güçlü kılacaksa Cevabı olmayan sorularla kalayım Sen yine de git bildiğin yola Acırsa için bil ki; Birgün yanacak evren, külü kalmayacak Sevdan sonu olacak dünyanın, yanlızlıklardasın Acımasız günlerin ardındaki durgunlukta Elinde çaresiz bir mumla boğulacaksın Dileyemeyeceksin geleceğini... Olmayacağım, olamayacağım bildiğin sevgili Gülay Yıldız |
İç İçe
İç içe – I Her yolu deniyorsun; İyi olmayı, kötü olmayı, İstediğin gibi olmayı... Bir tek; Dilediğim gibi olamadın! Ruhun bana yanaşmadı, Periler kapıp kaçtı.... İç içe – II Dönüyorsun! Geri dönüyorsun O dar, kıskaçlarla dolu mahzene! Oysa; Açsan kapılarını Ben! Çevireceğim gül bahçelerine, o diken yığınlarını Gel! (de) Yeter! Dilediğim gibi olmayı Ben olmak sanıyorsun. Oysa ben; Seni sen yapacak kadar senim... Geliyorsun... Nefes kadar yakın olabileceğin halde Duruyorsun iki adım ötemde... Biliyorsun... Yanımda olsan da yanacağım, orda dursan da Oysa iki adımsa uzaklık, Adımlarım alev topu! Görüyorsun... Yanıyorum! Tadıyorum her acıyı. Ağırlığım, Dengesiz terazinin en olmadık yerinde. Tartıyorsun. Aldatıyorsun! Aldanıyorum! Nafile! Kaçıyorsun... Yavaşlıyor çaresizce adımlarım. Uzaklaşıyorsun... Tek yol alan bende, Göz yaşlarım... İntihar ediyorlar yanağımdan, Islanıyorsun... Zaman zaman özlüyorsun, Ellerimin oluşturduğu o minik halkaları Yüzünde Hayal ediyorsun... Gözlerim, dudaklarım, hepsi birer numara oluyor Arıyorsun! Peşinden bakıyorum; Acıyorsun! Sırtımı dönüyorum; Sen “yine özlüyorsun” Biliyorum! Her şeyden Çok! Sevmiyorsun. Sıradan şeyler diliyorsun. Ben; Seni diliyorum! Şimdi de gülüyorsun... “Egom” diyorsun “benden ve senden bile büyük”. Bilmiyorsun Yalnızca Seviyorsun.... Rüzgarın Efendisi'ne... Mart,2005 Gülay Yıldız |
İstanbul; Masal Kent Olmuş
İstanbul; Masal Kent olmuş... Bir duman ki sorma gitsin İçine almış tüm sokakları, yutmuş... Gözlerini kapamışsın gibi dingin Huzur verir gibi sabah; Yalnız ve bitkin... Sokaklar gölgeleri arayışta... Bir bulutu örtmüş üstüne kent şimdi Yörüngedeki casuslarla oynaşta Sobeleyen gözleri gizlenmiş Puslu bir gizlenen oyununda İstanbul; Masalsı bir kent şimdi Gözlerim uykuda, ruhum dingin Kalbim, kaçan aşkımla saklambaçta Gülay Yıldız |
İstemlerim
Özlenmek istiyorum hem de çok Aranmak istiyorum sonsuza dek Sorulmak istiyorum her göçmen kuşa Hatırlanmak istiyorum her şarkıda Ve sevilmek istiyorum sonuna kadar... Gülay Yıldız |
İsyanım
Işık terketti bizleri, gözüktü kara çarşaf Yıldızların varlığımı çoğaldı ne! Sanki daha bir parlak, daha bir çok Ve kayanlarda öyle... Her kayan yıldız birinin ömrünün son simgesi Onunla beraber terkediyor bizleri Tıpkı isyanım gibi... Yıldızım kaydı ve kara çarşafı terketti İsyanımda beni... Gülay Yıldız |
Kalemim ölüyor...
Yüreğindekileri dök diyorum kalemime Susuyor... O zaman sessizce ağla görmesinler diyorum gözyaşlarını Ilık Ilık ağlıyor... Feryadını dinlet; dostun, düşmanın duysun diyorum Kıyamıyor... Elindeki hançeri sapla kalbine öl diyorum Gözleri alev alev; seve seve diyor... Acısını hançer yapıyorum, ucunu sivri Kelime kelime saplıyor hançeri Mısra mısra ölüyor... Gülay Yıldız |
Kapattım Akşamsefalarımı
Akar damla damla yaşım gözümden 'Vur' der, 'öldür' der onu yüreğim 'Yanlızlığını, gözyaşlarını onunla yok et' der Attığım her adım, bastığım her basamak Biraz seni hatırlatır, biraz beni Gönlüm görmek istemez bizli sevgileri Gözüm hep atlar senli benli yerleri. Bilirim tekim bu yolda, bu sefer ayak izlerin yok Kapattım kapılarımı, gelmene izin de yok Yaralar oluşturdum bedenimde... O yaralarla iyileştiriyorum benliğimi şimdi Her oluşan kabukta, kabuklaşırım bende Her iyileşen yarada nasırlaşırım seninle Bilirim, acı da hissedilmez olur yakında Sen sanma hep ağlarım, ben yine gülerim Alıştı ruhum vurdumduymaz rüzgarlarla dansa Kapattım akşamsefalarımı karanlıklara karanlığımla Aydınlatmam onları, açmasınlar asla Açılmasınlar da yaşamasınlar sensizliği benle... Gülay Yıldız |
Karlar Altında Kalbim
Milyonuncu kez gidiyorum hesapsız sevdanın ardından Her seferinde hatalardan kalanlara sığınıyorum Gözlerin ağlamaklı artık, zor herşey diyorsun, hissediyorum Hatalar sinsilesi, Sen beni ben dostları yaraladık Zaman affetmeyeceğim nidalarını savuruyor gökyüzüne Oysa kalbim... Bu soğuk kış gecesinde Sıkışmış bir pranganın içine, daraldıkça ısınıyor Daraldıkça, büyüyor... Hasretinle, acımı savurup harmanlıyor fırtına Özleminle, gözyaşımı akıtıyor gökyüzü Donan öpücüklere yağıyor kar bu gece Kalbim prangada... Pranga karlar altında... Gülay Yıldız |
Kelime Yığını
Kırık bir can yığını! Üstünde yürüyorum çaresiz. Bir damla kan akarsa, Sevdanı yeneceğim... Balıkçı kuşu, Tam ortasında denizin Hayalim; Kanadını kırmış göçmen kuşu Rengi kurşuni, hayali siyahi Sevdası; -Yok - aklı uyuşuk Gözleri; firari... Gülay Yıldız |
Kayıp bir Aşka Daha
İki yeşil göz içindeki yangındı yılların haşmeti Sevdana daldıkça anladım, körmüş gözleri Soruyorlar! İçini kapadın mı dört duvarla? Ve kazıdın mı ismini her bir tuğlaya? Kırdım oysa ki, emsalsiz duvarları Ve adını gömdüm Yıkıntıların mahsen yaptığı boşluğa... Kelimelerimi sürmüşler, bulamıyorum Ne kadar düşünsem de seni anlatamıyorum! faydasız Kaybolmuş bir mızrağın oku kadar, Çizilemeyen harfler kadar aciz! Uyuyorum; Gece bitik, Gündüz yenik, Sevdan tükenmiş, Sevdam sefil... Ağlıyorum, kalbim hissiz Ömrüm sensiz... Güneşi sunsunlar bir tasın içinde Tası doldursunlar gözyaşınla Sonra içirsinler yüreğime... Aydınlığa ve sana susadım Ağlıyorum, dilim tutuk Kaderim sensiz... Gülay Yıldız |
Kendine Katli Katilin
Bilmem farkında mısınız? Onca kalabalıkta tek kalmış, Ağlamaktasınız... Oysa, Gözyaşlarını değerli kılan İntihar edişleri değil yanağınızdan Kimin uğruna döküldüğüdür. Bilmem farkında mısınız? Ağlamaktasınız.. Gülümsedikçe dökülen gözyaşlarınız; Ağladıkça iç yanınız da yanışlarınız... Bilmem farkında mısınız? Eğlenirken baktığınız aynalarda Katilinizi saklamaktasınız... Gülay Yıldız |
Kısaca
Gözlerin; tanrının hediyesi Ellerin; tutunacak dalım, Nefesin; nefesim... Geceyi bitirir güneşin, Sevgim; sevgin... Gülay Yıldız |
Kısır Döngü
Anlayamadım nasıl birden böyle oldu Sen alıp verir olmuşsun soluğumu Gidince nefessiz kalışımda keşfedebildim Sana bağlamışım bütün ruhumu Gözlerinle bakmışım hayata benim diye Ellerinle tutmuşum okşamışım bebekleri Kalbinle devam etmiş içimdeki döngü Dudaklarınla öpmüşüm hep tenini Gitmen gerekir diye gittiğinden beri Kelamlarım hep aynı ateşin etrafında Birbirinden farksız anlatımlardayım İçim sensiz, bilirim ki artık karanlıktayım.... Gülay Yıldız |
Kıssadan Hisse
Güldüm, kırmızı bir gonca Kopardın yapraklarımı her haykırışında Kalan sadece koca bir diken yığını Sarılma... Gülay Yıldız |
Kimin Umrunda
Işık doğmuş, gün olmuş neyime Sevdan bitmiş, kül olmuş kime ne Ne gidişler gördük, dönmekti istekleri Elleri ayak gibi süründü yürekleri Gidene yol açık, dönüşü mümkün değil Sevdanın adı bizde tükenmez acı değil Gülüşüne hayransa gidişine de kabul Sen git yürek ağlar gözler değil Gülay Yıldız |
Kuru Soğuk
Kuru soğukta mı gizli gecenin karanlığı Yoksa karanlık diye mi soğuk her akşam? Sevgisizlikten belkide yüreklerin bu kadar üşümesi. Evet! Sevgisiz kaldığı için bu kadar soğuk gece. Yüreklerindeki sevgiyi yakarak ısınanların, Küllerinin bile eseri kalmamışlığında gizli bu kadar ürkütücü hava. Oysa ısınmalı hava… (İsteğin üzerine, düz yazıyı bir de şiirleştirdik dost...) Gülay Yıldız |
Kuru Soğuk (Yazı)
Kuru soğukta mı gizli gecenin karanlığı yoksa karanlık diye mi soğuk her akşam? Sevgisizlikten belkide yüreklerin bu kadar üşümesi. Evet! Evet, sevsigiz kaldığı için bu kadar soğuk gece, yüreklerindeki sevgiyi yakarak ısınanların artık küllerinin bile eseri kalmamışlığında gizli bu kadar ürkütücü hava. Oysa ısınmalı hava… Gülay Yıldız |
Kutsal Hediye
Işıklar yandı karanlık hücrelerde İzledim duvarda akislerini Güzeldiler... Hapsedilmiş hislerim Önce aydınlıktan çekindiler, Sonra uyumla dans ettiler. Süzüldü karanlık, çekingen ve ürkek Uzanıp anahtar deliğinden usulca Acısıyla anılarımın, bir olup gittiler. Evreni sundular minik bir kasede İçinde kutsal su ve gülümseyiş vardı Ellerimde damıttım bedenine, süzüldüler. Kalan aydınlığın oldu geceme Bildiklerimi döktüm şüphelerine Benle bir olup gözlerinde eridiler Ağustos, 2006 Gülay Yıldız |
Küçüktü Ellerim Kadar Düşlerim
En sade anlatımıydın günlerimin, Bir o kadar da ışıltılı duruşu düşlerin. Kocaman ellerin vardı dokunuşunu sevdiğim, Onların içinde küçük kalırdı ellerim. Derin alınmış nefes gibiydin, Onca yorgunluğa sade bir mola. Ben varlığına anlamlar yükledim Sen anlamları fikirlere çevirdin. Gittin... Gittiğin gibi geri geldi dertlerim... Sen büyürsek eziliriz dedin Oysa küçüktü ellerim kadar düşlerim... ~Ti'ci için uğurlama Kasım, 2006 Gülay Yıldız |
Let Yourself To Be Mine
I feel this is the end of the time even I know, it can be the last day of my life Darling and darling to be center of attention; that is the aim of your life be mine, be mine and be center of my life... this is the aim of my presence... begining of December, 2004 Gülay Yıldız Gülay Yıldız |
Masalsı Umut
Bir kuş var, yüreğimde saklı Bir bacağı öyle bir dala bağlı Acımasız düğümler atmışlar Uçmak isterse kırılabilir bacağı Umudum'muş adı! Umudumu bağlamışlar o dala... Kopması için azim lazımmış Ama öncelikle yürek Bir körün eline vermişler baltayı 'Vur' demişler 'biz üç deyince' Korkmuşum, ya kuşumun bacağına gelirse Yine de dur diyememişim, değil mi bu bir risk Riskin sonunda özgürlüğü var kuşumun Ya da ölümü tüm umudumun. Ve bağırmışlar hep bir ağızdan 'Bir' dediklerinde korkmuşum yine 'İki' dediklerinde yalvarır olmuş gözlerim 'Üç' de yalvarışlarım birer damla olmuş Kapanmış gözlerim... Ve o kör adam ipi kesmiş bilinçsizce İlk önce sevinmişim, umudum ölmedi diye Ama serbest kalınca uçup gitmiş Keşke, keşke kanadından tutsaydınız Gitmeseydi, benim olsaydı umudum, benim kalsaydı Düşün demişler bu muydu isteğin? En iyisi oldu deyivermişim Neye yarardı kanadı kırık kuş Bir yanı gitmiş umut... Uçtu ki bekleyen kuşlarıma sıra gelebilmiş, Değil mi ya, Umutlar hiç bitmezmiş.... (15.02.98) Gülay Yıldız |
Mayın * 1 *
***'Bilmezken acıların yakan yanlarını Ellerimle döşedim mayınları geleceğime' Hatalar harmanında dövülen Acı bir çocuk çığlığıydım. _________henüz yeşerdi, Sessizce sürülen çukurlara Yerleştirdiğim mayınlarım Ne bilirdim, Azrail orağıyla biçileceklerini... Tüm anılarım birer çakmak taşı şimdi, Hain bir düvenle gezinmekte günümde! Hasat zamanı bile değil oysa Miniğim; Acılarım yeni doğan tınısı! İlk mayın gürültüsünde erittiğim Bir savaşçının miğferi... Gözyaşlarımı buharlaştıran, Kızgın demir sıcaklığı yüreğim ***'Mayınlar Döşedim Geleceğime' isimli şiirimden alıntıdır. Aralık,2005 Gülay Yıldız |
Mayınlar Döşedim Geleceğime
Bilmezken acıların yakan yanlarını Ellerimle döşedim mayınları geleceğime Sen, döndürdün günümü gecemi Durdurduğunda hatırlamıyordum yerlerini Geleceğim yaklaşıyor, mayınlar bekliyor Gözlerimi bağlayın, yüreğimle yürüyeceğim Ellerimle havanı hissedip Kendim ödeyeceğim hatamı, sevabımı Ya parçalar mayın günümü Ya affeder canımın vurdumduymazlıklarını Sensin ya orda duran sevda Adımlayacağım hayatı, gözüm artık kara Gülay Yıldız |
Melekden Bir Gece
Soylu meleklerdir huzurlu uykuyu veren En güzel perisi olup rüyana gelen Benim en soylum sende kalsın bu gece Dalsın uykuna, dipsiz rüyanda iz olsun sana Sen günaydın için açarken gözlerini Minik bir buse olup konsun göz kapağına 18/11/2003 21:55 Gülay Yıldız |
Melek Fısıltısı
Yer kabuklarını sıyırdığım bir düşte, Fısıltı söylemlerinde gecenin, Düşümün meleği eğildi. ve 'duy' dedi -hırsız... Bir çocuk o daha Oyunları var oynayacak Büyür elbet ancak Önce oyunları oynanacak... yüreğimin titremesi hayra mı alâmet yoksa düş meleğimin sessizliğine mi? Denizmişim.. 'O' ise gölet; Hoyrat dalgalarımın içinde Balıklara yuva olacak kadar merhametli ben' e Erişme derdinde sancılı bir durgunluktan ibaret… yazık ki yazık... Bilseydim; Fırtınayı keser, dağları dizerdim göz ufkuma. Ardında kalışını umursamadan Açılırdım diğer yakama... Bilseydim; Yol açmazdım nehirlerle varlığına. Tek başına sislenmeni izler, Bırakırdım bir bulutla baş başa... Gecemin düş meleği... Derin bir uykuya daldı, uyanmayacak Fısıltıları birer fırtına şimdi kalbimde Şiddeti; Fırtına diye bildiklerimi unutturacak... Denizsem, akıntıma alıp götürebilirim acılarımı... Onca biriktirdiğim gözyaşı bile olsa Sürükleyebilirim tüm anılarımı. Ne fırtınalara göz yumar benliğim! Düşümden ve meleğimden sonra, O fırtınaları ancak Gemilerimi batırmak için izlerim! 2007 Gülay Yıldız |
Merhaba
Acının diğer yüzüyse mutluluk Gözlerin ışığın diğer yanındaysa Gündüze çevir içindeki *******i Sonsuzluğa bırak hapsolan kelimeleri Sensizlikten yanan bir umut dünyasına En sevdiğin çiçekleri sun ve aç kapıları Oysa gelmeyen beklenen olmak sıkıcı derdi baykuş O hep *******in bekleneni ama gündüze hasret Sal içindeki baykuşu *******e dönsün ama sen! Sen gündüzlerin yakan aydınlığında Açamamış sevgini tomurcuklandır 'Merhaba' de hayata gün ışığında Gülay Yıldız |
Mızrağımda Sevgin
Canımın kıyısına serdim bakışlarını Yüreğim öyle dingin, ruhum öyle sakin Ve Kamçısı celladımın tenimin üzerinde Nefesim öyle durgun, gözlerim öyle yenik Devamı yok / artık / kırdım döngünü; Öyle ki; Bilirim gideceğin yol cehennem üzeri! Kaç bakışını kaçırdınsa o kadar farkettim Sevdan benden asi, yüreğin benden gri Senden gelenleri astım mızrağıma Mızrağım elimde, elim havada Saplandığı yürekte kal, orda yaşa aşkını, Göğe dağılan ömrüme yanarım ben Sevdam bir bulutun içinde yağmur oldu Yine de sana yağdı... Gülay Yıldız |
Minik Ölüm
Geçmişine gömdüğün bir iki satır Ne nefes bilebildin; Ne bir saç teli kalabildi elinde... Sanala aşk yakışmazmış... Kanıtladın ölümünle... Gülay Yıldız |
Mutluluğum, sobe
Köşe başında gizlenirken yakaladım mutluluğu Çağırıyorum hadi gelsene, sobe Benden kaçmak zorunda değilsin Alacağım avucuma, seveceğim öylesine Kaderden kaçılmaz bilirsin Emin bu sefer sen benimsin Gözlerimdeki ışığı yakalamaca Bu oyunun adı bu, hadi çık karşıma Bir ışık gibi arkandan sessizce gelen Eski dünyanın, yeni insanı, bildin, tabi ki ben Yakalamak umudu avucumda tuttuğum Biliyorum, bana hasrettin buraya gelirken Güzelliğini sunacaksın mutluluğum Yardımını sunacaksın, gelecek yeni umudum Yakarışlarıma aldanıp da sanma ki, Uzun sürmez gelişin, bilirim anidir gidişin.... Gülay Yıldız |
Mutluluk Adına
Kapkaç *******in karanlığında Minik bir yıldızdan gelen ışıksan En karanlık kısmında bile hayatın Sorunsuz ışıldamalısın yanlızda olsan Santimi bile sayılmayan bedenlerin, Farkında olunmayan hayatların nefesiysen Hayat olup dolmalı, zehir olup çıkmalısın Yanlızlıkla bir olup ta o bedeni bile paylaşsan En asık surattaki dudağa hükmediyorsan İnadına tebessümü yaratmalısın zor da olsa Ve, ihtiyacı olanlara sunulsun diye sırf Kahkahayı tattırmalısın ona acıyla doluda olsan Zindanları aydınlatan gözlerdeki umutsan Her zaman, daima ve hep ile birlikte Mutluluğu eklemesin cümlelerine yaşama inat Herşey bittikten sonra da anılmak istiyorsan Gülay Yıldız |
Mutluluk; Sözüm Sana
Bırak şu saçma duruşu! Yaptığın tek şey nokta vuruşu... Al hüzünden uzun çizgileri. Geldiğinle gittiğin bir, Bitir şu çabuk gidişi... Gülay Yıldız |
Ne Desem Yetersiz
Duygularım tırmanır yine Özlem dağlarının yamaçlarında Biraz daha geçen deli zaman Ha gayret ulaşacaksın gözyaşı pınarıma Kıpkırmızı gözükür ordan deniz Bulutlar oluşturur göz buğusunu Sevgim akar her bir yağmurundan Islatır yüzünü, o yunus burnunu Ağlatırsın beni sevdiğim Zorlatırsın cehennem pencerelerini Elem kaplatırsın dört bir yanı Kaçışım olmaz, açılmaz zindan kapıları Boğulurum gözyaşı okyanusumda Her ettiğin laf dalga olur göğsüme Çırpındıkça batırır köpüğün Çeker beni çıkmazların içine Gülay Yıldız |
Mutsuzluk Perisine İnat
Mutsuzluk perim; bak ben hala mutluyum Onca olanların ardından ben hala umutluyum En kötü şartlara rağmen herşeye karşı koyan Karları dahi üzerinde örttürmeyen bir kardelen, En zorlu kayaların üzerinde büyüyen fidan gibi Kazandım savaşımı huzurluyum Unuttum, kini, nefreti, acıyı, kederi Sadece yaşama sevinciyle doluyum Uğraşma benle artık 'pes' de Boşuna tüm çabaların, gayretlerin Çünkü artık ben, benim Tek dostuyum kendimin... Gülay Yıldız |
Nefretle Şiir
İki hançeri kalbimde tutan, Derinlere daldıkça kanatan içimi / Sevdan değil de ne? / Gündüzü geceye veren, sonra geri alan yine Sevgim; Bir ışığın en minik zerresinde Ve en küçük serpintisinde dalganın. Verdim içimden çıkan bir nefesle Benim değil artık acın.... Dört nala giden bir atın yelesine bağlı Sonu olmayan bir nehrin akışında Nefretimi kustum öylece, ortada Aklım; Gidenlerin gölgesinde büyüyen bir tohumda kaldı Gülay Yıldız |
Nesir de Sen Nazım da Sen
Nesirde sen; Bilseydim ansızın gideceğini, daha sıkı tutardım elini. Anlasaydım; uzağındaydın gülücüğümün, daha çok duyururdum kalbimin sesini. Yorulmuş bir kaç ritimsiz atışım artık. Bitkin ve tükenik duygularım. Korkularımı artıran gözyaşlarım kadar, silinmeye meyilli ansızlıklarım var. Kalsaydın evren dönebilirdi. Gittin, yaşam bitti... Ömre bedel bir gülücükse kalan, ömrü noktalatan bir acı şimdi aşk. Nazımda sen... Aşkı acımadan astılar akılların darağcına Ben tekmeledim sehpasını Sallanan bir ölüm değil Sondan mahrum bir sevda anı Gidişinin heybetiydi aklımı durduran Gelmeyişinin kesinliği ile ayıldı dünyam Tek kelime anahtarıydı dünün Bugün de, sensiz ve yenik bir gün Devrildi vedaları kaldırdığımız raflar Önümde bin türlü ayrılış ve har Bilmiyorum hiç birini Bildiğim bir tek sensizlik var nesir de §en nazım da §en... 12/02/2006 KG&CC Gülay Yıldız |
Not
Sürdürsede zaman sonsuz aralığını açmaya Ve solsada güller her seferinde yeşeren yaprakla Bitsede acılar sonsuz hüzünle gülümseyen dudakta Kamçılasada bir bedeni mutluluğun ateşiyle yanan kırbaç, Kanatsada her yarayı damla damla, merhemler Ben olmasamda sensiz ve gülsem yine Kalsam yanında *******ce ve ağlasam saatlerce Cehennem kapısından girerken sevinç çığlıkları atsalar Cennetten içeri bakınca üzüntüden ağlasa insanlar Ve bitmesi imkansız aşklar bitmek için yırtınsada Ve kalbim durduğunda bile durmasa gözyaşlarım... Bu kadar imkansızlıklar içinde gerçek olan tek hayal, Ömür boyu birliktelik, ömür boyu yanımda sen... Bu kadar hayalin içinde hayal olan tek gerçek, Seni daima sevecek bir ben! Ve unutma! Hayaller geçmişten, gerçekler gelecekten... Gülay Yıldız |
Ondandır
Ondandır; İki sözü bile anlamsız kılmam Ondandır; Aşkı bir dala asıp Bacaklarından sallandırmam Sensiz kalan üşümüş gözlerime Ondandır acınası bakışlar Gömülen sevgine; kuytularında kuyuların Ondandır sancılanmalar Ondandır bu hasret! Bendendir biçilen bedel! Sendedir acı...! İndirdim kalbimdeki tahttan seni Kattım halkın arasına Aşk artık; Sende idam! Bende ölüm! Gülay Yıldız |
Öfkeye Şiir
Daldığım derinlerde adın yok Almış götürmüş başka harflerden ibaret isimler Anılarının cenazesini kaldıran, Ardında bıraktığın kine yakın sözcükler... Kıymet dediğin, verilen değil alınanmış... Kıymetini yesin dünya senin Gözümde hiçsin! ' Gülay Yıldız |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:12 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.