www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Kamil Çağlar (https://www.cakal.net/showthread.php?t=133822)

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:46 PM

Darağacı (Kurban)
Haram geçmedi, seni geçirdiler boynuma, gidi yağlı urgan.
Ak sütün helal, sen emzirdin, yolunda oldum ben sana kurban.
Sevdam kirlendi, zalimin hükmünde, nasıl aranır ilim irfan.
Yanarım ateşimle, kazınmış ismim, olmaz ömrüm bir daha ümran.

Hesap bitmiş, dönüşü ahiret, takdir edilmiş defterde navlun.
Paylaşılmış parsa, yüzüm sararmış, korkudan bet beniz solgun.
Talimde cellat, takıldı yağlı urgan, boynum sana oldu vurgun.
Ağlarım narımla, kurbanım aşkına, dişi kuşum kederli kumrum.

28.12.2006 22.30
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:46 PM

Darağacı!
Asmışsın beni darağacına, kollarımı bağlamış.
Koyup bedenimi teneşire, boylu boyuna uzanmış.
Gözleri yaş dolu anamın, sözleri de dağlanmış.
Ağlamış da ağlamış, derdine yanmış da ağlamış.
Benim için ağlarken, senin için de yanmış...

23.02.2003 22.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:46 PM

Dedem
Yatağa uzanmış bekliyordu.
Acısı sesini de kısmıştı!
Kısık bir ses tonuyla:
“Ah” diye inledi.
Uzun zamandır katlandığı bu ağrılar.
Tahammül edemiyordu.
Gelse de kurtulsam:
“Nerdesin Azrail? ”

Bazen hatırlardı beni.
Ve her zaman:
“Gelen sen miydin? ” diye sorardı.
Bilirdim beklediğini.
Bilirdim de, ne çare!
İlaçları da yetmiyordu.
Artarak devam ediyordu:
“Ah bu ağrılar! ”
Beraber katlanmak isterdim!
Acısını hafifletebilmek..

Aramızda yoksun artık!
Nur yüzün ve şakaların kaldı aklımızda.
Çekilmiş video görüntülerin vardı.
Onu seyrederek yad ediyoruz.
Sevgili dedem;
“Seni hep rahmetle anıyoruz.”

15.04.2002 19.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:46 PM

Defterde sayfa doldu..
Na tebellüğ talak, itibar-ı rezalet doldu.
Kaypak-ül kirli tavır, cephe-i zulüm oldu!
Nâme’tül mesaj, rûc’uya cevap koydu.

Allah’a edilen dua, secde ile huzur buldu.

Beddua zamanıdır şimdi, kalbe emir vaki oldu!
Var git şimdi kadıya, şikayet vacip oldu!
Sabra dönük pişman, defterde sayfa doldu!

03.05.2007 15.40
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:46 PM

Değişen Bir Şey Olmadı.
Zaten değişen bir şey olmadı.
Hicran ve hüzün, elem ve kasem!
Onlarla birlikteyim yine ben.
Bir de anlatabilsem!

Stabilize yolların uğultusu arttıkça,
Kilometre taşlarının sadece renk izleri
Ve birazda düşük banket tabelaları
Kalıyordu sadece aklımda!

Azami sürat uyarılarıyla bezenmiş,
İnadına çiğnenmek istercesine..
Yasakların dayanılmaz albenisiyle örülmüş,
Keskin viraj işaretleriyle örselenmişti..

Memleket yollarında ilerledim ben!
Tutunma kolları kırık, seyahat taşıtlarında..

Oysa taşımak istemediğim vicdan,
Acımasını özlemediğim gönül yaram!
Ve birkaç parça hatıra da vardı,
Şu eskimiş, sırdaş bavulumda..

Düşüncelerim okuduğum kitap sayfalarında,
Hayallerim ise yastık ve yorgan arasında!
Acımasız sözlerimde hep aynı haykırış,
Ellerimle mevlaya, bitmeyen yakarış!

Omuzlarımda taşıdım ben bu sahneyi,
Tekrar tekrar çektim hep, aynı kareyi!
Dedim ya! Değişen bir şey olmadı!
Ha orada, ha burada!


28.01.2006 - 00.30

Kamil Çağlar
Hayrabolu

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:47 PM

Deni/Yorum
Deniyorum..
Şikayet etmeyi.
Rastladığım her insana
Kahrımı anlatmayı.

Beceremiyorum.
Öğrenmediğim bir duygu.
Niteliksiz sorulara,
Veremediğim bir cevaptı bu!

Şikayetçi olmayı bilmiyordum ama,
Öğrendim dert yanmayı!
Manası diğerine denk gelen,
Seviyorum bu kurnaz oyunu!

03.03.2006 11.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:47 PM

Derbedersin, yolunda kim var?
Zalimin güLünde diken var, batar.
Falcının faLında yalan var, atar.
Şairin eLinde kalem var, yazar.
Sende bak haline, küLünde ne var?

Çiçeğin daLında, tatlı bir nefes.
Arının baLında, haklı bir heves.
Masumun döLünde, azgın bir teres.
Senin benden başka, yeLinde ne var?

Irmağın seLinde, dövülür taşlar.
Kancıklar iLinde, eğilir başlar.
Garibin çuLunda, yolunur saçlar.
Gurbet ele düştün, koLunda ne var?

Çıkmıyor naLında, kara bir leke.
Silinmez yoLunda, utanç bir pike.
Garibin saLında, dümende yeke.
Şükret be güzelim, haLinde ne var?

Gam kokar güLünde, aLında kim var?
Mecnun kim gönLünde, faLında kim var?
Saklarsın çöLünde, diLinde kim var?
Derbedersin, senin yoLunda ne var?

06.01.2007 23.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:47 PM

Dert Edinme!
Dert edinme,
yalnızlık tuhaf bir duygu.
Havada uçuşan toz bulutudur, toz bulutu!
Cam üstünde su damlacıklarıdır bazen,
Bazen de;
odada uçuşan duman kokusu..
Sivrisinek vızıltısında kanlanmış gözler
Şamar oğlanısın, yalnızlık neyler!
Derdine küsme;
yalnızlık asil bir kumru.
Kendi dünyasına çekilmiş, sevecen bir olgu..
Havada uçmuyor yalnızlık,
belki realist terk edilişinde.
Takıntı yapmıştır bünyeye,
sürrealist bir hikaye.


08.04.2007 11.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:48 PM

Devşirme düşünceler sarmış vatanımı!
I.

sorarlarsa beni
__________önsözümle birlikte anlat
____________________________emi!

horasandan başlasın cümlelerin
bin batın güneş doğumundan
tan yeri kızıllığına bağışlansın aslım
bir içim kımız varlığında

at sırtına vurduğu gümüş eğeri
varsın sallasın küffarı
bir asırda yapılmış dövme miğferi

ve
nice kanlar dökmüş çelik kılıcı
nice gafil kelleler almış
kor yürekli aslan erleri..

II.

nurundan bahset
iki cihan sultanı Hz. Muhammed’in
gül kokulu efendimin

dünya önünde salavat getirsin
ümmetiyle yaşayan peygamberimin..

anlat ki;
______yıkasın ruhumu saran kokusu

ufacık bir yanığa bile tahammül edemeyen bedenimi
hasretiyle yanan fendim
_________________sonsuz bir huzurla doldursun..

kızgın güneşler altında
_______________azap çeken ashabı anlat..

sırtında taşıdıkları taşları
tuz basılan yaralarını
çekmedikleri cefa kalmayan o aziz muhacirleri

tebliğ vazifesiyle şereflenen
_____________________muteber insanları..

III.

şimdilerde diyorlar
_____________senin ceddin eşcinsel

gülüyorum ama
___________geçemiyorum..


IV.

yakışmaz üstüne geçirdiğin elbiseye
___________________________toz zerresi

o değil miydi asır açıp kapatan
____________________cennetle müjdelenen asil komutan

çağın dahisi o değil miydi?

ak küheylan üzerinde heybetiyle dimdik ayakta
___________________alnı yalnız secdede eğilen tok insan

ayasofya da Cuma namazı kılan
______________________o değil miydi?


V.

devşirme düşünceler sarmış vatanımı
terkedilmiş din, vicdan, iman
kalem almış eline ünlü bir şair
yafta yapıştırıyor ceddime, avni ilzam..

ey sen!
_____kelimelerle dans eden deccal..

kin kusan kalemine olsun selam..

yaşıyorsunuz hala şehit kanıyla sulanmış bu topraklarda

tek başıma da kalsam
_______________küfrettirmem soyuma
_____________________________kara satırlarında..

27.11.2007 08.30
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:48 PM

Dilekler
usul usul çıkalım merdivenleri
aman ayak takılmasın
dikkat edelim paça çekenlere
düşüp de başa kakılmasın

itilmesin umutlar
o merdivenlerden
tutulup da atılmasın
çakılmasın zemine
yitirilmesin düşler
yerilmesin düşünenler

gelin gibi süslenen şiirler
daim olsun sabır çekenler
aşkla sulansın yedi verenler
sevdayla örülsün tüm dilekler


22.10.2004 12.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:48 PM

Dinime Işık Tutar, Vicdanıma Özgürlük!
Dinime ışık tutar, vicdanıma özgürlük
İlahi bir ahenkle, okumalı Kur’an-ı.
Davetiyle doluyor, amelim kusursuzluk
Tefsirin izahıyla, yaşamalı Kur’an-ı.

Eksik kalır düşünce, kısır fikir varlığı.
En temel unsurudur, farzdır mü’min birliği.
Ciğeri kavuruyor, ufak beyin darlığı.
Alim içtihadıyla, öğrenmeli Kur’an-ı.

Emrediyor Yaradan, göz açıp okumalı.
Hafız tilavetini, gönülden dinlemeli.
Rabbimiz anlatıyor, kul gözüyle görmeli.
Evrensel mesajıyla, anlamalı Kur’an-ı.

Kamil ilmi ararım, ıssız ovalardayım.
Sırtıma yük vurulsun, kor ateşte yanayım.
Yüreğe dokunuyor, sabır dağlamaktayım.
Sahabenin ufkuyla, taşımalı Kur’an-ı.

Karlı dağ yamacında olsan da farkı yoktur.
Tefsirin izahıyla, okumalı Kur’an-ı.
Kalplere işleniyor, bil ki sevabı çoktur.
İlahi bir ahenkle, okumalı Kur’an-ı

08.10.2007 14.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:48 PM

Diyalog
Sineme düşen kar misali
Lapa, lapa yığıldın üzerime!
Gece yarısı kesen buz misali
Yüreğime çöktün, dondurdun yine!

Umutlarımı boşa çıkardın
Pahalıya sattın sevgimi!
Her yükü taşıttın sırtımda
Şimdi, neden vazgeçersin ki?

Sonucu belli haksızlıklarla
İlişkimin bağını kestin!
İstikrarı bulunmayan kapasitenle
Vardır elbette alternatifin!

Müzakere aktörü gibi oldun
Vizyonun dolmuş politika!
Sanırsın iki devlet arasında
Yaşanıyor acımasız çatışma!

Kısa dönemli çıkar ekseninde
Adım atmalıydın barışa!
Günah keçisi gibi yaşıyorum
Kapandım artık diyaloga!

19.02.2003 14.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:48 PM

Dokunma
olası geri dönme hayallerine
sakın ha
dönme diyorum..

sakın ha
bitmiş bir ateşi
alevlendirme,
közünü karıştırma
diyorum..

sadık aşkımın yerine
fahişe kaçışını seçtin sen
sokak başında fırlattığın
çanta değilim ben..

bırak beni
unuttuğunu sandığın
sokak başında
kolumdan tutanlar
tutup da kaldıranlar
başkaları olsun

dokunma
kırılmış bir kalbi
onarmaya çalışma
bir daha deneme
sana
dokunma
diyorum..


12.09.2002 19.30
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:48 PM

Dönek
söz vermiştik birbirimize..
omuz, omuza
diz, dize
gönül, gönüle
yaşayacaktık!

döndün sözünden
ne omuz verdin, aşkımıza;
____________ne de göğüs gerdin, saldırılara!

dizlerinde
______ninniler söyleyecektin,
__________________yavrularımıza

mesut yuvamızda..

gönül aldın,
gönülsüz bıraktın
gönül bıraktın yalnız
gönül yıktın,
_________boş!

gönül kırık, gönüller çirkin.
omuz düşmüş, omuzlar yıkık..
dermansız kalmış, dizler bükük

ne sözünü tuttun, dilinden çıkan
ne yürek bıraktın
__________kalmadı artık güven..

26.11.2002 19.30
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Duman kokusu
Ağaç dalları eğmiş boynunu.
Daha fazla taşıyamıyor,
Şiddetli yağan, kar yükünü!

Salkım saçak bükülmüş,
ister altına bir dayanak.
Eğilip de altına
ucundan kim tutacak?

Kümelenmiş etrafa
sürekli sis bulutu.
Kalkmaz bu kış da artık,
kesif duman kokusu!

Toprağın üstünü sarmış
bembeyaz bir örtü.
Aç kalmış güvercin,
yiyecek arar gözü!

Debelenir içinde böcekler
Kaçışırlar sağa sola,
Nafile çırpınışları,
Böyle kurulmuş bu dünya!

10.11.2006 14.30
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Duygusal bir şahit!
Sırtında çalı demeti taşınıyor, heybesi dolgun.
At üstüne binmiş gidiyor, fodul bir odun!
Ne feci tablodur yaşanan, toplum için acı bir durum
Sarılmış yüküne yürüyor, zahmeti yüzünde bir kadın!

Rasyonel çizgilerle hazır, kotarılmış bu nizamname
Cahiller bilmez, öğrenmemiştir kanaatimce.

Sevgi aranmaz fonunda, varsa bir tehdit.
Muhabbet duyguları kaybolmuş, vicdana düşmüşse tahdit.
Hiçbir hizmet borcu yoktur, saygı duyduğu eşine
Fazilet yüklü kalbinde, yaşıyor tam bir hazine!

Erkeğe yaslanmış vicdan, kapanmaz bir yara
Gaflete düşmüş durursa, kulak vermez ihtara!

Gözü gibi bakmalıdır, anne olarak kadına
Özel konuma yerleşmiş, doyum olmaz tadına.
Keyfi bir tutumla, vasıl olmasın sakın zulüm
İzin vermez kırılmasına, evrenin sahibi Müntekîm.

Her söyleneni yapsın demek, dönülmez bir hata
Düşünenler bilmelidir ki, boyun eğmez inata!

Aynı haklara sahibiz, uygulama ile sabit.
Görmek istemez nail olan, duygusal bir şahit!
İhtimamla yapılan muamele, geri çevrilmez muhakkak
Mutsuzluğun kaynağı olacaktır, aksi davranış içinde olmak!

Tarifi yapılmaz bilirim, yazılmış tatlı bir şiirle.
Kokusuyla avunur garip, tabiri caiz kırmızı gülle..

07.03.2007 16.00

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Duyun Diye.
Bir bilene sordum bilmediklerimi!
Bilende bilemedi!
Bilindik kelimelerle doldurdu,
Bilmediğim kadar boş olan beynimi!

Görenlere sordum görmediklerimi!
“Biz yanlış görmüşüz.” dediler..
Gördüklerimiz birer hayalmiş meğer,
Görmediklerimiz ise bir büyük yalan!

Bari duyan var mı duymadıklarımı?
“Duyduk! Hep beraber duyduk seni..”
Ama çok karışıktı söylediklerin,
Anlayamayacağımız kadar derindi sözcükler!

Anlattığım yaşanmış bir hikayeydi.
Yaşadıklarımsa: Büyüsüz bir masal!
Bazen okurum istemeden sizlere.
Bilmek isterseniz öğrenin ve
Görmek isterseniz görün!
Duymak isterseniz, duyun diye!

26.10.2006 23.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Düğüm
Düğüm üstüne düğüm vurdum, dermansız dertlerime!
Dünyam başıma yıkıldı, dökülüp saçıldım yerlere!
Dut yemiş bülbüle döndüm, toz pembe bakarken dünyaya!
Sana el açmak eksik olsun, sığındım artık Yüce Mevla’ya!

Canım tezdi canan, canım yerine geldi.
Can yoldaşı istedim seni, heyhat canım dayanmadı!
Tak dedin canıma, yettin artık canına yandığımın
Ömrüm bitti be Allah’sız, senin canına okuyacağım!

İliğimi kuruttun benim, ilk göz ağrımsın.
İnsanlıktan çıkardın, imanın yok ki senin!
Kıtı kıtına yaşattın, kök saldın tahtıma
Kolum kanadım kırıldı artık, kösteğimi kıracağım!

Değme keyfine, deli divane oldum.
Demir attın suyuma, ya sabır çektim!
Yan yattı teknen, su yüzüne çıktı kimliğin
Nevrim döndü biçareyim, tozu dumana katacağım!

09.11.2004 01.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Dün de Doğmuştun
Bir başka esiyor rüzgar bugün.
Eskiden soğuk şarkılar söylerdi,
Acı dolu türküler, özlem dolu...
Yüreklere sığmayıp hınca hınç.

Şimdi.. Aşk şiirleri var nefesinde..
Sevgi yüklü heybesinde,
Dünün hikayesini anlatıyor sanki,
Süzülen her kelimesinde...
Durmaksızın büyüyen doyumsuz hislerde.
Bir önceki gün gizlendiği o yerde...

Bugün değil, dün de doğmuştun..
Heyecan verici iki kelimeyle..

18.06.2001 – 13.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Düpedüz, Üç Yüzlü Bu!
I.
kilometreler saymış sayacı
çok yollar eskitmiş tabanları
çok detaylar yitirmiş mesajları..

vurulmadan yaşanıyor bu adamda, beyin travmaları..

II.
bir bakarsın;
yanında taşıdığı sarışın bir hatun
iyi huylu koca adayı..
böbürlene böbürlene yürür yollarda
verilecek bir hesabı yoktur..

nasıl olsa
______yakacak yeri de iyi bilir
______________________kınayı!

bahçeler ona aittir,
şamdanlar, parfüm kokulu mumlar
hepsini içten bilir
şarabı, cini, viski ve birayı
nereye gitse serkeş
hepten cazibe olayı..

çok olmuş devireli arabayı!

III.
arada sırada
manevi sohbetlerde boy gösterir
elinden düşürmediği ilahi kelam
dilinden eksiltmediği es selam..

gelene merhaba, gidene eyvallah..

vakit sekmez müdavimi olur caminin
hocadan evvel erişir tadına secdenin
dervişe hürmetle musafaha tutan elleri
sakalını sıvazlarsa şaşmayın
__________________ mecnun bir delinin.

haddi olsa utanmadan
_____geçecek ya mihraba
________________güvenemez arkasında kalanlara..

bitirmiştir artık ana avrat kalayı!

IV.
hani seçim tahminlerini doğru yapmıştı ya
değerini bilemediler saygın siyaset bilimcisinin!
bazen saatlerce gazete köşelerinde takılır
aklı kalır boyalı sözlere..

ah be yazarım!
senin ki de iş mi?
konjüktürü iyi okuyamamışsın
global dünyaya ayak uyduramamışsın
sen hep
uzayda yaşamışsın!

ben olsaydım
ben olsaydım şöyle yapardım
böyle atardım..
güler ya kendine,
… yaparım!

sağa sola döşenir bütün yalanları!

V.
nefret eder söylersin
“görmedim bunun gibi iki yüzlüsünü”

vah be adamım vah
______________düpedüz üç yüzlüsü bu, üç yüzlü!

29.12.2007 16.00

Kamil Çağlar
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:49 PM

Düş Gibi
Gözlerin ay ışığı misali,
Mercan kayalıklarının parlak tası.
Dünyayı içinde gizleyen
Sımsıcak ekvator halkası gibi.
Rabbimin hediyesi bu sineme.
Kıvılcım gibi, ateş gibi.
Hayatın içinde kaybolmuş,
Girdabında neşelenen sevgi gibi.
Yağmur gibi damlacıkları.
Eriyecek sanki, seker gibi.
Söylemek isteyip de hasretini,
Korkusundan korkar söyleyemez gibi.
Düşlerinde düşler gibi sevdiğini.
Düşlerinde gizem var; çok gizli!

30.04.2002 17.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Düşüp gelir misin,şefkatli kucağıma?
I.

üç/beş dakika önce dilimlenmiş
benzersiz
ama
___benzer tatları taşıyan kelimeler geçti buradan..

var mıdır bir ikizi
veya
__daha önceden klonlanmış mıdır?

diye kara kara düşünürken;

birden
__sarkmış dallarından erik toplamak geldi içimden
bir papaz eriği ağacına uzanarak..

bahçeyi harmanlayıp
___________ilaç püskürtülmüş gövdesine tırmanarak
______________________birkaç hasanpaşa elması koparmak
biraz da
____zehir koklamak/tatmak geldi içimden..

derler ki
____kurtsuz elma, tuzsuz erik yenmez..

II.

sen ki
__saçlarını salarsın
_________kahverengi boyanmış kanatsız pencereden

içimde tarifsiz bir kurt kazınır;

kabuklanmış yaralarıma bastığın tuz gibi bakışların

ekşitir yüreğimi
________harf harf yazılan bu kelimeleri
______________________________acıtır..

III.

zehir saçar etrafına dolanmış kör yılanlar
baş kaldırmış çatal dilleriyle geziniyorlar
ulaşmak zor sana çevrilmişsin dikenli tellerle
ne gerek var yaka bağır parçalamaya bu engellerde

uzaktan bir taş fırlatsam tutunduğun dalına
düşüp gelir misin benim şefkatli kucağıma
emin ol sürülmeyeceksin çamur bulanmış toprağa
emin ol satılmayacaksın pazarda tam on paraya

inan bana
______yitirilmeyeceksin karabasan süren rüyalarda..

IV.

üç/beş dakika önceydi bu düşünceler
_______önceden klonlanmış mıdır / var mıdır kurtsuz bir elma?

harf harf ekşitilerek yazılmış bu kelimelere
_____________________________inanır mısın?


12.05.2007 14.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Ekim ayında -2-
Yorgun akşamlara
sığdıramadıkları
telden yapılmış
oyuncakları da vardı,
oynayamadıkları!
Eski bir çoraptan
hazırlanmış sahte
bebekler!

Birlikte kaşıklanırdı
ortaya konan tarhana çorbası.
Dayanmak güçtü bulgur pilavına.
Hele yanında
bir de ayran da varsa.
Ayrılık bilmezdi onlar.
Dede, nine. Anne, baba.
Beraber yaşarlardı
aynı çatı altında.
Aynı dertler, aynı sevinçler
zahmetler birlikte karşılanırdı.
Gurbet hasreti yaşanmamıştı.

Köylerine gelmemişti.
Bilmiyorlardı televiyon
nasıl birşey!
Masanın üstünde duran
merakla alınmış bir
radyo vardı sadece.
Ajans saatlerine ayarlanmış.
Bir de bazı akşamlarda
anlatılan masallar.
Kimdi bunlar tanımazlardı.
Birlikte kalırlardı kardeşiyle
aynı odaya serilmiş
yer döşeklerinde.
Zaten başlarını
yastığa koyduklarında
çoktan uyumuş olurlardı.
Bazen ninelerinin
anlattığı masallar,
bazende bayramda alınacak
potinleri düşleyerek.

Ertesi güne sarkan
telaşları da vardı onların!
Daha sağılmayı bekleyen inekler,
Kümeste bağırışan tavuklar vardı
Damlar temizlenecek,
süt ve yumurtalar satılacaktı.
Açılması gereken
Rızk kapısı vardı, tanyeri ağarmadan!
Yoğrulmayı bekleyen un,
yakılmayı bekleyen ateş vardı.
Bunlar düşünülürdü, düşünülürdü de
dünyaları bu kadardı!

Eskiden yaşanırdı
bu tatlı telaş.
Eskiden bir can vardı
Milletin efendilerinin
yaşadığı bu köylerde.
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Ekim Ayında -3-
Şimdi mazot kokusu var
O tarlalarda ve ekinlerde.
Geceden hazırlanan çıkınlar
Yerini terk etmiş fast food’a.
Kümeste tavuk kalmamış,
Ahırda ise inek!
Yumurtalar marketten alınıyor
Hormonlu çiftlik mamulü.
Sütler ise geri dönüşümlü
Uzun ömürlü paketlerde, pastörize!
Aynı anda sağılıyor hayvanlar
Otomatik sağma makinelerinde.

Toprağı sürmek için kullanılan
Saban’da kaldırılmış müzeye!
Sarı öküzlere talip olmuş tüccar,
Kesilmek için götürülmüşler mezbahaneye.
Dört çeker hayvanlarla
dolmuş tarlalar.
Tırnak izlerinin yerini almış
Lastik yaralarıyla,
bezenmişti topraklar!
Saman doldurulurdu ahırdaki tekneler.
Onların da yerini aldı,
Akaryakıt istasyonlarındaki pompalar!
Tımar edilirdi önceden davarlar
Şimdi sabun ve fırça ile yıkanıyorlar!
Sabahlarda beklenmiyor artık.
Gece yarısı deşiyor toprağın karnını
İnsan icadı, bu azgın yaratıklar!
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Ekim Ayında -4-
Masal da anlatamıyordu nineler!
Doğrusu masal anlatacak
Torunları da yoktu yanlarında!
Çocuklar büyümüşlerdi!
Anne ve baba da iyice yaşlanmıştı.
Şehre göç etmişlerdi.
aş ve iş kaygısıyla.
Haliyle torunlarda!
Artık yılda birkaç kez
görüşebiliyorlardı.
Onlarda televizyonla avunuyorlardı.
Nasıl olsa ekilecek
toprak da kalmamıştı.
Sabahları erken kalkılıp
yoğrulacak un da yoktu!
Fırına verilecek ekmek yapma
telaşı da kalmamıştı!

Tarlalar satılmıştı
yok pahasına!
Ekin az, su yok,
Ekecek çocuk yok, torun yok.
Yerlerinde büyük çiftlikler
büyük hasatlar yaşanıyordu!
Gübreler suni,
sulamalar taşımaydı.
İnsanların yerinde
devasa makineler çalışıyordu!
Rençberlik bitip
robotlaşma başlamıştı!
Kahvehanelerde pinekleyen
zavallı insanlar ordusu
olmuşlardı artık!
Zaten konserveleri de
kasaba pazarından
temin ediyorlardı..

Yalnız bir şey kalmıştı
aradan uzun yıllar
geçmesine rağmen!
Eskiyi hatırlatıyordu!
Kendisi göçeli
çok olmuştu ama
yaptığı korkuluk hala
duruyordu!
Ey gidi şaban dede!
Sen söylerdin bunları
söylerdin de kimse inanmazdı!

Şimdi terkedilmişler diyarları
bayramlık kokularında kaldı!
“Milletin efendilerinin”
yaşadığı bu köylerde!

17.10.2006 14.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Ekim Ayında 1
Önceden günler erken başlardı.
Gün ağarmadan sofralar kurulurdu,
Ekim ayında!
Her köy evinde bulunan
ekim telaşı yaşanırdı!

Bir hafta öncesinde
sabanla sürülmüştü tarlalar.
Her evin yanındaki damda
yaşayan sarı öküzlerle!
Zahmeti akan terden çıkmışrı,
Serinliği ise bir testi sudan!

Geceden hazırlanırdı azıklar.
Yahya dedenin
çıkınına yerleştirilirdi
Hatice nine tarafından.
Ayşe yengenin çocukları şendi.
Musa dayının etrafında koşuşturan.
Bir hevesle yerleştirirlerdi tohumları,
hazırlanmış çuvallara.
Sırtlarında taşırlar, yorulmazlardı
Özenle dizerlerdi onları
öküz arabasına!

Sonra bata çıka ulaşırdı öküzler
köy yollarında tarlaya.
Avuçlarıyla serperlerdi tohumları
yeni sürülmüş toprağa.
Sadece tohumları değil,
hasat mevsimine uzanan
ümitlerini de!
Etrafa kümelenmiş
karga sürüsüne rağmen.
Nasıl olsa nöbetçisi vardı.
Şaban dedenin geçen yıl yaptığı!
Gübre kokardı.
Ahırda yaşayan hayvanların
altlarından alınıp toprağa serilen.
Tohumları serpiştirmek bittiği zaman
Ekmek koparılarak,
soğan yarılarak yenirdi.
Ellerinde bir büyük domates
iri hamleler ile ısırılırdı.

Kalanlar toparlanıp
yüklenirdi öküz arabasına.
Güneş batarken
başlanmıştır artık duaya.
Yağmur istenirdi Rab'dan
Dilenirdi kısmeti açık bir bolluk!
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Emsali dertler sıkmış burkuluyor!
çiçek açma zamanı gelmiş
çok zaman olmuş ekileli
mavi saksısında yeşeriyor
ebruli sakız sardunyası

cam kenarında
yadırganır düşsel yolculukları
ve
sıvazlanır birkaç bezesi

kadri bilinmez uğraş verdiği seneleri
bir uçurtmalar görür
bir de soğuk esen kuzey yeli

sıvazlanır içsel sezgileri
katmerli yaşanmış dal kırıklıkları
yalınkat yayılmış nefis kokuları
kimlere el sallıyor yaprakları
______________bilinmez hayal kırgınlıkları..

emsali dertler sıkmış burkuluyor
gereksiz yere hesap kurcalıyor

bırak be gülüm
__________nasıl olsa kuruyacaksın sende..


08.12.2007 24.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:50 PM

Evlilik.
Hayal etmek gerek.
******* boyu düşünmek onu..
Gözlerinde canlandırmak
Renklerini seçerek,
Aramak, özlemek doğru olanıdır.

Bazen ağlamak gerekir onun için
Yalvarmak dizlerine kapanmak gerekir.
Mavi düşler kurup pembe nutuklarla
Süslemek güzeldir kendince.

Bazen tercih ediliştir evlilik.
Bazen terk ediliş.
Bazen de sevgi dolu bir serzeniştir.
Bazen kahrediştir ah’tır.
Bazen nefrettir kindir acımasızca.

Kaybetmektir.
Tekrar başlamaktır umutla.
Rüyaların yeniden parıldamasıdır.
Güneşin açmasıdır tüm dünyaya.
Yağmur gibi ince ince
İşler saçlarının arasına.

Kardır! Buz gibi havanın sıcaklığında,
Dondur evlilik!
Çocukların sevgisine inat
Kızağa binmemektir korkuyla.

Sallanan bir urgan gibidir;
Dar ağacında acımasızca.
Kurbanını bekler her defasında....
Bir de sana uzanmayan
Eller bırakır arkasında....

06.05.2003
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:51 PM

Farzedi/Yorum
takılı kalıyor duygular
bazen
hani uzanıp seyredersin ya semayı
sönmüş bir yıldızı ararsın

önemsiz birkaç kelime mırıldanırsın

ya da
diz çöker önünde
saltanat

dile gelir bir karga

şarkı söylerken bir rüzgar eser
alıp götürür uzaklara

nasıl bilmek istiyorsan
nasıl görmeyi diliyorsan

farzet
okunmuş bir şiir kitabı

sayfa uçlarından kıvrılmış
kararmış düşünceler

belki de
ısırılmış ve yarım bırakılmış
mayhoş elma

gülümsüyor sana
alımlı bir kanarya

bitmemiş orgazm histeriği gibi
şuh kahkahalar diliyor gönlüm

narin elleriyle okşanmayı

04.11.03.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:51 PM

Garip Oyun!
bir ağaç gölgesi,
altında şakıyor gönüller.
kenetlenmiş vücutlarda,
birbirine akıyor ümitler!

cemre düşmüş toprağa,
ortalık ısınmış.
sokuldukça koynuna
sanki gövdeye sığınmış!

zaman saymıyor kendini,
akrep zincir vurmuş uzuna!
durmuş artık, dönmüyor dünya
haşarat şaşırmış, bu garip oyuna..

16.05.2006 17.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:51 PM

Geceden kalan hayaller!
Bıkkın Pazar sabahlarında,
Geceden kalan hayallerle uyanıyorum!
Bazen yorgan ve yastıkla kavgalı,
Bazen de geç kalınmış kahvaltı tadında..

Sola dönüşlerde ağrıyan yanlarım,
Sağa dayanan yükümün kaldırılamamasına.
Kendini bilmez uyku dalışlarım,
Hatırlanamayan en son kaygılarıma..

Teknolojik zırıltı uyarıları,
Elin tersine denk gelen fırlatışlara..
Sonradan pişman olduğum yaşananları,
İteleyerek yapılan zoraki kalkışlara..

İsteksiz ve alıngan esnemelerde,
Biraz da gayretsiz sızlanmaları..
Son bir defa olsun istenenlerde,
Bitmeden yaşanan tatlı düşleri..

Yeterince özgürlük kavramımda,
Yaşadığım sorumsuz davranışlarımla..

Bıkkın Pazar sabahlarında,
Geceden kalan hayallerle uyanıyorum!
Sessiz mavinin acı rüyalarında,
Kan kırmızısı gözlerle yaşıyorum!

14.01.2007 13.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:51 PM

Geriye Dönüş!
tükenen hayatıma
farklı öneriler de geliyordu
el, alem destekli tanımlar
yaşatmıyordu.

şehir züppelerine olan nefret
görmüş kurallarından kaynaklanıyordu
taziye kabul edenlerin
bir kenara çekilerek
beklemesi gibi
tek kişilik aile şirketi olarak
faaliyet gösteren.

düzenlenmiş gençlik partilerinde
sevecen oynaşmalar
ve mantıksız
kafa sallamalarıyla
dikkat çekmeden
sıvışan
müzmin sevgililer gibi
özlemle bekleniyordu
onun için
geriye dönüş.

teneffüs zilinin çalmasıyla
okul bahçesine fırlayan çocukların
kısacık zaman dilimine
sığdırdığı
acele kurulmuş oyunlar
devamını gelecek araya
bırakan
temiz hayal mahsulleri
yeni boyanmış pabuçların
kirlenmesine aldırmadan
kopacak düğmenin endişesini
taşımadan
özgürce.

sorumsuz, hesapsız, gamsız
müspet ilimler ışığında
mümkün olamayan kavramlar
örnek yaşam mücadelesi için
kaybedilen mücahede azmi
el, alem destekli tanımlamalarda

13.03.2006 11.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:51 PM

Gidenler dönmez!
deldi geçti sözümü,
iki sevda kurşunu
deşti kahırdan.
saçıldı titrek bakışlarım,
kırık kanatlarım saçıldı.
yığıldı kum tepeleri
geldi ve geçti..

içmeden öldürdü;
daha açamadan muradını,
aldı ve gitti.
yeniden başlamayı,
yıkılmış düşleri
bıraktı ve gitti.

arkasından küfrederken
sustu..
duymayan kulaklarına fısıldanan
nefret namelerini
dinlemeden
kaçtı ve gitti.

saçıldı namert kabuslar
tan yeri ağırınca
sızlayarak saçıldı kollarıma.
savruldu gökyüzüne
sıcak sabahlarda kurulan
unuttuğu düşleri,
sildi ve gitti.

arkasında yığılan
bir dünya anıları ve
kalan sahte yemini,
almadan gitti.


21.04.2006 01.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 01:51 PM

Git artık!
Git artık!
Ağlamasana.
Yoksa! Bende ağlayacağım.

Heybemi yükledim sırtına,
Gidiyorsun, yüzlerce acıyla..
Arkana bakmadan git!
Taşıdım yıllarca, düşe kalka!
Taşırım yine onları,tek başıma!

Git artık..
Gözlerim doldu bak!
Sana ağlıyorum..
Hem sana, hem bana.

Git! Bıraktığın ben değilim.
Ruhumu da al git.
Adım kalacak nasılsa.
Bir çift taşta!
Biri ayakta, biri başta.
Doğmuştu, yaşadı yıllarca
Kah acıyla, kah gamla!

Artık yaşamıyor bu dünyada
İzleri kaldı kara toprakta!

24.07.2001 16.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 02:05 PM

Gölge
sanki bir an,
gölgemin durduğunu fark ettim!
elim, kolum oynuyordu ama
gölgemde bir hareket yoktu.
ışık yanılsamalarını düşünsem de,
farklı bir boyutta olduğumu
göremedim.

ısrarla yaptığım çırpınışlar
bana mısın dedirtecek ahvaldeydi.
tamam! biliyordum sessizliğini.
ancak olmuyordu, nafileydi nafile!

beden sessiz, beden durgun,
yaşamıyordu artık umudum...

gidişinle bozulmuştu bu oyun.
gidişinle çakılmıştı, kırık gururum.
birisinin söndürmesini bekler gibi
dibime yansıyordu ışığı, erimiş mumun!

15.03.2005 13.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 02:15 PM

Gönül bahçeme dökülen tohum.
zifiri karanlıklarda asılı kalan gri düşüm

“bin defa da çıksan karşıma
__________________sitem dolu bakışlarını görmeyi istemem”

bir gün bile yeter
____________kucaklamak için haleni..

“bin cefa bile taksan boynuma
_______________________dilemem Rabbim’den ah eden beddua”

sensin
_____karanlığa sürülen ömrümde
__________________________son bağış..

uzak diyarlardan selam veren
______________________bir zambak..

her nefes alışımda hasret dolu
______________________nane kokulu özleyiş

bir tebessüm ile doğan taze çiçek sensin
___________________gönül bahçeme dökülen biricik tohum..


hüzünlü dualarımda aman dileyen
________________________bitmeyen yalvarışım..

sen bensin..

12.11.2007 22.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 02:15 PM

Gönül emreder!
gönül emreder,
yazar kalem
ahına bakmaz ellerin

emreder gönül
dinlemez nasihatı
karıncalanır parmaklar,
söylenir sevgiye
kağıt ağlar
dağlanmış kelimelere

akar yaşlar, sel olur duygular
çırpınır kalp
çarpışır gamla keder,
çarpışır sevdayla...

12.12.2004 14.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 02:16 PM

Gönül İdeolojim!
Aşkın faşistiyim, bilmiyorum faşizmi.
Sevgi anarşistiyim, öğrenmedim devrimi.
Senin yokluğundayım, sevdim liberalizmi.
İçimde yaşıyorsun, gönül ideolojim.

Diyorlar ki kimliğin, nefsime dokunuyor.
Uzaktan bakılınca, kötü anlaşılıyor.
Senle yaşadıklarım, kabıma da sığmıyor.
Dışıma taşıyorsun, gönül ideolojim.

Bilirim bunları da, kötü değil maksadım.
Görev saydım aşkımı, anlatmaktır amacım.
Desinler bana faşist, ben senin aşığınım.
Kalbime yağıyorsun, gönül ideolojim.

25.12.2006 21.00
Kamil Çağlar

GooD aNd EvıL 08-29-2008 02:16 PM

Gören varsa söylesin!
Kolum kırık yaşıyordum, şimdi kanatlarımda kırıldı.
Bir süreliğine de olsa, Yüreğim yaralı..

Çekiştiriyor sözümü, ayrı kaldığımız saatler.
Zil çalar kulağımda, kurulmamış vaatler!

Uzakta ışıldayan titrek bir ışık yansıması.
Sessizliği bozan derenin su şıkırtıları.
Ne fark eder ki;
Uçmayı öğrenmeye çalışan bir karga yavrusu.
Düşe kalka yürüyen, uçuk sevgi karmaşası..

Ben değilim! Tarlada dövülen, buğday taneleri.
Harmanla dövüşen, makine homurtuları.
Olabilirdim! Arkaya düşen öbek öbek samanlar.
Derlenip toplanmayı bekleyen, kurumuş safralar..

Daha dün gece, sabaha uzanmış duygu kazıntısı.
Ürkek kalbime darbe yapmış, mavi düş sızıntısı.
Sayılmamış gün kalmadı, iki yana savrulmuş dünya
Zor zalim kapanmış gözlere, dayanmaz yürek acısı..

Bir değil, iki roman okusan, yazan bellidir.
Biçilmiş kefenle boy ölçüşen, ölçen bellidir.
Kazma kürekle toprak karıştıran, kazan bellidir.
Isınmış bir kazan sıcak suyu, ısıtan bellidir.

Yazılmamış bir hikayeyim, neylesin roman.
Beş arşın boyuma yetmez, varsa biraz iman.
Elin kırılsın kazarken, altında kal inan.
Altında tutuşan odun ol da, kaynasın o kazan!

Damga vurdu yine keder, yeni doğmuş gündüzüme.
Bir çıkış gören varsa söylesin, eylesin bir ferman!

30.06.2007 11.00

GooD aNd EvıL 08-29-2008 02:16 PM

Gözün yaşı akmalı
Gözlerimde canlanır Kavak’ta yaşananlar.
Acı hatıra taşır arda bırakılanlar.
Gönülden hoş görürse aşka ağıt yakanlar.
İki beden bir gölge; isterse dursun zaman

Aşık düşüyor yola, kalbe ateş yakmalı
Peşinden giden yâra, dönüp de bir bakmalı.
Hasret dolu yüreğe, gözün yaşı akmalı.
İki beden bir gölge; isterse dursun zaman

Yumruk çıkmış göğe istiyor indirilmeyi.
Yaradan akan kan bekliyor dindirilmeyi.
Yıllar süren sabır diliyor bitirilmeyi.
İki beden bir gölge; isterse dursun zaman.

Sarı laleler serilmiş yollara inanma.
Ağdalı sözler birer yalandır sakın kanma.
Dumura düşen dost gibi sende donup kalma.
İki beden bir gölge; isterse dursun zaman.

05.04.2007 20.00
Kamil Çağlar


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:35 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.