![]() |
Dar günüm de/rt etmedim de
her yerde dar var kalp soluksuz içim de içim buz bademleriyle avuç kızartan meyhaneleri dağıtın da gidin yılmaz sanardık ya geceyi bak ardımıza dolanıyor gün dün gibi geri hep geri dön der ki düşün deryasında olsun bir de bir bir ben miyim böyle ah deli ahval deli köşkünde dağılmaz mı yürek dağlanmaz mı ki dersin de kendine yok gelemezsin her y e r d e dAğlar var biraz deli/k git hadi duyamazsın göremezsin hissetmezsin söylemezsin de bilirsin damar ağlar gibi koş hadi varacağın yer belli 17 ekim 2007 Yasemin Sezer |
Dava
Doğduk, allarla Yaşam/aktı, sonlu dünya H/öl, toprağa ver Isınmaktı dava... 18.12.05 Not: Bu şiir Sayın Ayşe Keskin Hanım'ın şiirinden esinle yazılmıştır. Yasemin Sezer |
Deklanşör
. . . . . Hikayeler uzun Pamuksu dokuma Kaynatınca harla Bir zamanda Çeker Döner An’a Kalemle terfisi Deklanşör ki; Şiir! 18.12.05 Yasemin Sezer |
Demedik
tavaf dilde b/aşka gam “ol” sözüne aydık tamam fark yolunda hür dimağ g/özüne münhal demedik beşer fiilinden muazzam ben demedik bize iman tertip şahane yol muntazam aza olup az demedik ana rahmine kan saran kandan can’a tarik olan gün devir vuslata yanan döngüye son demedik nefesi nefsimizden sayınca Aşk yüreğe vurunca Son neşe bilince kavuşa ölüm demedik 19.10.05 Yasemin Sezer |
Deniz/Yalım
Sen değildin sevdiğim Hep şiirlerimdi benim Anla(şılama) yan Dimağ ki seninle hür elan Dil durmuyor İnliyor şükür Fiiline hayran Diyemeyendim ya hani Bakire sevdalara Aşüfte cilvesi Kor dilenen hasretine aktım Bi-zar damlarken dün çeşmesi Al(dığ) ın (a) yazın Titremelerinde arzularım Parlıyor iç/imde yarın Avuç çizgilerimde senli Yalın umutlarım Bilirim Bilirsin hatta seversin de Elleri kalem kadar fırça da tutanım Hasret tuvalimde inliyor Dü/et sevişmeler Depreşiyor Bir yanı deniz Diğeri kor yalım 29.10.05 Yasemin Sezer |
Derdim
. an sızı’n arsız sızı’m can susuz akmaz naz’ım sövdüm de bahtı gamım sensizim derdim yalın(m) 16.10.05 . Yasemin Sezer |
Dilek Dere
Tuzluymuş özün aşı Yenilmişliği tepeleme Çalakaşık sefertası İçim, ağı isi Dolu dereler kaya çizer Duramaz Yazın gününe soyunan Taşlar ki bağrıma kaygan Yosunlu seferlerden yılgın Dileğim asılır Büzgüsü yaş basmadan Bahara pembeler salmış dala Dere bu, onu da yıkar Yıkan ellerimin kiri Boğumlu hatalara Kum Dök Buluştur yangınlarımı denize Dilsizliği hor görmeyin Dökülen dillerden geldim Denizlere bağırarak varamam ben 06.03.06 Yasemin Sezer |
Dilerim
Dilerim Di'li geçmemiş Rengi solmamış olsun Ki Değsin özgürlük İnsan(c) a Direnmelere... 21 10 05 Yasemin Sezer |
Diyemedi... Hiç!
Sorguda şimal dağlarını sevdi şehir’in yetim’i Kırıntı oldu kuytularına cürmü hacmi’n Yitebilmeyi bekledi, çok bekledi Kim bilir, “belki” dedi, “belki”; “Yiten de sevebilir...” Yırtıklarını gözyaşlarına bandırdı, kanamalarını azdırırcasına, Arsızca, kansızca... Sövdü...Sövdü... Doğrusu şu ya; İçiyle ovdu ırak yanlarını haksız sövülen’in. Akıttı dünya gücüyle asıldığı damarlarının kanını Aralara dizilen, uzayan tüm yollara, akıbetsiz. Uzattığı tırnakları kadar uzayamadı nefesi Ses verircesine; “Kahrolayım, _GEL” diyen... Diyemedi Hiç. Erdemdi ya susmalar Molla sayacaklardı aşüfteyi 17.11.05 Yasemin Sezer |
Doğal
Dağlara tüküren göklerden Akar Yağmurlar ki varışları tuz Engin denizlerin Tükürüklerin yaşa dönüşü Doğaldır Doğ an dedi(k) doğdu Ney bize de duyuldu Gülümsüyordu(k) ... 04.12.05 Yasemin Sezer |
Doğru Ölüm
Başucu yalnızlığı çekiliyor üstüme Isınamayan parmak uçlarım, açıkta yine İç büzen kederlerle sığındığım yangın yerinde Bıkkınlıklarımla yanmışım baktığım her yerde Doğumsuzluk zehrini bade saymışım Lıkır lıkır yudumlarken açmışım Her sofradan bir sufle çalmışım Doymamışım, doğamamışım yine Perde kalkınca, korkusuzluk ayan Olmaya görsün, ya görülürse çıplak riyan Giyin korkunu, namlu ucundan alın çalma Kabul ile doğru ölüme can daya 15.05.06 Yasemin Sezer |
Don Quixote ve ZaZü
“Don Quixote” mükemmel muhteviyatı aradı Buldu sandı... Dulcinea soluklu “ZaZü” “Kadın Don Quixote” asıl adı 2 Don bir ipte durmazdı “Don Quixote” kaçtı “ZaZü” dürüst/hasta Hatta çokça algın Yeldeğirmenli tarlalara uzandı Es rüzgar! Savur! Savur deliliğimizi “Rozinante” de delirdi Bak koşuyor... Hey “Sancho Panza”! Hadi kaldır beni... 07.08.2005 14:46 .........ZaZü: takma isim... Yasemin Sezer |
Döneriz Başa Can Yerine
Od topladım cebinden Hüzün yaktım Parmak dilinde garip Sus pus kaldı dilim Gece mi soğuk Yüklendiğim kült buz küpleri mi Bilemedim Başım üstünde es diye dolanan rüzgar Üflese de evime geri Gidemedim Bilirim Ben bu gece garibim Tepinmeler dengi vücutta son Bulacak mıyım elden bir gök taşı Düşürme alnımdan kitabeyi Okudukça dökecek yaşı Dokunduğu yerde ne bıraktı bilmem Hoş Hoş Hoş Hoş geliyor buz başıma düşünce an Hoş kılınan gecem Nahoş bıkkınlığında Sokulunca cebine Korktum Söz dile düşsün diye Döndüm can yerime Dillensin derdim; Dostsa, can korku bilmez ise Döneriz başa, can yerine 26.02.2006 Yasemin Sezer |
Dönmez Fer’in
Devir tesliminde pusuyla Gündüze siftinir gece Değer herşey Ederi kadar Akmak ister ki bazen Karalar aklara Ne mümkün.. Ayrı konmuşsa yerin Debelenmeyle Dönmez fer'in... 17.02.06 Yasemin Sezer |
Dublör
Karıncalara kırmızı ayakkabılar giydirip Köprüler aşırtan bir adım var “ben’liğim” Saman aralarından alevlerle cilveleşen Besili korların seyrine yatmış geçmişim Düşük yapmış bir sevdanın kanıyla savaşan Mesnetsiz umudu can pıhtı dileğim Döşeğinden yuvarlanmış Kafası gözü dağılmış bir vuslattı sevdiğim ****** cilvesi gibi naylon büzen kader Yapacağını yapıyor fırsatın kolla(mala) rında Dublör zahirliği suretim 02.11.05 Yasemin Sezer |
Duru
Belki de zaman erişecek Yaklaşıp bilemediklerimize İçe uzanan Buruk tebessümlerden Bildirecek... Yoksun/luk semasında Yağmurlar ardından Kaybolanların hayrına Yorulacak sevişler Başı sonu olmayan hikayelerden Utangaç şiirler doğacak ki Arsız yoracaksın çoğunu Zamana sayacaksın Zaman ki hiç bilmediğin Ben... Anlamak bilmekten geçer Derdim kendime Yeter yetmez Olur Ol Mazi doyulmaz kırıntılarından Durudan ırak Ahire varmaz böylesi Bilirim Bildiğim öylesi berrak Ki zamanda dur/u Sevdim... 22.01.07 Yasemin Sezer |
Duydum
Orgi danslarından Pagan ayinlerine Sokrates'in umar dileğine Lir sokuldu gömleğime Kalbe atma demek ...yok! ! ! Orphee şasırmasın Kerbelos bile tutuldu... Ha şimdi ben neyleyim Sen söyle 22 09 05 Yasemin Sezer |
Dü/et
karalardan nefesim soluğunla (s) aklandı ağızında ıslandı yemiş dudaklarım iki taptığım sayı afiyet olsun dü/etimize 26.10.05 Yasemin Sezer |
Düşsün
İç acılarımızın Doyum aksında kesiştik Olgunlaştık, büyüdük Kanımızla izler bıraktık Vurulduğumuz yerlerde Ki dönüp de baktığımızda geriye Yalan kalmasın hiç bir kemde Buluşmak acılarla uyuşmaktı Dengimizi bulma derdinde Dengemizden olmaktı Bir o yana, bir bu yana Hani nerede yan yana, can cana Kavuşmak nice Akıl darda Sözler tinden içeri Varış dünden seferi Dokun gerçek diye diye Dünya küçülttük elemle Gel demeli akışına suyun Dökül dem seherlerine Sine-i ol Yağ çehreme Susuz kalmak zordur tende Yağmurlar düşsün içimize Her sabahın gölgesinde Bir damla olsun Düş’sün.... 27-01-2007 Yasemin Sezer |
Efrada Doğru
Mazide çok pazar geçtim Kim bilir kaç nazar biçtim Kızmadan yüz azar içtim Nar’ın içi al, tanesi bol im’miş Yaş pareden, yolum sergi Adım ardına, bin yergi Su dolayı, sazan dengi Ser’in içi loş, fıtrata dil gelmiş Yar’a sövmeler us işi Cüret arama yok kişi Azı aza sayan dişi Ar’ın içi kof, içime gül gelmiş Gül bahçesinde yasemin Mevla’dan gayrı yok yerin Söz’ün içi sır, efrada lal gelmiş Sen hiç yalan büyümedin 05.04.06 Yasemin Sezer |
Es
Çıkınında yanık eski Zaman/sızı söyledi Ritm attıkça ileri Acılara susan Dil(l) endi yeni Es de bir sesti... 21.10.05 Yasemin Sezer |
Eskisi Gibi
. eskisi gibi değil parmak uçlarım tokalaşmıyor tenimle his donmuş et/ki derimde yürümeler sancılı düş kancalar gecemde yırtılmış kağıtları dikiyorum aynı döner mi geriye? unutulmuş sözlerim çözülmüş dizelerim vurur mu aklı yeniye? sahaf soluğu nefesim arı kal hevesim hadi eskisi gibi helezon bir kafesin muhabbetiyim öttükçe sevildim öd/em/e biçare el/an derman yolunda tekil/im sıyrık kalabalıklarım savruk devrildim yine de mermerim heykelim ya hala ayakta değilim tek eskisi gibi uz/atma avazı inliyor sağ melek sorsana ayna görmese bilir misin kanat? sarrafı değilim de adamın adam olanın tarafındayım saf eskisi gibi 21.10.05 |
Eyvallah
. İçmek Bir dünyayı devirdim Bir de seni Kırılmıyordu kadehler Kırılsalar Keskin sivri Göğsüm dillenir O ne ki? Ah Hece’m Tek Üç harften karsan Bir alkış İki gözüm üstü Ve yerin Limedir ardında Cesedi hepten şarap Derim altında biz Mezarı, Fatihası yok bunun Eyvallah der Geçeriz Eyvallah! 12.02.06 Yasemin Sezer |
Farketmez
Kadın tutmaz teninden Dökülen yaş olmuş Taş olmuş Farketmez İrkilmeyi sevdiği kadar İlkelliğedir düşkünlüğü Saftır kimine Safrandır ehlinde İş kamayı yüreğe yemekle Acıyı bağra sindirmekte Dön dolan, ol ki pervane Dillen ki Düşmüş kadın Göçmüş kadın Biraz sövüp Azdan tadın Hâşa der ehiller Dilden kadına tam Olsa da târumar Farketmez 02.06.07 Yasemin Sezer |
Fikr-i Su
Sen durmadan beni anla Ben durmadan senden yana Ha bu diyar çöl olsa da Fikr-i suyun yeter bana 14.01.06 Yasemin Sezer |
Gafil’in Kiri
İçime çekiyorum süngerinden dumanı Sokuyorum ciğerlerime niyetine katran karası Salınmalarında beyaz suretli buhran yarası Öksürükler; acılarımın terk narası İnlettiği beden kadar ruha sinen is İstemsiz tütüyor bin göz önünde Bin söze gebe, takatsiz Yılmadan devinen iç çekişlerimin seyri Yıprattığı can’dan ırak, gafil’in kiri Amelsiz penceresinden seyrinde yüreksiz Tüteni hala “aşk” sanıyor ********* 02.11.05 Yasemin Sezer |
Gece
yosundan eteklerini sallayan, savuran çekirgelerin peşinde oynaşan küçük kız yaşlanmak neresi, sen... parmak uçlarında itina, gözlerinde serseri bakış yudum yudum içilesi ıslak nefesi buharı tütüyor, aman... dört avuca, bir beden çeşnisi sakınımlı, sevimli, nasıl da özel sevgisi tutuşuyor saçlarından, güneş.. düştükçe aklına evvel gece’nin yangın neşesi (Y) aman... 14.11.2005 Yasemin Sezer |
Gecenin Susamazlığında
Ağlıyordum güncemde aylarca önce Kuru dere yataklarında sözü bozukken bilmece Geldiğin güne feryadımla bozulur ki kanun Faili tek hece Güz bozumu kış penceremde Ötemeyen kuşlar kadar suskunum sana Bir can içiyorum ki hatıranla Geçemiyorum denizleri İçsem de üzerine Ürperir Yetmişbeş yaşın akibeti Akasyalar solmadan Son can yerine Bir düş ki kurdum son Yaşın düşsün elime... ARALIK 2005 Yasemin Sezer |
Gel kimseler görmeden
Uç, susuz kucaksız Yaşamının sahi limanlarına Karam bol demeden Ak çocukluğun sinesine Gel kimseler görmeden Seyrek alışlar içinde Filizler ver Derman ol yaralarına İzinde dokun lekelere Gel kimseler görmeden Üzülme, kolaydır Yer ettiğin yara dönmek Zor, yara kan atmaktır Bir soru ardı kabul Canana can katmaktır Gel kimseler görmeden Yerin yarda yedi katı var Civan dilinde gam tadı var Gözüyle ziya bulduran Adımla uç yollardan Gel kimseler görmeden 2007-01-28 Yasemin Sezer |
Gel/Sen Aç Diye
Rüzgarını dinliyorum Ruhumun bu gece Bulutları okşuyorum usulca Yüzüme sularla çarpan Battaniye dokunumlu tarlalarda Ümit ekiyorum yarınlarıma Gözler topluyorum nazarlardan Boğazımda düğümlenen körlere Ardıma döndüğümde karanlık sandığım Odamı aydınlatıyorum Işığı salıyorum mumlardan Azgın volkanlara harla Çağrılarına kulak tıkadığım Martıları okşuyorum Göçmen leyleklerin ardına Pamuk su akıtıyorum Diziyorum şehrine delikleri Duvarlarımdan topladığım Bekliyorum Olur da düş için(d) e beraber yine Yumdum ki gözlerimi iyice Bekliyorum... Gel/sen Aç diye... 25.11.05 Yasemin Sezer |
Gerisi Hikaye
Yine gülümsetecek diyen arzlarımın tepelerine Taleplerden soluduğum sonlu acılarım diziliyor Olur da tutar diye, çalınan maya seferlerine Ağrılı sancılarım akıllatmıyor şavkları batırdığım *******de Tırnaklarımı bileyen büyütmeler devinimlerinde Yarıyor avuç içlerimin tüm kader çizgilerini özenle Kaderim değişiyor med-cezir salınımlarında ömrün Durağanlaşamayan sancılar sanrılardan dönemiyor Sular hep su, tuzlanmıyor gözlerimle Kemikleştim, dev kayanın yontulu gövdesiyle Yarına inancım yalnız gücüme Gerisi hikaye... 11.12.05 Yasemin Sezer |
Gerisi I-ıh
Bir şarkı dinliyorum Önce çocukluğuma, sonra ilk aşkıma dair Yaşam parçalarından film oluyor Bol ışıklı bir caddede Bağıra çağıra detone aşkı söylediğimiz o gece Ne öncesi, ne sonra O kare nasıl da yapıştı yolun sol kenarına Ihlamur ağacının çatırdayan dallarına Hep mi unutulmazdı ilk aşk dedikleri İlk ve şimdi tek dediğim Yılları neye bulasam Hangi miladı tutup içinden çıkarsam Kaç yaşıma eklesem Bilmiyorum Bilemiyorum Şimdi “Öyle bir şey” demek geçiyor içimden Öyle tatlı bir şey Bir ikinci kare Dudakların arasında Sayfalarca romanın özeti gibi Aydan beyaz dişlerin Gitmiyor gözüm önü gülümseyişin Tam otuz iki diş İlkin üstüne nice ikincil sanrılar dizdim Her ikinci sonu ses verdi I-ıh... Tali düşler içinde seneleri geçtim İlk yazdım Aşk yazdım, şiir hiç değil... Göller doldurdum hasretine buhar ettiğim *******e Suçlar giydirdim prangalarıma Yüklerken yüklendim İçimin kanayan yarıklarını limelerken Hiç ah etmedim Kirpiğin düşmesin benden Benden uzak, kendine iyi ol Tamamdır dedim. Benden uzak geçtiğin yollar Yanıma varışınmış meğer Bilemedim Şimdi şaşkınım Hatta şapşalım Vapurda martılara bakıp sırıtıyorum Seyrettiğim her film iki kare Biliyorum Bilebiliyorum Şimdi Ben bir tek sana geçtim Gerisi I-ıh... 18.05.06 Yasemin Sezer |
Gider G e l i r
savaş alanlarında kandan filizlenen güller can gider can gelir g e l m e l i d i r! ! ! 17.10.05 Yasemin Sezer |
Giderken...
Dur ki az, seyrettsin gözün üstüne dualar inleten sevdiğin Göğsüne bana bana, gözünü kırpmadan sevenin Ayrı düşülen yollar ki boyunca, huyunca çiçek olsun Diye diye uğurlar, uğruna can feda anneciğim... 26.08.2006 Yasemin Sezer |
Gök Yüz'ü(m) Pembe
düşündüm hıçkırabildiğim kadardı hüzün mecalleri sırıtarak diriltişlerimde biliyordum riyaydı hayalden yüzüm olmazlar vururdu kafama sert taşlar gibi dünümden ağır kahkahalarım adımaydı hellallerim utkuma böylesi yalan böylesi hiç Helal! ! ! caymalarımın bağırtıları zirvesindeyken us’umun ılık bir ses duyuldu; “Sus......” sustum... inceden dillendi ilk adı son olan baharımın susmak; hiç bu kadar keyif vermedi tizden dillendi “gerçek” hayal sözcükler ard arda oturdu damağıma aynı da olsa başka bir tadla anlatı tek; “yaşanası can/hayat” elan haber olsun, cümle tanışa gülebildiğim(iz) kadarmış hayat gök yüz’ü(m) pembe mor gülüşlerim(iz) de vuslat varsın desinler; ölüme ramak.... 27.10.05 Yasemin Sezer |
Güç Kimde
Kıraça mutluluklardı aradığı Bir avuç suda kulaç atan Hiç inanılmadı Söylendi durdu “Deryalara gücüm çok Açılmaya gerek yok” Filizleri gonca pembe Ufacık kıraç kilde Gül bahçesini arayan Gülemez, gözü kör Ufku ırak, aç gözse Alınmasın başına Dillenmesin Deli direten eller Aklı zor büyüdü Ufaltmaya güç yetmez 04.06.06 Yasemin Sezer |
Gül'üm Gül
sarmaşık karışık adaletsiz hüzün ah hazan sil avuçlarımızı yalan yazan Çin Gülü'mde gördüm böylesi yalnız böylesi hüzün ürktüm korktum ___endişe ışıt ilkyaz___ışıt canına yandığımın sevmedim gül dem hüznü yakışmıyor gül'e ey bülbül şakıyacaksan şakı soldurma Gül'ümün Gün yüzünü 25 09 05 Yasemin Sezer |
Gül Yine de Gül
sanrılarla sarmalanmışsa aklın dur az koşmamalısın ölümün ne yakın esir düşmüş ben seyreder hataları yolunda durmaz sorunludur dişil, özrü ruhuna saldırmak ki işi etraf şaşkın bin buketten gonca ile açar keyfini dersin iç ki dökül bil harçtır gül yüze hüzün erdem ara, var bulsan da yaralarınla sır sokul dostla şansın deli ol, mâna yor yorul, düş hâyra baş de boş hatta tek dalda tek bülbül söylen derdine hiç düşme dengine varsın âlem kansın şen sansın ölümse en yakın gül yüzünle gül gül hüzünle gül gül solunca gül yine de, yeniden gören gördü soran mutlu sansın 25.01.08 Yasemin Sezer |
Gülümseriz
Seni tanımak; Binlerce son içinden bir başlangıç belki Boğuşmak acının kıvrak hazımsızlığında Bu “ilk” dedirten, yenilgisi kesin sonda Yenmek yenik olmak aşka Belki Merak Ha oldu olacak, Tutsan tutulacak yalanlarında Dipdiri gerçek durana, kendine Koşulsuz konuşmak Gizemsiz olmak Cesaretle can bulmak belki Bir başına Çekincelerin boş gelirken nicesine Cürretin dağlardan yüksek durur Anlaşılamadın ya bir türlü Seçimlerinde öptün yalnızlığı Şarhoş *******inin ay ışığında Bir tarafın dualarla büyüdü Kalanında hep eksiktin Belki Sorun neydi? Bu temposuz yürüyüş Ritmi bozuk belirsizlik Nereye gidiyorsun sessizlik? Boş vermişlik asla Sevgisizlik hiç Özellik hep Güzellik boş Değer ederinde yerin Körler diyarında Belirsizlik Bilinmezlik kaderin Belki... Üzgünüz biz Elbisemiz hüzün İnadına İmanına bir gün Gülümseriz Belki... 18.02.07 Yasemin Sezer |
Gülünmüyor
Yıldızın öptüğü deniz gibi Usul usul vuruluyorum Kıyılarına can verip Sokuluyorum soluğuna Saçlarımdaki parmakların Unuttum sanma Bunca zamanı yormak niye Bıkmadım da Ve hiç bilmediğimiz şu koca dünya bile Seyretseydi bizi bir kere Döner miydi hâla? Gülümsüyorum Kışlıklarımı katlayıp kaldırırken yukarılara Biliyorum sen kokmayacak yazlıklarımla Yalnızım yine Yoruyorum da zamanı iyiye İyi de nerdesin Zor ama bak Gülümsüyorum yine... Akasyalara bakmakla Akasya olunmuyor Gülümsemekle ..................... İşte.... 13.05.07 Yasemin Sezer |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:04 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.