www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   Abdullah Karabağ (https://www.cakal.net/showthread.php?t=142254)

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:36 PM

Erguvan

Dudakların bal rengi
balözüne bananmış
meyli
meylinde eğlenir

Mikrofondaydın
şarkıların kıvrak
misket sekmesi sanır
sıkılgan çiftler

Mikrofondaydın kanaryam
meylime dönünce
neden kekremsi
seslemlerin
yaklaşma
mikrofon öpsün dudaklarını

Yaklaşma
ülger dudaklı kanaryam
halden halciyim maziye
mazide bir kavşak
sırdaşım erguvan
ayasına resimlemiş
Sana anlatacağım
bu kırılgan alıntıları.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:36 PM

Eski Tüfek

Eskilerden biri
Çok tarakta
Bezimiz var diyor
Herkes gölgesinden kaçarken
Biz ayaktaydık
Yürüyen yürüdü
Vurulan vuruldu
Dönen döndü
Döndürenlerin safına

Bir ben kalmışım keko’m
Artık ne gündüzleri
Gidilecek salon var
Ne *******i ucuz meyhane

Dolu’su bulur dengini
Boşu’na boş vermişim
Gölgeler çakırkeyf
Bir ağacın altı
Felsefenin sefaleti
Zor günün dostu
Terk etmez beni.


Şarkım Karanfilde Kalsın

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:37 PM

Et Comment Que Je les Connais

Comment bouge une silhouette �* apparaître,
Je ne peux pas discerner, elle dans les astres
En apparence, et comment que je la connais
Qui fréquemment se lève aux auras en actes.

Elle s’était mise en route, par tous les aspects,
Son nom qui est connu, je ne puis distinguer,
En coïncidant, et comment que je la connais,
L’une a les unes, dans les autres ans disparus.

Concerver combien de virées sur un vis-�*-vis;
Plusieurs fois de visites, je ne sais énumérer!
Ne pas être �* plaindre, et comment que je vis,
Avec les amens qui étaient �* l’heure d’aubes.


Boucles de Canicule

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:37 PM

Evin

İlkyazdı
o yalıda sarılmıştık
birbirimize
o yalıda kondurmuştuk
kumdan şatomuzu

Dolunay
gülbengi
bilmecemiz
alyanstı
Efsane kadınım

Dolunay mırıldandı
bir sonbahar şifresi
uğramışsın
yalıdaki evimize

Evin
yazmışsın çatısına
demek bir kızın olmuş
sevindim
Bekleme beni bebeğim
seni leylekler getirdi
akbabalar uçurdu babanı
sen doğmadan

Kendini oku annenden
gerçekten o bir efsane
illâ beni göreceksen
Efsane kadın
Evin
bir fotoğrafımla
sizi
Galatasaray’da bekliyorum.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:37 PM

Evlat Edinmişti Kimsesiz Çocuğu

Satmalıydı sepetteki peynirli börekleri;
Yatsıya oğlu dönüyordu özel derslerden,
Ücretini biriktirmeliydi ay sonuna değin.
İyi bir baba olmayı hiç umursamamıştı
Zaten günü gününe para kazanıyordu,
Gayretli dede diye örnek gösteriliyordu
Komşularına Söğütlü Mahallesi'nde.

Kaç çocuk yetiştirmişti veya kaç okullu
Hem de öz eşinden, andıkça isimlerini
Gururla gülümseyerek;
Bir gülümseme, bir evlat demekti ancak
Kendisiyle birlikte kalan kendisinindi.
Üstelik hiçbirinin üzerine böylesine de
Titrememişti mahallenin koca börekçisi.

İnsan, kendi yaşından daha genç bir
Yaşa bağlandıkça kolay yaşlanmazmış
O halde; bakım, bakılana bir borçtur,
Tekrar benzerlerine verilmek içinmiş.
Bu tip derin şeylere pek kulak asmazdı
Varlıklı ailesinden uzak bir mahallede,
Bir gecekonduda oturan börek satıcısı.

Bu gece, son gecesi miydi, ders saati
Çoktan bitmişti, hâlâ görünmüyordu
Çalışkan oğlu, bugün böreklerin hepsi
Satılmıştı yoksa ikinci defa çıkacaktı.
Sepeti koluna taktı, kapıya yöneldi,
Kapıya bırakılan çantayı içeri almadan
Yabancıların kaçak çalıştırıldığı ünlü
Simitçiler Çarşısı’na küfrederek gitti.


Tartıya Kalan Düşler

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:37 PM

Evlilik

Beraberliğimiz
bir gendi
dirlik
dirgen
üçgen / beşgen
dönmedolap

Uyum
enikonu
keçiyolu
kumkuma yokuşu
Uzlaşı
uz başkaldırı
önek / sonek
cabası

Belediyede
kefilin
teyzendi
kefilim
kuzen
evetlenmiştik


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:37 PM

Ey Meşvanê Şaristaniyê

Ey şervanê jiyanê;
Bûyîn dubendî ye, ne bi jorîn, ne bi jêrîn e
Ji dayikbûyîn, hebûn an jî tunebûn ê.
Merheleya te a yekemîn şerê jiyanê ye, bêguman
Ew rastiya meşa te ye, fitîla şaristaniyê vê dixe
Meşvanan hildide ser milan an jî dide bin lingan.

Ey şervanê serdar;
Danîna kemînan, girtina rê û şeverêyan,
Tar û mar kirina welatan bi seferan, bi talanan;
Menzîl dirêj e, ne qonaxek, ne sê, ne çar... in
Lê dixî, vê dixî, pê dixî... dagirker î, dimeşî û têyî
Da ku bi serkeftin, da ku serbilind û serwer î
Da ku dewlemend î, pêşmêr î bi destê zordariyê.

Ey şervanê biserketinan;
Çiqas bi nav û deng bibî bibe,
Dive ku nizanî, dive ku sermest î, poz bilind î,
Gelek pînê reş an jî birînên reş bi rastiyên te ve ne,
Deynê te ya şaristaniya te, ew qas giran e ku
Tu çi bikî bike, tucarî nikanî bisencinî!
Ey şervanê remildar, ey şervanê kevnare,
Ey şervanê sergerm û serdem...
Mîna gotineka rûspiyan ma di guhên te de bin:
Em gel in, gelên ku ji gelên qedîm ya cîhanê,
Çerxa daraxa te ji me û ji wan ne bihêztir e
Mirov hene ku tev agir in, tev rêzan in
Dibe ku birçî bin, tazî bin, bêper û bêçek bin
Lê eşk û ronahiya xwe de ne.
Tu çi bikî bike, çem ber bi jor nayên herikandin,
Bi qirkirinan, tucarî nikanî eşka wan tarî bikî!

Ey şervanê şaristaniyê;
Min tu hilbijart wekî dengbêjekî ji koma bilbilan
Mîna êşeka ji êşan, mîna sebreka ji sebra dilêşan
Min tu hilbijart mîna guleka ji gulên ser destan
Min tu hilbijart weke keskesorekê ser behran.
Ey şervanê me,
Ey şervanê meşa azadiya me,
Ey meşvanê rizgariya şaristaniya me;
Da bê..! Da bê..! Da bê..! Da ku jin û mêr bên!
Da bibin sazgêr, da bibin kargêr, da bibin zaniyar...
Em şaristaniya xwe ava bikin!


Sewta Berbangê

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:37 PM

Ezbenî

Pirsek
mifteha pirsan
mirî pir in zindî

Apê dest hilda
mirî
Xalê mijmijand
zindî
Kes û kûsek
mirî-zindî
Zikê têr
tu kî yî şortal

Lebî
ezbenî
şeveder
zikê birçî.


Sewta Berbangê

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:38 PM

Fare

Ekim’in kırk üçüncü yıldönümü
Bakire Kuleşova
görme özürlü
yirmi iki yaşında
Ural-Tagil’de

Parmakla çözer
yazıyı
rengi
gölgeyi
Nasıl mı
KILGI’yla

Ya sen
Devrim’i bitirdin kılgınla.


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:38 PM

Felsefe

Dekart’ın kare kökü
Pitagoras
Aristo’nun logaritması
Hegel
Tilmiz Vera milletvekili
idamı savunur
Napoli’den

Cafer faz getir
Haldun keseden

geometrik Hamdi
kutuptan.


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:38 PM

Feuille �* Feuille sur ma Route

Je n’aime les temps des dernières saisons
Qui semblent �* tout bout d’une décadence
De l’âge que feuille �* feuille sur ma route,
D’existences, d’un amour que par les vies.

Je me suis promené dans la forêt de biens,
Non, j’ai promené l’un d’aimés, pas �* pas
Et avec l’une d’elles et avec les paris clos.

Que fais-je ici, comme un flâneur éméché,
Je suis héritier de saisons des émigrations!
C’est mon fardeau, c’est louable, il émigre
A la fin de chaque jour véniel en automnes.


Boucles de Canicule

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:38 PM

Firari Ülke

Dengine getirmiş
Uçmuşum
Firari ülke güverciniyim

Bir dem
Bulutların sırtında
Bir dem
Bulutlar sırtımda

Dağlarını
Ovalarını
Seyrediyorum yurdumun
Asi dorukların
Ezeli sevdasını fısıldayan
Vadilerin yabangülüyüm
Yadellere savrulup
Sürgüne yazılmak
O kadar zor ki

Kimliğine
Benliğine
Ferman biçilmiş
Cümle âlemin tanıklığında
Uçuşa yasaklı
özgürlük güverciniyim.


Şarkım Karanfilde Kalsın

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:38 PM

*******i Mutluluk Verir Trenler

Kahırlanmak mı işin, kazancın darlığına...
Çocuğumuza elektrikli tren alamamışsın
Oysa çantandaki cüzdanını karıştırırken
ne kadar emindin parayı sayacağına!
Teknik baş döndürücü, oyuncaklar harika
Yeni yetişen çocuklar da öyle karıcığım,
Parmaklarını bir şeylere uzattılar mı
hemen kucaklayıp götürmek istiyorlar.

Belki tuhaf gelir sana, çocuk olmalıydık
Hele yazları, sakin bir deniz kıyısında!
Seni bilmem, ama uçan bir gemi
hem de limanı deniz fenerli bir gemi
satın aldırırdım yazlıktaki dedemlere.
Her akşam güneş batarken denize
ya da her sabah doğarken denizden;
Seni dümene çağırır, gün perisini sulardan
kurtarmaya uçardık.
Elbette bugünlerdeki gibi, birinin oyuncak
derdine düşerken, bir başkasıyla karnın
değmemeli burnuna...
Ne yapalım karıcığım, iki elin parmağı
kadar çocuğumuz olsun diyen sensin!

Üzülmek mi sahilin, güneşin yokluğuna...
Kuşkusuz, hızlı giden bir katarda değilim
Ama öyle bir mutluyum ki bu eski trende
Işıkları bile doğru dürüst yanmıyor,
yanmalarına da gerek yok ya,
böylesi daha iyi, kompartıman tamtakır.
Belki de bu yüzden sizleri düşünüyorum,
rahatıma, keyfime imrenme karıcığım!
Bundan böyle haftanın üç gününde,
saat yirmi ile yirmi üç arasında da işteyim.
Bu kadar çocuğu sen istemiştin...
Müjdesini de ben vereyim: gözümüz aydın,
büyük oğlumuz iyi bir iş bulmuş...

Tren durağa giriyor, iyi ******* karıcığım!


Tartıya Kalan Düşler

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gel

Suların kıskacında
dalganın sarımındayım
İlgini taşır
tenini aşır da gel
Kaçamakların
sarıldığı saldayım

Issızlığın diliminde
ıslığın dizemindeyim
Tenini devşir
sevgini pişir de gel
Kaçamakların
sarındığı sandayım.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Geleceksen Böyle Gel Be Kadın

Bu adam bir ateş delisi yanmaktan bahsediyor
Ama yakmıyor bir hoş yanıp tutuşuyor gönül alıcısına

Bu adam komşumuz Mestan ateş pahasına geçiniyor
Bir kayıp aşk bir yaşlı anne ve beş çocuk
Nasıl doyurabiliyor aynı sofrada bunca boğazı
Nasıl giydirebiliyor aynı parayla onca bedeni
Ki beşlerin ikisi delidolu liseli âşıklar

Bu adam balıkçımız Mestan delidir deniz delisi
Aynı zamanda yaşamı destan işi uğruna herkesi yakar
Yakmaz bir başka gönülden yanar gönül avcısına
Ah! o kadın mı der delidir deli balıktan deli
Ve dizer balıksırtı teknesine el yazısıyla

Canım ciğerim eşim duygudaşım arkadaşım
Artık postacı kapıyı iki kere çalmıyor
Telefonlar çalıyor telefonlar yerli yersiz
Geleceksen telefonla mektupla gelme
Yıldızımızda gözün olsun gökyüzü yine güzel
Nasıl ki ay ışığından kırılıyorsa deniz
Çağrıdır sesim sana ve yağmurdur tenine
Soyun çöz saçlarını uzan yağışına
Tanrı aşkına
G e l e c e k s e n böyle gel be kadın!

Yıldız Dalı Yasaklı Gönül

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gelo

Kimimiz korucu olduk
Kimimiz inkârcı

Kaldık biz bize

İnsanlıktan dışarı

Bazen
Damarımız tutar ya
Gelo
Kürdistan nere

Bakarız

Bakarız da
görünmez
Kirimizden
pasımızdan.


Şarkım Karanfilde Kalsın

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gizilin Dili

Öncüden
Artçıya
Tarihsel
Sınama

Sosyalistim
Sosyalizm
İçin Değil
İnsanlık İçin
Sosyalistim.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Glarus

Halk toplantısı
halkın gücü
despota öcü

Birimden birime
aztek maskı
sayaç görücü

Varım
Varoluşun iğneli hazzı
Ailece katılır
pembe gözlüklü dilber
Glarus meclisine.


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gol

Halı yeşim
bilet peşin
Toto hakem
loto hakan

Bota bot
meşin balon
kaleye

Sağlığınıza
gol
tribünlere!


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gömütler

Sahra kursağında
açlar kayacı
sudan
somali
habeşi
Adanır frezyalar

Kızıldeniz avuncu
ekinde kuraklık
filizkıran açlık
Kumul gömüt
ekenek gömütler

Latin’de
hekim henri parkı
sim fener
şile şıvgın fulya

Savaş suçluları
süt banyosunda.


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gördüm Uyanmışsınız

Şimdiye kadar başka yolda mıydınız
Gördüm uyanmışsınız
mahpus uykusundan uyanırcasına

Mücadeleniz
İki Şehrin Hikâyesi’ndeki adamın
yaşam savaşı kadar kutsal

Hafta sonuydu gördüm yollardasınız
Barış için ayaktasınız
parmakların zafer dansında
savaşa hayır barışa evetsiniz

Gördüm yine yollardasınız
emekte özgürlük kadar haklısınız
Bağırıyorsunuz bir ağızdan
savaşa hayır
em şer nexwazin
Duydun bağırıyorsunuz bir ağızdan
kein krieg
no war
non �* la guerre
Saydım o kadar çoksunuz ki
saymakla bitmez
Gördüm her gün yeniden doğan
bir gün gibi bakıyorsunuz
sizin olan bu dünyaya!


Yıldız Dalı Yasaklı Gönül

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Gri Gelgeçler

Kara’yla
kırmızı karışımı
gri gelgeçler
Tılsımı
yarınlara dair
yarını ıraksar
davetsiz zanlı kara

Çalıntıları
kırıntı kırmızı
kara’yı tütsüler
yarınlara dair
salgın kara’yı salıklar

Hadi canım sen de
kapkaraydı
kırmızı’nın günberisinde
büyücü kara.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Güçle Çekicin İşine Benzemez Ezincin

İçten gelen hırs, biraz ezinç ve biraz dirençtir.
Ezmedin, ezdirmedin, verildin engin gururla
Çekiçle örsün altına, özenle bakılınca çağına.

Yumuşak kalemli elmasın kaşına benzemez,
Heveslidir dizilişin, daha erinçlidir işlenişin.
Biraz sabır ve biraz keder, oldukça hünerdir.

Güçle çekicin ve bilinçle gönencin birliğiyle
Anında baş koyuş, bin başkaldırıya bedeldir;
Başarmak için gereklidir özgürlükten cesaret.

Narin ve zarif, zor ve kanı tanımsal bir deyiştir
Kalemle elmas arasına uzatılan dilden çıkarsa;
Sazlı vuruştan duyulan duruşu beklenen nazdır.

Biraz ezgin ve biraz ezilgen yeni bir gezintidir
Cevherli serilişin daha incelikli görünüşündür;
Bazı şeylerden biraz denildiyse, bu bir bazdır.


Tartıya Kalan Düşler

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:39 PM

Güle Güle

Övgülerim
fitil fitil
Aşıladım
kandillere
Sıraladım
merdivenlere
Yelve kuşum
şakımadın

Dizelerim
bölüm bölüm
Böldüm
şamdanlara
Çiniledim
aynalara
Yelve kuşum
bakmadın

Güle güle
bezgilerim
Hoşgeldiniz
üzgülerim.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Gün Gibiydi Doğumunuz

Doğmuş oğlumun doğacak sözüne
Doğacak sözüne doğmuş kızımın
Bu doğumda ter dökenlere
Gerdan kırıp yüz çevirenler
Işıyan güne bağlı
Baş süremezler günümüz’e

Bu doğumun da diğerleri gibi
Sadece lafı kalacak kaldısı’na diyen
Hiçbir düşünce hiçbir kimse
Temsil edemez doğumun
okuyucu özünü

Sözde kalk gölgesinde emeklen
Sözleriyle hiçbir kimse
Hiçbir halde yönetemez günümüz’ü
Doğumdan beri sözcüsüyüm
Okuyucu-avcı gözlerin doğumun

Mısradaki sözden önce
Her şeyiyle yeniden yoğurulan
Sözün hamurundan kendini doğuran
Ve gününü gündoğumundan çıkaran
Yoğurucu günlerin sözlüsüyüm

Doğmuş oğluma doğuracak kızıma
Büyüyecek sözün söylenecek sözleridir
iyi okunmalı
Doğumun selamından günümüz’e
Mısra mısra mektubumdur
Doğurulduğunuzu
gün gibi doğruluyorum
iyi bilinmeli.


Yıldız Dalı Yasaklı Gönül

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Günce

Sorgulanan akın
mimar cemali
tangara pelerin
Yamuna minesi
dışınlı yakamoz
Sultan Begüm
Guride Tagore
Tac Mahal

Yargılanan sorgu
sava Kızılırmak sava
Zenon
Bruno
Pavarotti
çağlamak

Aklanan vargı
bellemim granit
ziya
Onbinler’in andacı
Ksenofon güncesi

Hilar-Amidi kumral atmaca
bellemim granit ziya
kazıma
aşınmaz
Eylülde söyledi Amida.


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Havası Tüldü Saçlarına

Eden vadisini bilirsin Sara
Havası tüldü saçlarına
Kurumuş camgüzeli kaynarcası
Kireç kaplamış akarcası
Kalem kalem deşerim

Eden vadisini bilirsin Sara
Bağırdığında bağırmazdım
Hoşlanırdım kadınca kızgınlığından
zevkle dinlerdim
silme vadi yankılanan kahkahalarını
Ve ilencin yalımında
Ağaçlar vuruşur gölgeler karışır
Rüzgâr flütlenir özlemler sevişir
Kül yağar
sigaram küllenir
Yaş yağmaz
sen yağarsın göğsüme
Göğsünde uyanırım
sevgililer günü’nde
Eden vadisindeyim Sara.


Yıldız Dalı Yasaklı Gönül

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Haziran

Melisa
unutmak
istesem de
unutulmuyor

Anılar
kıpır kıpır
dindirmek
istesem de
dinmiyor
mahzun
hazin haziran
hezaren viran
onarmak
istesem de
onarılmaz

Bazen
nazımla eşlenir
sana
dilendiğimde
begonya

begonyam
Melisa.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Hiç

Sinem bitkin
salacaklı kurgan
bir kalıp sabun
ılıcak kurna

Kesene kesat
yıkayıcım yıkamaz
toplamış tası tarağı
yazık

Usule aykırı ilan
rehineyim
hiç’in eşiğinde
kurtarıcım
Miyakeli Oyama
büründüm
süt-saten giyit
ederi
hiçin ertesi

Varsın
alınsın göğem anıt.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Hulya

Hulya
boğulmuş
hulya
sam ağıt hulya
yurdunda
yatsı
yatıya mayalanmaz
çıyan ağırlanır

İskenderiye feneriydi
rum kalesi
hıçkırık sarası
zevklerin agorası
orun kalesiydi
kalebent kasabanın
kalesi
şimdi çıyan
yarasa feneri

Gidişat üzre
hulyanın hulyasıydı hulya
balıkçın hulya
zokası
sıngın
meyal içre
gözleği
taşıl hulya
maziye taneler
gözeri kuzgun
taneyi bereler

Halfeti
boğulmuştu
hulya
Sam ağıt hulyaydı.


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Hûn In Yên Ku Ked û Pîvanên Me De

Digerînim bar û bîderan bi çend hezar çavên zîldanê,
Bi çirûskan dan bêjing, cewher in, breşînin ber û ber!
Hatin wezinandin, bes breşînin, stûyê min bin wan de
Şikestiye, ew giraniyên we ne di ked û pîvanên min de.

Digerînim weke kareka xezal- bêkes û bêmal- ber malan
Yara min ne hembeza min de ye, di bin sînga min de ye.
Hinekan got: bê cil e, bê hiş e; parsok e, kîsê xwe jî heye
Yekê jî got: solçiriyê min, bi destek birêşa dara a xamekê
Ji wan hinekan jî got, yên ku derdên dilan de hêj dişebitin:
Yara vî kesî winda ye, yên ku di sînga wî de kêş û axîn in.

Digerînim birêşa rewşa xwe wekî kesekî bi bawarî, bêxem.
Min ne got, guhdarî kir; rewşê got: min bîder ne çand, erdê
Yên rêçên me de ne ceh û genim in, ne jî nîsk in û garis in;
Sosin in, simbul in, nêrgîz in, asmîn in...ji bo wan, hemiyan.


Sewta Berbangê

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

Işık Gibi Yaşamsal

Babamın dördüncü, annemin ikinci eşinden, sondan
ikinci çocuklarıyım.Yaşıtım, ışıklı gölgemdir.

-Ömrüm, niçin gölgelisin, niçin ışıklısın? Işık
ve gölgenin yaşamsal oynunda çok canlısın.Gel, kurul gölge-
me, ömür ömre dertleşelim.

-Hoş geldin, diyorum sana, ömrüm! Güneşli günümde
çorak gülüşlü, susuz, örtüsüz ay mısın; içersin
yaşam suyumu kendi ömrünce. Gölgeyim, diyorsun öm-
rüne ve senden daha sağlam ömürlüyüm.Mani’yle mi söy-
leşiyorum, ışığın meyvesiyim,ustam ışıktır, diyorsun. Ve
ömürden ömreipince bir tel gibi ışırım kendimi gölgeleyerek.

-Gölgem, mademki benden ömürlüsün; sen dur,ben
söyleyeyim benzersiz yazgımı. Batacaksa ömür salım,
varsın batsın!

-Şirin ömrüm, dertsinme! Dört büyük kutsal söylemin
sızısıevmektir…Ve biraz zendî, biraz vedaî, biraz renîdir.
Sınavda ustan akıl, düzende koruyucun vicdan’dır. Ömürsel
ışığın bir yeni gölgesi, bir başka taze candır.

-Ayrılırken son sözüm: Ne dilersin benden, benden ömürlü
gölgem? Bensiz yolculuğunda at mı, yakasız gömlek mi, bir
damla su mu?

-Hiçbir şey, sevgili ömrüm! Işıklı birlik gölgemizden başka.


Yıldız Dalı Yasaklı Gönül

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

İguana

Balinam
muson beratlı
Dili-Jakarta seferli

Ulusun özgür iradesi
Adalar denizinde
REFERANDUM

Oy sayımı şarapnel
sandık açımından
Ne gezersin
maskeli balo kertenkelesi
Doğu-Timor’da

Galapagos’tan
Darwin pasaportlu
sınır tanımaz
Kaptan Cousteau’nun çömezi
iguana

Suharto’yu
müzeye kaldırdım
Sedye
sargı bezi getirdim sana.

Balinam
muson beratlı
Dili-Jakarta seferli

Ulusun özgür iradesi
Adalar denizinde
REFERANDUM

Oy sayımı şarapnel
sandık açımından
Ne gezersin
maskeli balo kertenkelesi
Doğu-Timor’da

Galapagos’tan
Darwin pasaportlu
sınır tanımaz
Kaptan Cousteau’nun çömezi
iguana

Suharto’yu
müzeye kaldırdım
Sedye
sargı bezi getirdim sana.

Balinam
muson beratlı
Dili-Jakarta seferli

Ulusun özgür iradesi
Adalar denizinde
REFERANDUM

Oy sayımı şarapnel
sandık açımından
Ne gezersin
maskeli balo kertenkelesi
Doğu-Timor’da

Galapagos’tan
Darwin pasaportlu
sınır tanımaz
Kaptan Cousteau’nun çömezi
iguana

Suharto’yu
müzeye kaldırdım
Sedye
sargı bezi getirdim sana.


Halkalı Seher

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:40 PM

İnsan

Saat gibisin
Beyin komutlu
Düşünmek
çalışmak
değiştirmek
senin işin

İleriye işler ibre
Biri
ya da birileri
çevirirse geriye
Uyar
Kumsalı okşayan meltem gibi
Aldırmıyorsa
Dillendir suskunluğunu
bir daha
bir daha söyle

İnsansın
Ökse serçe için kurulur
İndir bilincini kefesine
Üçyüz altmış’ı sayar ibre
Kendinden ileriye

Başın dönmesin birlikte
başardım diye.


Şarkım Karanfilde Kalsın

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:41 PM

İzler

İzlerini izledim bugünün dünü’nde
Koparabildiklerimi düğümledim
Dokunan günlüğümün sayfalarına

Yürüdüm yürüdüm…duraksadım
İster istemez kızılır
Gizlemişsin bizi ayıran izleri

Vazgeçemedim izlemekten
İzledikçe derinleşti günlüğüm
Ürkek yumuşak şirindi izlerin

Yürürken bir yaprak hışırdadı
Dünü bugünü’nden ileri peşim sıra
Bugünde yarını dünsüz yürümüşüz

Perdesi kapandı mı uzun yürüyüşlerin
Sanmıyorum
Yaprak yapraktı güleç izler
İzler yaprağı yürütüyordu peşi sıra

İzlerdeki çok ışınlı çelenkle
dönersen günlüğüme
Diğer sayfaları birlikte izleriz.


Yıldız Dalı Yasaklı Gönül

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:41 PM

J'ai des Fleurs

Un cimetière, comme jardin botanique
À coté d’un village monumental,
On bénit cédants qu’ils reposent ici;
Toutes choses chacun de nous,
Tout le monde parle les mots de saints.

Il a des arbres �* chaque de ses coins:
Palmiers, cyprès, sapins et les êtres;
Toujours et pour toujours �* garder de tombes,
Elle [ci-gît], il [ci-gît], obéissants �* quelqu’Un.

Je suis un arbre qu’il regarde les autres,
Voil�* trois belles se trouvent au milieu de cimetière:
Un laurier, un lierre, un olivier rustique.
Quelqu’un fait des seaux de ses fruits,
Quelqu’un prêt, comme un câble maniable
Pour s’allonger �* l’eau de puits.

Laurier; une reine, une belle jardinière!
Elle porte l’eau seau par seau,
Arrose les fleurs des tombes.
Quel laurier, quel lierre, quel olivier;
Attendez-moi, j’ai des fleurs,
Je vous donnerai mes fleurs!


Boucles de Canicule

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:41 PM

J’accepte de Lire Tous les Tons

Il fait beau, j’ouvre tous les pores aux soucis
Il fait claire, j’ouvre tous les yeux des sosies
Qu’ils se répandent dans les cils aux charmes
J’accepte de lire tous les tons de mésestimes.

Il fait noir, j’ouvre tous les rayons de jaunes
Il fait du mal, j’ouvre tous les nerfs optiques
Qu’ils se rendent violet dans les teints peinés
Je continue �* lire tous les vers de mon corps.

Il est temps de prendre �* accourir aux champs
Ceux qui s’avaient couverts les soucis récents
Avec lesquels donc, il faut qu’on soit heureux
Et je finis de lire tous les contes fantastiques!


Boucles de Canicule

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:41 PM

Je m’Ecoute Dans les Confessions

Une place de mon corps sur la terre commune
Qui convient avec les secrets en excuse sacrée
Où la pince-sans-rire sous les ponts de paroles,
Me reposant, je m’écoute dans les confessions.

Convive de mon poste qui y atteint au sublime,
Un voyageur spirituel qui s’attend �* son apogée.
Etouffer ses pensées, comme dans l’eau trouble,
S’en aller ou s’échapper, sculpteur de mon âme!

L’atelier d’un artisan de mon corps musculaire:
Son maître ou sa maîtresse et sang de mon teint
Sans scie, sans tranchant et ma statue en bronze
Qui vous sourit ou vous elle souriez, sans doute!


Boucles de Canicule

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:41 PM

Je me Souviens de Toi

J’ai relu ton intimité sentimentale �* plusieurs fois
La mienne aussi, tête-�*-tête, passer aux aveux.

S’éprendre: je t’ai vue �* un défilé oriental.

Je t’ai choisie au marché de vierges punies
Nous en avons quitté, la main dans la main
Parmi les voix commerciales et nos voix mouillées

Notre partageur était le pariant de bouton en cuir:
Tu t’es installée �* une chambre confortable
Et la mienne, une autre simple de chez moi.
Autant que je sache tu auras demeuré infinie;
Malgré toutes insistances je ne t’ai prises
[�* mon lit, jamais!

Sous des saucées de temps: un jours de moi
Tu es sortie de la maison tranquillement,
J’étais au seuil de passés, pour t’épier et ressaisir.

Il y avait une foule en colère �* la place de la ville,
Tu t’y es fuie pour leur participer;
J’ai souri et t’ai enviée de ce moment favorable,
Je t’ai suivie sans vous avoir tourné le dos.

Libérez, ai-je dit chacun marche pour soi!


Boucles de Canicule

Abdullah Karabağ

GooD aNd EvıL 03-01-2009 04:41 PM

Kabartmalar-B

Temmuzdu Burdur
Güllenmeliydin
kopardılar
Güllenmeliydin
kopardılar
Temmuzdu Burdur
Güllenmeliydin
kopardılar

Kol ile birleşemeyen
küçülür
Kol ile esneyemeyen
kırılır
Kol ile kaynaşamayan
çürür
Güllenmeliydin
kopardılar
Temmuzdu Burdur
temmuza yazılandı
Sol kolum sağ kolun
şenlendir

Kol budandıkça
dallanır
dallandıkça
allanır
Gül koklamalıydın
kopardılar
Temmuzdu Burdur
temmuza yazılandı
Sağ kolum sol kolun
güllendir!


Lacivert Oyalar

Abdullah Karabağ


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:03 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.