![]() |
Dayan Kalbim
Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık! |
Değişen-Değişmeyen
Sofrada değişir her şey, ekmek değişmez; Ne kanun! Değişmez'e hasret çekmek değişmez. |
Deli
Mayın tarlasına düşmüş bir deliyim, hudutta; Gözüm, sekizinci renk ve dördüncü buutta... |
Destan
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak: Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden, Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden, Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet; Alevler içinde ev, üst katında ziyafet! Durum diye bir laf var, buyurunuz size durum; Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum! Bir şey koptu benden, şey, Herşeyi tutan bir şey. Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey, Utanırdı burnunu göstermekten sütninem, Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem. Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina; Evde cinayet, tramvay arabasında zina! Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil; Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil! Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu: Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu! Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama, Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma! Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan! Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan! Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa! Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz; Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz. Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç; Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç. Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan; Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan! Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde; Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! Mezarda kan terliyor babamın iskeleti; Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti? Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap! |
Dev
Öyle bir devim ki, ben, hakikatte pireyim, Bir delik gösterin de utancımdan gireyim... |
Devrim
Devrim odur ki, kalbten fâniliği devirsin; Yaşamaktan murad ne, hesabını bildirsin!.. |
Dipsiz Kuyu
Ağzıma soğuk kurtlar dolacak, gözüme kum; Dipsiz kuyu, sürdükçe zaman, sürecek uykum... |
Divane
Düşün o divaneyi 'her şey içimde' diyen; Ateş denilse yanan, su denilce eriyen... |
Dönemeç
Bir gündü, hava ılık Ve cadde kalabalık... Bir kadın sapıverdi önümden dönemece; Yalnız bir endam gördüm, arkasından, ipince. Ve görmeden sevdiğim, işte bu kadın dedim, Çarpıldım sendeledim. Bir gündü mevsim bayat Ve esnemekte hayat.... Dönemeçten bir tabut çıktı ve üç beş adam; Yalnız bir âhenk sezdim, çerçevede bir endam. Ve tabutta, incecik, o kadın var, anladım; Bir köşede ağladım... |
Dövün
Ben ölünce etsin dostlarım bayram; Üstüste tam kırk gün, kırk gece düğün! Açı doyurmaksa kabirde meram, Yemeğim Fatiha, günde beş öğün. Hey gidi, gölgeler ülkesi dünya! Bir görünmez şeyin gölgesi dünya! Boşlukta ayrılık bölgesi dünya! Bu dünyada yeme, içme ve dövün! |
Dua
Bende sıklet, sende letafet... Allah'ım affet! Lâtiften af bekler kesafet... Allah'ım affet! Etten ve kemikten kıyafet... Allah'ım affet! Şanındır fakire ziyafet... Allah'ım affet! Âcize imdadın şerafet... Allah'ım affet! Sen mutlaksın, bense izafet! Allah'ım affet! Ey kudret, ey rahmet, ey re'fet! Allah'ım affet! |
Dua
Bıçak soksan gölgeme, Sıcacık kanım damlar. Gir de bak bir ülkeme: Başsız başsız adamlar... Ağlayın, su yükselsin! Belki kurtulur gemi. Anne, seccaden gelsin; Bize dua et, emi! |
Düşmanıma
Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!.. |
Düzen
Doğan güneşler her gün aynı da her gün yeni; Ezelden ebede dek, işte İslam düzeni!.. |
Ebedi Taze
Bir yer var ki, orada sayı üstü endaze; Ne solmak, ne yıpranmak, her şey ebedi taze... |
Ecel
Yetişir boğuştuğum gece gündüz ecelle; Allah Rahim ve Rahman, Allah Azze ve Celle... |
Eksik
Göz attığım her şeyde işte o şeydir eksik; Mekân kopuk kopuktur, zaman da kesik kesik... |
Emanet
Bir anlık emanetle ne türlü övünelim; Gel, rahmet kapısında ağlayıp dövünelim!.. |
Emanet Olsun
Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun: Ötelerden habersiz nizama lanet olsun!.. |
En Yakın
Bütün insanlığı dövsen havanda, Zerre zerre herkes yine yalınız. Boşlukta yol alan uçsuz kervanda, Her şey tek başına, dağ, taş ve yıldız. Herkes bir vücutsuz hayal peşinde; Eşini kaybetmiş herkes eşinde. İçinizde yiv yiv derinleşir de, Çıksın karşınıza en yakınınız |
Erken Gel!
Ey genç adam, yolumu adım adım bilirsin! Erken gel, beni evde bulamayabilirsin! |
Eser
Gecekondu yapısı, bir üfürüklük eser... Elbet beklenen rüzgar bir gün Kıbleden eser!.. |
Esfel-i Safilin
Bir bak, zaman ve mekan, nasıl kuşatılmışız; Belli ki, en tepeden en dibe atılmışız... |
Eski Rafta
Oyuncak kırılır, haydi, ya insan, Nasıl parçalanır, nasıl bölünür? Söylerler, mezara kulak dayasan; Bir daha ölmemek için ölünür. Çekilmez akılda bu kadar sancı; Akıl bir küçük diş, at, kurtulursun! Ölmemenin olsa gerek ilacı; Eski rafta ara, belki bulursun!.. |
Evim
Ahşap ev; camlarından kızıl biberler sarkan! Arsız gökdelenlerle çevrilmiş önün, arkan! Kefensiz bir cenaze, çırılçıplak, ortada... Garanti yok sen gibi faniye sigortada! Eskiden ne güzeldin; evdin, köşktün, yalıydın! Madden kaç para eder, sen bir remz olmalıydın! Bir köşende annanem, dalgın Kuran okurdu; Ve karşısında annem, sessiz gergef dokurdu. Semaverde huzuru besteleyen bir şarkı; Asma saatte tık tık zamanın hazin çarkı... Çam kokulu tahtalar, gıcır gıcır silinmiş; Sular cömert, "temizlik imandandır" bilinmiş... Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler. Ölçülü uzaklıkta, yakın beraberlikler... Seni yiyip bitiren, kırk katlı ejder oldu; Komşuluk, mana ve ruh, ne varsa heder oldu; Bir yeni nesil geldi, üstüste binenlerden; Göğe çıkayım derken boşluğa inenlerden... Seninle sarmaş dolaş, kökten bozuldu denge; Vuran kimse kalmadı bu davayı mihenge... Şimdi git, mahkemede hesap ver, iki büklüm; Cezan, susuz, ekmeksiz, olduğun yerde ölüm!.. Evim, evim, vah evim, gönül bucağı evim! Tadım, rengim, ışığım, anne kucağı evim! |
Ezan
Ölürken aynı ahenk, sala sesinden sızan: Kulağıma doğduğum günde okunan ezan. |
Feza Pilotu
Yirminci yüzyılın ablak yüzlü pilotu Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu? Bir odun parçasına at diye binen çocuk! Başında çelik külah, sırtında plastik gocuk. Uzakları yenmiş Fatih edasındasın! Dipsizliğin dibini bulmak sevdasındasın... Allah'a dil çıkarır gibi küstah bir yarış... Farkında değilsin ki, Ay Dünya'ya bir karış Fezada milyarlarca ışık, yol, mesafe; Seninki, saniyelik zafer, ilmi hurafe Kavanozda, kendini deryada sanan balık; Ne acı vahşet, mağrur ilimdeki kabalık; Fezada 'Allah diye bir şey yok' iddiası!!! Gel gör, kaç füzeye denk, bir mü'minin duası; Rafa kaldırmak için ruhlarını dürdüler; Güneş diye kalpteki güneşi söndürdüler. Bilmediler; kalptedir, kalptedir asıl feza; Kalptedir, ölümsüzlük kefili kutsi imza. Sayıdan sonsuzluğa sınıf geçirtecek not; Bizdedir ve bizdedir Arş'a giden astronot, Ve mekandan arınmış ve zamandan ilerde, Fezayı teslim alma sırrı bizimkilerde. Bizimkiler ışığa gem vurur da binerler; Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler... |
Fikir Sancısı
Lafımın dostusunuz, çilemin yabancısı, Yok mudur, sizin köyde, çeken fikir sancısı? |
Garipçik
Bahçemde Yusufçuk adlı kuş Öter hep; Necipçik, Necipçik! Bir iğne, kalbime sokulmuş, Başımda küt diye bir dipçik. Tabiat, gurbetten bir pusu; Çırpınır, denizi arar su. Haykırır, baykuşu, kumrusu: Var yürü, garipçik, garipçik... |
Gaye
Perdenin ardı perde, perdenin ardı perde, Her siper aşıldıkça gaye öbür siperde... |
Gece Yarısı
Her gece periler uyur odamda, Derinlerden gelir uzun nefesler, Yanan mum bir rüya seyreder camda, Bir ağır hastanın nabzıdır sesler. Gittikçe alçalır, yükselir tavan, Duvarda küçülür, büyür parmaklar, Elbisem çivide canlanır o ân, İçinde bir başka vücudu saklar. Her perdeden çıkar sivri sinekler, Sanki bir tel gevşer, bir tel burulur. Sokakta uyanık kalan köpekler, Yıldızlara bakıp durmadan ulur. Birdenbire bir şey çıtırdar, derken, Merdivenden gelir bir ayak sesi, Basamaklar birer birer esnerken, Kilitli kapının düşer perdesi. Gözler parlayınca karanlıklarda, Kemikten parmaklar terimi siler, Yanyana oturmuş, bekler dışarda, Sarışın kediler, siyah kediler... |
Geceye Şiir
Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün; Gelin, gelin, onu açın *******! Beni yadedermiş gibi, bütün gün Ötün kulağımda, çın çın *******! ******* çekmeyin benim için hüzün, Gelin siz, ruhumu tenimden süzün; Bırakın naşımı yerde gündüzün, Gölgemi alın da kaçın *******! |
Geceye Şiir II
İnsanlar içinde en yalnız insan; Düşün, taş duvara başın gömülü! Ve kapan sükûta, granitten, taştan, Mazgallı bir kale gibi örülü. Gözünü tavandan ayırma ki, sen, Üşürsün, gölgeni yerde görürsen. Dikilir karşına, mumu söndürsen, Ölüler içinde en yalnız ölü... |
Geceye Şiir III
Sesimi alıp da kaybetse rüzgâr, Versem gözlerimi bir sonsuz renge! İçimde bir mahşer uğultusu var; Ruhumdur çağıran, tenimi cenge. Gözlerim bir kuyu, dilim kördüğüm, Bir görünmez âlem olsa gördüğüm; Mermer bir kabuğa girip, ördüğüm, Kapansam içimden gelen âhenge... |
Geçen Dakikalarım
Kimbilir nerdeseniz, Geçen dakikalarım? Kimbilir nerdesiniz? Yıldızların korkarım, Düştüğü yerdesiniz; Geçen dakikalarım? Acaba tütsü yaksam, Görünür mü yüzünüz? Acaba tütsü yaksam? Siz benim yüzümsünüz Eğilip suya baksam, Görünür mü yüzünüz? Gitti bütün güzeller; Sararmış biri kaldı, Gitti bütün güzeller. Gün geldi saat çaldı, Aranızda verin yer; Sararmış biri kaldı!.. |
Geçer
Hasret bir rüzgâr, kapı kapı aralar geçer; Gördüğüm her güzel şey, beni yaralar geçer... |
Geçer Akça
Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir! Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir! |
Geçilmez
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez; Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez. İçeride bir has oda, yeri samur döşeli; Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez. Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada, Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez. Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne topyekün? Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez. Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi; Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez. Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhava; Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez. Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi; İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez! |
Geçti Geçti
Geçti, geçti mevsimler... Süpürüldü takvimler. Gidenlerden kalan şey; Duvarlarda resimler, Mezarlarda isimler... Geçti, geçti mevsimler... Hani eski iklimler? Has ekmekten dilimler. Hey gidi zamane hey! Tesellisiz ilimler, Adaletsiz taksimler... Hani eski iklimler? |
Gel!
Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk, O gün başucuma karalarla gel Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk, Tepende simsiyah kargalarla gel Elinden, dal gibi düşerken ümit, Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit; Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git, Kırık bir tekne ol, dalgalarla gel.. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:19 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.