![]() |
Dönme Dönme Aa Dönme Be
Dönmesin bana ismi lazım değiller İster A yla başlasın ister G yle isterse Z yle Kelepçelerle bağlamışım sevişmelerimi Özgürlük uzak yalanlar yorgun tenler gerçeksiz Soğan soyma ağlamalarına giderken kar yağıyordu yalanlarına Geride bıraktığın kahkahalarına al onları da al yanına Şerbet dökülmüş sözlerine arı soksun bilmecelerine En çok kızgınlığım masum bakan yılan gözlerine Eteğine kotuna turuncu kazağına ezberlediğim gamzelerine Kokuna sütyenine bana yasaklı memelerine Gidişlerinin tank sesleriydi geç gelişlerin Saçlarında demirli duran en buyuk gemi Açılıyordu bilmediği denizlere egsersiz Liman çokk hesap yok kitap yok sıfıra sıfır Ben bir limandım aklı başında sense bir tayfa aklı karışık Bak işte denizaltı yanaştı savaşsız Gitme gidersen güneş özler seni gitme rıhtımım ıslak kalır çiçekler boyun eğer Gitme rüya değildir gidişler gerçeğe vurur rüzgar derinlerde kalırsın karanlık basar her yanını Gitme ay her gece her gece seni arar yıldızların solar Gitme gideceğin kadar kolay değildir geri dönmen Sen gittin aa da gittti mmm dee hhh deee vveedee zzede kalmadı Bende bir ümit kaldı birde güneş gözlerindeki sitem İçime döndüm kestim bütün dönüşlere verdiğim biletleri Geçikmiş özürleri dağılmış sözleri ve en güzel gümüşleri dağıttım Ağlamıycağım Hüseyin Yük |
Dut Ağacısın Sen
Dut ağacı gibisin meyvelerin kan yapar pekmeze Yapraklarından ipek böcekleri beslenir elbiseler dikilir Kim bilebilir ayrıldığın yaprakların bir düğünde Hangi geline gelinlik dikilecekir Seni terk etse bile meyven akyuvarlarda yaşar hatıran Kaç bin yağmurda yıkandı tenin ağlar durur badem gözlerin Kimse dayanamaz kavgasız zamansız kopmalara Bir tarlada ya da saray da kraliçe seçileceksin zamanla Hüseyin Yük |
Duvarlar örme
Duvarlar örme güvenlerine Durduk yerde yine Duygularını kitleme çeyiz sandıklarına Dudaklarını buruşturma olur olmaz şeylere Sarıl niliüferime hasretindeki susamışlığıma Hüseyin Yük |
Düş
Sen kadınım olmalıydın Seni gördüğüm zaman yüreğimin derinliklerinde Bir zamanlar yandığını unuttuğum ışığı Sen yeniden yaktın. Şimdi yaktığın ateşi söndürmeden gittin Hayalmiydin yoksa gerçekmi anlayamadım Yada sen hiç olmadın belki de Ben senin var olduğunu sandım hüseyin taş Hüseyin Yük |
Eflatun Gece
Ellerin avuçlar yıldızları Eflatun gecede Maviler soyunur zafere Mumları tutuşur özlemlerimin Gözlerin peri kızı gezdirir sizi Hüseyin Yük |
Ege Denizi
Karşımızda ege denizi Engin ve eski Sarmış tüm kollarıyla büyük bir şehri Dökülüyor ona binlerce nehir ve dere En büyüğü sakarya Ben en çok savaşları merak ederim ya Gemiler batıran yaşamları yutan angarya Kollarını kucaklıyor karşıyaka Bir vapur yalıyor uzaktan güzelyalıyı Bütün güzelliğiyle duruyor kıyısında urla Çeşme kuşadası ve birde karaburun Sakız adası son anda oldu yunanlıların Ne aşklar doğdu kumsalında sahilerinin Barışta ve savaşta Tersaneler kuruldu savaşlar unutuldu Bir yudum su benzin dudaklarında Kulakların yelken yarısı Yanarsam sesine soluğun yetişir sevmelerime Hüseyin Yük |
Eirene
Sade hoş şehirler diyarının kızı Zorluyorsun beynimi yüreğine doğru Varoluşunu sorguluyor yüreğim Bir tarafta inancın bir tarafta öfken Kızıyorsun belkide bilmediklerime Bildiklerin gözlerindeki parlak yıldızlar Eminimki ışık saçyor bilgeliğin Seni tarif etsem anlatamamki Bilinmeyen bir yerlerdesin Bana çok yakın içimdesin Her andığımda sevgini Engin ve derindi öngürülerin Özlenesiydi hep söylediklerin Bekliyordu deniz ve mehtap seni Şenlenirdi seninle her seferi 2003 Hüseyin Yük |
Ekmek
Kara kış gününde Sarıkamışta Horasan a yolculuk yapıyordum trenle Katarlı yarısı yük yarısı yolcu vagonlar Biletler diye bağıran kondektör Kontrolleri bitirdi geldi kompartmanıma Selam verdi açtı masayı serdi gazeteyi Ekmek peynir çıktı torbasından Dikkatimi ekmeğe duyduğu saygı çekti Adam çok açtı ama ekmeğe acımıştı Sanki ekmek onu yiyordu ezilip büzülüyor Önünde küçülüyor ufak bir kırıntı düştü yere Birden yerinden fırladı binbir mahçubiyetle Kutsal bir kitap gibi öpüp başına koydu Ve o kırıntıyı okuyup üfleyip yedi Hayatın sırrı bu ekmekte oğul dedi Biz onun için çalışıyor ve onun uğruna yaşıyoruz Soğanlı dağlarından geçerken tren Sıcaklığıyla baktı yüzüme birden Dediki daha sen gençsin ekmeğin değerini Yaşadıkça öğreneceksin Sakın ekmeği atma ve ona yan gözle bakma Saygı duy her daim önünde diz çök Göreceksin ki onu da seni de yaradan Ekmekten seni mahrum bırkamıyacktır hiç bir zaman 06.03.2007 Hüseyin Yük |
Ekvator Bakışlarını Özledim
Sende neyi özledim Saçlarını Sıradışı ekvator bakışlarını Özledim Şifa kaynağı sevgini Dualarını Her insanı sen gibi senden gibi görmeni Özledim En çok auranı Göbeğinden akan aşk ırmağını Soyunmayı boğulmayı değil Balık gibi olmayı Özledim Acılarımı uyutmayı korkularımı yenmeyi Zaman ve şans tanımanı tenime şımarmayı Süprizlerine denk gelmeyi Özledim Ben sende yüz kadın bulduğumdan Aldatmamayı özledim Sana sarılabilmenin bestesine söz olmayı Özledim Seni özlemeyi özlemedim Seni sevmeyi özledim Hüseyin Yük |
En Duygusal Anlarmızdı Yalnızlıklarımız
En güzel anlarımzıdı yanlızlıklarımız Sevebilirmiyiz dediğimizde Sevginin aleviyle yandığımız Zamanların arkasında bağdaş kurduğumuz Kor alevlere döndürdüğümüz Sevda türkülerimizle övdüğümüz Gün gelir kaçışlarımız Kaybederken bile üzüldüğümüz Belkide sevinebildiğimizdir Sevdalarımız mı geyikti Yoksa kayalıklarmıydı otu değerli kılan Belkide bir deniz dalgasıydı köpüren Sahillerde kumlara yazılan Dalgalarla silinmiş olsa bile Deryada kaybolmayan İZLERİMİZDİ SEVGİLERİMİZ Bildiklerimizi sevebiliyoruz ya Severken öğreniyoruz ya Öğretmen gibi davranıyoru Çocukluğumuzdan esinlendiklerimiz Masumca şımarmalarımız Mehtapla güneşin batımı Çakıştığı deniz sülüeti Biri soldan diğeri sağdan Vuruyor denizin maviliğine Şehir ışıkları uzaktan Yansıyor iyot kokularına Ve müzik denizin üstünde Yaşamak *******ime 2004 Hüseyin Yük |
Erzincan
Altıntepe dağının eteklerinde Munzurun gönlü bol dizlerinde Fıratın doğduğu ana kucağı Erzincan Miden'de gastritmi ülsermi var Git Erzincana ekşisuya iç geçsin derdin Beytahtında agaçların gölgesinde serinle Dua edeceksen git terzibabaya Lahmacunu peyniri yaprak dönerini balını Soğuk sularını sıcacık somununu yemeden gelmeyin Saymakla bitmez güzellikeri erzincanın Ozanlar şairler ermişler şehri Kaplıcalarını raftingi hele beni büyüleyen manzarasıyla Girvelik şellalesi yeşile bürüyor her yeri o eşsiz güzellikle 3 ordusuyla kahraman ordumuzun bel kemiği Eşsiz insan sevgisi Çocuk dostu şehir erzincan Sende askerlik anılarım kaldı Gözlerim hep sevgili arardı Dost buldum sevgi gördüm Erzincan anlatılmaz yaşanır Hüseyin Yük |
Eteğinde Çalan Ziller
Eteğinde çalan ziller Belkide beni bekler Puanlı benekli renkler Eteğine yapışan bebekler Görünmeyen memelerini kıskanırım Hiç tanımadan Bir bebek öpmesin diye Zil çalan eteklerini kıskanırım Birazdan çıkmaz bir sokağa sapacakasın Merdivenleri ineceksin Etkelerine aldırmadan Uzakta bir nokta olacaksın sonra Belliki beni beklemeyeceksin Hüseyin Yük |
Etkilemek
Etkilmekti serin havaları Düşündüm yaylaları Ay ışığı doğmuş dağları Çobanın matarasındaki çayı Yeni doğmuş kuzunun meleme sesini Düşündüm seninle aynı yaylalar'da yaşamayı Saçlarına doğan dolunayı Samanyolu aynaları Gözlerindeki soyunmayı yıldızların Hüseyin Yük |
Evlen Ayla
Şirin zamanlarımızda gözlerine Şiirler yazardım bozkırlarında özgürken Yıldızları çatallarken dudakların Güneşi yüreğinde parlatırdım Sen iflas ederken ticaretten Bütün teorileri ezberlerdim Keynesgil görüşlerimle Ne yapsam marjinal faydam bile olmuyordu Mevlana tepelerinde sabahlardık Ney sesinin *******deki serinliğinde Bayatlamış çaylar içerdik ikimiz Uykum geldiğinde omuzunda uyurdum Üçüncü evliliğini yapacaksın hayırlı olsun Adam yaşca büyükmüş ne fark eder Sevebildiysen ve sevildiysen bu yeter Düğüne davet etmişsin beni ikramı tutkuyu Gelsem bir türlü gelmesem iki türlü Gülhan aradı mutlaka gel dedi Biliyormusun sana şiir yazmak sırası bitti Mutluluklar diliyorum badem gözlü Dostluğun ve sevgin bende eskisi gibi güçlü Yolun bahtın açık olsun evinde huzur dolsun Hüseyin Yük |
Evliya Çelebi Sürtünmüş Sana
Bir gün karsta Öbür gün marsta Yarın maraşta Bir uçakta bulutların üstünde uçuyorsun Havalımı havalısın Bir bakmışım eşşekle Dağ yolunu aşmışsın Bazanda eşşekten düşüp ağlamışsın Gemide denizlerde Güvertede Yanmışsın EVLİYA ÇELEBİ SÜRTÜNMÜŞ SANA Ondan hep seyir halinde gönlün Sen bu yaşta çok büyümüşsün Kar yağarken yollarına üşümüşsün Gözlerinin arasına fırat akmış Kirpiklerin ıslanmamış Duyguların sağanak yağmur Sen şemsiyesiz ıslanmışsın Kim bilir kimin aklında kalmışsın Hüseyin Yük |
Eylem
Denizlerin eylem yaptığı Çimenlerin yağmurla seviştiği Kedilerin gevşediği Dudaklarına grev koyduğun *******de Yolumu bulduğum meydanlarında Sende kaldı aklım.. Hüseyin Yük |
Filiz
Ne güzel bir isim Hasret dolu bir yüz Filiz Hep sevildiniz Sizde sevdiniz Ah birde bilseydiniz Ezebere severmiydiniz Evlendiniz Hiltonda düğün yaptınız Davetliymiydiniz sizde Her gelinlik bir hüzündür Bekaretini zorlar verilen sözlerinizin Doktordunuz şifa dağıtınız Gerdek gecesinde bile Koşarak hastalarınıza gittiniz Bu yüzden çok sevildiniz Yaşamda bir çiçek filizle başlar Çoğalır filizleri etrafa gülücük atar Siz şimdi meyveydiniz yetiştiniz Daha çok filiz yetiştirirsiniz Hüseyin Yük |
Gecede Sabaha Sürdürdün Beni
Sabahki ayazdı gece den sinsi Bir gecede sabaha sürdürdün beni Saçının kokusuydu kardelenler Ruhumun korkusuydu gitmelerin Derindi gözlerindeki denizler Cevaplardı yüzümdeki çizgiler Senki unuttuğum sersemliğimdin rüzgarımda İçine inemiyorum kor alevlerlerin küllenmeden sevdan Yoktu öteye hiçbiryerde sevda bu şiirden başka Şiirki efendisiydi yalnızlığın |
Gel bana
Ata bin gel olmazsa tirene otubüse uçaga Ne bulursan gel uzak görme buraları gel Alıştığım nilüfer soluğuna ellerinin soğukluğuna bin Yelelerine sarıl sarı atın ya da otubüsteki mavi benekli koltuğa bin gel bana Söz vermezsin biliyorum gelemem dersin Yıldızımıza bak takip et o getirir seni bana Güneş burda doğsun saçlarına Susamışlığın ve açlığınla gel Yeni aldığın entarini giy birde spor ayakkabılarını Kokunu bırakma orda çantana koy da gel Şiiirler getir bana birde çok sevdiğim çaydanlığımı Hani bana çay yapardın ya işte o masmavi demliğinide getir Biliyorum bütün güzelliğinle geleceğini Biliyorsun seni ne çok sevdiğimi Düşlesem bir ağacı ikimizin gölgesindeki yerini Yeşil çayırları çocuk seslerini ruzgar esmelerini Uzaktan çalan bir neşat ertaş türküsünü Ütüsünü büstünü kekik kokusunu vicdanının Yüzündeki yeryüzünü bana verdiğin sözünü Hani uzanmışlığını aksayaların başaklarını tarlalarının Sana ayrıracağım zamanlarımın büyüsünü Beklediğime gitttiğime değdi diyeceğini Duymak istiyorum gelmek isteyeceğini Karpuz kesecem sana mangal yakacam Hem tavuk hem balık pişireceğim Ellerimle yedireceğim sana Bak geç olmadan gel Kalbimdeki yerini soğutmadan gel Duygularımın prensesi sensin Yüzü güleç gönlü yüce sevdam Gel bu şiir bitmeden gel ARA VERDIM GELENE KADAR Hüseyin Yük |
Gelincik
Yeşil buğday tarlasındaki gelincik kadar güzelsin. Leylak memesinden sızan süt gibisin. Gamzelerine bir çocuğun mutluluğu konmuş. Ortaokul aşkı coşkunluğunda kaynak suyumsun. Seni her düşündüğümde Sirat köprüsünden geçiyorum, Ben köylere Muhtarken Sen kentime Vali oluyorsun. Derin nefeslerin ele veriyor yanlızlığını. Kimliğin tesettürlü gülmelerin ustura Kesiyor hevesimi İlk bisikletime sahip olmuş gibi sevincimsin. Yayla evimsin 20.04.2007 Hüseyin Yük |
Gitme Arya
Seni gitmelere kim zorluyorsa ve boğuyorsa O gitsin sen gitme kal bizimle arya kal Kalki hüzünleri pişirelim şiirleri çıplak görelim Gitmeler çözüm olsaydı gidenler geri gelirdi Sabah veda şiirini okudum gözlerimin yaşıyla Yüreğim burkuldu içindeki frtınalar tipi kar boran Dayan filiz dayan az kaldı bak köy göründü Evin sobası tütüyor kuşlar ötüyor cık cık Sen serçeleri seversin kanadı kara batmış serçenin Leyleklerin kırlangıçların kedilerin sana ihtiyacı var Al onları da al yanına tüten yuvana yarınlarına barınağına Bizi sevgimizi çoşkumuzu sevincimizi yarım bırakma Gitme arya gitme kal sen gidersen ışıkları söner ankaranın Yollar buza bürünür kavşaklar karışır sevdiklerin ağlaşır Gitme arya gidersen kel kalır boşluklaşır sayfalar Beyaz kağıda bakmak zordur arya sahipsiz sevdasız dağ kalır Ayrılığı yazmak yaşamaktan zormuş yazamıyorum arya Sensizliğe susamıyorum düşünemiyorum arya Gülmelerin takılıyor ceketime ilikleyemiyorum Önünde dik durmak saçlarına dokunmak hüznünün varya Topallıyor cümleler çıkamıyor bir üst satıra sakat bırakma arya Yeşerttiğin filizlerimiz kurumasın sevgimiz hiç solmasın Sen gitme arya bizle kal şiir le kal içindeki nehir gitsin Sen deryasın arya o bize kalsın sen bizde kal biz sendeyiz her zaman Hüseyin Yük |
Gizli Ay
Gizli ay Güneş doğarken gizlenirdin Gece yıldızlarla bezenirdin Gezerdin bazan hilal bazan dolunay olurdun İman dolu yüreğinde hiç bilemedim Hangi dindeydin Seni tandığımda başak burcundaydı zodyak Ekinlerde başağa durmuştu Bir sahil kasabasında deniz bekardı martılar dişi Ve biz iki kişi Gördüklerimizi imzalıyorduk Teninde kaç parmak izi bırakmıştı yaşam Aşkların kanamalı, damarların yanıyordu hasretten Ve sen ağlıyordun Şalgama yüklüyordun öfkeni Kaz dağlarını her aştığında Çanakkale geçilmez oluyordun Bir komiser seviyordun tabyalarda Evliydi.Umutların tükeniyordu Bir balıkesir almıştı aşkını bir asos Erdemin eğitimciliğinden Mahpuslara meslek öğretiyordu Umutları tükenmişlere Kadın yüzüne acıkmışlara gardiyanlara Elif mahkuma hasan abiye Bir gümüşü değil yüreklerdeki özlemi nakşediyorlardı Yüzüklere kolyelere Ç ok şey verdin hüküm giymişlere Hükümsüz sayarak Hüseyin Yük |
Gizli Ayrılık
Binlerce sohbetin selamla başlar Sevgiyle hoş görüyle selametle biterdi Ne zaman ayrılık mektepleri kuruldu Sen sınıfta kaldın sıralar doldu Otubüsler kara devrildi Bir aldatma aldanma şüphesi Kocaman bir sevda dağını Dinamitledi üstüne devirdi Yenildin yenildi zar tuttun belliki Hile olsa keşke ayrılıklar Senin beni kırdığın Benim yalancıktan ayrılalım dediğim Seni bir gece vakti uzağa götüren Kuşkusuz kuşkulu depresyonlarımdi Yıllarım hasır gibi sarıldı önüme Ne bu ev benim ne rahat minderler Beni tüm soğukluğuyla ankara bekler Üniversite yıllarım da sığındığım Parkemle parklar da uyuduğum Gençliğimin gençlik gelincik parkı Ancak şimdi durum farklı İçimin içini sen içmiştin Benim şaraplara susamam nafile Hangi alkol hangi su içimden eksilen Seni tamamlarki... Kaç sağanak aşk Kaç güzel kadın Kandıracak beni Hiç bir el sendeki beni Sülale kabile arkadaş kanki saymayacak Ben asla seni unutturacak göz bulamayacağım Unutamayacağım...... Hüseyin Yük |
Göçmen Yüreğim
Ben senin dudaklarında üşüdüm *******imde yalnızdım Gözlerin derin devlet Duygularım rütbesiz subaydı Hava lodos sen meltemdin Yürüyorum yalnızlığa kalkmış bir trenin arkasından Tarlaya işci taşıyan bir kamyonun kasasında Saklı bir şafaktı göçmen yüreğim. SEN yoksun Hüseyin Yük |
Gökçen
Hani bir orkideye bakarken kendimizi sınarız güzelliğinde Gökkuşağı renklerinde bir dilek tutarız. Bülbül sesinde tutulur lisanımız susariz. Hani hevesimizdi bakmak gözlerine Gökçenin. Kız erkek demeden baktığımız.Huzura bakar gibi. Sevdasında kutsadığımız Saçlarında çay yudumladığımız Hani överken Gökçen gibi güzel dediğimiz Cümlelerimize zamir eklediğimiz Onu anlatırken bile sustuğumuz Yüklemlerimizdi Gökçenlerimiz Hüseyin Yük |
Gölgende Olsam
Bir ağaç olsan birde dalların yeşil Hafiften rüzgar esse yapraklarına Hani gölgende otursam Senin ayaklaın olsa Dizinede başımı koysam Ellerin saçlarımı okşasa Yüzünüzde iki rekat kılsam Derin rüyaya kalsam Dudakların susamışlığıma pınar olsa Sen bir ağaç olsan Dalların kolların olsa Meyvelerin yarınlarıma benzese Yaprakların dostluğuma el sallasa UNUTMASA Hüseyin Yük |
Gönlüm
Gönlüm perdeden çıktı çalgıcı nerdesin? Çal oku kendine gel.İşimiz bu perdeden düzene girmek Dünya işine hiç iltifatım yoktu Fakat yüzün dünyayı da,dünya işlerinide bezedi.bana güzel göstermeye başladı Hiç sönmeyen ateş bizim gönlümüzde Onun için pirimugan aziz tutuyor ağırlıyor Dün gece gönlüme aşkından haber verdiler Hafızın gönül fezası hala o sesle dolu Zülfünün büklümlü küfürün de tuzağı imanın da. Yüzün güzellik mucizesi ama bakışının sözü apaçık sihir. O şuh gözlerinden canını kaurtarmaya imkan mı var? daima elinde yay,pusuda! O siyah göze yüzlerce aferin aşık öldürmede sihirler yaratıyor Gönlümde gitti dinimde. Sevgilim beni kınamaya kalkışma haydi git Mum nasılsa yanılıp sevgilinin gülümseyen parlak yüzüne kendisini benzetti Dudağından henüz süt akıyordu Ben bu tuzluğun etrafındaki şeker,herhalde sebepsiz değildir derdim Bir bak,dinle elmaya benzeyen çenendeki çukur ne diyor Mısırdaki yusuf gibi binlerce güzel bizim kuyumuza düşmüştür ŞİRAZI Hüseyin Yük |
Gönül
Her şey kendini yenilemez Dalından koparılan gül Elini bırakan gönül Sevmek bir ödül Ne olur ne olur dön geri gönüll Hüseyin Yük |
Gördüğüm senmisin
Gördüğüm senmisin Esmesinde rüzgarın saçlarının Küpelerinden asılı kirazlarının Nar gülüşlerinde bahar coskuşu Türkülerimin nakaratındasın Karpuz düşlerimde Soğuk çeşmlerimdesin Dudaklarında çilek kokusu Erik gülmelerin,başak mubarekliğindesin Şairin dizlerinde şiirdesin Kaz tüyü sıcaklığında gönlümdesin Hüseyin Yük |
Gözler
Bulutlarını dağıtır sana doğan gurbet Dağların yıkanır dolunayda Dudakların yumurtlar uzun kanatlı yuvalarına Eşikte çakılı at nalı Sana değecek nazarlara korunak olacak Sesinin tınıın da huzur bulan çocuğun gibi Omurgamızdaki gam kalkacak sarmaşık saçlarında Duvarları sevmedim senin düzleminle tanıştığımda Gözlerin gözlüklerini soyduğunda Renklerin dans eder gözbebeklerinde Beklediğim adın çağrışım yaptığında Dikkat kesilirim sesinin huzurunda Hüseyin Yük |
Gözlerimde
Gözlerimde demir perdeler Düşlerimde sen Aklımda binbir gece masalları Dilimde sen Kalbim tutmak isterken yüreğini Sebepsizce kaçışlarda sen Yine de sen...! yasemin e aittir |
Gözlerin Döşeğimdi uyuduğum
Gözlerin yollarımdı yürüdüğüm Gözlerin döşeğimdi uyuduğum Sözlerindi sevgi çiçeğim Bitmeyecek bir sevdaydı renga renk Okyanusumdun hayal gemimde Kılavuzumdu tertemiz hislerin Güneşimdi parlayan bakışların Martıların kanadında yazılı aşkımdın SEN 2001 Hüseyin Yük |
Gözlerinin Kebanında
Barajların esmer kızı dilan Gönlünü munzura yasla Gözlerinin kebanında İzlediğim dizinin enerjisi var Saçlarında yedi iklim yıkanır Ovalarında memleketim doyar Barajin ışıktır yurduma Şehrim aydınlanır seninle Kavuşmadığın sevdan Yeşermiş mendilinde desen desen Ey gök yüzü yağmurlarının suladığı ten Umutların üşüdükçe Güzel güneşli günleri düşle Hüseyin Yük |
Gurbet
Bütün canlar gurbet ana rahminden sonra Şehirler dağlar yarlar gurbete tuzak Asıl gurbet kaybedilenler geri dönemeyenler Sevipte kavuşamayanlar bir arada yaşayan yalnızlar gurbet Ana memesini kardeşe pay ederken Ayrı düşerken sevdadan gurbet Ki rahlesinden başlar gurbet İçimin şehri dışıma gurbet Acıtan hasretler yazılan destanlar Sen varken bile vuslata eremezsem Sevemezsem beyninin susamış aşkında ki gülleri gurbet Musalla taşı mezara gurbet ölüm cana can ruha gurbet Ben sana gurbetken sen bana gurbet Hüseyin Yük |
Gurur
Genlerinde gurur var biliyorum Korkmuyorum. Karşısına tablolar koyuyorum Direksiz saraylarının Yağmur gibi yıkıyorum eski yüzlerini Yeşerecek gülmelerini bekliyorum. Unutulmayacak zevkler düşündüğümde, Sabahlar doğuyor düşlerimde Ellerine şehrin parklarını döşüyorum İki sevgilinin dudakları Gamzlerinde Kavgaları asık suratına yansıyor Serçeler zerdali ağacına konuyor Ürkek bakışlarınla yemliyorsun Bir hikaye okunuyor kulak içlerinde Duymak istediğin ezan sesinde Yürüyor tüm askerleri tümeninin Mavzer çevikliğinde sözlerinin Emirlerlerindir belkide duymak istediğin Postal seslerinde Yüreğinde çocuk sevgisi düşlediğinde Her anlam yüklediğinde yaşama Ömrün uzar beklentilerinde Slogandır senin ergenliğin Süt beyazı memelerinin Ben sana düşsem kuşluk vaktinde Yüzmelerinde denizinin sığ sevgilerinde Seni seviyorum demeki için Sınavlarında gözlerinin Hüseyin Yük |
Gücünde Aşk
Gücünde leopar gücü var aşkının Antilop saçlarında barınakları duygularının İmpalo hızında korkularının Bir ceylan yavrusunun pır pır yüreğidir yüreğin Doğa zenginliğinde dir güzelliğin Sakın çakala bırakma sinsice çalar sevgilerini Geceden hayduttan eşkiyadan koru Gözlerin bir kartal sezgisi kadar keskin olsun Korkmasın sevmekten aslan yüreğin |
Gülme Denizi
Bir yaprak kımıldasa Serin rüzgar esse Gözlerin gülecek biliyorum Sen bana serinlik veriyorsun Garson kız gülüyor Gençleştiren gamzeleriyle Yok aldatmadım Sadece seni gördüm gülme denizinde Hüseyin Yük |
Gümüş Suskunluk
Kelime buldum gümüş suskunluğunda Demir yüklüydün civa hükmünde Kurşun dökülen güzelliğin Bir tarih yazılan bin şehit verilen milliyetçiliğin Yolum engelli viraj dolu Ufkuma sis çökmüş Bin kurt tilki çakal dökülmüş Seni düşlerken sürgün edilen yüreğimle Gökyüzü denizler mavi yol Gemiler emrimde Güzel günler hepsi sende ve bir gümüldür sahilinde Kumsalın kucaklamış esaretimi Sabahlarım seninle yeni bir hilal de Tavşan kanı çayda biter yorgunluğum Hüseyin Yük |
Gün içinde Dünya da Melekler dolaşır
Gün içinde Dünya da Melekler dolaşır Ararsan bulamazsın bakarsan göremezsin Bir şans gününde dikilir önüne Melekten insana dönüşmüş güzellikler Aramakla bulunmayan kaderimdeki beklentilerimden Gözlerindeki yangından küllenmeden duyguların ilk gören bu olayı isterken Nasıl olsun dağlar da karda olsa olur Kardelenler oldukça beyazdır sevdam Bulutlar beyaz, kirlenmeden özlemlerim Buluştuğumuz bir kara parçasında sen Şiirimsi saçlarının tenindeki beyazlıktayım Kirpiklerindeki buz tutmuş kar tanesinde Soğuk sevgimiz ısınıyor bakışlarında ki Güneşten Nefesininin buharındaki sıcaklıktayım Hüseyin Yük |
Güneş Sızmış
Mercimek tarlası gibi Bereketlisin. Güneş sızmış dul ovalara Mevsimler yetişmiş tepelere Memelerin benzemiş, Tomurcuk meyvelere. Nelere Nerelere Nerelerde. Sen Yoksun... Hüseyin Yük |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:43 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.