www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Deniz feneri
Adını bilmediğiniz bir köydeyim
Hatta adımı bilmeyecek kadar yaşlı
Çekip gideceğim bir kapısı bile yok bu evin
Pencerede kartonlar sıralı.

Ayağa kalksam biner sanki tüm dünya sırtıma
Adım atsam yollar uzar da uzar
Gözyaşım aksa dilenci dedikleri yüzümde
Akça pakça sırıtır utancım ve de açlığım.

Ellerim nasır, ayaklarım toprağım kadar çatlak.
Yaşımı bilmem ama
yaşadığımdan çoktur saçımda aklar.
Kimin kimsen var mı derler... susarım...

Bir mum yakarım karanlık yalnızlığa
Kocaman olur yüreğim...büyür içimde bir şeyler
Odam büyür, şehir küçülür ve bir bakarım
Kapı olmuş dört duvarımda
Bir deniz feneri gölgesi.

Yakında buralara kadar gelir ışığı.
Aşım, yatağım, sıcağım, merhabam da peşi sıra...

Arzu Altınçiçek
26 Ocak 2007


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Denizci
Karanlık ve uzun yollara düştün
Ben bir kez daha sensiz uykulara

Gün yüzünden mi doğacak
Çiy gözlerinden mi düşecek bahçeme

Bak deniz ne kadar durgun
Bulutlar bile kaymıyor üstümde

Dalgalar teninde mi coşacak
Kumlar terinde mi düşecek mavime

Karanlık ve uzun yollara düştün
Ben yine seni düşünmeye

Dedin ki-
Ne çabuk konar yüreğime sevgi
Ne çabuk gider yüreğimden sevgili

Karanlık ve uzun yollara düştün
Ben bir kez daha sensiz uykulara

Düşlerimde
Yataklarını açacağım denizlerin
Bana vuracaksın fırtınalı sular sonrası
Yorgun ve bitkin

Desem ki-
Ne çabuk düşerim terine
Ne çabuk giderim teninden

Demirler misin aşkı
D e n i z c i.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Senin için
Bakma,
Elim ayağım kavruk
Bir çölün ortasından geliyorum
Ben gibi yanan kum tanelerini seçtim de

Giderken yol üzerinde
En temiz toprağı eledim saçlarımda
Katıksız
Sen gibi çiçekler ekmek için

Suyun en temiz damlalarını alıp
Doldurdum pınarlarıma
Can vermek için, sen kurudukça

Gökyüzüne süzüldüm
Martıların kanatlarına saklanıp
Soluklanmamış havayı getirdim sana
Sabahların, gül kokan çiy busesinde

Gümeşin tam ortasından
Portakal çiçeğinin gölgesini çaldım
Kızma, sadece senin içindi

Gecenin en katranını sakladım gözlerime
Yorgun düşünce
Serilesin istedim

Bakma,
Yıldızlar yok
Onları balıkların üzerine yapıştırdım
Karanlık sulara düşersen bir gün
Korkma diye.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Desen ki
Desen ki!

Sarhoş bir keman, rüzgar
Yalpalıyor yol boyu.
Uzakta mavi bir ıslık
Dalgalarda ağıt.
Tangoda tek bacak
Kavalyesiz yıldız.
Ve parmak izinde
Bir kalp kumlarda

Yalnız yüreğimin ritminde,
Dallarda Eylül melodisi.
Tek tek düşüyor
Sararmış hüznün bestesi.
...alkışta bulutlar.
Mevsimsiz yalnızlığımda
Gönlümde bir tını adın.

-Gel desen,
Bak gör nasıl mevsimleri süpürür eteklerim
Saçlarım nasıl takar güneşi
Göğsümde desen al basan buselerin
Ve ellerin
Ellerin ten olsa bedenime
Gel desen...sadece gel desen

Bir yanımda parçası kalmış baharın
Avucumda mayıs çiçekleri
Aşk merdivenini saldım
Gözlerimden gözlerine
Dokunuşunda çiçekleri

Ser desen,
Bak gör nasıl sererim laciverti gecene
Kalemim nasıl toplar sessizliği
Serimde binlerce yıldız kıpırdanır usulca
Ve gözlerin
Gözlerin ay olsa gözlerimde
Sen desen, sadece “sen” desen

Ürperen bedenin kıvrımlarında
Yakar düşleri aşk kıvılcımı
Ayaz keser uykularımı
Penceremde yoksul şehir
Üstü açık açık caddeye
Düşer gölgesi sokak lambasının
Kim kime bekçi bilinmez

Tedirgin aşk
Titrek gölgeler üstünde
Tek başına zaman
Her adımda birini takar koluna

An olur,
Çığ olur,
bir güne toplanır özlemin
Buz keser sevdam

Üşütür sessizliğin
Dön desen, dönermiyim bilmem
Uyuşmuşken yüreğim.

Desen ki....?

-Sarhoş bir keman, rüzgar
Bir kalp kumlarda
Yalnız yüreğimin ritminde,
Gönlümde bir tını adın.
-Gel desen,
Gel desen...sadece gel desen.
Bir yanımda parçası kalmış baharın
Dokunuşunda çiçekleri.
Ser desen,
Sen desen, sadece “sen” desen.
Ürperen bedenin kıvrımlarında
Kim kime bekçi bilinmez.
Tedirgin aşk
Her adımda birini takar koluna.
An olur,
Buz keser sevdam
Üşütür sessizliğin
Uyuşmuşken yüreğim.
Döner miyim sence! -


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Dikiz
Şehrin akmayan trafiğinde
Kırmızıda durdu her şey
Bir adam ve bir kadındı arkada
Gözlerim takıldı
Takıldı gözleri
Daldı bakışlar
Dudaklar çekimde


Aktı her şey bir öpüşte
Yeşil yandı
Bir adam ve bir kadındı
Gözlerim aynada
Aynada gözleri
Şehir aktı
Kurumuş dudaklarımla
Öndeki arabanın dikiz aynasında
Ben! ! !

Dikizleyen dikizleyene
Trafik durmaya görsün.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Dil uzatan-a-



İstediğin kadar sıva
Pencerende güneşi
“gündüz”ü silemezsin

İstediğin kadar kus
İçindekini denize
“maviyi” yok edemezsin

ve diline dua edip
İsimleri dostların
hatta bitik aşkların
istediğin kadar kötüle
kendini “iyi” edemezsin

Sanma “resim” olursun
gönül duvarlarında
Küçük bir çivi deliğisin
Ayakkabı topuğunda

Sözde büyük yüreğin
Özde diken sözlerin
Kanattıkça milleti
Kokan “leş” senin ismin

Üstünde postun mu var
Namlunda kurşun mu var
“Adam” olamadıktan sonra
Dostluğunda hayır mı var
Dolaşsan diyar diyar
Kendini sevdiremezsin


Arzu susar,
A H I kalır...
“İt ürür, kervan yürür”

Sen susmayı bilmezsin
Ben konuşmayı! ! !


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

DİL UZATANLARA mesajımdır.
Benden önce adım düşmüş buralara
Uzun yollardan gelmiş...
Üstüm başım toz değil
Bilmeden uzanan ellerin ‘parmak izi’
Alnımdaki karartı, görmeden söyleyenin ‘dil izi’
Yüreğimdeki kırmızı, toplumdan korkupta gidenin ‘aşk ateşi’
Toplum mu kim?
Nasıl anlatayım ki yaralı sabahımda
Uykusuz gecenin ardından nasıl çizeyim ki resimlerini
Yanlış kişiymişim ya ben burada! ! !
Kara lekeymişim ya –doğru kişilik için-
Uzak kalmak ve uzak tutmak isteyenler
Bunu okurken siz verin cevabınızı
-hoş, 34 yılım, 24 saatimde benleydiniz ya ‘Tanımadıklarım’
Sizin utancınızın lekesi var bu sabah güneşte
Yutkunduğum nefesimde, boğazıma dizilen düğümler
Sizin utancınız!
Nasıl anlatayım ki ‘size-sizi’
-İki bacak arasına namusu sıkıştıran
Ama namussuzluğu yüzüne gözüne bulaştıran
Sen mi temizledin eteğimdeki kirleri
Sen mi vardın beyaz duvar arasında
Kıyarken canlara?
Damlayan kan lekesi, senin neşterinden mi?
Başka nikahlara sererken bedenimi
Sen miydin perdeleri çeken?
Onun bunun terine kararken terimi
Anahtar deliğinde ki sen miydin?
Halayın başını çekmek istedim de
Senin elinden mi aldım mendili
Onun bunun cüzdanını erittim de
Biz miydik yiyen paraları?
Senin doğrun muydu benim yanlışım?
Kadın olmak mı çamura çanak tutmak!
Herkese değer vermek mi? kendi değerini yitirmek!
Güler yüzlü olmak ‘hafiflik mi? ’
Birşeyleri yapmak için dürtmek insanları
Hırs yüzünden mi?
Yazık...bu yaşıma kadar öğrendiğim her şey yalanmış.
Ne verirsen insanlara onu alırsın der annem,
Öğretmenlerim hep yanlış öğretmiş ahlak kurallarını
Arkadaşlarım, dostlarım sizin için utanç kaynağıymışım
Rafımı süsleyen yardım plaketlerim
Kampanyaları kendim için yapmışım
Gülemiyorum...ağlayamıyorum artık.
Sıfır noktasında kaldım..
Siz değilsiniz ileride ki, eksiye düşen değerlerim.
İki ayağım bastığı müddetçe yere
Kalbim hayatın tiktaklarını vurdukça
‘Aşk’ için ağlayacak kadar fazlaysa yaşım
Üzmemek için başkalarını, üzüyorsam kendimi
Derdini dert ediyorsam kendime karşımdakinin
İnsan olduğum için!
Ve bunun için canım yandı..
Sizin gibi olmak gerekir aslında
“Ön planda cinsiyet ve cebinin şişkinliği
Popüler olmak adına, yalakalığın örneği”
Adıma sıvadığınız çamur - bana ait değil-
Kendi üzerinizden attığınız -BİR PARÇA UTANCINIZ-
Şimdi yüzün kızarsa
bu benim dediğimi mi duymuş? _ deyip
Tedirgin baksan yüzüme
Kime ne! !
Senin vicdanın rahatsa
Zaten öğrenememişsin insanlığı
Kim ne düşünüyorsa hakkımda
Kendi yansımasıdır-
Bir sabah baktığınızda aynaya
Maskenizin ardındaki ‘çirkin dünyanız’
Vurur yüzünüze
Bence bırakın çıkarlarınızı
Kadınmış, erkekmiş koyun bedeninizi bir yere
Önce öğrenin İnsan olmayı..
Konuşmak, insana yakışır
Havlamaksa köpeklere.

Kim olduğunu bildiğim de, bilmediğimde
Kulağınızdakileri temizleyip gelin
Dilinizdeki 34 yılımı daha da lekelemeyin
Adın çıkacağına canın çıksın derler ya hani..
Bu canı size verecek kadar BEDAVA değil HAYAT
Bir ailem var ve dostlarım
Aranıza katsanızda –bir sevdiğim-
Sokak çocuklarım var boş zamanımda eğittiğim
Her ay gittiğim kimsesiz çocuklarım var ve yaşlılarım
Gitmediğim köylerde sayısız okul var
İçine lekelediğiniz ismimle meşale yaktığım
Çıkardığınız seslerin sahibi
‘karşılıksız sevgiyi’ bilen köpeklere ayırdığım zamanım var
Öğrenmek için vefayı, sizde gelin aramıza
Barınaktır kokar ama, duymazsınız sevgiyle gelirseniz.

Hepinizi sermek gerekir ya buraya
Öğrenemedim darağacı kurmayı
Benim yüreğim açık, elim de
Hatta alnım da, dilinizle lekelediğiniz!
Allah’ın adaletine bıraktım sizi.
Bir parça vicdan düşsün
‘RUHSUZ YÜREĞİNİZE’
Eğer pişmansanız yaptığınızdan
Yarın birlikte göz açarız sabaha
Kin tutmayı öğretemedim –benliğime-
Devam ettiğiniz müddetçe
Kendi iç yüzünüzdür anlattığınız
İyi biri olarak anılmak için
İhtiyacınız mı var birini lekelemeye?
Bundan sonra da olacaksınız hayatımda... biliyorum
Korkmuyorum sizden
Kısa vadede sizden gelecek kayıplarım
Uzun vadede
‘ beni bilip de’ yanımda olacaklarla sarılacak yara sadece.
Atmakla bitmeyecek çamurunuzu
Ya üsütünüzden temizleyin
Ya da üstünüzü değiştirin...
Maskeleri takmak kadar çıkarmak da kolaydır...
Dil lekesidir zor çıkan..
GÜNAHTIR! ! !


Şiirin bir amaç olduğunu sanmıştım buraya gelirken. Oysa görüyorum ki bazıları için sadece araçmış egolarını tatmin etmek için.. Şiir duygu işidir diyenler! Ben mi yanlış adresteyim şimdi, onlar mı?
Kadın- erkek, zengin-fakir,iyi-kötü olmak zor değil ama İNSAN OLMAK ZORDUR..

ve yaptıklarımdan bir parça bile yazma gereği gördüğüm kendimden utanıyorum. Bir elin verdiğini diğer el bilmemeli ya hani! !
Özür diliyorum kendimden...bunlar için kendimi üzdüğüm, canımı yaktığım, doğru bildiklerimden şüphelendiğim için..

Kulaklarımı tıkadım uğultunuza
Önce benim hayatım...ve bunu bana siz vermediniz!

Ben burdayım, derdi olan beri gelsin!

Her şeyin başı... ÖNCE İNSAN_LIK..

Size karşı bile vicdanım rahat! Bu benim için yeterli.

Sevgimi ve saygımı sunuyorum öğrendiğim değerler gereği ama yine de isteyerek.. ve Yaradılanı seviyorum yaradandan ötürü... sizin yüreğinizde olmasa da olur bana sevgi! bende ki bize yeter!


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:10 AM

Dilsiz bekçileriydi şehrin
Kolsuz ve bacaksız uzuyordu
Eski mezar taşları gecede
Tek baş
Tek beden
…yürek yok!

Düzleşen toprağın çiçeklerinde
Veda yaşları dolunayın
Her yer soğuk…
Her yer ıssız
…çıt yok!

Ayak sesi duyuldu
Arnavut kaldırımlı yokuştan
Bir kürek sürttü
Süpürüyordu adam
şehri…
Namusu düşmüştü belki bir kızın
Belki bir ayyaşın salyası
Gidip de dönmeyecek ayak izi belki de

Dünyaya göz açan bebeğin bağrışındandı
Yaprakların korkup düşmesi
Ekim’in saçlarında
Eylül’ün yaşları
rengi yok!

…kasım gülleri eşikte

Karanlığa teslim edilen ne varsa
Süpürüyordu adam

Uzuyordu gecede
Eski mezar taşları
Kolsuz ve bacaksız.

Dilsiz bekçileriydi şehrin...
ve yansıtmayan ayna geçmişi.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:11 AM

Dinle Yüreğim
Üzülme
Gitti yar dediğin
Gitti can dediğin
İçini acıtarak
Feryadını susturarak
Açtığın bağrına vurarak ihaneti
Süpürdü ona ait ne varsa
Dayan yüreğim

Ağlama
Her yaş umut biriktirsin içinde
Yıkasın kanayan *******i
Liğme liğme sevdaları boğsun
Çakıllar arasında saklanan hatıralar
Batmasın kirpiğinle
Gül gözlerim

Susma
Deli yüreğim
Vurdukça yalanlar
Gerildikçe karşında sahte yüzler
Sen daha güçlü kalırsın unutma
Aldanma dost gülüşlere
Dokunmasanda korkarlar gerçeklerinden
Uzak tutsalarda unutamaz
Kötü andıkça seni
Yutkunurlar kendi ihanetlerini
Bilirler
Masumsun
Bilirler
daha merttir yüreğin
Şarkılarını söyle sevdam
Sıcak hazanlardan kalan
Sahte bahar gözler yumulsun..


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:11 AM

Diriliş
Zelda


Teninden düşer cemre

uzandığında
gün devrilir
bileklerinde kırılır nehir

Kekik kokusuyla sarhoş
ceylanların ayak izlerinde yol bulur içindeki çocuk

kirpiklerinde delinir rüzgar

gözlerin yangın
saçların lav

dudakların mayın döşer

Avuçlarında hürriyet
bu kadar mı soğuk Zelda!


II-

Martiniler sıyrılır omuzdan
Suda dolunay
elleriyle yüzüne çalar eşkıya

esrar yaprağına dil sürüp
günah emerler göğsünden

Bacaklarının arasından
Sırtlanlar sıvışır

Gebe kalırsın otttan döşeklerde

Aç hayvanların
Usul adımlarını kamçılar
Doğum feryadın

Bir oğul kayar kasıklarından
Sevincinde kaç yetimi kucaklarsın

sütün kanından acı!


bir gidip bin döner deli tayların
miğferler düşer başlarından

Yüksekte
daha yüksekte
mavi sürgünde çığlığın

Yumruğunda Mizgin
Vatansız doğum

Fırat utanır...

gözünde analar ağlar


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:17 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.