![]() |
Dudaktan dudağa AŞK
Sevgi tek yürek Sen ise bedenimsin Hayat tek nefes Sen ise her nefesimsin Sen ve ben dışında Kimse bilmesin... Mühürledik hepsini Bundandır ya suskunluğum! ! ! Gözden göze Elden ele Tenden tene..... Dudaktan dudağa adın AŞK Arzu Altınçiçek |
S.u.s.t.u.r.d.u.n
Hani ölmezdi Kemal’ler Hani gençliğe emanetti vatanım… Niye gittin? Bir Kemal yeterdi bu günün anısına Bir yas yeterdi. İki gün önce tek yürekte soluduk seni Tanımadığın onca yüzler güldü _ölüme-inat Bir parça sevinç düşürdük senin için Gitmek için acelen neydi? Sen ki gülen yüzünle geldin karşıma Suskundun, S.u.s.t.u.r.d.u.n Bu kadar mı fazla geldi hayat? Bir avuç kor olup düşmek yüreğe Daha mı kolaydı? Tek erkeğiydin annenin, bacının Güzel dosttun be Kemal’im Hepimizi gözüyaşlı bıraktın Düğüm düğüm boğazımda yaşlarım Acı veriyor şimdi soluklamak bu şehri Nasıl bırakacağız seni karanlıklara Nasıl yüzüne örteceğiz ölümün peçesini İlk değilsin bırakıp giden ama vakti değildi. Takviminde koparıyorum hazanı Bundan sonra mevsimsiz ömür .... Kalk dostum…. Ne sen yakışırsın toprağa ne de ölüm yakışır sana ! ! ! 2 ay önce kan kanserine yakalanan 27 yaşındaki dostum Kemal i bir kaç saat önce kaybettik. Oysa Pazartesi günü onun için bu siteden de arkadaşların katılımıyla 265 kişi tek yürekte yaşamıştık onu bowling salonunda. Maddi ve manevi tüm destekleriniz için teşekkürler. Arzu Altınçiçek |
Durma
Bir sabah, çıplak gel kapıma Tenin olurum, üşümezsin Kuruyan dudağını bırak düşüme Terin olurum, gonca güle düşersin Bir vakit, güneşi bırak kapıda Akşamın olurum sigaranın dumanında Kırık kalbinin en bozuk notasıyla Şarkılarını dinlerim sarhoşluğunda Sana gelirsem ‘ölürüm ben’ dersin ya ‘hayatı bırak’gel yanıma Bende ki seni bir görebilsen Ben sana ‘can’ olurum Sendeyse ‘vazgeçilmez’ bir ben Durma….durma uzağımda… Arzu Altınçiçek |
Durma söyle
Sarkıtlar vardı kirpiğimde İki ateş arasında Kadehten mi damladı Bu kırmızı kalemime Tenimde ayaz akşamdan mı Yokluğundan mı Kızıl kıyamet kopsa Suskun yüreğinde Kim duyar Kim bilir Kim anlar Söyle.... Duymak istediklerimi söyle Sesinde düşlediğim sözleri söyle Sahte gülüşlerim batar canına Her dokunuşu diken açar yüreğinde Harfleri kırık sevdaların Rengine buladım kağıdı Bir kesik var elimde Bıçak bıçak vurduğum *******den Kanayan ne Kanatan ne Kanan kim Söyle! Durma söyle İki kelimede Ya ömür ver Ya ölümü ver Yüreğime Her suskun bakışın Kurşun yarası Üşüdüğün kadar üşüyorum... Arzu Altınçiçek |
Sabah Ol
Sabah ol Hayat gözlerinde aydınlansın Bahardan kalan son kuş Aşkı çığırsın Akşamdan topladığım yıldızları Tek tek fırlat denizlere Gece sulara dalsın. Sabah ol Çiğ tanesinde serilsin gün üzerine Serin ve bakir Güneş sen ol Vur sevdayı perdeleri aralayan her yüze Sabah ol Düşlerime sakladığım deniz gözleri Görmemeleri için Saklan tepelerin ardına Denizle göğün birleştiği yerde Göz kırp sevdaya Bakan anlamasın Denizmisin bulutmusun Sabah ol Yalnızlığıma yoldaş olma dolunayda Yakamozlar eşlik ediyor sen yoksan Gece seriliyor sevdama Acıları boğmak için Sen güneş ol ben beklerim karanlıkları. Arzu Altınçiçek |
Dün geceki bize....
Yağmura karşı duruyordu adam Elleri arkasında birleşmiş Bildik İstanbul *******indendi Ve bildik yaşama telaşı Islanmıyordu sanki Ya da ıslanmaktan korkmuyordu Bıyık altı gülümsüyordu kaçan insanlara daha düne kadar sıcakta yağmur bekleyen, onlar değil miydi? Üç kişiydik ve üçümüz de eşlik ediyorduk Araba içinde kulaklarımıza dolan şarkıya … ve biz de dolduruyorduk geceyi -Sen yalnız değilsin Biliyorum neredesin Bu üzerdi beni Yaşasaydın ve görseydin- Kim bilir şu üç yorgun bedenden Hangi meçhule dalışlar vardı Hangi anıları dudağımızın tuzunda mırıldanırdık Dağlardık yitik isimleri …aynı şarkıydık ama… orda değildik Eli elimdeydi, sevgiliydik ama şarkısı ben değildim Şarkım da değildi Keşke yağmura karşı durabilseydim Yol başındaki adam gibi Kimseler anlamazdı gözyaşımı, Oysa cadde boyu ışıklar kırıldı yanağımda Parmak uçlarım sakladı Dudağımla dişim arasında O ince kabukta vardı – katmer katmer keşkelerim- Ne yanımdaki biliyordu…Ne de özlenen Sahi ben ne kadar özleniyordum? Bir öfkenin noktası mıydı ismim? Ya da batık bir kasabada Yitik sarı bir rüzgar mıydım? Yağmura karşı duruyordu adam Bizse arabada anıları yaşarken ıslanıyorduk Ya da ıslatıyorduk kuruyan bir şeyleri. Ezan sesi kesti şarkımızı Suskunluk yayıldı Eller çekildi Herkes sadece kendineydi. Öncesinde altı minarenin ışığında Ney sesinde bükülmüştü sohbetin beli Sonra rüzgar… ve yapraklar Masalar boşaldı Göğe doğru yükselen ağaçların arasından Kızıl bir geceden damlıyordu sanki yıldızlar …Gece yüzümüze düşüyordu Yüzümüzde parlıyordu çocuksu gülüşler Oysa söz geçiremediğim gözlerim söylüyordu şarkıyı -gittiğin yağmurla gel, küskünüm yağmurlara- yağmura karşı duruyordu adam biz adama karşı gece tek adım ilerlerken güneşe adam ıslak, bizimse şarkıya gizlendi anılarımız... işte gün gözüktü gecenin etek ucunda her şey kuruyacak nasılsa 02.09.2006 / Islak şehir Arzu Altınçiçek |
Dünyam
Adını ‘Can’ koydum Yalnız şiirlerin konusu Sessiz *******in çığlığı -Tekbaşımalık-ların avcısıydı ‘O’ Adını ‘Su’ koydum Can kattığı gibi can alan Düştüğü her noktada Bedeni kadar iz bırakandı ‘O’ Adını ‘Yalaz’ koydum Küçük sıcağıyla Yanarken, yakarken Küle dönen bir hayattı ‘O’ Adını ‘Yıldız’ koydum Karanlık günlerin ışığı Ben kalabalıklarda, yalnız Yalnızlıkta kalabalıktı ‘O’ Adını ‘Dünya’ koydum Can, su, ateş, yıldız barındıran Ölümle, hayatın adı Benim DÜNYAM ‘dı ‘O’.. Arzu Altınçiçek |
Sabahın ardından
Soğuk ve yağmurlu bugün de Kahretsin Yine titreyeceğim ve caddelerde ıslanacağım Hızlı hızlı adımlar vuracak kulağıma Ya da korna sesleri zıplatacak Bulduğum kuytu yerlere sığınsam da Ürkek bir tekme sarsacak zayıf bedenimi Ve gök gürültüsüne karışacak sallanan küfür Kendi halimde, başı boş dolaşırım Aranızda ki deli divanler gibi Onlar aşkını ararlar Bense… yaşamak için şans Hele bir de sıcak bir el dokunursa Ve içten bir gülüş düşerse gözlerime Katık ettiğim aşımın yanında Doyurur yalnızlığımı. Ve sen insanoğlu Sevgiyi öğret çocuğuna ki; Severek baksınlar bana Dünyanın sadece sizin olmadığını anlat ki; Paylaşmayı bilsinler hayat kavgasını Ve Susarak konuşmayı öğret konuşmadan anlamayı bakarak dinlemeyi ki; Büyüsün SEVGİ DİLİ… Yağmurlu bir İstanbul sabahında çöp kutusuna çıkmaya çalışan bir sokak köpeğinin ardından…. |
Düş-üm
Bir düşün içinden düştü, avuçlarıma yüzüm. Bu yüzdendir, yastığımdaki ıslaklık Bu yüzdendir, dudağımdaki tuzlu sabah Boğazımda yutkunmam, bu yüzdendir. Bir düşün içinden düştü, dilime veda şarkısı Bu yüzdendir, kemanımda hüzün Bu yüzdendir notamda es, neyde hazan İnce bir lâ’ da, lâl yemem bu yüzdendir. Bir düşün içinden düştü, gönlüme yara Bu yüzdendir, elimdeki titreyişler Bu yüzdendir, yaşamın ağırlığı Ölümü sevmem, bu yüzdendir. Bir düşün, kendi düşünden düşsen Neler bağlıdır pamuk ipliğine Keşkeler nasıl taşar ağız dolusu Ve o hep bitmeyen -yazık oldu-lar Bir düşün, peşinde nelere gebedir gidişler... Bir düşün! Ben düşümden düştüm de... 28 Ağustos 2006 - anılar kasabası Arzu Altınçiçek |
Düşmeye gör
Bir kez sevdaya düşmeye gör Bahar dolar hazan düşmüş gönlüne Güneş içinde saklıdır Kelebekler saçlarında …………..eser ılgıt ılgıt aşk Bir kez ayrılık çekmeye gör Ayaz çarpar tutuşan gönlüne Saplanır kör bıçak nefesine Kaderinse bir papatyanın dilinde… …………seviyor…sevmiyor…sev… Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:39 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.