www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Yusuf Ziya Leblebici (https://www.cakal.net/showthread.php?t=137019)

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:38 PM

Kaçalım buradan baykuş geliyor

Yine başımızda bela geziyor
Hava da bulutlu ama yağmıyor
Ne olduysa her şey terse esiyor
Kaçalım buradan baykuş geliyor

Tabancamdan mermi geri tepince
Sarsılır kollarım tetik çekince
Tenha yere girme gece gelince
Kaçalım buradan baykuş geliyor

Elimi uzatsam boşa dönüyor
Bekleye bekleye umut sönüyor
Döküle döküle ömür bitiyor
Kaçalım buradan baykuş geliyor

Ne oldu ki bize nazar mı değdi
Yoksa aramıza nifak mı girdi
Bir bela biterken bir bela geldi
Kaçalım buradan baykuş geliyor

Anlamam dilinden acep ne diyor
Sağımdan solumdan neden geçiyor
Koskoca ummandan bizi seçiyor
Kaçalım buradan baykuş geliyor

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kadınım...

Yüreğimde lokmayı sevgiye bandığım
Verdiğin mutluluğun suyuna kandığım
Ortak nefessin sen ciğerime aldığım
Bu günümde benim yarımınsın kadınım

Gözlerim kapanırken seninle uyurum
Güneşin doğuşunu seninle bulurum
Seninle olgun, seninle çocuk olurum
Sen mevsimlerimden baharımsın kadınım

Soframa aş yatağıma baş koyan
Derdime derman marazıma deva olan
Gönlümün yarımısın, bensiz yarım kalan
Beni yüreğinde taşıyansın kadınım

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kahretsin

Özlüyorum,
tenini kokusunu
nefesini.
Dinliyorum
olmayan sesini.
Ayak izlerini arıyorum
geçtiğin yollarda
bulamıyorum...

Kahretsin!
Her taraf beton
tıpkı
tıpkı senin
kalbin gibi...

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kal Firarda!

Gözler kan çanağına büründüğünde
Bu gece yine İhanet kustu sokaklar
Ay pusuya düştü bulutların arasında
Kaçtı yıldızlar, gizlendi korkaklar

Sarı binalar kızıllaştı
Gökyüzünün kızgınlığında
Öfke aktı yağmurun arasında
Karıştı caddelerdeki sele
Ve aktı kanallara
--deniz yolunda...

Bir hançer keskinliğinde
Bu gece öfkem var yine
Hangi şişeyi vursam göğsüme
Şarap doluyor gözlerime
Şarabın renginde akıyorsun yüreğime.

Gelme, ne olursun bu gün gelme
Girme aklıma, girme parmaklığıma
Öfkem gardiyanlaştı bir cunta emrinde

Ben emerken sokakların öfkesini
Sen, en iyisi bu gün kal firarda!

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kaldırımları arşınlıyorum

Sahil boyunda
kaldırımları arşınlıyorum.
Taşlar birer bulmaca
ayaklarım kalemcesine.
Heceleri yerli yerine yazıyorum
kimini bilerek, kimini atarcasına.
Kaldırımları arşınlıyorum
her gördüğüm banka kurularak...

Gemileri izliyorum
kayıkları
martıları,
Yakamoza göz kırpıp
Poseidon'u arıyorum.
Balıkçılara,
balıklara göz atarak...
Gün batıyor, ben batıyorum
O güzelim rengi gözlerime çekerek.
Ay doğuyor, ben doğuyorum.
O küçücük noktaya nispet
kendi dünyamı küçülterek...

Kaldırımları arşınlıyorum
yorulmayan adımlarıma inat.
Nerde bir parıltı,
gözüm orada kelepçeli.
Kendimi oraya akıtıyorum,
telepati kuruyorum yakamozla bizzat
o benden, ben ondan deli...

Dalgalar bile
o kokuşmuş kültürün inadına
kimi zaman Nazım'dan bir şiir,
kimi zaman Veysel'den bir türkü
veriyor kulağıma.
Götürüyor beni Anadolu'ya
şehir, şehir...

Kaldırımları arşınlıyorum.
Kumların bittiği yerde
ayaklarımı arıyorum.
Beni taşımaktan yorulmuş,
beynimle birlikte
içine taşlar dolmuş
ayaklarımla içiçe
son kaldırıma basıyorum...

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kalemim asırlık yaşta

Benim yaşımın zıttına
Kalemim asırlık yaşta
Doğdum İsa'nın çağında
Yaşıyorum yarınlarda

Taşları kalemim yaptım
Taş duvarları kazıdım
Taşlarımla ateş yaktım
O ateşlerde yaşadım

Muhammed'ii savaşında
İslam'ın yayılışında
Pir Sultan'ın dergahında
Derviş oldum insanlara

Mussolinin kurşunu
Hitler'in vahşet kanunu
Vursa sağımı solumu
Yaşarım ben bu oyunu

Büyük Liderin savaşında
Kongre kurmuşum Sivas'ta
Çanakkale Savaşıda
Ben de savaştım sayfalarımda

Üç fidandım ben asılan
Otuzyedi candım yanan
Çorum'da, Maraş'ta kavrulan
Ben bir cesettim kurşunlanan

Taş çağlarında taşlarda
Almanya'da fırınlarda
Vatanımda savaşlarda
Yaşadım ben bu harmanda

Sevda oldum rüzgarlarda
Estim diyardan diyara
Benim yaşımın zıttına
Kalemim asırlık yaşta

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kalıp...

Herkese bir kalıp dikmişsin Tanrım.
Kimine taşıdığı gömlek dar
kimineyse bol geliyor.
Kalıbına sığan insan
bu dünyaya zor geliyor.

Her dile biz çizgi koymuşsun.
Kimi cambaz, kimiyse kumarbaz
düz çizgide yürüyeni
kimbilir hangi gülün
içine sokmuşsun.

Karakterler neden çift Tanrım?
İnsanlar ikiyüzlü riyakar
her kelimelerinde hilekar.
Yüzüne dost oluyorlar ama
ardından konuşacak kadar korkaklar.
Güzele çirkin, doğruya yanlış diyorlar
bir kaç kuruş çıkar için
anasını boyayıp, babasına satıyorlar.
Şeytanı dost, meleği düşman görüyorlar.
Kendilerini allayıp, pullayıp
millete kazık gibi çakıyorlar...

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kan Davası...

Soğuk bir kış günü
postalları on santim içerde
kağnı gıcırtısıyla yaylanıyor...
Bıyıkları buz tutmuş
her nefesinde eriyip geri donuyor.
Gözlerinin altına kömür sürmüş
Bembeyaz karı siyahlara bölmüş...

Güneşi tutmayan tezeklerin sıcaklığı
çölde serap misali gözlerini ısıtıyor, vuruyor rüzgarı
Ateşin başında çocuğu, bir de hayat arkadaşı
onu bekliyor dört duvar yuvası...

Kan davalısı vardır Ali'nin.
Hep tetiktir, omzundadır ikinci çocuğu.
Kemerinde taşıdığı o kurşunların
yerinde durmasını isterdi,
bu en büyük arzusuydu...

Zordu Ali'nin köye varması.
Bir tarafta candarma, bir tarafta kanlısı.
Ne gün yüzü görmüştü, ne de doyasıya yaşamı..
Kendi neyse de, ya anası, çocuğuyla karısı? ..
Ne korku bitiyordu, ne de köyün karlı yolu.
Hele onu bekleyen küçük oğlu,
ocaktaki sıcacık bulguru...

Derken;
Bir ses....
bir uğultu....
Diz çökmüştü gıcırdayan karlara,
sırtında bir yanma vardı, donun zıttına.
Vurulmuştu Ali sırtından
Vurulmuştu düşmandan çok hayata...

Ne eli tüfeğine gidebildi,
ne de gözü arkaya.
Kanı aktıkça bembeyaz karlara
gözü dalıverdi karısı ve oğluna...
Bıyıkları tekrar donmaya başladığında
Ali'de harcanmıştı
bu kan davasında...

......Bir anadan dağları ağlatan acı bir feryat koptu;
'Dokuz ay dostluğa şartlandım, acılarla onunla doğdum
İpek saçlarını, parmaklarımla taradım çocuğumun
Ben onu siz vurasınız, yıkasınız diye mi doğurdum?

Ölümü dolu oldu da vurdu soframızdaki aşımıza
Üzüntüsü kıran oldu, girdi ambardaki darımıza
Neyleyim yetimim, kanını görünce bembeyaz karlarda
Alim, seni bunun için mi karnımda taşıdım sancıyla

Yetmedi mi anaların çığlıkları, duymuyor musunuz
Bunun sonu yok, kanlar akar da akar, bilmiyor musunuz
Oğlumu niye vurdunuz, Alimi niye öksüz koydunuz
Niye vurdunuz öksüz Ali'mi, oğlumu niye vurdunuz? '

Bir gelin ağlıyor, şafaklarında fırtınalar kopuyor:
'Ne umutlarımız vardı, biz o umutların gölgesiydik
Bu günler bize çok dardı, hani yarınlara gidecektik?
Gidemedik ki Alim, bak iğdeler çiçeğini de açmış
Bahar geldi diyorlar, sensiz gelen baharı göremedik.

Yiğidi arslanım, sen iyilikten başka kime ne yaptın
Kardeşlik dedin, doğruluk insanlık dedin, sen suçlu kaldın
Yiğidim, çocuğumun babası, bak ardında ne bıraktın?

Akan kanı durduracağım dedin, ırmak gibi sen aktın
Gittin sen de baban gibi, kurşunların nankörüne çattın
Tuz olmazsa aş olur mu, sen bizi tuzsuz bıraktın
Bırak aşımızı, oğlunu öksüz, beni dullara kattın'

Bir çocuk, her şeyden habersiz kelimeleri sıralıyor:
'Bu gün babam gelecek, babam doğruyu aramaya gitti.
Bulup bizlere getirecek, getirecek o gerçekleri
Babam gelecek, beni götürecek gezdirecek şehri.

Defter, kalem ve çanta alacak bana, ben okuyacağım
Büyüyüp bir öğretmen, öğreten olacağım.
Doktor yetiştireceğim, ilacı olacak insanların
Adam yetiştireceğim, sonu olacak kan davasının'...

Bir ananın, bir gelinin, bir öksüz çocuğun feryadları
Hele ırmak gibisine, durmadan akan o gözyaşları
Sular yiğidim sular, susarsın diye senin mezarını
Sular aslanım sular, toprağına dikilen zambakları.

Bir tek sen olmadın ki vurulan, acımasızca yıkılan
Ne ocaklar yıkıldı, acımasız o katil kurşunlardan
Ne öksüzler kaldı, kardeşliği arayan yollardan kalan
Bir sen değilsin Alim, bir sen değilsin bu yolda vurulan.

Oğlun arar, onun çocuğu da arar bulamadığını
Bulur ey yiğidim, senin gücünün yetmediği barışı
Kardeşliği bulacak Alim, kucaklayacak insanları
Bütün evrene ekecek, senin sevdiğin o zambakları.

YETER ARTIK BİTSİN BU KAN DAVALARI! ..

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:39 PM

Kan Kardeşim

Ne günlerdi sapla samanı karıştırdığımızda
kendimizle dalga geçişimiz.
Kumsallarda, denizin zıttına karadan esişimiz...
Daha tüyü bitmemiş birer toyduk ikimizde
her güreştiğimizde toprak bizden daha güçlü çıkardı
zayıflık kol geziyordu bedenlerimizde
dumanla yeni tanışıyordu tertemiz ciğerlerimiz.
Biz seninle kan kardeşdik, kanlarımız tutmasa da.
Biz seninle candık, ayrı bedenlerde olsak da!

Girdiğimizde kolkola kim durabilirdi karşımızda
çelimsizdik ama, yüreklerimiz sığmazdı dağlara
Yağmur yiyen ırmağın,şişmesi misali
sıktığımız yumruklarda sanki damarlarımız patlamaz mıydı
Bana vurulan her tokat, sende şaklamaz mıydı...
Ne günlerdi;
Aynı kıza mı tutulmadık birbirimizi yiyerek
Aynı cigarayı içmedik mi bölüşerek
Aynı kaderi yaşamadık mı şanssızlığımıza küfrederek
Sonra sarılmadık mı kan kardeşim diyerek!

Biz seninle kan kardeştik;
Analarımız ayrı olsa da
kafa kağıdımız farklı dolsa da.
Yıllar neleri getirdi peşinden
biz gidemedik ama, o yakaladı ensemizden.
Şimdi uzaklarda olan sen,
ardından ağlayan ben...

Seni sorarken köpek suratlılar
tanımıyorum dedim inanmadılar.
tanımıyorum dedikçe yollarda yuvarladılar
yanarken ciğerim
ben seni tanımıyordum kan kardeşim
bir günlüğüne de tanımadığıma şükrettim!

Ne bir haberin, ne de selamın geldi
Yıllar sonra acın yel gibi esti.
Umudun yollarında koşarken
Kurşunlara yenilmişsin
bana haber vermeden
çekip de gitmişsin...

Kan kardeşim benim;
Köpeğe hoşt mu dedin, çalana puşt mu dedin
Yürürken umutlara üç kurşunla devrildin.
O kadar zalim varken bu dünyada
sen neden seçildin....

Yıllardır sakladığım bir resmin
bir de gazeteden kestiğim haberin var cüzdanımda
ikisi de kan kardeşim
ikisi de ciğerim.
Seni her karşıma aldığımda
titriyor bu ihtiyar ellerim
ne günlerdi diyor dillerim.
Ne günlerdi kan kardeşim benim....

GooD aNd EvıL 11-18-2008 07:48 PM

Kandil gibi yak beni

Ay vururken gecede gözlerinin içine
Gökyüzünde parlayan yıldızda ara beni
Benim sevdam düşünce karanlık *******e
Yakamozlara inat, kandil gibi yak beni

Çığırtkan sokaklarda duyarsan türküleri
İnan beni anlatır inleyen sazın teli
Şöylesine dalınca hatırla geçenleri
O ela gözlerinde kandil gibi yak beni

Gözünden yağmur yağsa altına tut elini
Düşecek her damlada görürsün gözlerimi
Yağmurumla okşarsam saçının her telini
Hissettiğinde elimi kandil gibi yak beni

Sana göz kırpan yıldız, seni izliyor seni
Bu gün ******* hırsız, seni istiyor seni
Düşündüğün zamanlar getirse mazileri
O hayaller içinde kandil gibi yak beni


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:00 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.