![]() |
Kaçalım buradan baykuş geliyor
Yine başımızda bela geziyor Hava da bulutlu ama yağmıyor Ne olduysa her şey terse esiyor Kaçalım buradan baykuş geliyor Tabancamdan mermi geri tepince Sarsılır kollarım tetik çekince Tenha yere girme gece gelince Kaçalım buradan baykuş geliyor Elimi uzatsam boşa dönüyor Bekleye bekleye umut sönüyor Döküle döküle ömür bitiyor Kaçalım buradan baykuş geliyor Ne oldu ki bize nazar mı değdi Yoksa aramıza nifak mı girdi Bir bela biterken bir bela geldi Kaçalım buradan baykuş geliyor Anlamam dilinden acep ne diyor Sağımdan solumdan neden geçiyor Koskoca ummandan bizi seçiyor Kaçalım buradan baykuş geliyor |
Kadınım...
Yüreğimde lokmayı sevgiye bandığım Verdiğin mutluluğun suyuna kandığım Ortak nefessin sen ciğerime aldığım Bu günümde benim yarımınsın kadınım Gözlerim kapanırken seninle uyurum Güneşin doğuşunu seninle bulurum Seninle olgun, seninle çocuk olurum Sen mevsimlerimden baharımsın kadınım Soframa aş yatağıma baş koyan Derdime derman marazıma deva olan Gönlümün yarımısın, bensiz yarım kalan Beni yüreğinde taşıyansın kadınım |
Kahretsin
Özlüyorum, tenini kokusunu nefesini. Dinliyorum olmayan sesini. Ayak izlerini arıyorum geçtiğin yollarda bulamıyorum... Kahretsin! Her taraf beton tıpkı tıpkı senin kalbin gibi... |
Kal Firarda!
Gözler kan çanağına büründüğünde Bu gece yine İhanet kustu sokaklar Ay pusuya düştü bulutların arasında Kaçtı yıldızlar, gizlendi korkaklar Sarı binalar kızıllaştı Gökyüzünün kızgınlığında Öfke aktı yağmurun arasında Karıştı caddelerdeki sele Ve aktı kanallara --deniz yolunda... Bir hançer keskinliğinde Bu gece öfkem var yine Hangi şişeyi vursam göğsüme Şarap doluyor gözlerime Şarabın renginde akıyorsun yüreğime. Gelme, ne olursun bu gün gelme Girme aklıma, girme parmaklığıma Öfkem gardiyanlaştı bir cunta emrinde Ben emerken sokakların öfkesini Sen, en iyisi bu gün kal firarda! |
Kaldırımları arşınlıyorum
Sahil boyunda kaldırımları arşınlıyorum. Taşlar birer bulmaca ayaklarım kalemcesine. Heceleri yerli yerine yazıyorum kimini bilerek, kimini atarcasına. Kaldırımları arşınlıyorum her gördüğüm banka kurularak... Gemileri izliyorum kayıkları martıları, Yakamoza göz kırpıp Poseidon'u arıyorum. Balıkçılara, balıklara göz atarak... Gün batıyor, ben batıyorum O güzelim rengi gözlerime çekerek. Ay doğuyor, ben doğuyorum. O küçücük noktaya nispet kendi dünyamı küçülterek... Kaldırımları arşınlıyorum yorulmayan adımlarıma inat. Nerde bir parıltı, gözüm orada kelepçeli. Kendimi oraya akıtıyorum, telepati kuruyorum yakamozla bizzat o benden, ben ondan deli... Dalgalar bile o kokuşmuş kültürün inadına kimi zaman Nazım'dan bir şiir, kimi zaman Veysel'den bir türkü veriyor kulağıma. Götürüyor beni Anadolu'ya şehir, şehir... Kaldırımları arşınlıyorum. Kumların bittiği yerde ayaklarımı arıyorum. Beni taşımaktan yorulmuş, beynimle birlikte içine taşlar dolmuş ayaklarımla içiçe son kaldırıma basıyorum... |
Kalemim asırlık yaşta
Benim yaşımın zıttına Kalemim asırlık yaşta Doğdum İsa'nın çağında Yaşıyorum yarınlarda Taşları kalemim yaptım Taş duvarları kazıdım Taşlarımla ateş yaktım O ateşlerde yaşadım Muhammed'ii savaşında İslam'ın yayılışında Pir Sultan'ın dergahında Derviş oldum insanlara Mussolinin kurşunu Hitler'in vahşet kanunu Vursa sağımı solumu Yaşarım ben bu oyunu Büyük Liderin savaşında Kongre kurmuşum Sivas'ta Çanakkale Savaşıda Ben de savaştım sayfalarımda Üç fidandım ben asılan Otuzyedi candım yanan Çorum'da, Maraş'ta kavrulan Ben bir cesettim kurşunlanan Taş çağlarında taşlarda Almanya'da fırınlarda Vatanımda savaşlarda Yaşadım ben bu harmanda Sevda oldum rüzgarlarda Estim diyardan diyara Benim yaşımın zıttına Kalemim asırlık yaşta |
Kalıp...
Herkese bir kalıp dikmişsin Tanrım. Kimine taşıdığı gömlek dar kimineyse bol geliyor. Kalıbına sığan insan bu dünyaya zor geliyor. Her dile biz çizgi koymuşsun. Kimi cambaz, kimiyse kumarbaz düz çizgide yürüyeni kimbilir hangi gülün içine sokmuşsun. Karakterler neden çift Tanrım? İnsanlar ikiyüzlü riyakar her kelimelerinde hilekar. Yüzüne dost oluyorlar ama ardından konuşacak kadar korkaklar. Güzele çirkin, doğruya yanlış diyorlar bir kaç kuruş çıkar için anasını boyayıp, babasına satıyorlar. Şeytanı dost, meleği düşman görüyorlar. Kendilerini allayıp, pullayıp millete kazık gibi çakıyorlar... |
Kan Davası...
Soğuk bir kış günü postalları on santim içerde kağnı gıcırtısıyla yaylanıyor... Bıyıkları buz tutmuş her nefesinde eriyip geri donuyor. Gözlerinin altına kömür sürmüş Bembeyaz karı siyahlara bölmüş... Güneşi tutmayan tezeklerin sıcaklığı çölde serap misali gözlerini ısıtıyor, vuruyor rüzgarı Ateşin başında çocuğu, bir de hayat arkadaşı onu bekliyor dört duvar yuvası... Kan davalısı vardır Ali'nin. Hep tetiktir, omzundadır ikinci çocuğu. Kemerinde taşıdığı o kurşunların yerinde durmasını isterdi, bu en büyük arzusuydu... Zordu Ali'nin köye varması. Bir tarafta candarma, bir tarafta kanlısı. Ne gün yüzü görmüştü, ne de doyasıya yaşamı.. Kendi neyse de, ya anası, çocuğuyla karısı? .. Ne korku bitiyordu, ne de köyün karlı yolu. Hele onu bekleyen küçük oğlu, ocaktaki sıcacık bulguru... Derken; Bir ses.... bir uğultu.... Diz çökmüştü gıcırdayan karlara, sırtında bir yanma vardı, donun zıttına. Vurulmuştu Ali sırtından Vurulmuştu düşmandan çok hayata... Ne eli tüfeğine gidebildi, ne de gözü arkaya. Kanı aktıkça bembeyaz karlara gözü dalıverdi karısı ve oğluna... Bıyıkları tekrar donmaya başladığında Ali'de harcanmıştı bu kan davasında... ......Bir anadan dağları ağlatan acı bir feryat koptu; 'Dokuz ay dostluğa şartlandım, acılarla onunla doğdum İpek saçlarını, parmaklarımla taradım çocuğumun Ben onu siz vurasınız, yıkasınız diye mi doğurdum? Ölümü dolu oldu da vurdu soframızdaki aşımıza Üzüntüsü kıran oldu, girdi ambardaki darımıza Neyleyim yetimim, kanını görünce bembeyaz karlarda Alim, seni bunun için mi karnımda taşıdım sancıyla Yetmedi mi anaların çığlıkları, duymuyor musunuz Bunun sonu yok, kanlar akar da akar, bilmiyor musunuz Oğlumu niye vurdunuz, Alimi niye öksüz koydunuz Niye vurdunuz öksüz Ali'mi, oğlumu niye vurdunuz? ' Bir gelin ağlıyor, şafaklarında fırtınalar kopuyor: 'Ne umutlarımız vardı, biz o umutların gölgesiydik Bu günler bize çok dardı, hani yarınlara gidecektik? Gidemedik ki Alim, bak iğdeler çiçeğini de açmış Bahar geldi diyorlar, sensiz gelen baharı göremedik. Yiğidi arslanım, sen iyilikten başka kime ne yaptın Kardeşlik dedin, doğruluk insanlık dedin, sen suçlu kaldın Yiğidim, çocuğumun babası, bak ardında ne bıraktın? Akan kanı durduracağım dedin, ırmak gibi sen aktın Gittin sen de baban gibi, kurşunların nankörüne çattın Tuz olmazsa aş olur mu, sen bizi tuzsuz bıraktın Bırak aşımızı, oğlunu öksüz, beni dullara kattın' Bir çocuk, her şeyden habersiz kelimeleri sıralıyor: 'Bu gün babam gelecek, babam doğruyu aramaya gitti. Bulup bizlere getirecek, getirecek o gerçekleri Babam gelecek, beni götürecek gezdirecek şehri. Defter, kalem ve çanta alacak bana, ben okuyacağım Büyüyüp bir öğretmen, öğreten olacağım. Doktor yetiştireceğim, ilacı olacak insanların Adam yetiştireceğim, sonu olacak kan davasının'... Bir ananın, bir gelinin, bir öksüz çocuğun feryadları Hele ırmak gibisine, durmadan akan o gözyaşları Sular yiğidim sular, susarsın diye senin mezarını Sular aslanım sular, toprağına dikilen zambakları. Bir tek sen olmadın ki vurulan, acımasızca yıkılan Ne ocaklar yıkıldı, acımasız o katil kurşunlardan Ne öksüzler kaldı, kardeşliği arayan yollardan kalan Bir sen değilsin Alim, bir sen değilsin bu yolda vurulan. Oğlun arar, onun çocuğu da arar bulamadığını Bulur ey yiğidim, senin gücünün yetmediği barışı Kardeşliği bulacak Alim, kucaklayacak insanları Bütün evrene ekecek, senin sevdiğin o zambakları. YETER ARTIK BİTSİN BU KAN DAVALARI! .. |
Kan Kardeşim
Ne günlerdi sapla samanı karıştırdığımızda kendimizle dalga geçişimiz. Kumsallarda, denizin zıttına karadan esişimiz... Daha tüyü bitmemiş birer toyduk ikimizde her güreştiğimizde toprak bizden daha güçlü çıkardı zayıflık kol geziyordu bedenlerimizde dumanla yeni tanışıyordu tertemiz ciğerlerimiz. Biz seninle kan kardeşdik, kanlarımız tutmasa da. Biz seninle candık, ayrı bedenlerde olsak da! Girdiğimizde kolkola kim durabilirdi karşımızda çelimsizdik ama, yüreklerimiz sığmazdı dağlara Yağmur yiyen ırmağın,şişmesi misali sıktığımız yumruklarda sanki damarlarımız patlamaz mıydı Bana vurulan her tokat, sende şaklamaz mıydı... Ne günlerdi; Aynı kıza mı tutulmadık birbirimizi yiyerek Aynı cigarayı içmedik mi bölüşerek Aynı kaderi yaşamadık mı şanssızlığımıza küfrederek Sonra sarılmadık mı kan kardeşim diyerek! Biz seninle kan kardeştik; Analarımız ayrı olsa da kafa kağıdımız farklı dolsa da. Yıllar neleri getirdi peşinden biz gidemedik ama, o yakaladı ensemizden. Şimdi uzaklarda olan sen, ardından ağlayan ben... Seni sorarken köpek suratlılar tanımıyorum dedim inanmadılar. tanımıyorum dedikçe yollarda yuvarladılar yanarken ciğerim ben seni tanımıyordum kan kardeşim bir günlüğüne de tanımadığıma şükrettim! Ne bir haberin, ne de selamın geldi Yıllar sonra acın yel gibi esti. Umudun yollarında koşarken Kurşunlara yenilmişsin bana haber vermeden çekip de gitmişsin... Kan kardeşim benim; Köpeğe hoşt mu dedin, çalana puşt mu dedin Yürürken umutlara üç kurşunla devrildin. O kadar zalim varken bu dünyada sen neden seçildin.... Yıllardır sakladığım bir resmin bir de gazeteden kestiğim haberin var cüzdanımda ikisi de kan kardeşim ikisi de ciğerim. Seni her karşıma aldığımda titriyor bu ihtiyar ellerim ne günlerdi diyor dillerim. Ne günlerdi kan kardeşim benim.... |
Kandil gibi yak beni
Ay vururken gecede gözlerinin içine Gökyüzünde parlayan yıldızda ara beni Benim sevdam düşünce karanlık *******e Yakamozlara inat, kandil gibi yak beni Çığırtkan sokaklarda duyarsan türküleri İnan beni anlatır inleyen sazın teli Şöylesine dalınca hatırla geçenleri O ela gözlerinde kandil gibi yak beni Gözünden yağmur yağsa altına tut elini Düşecek her damlada görürsün gözlerimi Yağmurumla okşarsam saçının her telini Hissettiğinde elimi kandil gibi yak beni Sana göz kırpan yıldız, seni izliyor seni Bu gün ******* hırsız, seni istiyor seni Düşündüğün zamanlar getirse mazileri O hayaller içinde kandil gibi yak beni |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:00 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.