![]() |
Sabahlar olmasın
Sabahlar olmasın Uzanmasın yollar önümde Yokluğun gibi durmasın karşımda şehir Zaman, lekelenmesin ihanetlerle yeniden Gece bağdaş kursun önümde Ben gecenin içinde, elim kolum bağlı Suskunluğun gibi dursun gözlerimdeki nehir Ay, titremesin ihanetlerle yeniden Katları açılsın şiirin Kaçak küller düşsün sararmışlığında Öpüşlerin gibi bir gelip bir gitmesin aklıma şarkılar Dudakların, yapışmasın ihanetlerle yeniden Mevsim ağır aksak ayında Kışın ortasında kirpiğime kaçmış nisan Yatağın sen yarısı deprem, ben yarısı ıslak Biliyorum, bedenin ihanette yeniden Sabahlar olmasın Sabahlar olmasın. Arzu Altınçiçek |
Ebru(li) Delice sayıklamalar
Sevdaların olmalı Başın düştüğünde yastığa İnci bir köprüden geçmeli düş ülkesine Kağıttan bir kayık taşıyabilmeli Mısraların kıyısına Çakıl taşları fısıltısında Şarkılarını duyurabilmeli gece. Kavgaların da olmalı Yumruk sıkımında inmeli öfkeler Büzüşen dudaklarında Kilitsiz küfürler Namus belasına inat Mor pişmanlıklar olmalı bedeninde Ve parmak izleri yitik isimler Sevişlerin olmalı Tülden siyah gecelik altına Aşklar konmalı kelebek kanadında Teninde tek tek kabarmalı nefsin Dudaklarında tadı sevgilinin İki kadeh tokuşmalı Ve hırçın bir tango soymalı seni ulu orta Gidişlere inat, gelişlerin olmalı Suskunluğuna bıçak bıçak saplanmalı gülüşler Keşkelerin hasır altından çıkmalı Gözyaşına sebep her isim kanamalı Hatta korkmalı Ekmek arası katık et sancıları Ve gebe kal başı dik duruşlara Gölgeni koyabilmelisin cebine Adımların mehter ritminde Şehir titremeli gelişinle Gelişinle mevsimler değişmeli Nisana taşınmalı hazan sarısı Marta sarılmalı Temmuz güneşi Ve bir dalga düşmeli saçlarından Teninde tuzunu tatmalı aşk. Hani sen yazamazsın ya Koca şehir seni yazmalı Ay düşen ebruli rüyalara. Ve bil ki aşk lazım sana Kalemindeki suskunluk bu yüzden Hadi, pencereyi arala. Arzu Altınçiçek |
Eflatun yarim
Yosunlar kararmış sahilde Köhne bir tekne ucunda kırık zincirler düşmüş kumlara Buket buket derliyorum sevişleri Sabah başucunda bulacaksın katlı bir kağıtta sevda şiirimi Kar kokulu odanın dört duvarına öpüşlerini bırakacak bulut Kuyruğuna yıldızları takan, mavi bir uçurtma düşecek üstüne.. Pembe rüyalarımı çalmış Perdenin ardına geç, Lacivert tülü çekeyim gecenin Tenine arzumun utangaç kırmızılığında Üşüyen yanımı tutup ateşine tütsüleyeyim yalnızlığı Başak saçlarına dokunsun dudaklarım Saklanmış suskunluğunu, gizlediğin yüzünü Düşür çerçeveme, Dön yüzünü sevdama, mart gülüşlüm Göçüp giden sevdaların renksiz mevsiminde Bahar olup bak bana Eflatun yarim… Arzu Altınçiçek |
Sabret
Son defa Sevmek istedim Kahretsin ki İlk defa öğrendim Aşık olmayı şimdi ne sevgi istiyorum ne de başka aşk dilim susmayı sen de beklemeyi öğren yüreğim a .ş ..k ...ı ....m .......s .........a ...........b .............r ..............e ................t Arzu Altınçiçek |
Ellerim üşüyor
Geldiğin gibi gittin. Sensiz nasıl suskunsam, şimdi bir o kadar haykırıştayım. Duyanım yok. Gönül duvarıma vurdukça gözyaşlarım, sadece akreple yelkovan şahit sensizliğin ölümüne. Bir insan yok oluyor bu gece, mutlu bir tablo düşüyor aşk çivisinden. Kırılan camlar arasında kanıyor can yarım. Sol yanım yine üşümeye başladı, oysa çöl akşamlarının ortasındaydım seninle. Alnımdaki busen, kırmızı bir mum gibi içli içili yanmakta. İs kokusunda öpüşlerin yanağımdayken, gögsüm daralıyor, dar geliyor gökyüzü soluklanmaya. Her telefonda –özledim diyen sen, neredesin kaç gündür? Telefonum hep başucumdaydı yatarken, yastığımın ucuna düşerdi mesajların. Dalıp giderdim beyaz tenininin huzurlu düşlerine. Mavi yıldızlarımı çaldı gidişin. Şimdi, menteşesi çıkmış kapıdan gelen bir karartı süpürüyor kırıntılarını. Çatlamış şarkılardan, ağıtlar çınlıyor kulaklarımda. Küçük bir göl kıyısında, beni seyredişini söylediğinde ki sesini duymak için, araladım anıların penceresini. Rüzgar ağlıyor hayat ağacımın dallarında. Birikintide süzülen küçük bir su yılanı gibi sinsice yaklaşıyormuş nankör gözler, bilemedik ay parçam. Zorla teslim alınan bir bedenin isyanında, kayboluşunun yangınında, küle döndü gülüşüm. Öfkenin, hırsın ateşinde, ölümüne tutuştu, tutuşturdular varlığımızı. Bir bağ bozumunun son kalıntısı şiirleri, denize karşı bir masada yudumlamıştık kırmızı şarapla. Birkaç gün, sadece birkaç gün önce ordaydık. Mutluluğu harcamak ne kolay geliyor başkalarına. Oysa büyüklüktü susmak, yapamadılar ay parçam, anlamadılar bu sevdanın temizliğini. Tüm geceyi sürdüler alnıma. Dilden dile, kulaktan kulağa düşen ya da içlerine ağır gelen neydi? Tutamadıkları, uzandıkları kin neden di? Gecenin yarısında, sevgiyi nefrete dönüştüren güneş gülüşlü, ayaza çaldı şiirleri, öksüz kaldı kalemim. Neyin, kimin ıslığıydı çaldığı? Ne depremler yarattı dört duvarımda, ya senin buz kesen duyguların …asılı kalan sevgi sözlerin? … O ses nasıl da böldü geceyi! ! ! Şimdi sen bir köşede nefret biriktiriyorsun, ben se özlem. Ya bizi bu hale getirenler neyle yüzyüze aynaya bakınca.. Neyin zaferi kutladıkları? Sevdim ay parçam… bunu sen de bildin..hissettin ve sevdin.. Küs diline yandığım, şu *******ime çöken karabasanları tüket, kirpiklerinden düşen bakışını sapladığın gözlerimi boya senli düşlere… Sensizlik ağır geldi bu acemi kalemime.. Bak sensiz sulardayım şimdi…Gökyüzünün ıssız sulara vurduğu mühürdür ayyıldız…ve ben o göl kıyısında mührünü seyrediyorum aşkın... ellerimi suya her değdirdiğimde titriyor karanlık…boğuluyor aşk.. Ne olur sabahla doğsan şu suyun ardında? ! ? Suskunluğunu bozup, çığlıklarımı sustursan gönül duvarımda yankılanan…sessiz ölümüme şahit olacak yoksa şiirler.. sol yanım üşüyor can yarım…öptüğün ellerim üşüyor…düşlerimse buz kesti gidişinle.. Arzu Altınçiçek |
Sadece bakıyordu
Sadece bakıyordu… Parlıyordu, gözlerinden akan gece Ne acıları vardı dilsiz, Ne özlemleri vardı, kelimesi kıt. Bir adım daha varıyordu ölüme Bir adım daha kaçıyordu karanlık Sadece bakıyordu… Gözlerini yumduğunda Diziliyordu kara perdesine gülüşler… Gülüşler çınlıyordu kulağında Bir avuç daha açıyordu boşluğa Bir avuç daha yumuyordu öfkede Susuyordu her şey Duruyordu yanağındaki yaş bile Ve dökülüyordu parmaklarından saçları Eskimiş muşamba yerde Her karesinde örüyordu demir parmakları Duvarlar çöküyordu sanki Işıklar sönüyordu Yırtık tülden sızıyordu sokak lambası Titiriyordu gözlerinde şehir Boğazında kör düğüm yaşama umudu Geçmiyordu. Bir anı daha yanıyordu Bir anı daha sıkıştırıyordu göğsünü Sadece bakıyordu… Küçük parçalara bölüyordu An’ları saklayan fotoğrafları Kırılıyordu salkım söğüt dalları uzakta Bir damla daha temizliyordu yılları yüzünde Bir damla daha kırmızı hüzün üstüne Sadece bakıyordu Pencerede bacağına ip dolanmış Yabani bir güvercin Yüreğinde gecenin ağır adımları Sadece bakıyordu… Ne özlemleri vardı, kelimesi kıt. Bir adım daha varıyordu ölüme Gülüşler çınlıyordu kulağında Susuyordu her şey Eskimiş muşamba yerde Titiriyordu gözlerinde şehir Bir anı daha yanıyordu Kırılıyordu salkım söğüt dalları uzakta Bir damla daha temizliyordu yılları yüzünde Yüreğinde gecenin ağır adımları Sadece bakıyordu… Arzu Altınçiçek |
Erkeğe yakışmaz sevgi
Erkeğe yakışmaz sevgi Hele ki aşk utançtır Canını verse de kılı kımıldamaz Uzanmaz eli Sus yemiş dilinden Düşmez –seni seviyorum-lar Öyle değil mi? Ataerkil toplumda Kısıtlıdır er coşkusu Babamdan bilirim Hep *******i severdi beni Odamın kapısından geçerken Uyuduğumu sanırdı Üstümü örterken Okşasın diye saçımı Atardım yorganı …………..Saçlarımı koklardı Kardeşimden bilirim Hep babalık taslardı Sokakta gezerken Bakarsa biri yan yan Kötü ben olurdum sanki Çatık kaşında …………..Tutardı elimi Sevgilimden Sev-di-limden Bilirim aşk utancını Göğsüne sardığı teni El görür kalabalıkta Gözü kaçak Acımasız olmalı der dili… Yaşadıklarını inkar eder Sonra… Utanırım der adamlığımdan eee utanmalı tabi…. Sevilmek için Erkek olmak gerekirmiş… Ya da erkek olup Ö.Ğ.R.E.N.M.E.M.E.K S.E.V.M.E.Y.İ Not: Rahim Taş dostun babasına acil şifalar dilerim.. Az önceki mesajına istinaden verdiğim cevaptan esinlenerek yazdım sadece... Arzu Altınçiçek |
Sadece sana dair ki; sen kendini bilirsin uğur böceğim
İstanbul’un gözü önünde Surlardan attım sevda çiçeğimi Karanlık sulara… Suların karanlığına bulandı Belki de kimsenin bilmediği kıyıdaydı Siyah gelincik Gelinciğin siyahında pıhtılaştı kırmızı Ölümünde başındaydı ayın gölgesi En acısı da yalnızlığıydı Yalnızlığın da acısı vardı kendine göre Oysa yalnızlık ne kadar kalabalıktı Yokta her şey vardı Ama varda sadece yoklar vardı Yoktu var olan gönlünde aşk Ama vardı aşksız da gönül Karışık hayat… Hal nedir bildin mi? Sustu gönül, acını aldığında Canımın yandığı yerde gözyaşın Gözyaşında can yanığım Tuz yaptım yarama Aşk seni ağlatmasın Ağlatmasın seni –ben- Kıyamam sana Seviyorsan durma Kim ne derse boş ver Tut elinden, tıka kulaklarını Yum gözlerini Gözlerin yumuluyken Dokunduğunda hissettiğindir aşk Sen sevda çiçeği O, aşk adamı Hadi sarmaşığım olun gecede Bir dilek tuttum sizin için Sen de –benim için olsun- Olsun be gülüm Mutlu kal da Şiirler isyan etsin Okuyanlar; fısıltı yağmurlarıyla yıkasınlar satırları Takma, takmıyorum, takmasın Hadi Sevdanı yaşa, yaram kapansın Uğur böceğim üçççççççç! ! ! s.s.şbs. Arzu Altınçiçek |
Ertesi gün
Uyandım ki Ellerin tenimde Tenim hala tuzuna bulanık Tadı kalmış dudağımda gecenin Saçlarım serili göğsüne Gökkuşağı gibi sarılı sol kolun Sol yanımda büyülü nefesin Tenimde ürperti Terin düşmüş terime Dün gece Seninle söndürdüm yıldızları Maviyle pembe düş bulutlarında Sevişlerin uykunun en derininde ölüm beyazı Dokun bana Bendeki arzuya kanma Yasemin kokulu akşamların hatırına -Yaz sıcağı- busenle ısıt üşüyen yanımı Uyandım ki Sen yoktun yanımda Oysa inandım senli geceme Yokluğunu çarptı yüzüme düzgün çarşaf yatağımın yarısı gizem yarısı sen 2/7 Arzu Altınçiçek |
Ertesi zamanlar
Gözlerinde Huzur var Tarifsiz Sessiz Sesin Uçurtma Boşlukta İpi kaçmış Tuzak olmuş Saçımın teli Takılmış Güneş Geceme Dokunan Yıldızmış Beş parmak Beş noktaymış Yaz ürpertisi Tenimde Koyu Açıkmış Üstümüzde Uykusuzluk Düşlerse çıplak Gözlerinde sesin Tuzak olmuş geceme Beş noktaydın Açıktı...perdem tenine Sessiz İpi kaçmış Güneş Beş parmak dalmış Koyu düşüme * b u g ü n ü m de seninle dolu s e n s i z l i k e r t e s i n d e * Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:47 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.