![]() |
Menekşe Gözlüm
Gitme uzaklara gönül bahçemden Seni koparırlar menekşe gözlüm Düşer yaprakların gider bedenden Seni soldururlar menekşe gözlüm Kıskanırlar senin güzelliğini Karartırlar senin al yüzlerini Bir gün terkeyleyip gidersen beni Seni bırakmazlar menekşe gözlüm Mevsimlerden bahar, gökte yağmursun Yüreğimde sevdam, benim şuhumsıun Deşseler de beni çıkmaz ruhumsun Seni alamazlar menekşe gözlüm Sıkı tut ellerimden bırakma beni Şu yedi cihanda aratma beni Sakın ha daraltma bana sevgini Seni seviyorum menekşe gözlüm Su değmezse sana yaşayamazsın Bu gönülden başka barınamazsın Yusuf Ziya açmış sana kalbini Benden gayrısına ısınamazsın |
Merhaba
Yapraktan kayıp giden yağmur damlasında Uykudan yeni uyanmış bir çocuk çığlığında MERHABA Merhaba memleket, merhaba candaşım Güneşte kavrulan başağın, toprağın adına MERHABA Uyanmış insanlar karanlığın hışmına Vurmuş tepesine cehaletin Eli kalem tutan aydınların Yüreği dostluk kokan canların Uyanmışlığına merhaba. Kağnı sesinin kemanlaştığı Soğanın ballaştığı Acının harmanlandığı Memleket MERHABA... |
Mevlam...
Çekirdeğe orman sığdıran Mevlam Nedir bu çektiğim yarin elinden Gözüme yaşları dolduran Mevlam Yetmez mi çektiğim el’in dilinden Bu sevda gönlümde nasıl bilinmez Ne kadar doldursam göze görünmez Bana bu yağmuru yağdıran Mevlam Üst üste gelen dert neden tükenmez Sislerin dağları sarması gibi Depremin toprağı vurması gibi Şimdi kullarını sınayan Mevlam Yandı içimdeki kazanın dibi Türküler rüzgârda savrulur gider Dağlarda kardelen misali biter Çiçeklere canı konduran Mevlam Gurbette hasreti çektiğim yeter Ateşin tersine suyu yaratan Canı candan alan, çıkartan Mevlam Avareye dönen garip kulundan Al arzu halini sunduran Mevlam Hani gözümde fer dizimde derman Bende kara sevda, dertlerim umman Yaprağı çiçekte solduran Mevlam Yusuf Ziya der ki sendedir ferman |
Meyhane
Bir meyhane, oturduğun masada bir şişe Dalgın ve demli bir kafa, düşüncense meze Kadehdeki rakına su katmak da neyine Akıttığın şu yaşlar var ya, yeter hepsine Dertlice inleyen kemanın, dağlayan sesi Hasretlik kokan sevda şarkısının güftesi Okunan nakaratlar sanki O'nun nefesi Beynindeki düşünce, bu masanın mezesi Kadeh kaldırırsın karşındaki sandalyeye Kimse yoktur ki, sen hayal kurarsın boş yere Olsun be! Kendini bulduğun yer, bu meyhane Gelenler hep gidicidir arama boş yere |
Mezarım sensin
Senin adını göz yaşıma verdim Gözümden dökülen yaşlarım sensin Aldığım nefesi yoluna serdim Uğrunda ölürsem mezarım sensin Puslu hayalini soksam bağrıma Alıp da başımı vursam dağlara Yakan hasretinle çıksam sırtlara Doruğa diktiğim sancağım sensin Yüreğimde değil her yerimdesin Attığım adımda dizlerimdesin Boşluklara bakan gözlerimdesin Her sese irkilen kulağım sensin Açılsın kapılar yare varayım Yıkılsın şu dağlar düze çıkayım Bir gül bahçesinde seni koklayım Diken ben olayım yaprağım sensin Tek tabanca oldum girdim savaşa Bana gelen kurşun değdi mızraba Alıp da sazımı düştüm yollara Ağıtları yakan gırtlağım sensin |
Murtaza...
Ne günler gördün sen daha Boşa sallama Murtaza Tüfeğinde fişeğin yok Atma boşuna Murtaza Ne derdin var ne de çilen Sensin parayla sevilen İneğe katır desen de Sensin doğruyu söyleyen Dinin para iman para Para mı ektin ağzına Zenginliği gösterince İnandırırsın yalana Yoksulluğu bilmiyorsun Emeği hiç görmüyorsun Alınterini dökmeden Bilmiş gibi atıyorsun Atma boşuna Murtaza Tavuk deme sakın kaza Tüfeğini bırak artık Çıkar elinden bir kaza |
Mustafa...
Bugün de yine efkar bastı Dağıtalım mı be Mustafa Biraz meze, bir şişe rakı İki tek atalım mı be Mustafa İçersek sen yine ağlarsın Bir tek şişe üç şişe olur İçtikçe hep efkarlanırsın Deme be dostum haydi doldur Bırak şimdi elin derdini Elin derdi dert mi, bana ne Haydi be Mustafa dinle beni Dinleyen bulunmaz dertliye Erkekler ağlamazmış derler Ağlayacağım be Mustafa Düşenlere dost olmaz derler Bir sen varsın ya be Mustafa |
Müstehcenim Bu Akşam
Aykırıyım bu akşam, sana susadım. Seninle sevişmek istiyorum bu içki masasında. Elimi sürdüğüm her şey sensin sultanım. Gerdeğe giriyorum bu gece bu alkol sınırında. Bir yudum rakı, bir yudum da sen Hasretini meze yaptım geceme. elimde sıktığım kadeh ellerin kenarları dudakların.. Düğmelerini açıyorum şişenin kapağında. Tutma ellerimi, sınır yok akşamımda. Sen oturmuşken masama sen oynaşırken karşımda kadeh niyetine seni alırım koynuma. Müstehcenim bu akşam Varsın olsun! Dağıt beni bu gece dağıtalım şişeyi, masayı dertler şurada dursun. Haydi güzelim uzat bana dudaklarını... |
N'olur...
İnsan gibi insan olduktan sonra Kırkına merdiven dayasan n'olur Umudu önüne koyduktan sonra Yolunda tuzaklar bulursan n'olur Kula kulluk etmek günahtır günah Padişahtan büyük Allah var Allah Kendini bilirsen yolların mübah Zalimlere karşı koyarsan n'olur Yoksula bir omuz verdikten sonra Zevk ile sefalar dolar ruhuna Dostları dost gibi sevdikten sonra Karşına düşmanı doldursan n'olur Ekmeği bölüşmek bize keyf verir İnsanları sevmek bize denk gelir Haklının hakkını verdikten sonra Haksızın şeytanı olursan n'olur Yusuf Ziya der ki, yaşından korkma Yıllar geçer ama sen bak yarına Allah durur iken tapma kuluna Kullara kulluğu bozarsan n'olur |
Nasıl güleyim
Şu yalan dünyanın kışlarındayız Cemreler düşmeden nasıl güleyim İmkansız bir düşün yollarındayız Gerçeği görmeden nasıl güleyim Seni sevmek demek, vurulmak demek Mavzerlere kurban sunulmak demek Kurşunun göğsüme değdiği anda Bir tek senin adını anmak demek Dağlara aşk veren beyaz kardelen Sana bir türküdür bana da kefen Bilinmeyen yola sensiz giderken Ağlayanlar varken nasıl güleyim Bırak da dağınık kalsın saçlarım Bırak da topal kalsın ayaklarım Sen ayrı ben ayrı yolda giderken Yürüyorum diye nasıl güleyim Seni sevmek demek, kaybolmak demek Dipsiz kuyulara atılmak demek Yusuf ve Züleyha aşkı misali Kara topraklara konulmak demek Ya sen geleceksin ya ben geleyim Ya da yokluğunu kefen giyeyim Ömrümüz kısaldı zaman yok artık Ölüyorum diye nasıl güleyim |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:59 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.