www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Adult eski arşiv (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=376)
-   -   Ahmet Yozgat (https://www.cakal.net/showthread.php?t=120028)

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:37 AM

Plastik Zulüm
A/:
Ağaçlar da büyüdüler ağalar,
Plastik zulmüne inat...
***
Burkuldu ufkumuzun kırk ayağı.
Gözlerimiz belki ilk defa
Salkım saçak akasyalara kondu usulca.
Annemiz ak sütünü emzirdi
Saksıdaki yaslı fesleğene.
Sonra süt kardeşimiz oldu bahçemizdeki iğde.
***
Ahlatlar mı?
Yabani değillerki şimdi…
Yüreğimiz bir şen
Bir şen ki sormayın…
Kıyın naylondan sevdalara
Ama ağaçları yormayın...
B/:..
Çocuklar da büyüdüler ağalar,
Plastik zulmüne inat...
***
Şükür kuruldu zamanımızın birleşik kabı…
Yaladı yüzümüzü aydınlatan yeşil sır
Kısır bir dönğü iken izanımızda teknik
Ve fen, bir yeşil ısırganken
Asitlerle yandı kenarı ağzımızın.
Kirpiklerine kondu koyundaşımızın
Bir billur tanesi gibi sevdamız.
Avucumuz sırmaladı düğün gecesi
Her hecesi şiirin yürek tapusu oldu.
Önümüzde uçmaya durdu ve uzak bir kış günü
Döşümüzü tatlı tatlı üşüten martı.
Kızımız gözümüze düştü.
Oğlumuzsa harman oldu o diyarlarda.
***
Yüreğimiz bir şen
Bir şen ki sormayın…
Atın naylon Sindileri
Ama çocuklara kıymayın.
C/:..
Sevdalar da büyüdüler ağalar,
Plastik zulmüne inat...
***
Bir semender, sonunda doğruldu masalından…
Yüreğimiz belki yaşamında ilk defa
Sim kanatlı kelebek oldu ve uçtu buhurdan diyarına.
Çırpındı hırs ile,
Üstünü örten yüz binlerce yılları.
Yıldızlar sağdıcım
Hilal seymenim oldu.
Doldu tenime güneş.
***
Yüreğim bir şen
Bir şen ki sormayın…
Boğun beyninizdeki kini
Sevdaları boğmayın
D/:..
Ağaçlar da büyüdüler ağalar...
Çocuklar da büyüdüler ağalar...
Sevdalar da büyüdüler ağalar...
Yürüdüler,
Yapay yanıltılar üstüne
Plastik zulmüne inat.
***
Saati durdu tekniğin,
Durdu köksüz sarmaşıklar.
Aşıklar ilk gördüler
Yüreğin kan ve sinirden olduğunu,
Ve dağların omurgasızlığını...
Denizlerin üzerinde oturan
Sarışın çöllerin aldatıcılığını...
***
İnsanlar da büyüdüler ağalar...
........Büyüdüler
.................................Büyüdüler
Ve gölgelerin üzerine yürüdüler…


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:37 AM

Necef'in Rahmindeydi Karani
1/:
Somut bir masaldı istenen benden
Doğurmamıştı henüz kaf dağı devi
İlk evi örmemişti vadiye İbrahim-i harrani
Karani henüz necef'in rahmindeydi
Çöller misaliydi beynim uçsuz bucaksız
Yalnızlığımı yatırıp ıpıssız yüreğime
Kurak sahralar vahamı içti
Hangi canibe seğirtti isem
Vallahi vallahi hiçti.
2/:
Annem bitli bir öksüzdü gürgenlerin dibinde
Çiçekler soludu babam cıgarasından
Savurup iç alemine baldırana buladı
Ezildi masif mermerler, kurudu ülkem çınarı
Kendimi efkara, eleme uzattım acımasızca
Henüz serilmemişti yatağım yıldız aşırı
Kara kuasarlar dünyamı içti
Hangi canibe göz attı isem
Vallahi vallahi hiçti.
3/:
Yıldızlar söktüm ellerim kızılca kıyamet
Uzak samanyollarından gölgeler yakaladım
Temaşa eyleyip kurşuni kainatın özünü
Akıttım ırmaklara kendi sancısını beynimin
Damıtıp şarap yaptım billur volkan bacalarını
Yalnızca otuz değil üç yüz otuz çeken haziranımı
Bırakıp bitişik kuyularına ateş komşumun
Uzun bacalar yalazım içti
Hangi canibe el uzattı isem
Vallahi vallahi hiçti.
4/:
Boynumda kendi ilmiğim yağlı ve dingin
Celladım yapay sandalyemi henüz çelmişti
Gelmemişti henüz adem aday-ı Serendip'e
Nuh nebi çivilememişti geminin serenini
Kendimi resmedip dızmanların acılı karesine
Yakalayıp bir fırsatını geri baktımdı
Bir izim öteki izimi içti
Hangi canibe yol etti isem
Vallahi vallahi hiçti...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:37 AM

eden Durgun Ay Bu Gece?
A/:
Neden kıpırtısız sular?
Kuyular neden suskun?
Bu gece neden durgun ay?
Vay... Vay! ...
Oysa
Seninle beştaş oynamak geçer içimden
Beliğini ışıkla örmek
Görmek geçer içimden
Yüreğini dolduran doğurgan suyu
Ve taş sektirmek yüzünde
Geciktirmek geçer yüreğimden
Ortak ördüğümüz çocukluğumuzu
Yani. Oturtup seni
Yeşile kesen bir oyun harmanına
Çelik–çomak oynamak geçer içimden
Saklambaç geçer. Ay gördüm geçer...
B/:
Dolanır çevresinde kuşlar
Kıpırtısız, heyulâ aşkın
Ve cevvâl gönlümün
Ama. Neden şırıltısız sular?
Çıkrıklar ve bocurgatlar niye gıcırdamaz?
Bu gece neden durgun ay?
Vay...vay! ..
Oysa
Seninle çıplak atlara binmek geçer içimden
Doludizgin gönlüne sürmek
Görmek geçer yüreğimden
Ferhat’a direnen inatçı kayaları
Ve kalbini dolduran doğurgan suyu
Doldurup suskun. Ve kız belli kaselere
Yıldız gülümsemeleri içmek aya inat
Kat kat bohçalamak zamanı
Yani. Bindirip seni
Doru bir küheylanın sağrısına
Dörtnala sevdalanmak geçer içimden
Samanyol geçer
Çizgileyin ipekyol geçer...
C/:
Güneşin ötesinde bir yerde
Öksüz denizler ağlamada
Dalgalar belden kırık
Kuyular kör ve sağır
Çıkrıklar ve bocurgatlar gıcırtısız
Bu gece neden durgun ay?
Vay...vay! ..
Oysa
Seninle dereleri meleştirmek geçer içimden
Irmakları tokuşturmak gizli bir hazla
Yelken dikip ufuklardan
Basmak çoban yıldızına
Bir sirenle kıskandırmak kısılan gözlerini
Denizden kız istemek
Silmek göz yaşını hüzünlü dalgaların
Suları ıslatmak geçer
Yani. Gerip seni
Koç başlı bir kalyonun serenine
Alabanda gönüle geçer
Geçer, tam yol ileri
Heyamol geçer...
D/:.
Derin kuburlar kazmada
Dili lâl mezarcılar
Karanlık çıngı çıngı doğurmada
Güneşin ardında bir yedek canı
Bizi boş bir arsaya çağırmada
Ama. Neden ıssız kuyuların ciğeri
Her yeri. Siyah bir şala belemede
Neden bulutlar
Bu gece neden durgun ay
Vay...vay! ..
Oysa
Seninle koyun koyuna
Boyuna yatmak geçer içimden
Bir yıldız batağına düşmek
Ve üşümek geçer içimden
Dızmanlar fırınında
Karnında tombul bir felek haylazının
Hamile olmak geçer
D/:d..
Yani. Oturtup seni
Som hüzne kesen maverasına ölümün
Dirimin dökümünü sıralamak geçer
Binmek en irisine anıların
Takvimleri delerek
Dilerek boyut boyut zamanı
Ağzımızda destansı bir sevda
Ya da çocuksu bir oyun ile
Göğü yediye katlamak geçer
Tıklatıp gönlündeki kapını
Usulca girmek geçer
Oracıkta yaşamak için
Burada ölmek geçer
Ölmek geçer...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:37 AM

O Bizdik Bilesin Zahide
1/.
O bizdik miydik Zahide? ..
Senle Mançurya’da tutunup hırs ile
Başıbozuk tayların cehennemden esen yelesine.
Yani ensesine yürek çizen çınarların.
Evet evet... O bizdik...
***
Ne kadar sabırlı suya,
Ne kadar da sessizdik...
O bizdik.
Yani ikimizdik...
2/.
O bizdik miydik Zahide? ...
Yıldız ışığında oturup Yezdana yakın.
Çeşme başlarında gölgelerle sarmaşarak.
Sabrederdik inadına,
Bir yudum dahi içmezdik.
Gece yırtılırdı kenarından kara bir iplik gibi.
Hüzün şal bürünürdü sultan kız edsınca.
Elemli lülelere küserdik ama,
Gözpınarlarından rüyalarımızın
Süzülen bengisularından içerdik...
Evet evet... O bizdik...
***
Bağdaş kurar ay ışığının sarışın kilimine
Sevdamızın katipleri yıldızları gözlerdik...
O bizdik Zahide can.
Yani ikimizdik...
3/.
O bizdik miydik Zahide? ...
Bir parça yıldız çalardık geceden şakayla,
Sütyen aralığına saklardık düşlerimizin.
Gözlerimizin kenarcığında,
Martılar gezinir ve Marmaralar çalkalanırdı.
Bir balıkçı ağ atardı sahur zamanı hayalimize.
“Heyemola” dökülürdü Üsküdar’a,
Yavukluya kitap yazan uşakların ağzından.
Sanki o solgun ışık,
Şık ve zengin pencerelerden,
Yoksul bahtımıza düşeyazardı.
Soğuk sular sımsıcak türküye durur,
Biz yelelerimizi şiir ile tarardık...
Evet evet... O bizdik...
***
Denizleri içerdik de yudum yudum
Yüzümüzü bile buruşturmazdık...
O bizdik Zahide can.
Yani ikimizdik...
4/.
O bizdik miydik Zahide? ...
Yani sen, ben ve çakalların ulurluğu...
Vahalar yırtılırdı korkudan tan tabanca atanda.
Sen koynuma usulca sokulurdun.
Nefesin ne kadar da ılıktı.
Ve ıtır ıtır kokardı.
Kozmik çıngılar çıtır çıtır patlar
Ve kayarlardı parlament ve efsunlu zeminde.
Bize bakıp ağlayarak uyurdu ay.
Gâhi köşeleri sivri,
Diri ve keskin ve hırçın dalgalar...
Öylece geçerlerdi önümüzsıra.
Gâhi kahıra burgulanırdı zamanı dile dile,
Bulanırdı bir sebile yuvarlak gözlerimiz.
Ellerimiz tetikte bahtımızı kollardı
Yollardı bir kuyruklu yıldızı daha şahitlerimiz...
Evet evet... O bizdik...
***
Dağlara karşı efelenirdik ovalarda durup,
Yankımızı dinlerdik...
O bizdik Zahide can.
Yani ikimizdik
Sesimizi kestiler kara donlu görevliler,
Biz kesmedik...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:38 AM

Oğul Ey!
1/:
Ey oğul! ...
Her alnına bastığım kırmızı benek
Bileğimden doğurduğum hüznümdü.
Ve o gün...
Yorgun toynaklarıyla... Fırlatan seni
En zarif yerinden... Delip gökleri
Beni de terkisinde taşıyan manevi attı
Var say kanattı yüreğim seni oğul ey! ...
2/:
Oğul ey! ...
Görünmez tekerlekler böldü sancımı
Kendi elemini doğurdu anaç acım
Küçük bir yıldızı kavrayan avcun ise
Uzandı kahırgam annenin memelerine.
Ve ak düşen umutlarına ömrün…
Küheylanlar eşindi Samanyolu’nda
Mor tepeli horozlar türküye durdu
Ve o gün...
Gecenin kısır karanlığı,
Ak şafağı beyaz bir çarşaf gibi doğurdu
Yani o gün...
Bezmimi delen manevi attı
Var say kanattı yüreğim seni ey oğul!
3/:
Oğul ey!
Süt doldu çölün çatlamış çukurları
Yuvarlak tepeler ağladı birden
Yaşamın bileğinden... Kavrayıp kanlı ölüm
Düğün dernek kurdu mezarlıklara.
Ve oğul...
Nokta düştü... Son cümlenin sağına
Asumanın kınalı parmakları.
Ve o gün...
Işkırlağına bürünen manevi(y) attı
Var say ki kanattı yüreğim seni oğul ey! ..


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:38 AM

On Dokuz Sekiz Yedi…
1/:
.....
Ve başladı şiir...
Ormanlar gibi uğul uğul,
Irmaklar gibi gümbürdeyerek.
Nasıl sıkılırsa yumruk,
Nasıl bir kurt ulursa upuzaklardan.
Hani ayazlı akşam üstleri
Bir şeşberin kalkana vuruşu gibi.
Ve nasıl yuvarlanırsa
Üstü yeşil yosunlu kara bir kaya.
Yüce dağlar başından el sallayıp yıldızlara
Aya zifaf teklif edip bir yürek gibi güm güm...
Nasıl çekilirse kama kınından.
Öf ülen öf...
Bir atlı nasıl koşarsa doludizgin.
Terkisi pusatlı, elleri cevval, yüreği dingin.
***
Etti edeceğini şiir...
Geldiği gibi gitti şiir...
Ve bitti şiir..


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:38 AM

Ondan Gayrı Yok Gibi
1/:
Gündüze boya aktı kara donlu fırçadan
Güneşler bıçaklandı kirlendi ak güvercin
Cüceler kalktı şaha büzüldü küflü devler
Sirkeler umman oldu yamalı şişelerde
Sırtı kabuklu kibir büyüdükçe büyüdü
Kaf dağını eritip yürüdü zirveieverest'e
Çakmak geldi öfkemle bu şiiri ok gibi
Dünyalar gölge dolu
Ondan gayrı yok gibi.
2/:
Ağzımdan çıkan çığlık saplanırken göğsüme
Arşa yükselen kendim vurur granit dibe
Yüz on başlı yalnızlık tüterken yonga yonga
Paslı ömrün kandili bin bir günah gebe
Tetik düştüm cephede nişanladım kendimi
Kamusu eritsem de ispatlanamaz rüştüm
Çakmak geldi öfkemle bu şiiri ok gibi
Dünyalar gölge dolu
Ondan gayrı yok gibi.
3/:
Kesik başlı kalemler kan kaybeder habire
Mütevazı kaftanlar yenik düştü kibire
Devlet beklerken şansa yağlı cellatlar düştü
Kokuşmuş bedenlere karıncalar üşüştü
Yarıda söndü hamle boşluğa nokta düştü
Yuvarlandı kesikbaş kayboldu kabirinde
Çakmak geldi öfkemle bu şiiri ok gibi
Dünyalar gölge dolu
Ondan gayrı yok gibi


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:38 AM

Ölüm İle Bu Gece Gerdekteyim
1/:
Gündüzü büzülüyor o ilk gecemin
Al sayfalar dürülüyor zifafımda üstüme
Isırgan rüyamı çalıyor bezirgan uykularım
Ruhum hıçkırıyor
Kendi cenazesine ağlıyor dudaklarım.
2/:
Küf yağıyor hüznümün Boğaziçi'ne
Ekseriyet bölünüyor acılı ayrıntılara
Yıldızlar doğuruyor aynası yekpare ızdırabın
Kandan ter ağlıyor nisan dipli saçlarım
Ellerim hıçkırıyor
Kendi ölüsüne ağlıyor avuçlarım.
3/:
Ayrılık gülüyor diğer küreden yarım ağzıyla
Yılları sallıyor ardımdan kudurgan ömür
Fışkırıyor hışımla yitirdiğim günlerim
Kollarım hıçkırıyor
Kendi eceline ağlıyor bileklerim.
4/:
Dünümü kaplıyor zemheride titrek endişe
Gölgeler acıkmış ikindide yutuyor canı
Bel bağlar tuzaklara kurtuluşu beklerim
Beynim hıçkırıyor
Kendi kefenine sarınıyor göz bebeklerim


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:38 AM

Ölüm Ustasının Günlüğü
1/a...
Aleykümselam orta yeri tutkumun.
Kara Alim...
Merdi Kıptim...
Celladım...
Yağmur değil sebebi sükunetin bu akşam.
Çaldığın kanlı rebab ortaçağı susturdu.
Senin de adın düştü beklenmedik zamanda
Sakin bir ceylanın vicdanına usulca.
Güneşten bir tel koptu
Kirpiğin dolandı darağacında
Bir sivas kilmine
Yatırdı seni ustan boylu boyunca…
***
O usta ki...
Şakakları ter ve kan.
Gönülcüğü canandır.
Rebab çalıp vicdanında
Ortaçağı susturandır.
1/b...
Aleykümselam orta yeri tutkumun.
Kara Alim...
Merdi Kıptim...
Celladım...
Bıldırcınlar gülümsedi bu akşam.
Turaçlar şaşkın… *******in ayakucu üşüdü.
Azgınlaştı sükunetin edilgen yüzü.
Bir avuç kordu cesaretin kanadı.
Ciğeri ağladı nazlı sevdanın.
Unutuldu Bostancı tarihinin öteki adı.
Aritmetik bile kör oldu o an Yedikule’de.
Bir Bozok bozlağına boylu boyunca
Yatırdı seni usulca ustan…
***
O usta ki...
Lacivert gözleri gökleyin,
Avuçları kocamandır,
Azrail’le hasbihal edip son anda,
Bozlakları susturandır...

GooD aNd EvıL 07-24-2008 10:39 AM

Ömrün Şu Yanı Lacivert
1/:
Şu yanı lacivert ömrün
Bu yanı kestane patlatıyor keyfinden.
***
Zifire bulanıyor ışık
Ve çamurlara garkoluyor çizmeler...
Yukarı fermuarlanıyor kuvvet.
Bir sığırcık boğazlanıyor
Troid bezinin şimâlinde canhıraş.
Kulağımda arsız bir çığlık
Yankısı derviş tepelerinde halay ekiyor.
Yani. Kıstırılmış hayat sırpsındılarda...
***
Tamam şair, yani sizlere ömür...
Perişan benim hâlim!
Geçmişe dolanıyor be,
Dolanıyor hayâlim.
2/:
Tüm samimiyetiyle ve ivedi...
Şakağım kapı dövüyor umudun avucunda
Kana bulanıyor be. Bulanıyor aydınlık
Meğerse o değilmiş geçen ıssız sınırdan
Halbuki hudut ertesinde bizler o sanmıştık
Şu yanı morlanıyor ömrün
Bu yanı salkım saçak...
Bir kaçak vuruluyor ekmeğinin ardında
Yanî. Kıstırılmış hayat sırpsındılarda...
***
Tamam şair, yani sizlere ömür...
Şaklattı damağını obur silahlar.
Çamura bulanıyor be,
Kan ve çamura bulanıyor sokaklar...
3/:
Sarma sapan mülteci dağlar geçiyor,
Geçiyor namlusuna tükürerek beynimin.
Balgama bulanıyor Keçelo diyarında masallar
Bulanıyor zulme arı duru Kaf dağı.
Bir fırt çekiyor ateş gözlü civanmert
Uzunca soluyor Halep cigarasını.
Semaverler halaya durmuş
İnce belli kadehlerse ağlamada.
Şu yanı çarşamba ömrün
Bu yanı daha temmuz...
Bir kaçak mayına basıyor her nakaratta.
Yani kıstırılmış hayat sırpsındılarda
***
Tamam şair, yani sizlere ömür...
Hem susuz ve uykusuz...
Çiçeğe bulanıyor be,
Bulanıyor kar ve buz...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:54 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.