![]() |
Ferman
Sessizliğin kadar Acıtmaz canımı hiçbir şey Beklediğim tüm sözler Kilitli dudağında Bir ben mi yakınım bana düşlerim mi? yoksa Umarsız mı sevdan Bensizlik kadar Oyunun kuralları hep bana...hep bana Çentikleri ismimde Dili bıçak olanların Bir beni mi buldular Bu aşkta taşlayacak Sol elindeki mühür Boynumda yağlı ilmek Ayıbı günahı bana İster ol, ister olma Diyeceğim de Nereye kadar taşınır bu yük Nereye kadar akar su bilmem Bu aşkta tek gücüm ‘sen’ Benim kıyılarım kuru Omuzum çökük Adam gibi sevdim dedin Adam gibi ol yanımda Mızıkçı olsun aşk Blöfünü çek istersen Arzu Altınçiçek |
Ötesi bende kalsın
Dolunaydan kalan parıltılar var şehrin sokaklarında Camlarda damla damla lekeler Yine sen kokulu şehre doğacak güneş Yine ben soluğumda kıvılcımlarıyla özlemin Üşüyeceğim. Karanlığın son saatleri! Tavana astığım hayaller bir bir kopacak aydınlıkla Yine insanların ayak seslerine karışacak serçe ötüşler Yine sen habersiz düşeceksin yollara Ezileceğim. Sarıldığım benliğimdeki, senle kalacağım. Şehir ayaklanacak, Uyuyabileceğim belki, Belki de son damlalarla kirpiklerimden Yağacaksın. -Dedim ya! Yine sen kokulu şehre doğacak güneş Üşüyeceğim. Ezileceğim, karanlığın son saatlerinde Sarıldığım bedenimdeki, senle kalacağım Tavana astığım hayallerle Yağacaksın Yine sen kokulu şehre doğacak güneş Şehir kururken, Islanacak aşk dudağımda. Pencerede lekeli bir İstanbul Ve titrek serçeler konacak pervazıma. Birlikte üşüyeceğiz. -Dedim ya! boş ver… Ö t e s i bende k a l s ı n! ! ! Arzu Altınçiçek |
Öyle bir gel ki!
Kirpiklerim kilitlendiğinde Açılır karanlık tünellerin kapısı Baktıkça gölgeler dolaşır Çakralar geçer ışıl ışıl Çarkları çalışır. Hipnoz misali Küçülür, büyür karanlık Titrer kirpiklerim Şekiller geçer bakışlarımın arka bahçesinde Korkular yaklaşır. Işık sızmayan yollara dalarım Resmetmek için mutluluğu Birağaç çizerim mesela Kırmızı kirazları dolu Bir pınar görürüm Önüne bent çekilmiş Açılsa kirpiğin kilidi Akar gider bilirim Kabarmış, hüzün dolu Yüzler geçer yabancı Alev renkler arasında Gözleri büyür, korkarım Yuvarlanır yok olur sesim. Kirpiklerim kilitlendiğinde Açılır düşlerimin kapısı Bir mum ışığı, yorgun keman Devrik kadehlere çalar şarkımızı Son tango beklide duvardaki gölgemiz Kırmızı bir elbise üzerimde Düşmüş askısı sol yanımın Saçlarım dağınık Kafam karışık Bakarsın dudaklarım titrek Beklediğim andır ama susarsın Korkuların, korkularıma denk. Ellerim ellerinde gözler kapalı Devam eder tango Son hızında nabzım Şarabın kırmızısı kurutur dudaklarımı Öpmezsin… Masum duruşlar ürkütür seni Elin sırtımda, yarı hafif dokunuş Dizine yatırırsın, tangodaki son duruş Dağılır tüm renkler Çarkları durur düşlerimin Gölgeler kaçar Kapıları kapanır siyah tünellerin, Kirpiklerin açılır kilitleri Bir rüyaymış dersin Özleyip, Özlendiğini de bile bile Keşke! dersin. Bir kadın korkak Bir adam korkak Düşlerde buluşur ancak Dile gelmedikçe sevda Birleşmeyince gözler Yarım kalır Tadı kalır Adı kalır hayali çocukların. Karanlık tünelden Işığı bulan bir damla gelir pınardan. Kaybolurum derinliğinde. Seni başkent sokakları çalar Beni yıkılan hayaller O’na göre… Öyle bir gel ki, gidişin mümkün olmasın Birlikte tutarız korkuların elinden. Arzu Altınçiçek |
G.e.y.h.a.ş
Günlerden bir gün diye başlar ya masallar Üflüyor şimdi rüzgar yıldızları düşlerine Lütufta okları Eros’un Aşka saplıyor yalnız yüreklere Yoksa hala uyuyor musun? Evvel zaman içindeymiş ya pamuk prenses Bildiğin değil masalın sonu Rüyaların ertesinde Uyanınca görmüyor musun? Ya onda ya bundaymış mavi boncuk Eleğine takılmış gür bir ormanın Lahitlerde eski tanrıların tılsımları Derinde kalmış mıdır sahi Alaaddin’in sihri lambasının Hani gökten üç elma düşer ya Üçü de yetmez olmuş şimdi Lime lime sevda göğsünde Yaralıdır göçmen kuşların Açmadı mı sızısında gelinciğin Arap bacı ve yalnızlık bin bir gecede Rüyalar mı ölür, masallar mı Zaman mı katili onca duygunun Uğultulara kardıkları adım mı Şam’dan öte mi sanırsın aşk Uzattığın değil midir tuttuğun Ladeslen ne çıkar bir kez daha En güzeli arzularınca yaşamak Tüm söylenenlere inat Yine el ele Yine göz göze Fasıl ve şarap eşliğinde Şerefimize! ! ! Evvel zaman içinde Günlerden bir gün Arap bacı şaşkın Kimdeyse kimde üç elma Sanane ....tınladıysan da Şamdan öte Banane made in chine.... )) şimdi patent sırası suşi Arzu Altınçiçek |
Öylesine
İntiharın eşiğinde suskunluğum Tenine yandığımda Terine susadığımda Öylesi özlerken gülüşünü Bir yağlı ilmek daha geçiyor Öfkeli kelimelerin boynuna Ölümden öte yok oluşun Ezanlar yankılandıkça Üstü açık mezar koca şehir Gökyüzünden düşen çığ beyaz bulutlar Rüzgarıyla,dokunuşu Ölüm soğuğu Tüm kapıları kilitli sana açılan yolların Birikmiş yazılmayan mektuplar Eylül vurmuş üstüne Sarı lekeli Güneş alev teninden sıyrılmış Pusulası kayıp yıldızların yansımasında Ürkütücü semaların silueti İntiharın eşiğinde suskunluğum… Hadi itele sabrımı –çığlık girdabına- Öldür…öldüremediğim suskunluğumu…öylesine! Arzu Altınçiçek |
Gece Gibi Suskun
Gece gibi suskun ve yalnız kaldım dünyamdan çıktığında. Tüm sıcaklığıyla özlemi kavururken tenimi, üşüdüm. Olmayacaktın biliyorum artık yarınlarımda, ne de düşlerimde. Sol yarım, can yarım hazan gülleri gibi savruldu mavi penceremde. Bense sadece bakakaldım ardından, hiçbirşey hissedemedim o an. Saçmaydı bu olanlar, bu kadar basitmi aşkı silmek? Bu kadar katımı sevdiğim adam? Hataları gözardı etmek yücelikse, bir hatayla bir ömür tüketilmesi mi gerekir tek tarafın kuralları, doğrularından. Bumu aşkta gurur denilen meret? Aşk orta noktada buluşmak değilmidir? Sen, ben değil 'BİZ' olmak bu kadar zormu? Hep karşımızdan bekleriz birşeyleri. Anlatmadan, anlaşılmayı, seslenmeden duyulmayı,sevmeden sevilmeyi bekleriz ama zamane aşklarında zaten dokunmadan hissedilmezmiş sevda...hepsi yalan. Biliyorum ne yaparsan yap, kendi bakışınla, isteğinle, yoğunluğunla yaşarsın duyguları. Öyle perde inerki gözlerinize, görmezsiniz O'ndan başka birşey. Sonra iki kelime ile silkelenir, çarparsınız gerçek duvarına. Buraya kadar... Neydi buraya kadar olan? Umutlar, coşkular, hayaller, sevinçler, hüzünler, özlemler! Bir anda yüksekten düşüyormuş gibi mantığınız çakılır duygularınızın üstüne. O zamanda zaten acı çekmeye başlarız. Neden duygumla hareket ettim dedikçe daha çok çöker sol yanınıza ağırlık. Hayat ağır gelir, dünya ağır gelir, sizse kendinizi yok gibi hissedersiniz. Hayaletten farksız, ayna karşısında sadece gözlerinizde tüketilen sevdanıza dalar durursunuz. Gözlerinizden kayarken bulutlar zaten çoktan takılmışlardır ucuna. Bulamazsınız... Ve kala kala bir 'SEN' kalmıştır bende, bir de 'BEN' terkedilen sevgide. Şimdi üşüyorum ve bekliyorum...belki bir sabah güneş yüzünü gösterince Marmara üzerinde, ardından doğacaksın karanlık sevdama... Arzu Altınçiçek |
Özür dilerim
Özür dilerim saçlarım Ne zaman canımı yaksa gidişi Ellerimde kalırdınız Ellerim Yalnızlığa kızgınlığımda Bir yumrukta duvara çarpardınız Gözlerim Uykusuz kalırdınız ağladıkça Şişerdiniz, kızarırdınız, batardınız Dudaklarım Ya mühürlü ya titrek Dilimde ismine hep küfürler Özür dilerim bedenim Yoruldunuz anılarda dolaşırken Tenim hala zehirine tutsak yüreğim Hak etmeyene verdim seni Boşuna bunca çektiğin yaseminler Kokunuza vermiştim onun adını Denizler teriydi sanmıştım şiirlerim Mürekkebinize sözde aşkı damlatmıştım İşlemiştim satır satır Özür dilerim Ben Yüzündekine adımı takmış Dudak üstüne kirpiklerimi yapıştırmıştım Sevildiğimi sanmıştım.... Özür dilerim Kendimden Bir kez geliyorsun hayata... özür...özür...özür bana Arzu Altınçiçek |
Gece gözlerine
Ay serilmiş olmalı üstüne Hava serin.. Yağmurlar vuruyor pencereme Saat sabahın beşi. Sen bilmem kaçıncı uykundasın Rüyanda varmıyım bilemem Bu saate kadar uykusuzluğumsun oysa Gece sessizliği yoldaşım. Kuğuran kelebeği oldum kışın Yağmurun rakibi Sensizlğin düşmanı yıldızlar Sen hayatımın son sevdası. Deli taylara çit olmuş göğsüme Binlerce kuş tutsak Bense gece gözlerine. Arzu Altınçiçek |
Paylaşırmısın kendini?
Gökkuşağı göğü paylaşıyor yağmurlarla Deniz kumları paylaşıyor dalgalarla Toprak yeşili Yeşil maviyi paylaşmakta doğayla Ben güneşle paylaşıyorum sıcaklığını ellerinin Ellerin dokunuyor saçlarıma yansıyan gün ışığıyla Ay’la yokluğunu paylaşıyor *******im *******im ayaz yalnızlığınla Yıldızlar gözlerini çeviriyor üzerime Yıldızlar senin gözlerin Bulutlar küme küme taşıyor sevdanı Sevdan geleceğim Geleceğim senin Peki ya sen neyi paylaşmaktasın benimle Birkaç satırmı sadece düşer kaleminden Ya da meraklı bakışlarınımı sunar gözlerin gözlerime Bir selamınımı getirecek seni bilenler Ya ellerin.. Ya dudakların Ya eskisi gibi yaşanmayan aşkları yaşatırmı yüreğin Paylaşırmı yarınlarımda Bu defa son dediğin sevgini benliğin Yüreğini sunarmısın yağmurlu bir günde Sana susayan yüreğime.. Arzu Altınçiçek |
Gece Gözlüm
Geldim gece gözlüm Yine senden bir sessizlik gecede.. Yine sensiz yıldızlar Yine ay saklanmış kara gözlerine Kara bulutlarla gözlerin düşmüş yalnızlığıma Geldim gece gözlüm dokunmak için şarkılarına. Loş ışıklar yansımakta kadehimdeki şaraba Şarabımda dudakların Şarabımda aşkını yudumlamaktayım masada. 'Avuçlarımda hala sıcaklığın var demekte' nağmeler Senin sıcaklığın dudaklarında başlar oysa Sıcaklığın ellerime bıraktığın gonca güller tadında ahhh be gece gözlüm Sana uzak kaldı avuçlarım Nefesimi çekerken kokunu aramaktayım Gözlerimi yumduğumda yanak yanağa fısıltılarım Sensizliğe yanmaktayım Bilmezsin sana nasıl sevdalıyım. Yüreğimde sızıntıları var sarhoşluğumun Avuçlarımda gonca güllerin dikenlerinden sızan hasretim Titremekte sevdam gecenin koynunda sensizliğe Gece gözlüm sensizlikle kucak kucağa şiirlerim Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:05 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.