www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:19 AM

Gece ve ölüm....
Kanlanan umutları kurutmak için yüzünü göstermiyor güneş.Yine de bana inat doğuyor sanki.Her gün doğuşu canımı acıtacak gibi geliyor. Yalnızlığımın gölgesini vuracakmışcasına yüzüme, yakarcasına.
Göz kamaştıran o ışıltısı yokmu, eritiyor gözümdeki bulutları. Süzülen kuşlar dolduruyor ufkumu.
Leylekler hüzünleriyle geliyor sanki sonbaharın. Yaz'a köprü kurmuş yıldızlı *******de, Haziran görevini tamamlamakta bahara karşı. Oysa baharı bir tek saçlarında koklardım, gördüğüm tek yıldız gözlerindi gecede. Benim gözümle görmeni isterdim senli sabahların cıvıltısını, dünyanın uyanışını.

Kırağıların serinliğindeyim gittiğinden beri. Şafak bekledim, alacası göğsümde dalgalanan özlem ateşiyle.Bir de dalgalanan deniz vardı ya gözlerinde.O'nu hiç düşünme. Sessiz sevdaları almış derinliğine, karanlık ve soğuk. Dalgalarla sevişmekte kumsal. Gülüşünde ki gamzen gibi, bir görünüp bir kayboluyor yakamozlar. Sensiz sahil de, gün görmemiş batıklar gibi. Balıklarla süzülüyor bakınca siluetin yelkenlerde. Ayağıma takılan şeytan minaresini dayayıp kulağıma uğultusunu dinliyorum, sensizliğe haykırışlarını.

Darağacı kurulmuş geceye, hilal kaşlarında. Kayan yıldızlar ilmek ilmek.Karanlik doluyor yalnizligi boynuma. Sensiz dünya dönüyor ama hayat duruyor. Umut yürekte olsa neye yarar, Gözlerin güneşle doğmadıktan sonra.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:19 AM

Geceye dair
Yutmaya başladığında şehri,
Ürkütür beni karanlık.
Sessizlik çöker sanılır
En büyük gürültüdür, yalnızlık.

Ay toplar tüm renkleri düşlere
Evet, gün de solar belki
Kuşlar da kaybolabilir.
Bil ki, sabah her şeye gebedir…

Yarına ya ben fazlayım ya da biri eksik


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Peki ya sen?
Sıcak *******de bir köşeye çekilen puhu kuşu gibiyim..Yalnızlığın ve sessizliğin tam ortasında. Haykırışlarımdan ürken kadın yüreğini beslerim kimsenin bilmediği diğer yanımda.Sessizlik ve karanlık ürkütür beni.Kendimle başbaşa kalmam kadar acı olmasa da, tuttuğum nefeslerim gelir aklıma. Gece çöker, el ayak çekilir hayattan sanki. Yine de parlak gözlerle seyre dalarım sönük sokakları. Her kapalı perdenin arkasını merak ederek, düşünerek dalarım uzaklardan gelecek sabaha. Kimbilir kaçı benim kadar yalnızdır diye düşünürüm dört duvar arasında sıkışan arzuların, susarım. Neden yalnızlık *******i gelir aklıma. Düşüncelerim, hayallerim, acılarım hep aynı zamanda....başımı yastığa koyunca başlar sancılarım. Kıvranırım,parmaklarımı dolarım altımda serilen çarşafa, yanımdaki yastığa bakar ağlarım. Neden boş? Niye yoksun? Niçin sensizim? Gözlerimi açtığımda gözlerinde görmeliyim bitkinliğimi..terimin tuzu kalmalı teninde ve öpmeliyim seni güneşin sabaha düştüğü gibi...sevmeliyim.. Seni gözlerime doldurup gitmiştim Ege kıyısına. Sabahları gülüşüne boyayıp,buseni asmıştım şimale.Sessizliğimi alıp koynuma yeditepeye bırakmıştım ya seni. Bensiz neler yaparsan utancıyla, umarsızlığıyla kahpe şehrin namına veririm deyip ihanetini, gittim. Kadın kokusunda yudumladığında *******ini,hasretlerimi bıraktığım kırmızı şafaklarda gözlerini açtın başka tende...oysa ben bir başımaydım. Yangınım kaldı çöl kızgınlığında ki sevdamda. Hasretin, denizin tuzuyla karışıp kavurdu dudaklarımı. Hep korktum uzaklardayken. Geldiğimde bulacakmıydım seni? .Sensiz kuytularda gülüşünü, öpüşünü düşlerken, İstanbul'a değil, sana özlemim artardı. Sen uzak kaldıkça bana daha da çöküyordu aşk, kırmızı sevdalara. İşte geldim. Yağmurlu bir İstanbul sabahı karşıladı beni hem de sevdiğim Eylül. Güz yaklaşıyor, leyleklerde bu gün yarın çeker gider. Peki ya sen? Mevsimsiz mi bırakacaksın beni yoksa her mevsimimde baharı mı yaşatacaksın? Sesini duyur bana...İstanbul sokaklarında kayboldun mu, karanlıklar lekeledi mi sevdamızı? Koca şehir gibi ya şahlan karşımda ya da yitirilen nice aşklar gibi gömül Marmara'nın sularına, hazin hazin.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Peşinsıra
Her gidişinde
Bir yıldız çalardım
Şehir biraz daha kararırdı

Gelişinde
Teninde güneş
Şehrimde sabah uyanırdı


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Ne diye bilirim ki; her şey için teşekkürler
Bir ense traşında açıldı kara tünel...

Karanlıktı!
Birden küçük elleriyle sarıldı bana
Baktım!
Üzüm yeşili gözleri vardı
Kara sulara düşen ay gibi parlak
Eğildim, adın ne dedim
Hiç konuşmadı.
Karanlıktı!
Birden küçük adımlarıyla sürükledi beni
Durduk!
Nilüferlerin olduğu küçük bir gölde
Oyun oynayan çocuklar vardı.
Ama hepsi suskun, hepsi isimsiz.
Yapraklardan sandala bindirdiler beni
Asası elinde yaşlı dede gelene kadar
Hepsi göl kıyısına toplandı.
Kanlı bir gömlek vardı üstümde
Asa kalktı, ve o küçük avuçlar
Göl sularını attılar üstüme
Yıkandım, arındım.
Yaprak sandalımı çektiler kenara
Üzüm gözlüm geldi, küçük elleriyle
Uzandı ve aldı beni kıyıya.
Kelebek kanatlarıyla kuruladılar beni
Çıplaktım!
Üzerlerindeki gibi beyaz elbiseyi uzattılar
Aldım…
Dede seslendi;
-Sabret kızım, döneceksin.
Sadece üzerini ört dedi,
Örttüm.
Manolya ağaçları vardı
Kokusunda uyuduğum.
Saçlarımı okşadı bir el
Öyle ağırdı ki uykum
Gözlerim açılmadı.
Kuş sesleri vardı ve akan sular
Başka sesler karışmaya başladı.
Seslenen üzüm gözlüm sandım,
Bakmak istedim.
Göz kapağımın siyahında
Her şey uzaklaştı
Küçük elleriyle gülerek yolladılar beni
Yine karanlık tünelde
Bilmeden gittim, uzakta görünen ışığa
Saçlarımı okşuyordu biri
Gözlerimi açtım
-Abla iyi misin, her şey bitti dedi
Can yarım, kardeşim.
Saçlarımı açtım
Gizledim, ensemde açılan gizli mabedi


Şimdi;
Hayata bakmayı öğrendim
Ve tercihlerin –önce benden- başladığını
Kırılganlıkların gereksizliğini
Kavgaların saçmalıklarını
Savurganlığı bıraktım bana verilen beyaz örtüde
Rengarenk suratlarda, gülüşlerin yalanını, öğrendim.
Ya da durgun yüzlerde, kim bilir ne sıkıntılar var! Diyebildim.
Hayatın ben olmazsam HAYATIM olmadığını biliyorum artık.
Bir o gün doğdum hayata,
Bir de bugün yeni yaşıma.
Otuz yedi sene önce mi ameliyat olsaydım ne…
Yine de iyi ki doğdum dimi yaaa….

Sizleri seviyorum


Gelenlere, tüm telefon açanlara, mesajlara, adını antolojide bilmediğim ama şiirlerimi severek takip eden dostlara, aileme, hemşirelerime, doktorlarıma, yahoo grup arkadaşlarıma, Radyomedcezir ekibime, Dost kalpler ve Ağ-17 derneğime, manevi kardeşlerim Gülay ve Tolga’ma….hepinize teşekkür ediyorum. En çok da o yeşil gözlü çocuğa,
Karanlıkta tuttuğu eli için, belki de kaybolsaydım dönemezdim.

Ayrıca,

Van’a gittim geldim 2 günlük de olsa. Öncelikle Antoloji Şairlerinden sevgili Orhan Demirtaş ve Demirtaş ailesine, gittiğimiz köy okullarının müdürlerine Feyzi bey, Erdal bey, Erhan Bey başta olmak üzere, Bak hele bak kahvaltı sofrasına, orda o kadar zor şartlarda eğitim veren ve bir kaçını ziyarette bulunduğumuz okul öğretmenlerine,

Van Merkez Fatih Sultan İlköğretim okulu
Gevaş Yunus Emre İlk öğretim okulu
Van Saray Sırımlı İlk öğretim okulu
Erciş İbn-i Sina İlk öğretim okulu
75.yıl İlk öğretim okulu,
Şehit Öğretmen Mehmet İzdal İlk öğretim okulu
Küçükköy İlk öğretim okulu öğrenci ve ailelerine dost hotel arkadas ankara canli at dostkalpler.com yardımlaşma platformu olarak yapmış olduğumuz “Van Köy Okulları” projesinde, desteğini esirgemeyen

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı, Şükrü Boyraz’a
Penta Ajans, Murat Çelik’e
Nakliye konusunda gecenin 24 ü de olsa hala bizle çalışan Vanlılar Nakliyat’a
İkişer adet sıfır bilgisayar ve fotokopisi bağışlayan Eylül Reklam ajansına
Yaklaşık 5000-6000 parça giysi gönderen Collezione firmasına
Ve kendilerince giysi, kitap, kırtasiye gönderen tüm dostlara
Van Valiliği’ne
Van yerel basın ve Medyasına
Yavru bir Van kedisi hediye eden Feyzi müdürüme,
Van’a gitmeme izin veren doktorum Murat İnan’a
Hastalığım dolayısıyla ilgilenen THY Van uçuşumuzdaki kabin görevlisi ve pilotuna
Varlığını bile bilmediğim ama yanımda olduğunu hissettiren useireiki ss Yenal Karahan hocama, Edip Ayvaz ve grubuna, aklı ben de kalsa da yüreğimdeki heyecanı ve sabırsızlığı bilerek gitmeme göz yuman annem ve babama, Dost kalpler ki inşallah yakında dernek olarak faaliyete geçmeyi umduğumuz yönetim arkadaşlarımızdan Ayşe Toksak Alpan, Mediha Yüksel Çelikbilek ve kardeşime yolculuğumda yanımda olup, her ne kadar sen otur diye azarlasalar da ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Bu kadar sevdiğimi ve sevildiğimi bilmiyordum…. Ne dene bilir ki; Allah her şey, gönlünüze göre versin.


İyi ki doğdum… teşekkürler ailem.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Ne diye bilirim ki; her şey için teşekkürler
Bir ense traşında açıldı kara tünel...

Karanlıktı!
Birden küçük elleriyle sarıldı bana
Baktım!
Üzüm yeşili gözleri vardı
Kara sulara düşen ay gibi parlak
Eğildim, adın ne dedim
Hiç konuşmadı.
Karanlıktı!
Birden küçük adımlarıyla sürükledi beni
Durduk!
Nilüferlerin olduğu küçük bir gölde
Oyun oynayan çocuklar vardı.
Ama hepsi suskun, hepsi isimsiz.
Yapraklardan sandala bindirdiler beni
Asası elinde yaşlı dede gelene kadar
Hepsi göl kıyısına toplandı.
Kanlı bir gömlek vardı üstümde
Asa kalktı, ve o küçük avuçlar
Göl sularını attılar üstüme
Yıkandım, arındım.
Yaprak sandalımı çektiler kenara
Üzüm gözlüm geldi, küçük elleriyle
Uzandı ve aldı beni kıyıya.
Kelebek kanatlarıyla kuruladılar beni
Çıplaktım!
Üzerlerindeki gibi beyaz elbiseyi uzattılar
Aldım…
Dede seslendi;
-Sabret kızım, döneceksin.
Sadece üzerini ört dedi,
Örttüm.
Manolya ağaçları vardı
Kokusunda uyuduğum.
Saçlarımı okşadı bir el
Öyle ağırdı ki uykum
Gözlerim açılmadı.
Kuş sesleri vardı ve akan sular
Başka sesler karışmaya başladı.
Seslenen üzüm gözlüm sandım,
Bakmak istedim.
Göz kapağımın siyahında
Her şey uzaklaştı
Küçük elleriyle gülerek yolladılar beni
Yine karanlık tünelde
Bilmeden gittim, uzakta görünen ışığa
Saçlarımı okşuyordu biri
Gözlerimi açtım
-Abla iyi misin, her şey bitti dedi
Can yarım, kardeşim.
Saçlarımı açtım
Gizledim, ensemde açılan gizli mabedi


Şimdi;
Hayata bakmayı öğrendim
Ve tercihlerin –önce benden- başladığını
Kırılganlıkların gereksizliğini
Kavgaların saçmalıklarını
Savurganlığı bıraktım bana verilen beyaz örtüde
Rengarenk suratlarda, gülüşlerin yalanını, öğrendim.
Ya da durgun yüzlerde, kim bilir ne sıkıntılar var! Diyebildim.
Hayatın ben olmazsam HAYATIM olmadığını biliyorum artık.
Bir o gün doğdum hayata,
Bir de bugün yeni yaşıma.
Otuz yedi sene önce mi ameliyat olsaydım ne…
Yine de iyi ki doğdum dimi yaaa….

Sizleri seviyorum


Gelenlere, tüm telefon açanlara, mesajlara, adını antolojide bilmediğim ama şiirlerimi severek takip eden dostlara, aileme, hemşirelerime, doktorlarıma, yahoo grup arkadaşlarıma, Radyomedcezir ekibime, Dost kalpler ve Ağ-17 derneğime, manevi kardeşlerim Gülay ve Tolga’ma….hepinize teşekkür ediyorum. En çok da o yeşil gözlü çocuğa,
Karanlıkta tuttuğu eli için, belki de kaybolsaydım dönemezdim.

Ayrıca,

Van’a gittim geldim 2 günlük de olsa. Öncelikle Antoloji Şairlerinden sevgili Orhan Demirtaş ve Demirtaş ailesine, gittiğimiz köy okullarının müdürlerine Feyzi bey, Erdal bey, Erhan Bey başta olmak üzere, Bak hele bak kahvaltı sofrasına, orda o kadar zor şartlarda eğitim veren ve bir kaçını ziyarette bulunduğumuz okul öğretmenlerine,

Van Merkez Fatih Sultan İlköğretim okulu
Gevaş Yunus Emre İlk öğretim okulu
Van Saray Sırımlı İlk öğretim okulu
Erciş İbn-i Sina İlk öğretim okulu
75.yıl İlk öğretim okulu,
Şehit Öğretmen Mehmet İzdal İlk öğretim okulu
Küçükköy İlk öğretim okulu öğrenci ve ailelerine arkadas arayan bayanlar kadin ariyorum at dostkalpler.com yardımlaşma platformu olarak yapmış olduğumuz “Van Köy Okulları” projesinde, desteğini esirgemeyen

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı, Şükrü Boyraz’a
Penta Ajans, Murat Çelik’e
Nakliye konusunda gecenin 24 ü de olsa hala bizle çalışan Vanlılar Nakliyat’a
İkişer adet sıfır bilgisayar ve fotokopisi bağışlayan Eylül Reklam ajansına
Yaklaşık 5000-6000 parça giysi gönderen Collezione firmasına
Ve kendilerince giysi, kitap, kırtasiye gönderen tüm dostlara
Van Valiliği’ne
Van yerel basın ve Medyasına
Yavru bir Van kedisi hediye eden Feyzi müdürüme,
Van’a gitmeme izin veren doktorum Murat İnan’a
Hastalığım dolayısıyla ilgilenen THY Van uçuşumuzdaki kabin görevlisi ve pilotuna
Varlığını bile bilmediğim ama yanımda olduğunu hissettiren useireiki ss Yenal Karahan hocama, Edip Ayvaz ve grubuna, aklı ben de kalsa da yüreğimdeki heyecanı ve sabırsızlığı bilerek gitmeme göz yuman annem ve babama, Dost kalpler ki inşallah yakında dernek olarak faaliyete geçmeyi umduğumuz yönetim arkadaşlarımızdan Ayşe Toksak Alpan, Mediha Yüksel Çelikbilek ve kardeşime yolculuğumda yanımda olup, her ne kadar sen otur diye azarlasalar da ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Bu kadar sevdiğimi ve sevildiğimi bilmiyordum…. Ne dene bilir ki; Allah her şey, gönlünüze göre versin.


İyi ki doğdum… teşekkürler ailem.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Geciktirmedin
Geciktirmedin
Çok değil gidişin
Ya ağustos- ya ekim
Ne farkeder

Sen ki
Düşlerimden düşerdin
Güneş kustukça geceye
Güneş sen sıcağı

Ben ki
Senden yanık

Çok değil gidişin
Ya sen tenimde- ya gölgen
Ne farkeder

Ben ki
Avucumla çizerdim
Sevişmeni tenime

Sen ki
Başka bedende
Depremlerde


Gidişin
Ve
Ecelin tutması elimden
Ölüme çeyrek kala…

Bak
Ge-cik-tir-me-din
Ekim -2004-İzmir


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Geç Geldin
Geç geldin gözyaşlarım
Tüm kara bulutlarım gökkuşağının ardında kaldı
Gökkuşağı kahkahaları oldu yağmur bulutlarımın
Bulutlar kirpiklerimden kaydı
Günümü boğamadı çatık kaşların
Oysaki hilal kaşlarında *******im
Yıldızlarında düşlerim vardı..
Onlar bile dünde kaldı
Şimdi avuçlarımda kar taneleri
Pamuk tarlası gökyüzü
Çocukluğumdan kalma peri masalları dilimde
Şimdi tadını almakta dilim elma şekerimin
Yüzümde leblebi tozları
Cebimin ucundan sarkar mendilim
Yılların izi için saklamalıydım
Büyüdüğümde sıkıntılı anımda
Çocukluk terimi
En saf gözyaşlarımı sürerdim yüzüme
Geç kaldın işte geleceğim
Anılarım senden daha önce düşmekte önüme
Yarı tebessüm dudaklarımda
Kısık gözlerim anılara açılan sayfada
Geç kaldın terkedilişlerim
Ben çocukluğumla....mutluluğumla
Yanyanayım sevdalarımla.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:20 AM

Ne farkeder
Gözlerini kapat
Yavaş yavaş soluklan
Ve rüzgarı dinle
Karcığar makamında

Omuzlarında ki tüm yük
Bir gömlek gibi çıksın üzerinden
Ayaklarına çarptıkça tuzlu su
Serin serin

Beynindeki uğultuların yerini alsın
Karanlık bir mağarada
Damla damla düşerken yankılanan
Gizem
…..Şıp-şıp

Bırak kendini
Alıp gitsin bilinmeyenler
Bildiklerini düşün
Ne verdi

Öyle bir eşikte duruyor ki hayat
Sıfır noktasında
Dört yön birbirine girmiş

Ve güneşin batıdan doğduğu
Gökyüzünden çiçeklerin sarktığı
Zamansız dilimlerde düşle kendini

Renk çarkı yitirmiş olsun tüm rengini
Herşey belirsiz
İnsanlar ne siyah ne beyaz ne sarı
Şeffaf
Baktın mı içi görünsün

Uzandığında sabahlara
Yeniden başlasın o gün hayat
Dün düne gömülsün

Ve her gün yeni bir ad alsın gülüşün
Bugün Temmuz ol mesela,
Yarın Eylül
Ne farkeder

Dipsiz bir kuyuya kus
içinde kalan o
–keşke-leri

Kuyuda yıldızlar olsun kıpır kıpır
Vahşi balıklar gibi yoketsin pişmanlıkları

Gözlerini kapat
Peri kızı başucunda
Başak saçlardan örülü hamağına
Seriyor papatya yapraklarından çarşafını
Gökyüzünde ki pamukları çalmış
Dolduruyor düş yastığını

Ay’dan bir ısırık almış küçük kağlumbağa
Sırtına yüklenmiş
Usul usul taşıyor geceyi gözlerine

Gözlerin kapalıyken
Melekler yüzünde ki gülüşü çizsin
Mor menekşelere

Dört yapraklı yonca düşmüş suya
Hayal et
Nilüfer’in kıskançlığını

Bir çift kanadı çal turnalardan
Yağmuru topla saçlarına
Tüm nefesinle üfle rüzgarı
Ve var gücünle çarp kollarını sulara
Dev dalgalar yarat

Olanca sesinle bağır
Sağır edercesine kulakları
Sıçrayabildiğin kadar yükseğe
Atlayabildiğin kadar uzağa
Kazabildiğin kadar derinliklere dal

Ne farkeder
Seni yorar sadece nankör hayat

Hadi
Derin bir solukta azad et
Dünya halini

Bırak kendini boşluğa..
usul usul....

Şimdi
Aç gözlerini
Yorgun yüzüne bak aynada

Haksız mıyım
Senden başka sen var mı karşında!


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:24 AM

Geç Kaldın
Suskun kalemin bu sabah
Yorgunluğun mu kaldı katran gecenden
Yıldızlardanmı aşıp geldi özlemlerin
Çok uzaktamıydı dünlerin
Geç kaldın sevdalarıma
Yağmurlarla yağdırdım ardından özlemimi
Taşan sulara döküldü ismin dudaklarimdan
Savrulan rüzgarlara bıraktım hasret kokunu
Çöldeki kum fırtınalarıydı saçların
Saçların savruk
Gözlerinde harareti hayali suyun
Sıcaklığını geç getirdin tenimin soğuğuna
Geç kaldın ismini hatırlamama
Sabahları içtiğimiz çayı bile unuttum
Kaç şekerliydi...simit mi severdin- börek mi
Geç kaldın güneşi yakan sabahlara
İhanetin erken başladı senin
Çekip gitmelerin
Acele suskunluğun teslim etmekti beni sensizliğe
Tadı olsada teninin dilimde erken değiştin beni başka ellere
Sevdam hep ağır geldi omuzlarına
Dilin varmazdı söylemeye
Gözlerin saklayamazdı oysa
Ben yükün değildimki
Yüküne omuz verirdim seninle
Elinden tutardım zor çektiğin *******in
Ben dayanağındım hani
Her zorlukta benide alırdın yanına
Bensiz sen yarımdın hani..
Geç kaldı gözlerime gözlerin..
Gözlerimde başka izler var şimdi.


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:13 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.