![]() |
Gece ve ölüm....
Kanlanan umutları kurutmak için yüzünü göstermiyor güneş.Yine de bana inat doğuyor sanki.Her gün doğuşu canımı acıtacak gibi geliyor. Yalnızlığımın gölgesini vuracakmışcasına yüzüme, yakarcasına. Göz kamaştıran o ışıltısı yokmu, eritiyor gözümdeki bulutları. Süzülen kuşlar dolduruyor ufkumu. Leylekler hüzünleriyle geliyor sanki sonbaharın. Yaz'a köprü kurmuş yıldızlı *******de, Haziran görevini tamamlamakta bahara karşı. Oysa baharı bir tek saçlarında koklardım, gördüğüm tek yıldız gözlerindi gecede. Benim gözümle görmeni isterdim senli sabahların cıvıltısını, dünyanın uyanışını. Kırağıların serinliğindeyim gittiğinden beri. Şafak bekledim, alacası göğsümde dalgalanan özlem ateşiyle.Bir de dalgalanan deniz vardı ya gözlerinde.O'nu hiç düşünme. Sessiz sevdaları almış derinliğine, karanlık ve soğuk. Dalgalarla sevişmekte kumsal. Gülüşünde ki gamzen gibi, bir görünüp bir kayboluyor yakamozlar. Sensiz sahil de, gün görmemiş batıklar gibi. Balıklarla süzülüyor bakınca siluetin yelkenlerde. Ayağıma takılan şeytan minaresini dayayıp kulağıma uğultusunu dinliyorum, sensizliğe haykırışlarını. Darağacı kurulmuş geceye, hilal kaşlarında. Kayan yıldızlar ilmek ilmek.Karanlik doluyor yalnizligi boynuma. Sensiz dünya dönüyor ama hayat duruyor. Umut yürekte olsa neye yarar, Gözlerin güneşle doğmadıktan sonra. Arzu Altınçiçek |
Geceye dair
Yutmaya başladığında şehri, Ürkütür beni karanlık. Sessizlik çöker sanılır En büyük gürültüdür, yalnızlık. Ay toplar tüm renkleri düşlere Evet, gün de solar belki Kuşlar da kaybolabilir. Bil ki, sabah her şeye gebedir… Yarına ya ben fazlayım ya da biri eksik Arzu Altınçiçek |
Peki ya sen?
Sıcak *******de bir köşeye çekilen puhu kuşu gibiyim..Yalnızlığın ve sessizliğin tam ortasında. Haykırışlarımdan ürken kadın yüreğini beslerim kimsenin bilmediği diğer yanımda.Sessizlik ve karanlık ürkütür beni.Kendimle başbaşa kalmam kadar acı olmasa da, tuttuğum nefeslerim gelir aklıma. Gece çöker, el ayak çekilir hayattan sanki. Yine de parlak gözlerle seyre dalarım sönük sokakları. Her kapalı perdenin arkasını merak ederek, düşünerek dalarım uzaklardan gelecek sabaha. Kimbilir kaçı benim kadar yalnızdır diye düşünürüm dört duvar arasında sıkışan arzuların, susarım. Neden yalnızlık *******i gelir aklıma. Düşüncelerim, hayallerim, acılarım hep aynı zamanda....başımı yastığa koyunca başlar sancılarım. Kıvranırım,parmaklarımı dolarım altımda serilen çarşafa, yanımdaki yastığa bakar ağlarım. Neden boş? Niye yoksun? Niçin sensizim? Gözlerimi açtığımda gözlerinde görmeliyim bitkinliğimi..terimin tuzu kalmalı teninde ve öpmeliyim seni güneşin sabaha düştüğü gibi...sevmeliyim.. Seni gözlerime doldurup gitmiştim Ege kıyısına. Sabahları gülüşüne boyayıp,buseni asmıştım şimale.Sessizliğimi alıp koynuma yeditepeye bırakmıştım ya seni. Bensiz neler yaparsan utancıyla, umarsızlığıyla kahpe şehrin namına veririm deyip ihanetini, gittim. Kadın kokusunda yudumladığında *******ini,hasretlerimi bıraktığım kırmızı şafaklarda gözlerini açtın başka tende...oysa ben bir başımaydım. Yangınım kaldı çöl kızgınlığında ki sevdamda. Hasretin, denizin tuzuyla karışıp kavurdu dudaklarımı. Hep korktum uzaklardayken. Geldiğimde bulacakmıydım seni? .Sensiz kuytularda gülüşünü, öpüşünü düşlerken, İstanbul'a değil, sana özlemim artardı. Sen uzak kaldıkça bana daha da çöküyordu aşk, kırmızı sevdalara. İşte geldim. Yağmurlu bir İstanbul sabahı karşıladı beni hem de sevdiğim Eylül. Güz yaklaşıyor, leyleklerde bu gün yarın çeker gider. Peki ya sen? Mevsimsiz mi bırakacaksın beni yoksa her mevsimimde baharı mı yaşatacaksın? Sesini duyur bana...İstanbul sokaklarında kayboldun mu, karanlıklar lekeledi mi sevdamızı? Koca şehir gibi ya şahlan karşımda ya da yitirilen nice aşklar gibi gömül Marmara'nın sularına, hazin hazin. Arzu Altınçiçek |
Peşinsıra
Her gidişinde Bir yıldız çalardım Şehir biraz daha kararırdı Gelişinde Teninde güneş Şehrimde sabah uyanırdı Arzu Altınçiçek |
Ne diye bilirim ki; her şey için teşekkürler
Bir ense traşında açıldı kara tünel... Karanlıktı! Birden küçük elleriyle sarıldı bana Baktım! Üzüm yeşili gözleri vardı Kara sulara düşen ay gibi parlak Eğildim, adın ne dedim Hiç konuşmadı. Karanlıktı! Birden küçük adımlarıyla sürükledi beni Durduk! Nilüferlerin olduğu küçük bir gölde Oyun oynayan çocuklar vardı. Ama hepsi suskun, hepsi isimsiz. Yapraklardan sandala bindirdiler beni Asası elinde yaşlı dede gelene kadar Hepsi göl kıyısına toplandı. Kanlı bir gömlek vardı üstümde Asa kalktı, ve o küçük avuçlar Göl sularını attılar üstüme Yıkandım, arındım. Yaprak sandalımı çektiler kenara Üzüm gözlüm geldi, küçük elleriyle Uzandı ve aldı beni kıyıya. Kelebek kanatlarıyla kuruladılar beni Çıplaktım! Üzerlerindeki gibi beyaz elbiseyi uzattılar Aldım… Dede seslendi; -Sabret kızım, döneceksin. Sadece üzerini ört dedi, Örttüm. Manolya ağaçları vardı Kokusunda uyuduğum. Saçlarımı okşadı bir el Öyle ağırdı ki uykum Gözlerim açılmadı. Kuş sesleri vardı ve akan sular Başka sesler karışmaya başladı. Seslenen üzüm gözlüm sandım, Bakmak istedim. Göz kapağımın siyahında Her şey uzaklaştı Küçük elleriyle gülerek yolladılar beni Yine karanlık tünelde Bilmeden gittim, uzakta görünen ışığa Saçlarımı okşuyordu biri Gözlerimi açtım -Abla iyi misin, her şey bitti dedi Can yarım, kardeşim. Saçlarımı açtım Gizledim, ensemde açılan gizli mabedi Şimdi; Hayata bakmayı öğrendim Ve tercihlerin –önce benden- başladığını Kırılganlıkların gereksizliğini Kavgaların saçmalıklarını Savurganlığı bıraktım bana verilen beyaz örtüde Rengarenk suratlarda, gülüşlerin yalanını, öğrendim. Ya da durgun yüzlerde, kim bilir ne sıkıntılar var! Diyebildim. Hayatın ben olmazsam HAYATIM olmadığını biliyorum artık. Bir o gün doğdum hayata, Bir de bugün yeni yaşıma. Otuz yedi sene önce mi ameliyat olsaydım ne… Yine de iyi ki doğdum dimi yaaa…. Sizleri seviyorum Gelenlere, tüm telefon açanlara, mesajlara, adını antolojide bilmediğim ama şiirlerimi severek takip eden dostlara, aileme, hemşirelerime, doktorlarıma, yahoo grup arkadaşlarıma, Radyomedcezir ekibime, Dost kalpler ve Ağ-17 derneğime, manevi kardeşlerim Gülay ve Tolga’ma….hepinize teşekkür ediyorum. En çok da o yeşil gözlü çocuğa, Karanlıkta tuttuğu eli için, belki de kaybolsaydım dönemezdim. Ayrıca, Van’a gittim geldim 2 günlük de olsa. Öncelikle Antoloji Şairlerinden sevgili Orhan Demirtaş ve Demirtaş ailesine, gittiğimiz köy okullarının müdürlerine Feyzi bey, Erdal bey, Erhan Bey başta olmak üzere, Bak hele bak kahvaltı sofrasına, orda o kadar zor şartlarda eğitim veren ve bir kaçını ziyarette bulunduğumuz okul öğretmenlerine, Van Merkez Fatih Sultan İlköğretim okulu Gevaş Yunus Emre İlk öğretim okulu Van Saray Sırımlı İlk öğretim okulu Erciş İbn-i Sina İlk öğretim okulu 75.yıl İlk öğretim okulu, Şehit Öğretmen Mehmet İzdal İlk öğretim okulu Küçükköy İlk öğretim okulu öğrenci ve ailelerine dost hotel arkadas ankara canli at dostkalpler.com yardımlaşma platformu olarak yapmış olduğumuz “Van Köy Okulları” projesinde, desteğini esirgemeyen Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı, Şükrü Boyraz’a Penta Ajans, Murat Çelik’e Nakliye konusunda gecenin 24 ü de olsa hala bizle çalışan Vanlılar Nakliyat’a İkişer adet sıfır bilgisayar ve fotokopisi bağışlayan Eylül Reklam ajansına Yaklaşık 5000-6000 parça giysi gönderen Collezione firmasına Ve kendilerince giysi, kitap, kırtasiye gönderen tüm dostlara Van Valiliği’ne Van yerel basın ve Medyasına Yavru bir Van kedisi hediye eden Feyzi müdürüme, Van’a gitmeme izin veren doktorum Murat İnan’a Hastalığım dolayısıyla ilgilenen THY Van uçuşumuzdaki kabin görevlisi ve pilotuna Varlığını bile bilmediğim ama yanımda olduğunu hissettiren useireiki ss Yenal Karahan hocama, Edip Ayvaz ve grubuna, aklı ben de kalsa da yüreğimdeki heyecanı ve sabırsızlığı bilerek gitmeme göz yuman annem ve babama, Dost kalpler ki inşallah yakında dernek olarak faaliyete geçmeyi umduğumuz yönetim arkadaşlarımızdan Ayşe Toksak Alpan, Mediha Yüksel Çelikbilek ve kardeşime yolculuğumda yanımda olup, her ne kadar sen otur diye azarlasalar da ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM. Bu kadar sevdiğimi ve sevildiğimi bilmiyordum…. Ne dene bilir ki; Allah her şey, gönlünüze göre versin. İyi ki doğdum… teşekkürler ailem. Arzu Altınçiçek |
Ne diye bilirim ki; her şey için teşekkürler
Bir ense traşında açıldı kara tünel... Karanlıktı! Birden küçük elleriyle sarıldı bana Baktım! Üzüm yeşili gözleri vardı Kara sulara düşen ay gibi parlak Eğildim, adın ne dedim Hiç konuşmadı. Karanlıktı! Birden küçük adımlarıyla sürükledi beni Durduk! Nilüferlerin olduğu küçük bir gölde Oyun oynayan çocuklar vardı. Ama hepsi suskun, hepsi isimsiz. Yapraklardan sandala bindirdiler beni Asası elinde yaşlı dede gelene kadar Hepsi göl kıyısına toplandı. Kanlı bir gömlek vardı üstümde Asa kalktı, ve o küçük avuçlar Göl sularını attılar üstüme Yıkandım, arındım. Yaprak sandalımı çektiler kenara Üzüm gözlüm geldi, küçük elleriyle Uzandı ve aldı beni kıyıya. Kelebek kanatlarıyla kuruladılar beni Çıplaktım! Üzerlerindeki gibi beyaz elbiseyi uzattılar Aldım… Dede seslendi; -Sabret kızım, döneceksin. Sadece üzerini ört dedi, Örttüm. Manolya ağaçları vardı Kokusunda uyuduğum. Saçlarımı okşadı bir el Öyle ağırdı ki uykum Gözlerim açılmadı. Kuş sesleri vardı ve akan sular Başka sesler karışmaya başladı. Seslenen üzüm gözlüm sandım, Bakmak istedim. Göz kapağımın siyahında Her şey uzaklaştı Küçük elleriyle gülerek yolladılar beni Yine karanlık tünelde Bilmeden gittim, uzakta görünen ışığa Saçlarımı okşuyordu biri Gözlerimi açtım -Abla iyi misin, her şey bitti dedi Can yarım, kardeşim. Saçlarımı açtım Gizledim, ensemde açılan gizli mabedi Şimdi; Hayata bakmayı öğrendim Ve tercihlerin –önce benden- başladığını Kırılganlıkların gereksizliğini Kavgaların saçmalıklarını Savurganlığı bıraktım bana verilen beyaz örtüde Rengarenk suratlarda, gülüşlerin yalanını, öğrendim. Ya da durgun yüzlerde, kim bilir ne sıkıntılar var! Diyebildim. Hayatın ben olmazsam HAYATIM olmadığını biliyorum artık. Bir o gün doğdum hayata, Bir de bugün yeni yaşıma. Otuz yedi sene önce mi ameliyat olsaydım ne… Yine de iyi ki doğdum dimi yaaa…. Sizleri seviyorum Gelenlere, tüm telefon açanlara, mesajlara, adını antolojide bilmediğim ama şiirlerimi severek takip eden dostlara, aileme, hemşirelerime, doktorlarıma, yahoo grup arkadaşlarıma, Radyomedcezir ekibime, Dost kalpler ve Ağ-17 derneğime, manevi kardeşlerim Gülay ve Tolga’ma….hepinize teşekkür ediyorum. En çok da o yeşil gözlü çocuğa, Karanlıkta tuttuğu eli için, belki de kaybolsaydım dönemezdim. Ayrıca, Van’a gittim geldim 2 günlük de olsa. Öncelikle Antoloji Şairlerinden sevgili Orhan Demirtaş ve Demirtaş ailesine, gittiğimiz köy okullarının müdürlerine Feyzi bey, Erdal bey, Erhan Bey başta olmak üzere, Bak hele bak kahvaltı sofrasına, orda o kadar zor şartlarda eğitim veren ve bir kaçını ziyarette bulunduğumuz okul öğretmenlerine, Van Merkez Fatih Sultan İlköğretim okulu Gevaş Yunus Emre İlk öğretim okulu Van Saray Sırımlı İlk öğretim okulu Erciş İbn-i Sina İlk öğretim okulu 75.yıl İlk öğretim okulu, Şehit Öğretmen Mehmet İzdal İlk öğretim okulu Küçükköy İlk öğretim okulu öğrenci ve ailelerine arkadas arayan bayanlar kadin ariyorum at dostkalpler.com yardımlaşma platformu olarak yapmış olduğumuz “Van Köy Okulları” projesinde, desteğini esirgemeyen Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı, Şükrü Boyraz’a Penta Ajans, Murat Çelik’e Nakliye konusunda gecenin 24 ü de olsa hala bizle çalışan Vanlılar Nakliyat’a İkişer adet sıfır bilgisayar ve fotokopisi bağışlayan Eylül Reklam ajansına Yaklaşık 5000-6000 parça giysi gönderen Collezione firmasına Ve kendilerince giysi, kitap, kırtasiye gönderen tüm dostlara Van Valiliği’ne Van yerel basın ve Medyasına Yavru bir Van kedisi hediye eden Feyzi müdürüme, Van’a gitmeme izin veren doktorum Murat İnan’a Hastalığım dolayısıyla ilgilenen THY Van uçuşumuzdaki kabin görevlisi ve pilotuna Varlığını bile bilmediğim ama yanımda olduğunu hissettiren useireiki ss Yenal Karahan hocama, Edip Ayvaz ve grubuna, aklı ben de kalsa da yüreğimdeki heyecanı ve sabırsızlığı bilerek gitmeme göz yuman annem ve babama, Dost kalpler ki inşallah yakında dernek olarak faaliyete geçmeyi umduğumuz yönetim arkadaşlarımızdan Ayşe Toksak Alpan, Mediha Yüksel Çelikbilek ve kardeşime yolculuğumda yanımda olup, her ne kadar sen otur diye azarlasalar da ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM. Bu kadar sevdiğimi ve sevildiğimi bilmiyordum…. Ne dene bilir ki; Allah her şey, gönlünüze göre versin. İyi ki doğdum… teşekkürler ailem. Arzu Altınçiçek |
Geciktirmedin
Geciktirmedin Çok değil gidişin Ya ağustos- ya ekim Ne farkeder Sen ki Düşlerimden düşerdin Güneş kustukça geceye Güneş sen sıcağı Ben ki Senden yanık Çok değil gidişin Ya sen tenimde- ya gölgen Ne farkeder Ben ki Avucumla çizerdim Sevişmeni tenime Sen ki Başka bedende Depremlerde Gidişin Ve Ecelin tutması elimden Ölüme çeyrek kala… Bak Ge-cik-tir-me-din Ekim -2004-İzmir Arzu Altınçiçek |
Geç Geldin
Geç geldin gözyaşlarım Tüm kara bulutlarım gökkuşağının ardında kaldı Gökkuşağı kahkahaları oldu yağmur bulutlarımın Bulutlar kirpiklerimden kaydı Günümü boğamadı çatık kaşların Oysaki hilal kaşlarında *******im Yıldızlarında düşlerim vardı.. Onlar bile dünde kaldı Şimdi avuçlarımda kar taneleri Pamuk tarlası gökyüzü Çocukluğumdan kalma peri masalları dilimde Şimdi tadını almakta dilim elma şekerimin Yüzümde leblebi tozları Cebimin ucundan sarkar mendilim Yılların izi için saklamalıydım Büyüdüğümde sıkıntılı anımda Çocukluk terimi En saf gözyaşlarımı sürerdim yüzüme Geç kaldın işte geleceğim Anılarım senden daha önce düşmekte önüme Yarı tebessüm dudaklarımda Kısık gözlerim anılara açılan sayfada Geç kaldın terkedilişlerim Ben çocukluğumla....mutluluğumla Yanyanayım sevdalarımla. Arzu Altınçiçek |
Ne farkeder
Gözlerini kapat Yavaş yavaş soluklan Ve rüzgarı dinle Karcığar makamında Omuzlarında ki tüm yük Bir gömlek gibi çıksın üzerinden Ayaklarına çarptıkça tuzlu su Serin serin Beynindeki uğultuların yerini alsın Karanlık bir mağarada Damla damla düşerken yankılanan Gizem …..Şıp-şıp Bırak kendini Alıp gitsin bilinmeyenler Bildiklerini düşün Ne verdi Öyle bir eşikte duruyor ki hayat Sıfır noktasında Dört yön birbirine girmiş Ve güneşin batıdan doğduğu Gökyüzünden çiçeklerin sarktığı Zamansız dilimlerde düşle kendini Renk çarkı yitirmiş olsun tüm rengini Herşey belirsiz İnsanlar ne siyah ne beyaz ne sarı Şeffaf Baktın mı içi görünsün Uzandığında sabahlara Yeniden başlasın o gün hayat Dün düne gömülsün Ve her gün yeni bir ad alsın gülüşün Bugün Temmuz ol mesela, Yarın Eylül Ne farkeder Dipsiz bir kuyuya kus içinde kalan o –keşke-leri Kuyuda yıldızlar olsun kıpır kıpır Vahşi balıklar gibi yoketsin pişmanlıkları Gözlerini kapat Peri kızı başucunda Başak saçlardan örülü hamağına Seriyor papatya yapraklarından çarşafını Gökyüzünde ki pamukları çalmış Dolduruyor düş yastığını Ay’dan bir ısırık almış küçük kağlumbağa Sırtına yüklenmiş Usul usul taşıyor geceyi gözlerine Gözlerin kapalıyken Melekler yüzünde ki gülüşü çizsin Mor menekşelere Dört yapraklı yonca düşmüş suya Hayal et Nilüfer’in kıskançlığını Bir çift kanadı çal turnalardan Yağmuru topla saçlarına Tüm nefesinle üfle rüzgarı Ve var gücünle çarp kollarını sulara Dev dalgalar yarat Olanca sesinle bağır Sağır edercesine kulakları Sıçrayabildiğin kadar yükseğe Atlayabildiğin kadar uzağa Kazabildiğin kadar derinliklere dal Ne farkeder Seni yorar sadece nankör hayat Hadi Derin bir solukta azad et Dünya halini Bırak kendini boşluğa.. usul usul.... Şimdi Aç gözlerini Yorgun yüzüne bak aynada Haksız mıyım Senden başka sen var mı karşında! Arzu Altınçiçek |
Geç Kaldın
Suskun kalemin bu sabah Yorgunluğun mu kaldı katran gecenden Yıldızlardanmı aşıp geldi özlemlerin Çok uzaktamıydı dünlerin Geç kaldın sevdalarıma Yağmurlarla yağdırdım ardından özlemimi Taşan sulara döküldü ismin dudaklarimdan Savrulan rüzgarlara bıraktım hasret kokunu Çöldeki kum fırtınalarıydı saçların Saçların savruk Gözlerinde harareti hayali suyun Sıcaklığını geç getirdin tenimin soğuğuna Geç kaldın ismini hatırlamama Sabahları içtiğimiz çayı bile unuttum Kaç şekerliydi...simit mi severdin- börek mi Geç kaldın güneşi yakan sabahlara İhanetin erken başladı senin Çekip gitmelerin Acele suskunluğun teslim etmekti beni sensizliğe Tadı olsada teninin dilimde erken değiştin beni başka ellere Sevdam hep ağır geldi omuzlarına Dilin varmazdı söylemeye Gözlerin saklayamazdı oysa Ben yükün değildimki Yüküne omuz verirdim seninle Elinden tutardım zor çektiğin *******in Ben dayanağındım hani Her zorlukta benide alırdın yanına Bensiz sen yarımdın hani.. Geç kaldı gözlerime gözlerin.. Gözlerimde başka izler var şimdi. Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:13 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.