![]() |
Sen Gibi Ayrılıkta Aşkın Eseri
Şimdi bir şiir yazmalıyım geçmişe Ve Okutmalıyım Gelecekteki sevgililere Anlatmalıyım Seni, beni Ve Bendeki SENİ Bilmeli artık herkes Böyle sevmeleri Sonra Yazmalıyım adını ayrılığın Gelecekteki o pütürsüz duvarlara Dili fark etmez Manası, Bütün aşkları içermeli Ama Suçlanmamalı Düşüncesi sevdalıların Herkes yaptıklarıyla bilinmeli Bakanlar Sansürsüz görmeli her şeyi Sonra Sevmeli herkes Ve Ayrılıklar yarında O pütürsüz duvarları süslemeli Dili fark etmez Yürekler hep aynı şeyi söylemeli “sen gibi ayrılıkta aşkın eseri” Ethem Solmazgül |
Seninle Ağlamalıyım
Çocukluğumun öğle uykusunu bulmalıyım gülüşünde Dudaklarına ismimi yazmalıyım Öyle arkandan hüzünle değil Ben seninle birlikteyken ağlamalıyım Ethem Solmazgül |
Seni Sevişim
1) Seni sevişim; Bir bebeğin ninniye açlığıydı. Çığlıklar attım gecenin sensizliğine Sesimi duyamayan bir annenin yokluğunda Titrerken bedenim. Üşüyordum Ama Sen yoktun 2) Seni sevişim; Okyanusları geçip de Bir kaşık suda boğuluşumdu. Ateşe atılan bir kömür gibi İçten içe yok oluşumdu. 3) Seni sevişim; Ani bir karşılaşmada Dilimi yutuşumdu Zerreyi bile fark eden gözlerimin Güzelliğin karşısında Kör oluşuydu. Seni sevişim; Adını koyamadığım bir şiirde Satır satır yok oluşumdu. 4) Seni sevişim; Bir köpeğin gecede uluması, Bir kedinin açlık mırıldanışı Bir kuşun kur yapışıydı belki de. 5) Seni sevişim; Bir anarşistin düzene isyanı, Bir direnişçinin Devrim çığlıklarıydı belki de. 6) Seni sevişim; Hiç kimseyi bu kadar sevemeyişimdi. Ethem Solmazgül |
Sevgin Olmasın Birazda
Üşüyor ayaklarım Çıplaklıktan Yüreğim yalnızlıktan birazda Bilirim Bir çoraba bakar her şey Yüreğimde Sevgin olsa birazda Gel Birazdan Kapanacak tüm kapılar Bak İçerde sesin yok Ve Sen yoksun bilirim O zaman Kim bu yatağımdaki yabancı Şimdi Bir gören olacak Ve Görünecek yalnızlığım birazda Aman Görsünler boş ver Zaten Biz sevişmiyorduk Üşüyordu ayaklarım Ve Yanımda Sen yoktun birazda Artık Kapattım tüm kapıları Boş ver Üşüsün ayaklarım Ve Yüreğimde Sevgin olmasın birazda Ethem Solmazgül |
Sokaktaki Yalnızlık
Yürüyordum, Uykusuzluğumu kaybettiğim sokakta. Issızdı ve sessiz. Bir kedi yalnızlığında Tekmeliyordum pişmanlıklarımı. Bir hıçkırıktı ilişen kulaklarıma, Koşar adım yürüten ayaklarımı. Oradaydı, Çaresizlik timsali Karşımdaydı Ve Ağlıyordu... Dünden geriye Dizlerindeki yorgunluk Ve Kollarındaki Aşk boşluğu Kalmıştı sadece. Adı neydi, Kimin umurumdaydı Ağlıyordu işte Yalnız kalmanın çaresizliğiyle Bir tebessümdü sadece Tüm acılarına ilaç Biliyordu Ve Bir ümitle bakıyordu gözlerime, Ama Bende Ona verebilecek Sadece Uykusuzluğumun sebebi kalmıştı... Ethem Solmazgül |
Şafakta Çıkmalı Yola...
Ben sana aşığım demek o kadar kolay zannederdim ki her an, her dakika defalarca kez diyebilirim zannediyordum ama yanılmışım. İnsan kendiyle kolay yüzleşemiyormuş. Ama ben sana aşığım. Neyi değiştirecekti ki bu şimdi. Geri getirebilecek miydi seni? Boş geliyordu bunları düşünmek. Evet ben sana aşıktım. Doğruluğunu bile sorgulamadan söylüyorum yerli yersiz. Çünkü bitmişti kendimle hesaplaşmam ama bir şey değiştirmemişti. Geri getirmemişti seni bana. Buda bu yüzleşmenin anlamını anlamsız hale getirmeye yetiyordu. Artık bir anlamı kalmamıştı sorulan soruların kendimi aşağılamaktan başka. Kapalı bir kapı ve önünde ağlayan bir ben. Dışarıda kalmış bir kedi halime tek örnekti. Sabahı beklemekten başka yoktu çarem ama sabah olmak bilmiyordu. Kime kızmalıydım bilmiyorum, dışarıdaydım işte tek gerçek bu. Açabilmelerin her yolunu denemiştim ama nafile. Gitmekten başka bir yol görünmüyordu ama nankörlük etmek gelmiyordu aklımı ucuna bir kez bile. Beklemek en doğru karardı ama açılmazdı o kapı bunuda biliyordum. Önemli olan neden kapandığı değildi oysa. Bu sorulacak doğru soru değildi. Kabullenilmesi gereken bir gerçek vardı karşımda. Kapanmıştı kapı bir kere. Nankörlük senin yapacağın fiil olamazdı, nankörlük yapılandı aslında. Bu kapanan ilk kapıda değildi. Yeni kapılara yelken açmanın zamanı gelmişti artık. Sırtın yaralanmış olsa da öldürmezdi bu yara seni biliyordun. Ondan bir ceket elinde koyulmalıydın yola. Yollar senindi artık. Seçeceğin bir yol değil binlercesi vardı önünde. Ya nasip diyip, bir türkü dilinde koyulacaktın yola işte, tutamayacaktı kimse seni. Tam gün ışırken koyulmalıydın, güneşi gülücüklerle karşılamak için. İşte bu sefer sen kendi kendinin kaptanı olabilmek için. Rotaların senin emrinde olması için, pusula senin elinde olması için... Yürü ufuk sonsuz... Martılar tek yoldaşın... Issız gemi Ve Martılar Yeterdi hayatı güzel yapmaya Pembe bir düş Kırık bir kalp Kan revan içinde dudaklar Susuz ve çatlamış Kendi kanının tadıydı dilinde ki Ölümünü kimseler görmeyecek Martılardan başka Umman Derin ve karanlık Pusula kayıp,rotasız Ölüm en son durak Dilde tek kelime Aşk Ethem Solmazgül |
Şiirlerde gider...
Geçmiş burdadır ve sen burda... konuşululmalıdır artık herşey en yalı kelimelerle sonra... susmalıdır herşey, herkes susmalıdır... sonra... gitmelisindir gidersin de... ve geçmiş öylece biter. sen bitersin, kalmaz ben de... senden geriye hiçbir şey kalmaz... elbet şiirler de gider ve şair ölür hiçbir şairirn ölmediği kadar... Ethem Solmazgül |
Yasak Elmadan Sonra
iblis kovuldu cennetten yürüdü... pusu bildi aşksızlığı aşkı acizlik... kovuldukça sevildi sevdikçe kovuldu... Ethem Solmazgül |
Tanrılaşamadım
Sana; beyaz bir gül kadar kusursuz ve okunması herkese yasaklı bir şiir yazmalıydım (bir kalem elimde,ellerin olmadan...) ama bir türlü Tanrılaşamadım... Ethem Solmazgül |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:35 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.