![]() |
Günaydın
Bacası dumansız vapurların beyaz köpüklerinde yüzüyoruz Güneşin hüzün ısıttığı İstanbul pencerelerinden yansırken Gülümsemeyi borç bildiğimiz bahar dallarına dokunup Kucaklıyoruz uzakları yakın söyleten şarkıyı henüz Adı konmamış Gezgin ruhuyla ışıklı izini sürüyen bir salyangoz geçiyor Hatırlatırcasına gelişi, gidişi, yeri… Ve bir ömrün böylesi zorlu yolda öylesine kısa … Sakinleştirip hızla geçmeye çalışan bulutları Kısıp ta gözünün bebeğinde buğulanan hayatları Yenileniyor eski bakışlar Dur zaman -Sızı söyletme gitsin Dipsiz bir kuyu bulup söylenmeli bazen Üstüne aldırmalı geçmişin tüm kertiklerini Tırmanan sularla suçlarını çarpıp Toprak özünden alnına Serinletip serpilmeli filiz toyluğunda Uyan yüzünde duran Duran zaman Bir An Umut masallardan süzüldükçe olgunluğuna Büyüyorum dersin hatta utanmadan yaşlandım Kan(a) malarla yaşlanırsın da Bir sabah uyandığında burnuna çarpan baharla Yaşların silinir bir dalından süzülen soruyla Nerdesin? Günaydın Umut Sensin … 17.03.07 Yasemin Sezer |
Gündelik
Günlerin pazarlığı var pazarda Salıyı alana Çarşamba bedava Pazarlar pazarlık dışı Pazartesiyi atlayana Bir çırpıda Cuma __________Haydi bol kazançlar Gündelik yaşayanlara… 24.08.05 Yasemin Sezer |
Hâlimi Sorsan
bir an için dilendiğim yaşam pınarında tüm çocuksuluğum dokunuyor önce ürkek, sonra sonu gelmiyor ki avucuma can bulacak bir zerre ile duvarına bal çaldığım oynuyorum, yıkılmalara çeyrek kala sıfatların topuyla eksildiğim yerden artıyorum korkmuyorum lâkin yanar gibi susuyorum kaçıyorum hatta son olsun derdi rahmetli dilinden düşene kulak ver dönüşü sille de olsa yolu uğur olsun yeter kıyas değil bu anlamsızlığa hayret, ki temaşa zamansız belki sokulduğum kuzu, ki can pazarında şimdi olmaz öncesi ile ilerisi meçhul savaş tâkatim de pek yok yorgunum hatta karmaşaların yoğurduğu ben'im sorsan... sorar mısın, bilmem ama gelir ise eziyeti zahmetin ağır varsın kalsın sepet kolda, yol nizamda... gocunmam halden anlar serden geçerim yalın bir tad için anla ömür biçenim nefsin âlim hâli sırıtıyor akıl hâli atakta her halimi sorsan... yok vaz geçtim hiç sorma. 20.01.08 Yasemin Sezer |
Hasat
Düş devşirdiğim içime, göç biçtim Tohumlayarak geçtiğim yollardan Meyveler düşerken avuçlarıma Bütün oluyordum yanlışlarımla Sevincime sevgilerim sebepti Dokunulabilir tebessümlerden Geçerken öğrendim Hasat gerçek zaferdi. Kış ortasında kardan duvarlar Kırarmış soğuğu fırtınalar ardından Özüme dokunan doğrularda Düşümden ateş, iç/imde kâr 28.12.06 Yasemin Sezer |
Hazırım Ustam
İki kere iki hala dört Kaldırım taşları kırık Yollar uzun Mevsimler, seneler, dünya Ekseninde ustam Kaynama yüzümüzde Donma sıfır Altında taş Üstünde yaş Güneş, eritiyor ustam Kesem az dolu Kesem az boş Zaman soru Bilemediğim sona mahkum Toprağa amade hazırlıklar Sormazsın Sorsan, hazırım ustam İyi ve kötü Güzel ve çirkin Soğuk ve sıcak Birbirinden doğma Bir kere bir Bir ustam Çam yaprak dökmüyor Kar konaklıyor dallarında Kuşlar evinde Ben Bir kanadım noksan Beni kuş getir ustam En ufacık, küçücük Neredeyse yok denecek Adı ne ise kıy beni Lime lime kıl beni ustam İşte belki o zaman Sözler ardından değil Sen’den saf Akıldan uzak Ben olabilirim Kıldır beni Oldur beni ustam. 29.01.06 Yasemin Sezer |
Hep Böyle
. Kalabalık yalnızlıklar Ebe elinden imam diline Hep böyle... 18.10.05 . Yasemin Sezer |
Hep Hap Hayat
. raf üstü hatıralar karton kutularda tebessüm hüzün arası araları da sevmedik oysa hep hep sancısı söz şiire düşmeden susardık amma anlardık da değil mi hep, sevilir sorgusuzca dedik, demedik olduk, olmadık dolamadık hayatta son olduk sonra hani desek raf ömrü kısaymış hepken hap bu hayat sus kalalım eyvallah söz aramızda bir amma hapı da yuttuk valla 23.12.07 Yasemin Sezer |
Herşey biter demek var
dur adımların eskimeden tenim tapınıyorken teninin yangınlarına herşey biter demek var ya yeniden susmak sus olmak susarken susamak dur gittiğin yerde böylesi bulur musun? bilmediğin yol kolay ardından söyleniyor en içten makam dinliyor musun? dur ne olur hiç birşey başlamaz demek var ya yeniden ölmek ölüp de unutulmak unuturken acımak acı olmak sonunda son olmak duy aşka adımlarım . . . düşmüyor koşuyorum dön sancılarım dökülmüşken yoluna kabul ezerek, üzerek olsun gel 20.09.2007 Yasemin Sezer |
Heybemizde Aşk
menzilinde huzur mutluluğa akran mor menekşe heves öpüşüyor hayat kaçışır silik mahrumiyetler dudaklarımız şahit dalgalı denize iki martı oynaşın koynunda ada heybemizde aşk hediyemiz olsun karmaşalarla yırtınan huzursuz ardımıza an coşku an aşk dev buhran yitmesi olur ancak... 10 10 05 Yasemin Sezer |
Hiç Uğruna
rahat batması yüreğiniz siper durmuş dağlarda kovarken sükûneti an topladınız mı hiç? tereddütle yanışını göğsünüze dokunan elin yalın ayak kış sabahında okşadınız mı hiç? dudak değdirip dantel durusu gözlerin nazara inat akışında söz dinlediniz mi hiç? ve varsın bir hiç uğruna gömleğinizi çıkartıp çırılçıplak aşık oldunuz mu hiç? 27.01.08 Yasemin Sezer |
Hoşça Kal
Gülme sevdamın yalın ayak gidişine Kaçışından ses çıkmıyor diye Adımları naçar değil bilesin Lakin, zor olanda zafer yok henüz Terk etmiyor hala beni ben Sevmeyi ben öğrettim Gülmeyi sen Öğrenmenin neresinden düştük? Ağlıyor ardıma kalan gülümsemene Sevmekten vazgeçmemiş bir ben Sessizliğimi ödünç bırakıp Hatırına güller katıyorum yüzüme Sonbaharın eşsiz nemiyle Yaşlanıyorum içimde Hoşça kal… 29.08.06 Yasemin Sezer |
Hüzün
Konuşurken Ses veriyor yüzün Bende ki haliyle es Hüzün 27.05.06 Yasemin Sezer |
Islağım
Yorganından sıyrıldım Gece'nin Ardımdan üstümden Düş/en Parçaları her yanım Anca aydım Islağım Yasemin Sezer |
İç/im’e
Bugün doğum günün(m) Günün(m) e sarılmak Yırtılanları yamamak için Buz mavisine bulanabilmek Ufak bir tebessüm için Bir an Susabilmen(m) için Bir an için Şiir yazdım(n) İyi ki doğdun İç’im... 18 08 2005 Yasemin Sezer |
İçersin Beni
Sıcak avucunun terinde tuzlanmış balık gibi zıplarım Döne dura Nehirlerine yol ararım Aktığım sazlıklardan denizine Yüzgeçlerimle kaşırım Ensene vardıkça elin Saçlarını okşarım Sus pus kalırsın Anlamazsın Sonra Bir bakarsın zıplıyor avuç içlerinde Bir balık ben/iz Susarsın Su niyetine içersin dereleri avuçlarından İçersin beni…. 04.11.05 Yasemin Sezer |
İki Nokta
Çarpışıyoruz adsız saydığımız yüzlerle Yüzlercesi göz önünde Dolambaç... Sorgularla sıyrılmaktan öte dolanıyoruz Artarak... Çoğalarak... Ve korkmuyoruz... Sordukça Biliyoruz.. Cevap; Aynı sorguda Kime göre? Neye göre? Kendimizle çiziyoruz doğruyu İki nokta arası Hayat. . _____________________. 04.12.05 Yasemin Sezer |
İnadı İnat
ne de çok sevmiş sevdanın yalan hüznünü ve aklın bir türlü doğrulmayan yüzünü alıp da gidesi, durmadan kaçası var sırıtıyor cesaretsizliğiyle tıkıldığı turşu kavanozundan buyrun seyrine deli kızın çeyizinde kornişon var savurdu binlercesini sebepsiz, tartısız düşer kalkmaz bir kalksa aklı almaz ki kaçırmayın sakın sahnede şölen var sıçan deliğinden çıkmaz pembe panjur da sıkmış haklı horoz tepesinde vakitsiz her düşünde bir duvar öter de vurulur vurulur da durulmaz kanatlarında inat var 'Je sui deli' der durur ne yapsın akıllı ya hayat kaçmalara çeyrek kala hatırlar serde fransızlık var. 'bon soir...' 12.02.08 Yasemin Sezer |
İnadına
Kontrolsüz virajlardan çıktım Şantiye tozlarından çıkma Ruhum İnadına ayaktayım İnadına sarmallarım Sarındım Adım adım Tutamacındayım hayat Düşer mi başımın vakur serseriliği Düşündüm Güldüm İnadına sarmallarım Tutamacındayım hayat İnadına 04.12.05 Yasemin Sezer |
İnceden
. . . dev ışık değil diyor inceden güneş yakım saati akım saati akış . . . . - - - - - - - - - - - - - - -titriyorum _____________________________bekliyorum . . . cayır diyor inceden içinden har kor ateş . . . çalakaşık diyor inceden içinde ters yüzüm suretimmiş aşkın akışının . . . . dön gü-l diyor inceden tam yerinden algın yangın aşk . . . . aşk . nefes . aşk . nefes . aşk . nefes . . . . . . Oh diyor mis nefis nefes enfes aşk . . . . İnceden 07 10 2005 . Yasemin Sezer |
İnci
Sımsıkı avuçlarım Akıl üstü tempolarım Derdime ritim tutuyor Kalp atışlarım... Uzunca bir hikayeyi Bitirmemek üzere anlatıyor Toz pembe yarınlarım... Sığmıyor içim Boğaz sularına Taşıyor penceremden Arsız dalgalarım... Kumların içini okşuyorum Topluyorum tırnak aralarımdan İstridye soluğundan incilerini Ovalıyorum teninin ziyasını Hasretine gözyaşlarım... Diziyorum incileri Sırayla Bir, iki, üç..beş Geçen ayrı günlerimize Sayı boncuğu dermanım... İnadına hazinem İnadına vuslatım Gerdanımdan sarkıyor Sev/inci oyuncaklarım... Düşündüm de Bereketi ferimizden Gıpta ile dizilen Öte günlerimize Hediyesi olacak Sarmal umudum...; Abislerden fezaya İnci inci..... 29.10.05 Yasemin Sezer |
İntihar demek?
Kaç karınca ezeriz Gülmelerde, gezmelerde Ve bilmeyiz Sinlerini taşırız köselemizde Var sıyırt vahdetini Emelsiz bir amelle Sinende cesaretin Us'unda kabulünle Kalmışsa ardına Bir anan ağlar Gerisi sin başından Yoluna el sallar 29.10.05 Yasemin Sezer |
İstanbul Çocuğu
bu şehrin yar sarnıçlarından dilek çeşmesine süzülen orman özlemli beton çocuğum ser felaketlerinden ak sayfalara yazılan medeniyet yontusu hamur çocuğum kıtalara sabah/akşam sularla düğümlenen seferi topuklu parfüm çocuğum bu şehrin pejmür bataktan ak kardelen gülümseyen tekil kalabalıklarının o yalnız çocuğuyum ben hası kalmamışların tek tas çorbasından içenlerin yedi cet İstanbul çocuğuyum 18 09 2005 Yasemin Sezer |
İyi Bilirdik
adıma yazılan bir sözle soluk buz tahtına kuruldu ünlem ardı nokta tek başına perişan diyecekti manşet ses verecekti do yetmişiki punto yetersizdi doğru an lisan sustu şiirler damlayacak çorağa höl yok gök bildiği değil artık yaş varana toprağa bu har olacak füzen/pelür gök/feza an başka şiirler damlıyor emildikçe peşi sıra hakkı var tadı istim gür pınar marks dinletiyor sözünü kafka hoşgeldin son nefeste son damla düşünce dillenecek; _____Kaç gökten ___Kaç kurudan __Kaç yaştan D Ü Ş T Ü K sözleriyle _________________İyi bilirdik! 10.10.05 Yasemin Sezer |
Kabul
Avaz avaza kurumuş bir çiçek kadar acılıdır Gerçek vurur yüzüne tanrıların dağından Süzülen sularla yıkanmış bir parça Bir sitem tenine yamanmış ruh Asil duruşunda, hüzün tadında Düpedüz ağlamak var Durma Yorgun sırça köşkünden bıkmış Tatlı hayat Yıkın yolların taşlarını Keçiler destek olur azmine Tırmanırsın ateşe, bir bakmışsın Buharla cennetinde Karmakarışık dualarla Sarılmışsın Tüm utançların, zaferlerin Tartının tartmaz tarafıymış aslında Yüzüne vuruldukça kanatan koca gerçek Dengesini arıyorsa sessiz sakin Yıkılmışların adına dimdik dururken koca bulut Anlarsın sebebinin neticesini Vakurca Artık korkmazsın, asla İçine sıkıştığın et kadar aciz olamazsın bir daha Basit bir denklemde zor sayılan sonsundur Dağına naralarla rüzgarlar vururken Ağlamaz, yakarmazsın da Hep bilirsin sonra Var en tatlı gerçek Yok yokmuş zaten Esersin nurun şifası niyetine Yaşlananlar ardına acır bazen Gülersin Varsın Gün doğdu sananlar Şenlensin Ölümle doğmanın tadını ararsın Bir ömür Şarabı kırmızı sanarsın Tadını son Geldim dersin Kanınla yıkanmış toprağa Konuşur Dinlersen Kabul Kabul Kabul 20.09.07 Yasemin Sezer |
Kağıt Bebekler
En sevdiğim oyun Elbiseler kırpmaktı Ne giyerlerse giysinler Büyük gülebilen Kağıt bebeklere 06.04.06 Yasemin Sezer |
Kahve
Kahvaltı sonrası buruk.. Şekersiz kahve, acı olurmuş Unutmuşum. Elim gidiyor iki fincana Tekiyle dönüyor avucuma... Harlı ateşte pişen Köpürmezmiş Unutmuşum. İçiyorum yana yana.. Soruyorum Son yudumda; Kimin eli şekerli? Şekerin kim bundan sonra? 09.07.2005 Yasemin Sezer |
Kalemler
Kalemler kendisiyle savaşan şairlerin ellerinden tükendiler *******in yarenliğine sırdaş dikilen, açar vazifesinde Bir ucu mızrak, diğeri sazdan zirveydiler Tükürüğüyle yarınlara yol akıtan, us tellerini gevşetendiler Yazdılar, çizdiler, karaladılar ki kırıldılar bazı Lakin hiç gücenmediler... Yeter ki vazifeleri emellerine vakıf olsundu, dilediler... Yataya mağlup volkanların yerine sakınımlı çizgiler çizerken kalemler Görevlerini ne çok sevdiler, ne çok sevdirdiler... 06.11.05 Yasemin Sezer |
Kar(g) alar
Kuşkularda uçuşan kuşları Kovalar bostan korkulukları İçinin samanına aldanmayın Tebessümüdür dağıtan kar(g) aları 22.10.05 Yasemin Sezer |
Kara Kedi
gücü aldık akşamdan posasından emdiğimiz balık yağlarından zamane d/algınlıkları titrettik asude pembe patili kedilerin itinalı çatı yürüyüşlerinde umulmadık bir zamanda katranlandık kara yağmurlarda karalanınca kedi gözü balık göremedi bir daha balık kördü kedi k/arada 11.12.05 Yasemin Sezer |
Kavuşurlar Diye
dalgaların köpüğünden doğanın güzelliğine uzakların kulelerden parlayan meşalesine içini yakan kor alevli sele kapılandı Leandros ne kışı geçebildi ne denizi... zaman tanrıçaları Horalara emanet savurdu yüreğini köpüklere olur da bir gün kim bilir belki bugün kavuşurlar diye birbirlerine... 21.10.05 Yasemin Sezer |
Kayalarda Alev
Doğuşum dört köşeli bir aydınlıktı portakal bahçelerinde İyileşmekti ıslak toprak kokusuna bulanmışlığım Tavus kuşlarının miyavlaması ki hala kulağımda Kabuslarımda is bulanmışlığı ve hatta... Dilim varmıyor işte Sol yanağımın ıslaklığı bile söndüremedi bitişini Adalete ihanet değilki davrandığım Davasız bir teslimiyetti hatıralara bandığım Gölgesi bile dumanken şimdi Yalınım da, barakasız kalmışım Tanrılar dağında tüten ateş filizleri Yakışırdı zarif karanlığına tepelerin Kayalar tutuşmaz, alevler akmazdı vadiye Prometheus’un akıl mirası ile Kayalarda alev, kayalarda kahır şimdi 10.02.07 Yasemin Sezer |
Kehribar Moru
Okudum...Düştü...Yazdım... Neden? __ bilmem Bilemediklerime +1........ (inadına rakam) Sarı olması beklenen kehribar.. Neden morarır birden? Ki bu ölü moru değil 'CAN' morudur, Yeniden Hani kırmızıyım ya ben/Karmen Göğünde serpiliverdim birden. Yavaş yavaş çözülüyor; Hani yazınca 'akıl' anlatır ya 'gerçeği' bazen Kehribar... Yüzyılların 'CAN'ı tutulur içinde... Bir örümcek, bir karınca... Neden eylülde tutan 'can' olmasın içinde... Kehribar mordur artık.. Biliniz.. Eylülde 'can'ını tutturan Karmen’in göğe serpilişidir... ”Mor” diyerek yüzünü sevgiyle gösteriveren.. 11 09 05 ///// bir dostun şiirine ithafen....//// Yasemin Sezer |
Kendime
Dürüst çalmaları yosunluyorum Kahbe bir terkin ardından ___haksızdım Yanılırdım bilirim Bile bile lades derdi babam Bile bile yanıldım Duysun cümle adam Kah bükük boynum Kah dikik Şehrazat gözüm var da Kimle adım/Asıl kim gedik Yavan sevişler/sevişmeler Kuruyan dudaklarım değil Dakikalardı yitik Geç zaman geç Arkandan bir kuru el sallarım _____Çok Geç Dönüp de bak ardına Ağlamadım Yaşlarımı avutmadan Yaşıma bulaştın Büyüt zaman büyüt Kocaman oldum Yoluna gam bağladım Kırgınım Kendime ____Kendi kendime ____Çok Geç 09 09 05 Yasemin Sezer |
Kendisi Biz
Durduralım şarkıları Dışarı çıkıp yürürken Yavaşça Sonrası son gaz Dönüşsüz Notalar danssız anlamsızsa Görünür Baktığımız her yer Kırmızı çilek bahçeleri Eğilelim çimlerin özüne Solucanlara gizini Yağmurların sözünü Gerçekliğimizin notalarıyla Verelim dönüşsüzlüğü Ben senken ne çok senim En az zerren kadar en çok benim Karışmasın aklınız Ben senim, sen de ben Mesele, notalar, sözler Tüm sırlar O kadar basit O kader içinde biz Alemlerin büyüklüğü Çözülüyor solucanın kulağında Eğilmeyi öğrenmekle Alimlik basit Ritmin kendisi dönüş Şarkılarla dansın Kendisi biz 23.06.06 Yasemin Sezer |
Kesik iki saat
erken gelen geceye mavi mumlar yaktım kokulu pilli radyo Zeki Müren Emel Sayın uşak makamı boynu(m) bükük uzun kelimeler sarkık dökük maviye titreyen duvarlarım sokak lambasından gölgelerim var bira da bitmek üzere gece uzun belediye çalışıyor hiltiler gar-gur nasip buymuş ne yapayım? neyse ki uykum da var iyi ******* tayf(ım) iyi ******* 30.09.05 Yasemin Sezer |
Kıpraşma
Ayrılığımız bile lapa Sayenizde Sevgili tual kafa Paletimde bir bulamaç Ressam Bıkkın Kanım da tiner Bezir yağı tenim Gülme Gülme diyorum İki fırça ve İşin tamam Kalmış gibi bulanmadık yerin Sallamaktayım spatula Boşa __________Boş Sanki Picasso ruhumla Çıkacak da bir Guernica Şaşıracağız Boşa _____________Boş Dur Hele 2 dakika _______Kıpraşma 06 09 2005 Yasemin Sezer |
Kıvırcık Saçlı Kadın
Kıvırcık saçlı kadını sevdiler. Hem de çok. Kadınlığını siyah çantasında taşırdı. Evden çıkarken cebine okaliptüslü bir şeker atardı her sabah. İlk sigara bitiminde atardı ağzına Vapurun açık hava müzesinden seyrederken İstanbul’unu. Asla kadın olamayan İstanbul’unu... Her mevsimi ilk aşkın öpücüğüyle kucaklar. Her mevsimin ilk meyvesini mutlu bir dilekle tadardı. Kadınca bakamazdı bir türlü. Ya da o öyle sanardı. Hep bohemdi bu kadın. Bohemliği gözlerinde saklı, buğulu bakardı. Buğulu da görürdü. Sivrilikler hep yuvarlanır, Şirinleşirdi gözünde. Güller hep dikensizdi. Yazılar yazardı vapur köşelerinde, Otobüste, kafelerde, yolda yürürken, yatakta uyurken. Kalemli, kalemsiz... Kedileri severdi kıvırcık saçlı kadın. Onlarla uyurdu çoğu kez. Mırıldanmak isterdi. Başaramaz, mırıldanan kedilerin ninnileriyle uyurdu Huzurlu huzurlu... Kolay üşürdü. Kolay yılmazdı. Üşümeyi severdi. Titrerken nefesini duyardı. Herkesi severdi kadın, her şeyi... Sevgisine aşıktı çoğu. O “aşık” olamazdı. Sevgi avuçlarından aksa da aşık olamazdı. Aşk çok büyük, çok büyüktü Ya da bir o kadar da küçük. Aşk balonunda uçardı da dışarıdan göremezdi. Damarında dolanan bir hücreydi de yerini bilmezdi. Kadın çok sevildi, sevemediği hiç olmadı. Aşkı toprağa gömecekti bir gün, Korkmadı. 2003 Yasemin Sezer |
Kız(ıl) ın Dansı
uzunca bir hikayeyi anlatıyor çam titreşirken dalları usul usul uzaklardan flüt sesi eşliğinde toprak yaşından tütüyor buram buram canım’a diyor ____can! bir kızla başlıyor masal uzun saçları kıvırcık kızıl tan’dan yanan dans ediyor…. beyazlar içinde salınan incecik bilekli kapalı gözlerle çıplak ayak doğumuna topraktan bereketine ıslak yağan bahara şükrediyor kıvrılıyor sağ bilek sonra sol “S” ler çiziyor bulutların siluetine göz ucundan flütün sesten uzanan mutlu ziyası yansıyor beyazlar içinde kıvranan kız(ıl) a belinden avuç içlerini topluyor ulu göğe sunarcasına yağmuru aşk’a iade dönüyor dönüyor tiz tınlıyor…. kız(ıl) göğe, gök kız(ıl) a….. ________şükran damla damla dans… dinle… çam eğiliyor, titriyor kızıl dönüyor, durmuyor avuç yere, avuç göğe… gök damla…damla… flüt sesiyle resmediyor adı şükran olan tuvali ağlıyor susuyor ardına kalanlar izliyorlar ağlamak nedir, nedendir? anlıyorlar… çamdan (sa) kız kızıldan sema(h) g/özlerden yağmur dönüyor dönüyor . . . . . . düşüyor… damla…damla… ________________________fark ettiniz mi bugün yağmur var? 04.11.05 Yasemin Sezer |
Konuş
şu serin sonbaharın tenimde yangınlardan korla kavrulan iç derecemsin konuş... aralık penceremden sokulsun boynuma uzanan avuçların kulağımda nefesin dokunsun konuş... anlat yedi yaşının doğum gününün ilk aşkının mutunu an(lı) yorum konuş... susma koca bir konçertonun son la sesinden suya düşen ilk damlaya ak konuş... susma vahana sus/adım konuş... 05 10 05 Yasemin Sezer |
Korku
Gök gürledi 2 kedi başbaşa verdi Korkuları sehpa altına gizlendi Oysa sevmezlerdi birbirlerini Korkuymuş birleştiren Gecenin bir yarısı Beklenmeden gelen sevgiyi 06.08.2005 Yasemin Sezer |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:49 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.