![]() |
Hazreti Şah'ın Avazı
Hazreti Şah'ın avazı Turna derler bir kuştadır Asası Nil deryasında Hırkası bir derviştedir Nil deryası umman oldu Sarardı, gül benzim soldu Bakışı aslanda kaldı Dövüşü dahi koçtadır Nerde Pir Sultan'ım nerde Özümüz asılı darda Yemen'den öte bir yerde Daha Düldül savaştadır Pir Sultan Abdal |
Hele Bir Yol Sefa Geldin Desene
Böle midir sizin ilin töresi Hele bir yol safa geldin, desene Geçer bu güzellik sana da kalmaz Hele bir yol safa geldin, desene Öl dediğin yerde ölürüm , derdin Kal dediğin yerde kalırım, derdin Her derdine derman olurum, derdin Hele bir yol safa geldin, desene Sarardı gül benzim ayvaya döndü Hakk'ı söyledikçe müşkülüm kandı Ayrılık ateşi sinemi deldi Hele bir yol safa geldin, desene Yatarım Muhammed, kalkarım Ali Gittiğimiz on'ki İmam yolu Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hele bir yol safa geldin, desene Kırmızı güller solmaz mı sandın Pir Sultan Abdal'ı gelmez mi sandın Bir safa geldin de demez mi sandın Hele bir yol safa geldin, desene Pir Sultan Abdal |
Her Sabah Her Sabah
Hak peyik yollamış selam eylemiş Her sabah her sabah yalvarır kullar Onlar da özünü Hakk'a yetirmiş Her sabah her sabah yalvarır kullar Uymayasın kör şeytanın sözüne Dön gidelim Muhammed'in izine Kul olanın uyku girmez gözüne Her sabah her sabah yalvarır kullar Uyuma ki Muhammed'i göresin Yaradan Allah'tan kısmet alasın Günahlıysan günahsızdan olasın Her sabah her sabah yalvarır kullar Nuh'u Nebi ile kaldık gemide Tabip gerek bu yarama em ede Kimi kilisede kimi camide Her sabah her sabah yalvarır kullar Pir Sultan Abdal'ım hayal düş gelir Her gün bahar gitmez bir gün kış gelir Yaradan'a yalvarması hoş gelir Her sabah her sabah yalvarır kullar Pir Sultan Abdal |
Her Sabah Yüzüme Gülme
Her sabah her sabah yüzüme gülme Kalbinde Hakk'ın yok dilinden gayrı Adet eylemişsin dara durmayı Alnında günah çok terinden gayrı Dil ile her yola varmak istersin Varıp o dil ile geri dönmezsin Hak cemine varıp Hakk'ı görmezsin Karşında kız ile gelinden gayri Kız, geline bakan sofu değildir Kalbinin ecesi safi değildir Gelme sen Hak ceme yeri değildir Gelsen de yerin yok külhandan gayrı Derde düş oluben derman ararsın Nereden gelip de nere gidersin Her geldikçe sen yüzüme gülersin Gerçeğin görmedim yalandan gayri Pir Sultan Abdal'ım hakkına bakar Kamil olan çatlar gönlümü yıkar Kötünün kokusu komşuya sızar Gelse hayrın görmez şerinden gayrı Pir Sultan Abdal |
Hey Erenler
Hey erenler bir hayale uğradım Gafilim bu yere geldim bu gece Garip düştüm kimse bilmez halimden Kadir Mevla'm eyle yardım bu gece Katar katar zibalar, sen ben güzel Yaran güzel sohbet güzel cem güzel Doldur doldur doluları sun güzel Sanırım Kadir'e erdim bu gece Bülbül gibi şakır m'ola dilleri Sema döner kadeh tutan elleri Firdevs bahçesinde gonca gülleri Aklıma geldi de derdim bu gece Pir Sultan'ım faş eylemez bu sırrı Etrafımız aldı ihlasın kızı Huri midir melek midir her biri Sanırım Cennet'e girdim bu gece Pir Sultan Abdal |
Hızır Paşa Gibi Zalim Var İse
Hızır Paşa gibi zalim var ise Ne yapayım benim de bir ahım var Senin tuğlu padişahın var ise Benim arkam kalem bir Allah'ım var Şol icra Tanrı'sız yatmaz uyumaz Kimsenin hakkını kimseye komaz Hünkar sağır olmuş ünümü duymaz Masumlar boğdurur padişahım var Gönül verdim ikrar verdim Haydar'a Geçmem beni etseler pare pare Irafızı diye çektiler dara Acep benim bunda ne günahım var Pir Sultan Abdal'ım yed-ullahımız Batına hükmeder padişahımız Sahip çıkar miskin kul'Allah'ımız Şefaat edecek güzel Şah'ım var Pir Sultan Abdal |
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Arzuladım size geldim Hünkar Hacı Bektaş Veli Eşiğine yüzüm sürdüm Hünkar Hacı Bektaş Veli Pir elinden dolu içtim Doğdum elinize düştüm Ak cenneti gördüm geçtim Hünkar Hacı Bektaş Veli Güvercin donunda duran Cümle eksikler bitiren Beş taşı şahit getiren Hünkar Hacı Bektaş Veli Kırk Budak'ta şem'a yanar Dolusun içenler kanar Aşıkların sema döner Hünkar Hacı Bektaş Veli Bahçende gördüm gülünü Erenler sürsün demini İmam Rıza'nın torunu Hünkar Hacı Bektaş Veli Balım Sultan er köçeği Keser kılıncı bıçağı Cümle erenler gerçeği Hünkar Hacı Bektaş Veli Pir Sultan'ım gerçek veli Erenlerden çekmem eli On iki İmamın yolu Hünkar Hacı Bektaş Veli Pir Sultan Abdal |
İçeri Gireyim Destur Olursa
Temennaya geldim erenler size Temenna edeyim destur olursa Mürvet kapıların bağlaman bize İçeri gireyim destur olursa Pirim deyü divanına geçeyim Destinizden ab-ı hayat içeyim İzniniz olursa ağzım açayım Bir mana söyleyim destur olursa Talib günahkardır pir meydanında Zülfikar oynuyor durmaz kınında Rehberin önünde pir meydanında Kemerbest olayım destur olursa Rehbere bağlıdır talibin başı Durmuyor akıyor didemin yaşı Arafat dağında koçun savaşı Erkana düşeyim destur olursa Pir Sultan Abdal'ım hey güzel Şah'ım Günahlıyım arşa çıkıyor ahım Pire kurban olsun bu tatlı canım Terceman olayım destur olursa Pir Sultan Abdal |
İkrar Verdim Bu İkrarı Güderim
İkrar verdim bu ikrarı güderim İkrarımdan dönmem yolun ucundan Eksikliğim bilip yoldan kalmadım Tarikim ararım dinin ucundan Gelin seyredelim bad-ı sabaha Yerle gök bend olmuş şemsinen maha Üç bölük turnam çıkmış seyrangaha Ayrılmam katardan telin ucundan Üstümüzde bir nur doğdu dolunmaz Her kula bir sevda vermiş bilinmez Ya Ali bu dünya sensiz olunmaz Çok emek sarfettim la'lin ucundan Yaz gününün suyu bulanık akar Kişi sevdiğine böyle mi bakar Yaz bahar eyyamı bülbül yas çeker Harına dağlattım gülün ucundan Pir Sultan Abdal'ım Muhammet Ali Yardımcımız olsun ol Hızır Nebi Görmeyeli seni del'oldum deli Halini sormazam ilin ucundan Pir Sultan Abdal |
İkrara Da Bağlanmıyor Neyleyim
Sıdk ile Ali'yi severim dedi İtikadı beklenmiyor n'eyleyim Güzel Şah yoluna iverim dedi İkrara da bağlanmıyor n'eyleyim Arz edip lokmayı yiyemiyorlar Günahlı günahın diyemiyorlar Yuyucular meyti yuyamıyorlar Söz çok amma söylemiyor n'eyleyim Hak ile tercüman lokma yenmiyor Her günah sorulup derman olmuyor Anınçün nüfuzlar yerin almıyor Söylesem de dinlenmiyor n'eyleyim Şab ile şekeri seçemiyorlar Hak edip dünyadan göçemiyorlar Günahlı günahın açamıyorlar Şimdi haber anlanmıyor n'eyleyim Pir Sultan Abdal'ım özün yoklamaz Kulum der de pir eşiğin beklemez Ben sofuyum deyü nefes saklamaz Şimdi nefes saklanmıyor n'eyleyim Pir Sultan Abdal |
İlk Yazın Geldiği
İlk yazın geldiği neden bell'olur Gülşeninde öten bülbül daldadır Eyyüb'ün teninde iki kurt kaldı Biri ipek yapar biri baldadır Kişinin çektiği hayırdan şerden İmam-ı Zeynel'e vurdular nişan Tanrı ile bin bir kelam konuşan Ali Medine'de Musa Tur'dadır Şeriat kapısın Muhammet açtı Tarikat kapısın ol Ali seçti Dünyadan nice bin evliya göçtü Anlar da gözetir Mehdi yoldadır Pir Sultan Abdal'ım ölürüm deme Kıl beş vakit namaz kazaya koma Sakın bu dünyada kalırım sanma Tenim teneşirde özüm saldadır Pir Sultan Abdal |
İncinme Gönül İncinme
Türap olup düştüm toza İncinme gönül incinme Tahammül eyle her söze İncinme gönül incinme Türaplık cümlenin başı Üstüne atarlar taşı Daim çiğnenmektir işi İncinme gönül incinme Koy sana kötü desinler Her ayıbına gülsünler Hergün gıybetin kılsınlar İncinme gönül incinme Muhammet Miraç'tan indi Ali'm nur ile boyandı Bühtan Fatm'Ana'ya indi İncinme gönül incinme Pir Sultan'ım geçer aylar Geçinir yoksullar baylar Herkes sıfatını söyler İncinme gönül incinme Pir Sultan Abdal |
İnilersin Dolap Derdin Ne Senin
Ali Ali deyip ne inilersin İnilersin dolap derdin ne senin Sen de benim gibi yaralı mısın İnilersin dolap derdin ne senin Kim söktü getirdi seni yerinden Dağlar taşlar ah eyleyi zarından Sen de mi ayrıldın nazlı yârinden İnilersin dolap derdin ne senin Pir Sultan'ım ahım arşa dayandı Hasret nârı ile yüreğim yandı Yoksa Hüseyin'den haber mi geldi İnilersin dolap derdin ne senin Pir Sultan Abdal |
Kahpe Felek
Kahpe felek sana n'ettim n'eyledim Attın gurbet ile taşımı felek İbtida gülmeyen sonra güler mi Akıttın gözümden yaşımı felek Ben feleği gördüm elde var iken Başım alam gidem derdim er iken Kol kanat bağladım uçam der iken Kırdın kanadımı kolumu felek Bak'a şu feleğin işine bak'a Götürün gömleği istemem yaka Yönünü döndürmüş geliyor Hakk'a Sen melamet ettin işimi felek Pir Sultan Abdal'ım olmuşum hazer Yarinden ayrılan dünyadan bezer Ellere baktım ki salınıp gezer Hemen bana ettin zulumu felek Pir Sultan Abdal |
Kalktı Havalandı
Kalktı havalandı gönülün kuşu Uçmayınca gönül yardan ayrılmaz Suyum ısıtsalar tenim yusalar Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz Ustalar getirin tabutum çatsın Terziler getirin kefenim biçsin Ak göğsüm üstünde çimenler bitsin Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz Düşünce hey deli gönül düşüne Değirmenler döner çeşmim yaşına Cenazemi musallanın taşına Koymayınca gönül yardan ayrılmaz Sana derim sana ey adem ata Daha yol mu gider buradan öte Eyersiz yularsız ağaçtan ata Binmeyince gönül yardan ayrılmaz Pir Sultan Abdal'ım canım cezada Bir candan yarim yok yolum gözede Ecel şerbetinden bir tas bize de Vermeyince gönül yardan ayrılmaz Pir Sultan Abdal |
Karga Konsa Gülistana
Karga konsa gülistana Gülün kadrin ne bilir Kendi kadrin bilmeyen Elin kadrin ne bilir Hal olunca örgüm işler Yollara bezirgan işler Karada yayılan kuşlar Gölün kadrin ne bilir Sofra kıyısın bükmeyen Meydana ekmek dökmeyen Hakk'ın korkusun çekmeyen Kulun kadrin ne bilir Koyun kuzudur meleyen Yapışacak dal olmasa Pir Sultan Abdal olmasa Şalın kadrin ne bilir Pir Sultan Abdal |
Koca Başlı Koca Kadı
Koca başlı koca kadı Sende hiç din iman var mı Haramı helali yedi Sende hiç din iman var mı Fetva verir yalan yulan Domuz gibi dağı dolan Sırtına vururum palan Senin gibi hayvan var mı İman eder amel etmez Hakk'ın buyruğuna gitmez Kadılar yaş yere yatmaz Hiç böyle bir şeytan var mı Pir Sultan'ım zatlarımız Gerçektir şöhretlerimiz Haram yemez itlerimiz Bu sözümde yalan var mı Pir Sultan Abdal |
Kul Olayım Kalem Tutan Eline
Kul olayım kalem tutan eline Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz Şekerler ezeyim şirin diline Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz Allahı seversen kâtip böyle yaz Dün ü gün ol şah'a eylerim niyaz Umarım yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz Sivas illerinde sazım çalınır Çamlı beller bölük bölük bölünür Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz Münafıkın her dediği oluyor Gül benzimiz sararuban soluyor Gidi Mervan sâd oluban gülüyor Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz Pir Sultan Abdal'ım ey Hızır Paşa Gör ki neler gelir sağ olan başa Hasret koydu bizi kavim kardaşa Kâtip ahvalimi şah'a böyle yaz Pir Sultan Abdal |
Leblerinin Balı İle
Gel güzel yola gidelim Adı güzel Ali ile Açlar doyar susuz kanar Leblerinin balı ile İçilmez dolu içilmez Sevgili yardan geçilmez İkisi birden seçilmez Has bahçenin gülü ile Ali'm bana neler etti Aldı elim dara çekti Üstüme yürüyüş etti Elindeki dolu ile Ağaç kuru devran döner Kuş yuvaya bir dem konar Doldurmuş dolusun sunar Ali'm kendi eli ile Erenler lokması nurdur Lokmaya elini sundur Pir Sultan'ım doğru yoldur Ali'm kendi yolu ile Pir Sultan Abdal |
Medet Pirim
Bu derdi kendime derman bilmişim Aşkın şarabına ferman dilmişim Bu derdi kendime derman bilmişim Aşkın şarabını dolu içmişim Her yolun sonunda sana gelmişim Yetiş medet Pirim, yetiş ya şimdi Yetiş medet Pirim Ali, yetiş ya şimdi Dostun elinde gül zordayım şimdi Kadı makamına divan kurulmuş Doğru söyleyenler burdan kovulmuş Cahil ile yol alması zor olmuş Medet pirim Ali yetiş ya şimdi Pir Sultan Abdal'ım Şah'a giderim Yolumdan dönersem serin veririm Hınzır paşa zalım kuldur bilirim Yetiş medet Pirim, yetiş ya şimdi Pir Sultan Abdal |
Medet Senden
Medet senden medet Muhammet Ali Akar boz bulanık sellerde kaldım Yaman zalim olur şu elin dili Söyleşirler bizi dillerde kaldım Kaçma benden kaçma hey kaşı kara Derdine düşeli oldum avara Bir dostum yoktur ki halimi sora Gariplik gurbetlik illerde kaldım Yanarım yanarım tütünüm tütmez Çıkarım bakarım bülbülüm ötmez Çalındım çırpındım ellerim yetmez Dibi bir kararsız göllerde kaldım Farı dedim farı, gönül farımaz Kurudu çeşmimin yaşı silinmez Hava ısınmazsa karlar erimez Çöğenli boranlı dağlarda kaldım Pir Sultan Abdal'ım gülemez oldum Aktı çeşmim yaşı silemez oldum Geçecek yollarım bileme zoldum Kesilmiş kervanım yollarda kaldım Pir Sultan Abdal |
Meğer Bize İmdat Ali'den Ola
Takattan kesildim yoktur ilacım Meğer bize imdat Ali'den ola Derdimin çaresi Ali sen yetiş Meğer bize imdat Ali'den ola Ali'ye ayan ki Hak için buldum Gayretini güdüp kılıcım çektim Kuldan fayda yok imiş bildim Meğer bize imdat Ali'den ola Hakk'a doğru giden Hakk'a ulaştı Dünyaya her bakan kulların şaştı Gezdim dört köşeyi tesellüm düştü Meğer bize imdat Ali'den ola Hayrola Yusuf'un düşünü gördüm Özürüm niyazım Hüda'ya kıldım Mümkünüm kesildi Ali'ye yordum Meğer bize imdat Ali'den ola Pir Sultan Abdal'ım derdim bu imiş Müminin isteği iyi huy imiş Zahirde batında yeten o imiş Meğer bize imdat Ali'den ola Pir Sultan Abdal |
Men Aref Sırrını Kardaş
Men aref sırrını kardaş Bildim sanma bilemedln Ölmeden öl şu dünyada Öldüm sanma ölemedin Göçmeden dar-ı fenadan Samanı ayır daneden Kuş gibi iki kez anadan Geldim sanma gelemedin Boz bazınan kaz kazınan Vaz vazınan vız vızınan Beş vakti bir niyazınan Kıldım sanma kılamadın Gerek gücen gerek kakı Gerek Dürr-i Meknun oku Sen bu amel ile Hakk'ı Buldum sanma bulamadın Mürşit bir ince elektir Ondan elenmek gerektir Benlik bir dipsiz külektir Doldum sanma dolamadın Pir Sultan Abdal'ım pirdir İkrarına duran erdir Cümle sırra aklın erdir Erdim sanma eremedin Pir Sultan Abdal |
Mescidim Mihrabım
Mescidim mihrabım üstad işidir Yola secde kılmak farz oldu bize Bir musahip gerek yola gitmeğe Evliya buyruğu arz oldu bize Pir Eşiği Kabe Muhammet mihrap Özün turap eyle dört kapını yap Şu dünya fanidir hem hane harap Güvenme faniye bahara yaza Cehd eyle halini yoluna uydur Yoluna uymazsa emeğin zaydır Nefsine cellat ol canına kıydır Açılsın güllerin hem taze taze Ser nedir muhabbet canım arzular Yol içinde hesap çoktur gaziler Derdim çoktur yarelerim sızılar Er olan dayanır bal ile tuza Pir Sultan Abdal'ım yola gelince Yolda varlığını ele alınca Dört kapıya kırk makama erince Kim bahane bulur şol kamil söze Pir Sultan Abdal |
Mevlâ'm Çün Yarattı Ahmed'i Nurdan
Mevlâ'm çün yarattı Ahmed'i nurdan(*) İnsan olan gelir nura çevrilir Böyle kurulmuştur bu çarh-i devran Mansur olan gelir dâra çevrilir Yeğin sular dâim engine akar Pervaneler özün odlara yakar Serçe kanda olsa aslına çeker Bülbül olan gelir güle çevrilir Gümanlı gönülde nur mu eğlenir(*) Cennet haricinde hur mu eğlenir Arısız kovanda bal mı eğlenir Arı olan gelir bala çevrilir Bir sürçmekle at ayağı kesilmez Bir suç ile âdemoglu asılmaz Bu yolu erenler kurdu basılmaz Yol ehli kandaysa yola çevrilir(*) Pîr Sultan Abdal'ım yatır hastadır Elinde gülleri deste destedir Âdemoglu bir acayip nesnedir Muhabbetle tatlı dile çevrilir (*) Çün: madem ki (*) Ahmed: Muhammed peygamber (*) Kanda: nerede (*) Gümanli: inanci tam olmayan (*) Mansur: Enel-Hak (Ben Tanrı'yım) sözüyle ün salan Hallac-i Mansur adli sofi, sözleri şeriata aykırı sayıldığından 10. YY'da Bagdat'ta öldürüldü. Pir Sultan Abdal |
Meyil Verme Nasa Murdar Olursun
Meyil verme nasa murdar olursun Dünya kadar malın olsa ne fayda Tutulur dilin söylemez olursun Bülbül gibi dilin olsa ne fayda Bir gün olur çıkarırlar evinden Allah'ın ismini koyma dilinden Kurtulamazsın Azrail'in elinden Dünya kadar fendin olsa ne fayda Yalan söyler kov gıybette sözün var Güvenir gezersin oğlun kızın var Şunda senin üç beş arşın bezin var Dünya kadar malın olsa ne fayda Yalan söyler kov gıybetten geçmezsin Yersin haram helal geçmezsin Kesilir nefesin su da içmezsin Akan çaylar senin olsa ne fayda Pir Sultan'ım bunu böyle vird etti Vardı bir mürşitten el etek tuttu Mürşidin ağırlayan Hakk'a yetti Tutulmaz nasihatim söylesem ne fayda Pir Sultan Abdal |
Mürekkebim Yoktur
Mürekkebim yoktur bir defter edem Yazam da sorayım yarime bari Halden bilen yok ki halim arz edem Bir nusha süreyim serime bari Bari Halil gibi nare atılam Aşkın ateşiyle yanam ütülem Elinde yola kul olam satılam Varam hizmet edem pirime bari Yusuf gibi kuyulara indirsin Kenan gibi şerbetinden kandırsın Sadık dostum beni hem inandırsın Sığınayım Gani kerime bari Çoşkun sular gibi akam çağlayam Sadık dostum yoktur gönül eyleyem Güzel Şah'ı tenha bulam ağlayam Belki derman ede derdime bari Pir Sultan Abdal'ım niyazım Hakk'a Hak cömerttir belki çırağımız yaka Güzel Şah gelmez ki urganım çeke Varam sallanayım darıma bari Pir Sultan Abdal |
Mürvete Geldim
Medet ya Muhammet medet ya Ali Ya Muhammet sana mürvete geldim Karlı dağlar gibi yağdır günahım Ya Muhammet sana mürvete geldim Muhammet'tir Nebilerin aynası Salavat verenin nur olur sesi On sekiz bin alemin Mustafası Ya Muhammet sana mürvete geldim Cennetin kapısı mermerdir taşı İncidir duvarı hikmettir işi Yüz igirmi dört bin Nebinin başı Ya Muhammet sana mürvete geldim Abdal Pir Sultan'ım der Şam'a geldim Şam eli'ze Haydar ben yana geldim Bingan ettim Haydar kapına geldim Ya Muhammet sana mürvete geldim Pir Sultan Abdal |
Nasıl Yar Diyeyim
Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra Coşkun sular gibi çağlamayan yar Gönlünü gönlüme bağlamayan yar Benim şu halime ağlamayan yar Daha ağlamasın öldükten sonra PİR SULTAN ABDAL'ım sürem bu yolu İnsanın kamili olmuşam kulu İster yağmur yağsın isterse dolu Gidem ben ummana daldıktan sonra Pir Sultan Abdal |
Nazlı Yar
Nazlı yare selam saldım almamış Almazsa gam değil almayıversin nazlı yarde bana selam salmamış Salmazsa gam değil salmayıversin İstemem kaşların kara ise de Ciğerden yüreğim pare ise de Melhemi derdime çare ise de Çalmazsa gam değil çalmayı versin Yıktı viran etti gönül tahtımız Ta e, zelden kara imiş bahtımız Böylemiydi ikrarımız ahdımız Gönül hayaline gelmeyiversin Doksana vardı da yüz geçti ise Aradan ahd aman söz etti ise Pir Sultan Abdal'dan vazgeçti ise Bergüzar saldığım elmayı versin Pir Sultan Abdal |
Ne Kadar Bilsen De Bilire Danış
Ne kadar bilsen de bilire danış Danışan dağları aşar mı aşar Danışmadan yola gitse bir kişi Yorulup yollardan şaşar mı şaşar Altın da bir pula olur mu kabul Ehl ile konuş ki olasın ehil Cahille konuşma olursun cahil Kişi itibardan düşer mi düşer Uzak ol canını dişine takın Sözümden mana al darılma sakın Hasmın karıncaysa merdane bakın Gafilen taş başa düşer mi düşer Budur kainatın yekta güheri Kalbi gevher olan olmaz serseri Bir kişi içerse ab-ı kevseri İrfan meydanında coşar mı coşar Pir Sultan Abdal'ım bu böyle olur Herkes ettiğini elbette bulur Alıcı kuşların ömrü az olur Akbaba zararsız yaşar mı yaşar Pir Sultan Abdal |
Ne Sen Beni Unut
Gel seninle ahd ü peyman edelim Ne sen beni unut ne de ben seni İkimiz de bir ikrarı güdelim Ne sen beni unut ne de ben seni Aman kaşı keman elinden aman Sürdük sefasını etmedik tamam Ehl-i irfan içre olduğum zaman Ne sen beni unut ne de ben seni Hem saza mailim hem de sohbete Hem sana mailim hem de devlete Aşkın ile düştüm diyar gurbete Ne sen beni unut ne de ben seni Yarimin cemali güneşte mahı Sana aşık olan çekmez mi ahı Getir ant içelim Kelamullahı Ne sen beni unut ne de ben seni Gitme dilber gitme yüzün göreyim Al yanaklarına kurban olayım Bir emanetim var sana vereyim Ne sen beni unut ne de ben seni Abdal Pir Sultan'ım çektiler dara Düşmüşüm aşkına yanarım nara Bakın ey erenler şu giden yara Ne sen beni unut ne de ben seni Pir Sultan Abdal |
Ne Yatarsın Bülbül Kalk Figan Eyle
Ne yatarsın bülbül kalk figan eyle Çağırıp ötmenin zamanı şimdi Kırmızı gül yeşil yaprakta kaldı Dalında ötmenin zamanı şimdi Benim Şah'ım gelir türlü naz ile Dili tuti kalbi irfan söz ile Kırmızı badeyle cura saz ile Muhabbet etmenin zamanı şimdi Benim Şah'ım gelişinden bellidir Ak elleri deste deste güllüdür Dertli olanların derdi bellidir Derde dert katmanın zamanı şimdi Hoca Ahmet söyle sözünü doğru Akar boz bulanık dağların seli Yanına almıştır kuzu dilberi Sarılıp yatmanın zamanı şimdi Pir Sultan'ım Haydar netti neyledi Sarardı gül benzim ayvaya döndü Dertli olanın derdi belli oldu Merhemi sarmanın zamanı şimdi Pir Sultan Abdal |
Nefes
Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedimmi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedimmi Yemeyenler kalır naçar Gözlerinden kanlar saçar Bu bir demdir gelir geçer Duyamazsın demedimmi Pir sultan ALİ şahımız Hakka ulaşır ahımız Oniki imam katarımız Uyamazsın demedimmi Pir Sultan Abdal |
Neme Yetmez!
Bülbül olsam gül dalında şakarım Öz bağımda biten gül neme yetmez Süleyman`ım kuş dilinden okurum Bana talim olan dil neme yetmez Derviş oldum pir eteğin tutarım Hakka doğru çekilmiştir katarım Baykuş gibi garip garip öterim Issız viraneler çöl neme yetmez Aşk kitabın ele aldım yazarım Yolum Hakk`a doğru çekilmiştir katarım Neme gerek dağı taşı gezerim Karşıda görünen yol neme yetmez Dünyanın ötesi neden malumdur Anında aslına eren alimdir Az yaşa çok yaşa sonu ölümdür Bana hırkasıyla çul neme yetmez Pir Sultan`ım sırrım kimseler bilmez Tevekkül malını erteye koymaz Kişi kısmetinden artuğun yetmez Bana kısmet olan mal neme yetmez Pir Sultan Abdal |
Neyleyim
Bana gül diyorlar neme güleyim Ağlamak şanıma geldi neyleyim Ellerin çiçeği allı yeşili Şu benim çiçeğim soldu neyleyim Bir haber gelmedi Kenan ilinden Uçtu m'ola gövel turnam gölünden Havfım ayrılıktır korkum ölümden İkisi de birden geldi neyleyim Kara yazılmıştır yazılarımız Arş-alaya çıktı sızılarımız İrili ufaklı kuzularımız Firkati bağrımı deldi neyleyim Ulu sular gibi sözüm çağlayan Mahrum kalmaz özün hakka bağlayan Yar bitirmiş yana yana ağlayan Akıbet başıma geldi neyleyim Pir Sultan Abdal'ım kırklar yediler Yediler de bir keşiğe kodular Onlar verdiğini almaz dediler Şu bana verdiğin aldı neyleyim Pir Sultan Abdal |
Neyleyim Dünya Malını
Hü dedem çağırdım gerçek erlere Pirim var n'eyleyim dünya malını Çünkü varacağım kara yerlerdir Ölüm var n'eyleyim dünya malını Hazreti Ali'yi gördüm batında Zülfikar elinde Düldül altında Erenler yanında pirler katında Malım var n'eyleyim dünya malını Gönlümü gönderdim dünya dolaşa Gökten kısmet yağıp kullar üleşe Pirim Ali ile Hakk'a ulaşa Ali'm var n'eyleyim dünya malını Gönlümü gönderdim neye erecek Gönül ile güzel Hakk'ı bulacak Hakk'ın divanına doğru varacak Yolum var n'eyleyim dünya malını Pir Sultan Abdal'ım biçare fakir Mümin bahçesinde bülbüller şakır Muhammet Ali'nin alnında balkır Nurum var n'eyleyim dünya malını Pir Sultan Abdal |
Niçin Gitmez Yıldızdağı Dumanın
Gelmiş iken bir habercik sorayım Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Gerçek erenlere yüzler süreyim Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Alçağında al kırmızı taşın var Yükseğinde turnaların sesi var Ben de bilmem ne talihsiz başın var Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Benim Şah'ım al kırmızı bürünür Dost yüzün görmeyen düşman bilinir Yücesinden Şah'ın ili görünür Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın El ettiler turnalar bazlara Dağlar yeşillendi döndü yazlara Çiğdemler taşınsın söylen kızlara Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Şah'in bahçesinde gonca gül biter Anda garip garip bülbüller öter Bunda ayrılık var ölümden beter Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Ben de bildim şu dağların şahısın Gerçek erenlerin nazargâhısın Abdal Pir Sultan'ın seyrangâhısın Niçin gitmez Yıldızdağı dumanın Pir Sultan Abdal |
Onun Duasını Eden Kim İdi
Erenler sultanı Bağdat şehrinin İptida binasın kuran kim idi On'ki imam koymuş mihrap taşını Onun duasını eden kim idi Doksan üstad gelmiş anı yapmağa Yapıp temel taşların berkitmeğe Bağdat içinden teferrüç itmeğe Gökten kandil ile inen kim idi Uçurdum ben kuşum uçan kuş ile Dolduysa gözlerim kanlı yaş ile Üçyüz altmış başaçık derviş ile Bağdad'a şeydallah iden kim idi Bağdad'ın yaylağın bile yayladı İndi aşkın deryasını boyladı İki cihan fahri dua eyledi El kaldırıp amin diyen kim idi Pir Sultan Abdal'ım zaman farıdı Ahımdan dağların karı eridi Bağdat'tan çıkıp da bir tuğ bürüdü Askerini çekip gelen kim idi Pir Sultan Abdal |
Orda Her Kişinin Dostu Bulunmaz
Çıktım yücesine seyran eyledim Gönül eğlencesi küstü bulunmaz Dostlar bizden muhabbetin kaldırmış Hiç bir ikrarında ahdi bulunmaz Zülüflerin top top olmuş çığalı Rakiplerin hak'dan olsun zevali Bir günahkar kulum doğdum doğalı Günahkar kulunun dostu bulunmaz Kanı benim ile lokma yiyenler Baş ü canı dost yoluna koyanlar Sen ölmeden ben ölürüm diyenler Dostlar da geriye kaçtı bulunmaz Yine karçılandı dağların başı Durmadan akıyor gözümün yaşı Vefasız elinden gitse bir kişi Hakikat ceminde desti bulunmaz Biz de gezer idik irfanda sazda Biz de bulunurduk cem de, niyaz da Bize de gel oldu kanlı Sivas da Hızır paşa bizi astı bulunmaz PİR SULTAN ABDAL'ım destim damanda İsmim koca Haydar, neslim Yemen'de Garip başa bir hal gelse zamanda Orda her kişinin dostu bulunmaz Pir Sultan Abdal |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:53 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.