www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Neyse
Artık biliyorum yalnızlığı.Süpriz değildi bu ayrılık. Pembe bulutlara asılı kalamazdım daha fazla. Hayallerimi de çekemezdi zaten,göğe kurduğum sarmaşık merdivenler. Düşlerle gerçekler arasında gel-gitlerdeyken, sabun köpüğünden bakabildim hayata. İnan, canımı acıtmadı gitmelerin.Sen özgür *******in adamısın,bensiz sabahların. Göğsünde ki deli taylar gibi, dört nala yaşarsın aşkları. Gecenin kucağında, kızıl sevişlerde,kimbilir kaç çeşni bedenden düşmüştür terler tenine.İnan, paylaşmaktan korkmadım seni.Benim olmayacağını biliyordum zaten. Sadece büyümeyi öğretmeni istedim. Yıldız gözlerinde dolunay gibi olgunlaşmayı. Küçük yüreğimdeki büyük ateşten, bir kıvılcım sıçratabilsem gözlerine yeterdi..Yine yangınında kaldı pembe düşlerim, isine bulandı ayrılığın.Yine koru elimde kaldı sevdanın.Sen bilmezsin, külleri bile acıtmakta canımı ya...neyse!

Sakın üzülme sevdam...küçüğün buna da güler geçer..

Sen mutlu ol, bu bana yeter.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gibi
Maviye çalar hüznüm
Biraz uçuk
Biraz asi
İsyan eden okyanuslar gibi.

Yeşile çalan gözlerin
Yosun kokusunda
Cennet resimleri olur hani..
Her tonuna damlamış

Sarıya çalan saçlarına
Hazan düşmüş misali
Biraz kuru
Biraz uzun
Sonbahar *******i

Beyaza çalan yüreğin
Biraz solgun
Biraz yorgun
Titrekliği buzlardan
Kanı çekilmiş
ama ölüme susar gibi


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gidiyor-uz

Baktıkça gözlerime, yabancılaşan bir ben var karşımda. Kirpiklerim birleşirken, o küçük aralığında sen, sen öyle büyüyorsun ki gözbebeğimde, sızısında kayboluyor umutlarım. Aynalar yansıtıyor sen yanımı. Özlüyorum...

– Adım başı, adım başı sen çıkarsın karşıma-

oysa sadece sesinle baş başayım bende olduğundan beri. Kulağımdan kurşun gibi geçer yüreğine dokunan nihaventler. Başkalarına işlediğin kalemin ince ince kanatır dilime doladığım ismini. Satır aralarında sendeliyorum –seni seviyorumlarda- düşüyorum peşinsıra düşlerine...düşlerime. Yitiyorum...

Kıvranıyorum yedi karanfilin girintilerinde. Ah! bu şarkılar olmasa öyle çabuk alışırdım ki yokluğuna.

Seni gördüğümden beri tek renk açar sabahımda, güneşimde portakal çiçekleri. Günlerim sen kokulu. ******* ayaz vurgunu. Buz kesiklerinde uykularım. Yatağımın yarısı depremlerde. Ağlıyorum...

Toprak kaymış da sanki alıp götürmüş tenini tenimden, sular seller altında kaldı hayalin gözlerimde. Ellerim, ellerim ne kadar boş, saçlarım ne kadar dağıldı rüzgarından...ya yokluğun! Bir varmış, bir yokmuş ya hani masallarda. Hep var’ım ol desem? hep varım ol! Bin bir telaş, Susuyorum.

Keşkeler dizilmeye başlandı işte... geç kalınmış zaman kum kum batıyor büyüdüğün gözbebeğime. Canım acıyor, canım.

Arzularım korkularımın gölgesinde. Çıkmaz bir yolun girişinde kördüğümüz. Oysa ipin bir ucu sende, bir ucu bende. Çözmüyoruz, çözülmüyoruz.

Başladı fısıltı kuşlarıyla uyanmaya şehir. Saatler birazdan seni vuracak yüzüme. Manşet gibi yorgun aşkları yüklediğim beyaz bulutlar penceremde. Bense çalınmamış şarkılar söyleyeceğim daha, yazılmamış şiirlerde haykıracağım seni.
Sen! yüreğimde saklım, aklımın yarısı sende.

Ulaşamadığım bir noktada, maviliklerdesin şimdi. Martıların eşlik ettiği bir vapurun güvertesinde. Benim için de bak Kız kulesine, deniz analarına, beyaz köpüklere, başka yüzlere. Sen gibi bakmak istedim bu sabah, sen gibi olmak, sen olmak, ötesi sende olmak. Sen! yasaklım, nefesimin yarısı sende.

Sustuklarım, sevebilme ihtimallerinin ötesinde.

Saat dokuzu vuruyor ve dokuz boğum oluyorsun boğazımda, yutkunamıyorum. Masamda bana bakıyor, şiirlerin çığlık çığlığa olduğu bir gecede avucuma bıraktığın yapraksız karanfiller. Oysa tenimdeki parmak uçlarınla işleyecektim kıvrımlarını, öpersen hani bir gün, yüzümdeki kırmızıyı damlatacaktım üzerine.


Avucumdan düşerken ellerin, keşke...ah keşke, şahit olmasaydım hayallerinin intihar saatlerine.

Gelemiyorsun, gidiyorum...k a r a n f i l l e r a r d ı m ı z s ı r a y a s t a...ö y l e c e


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gidiyorum
Kırık bir cam ardındayım
Ormanda saçlarını tarıyan rüzgarın sesi çınlatıyor odamı
Sözüm ona” İspanyol Meyhane’sinde bir kadın
Çığlık çığlığa şarkı söylüyor”
Şimdi kadınlar sadece ağlıyor
Şişeler boş
İnceden bir sızı var kalemimde
Katlanmış duygularda
Mürekkebim son damlasıyla
Direniyor
Hep biraz daha ses vermek istiyor içim
Ağlarken biraz daha güldürmek başkasını
gidiyorum
beyaz kağıtlar kolumun altına
Kalemim vemasam
Eteğimde soğuk ve acı …


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gittiğin gün
Gittiğin gün
Bitişiydi hayatın

Yarım kalan hazirandı
Dudağıma geçmiş dişlerin sebebi

Göz kıyılarımda
Gel gitlerdi anılar

Tenimde
İçimde
Canımda
Bir gecede
Bir ömürlük candı
Döllenen

Göğsümde
Kanı çekildi aşkın
Umudum
Katıksız beyaz

Kırılan umutlardı
Kirpkilerimden tek tek düşen

Gönül duvarımda
Depremlerdi *******

Elimde
Dilimde
Yüreğimde
Bir gecede
Bir anlık ölümdü
Döllenen

Gittiğin gün
Bitişiydi hayatın

...geliyor
Diğer yarım haziran


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gittim
Gittim
Düşünmediğimi say bıraktıklarımı.
Akıtamadığın yaşları görmedim say
Gamzelerine dolan kırık gülüşlerde
Parmak izlerimin silindiğini say

Sesinin kestiği
*******eydi vedam
Sana değil

Düş yolunda
Kırık yıldızlardı
Kirpiğimde tutunan

Giderken de kadınındım
Çocuk yanındım
Bir o kadar da

Sensiz zamanlarda
Anı diye
Dikenleri topladım

Her batığında
Yüzsüz kırmızıları
Utanmaz tenlerin

Her tende
Sahte ruhları
Aç nefesleri

Kırmızıydılar
Yine de
Kızarmadım

Ben, gelincik büyüttüm
O sevdalarda
Onlar adamlığını

Gittim
Ne ağlayan adam vardı
Ne de ağlanası adam

Oysa
Sazlar arasında
kendini gelincik sanan
O kadar çoktu ki

Hiç bir AŞK
Utanmaz değildir

Not: Gittim ile başlayan bölümler Nedim Saatçioğlu'nun Adamlar ağlamaz isimli şiirinden esinlenerek yazılmıştır. Teşekkürler.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gittin gideli
Gittin gideli aralanmadı bulutlar
Güzel bakışlarında süzülemedim
Yükseklere her çıkışımda
Yakındın bana
...dokunamadım.

Daraldığında nefesim
Gece gündüz sonsuzluğa bakıp dilenirdim
Hani belki baranlar ardında gözlerin doğar
Rüzgarlar gülüşünü estirir
Bir parça sen kokar şu Ekim ayı
...hissedemedim

İki mavi arasında sıkışıp kaldı özlemler
Ne olurdu yakın olanında kalsaydın
Çıplak ayaklarla dolaştığımda
Sıcaklığını, serinliğini hissetseydim
Sahile serpilen dalgaların gözyaşında
Kum taneleri kadar buse kondurabilseydim

Dokunamadığım mavidesin
Haykırsam boşlukta asılı kalır hıçkırığımla isyanım
Uzansam yıldırımlar kırar kollarımı
Ne kadar sessizliğin düşse de damla damla
...yanarım

Dost olduğun yıllarıma karışıyorum
Şakalaşman, kızdırman çınlıyor bazan şimşek gürültüsüyle
Derin bir sensizlik içinde
Dolu dolu seni atıyor sıkışan göğsüm
...yutkunuyorum

Nefesimi tutuyorum
Ne sana can verebiliyorum
Nede canımı alabiliyorum

Not: Gidişinin üzerinden 6 yıl geçti. Bu gün doğum günün/dü. Ben yine o sahilde pastadaki mumları üflediğin 'sen'i görüyorum. Telefonu açsam karşıma çıkacaksın gibi. Erken gittin... çok erken dostum..seni özlüyoruz. biz yaşadığımız müddetçe sen yaşayacaksın kalbimizde.... meleklerle dans et.. bu gün senin günün.. bu gün seni ananların...özleyenlerin günü...

Şimdi bir de adaşın var yüreğimde.. sen ölümde özlem biriktirdin, O ise özletirken öldürdü...rahat uyu can dostum...yitirilen dost yürek!


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:25 AM

Gittin...kaldım
İlk baktığında
gelincikler açtı yanağımda
Farketmedin

Ellerin,
Ellerin sıcaktı
Sesin gibi

Sesinde ‘merhaba’
Sesimde dikenler

Bedenim sönmüş volkan
Nasıl da tutuştu
Küllenen arzuları
Farketmedin

Tenin,
Tenin sıcaktı
Tenim gibi

Teninde yangın
Tenimde Nisandın

Şarkılar dilsiz
Şiirler intiharın eşiğinde
Bilmedin

Benliğim
Nefesinde
Rüzgardı
-ben gidemedim-
................Sen gittin


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:26 AM

Giyinirken
Bluzumun ilk düğmesinde söndü karanlık,
Eteklerime süzülürken güneş.

Saç örgümde saklı kadınlığım,
Yırtmacında çocukluğumla gel git.

Yüksek ökçelerimde telaşta zaman
Aynada süslü püslü bir yüz.

Ben bu muyum?

Diz altına inmiş mavi desen
Gözlerimde acı kahve…

Dudaklarımda pırıltısı akşamki buselerin
Yanaklarım gece kadar solgun

Çözüldükçe saçlarım
Kördüğüm kirpiklerim

Bu ben miyim?

Bu sabah da yabancı şehir
Bu sabah da yabancıyım şehre.

Sahi gülüşümdeki kim?
Gölgemdeki gülüşe sahip kim?

Ellerim yumruk, gözlerim iri
İçimde buruk yanım, dipdiri

Kayboluşuma sebebim miyim ? ! !


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:26 AM

Neyse... (İstanbul)
I
Çıkmaz bir sokağın girişinde
Duyuyorum
Fısıldayan arnavut taşlarını

Meydan okuyor asırlık çınar
İlgisiz gözlere

Yılların üzerine kına yaktığı tulumba
Başı eğik destek alıyor
Kuruyan kuyunun beton gövdesinden

Sonu yok diye insanlar girmiyor sokağa
Hepsi yaşam kavgası içinde

Oysa arada soluklanmak gerekir hayatı

II

Köşe başında
Ahşap bir duvara yaslanmışım
Elimde simit

Siyah beyaz seyre dalmak güzel bu şehri.

Küçük insanlar olta atıyor
Galata Köprüsü’ nde
Yaklaşsam balıklar kaçar
…………Büyür insanlar

En iyisi burada kalmak

III

Suskun sokak lambası
Altında semt delikanlıları
Bir hayal…

Ve gitgide teslim oluyor yıllara
Rum evlerini saklayan
Balat… Fener Yolu

Eski resimlerdeki katipler geliyor aklıma
Sular ud sesiyle oynaşırken
Haliç’ten bir kayık geçiyor
Küreğinden düşen damlalar
Hatırlatıyor kaybolan laleleri
Yok olan huzuru

Misketlerin gölgesinde
Yuvarlanıyor teneke kutular
Karışıyor yoğurtçunun çıngırağına

Kapı eşikleri süpürülüyor
Akşam çökecek ve çekirdek çıtlatacak komşular
Sular dökülüyor çökük kaldırımlara
Gün temizleniyor

IV

Tahta boynuzlarıyla köprü üzerinde beliriyor tramvay
Cadde-i kebir de fötr şapkalı adamların kolunda
İnce belli bardak çizgisinde hanımların topukları eşlik ediyor
Kapalıçarşı’da bakırcıların tak-tuk’larına

Süt güyümlerini taşıyan zayıf atın soluğu
Karışıyor Haydarpaşa’da ki ağlayışlara
Sallanan eller ve mendillerle
Oyun oynuyor beyaz güvercinler
Uçurtmalar takılı
Mihrabad Korusu’nda

Yedi tepe omuz omuza horonda
Beşibiryerdem düşmüş gerdana mavi taşlı Marmara ve Haliç
Eminönü’nde balık ekmek dumanından boğuluyor martılar
Kaçıyor Kız Kulesi’ne

Üsküdar’da bayram havası
Selamsız Yokuşu deseler de kulak asmayın
Selam alıp vermeden geçmez insanlar
Yüzler hep tanıdık, eller hep dost

VI

Sabah sabah ahşap kapı üzerindeki kilit açılıyor
Sarıyer' deki börekçinin
Cankurtaran’da kahvehanede demleniyor çay
Salmatomruk’ta galeta fırınından yayılıyor anason kokusu
Ve Kanlıca eteğine topladığı kar tanelerini boşaltıyor kaselere

Kırmızı geçmiş süzülüyor şerbetçinin semaverinden
Ardında Sultanahmet
Yankılanıyor ezan
Şehirse içli içli akıtıyor yaşını Yerebatan’da
Ayasofya ibadette

VII

Yeni cami önünde insanlar geçiyor ellerinde file
İçinde Vakıf zeytini
Mısır Çarşısı’nın o gizemi ardına sakladığı büyük kapısı aralanıyor
Ve süzülüyor şehir

Küçük bir çocuk fırının camına yapışmış
Üşüyen ellerini ısıtıyor
Yüzünde yalnız gecenin kiri
Bilmem kaç numara büyük ayağındaki takunya
Kenarı telle sarılı
Cebinden ha düştü ha düşecek ezdiği kibrit kutuları
Asfalt yatağında kabuslarını taşladığı sapanı
Boynunda asılı

Sarı damalı taksiler düştü yola
Bir de at arabaları

Ve bir kadın al basmış gerdanıyla
Savurarak şalvarı
Yürüyor hızlı hızlı...
Kümesten yumurtaları alıyor büyük kızı
Eşi kaç yıllık sokak berberinde sinek kaydında
Bu gün bayram sabahı..

Ve bir curcuna başlıyor kentte
Kadın 25 kuruşu koyuyor tezgaha
Sıcak ekmek veriyor fırıncı

Çocuk hala camda,
Geçiyor yanından
….Çocuk başını eğiyor
Kadın durup, geri dönüyor
Ekmeğinden bir parça veriyor

Sıcak ekmek…
Kara ellerinde
Beyaz köpükler gibi
Dumanında İstanbul tütüyor..
…….. düşlerimde eski bayramlar…

……………………Çocukluğum geldi aklıma işte…


VIII

Köşe başında
Ahşap bir duvara yaslanmışım
Elimde simit

Siyah beyaz seyre dalmak güzel bu şehri.

Bana seslenecek anam-babam olmasa da
Kanamasa da dizimde yara
Güzeldi çocuk gibi yaşamak..

IX

Şimdi beni harcayan İstanbul’da
Çocuk olup oynamak vardı ya…

Neyse


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:50 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.